latin amerikan haber yorum

Şimdi ki Latin Amerika: Raúl Zibechi ile Röportaj (2)

Yazan: lahy Ağustos 18, 2006

Şimdi ki Latin Amerika: Raúl Zibechi ile Röportaj (1)

Röportaj Benjamin Dangl tarafından yapıldı.

Gazeteci Raúl Zibechi bu röportajında Evo Morales hükümetinin karşılacağı zorlukları, Bolivya’daki toplumsal hareketlerin gücünü ve rolünü, bölgesel birleşim projelerini, Latin Amerika’daki Bolivaryan alternatifi ve seçim ile gelmiş “ilerici” hükümetleri tartışıyor.

Zibechi Uruguaylı bir gazeteci ve Latin Amerika ile ilgili çeşitli kitapları olan, analizci ve profesor Zibechi şu anda La Brecha gazetesinin editörlüğünü yapıyor. En sonu kitabı Dispersar el poder: Los movimientos como poderes antiestatales isminde ve Bolivya’nın El Alto şehrindeki sosyal hareketlerle ilgili.

BD: Yazılarınızda El Alto’da ki yerel mahalle komitelerin, çok büyük ve bağımsız güçler olduğunu, ve bu gücün kolektif bir biçimde hareket ederek projeler hayata geçirmeye, kararlar almaya yetkin olduğunu söylediniz. Bu yerel komiteler kendi “küçük-hükümetlerini” oluşturarak devlet tarafından doğan boşluğu dolduruyorlar. El Alto’da yolsuzluk, yoksulluk ve en basit kamu servislerin eksiklikleri var. Yerel komitelerin yaptığı katkıları nasıl değerlendiriyorsunuz? Ne eksiklikleri var? El Alto’nun sorunlarını çözmekte başarılı olabilirlermi?

RZ: Başarı darken neyi kastediyorsunuz? Sorun bizim onların ne istediklerini bilip bilmemekle ilgili? Eğer onların; demokratik bir devlet, su, elektrik, ev vs… gibi şeyler istediklerini düşünüyorsak evet bu taleplerde belkide gelecek on yıl içerisinde başarılı olabilirler. Ama inanıyorum ki Aymara toplumu asıl gücünü devleti yok etme inancında alıyor ki bunu da başarmak en az yarım yüzyıl alacak.

Benim izlenimim, El Alto’nun hegomanyacı bir hükümete boyun eğmesi çok zor. El Alto’nun en etkin politik partisi olan Condepa bile gücünü 10 yıl koruyamadı. Öyle görünüyorki çatışmalar Alteños’da (Aymara toplumu daha çok yüksek dağlarda yaşarlar ve bu yüksek dağlara Alteños diyorlar ) kaçınılmaz ve bundan dolayıda yerel yönetimlerin meşruluğu her zaman gündemde olacak bir olgu. Aymara toplumuna devlet her zaman bir yabancı olgu olarak görünecek.

BD: Bolivaryan alternatifi hakkında ne düşünüyorsunuz (serbest ticaret ALBA)? Ne tür zorlukları veya olasılıkları var?

RZ: ALBA’nın şimdilik büyümesini ve birlestirici rol oynamasının zor olduğunu düşünüyorum. Güney Amerikadaki anahtar devletler Brezilya ve Arjantin. Her iki ülke de Mercosur dahil olmayan hiç bir gelişime ilgileri yok ve her iki ülkede halen yeni açılımlara karşı açık değiller.

BD: Morales’in imzaladığı Halkın Serbest Ticaret Anlaşmasına hakkında neler söyleye bilirsiniz?

RZ: Daha çok küçük üreticileri etkileyen mütevazi amaçları olan bir anlaşma. Ama kıtanın bütün ülkelerine çözüm üretecek proje olarak misyon biçilmemesi bir avantaj olarak görülmeli. Böylece ne ALBA ile ne MERCOSU ne de Güney Amerika Ulusları gibi projelerle yarışması gibi bir sorunu yok

BD: Serbest Ticaret Anlaşmaları, bölgenin birleşmesinde nasıl engel oluyorlar?

RZ: Ne yazık ki ticaret ve birleşme el ele gitmiyor. Eğer böyle bir şey oluyorsa da güçlünün zayıfı teslim alması ile oluyor. Aynı Amerika Serbest Bölge Ticaret Anlaşması (FTAA) veya IIRSA’da Brezilya’nın hegomanyacılığı bunlara örnektir. Mercosur’un en önemli sorunu serbest ticaretin kendisidir. Brezilya ve Arjantin arasındaki asimetrilik, serbest ticaret tarafından yaratıldı. Ne kadar çok serbest ticaret olursa eştitsizliklerde o kadar çok olur ve derinleşir.

BD: Bush hükümetin büyük anlaşmalar yerine bölgeye küçük anlaşmalarla yaklaşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunlar FTAA gibi daha geniş anlaşmalardan daha mı tehlikeliler?

