latin amerikan haber yorum

Arjantin’in Unutulmuş Halkı

Posted by lahy 26/08/2006

Ann SCHOLL-Facundo ARRIZABALAGA

Monica Romero 1964′de, ailesi ve komşularının çiftliklerin­den nasıl tahliye edildiklerini ve evlerinin, şeker plantasyonları ve bir rafineri yapmak üzere Patrôn Costa tarafından nasıl yakıldığını anımsıyor. Topraksız kalan ailesi artık tatlı patates, kabak ve tatlı mısır yetiştirenıiyordu ve önlerindeki tek seçenek, toprakların yeni sahiplerinin kendilerine önerdiği işi kabul etmekti. Elli aile bir barakaya yerleştirilmişti ve her birine ücret olarak, aynı şirke­tin sahibi olduğu küçük yerel dükkanda geçerli olan fişler veril­mekteydi. Bugün, bu toprakların sahibi ABD’de üslenen Seabord Şirketidir. Seabord mülkü 1996′da satın aldığında, 6000 işçiyi işten atıp insan gücü yerine makine kullanmaya başladılar. Şimdi işsiz kalan işçiler kırsalı terk edip kentteki sefalet mahallelerine gittiler. Monica’nın Estaciôn El Tabacal Guaranı cemaatine iliş­kin öyküsü Arjantin’in kuzeyindeki Salta bölgesinde yaşayan pek çok yerli cemaatinin de öyküsüdür. British Petroleum ve Tecpetrol dahil petrol şirketleri ve Seabord gibi tarımsal sanayi şirketleri toprakları satın almış, ve bir zamanlar buralarda boy atan onnanları ve doğayı şeker ve GM soya plantasyonları için tahrip ederek yerlileri tahliye etmişti. 10 Eylül 2003 ‘te, Monica’nın cemaatinden yetmiş kişi, topraklarını geri istemeye karar verdiler. Kentteki yoksulluktan kırılmışlardı; ait oldukları toprağı kurtarmanın zamanıydı.

Daha güneyde, Patagonya’da Mapucheler de benzer bir talanla karşı karşıyadır.

1997′ de Benetton, İngiliz Compania Tierras del Sur Argentina S.A.’ dan Patagonya topraklarını 50 milyon dolara satın aldı. Mapucheler 13.000 yıldır bu topraklarda yaşamaktaydı. Benetton’un elinde şimdi 900.000 hektar: Patagonya toprağı var ve Arjantin’in en büyük toprak sahibi konumunda. Çokuluslu şirket, o günden bu yana bu ‘mülkü’ çitlerle çevirdi. 85 yaşındaki Mapuche Dona Calendaria, bölgenin tek kaynağından su getire­bilmek için her gün bu çitin üzerinden atlamak zorunda kalıyor. Benetton aynı zamanda yerel Mapuche cemaatinin nehirden balık avlamak için kendilerinden izin istemesi gerektiğini öne sürüyor. Dahası, şirket bir Mapuche ailesini tahliye ettirdi. İktisadi zorluk­larla karşı karşıya olan Curinanco ailesi, Esquel kentindeki düşük ücretli işlerini terk edip, çiftçilik yapmak için Benetton mülkü önündeki küçük bir toprak parçasını barışçıl biçimde işgal etmişti. Şirket bu arazinin de kendi mülkü olduğunu öne sürüyor. Yerel yetkeler de, turistik atraksiyonlar yaratabilmek için, aralarında Leleque köyünden Dona Calendaria da bulunmak üzere sekiz aileyi tahliye etmeye hazırlanıyorlar. Turistik atraksiyonun ana programını ise, Benetton mülkünün etrafındaki tur oluşturmakta. George Soros ve Sylvester Stallone gibi yabancı milyarderler de milyonlarca dolara Patagonya’ dan araziler aldılar. Mapucheler gelenekselolarak toplumsal ve siyasal yaşamlarını adem-i merke­ziyetçi ve katılımcı bir tarzda örgütlerler. Kendilerini doğanın sahibi olmaktansa, bir parçası olarak görürler.

