latin amerikan haber yorum

11 Sep 2006 için Arşiv

Şili’de Grev Dalgası

Yazan: lahy Eylül 11, 2006

Şili’de uzun süren grevlerin ardından Escondida maden işçileriyle anlaşmaya varan BHO Billiton şirketi, bu sefer de Spence bakır madenindeki işçilerin planladığı grevi engellemeye çalışıyor. Grevin gelecek ay hayata geçirilmesi planlanan 990 milyon dolarlık Spence projesini tehlikeye sokmasından endişelenen şirket, işçilerin bağlı bulunduğu sendikayla görüşmelere başladı. Sendikaya ücret artışı konusunda uygun bir teklifte bulunduklarını belirten şirket sözcüleri, başlayacak projenin şirket için çok önemli olduğunu vurguladı.Sendika başkanı Andres Ramirez, yüzde 7’lik ücret artışı istediklerini ve şirketin önerilerinin taleplerin çok altında olduğunu söyledi. Sendika 15 Eylül’de greve gidip gitmeme konusunda oylama yapacak.

Dünya bakır üretiminde lider konumunda bulunan BHP Billiton şirketinin Ağustos ayı karının 10,45 milyar dolar olduğu belirtilirken işçiler giderek yükselen karlardan hakları olan payı alamadıklarını ifade ediyorlar.

Escondida’da maden işçilerinin yürüttüğü grev bir aydan fazla sürmüş, sonuçta imzalanan anlaşmayla işçiler yüzde 5’lik ücret artışı, ikramiye ile sağlık ve eğitim alanında daha fazla hak kazanmayı başarmışlardı.

Bu olaylar devletin sahip olduğu ve ülkenin en büyük bakır madeni olan Codelco madeninde de Şili hükümeti ile sendikalı işçileri karşı karşıya getirdi. Halen devam eden görüşmelerin başarısızlığa uğraması halinde hükümete duyulan güvenin azalacağı görüşüne karşın Başkan Michelle Bachelet’ın da konuyla yakından ilgilendiği belirtiliyor

 

Yazı kategorisi: Genel Haberler, İşçi Hareketleri-Sendikalar, Şili | » yorum bırak;

Venezüela’da Seçimler Yaklaştıkça Şiddet Olayları Artıyor

Yazan: lahy Eylül 11, 2006

Olayların büyümesi ile Rosales ziyaretini yarıda kesmek zorunda kaldı. Olaya müdahele eden polis göstericilere göz yaşartıcı bomba attı. Gösteride ikisi polis olmak üzere beş kişi yaralandı. Rosales her gitiği yoksul semt ve varoşlarda Cahvez taraftarlarının protestosu ile karşılaşıyor. Vargas’da başka bir barrio’yu ziyareti sırasında yine protesolarla karşılaşan Rosales, Chavez’i suçlayarak Chavez’in kendisine karşı suikast hazırladığını iddia etti.

demo.jpg

İçişleri ve Adalet Bakanı Jesse Chacon yaptığı açıklamada, hem Rosales’e karşı şiddet eylemlerini hem de Rosales’in sorumsuzca suçlamalarda bulunmasını kınadı. Chacon Rosales’e karşı protestoların şiddetli olmasında iki faktörün etkili olabileciğini söyledi. Bunlardan ilki: sıradan Venezüelalılar, 2002’de Başkan Chavez’e karşı girişilen askeri darbede yer alan Rosales’e tepkilerini gösteriyorlar. İkinciside: bu şiddet eylemlerini gizlice örgütleyen bir ajan grubunu olduğunu ve böylece sönük geçen Rosales seçim kampanyasının profilini artırmak gibi bir niyetleri olabileceğini söyledi.Bakan ayrıca Rosales taraftarlarının silah kullandığını ve bunun resimlerinin de basında olduğunu belirti. Bakan, Rosales’in daha önce üyesi olduğu AD partisinin bu tür taktikler kullanarak halk içinde korku yaratmak gibi amaçlarının olduğunu da belirti.

Rosales daha önce Petare barriosuna yaptığı ziyaret de 500 polis, 20 resmi görevli, 10 motorsiklet ve 20 araç tarafından korunmuştu. Başkan Chavez Zulia eyaletine yaptığı ziyaret de muhalefetin ABD emperyalizmin bir maşası olduğunu, seçim çalışması ile ilgili taktik ve emirlerini Miami ve ABD’nin Karakas elçiliğinde aldığını söyledi. Chavez, ABD’yi Zulia eyaletinin Venezüela’da ayrılması için çalışma yapmakla suçladı. Zulia geniş petrol yataklarına sahip bir eyalet.

Kaynak:http://www.venezuelanalysis.com/ Venezuela ABD gerilimi Tırmanıyor

 

Yazı kategorisi: Genel Haberler, Seçimler, Venezuela | 3 Yorum »

Meksika’da Yeni Bir Devrim

Yazan: lahy Eylül 11, 2006

Roger Burbach

Federal Seçim Konsey’inin Felipe Calderon’u Meksika Devlet Başkanı olarak ilan etmesi ile Meksika sosyal patlamaya bir adım daha yaklaştı. Konsey, Calderon kampanyasının seçim ve kamu yasalarını ihlal etiğini kabul etti. Özellikle özel televizyon kanalları tarafından solcu aday Andres Miguel Lopez Obrador’a karşı girişilen karalama kampanyasının haksızlığı konsey tarafından kabul edildi. Konsey seçimi geçersiz sayma veya bütün oyların yeniden sayılması isteklerini de red etti.

