latin amerikan haber yorum

05 Sep 2006 için Arşiv

Morales Hükümeti Hidrokarbon Krizinden Kazanan Taraf Oldu

Yazan: lahy Eylül 5, 2006

22 Ocak’ta devlet Başkanı olan Morales ilk ve en zor kavgasında kan kaybetsede kazanan taraf oldu. Hidrokarbonların ulusallaştırması mücadelesinde muhalefetle girdiği çetin çekişmede, Morales hükümeti fire vermeden ulusallaştırmaya devam yolunda önemli bir adım ileri gitti.

1 Mayıs 2006’da askerlerin gaz istasyonlarına girerek başlatılan ulusallaştirma adımı muhalefeteki sağcı partilerin engellemelerine karşın devam ediyor. En son kriz, devletin ulusallaştırma yönünde yetersiz adım atma nedeniyle çıktı. Hükümetin kendiside, Bolivya’da gaz ve hidrokarbonlardan sorumlu devlet şirketi YPFB’nin kaynak eksikliğinden yetersiz kaldığını kabul ettiler. Bunu fırsat bilen muhalefet YPFB Başkanı Jorge Alvarado’nun imzaladığı bir anlaşmayıda bahane ederek Hidrokarbonlardan sorumlu Bakan Andres Soliz Rada’nın istifa etmesi için soru önergesi verdiler. Verilen önerge muhalefetin kontrol etiği senotada kabul gördü ve Rada görevinden istifa etti. Ancak Bolivya Anayasasına göre son karar Devlet Başkanı Moralese ait.

Soliz Rada Devlet Başkanı Morales’in partisi olan MAS’a üye değil ama özelleştirmeye karşı en kararlı mücadeleyi yürüten ve yapılan kamulaştırmayı ‘yumuşak’ bulan bir bakan olarak muhalefetin oklarını üzerine çekmişti. İstifa mektubunda Rada “Soru önergesinin arkasındakilerin, Bolivya’yı yarı somürge ve 500 yıllık yıkım dönemine götürmek isteyenlerdir” dedi.

Muhalefetin bu atağına karşılık veren Morales, yer altı ve yer üstü kaynaklarının kamulaştırılmasının durmayacağını ve Hidrokarbonlar Bakanı Rada’nın istifasını kabul etmediğini açıkladı. Açıklamasında Morales “Oligarşi örgütsüzlüğümüzü istiyor. En iyi bakanlarımızdan birisini yok etmek istiyorlar ama yoldaş Soliz yalnız değildir, halk onunla” dedi.

Kaynak: http://www.greenleft.org.au/

 

Yazı kategorisi: Bolivya, Genel Haberler | » yorum bırak;

‘Kirli Savaş’ Bakanlarına Af Kalktı

Yazan: lahy Eylül 5, 2006

Arjantin’de bir yargıç, ülkenin eski askeri cuntasının iki mensubuna af tanınması yolunda bir kararı bozdu.

İşkence merkezi olarak kullanıldığı öne sürülen bir atölye
Askeri rejimin muhalifleri gizli işkence merkezlerinde topladığı öne sürülüyor

1976-1983 yılları arasında binlerce rejim muhalifinin öldüğü veya kayıplara karıştığı cunta yönetimi sırasında Jose Alfredo Martínez de Hoz ekonomi bakanı, Albano Harguindeguy da içişleri bakanı olarak görev yapmıştı.Yargıç Norberto Oyarbide, 1990′larda dönemin başkanı Carlos Menem tarafından alınan af kararının anayasaya aykırı olduğuna hükmetti.

Bu karar rejimin en karanlık şöhretli isimleri arasında gösterilen iki eski bakanın yargılanmasının önünü açıyor.Bakanların ilk aşamada iki işadamının kaçırılması ve bu kişilerden haraç alınması ile suçlanması bekleniyor.Özellikle Martinez de Hoz, sokakta saldırılara hedef olmadan yürüyemeyen, evinin önü sık sık eylemlere hedef olan bir kişi. Martinez de Hoz aldığı kararlarla baskıcı bir ekonomi yaratmak ve ordu ve küçük bir seçkinler sınıfının çıkarını korumakla suçlanıyor.