‘Mapuche- Teheulche insan hakları grubu “ll de Gctubre”, haklı olarak General Roca’nın ‘Çöl Kampanyası’nın halen sür­mekte olduğunu savunuyor. General Roca 1878′ de, “ulusal ege­menlik”i sağlamak için Patagonya’yı yerlilerden “kurtarmak” üzere, bir etnik temizlik seferi yürütmüştü. Binlerce yerli onun emirleriyle katledilmiş, topraklarına da el konulmuştu. Askerler, bu “yerli avları”ndan getirdikleri beher çift haya başına ödüllendi­rilmekteydi. Britanyalılarsa getirilen her yerli kafası için 1 pound sterling ödüyorlardı. Çocuklar ailelerinden kopartılarak Buenos Aires’ deki ailelere evlatlık verilmişti. Melezlenme Avusturalya’nın çalınmış kuşağına çarpıcı bir benzerlik sergile­mektedir. Bizzat General Roca 30.000 hektar yerli toprağına el koymuştur.

Daha da güneyde, ‘dünyanın sonunda’, günümüzdeki adıyla Tierra del Fuego’da, Selk’nam halkları da katliamlardan kurtula­mamıştı. General Roca’nın seferinden birkaç yıl sonra, altın pe­şinde bir Britanya gemisi bölgeye ulaştı. Bir idam mangası tüm Selk’nam cemaatine ateş açtı, “fatihlerle temas onları saldırgan­laştırabilirdi”. Selk’namlar, küçük, kapalı cemaatler halinde özyönetim sistemiyle yaşamlarını sürdürüyor, guanaco (bir çeşit lama) avcılığıyla geçiniyor ve göçer bir yaşam sürdürüyorlardı. Son Selk’nam 1999′da öldü. Virginia Choinquitel  Buenos Aires’in kenar mahallelerinde derin bir yoksulluk içinde yaşamıştı, o, ilk istilacıların gelmesin­den beri sistemli bir biçimde katledilen, zehirlenen ve topraklarına el konan halkının sonuncu temsilcisiydi.

Günümüzde Aıjantin’de yalnızca 500 000 kadar yerli kaldı: Wichiler, Tobalar, Kollalar, Teheulcheler, Diaguitalar, Pilagalar, Choloteler, Chulupiler, Cirriguanolar, Guaraniler, Mapucheler ve Mocovieler. 12 Etnik aidiyetleri çoğunlukla ulusal sınırları aşsa da, bu grupların tümüne Arjantin yurttaşlığı verilmiş durumda. Şi­li’deki Mapuche müzik topluluğu, “Kimkache”, ilk “uluslararası” tumesini, And dağlarının öte yüzündeki Mapuche kardeşlerine seslenmek üzere Arjantin’e gerçekleştirdi.

Arjantin’de “Irk Günü” hala her yıl 12 Ekim’de kutlanır. 500 yıl önce, 1492′de ilk kez bu gün, Cristobel Colon Amerika kıyıla­rına ayak basarak ‘Yeni Dünya ‘ya ırk ve uygarlık getireceğini ilan etmişti. Bu gün, kıta yerlileri için ırk ve uygarlığın sona ermesi anlamına gelmektedir. 150 yıl içinde hemen tümüyle yok edildi­ler; Colon’un geldiği yıl 70 milyon dolaylarında olan sayılarıgünümüzde 3 buçuk milyona düşmüştür. Fetihten günümüze, yerli­ler yürürlüğe sokulan iktisadi doktrinle marjinalleştirilip kovuş­turmalara tabi tutulmaktadırlar. Günümüzde Arjantin’in nüfusu­nun yarısı yoksulluk sınırı altında yaşamaktadır; yerliler sömürü­lenlerin sömürülenleri konumundadır. Topraklarının ve ülkeleri­nin ellerinden alınması sürüyor: işlemleri genellikle yabancı bir şirketin Buenos Aires’ de üslenmiş temsilcisi bir fırma yürütüyor; yerel politikacılarla temasa geçiyorlar, yerel politikacılar hakimle işi bağlıyor, hakim polisle işi bağlıyor, ve yerli ailelerin tahliyesi­ne başlanıyor. Bu yasadışı suistimal, yasalar çerçevesinde ger­çekleştiriliyor ve meşrulaştırılıyor.