RZ: Daha tehlikeli olduklarını sanmıyorum ama aynı etkiye sahip olabilirler. Israrlı bir şekilde söylüyorum ki her şey Brezilya’nın izleyeceği tutuma bağlı. Eğer Brezilya büyük bir güç olmayı arzuluyorsa o zaman ABD ile ortak hareket edecek. Buda Brezilya’nın bölgedeki küçük ve orta dereceli ülkelerle çatışması demek. Ama Breziya Latin Amerikayı seçer ve güçlü bir blok kurarsa o zamanda ABD ile çatışması kaçınılmaz olacak. Tabi ki bunlar Brezilya’nın arzusu ile vereceği kararlar değil. Bunlar iç marketi finans market ile değiştirmekle olabilir. Lula şu ana kadar seçimini yapmadı ama zaman gelecek ki Lula bir karar vermek zorunda kalacak.

BD: Bu tür anlaşmalara karşı daha çok direniş görecekmiyiz?

RZ: Bilmiyorum. Ama bunun direniş için uygun bir zaman olduğunu sanmıyorum. Asıl sorun çözüm üretme öneri getirme zamanı. Gelecek ile ilgili asıl belirleyici olan bu.

BD: Tabare Vasquez iktidara geldiğinde Uruguay’daydım. Sevinç ve umut vardı ülkede. Ama Vasquez hükümeti sözlerini tutmadı ve bir çok sorun ile yüz yüze kaldı. Vasquez’i nasıl değerlendiriyorsunuz? Ayrıca Frente Amplio (su andaki Uruguay Devlet Başkanı) ile ilgili görüşleriniz nelerdir?

RZ: İnsan Hakları ve ekonominin devamlılığı alanında değişiklikler var. Derin ve uzun vadeli değişiklikler çok az. Ülke neo-liberal sisteme alternatif olarak görünmüyor. Vasquez halkın desteğini almıştı ve önümüzdeki bir kaç yıl içerisinde yine alacak çünkü onu gölgede bırakacak ne bir parti nede bir kişi var şu anda.

BD: Cochabamba’daki su savaşı ile Uruguay’daki suyun özelleştirmesi referandumunu karşılaştırabilirmisiniz? Benzerlikleri ve farklılıkları nelerdir?

RZ: Bana göre aynı konu (su) olması dışında hiç bir benzerlikleri yok. Cochbamba zaferle sonuçlanan başarılı bir başkaldırma ki toplum dışına itilmiş insanlar tarıfından kazanıldı. Uruguay’da sadece oylama ile sonuca gidildi ki daha çok bir refleksi bir karardı.

BD: Sosyal hareketler son altı yıl içerisinde seçim zaferlerinin öncüsü oldular. Sosyal hareketlerin bu zaferlerde kaybetikleri neler var? Bu “ilerici” hükümetler radikal değişikliklere kapılarını kapatıyorlamı?

RZ: Sosyal hareketler kaybetmediler, kazançlı çıktılar. İyi ki ilerici ve solcu hükümetler var. Çünkü bu hükümetler baskıcı değiller. Diyaloğa açıklar, bazen insanları dinliyorlar ve bazen de sosyal hareketlerin alacağı kararları alarak hayata geçiriyorlar. Tabi ki sosyal hareketlerin her taleplerini yerine getirmiyorlar. Ama devlet değil gerçek değişiklikleri yapan, büyük kitle eylemlikleri asıl değişiklikleri yapar. Derin değişiklikler yasalar ve kanunlar değildir, gazın veya toprağın bir avuç kişiden başka bir avuç kişiye geçmesi de değildir. Derin ve gerçek değişiklikler bunlardan daha farklı ve karışıktırlar. Örneğin kadınların dünyadaki konumu. Kadınlar iktidarı almadan dünyayı, kendilerini ve hayatı değiştirebiliyorlar. Kadınlar değişti zaman eve gidip temizlik ve yemek pişirme ile yaşamlarını harcamayacaklar artık ama gaz yeniden özelleştirme riski ile karşılaşabilir.

BD: Bölgede seçim zaferleri sonucunda kalıcı değişikliler olabileceğine inanıyormusunuz? Altan gelen bu sosyal hareketleri devlet dışındaki sistemin neresine koyuyorsunuz? Sosyal hareketlere neler olabilir?

RZ: Kalıcı değişiklikler oluyor. Neler olduğunu görmek için bir mahalleye veya bir topluma gitmeniz gerekmiyor. İşsizler, topraksızlar, yerli halk devlete bağlı olmaksızın kendi günlük yaşamlarını örgütlüyorlar. Günlük yaşamın çalışmaktan dinlenmeye kadar bir çok ihtiyacı, devlet kuruluşları aracılığı ile değil halkın kendi örgütleri aracılığı ile oluyor. Ben bunu yeni bir dünyanın sosyal harektler aracılığı ile doğuşu olarak niteliyorum. Bu yeni dünyayı yapabildikleri oranda kuruyorlar, ama kurarkende daha çok kendi hayalleri ve kültürlerini temel alarak yapıyorlar.

Kaynak: http://upsidedownworld.org/main/content/view/392/1/

 

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>