Buenos Aires’teki muhabirimiz Daniel Schweimler, kararın kirli savaş olarak anılan bu dönemin mağdurlarının adalet için verdikleri mücadelede önemli bir adım daha olduğunu belirtiyor.

Geçen yıl da Arjantin Yüksek Mahkemesi, anayasaya uygun olmadığı gerekçesiyle iki genel af yasasını iptal etmişti.

1980′lerin sonunda çıkarılan bir dizi yasa, Arjantinli askeri yetkililerin yargılanmasını yasaklıyordu.

İnsan Hakları örgütleri, Arjantin’de 1976-1983 yılları arasındaki askeri yönetim süresince yaklaşık 30 bin kişinin kaybolduğunu ifade ediyor. (BBC)

Yazı kategorisi: Arjantin, Genel Haberler | » yorum bırak;

Bolivya’nın Gündemi

Yazan: lahy Eylül 5, 2006

Bolivya devlet başkanı Evo Morales, Alman haftalık yayını Der Spiegel’e verdiği bir röportajda, son dönemde ülke gündemini meşgul eden önemli başlıklara açıklık getirdi. Yeni anayasa ile ilgili olarak, geçen günlerde mecliste yerlilerle muhalifler arasında yaşanan tartışmalara istinaden “Bizim kimseyi baskı altına alma ya da dışlama gibi bir niyetimiz yok. Yapacak çok şey var ve anayasanın bunlara temel oluşturmasını bekliyoruz,” dedi. Ayrıca Bolivya’nın yerlileri de kapsayan ve ön plana çıkaran anayasa taslağı için ülkeyi beyazlara karşı ırkçı bir yola doğru sürüklediği ifadesini de faşist ve ırkçı patronun sahip olduğu medyanın uydurması olarak değerlendirdi.

Sosyalizm, eşitlik ve adalet demekse…
Morales hükümetinin en önemli planı olan doğalgaz rezervlerinin kamulaştırılmasının geçici olarak durdurulmasına dikkat çekilmesi üzerine Morales, şu anki yatırım sıkıntısının kamulaştırmadan kaynaklanmadığını, aksine bir önceki sağcı hükümet başkanı Tuto Quiroga’nın 2001 yılında doğalgaz rezervlerine yapılan yatırımları durdurmasından kaynaklandığını belirtti. Bu nedenle Bolivya’da yerli bir doğalgaz pazarının oluşmadığını belirten Morales, her şeye rağmen sondaj çalışmalarına devam edildiğini ekledi. Petrobras şirketinin anlaşmasının yenilenmemesi üzerine Brezilya devlet başkanı Lula ile sorun yaşanıp yaşanmadığı sorusuna karşılık olarak ise Morales, Lula’nın Bolivya ile dayanışma içinde olduğunu, yatırımları durdurmayı isteyenin ise Petrobras yönetim kurulu olduğunu dile getirdi. Basında Bolivya hükümetini baskı altına almak için çıkan haberlere rağmen Lula’nın Bolivya’dan gaz alımına devam edeceğini ekledi.Şili ile yaşanan deniz yolu sorununu ise Bachelet’le yaptıkları görüşme ile olumlu sonuçlandırdıklarını ve 120 yıldır gaz satışı yapmadıkları Şili ile artık gaz alışverişinde bulunacaklarını belirtti. Chavez’in 21. yüzyıl için Venezuela’da sosyalizmi kuracağını öngörmesi üzerine Bolivya için Morales’in ne düşündüğü sorulduğunda ise verdiği cevap, “Eğer sosyalizm eşitlik ve adalet getirecekse, sosyal ve ekonomik sorunlarımızı çözecek her şey kabulümüzdür,” dedi.