37 gündür başkentin ana meydanı olan Zocalo alanını dolduran 10 binlerce insana yönelik yaptığı konuşmada Lopez Obrador, konseyin kararını tanımadığını ve Meksika’nın ayrıcalıklı bir sınıf tarafından esir alındığını, ülkenin bir yıkıntı ve insanlarında yoksulluğa mahkum bırakıldığını söyledi. Obrador 16 Eylül’de Ulusal Demokratik Birlektiliği kurmak için insanları meydanlara davet etti. Sadece başkente değil Meksika’nın diğer bölgelerinde de yer yer ayaklanmalar, yürüyüşler ve protesto gösterileri oluyor. Özellikle Meksika’nın güneyinde olan Oaxaco şehrinde olanlar dikkat çekiyor. Yaklaşık 350 sivil örgütün bir araya gelerek şehrin kontrolünü ele geçirdiler. Şehir valisinin istifasını isteyen halk, uzun zamandır şehri kendisi yönetmeye çalışıyor. Oaxaca’da olanlar her ne kadar seçimlerle direk olarak ilgili olmasada, ülkedeki gelişen hoşnutsuzluğu gösteriyor. Benzer olaylar Chiapas ve San Salvador Atenco şehirlerinde de oluyor. Bazı politik gözlemciler, gelişen olaylarda sol muhalefetin meşru talep ve isteklerinin bulunmasına rahmen, ülkenin gidişatında solun gerekli sorumluluğu göstermediklerini söylüyorlar. Denise Dresser gibi gözlemciler, Obrador’un merkez sola kaymayarak taleplerinde ısrarcı olmasının ülkenin yok olmasına göz yummak anlamına geldiğini belirtti.

Meksika’daki sorun çok daha derin. Geniş ve güçlü politik sınıflar, seçim konseyleriyle ve Federal Seçim Mahkemleri aracılığıyla Obrador’a tarafsız bir fırsat vermeyecek. Çünkü yapacakları en ufak bir tarafsız karar ayrıcalıklarda oluşan sistemin tamamen yok olmasına neden olabilir.

Obrador’un seçim kampanyasının sloganı çok net ve açıktı: “Herkesin İyiliği İçin, Yoksullar Önce”. Obrador’un programı seçimlerden önce oldukça reformisti. Nüfusunun yarısından fazlasının yoksulluk sınır altında yaşadığı ülkede, Obrador çözüm olarak yaşlılara maaş bağlamayı ve yoksullar ücretsiz sağlık getirmeyi vad ediyordu. Obrador, işsizliğe çözüm olarak da hazırlanan ulaşım projeleri çerçevesinde milyonlarca insana iş yaratılacağını söylüyordu. Ayrıca NAFTA’yı yeniden gözden geçirme sözü vermişti.

En önemlisi propaganda olarak Obrador, işveren ve yolsuz bürokratlar arasındaki ilişkiye son vereceğini söylemişti. Herkes Meksika’da bilir ki, rüşvet ve para ile iş yaptırma bir gelenektir. Bunlardan en zararlı çıkan ise her zaman işçiler ve yoksullardır. Bu sistem daha önce PRI and PAN hükümetleri döneminde de vardı. Bu sistem Devlet Başkanı Vincente Fox döneminde en doruk noktasına çıktı çünkü PAN elit bir sınfın görevlerini üstlenmişti. Lopez Obrador bu çürümüş sisteme bir tehdit idi. Lopez Obrador ayrıca zenginlerin her zaman vermedikleri gelir ve iş vergilerinin zengin ve iş verenlerden alınacağını da propagandasının arasına katmıştı.

Bütün bunlar egemen sınıf için oldukça fazla ödün vermek demek. Egemen sınıflar, hile katılan seçimlerin yeniden yapılması veya oyların tamamen yeniden sayılması gibi bir olasılığa asla yanaşmazlar. Şu anda Lopez Obrador’un ve Meksika’nın radikal olmasında bu ayrıcalıklı ve egemen sınıfın izlediği politikaların sonucudur.

Meksika tarihinde iki tane sosyal ayaklanma geçirdi. İlki bağımsızlılka gelen ayaklanma ki o 1810’da olmuştu. İkincisi ise 1910 yılındaki yine bir seçime hile katılması ile gerçekleşmişti. 16 Eylül’de 2006’da 1910 yılının kutlamaları olacak ve aynı gün çok büyük bir gösteri sol muhalefet tarafından düzenlenecek. Bu Meksika’nın üçüncü büyük sosyal ayaklanması olabilir.

Kaynak: http://commentisfree.guardian.co.uk/roger_burbach/2006/09/a_new_revolution.html

 

Yazı kategorisi: Makaleler, Meksika, Seçimler | » yorum bırak;