Yerli halkların insan hakları grubu, Chaguar, General Roca’nın okullarda çocuklara hala bir kahraman belletilmesi kar­şısında öfkesini gizleyemiyor. Yakın zaman önce, gerçekliklerini Arjantin’e duyurabilmek için, Salta bölgesinden yerli çocukların kaleme aldığı “Size kendimizden söz ediyoruz” başlıklı bir kitap yayınladılar. Ağırlıklı olarak Avrupalı göçmenlerden oluşmuş bir ülkede, “yerlilik” hemen her zaman ırksal önyargılarla bağlantılandırılıyor. Avrupa üstünlüğü ve akılcılığı süregiderken, “Biz” -beyaz, uygar- ve “Onlar” -siyah, uygarlıktan uzak- arasın­daki hattı da sürdürüyor. Hank Wangford bunun örneğini, ‘libe­ral’ İngiliz Guardian gazetesinde yayınlanan bir yazısıyla sergi­lemekte; makalede Salta yakınlarındaki dağlarda yaşayan halkı, koka yaprağı çiğnedikleri zaman büründükleri görünüme atfen, “çita maymunları” olarak tanımlamaktaydı. Ulusal gazete Clarin’in yakın zaman önce yayınlanan bir Pazar ekindeyse, Salta yakınlarındaki Humahuaca yerlileri şöyle betimleniyordu: “Unu­tulmuş miras…Tarihin dışına düşmüş insanlar…(burada) farklıbir yüzyıldan gelmişe benzeyen Arjantinliler yaşıyor.”! Yerliler ya beyaz, ilerici Arjantin’dense geri, yerli Bolivya’nın bir parçası olarak turizm, eğlence ve sanatsal yetileri açısından romantize edilip egzotikleştirilmekte, ender mamuller veya “canlı tarih” olarak sunulmakta; ya da iktisadi kazanç adına maıjinalleştirilip sömürülmektedir.

İspanyol sömürgeciliği zamanında Latin Amerika’nın yerlile­rinin sömürülmesini haklı göstermek için başvurulan ideoloji ve ırkçılık, belki Colon ‘un zamanındakinden daha rafıne ve biraz daha örtük bir tarzda, ancak son derece etkin ve her zamanki ka­dar acımasız, günümüzde de süregidiyor. Irkçılık, Avrupa felsefe­sinin ve Avrupa dünya görüşünün derinliklerinde yatar. Voltaire Amerika’da tembel ve aptal yerlilerin yaşadığını söylüyordu. Bacon, De Maistre, Montesquieu, Hume, ve Bodin yerlilerin aşa­ğı lık insanlar olduğunu öne sürmekteydi. Hegel fıziksel ve tinsel yetersizliklerinin altını çiziyordu. İlerleme, gelişme ve uygarlık psikolojisi süregidiyor. ‘Uygar’ Avrupa, artık ABD’yle birlikte, haksızlığı Tanrı, insan hakları ve ilerleme adına haklı göstermeyi sürdürüyor ve neredeyse bilinçdışı ölçüsünde içkin, ırkçı bir dün­ya görüşünü benimsiyor.

Günümüzde sömürgeci misyonu çokuluslu şirketler üstlenmiş durumda. Monica’nın cemaatinin topraklarını Seabord şirketinden geri kazanmalarının ardından, silahlı polisler tarafından şiddet kullanılarak tahliye edildiler. Tahliye işlemi bizzat, Ava Guarani ‘nin “özel mülkleri”ni işgal etmeleri karşısında çılgına dönen Seabord yöneticileri tarafından talep edilmişti. Yetmiş Ava Guarani tutuklandı, aralarında hamile kadınlar da vardı; bunlar haklarında gasp davası açılarak serbest bırakıldı. 21 Aralık 2004′de adalet için nihai bir çaba gösteren cemaat mensupları, Salta’dan Buenos Aires’e 1500 km.lik yolu yürüyerek Başkan Kirchner’le görüştüler. Dönüşlerinde, toprakları yeniden işgal edip bir kez daha tahliye edildiler. Ata topraklarının 5000 hektar­lık bölümünü kurtarabilmek için hala mücadele ediyorlar

Kaynak: Dünyayı Isıtan Latin Ateşi- Özgür Üniversite Yayınları

 

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 25 other followers