Kapitalizm Latin Amerika’ya sadece zarar verdi
Batı basınının en çok işlediği bir diğer konu da, Chavez’in Latin Amerika liderliğine soyunarak kıta içinde bir bölünmeye neden olduğu idi. Bu konuda Morales, Güney Amerika’nın entegrasyonunun uzun yıllardır, Simon Bolivar’dan beri hedeflenen bir proje olduğunu, Chavez’in ise bu niyete ön ayak olduğunu belirtti. Latin Amerika kıtasının son dönemlerde yoğun bir şekilde sola kaymasını da değerlendiren Morales, Bolivya’da adaletsizliğin, eşitsizliğin ve yoksulluğun son derece yakıcı boyutlarda olmasının sonucu olarak, özellikle yerlilerin solda yer alarak eşitsizliğe karşı savaşmayı seçtiklerini belirtti. “En azından eskisi gibi faşist ya da ırkçı diktatörler tarafından yönetilmiyoruz. Kapitalizm kıtamıza zarar vermekten başka bir şey yapmadı,” dedi. (SOL)

Yazı kategorisi: Bolivya, Genel Haberler | » yorum bırak;

Uruguay’da Değişim

Yazan: lahy Eylül 5, 2006

Aslı Pelit – Birikim 203

Latin Amerika’nın en ufak ülkelerinden birisi olan Uruguay’da halk 31 Ekim 200S’te yaklaşık 30 yıl­dan beri faaliyette olan bir sol koalisyon ile yöne­tilrnek istediğini açıkça belirtti ve Frente Amplio (Geniş Cephe) partisi balotaja kalmaksızın diğer iki geleneksel rakibini de farkla geride bırakarak başkanlık koltuğuna otUrdu. Uruguay’ın yaklaşık 150 yıllık kısacık tarihinde ilk defa, Nasyonal (Blanco) ya da Renkli (Colorado) partilerinden birisi yönetmeyecek bu ülkeyi önümüzdeki 5 yıl süresince. Uruguay’ın sosyal ve politik gelişimi oldukça renkli ve nadir denilebilir. Halk -kıtanın birçok ülkesinde olduğu gibi- 2. Dünya Savaşı’nın so­nunda ABD’nin “tavsiye” ettiği ekonomik modele ve bu modeli uygulamak için başa getirilmiş lider­lere karşı memnuniyetsizliğini 19S0′lerin sonunda açıkça dile getirmeye başladı. Sakin ve devletleş­miş Uruguay halkı yavaş yavaş bu statükoya bir alternatif arayışına başladı.

1964′te değişik sivil toplum örgütleri, sendika­ların özellikle desteklediği, bir Halk Kongresi or­ganize ederek bir taraftan kendini hissettiren eko­nomik krize karşı (2. Dünya Savaşı’nın bitişi ile Uruguay ekonomisi bir anda çıktığı zirveden çok hızlı bir inişe geçti) karşı, halkı birleştirmek için işe koyulmuş, bir sene sonra bu grup Ulusal İşçi Konvansiyonu ile değişik işçi sendikalarını bir ça­tı altına toplayarak Uruguay’ın bugün en güçlü toplumsal örgütlerinden birisi olan Ulusal İşçi Sendikasını yarattı. Bu belki de ufak sayılabilecek adımlara, 1962′de Komünist Parti’nin hazırladığı Özgürlükçü Sol Cephe anayasası, Sosyalist Par­ti’nin desteği ile beraber, önemli bir katkıda bu­lundu.

1970′de Geniş Cephe artık bir politik parti ola­rak anılmaya başlandı ve önemli solcu figürlerin katılımı ile daha önce birbirlerinden çok ayrı nok­talarda bulunan sosyalistler, komünistler, demok­ratlar, Marksist ve sosyalist gruplar Renkli Par­ti’den ayrılan ve Geniş Cephe’ye geçen senatör Lelmar Michelini’nin de yönetiminde politik bir güç olarak ortaya çıktı. Ama ancak emekli general Liber Seregni’nin katılımı ve yönetimi ele alması ile 5 Şubat 1971′de gerçek anlamda kuruldu ve ül­kenin politik sahnesine girdi. Aynı yıl yapılan se­çimlerde oyların %18′ini alarak yıllardır devam eden iki partili politik senaryoya karşı halkın des­teğini alan bir politik güç olduğunu ispatladı.

Aynı yıllarda Latin Amerika’nın birçok ülkesin­de başlayan sol ağırlıklı, anti-Amerikan hareket­lenmeler, kıtanın kuzey komşusunu rahatsız et­meye başladı. Milyonlarca dolarlık yatırımlarıyla ABD “arka bahçe”sinde huzursuzluklar çıkartan bu hareketlere karşı, özellikle Şili, Arjantin ve Uruguay için tasarladığı Condor Plan’ı ile bu ül­kelerdeki askeri darbelere ön ayak oldu ve binler­ce örgüt üyesi -veya değil- genci katlederek bu ha­reketlenmeleri durdurdu. O dönemde Dışişleri Sekreteri Henry Kissenger’in söylediği gibi, bu ül­kelerde yaşayan halkın “aptallığı yüzünden kızıl olmaları”nı büyük bir vahşet ile engelledi.

Askeri darbe, 27 Haziran 1973′te Geniş Cep­he’nin ve diğer örgütlerin başlattığı politik hare­ketlenmeyi, sadece politik olarak değil, fiziksel olarak da dağıttı. Ama yine de bu darbeyi takip eden ünlü greve engelolamadı. 15 gün süren grev, ülkede sol hareketlenmelerin ne kadar güçlü ol­duğunu gösterdi ve 1982′de yıllar süren askeri yö­netimden sonra yapılan ilk demokratik seçimlerde Seregni -uzun bir süre hapiste yatıp çıktıktan son­ra- başladığı işe dönüp yoldaşları ile tamamen ku­laktan kulağa yaydıkları haberleşmeyle hep bera­ber kullandıkları geçersiz oylarla hem o seçime saygı duymadıklarını hem de politik olarak ne ka­dar kuvvetli olduklarını bir daha gösterdiler.

1984 yerel seçimlerinde ise Montevideo beledi­ye başkanlığını sadece II bin oy farkla kaybettiler. 1986′da parlamento, askerlerin darbe yönetimin­de yaptıkları eziyetlerden dolayı suçlanarak yargı­lanabilmelerini yasa tasarısı olarak onayladıktan sonra, -geleneksel partilerin bir anda taraf değiş­tinnelerine rağmen- halkın ayaklanması ile ulusal komisyonun kurulmasıyla yasanın onaylanıp, uy­gulamaya geçirilmesi yönünde baskıya başladı. Bu komisyonun üyelerinden birisi ise o zamanlarda onkolog olduğu kadar politik çalışmaları ile hal­kın yakından tanıdığı, bugünkü Uruguay Başkanı, Dr. Tabare Vazquez’den başkası değildi. Komisyon bir referandum yapabilmek için gerekli olan 600 bin imzayı topladı ama maalesef 1989′da yapılan oylamayı yine kaybetti.

Ama aynı yılın Kasım ayında yapılan yerel se­çimlerde Geniş Cephe, Ulusal Parti ile birlikte ga­lip gelerek, Montevideo’nun Belediye Başkanlığı’nıelde etti. Geniş Cephe ve Tabare Vazquez, Urugu­ay’da geleneksel partilerin yıllardır yıkmaya çalış­tığı sendikalaşma, devletleşme ve sosyal gelişme gibi halkın da desteklediği önemli talep ve beklen­tileri karşılamaya çalıştı.

Her ne kadar Ulusal Parti ve başkanları Luis Al­berto Lacaıle, Washington Konsensusu’nun önerdi­ği gibi devlet şirketlerini özelleştinnek üzere yasa­lar çıkartsa da, referandumda halkın % 72’si bu ya­salara karşı olduğunu gösterdi ve demokratik yol­lardan da neo-liberal değişmelere karşı konulabile­ceğini kanıtladı. Bu, Geniş Cephe’nin kuvvetli orta sınıf ve sendikalar, entellektüeller ve gençlerle be­raber her geçen gün biraz daha iktidar yolunda emin adımlarla yürüdüğünün işareti idi bir bakıma.Geniş Cepheciler, 2004′e kadar hiçbir genel se­çimi kazanamasalar bile yavaş yavaş yönetime gecmeye hazır olduklarını Montevideo Belediye­si’nde yaptıkları çalışmalarla gösterdiler. Öyleki, diğer iki parti, Geniş Cephe’nin kazanma ihtimali üzerine seçim sisteminde değişiklik yaparak iki turlu seçimde Cephe’nin kazanma ihtimalini azaltma yoluna gittiler.

Bu dönemde Geniş Cephe’ye dahil olan llerici Blok (Encuentro Progresista) partiye %40′lık bir oy gücü daha kazandırdı, ama balotaj yüzünden 1999 seçimlerinde Dr. lorge Battle’ye destek veren Ulusal Parti koalisyonu ile, Renkli Parti seçimleri birkez daha kazandı.

Bu hükümet ülkeye felaketten başka bir şey ge­tiremedi. Güneydoğu Asya Ekonomik krizinden etkilenerek girdikleri ekonomik bunalım ile ufak komşusunu mağdur durumda bırakan Arjantin ve Brezilya’nın devalüasyon u ile Uruguay 2001­2002′de ekonomik olarak inanılmaz zor bir döne­me girdi. Birkaç hafta içinde ülkenin dış borcu katlanırken, birçok sanayi kuruluşu kapandı ve iş­sizlik inanılmaz boyutlara ulaştı. Özellikle gençler Avrupa ve Amerika’ya göç ettiler bu dönemde. Birçok banka battı ve birçok insanın tasarrufları eridi. Latin Amerika’nın en güvenli ülkesinde suç oranı arttı.

Bu dönemde Tabare Vazquez ülkeyi “köy köy” gezerek, Geniş Cephe’yi Montevideo dışında ta­nıtmak ve 2004 seçimlerinde Uruguay’ı girdiği zor durumdan kurtaracak yeni bir politik partinin varlığını kabul ettinnek için kolları sıvadı.

Bu üç yıl boyunca yüzlerce ekonomist ve tek­nisyen, Geniş Cephe’nin seçimleri kazanması ha­linde izlenmesi gereken politik programı hazırla­dı. Özenle hazırlanmış bir kampanya ve halkın yıllardır özlemini duyduğu değişim için verdiği oylarla 31 Ekim 2004′te Geniş Cephe %50.45 ile seçimleri kazandı. Uruguay tarihinde hiçbir baş­kan adayı bu kadar yüksek bir oy almamıştı. Par­lamentoda 31 senatör arasından lTsi; 99 vekilden ise 52’si Geniş Cephe’nin oldu.

31 Ekim 2004 akşamı Montevideo sokakların­da, bu 3.5 milyonluk ülkenin halkının yeni baş­kanlarının yönetime geçmesini nasıl bir sevinç ve umutla bekledikleri görülmeye değerdi. Her yeri parti bayrakları ile donanmış sokakları doldur­muş, çoluk çocuk yaşlı genç insanlar Geniş Cep­he’ye merhaba diyordu. Tabare Vazquez lS julio Caddesi’ndeki Hotel Presidente’nin balkonundan halka seslendiğinde, “Bu sizin zaferiniz Uruguay­lılar, kutlayın!” dedi. Yine 1 Mart 200S’te başkan­lığı devraldığı akşam Montevideo bir kez daha so­kaklara dökülerek yeni başkanını karşıladı. O ak­şam Vazquez yaptığı 2 saatlik konuşmasında önle­rindeki yıllarda çok işleri olduğunu ve sorunların çözülmesi için ne kadar çok çalışmak gerektiğini ve halkın katılımını beklediğini dile getirdi.

Peki bu tarihten günümüze kadar ne gibi geliş­meler oldu Uruguaylıların hayatlarında?

Geniş Cephe’nin halka verdiği önemli sözler arasında, Acil Plan’daki (Plan de Emergencia) te­mel gıda maddelerinin dağıtımı, geçim sıkıntısıçeken ailelere verilecek yardımların artışı, işsizlik sorununa getirilecek çözümler, ve eğitim alanında yapılması gereken değişim ve yatırımlar geliyordu.

Ülkenin içinde bulunduğu durum göz önüne alınırsa bir yıl içinde bu verilen sözlerden birço­ğunu yerine getirmek için çalıştı Geniş Cephe. 200S’te 322.070 Uruguaylı ve 74.700 aile bu plan­dan yardım aldı ve Sosyal Gelişme Bakanı Marina Arismendi’nin yaptığı açıklamaya göre 2006 yılın­da yaklaşık 1 milyon fakir bu programa dahil edi­lecek. Arismendi ayrıca 2006′da Acil Plan’ın deği­şeceğini ve genişletileceğini, sadece ekonomik olarak zor durumda olanların değil, bütün sektör­lerin bu yardımlardan payını alacağını ekledi.

Yılın son ayını Geniş Cephe hükümeti kabine olarak bütün eyaletleri ziyaret ederek halka açık görüşmelerde hem hükümetin bir yıl boyunca yaptığı projeleri, -her bakan yıl boyunca yaptıkla­rını anlattı- eksikleri ve fazlaları ile anlatırken, halkın sorunlarını ve şikayetlerini dinleyerek, on­ların bu yönetimin bir parçası olduklarını bir kez daha vurguladılar.

Arismendi’nin açıklamalarına göre Kabine bir yasa taslağı hazırlığında. Bu taslak kooperatifler aracılığı ile üretimi arttıracak yeni projeler geliş­tirmek üzere çalışmalar yapıyor şu günlerde. 2006′nin mottosu: “Uruguay Için Iş”, küçük sana­yinin canlandırılarak ve yeni sosyal kooperatifler yardımı ile Uruguay’ı acil durumdan çıkartıp, özellikle gençler için daha umutlu yarınlara hazır­lamak.

Uruguay’ın yeni hükümetinin geçen seneki iki büyük problemi, birincisi ABD ile imzaladıkları Açık Ticaret Antlaşması, ikincisi ise Uruguay Nehri’nin kıyısına Ence ve Botnia şirketlerinin yerleştireceği selüloz fabrikalarının gerek Urugu­ay’da gerekse komşuları Arjantin’de yarattığı ger­ginlik oldu.

Tabare Vazquez, geçen Kasım ayında Amerika­lar Zirvesi sırasında görüştüğü Başkan George W Bush ile kapalı kapılar ardında birçok Uruguaylıyı şaşkınlık içinde bırakarak ekonomik işbirliği ant­laşması imzaladı. Her ne kadar bu antlaşmanın ne içerdiği ya da Uruguay için neler getireceği bilin­mese de henüz Geniş Cepheciler bu konu ile ilgili detaylı bir açıklama yapmadılar.

Selüloz fabrikaları konusunda ise hükümet ka­rarını verdiğini, çevrenin kirlenmemesi için bütün önlemlerin alınacağını ve bu fabrikaların mutlaka yaptırılacağını anons etti. Arjantin hükümetinin, özellikle nehrin karşı kıyısındaki eyaletin -Entre Rios- valisi jorge Busti’nin yarattığı büyük politik krize -ki bu kriz Aıjantin tarafından iki ülke ara­sındaki ulaşımı sağlayan köprülerin kapatılması ile geçtiğimiz yaz sezonunda Uruguay turizmine çok pahalıya malolmuş tu- hatta Arjantin hükümetinin “Sizi Uluslararası mahkemelerde süründüreceğiz!” tehditlerine karşı, Vazquez kararlarını verdiklerini ve inşaatın en kısa sürede başlayacağını açıkladı.

Bu iki önemli unsurun Uruguay’ı nasıl etkileye­ceğini bilemiyoruz tabii, ama sokaktaki insan yö­netimde bir yılını yeni doldurınuş Geniş Cepheci­lerden umudunu kesmiş değil kesinlikle. Önü­müzdeki 4 yıl gösterecek 30 yıllık muhalefetin yö­netimde neler başarabileceğini. Uruguay umutlu. Geniş Cephe belki mucizeler yaratmadı, ama bir yıl içinde verdikleri sözleri, en azından yapabile­ceklerini yavaş yavaş yerine getiriyorlar, bazen bü­yük bazen ufak adımlarla.

Uruguay: Başkan Vázquez Sol’u Kandırıyor 

 

 

Yazı kategorisi: Makaleler, Uruguay | » yorum bırak;