latin amerikan haber yorum

15 Sep 2006 için Arşiv

Katil Coca Cola’nın Kurbanları

Yazan: lahy Eylül 15, 2006

Aşağıda ismi bulunanlar Coca Cola’nın Kolombiya’da ki fabriklarında öldürülen sendika liderleridir. Yüzlerce Coke işçisi kaçırıldı, işkençe gördü ya da sık sık fabrikaların yöneticileri ile birlikte çalışan şiddet yanlısı paramilitari güçler tarafından yasadışı olarak hapis edildiler.

Tarih İsim Coca-Cola Fabrikası

1989-Avelino Achicanoy- Pasto
8/4/94- Jose Elaseasar MancoDavid -Carepa
20/4/94 – Luis Enrique Giraldo Arango -Carepa
23/4/95 -Luis Enrique Gomez Garado -Carepa
5/12/96 -Isidro Segundo Gil -Carepa
26/12/96 -Jose Librado Herrera Osorio- Carepa
21/6/2001 -Oscar Dario Soto Polo -Monteria
31/8/2002 -Adolfo de Jesus Munera Lopez -Baranquilla

11 Eylül 2003 – Coca-Cola Sendikası liderinin oğlu kaçırıldı.

kaynak: www.killercoke.com

Coca Cola’nın Guatemala’da ki Geçmişi ve Bugün

Üniversitede Coca Cola Yasağı August 21st, 2006

Coca Cola Karşıtı Kampanya Büyüyor August 20th, 2006

Hindistan’da Coca Cola Yasağı ve Kitle Gösterileri August 8th, 2006

 

Yazı kategorisi: Coca Cola Boykotu, Kolombiya | » yorum bırak;

COB Oligarşi’yi Red Ediyor, Anayasal Meclis’e Güvenmiyor

Yazan: lahy Eylül 15, 2006

La Paz: Bolivya İşçi federasyonu(COB) geçen Cuma günü petrol ve toprak zenginleri tarafından düzenlenen 24 saatlk grevi desteklemeyi red etti. Ancak, yaptıkları açıklamada Anayasal Meclis’in halkı temsil etmediğini belirttiler.

Gerek ülkenin doğusunda yerleşik oligarşiyi destekleyen sendika liderleri gerekse de Morales hükümetinin baskısı ile karşılaşan COB, Bolivya’nin 9 bölgesinden 4′ünde düzenlenen grev’in politik amaçlı olduğunu, halka değil de oligarşi’nin çıkarlarına hizmet ettiğini açıkladı.

COB’un ana lideri Pedro Montes Bolivyalı işçilerin neoliberal politikaların savunucularının sivil komiteleri eliyle yeniden kontrolu ele geçirmesne izin vermeyeceklerini söyledi.

Montes ve diğer COB liderleri, MAS lideri Evo Morales’in yürüttüğü uzlaşma politikaları ile sağın toparlanmasına yol açtığını ve Anayasal meclis’de sosyal ve işçi örgütlerini dışlayarak sağcı partilerle uyum arayışı içine girdiğini söylüyor.

Günümüz Anayasal Meclisi MAS ile oligarşinin partileri arasında yapılan bir anlaşma sonucu sosyal ve halk örgütlerinin doğrudan katılımlarının yasaklandığı bir süreçte doğdu.

Başkan yardımcısı Alvaro Garcia Linera’nın söylediğine göre “ bu seçim düzeni büyük bir çoğunluğun temsilini engelledi….. Kimsenin yüzde 65′den fazla oy alamayacağı bilinerek… üçte iki çoğunluk koşulu getirildi ve.. böylece uzlaşmalar zorunlu bir hale geldi.”

Evo Morales’in kabul ettiği bu anlaşma Oligarşi’ye Anayasal Meclis’de veto hakkını verdi.

Öğretmenler Sendikası lideri Jaime Rocha ” Bu Meclis sosyal sektörleri temsil etmiyor. Hükümeti halihazırda sağ’ın toparlanacağı konusunda uyarmıştık. Bu bir sınıf çatışmasıdır.” derken, Pedro Montes, ”Grevin tek sorumlusu Evo’nun kendisidir. Halk gerçekten halkın temsil edildiği bir Anayasal meclis istedi. Günümüzdeki Meclis ise herzaman ülkeye zarar vermiş isimleri içeriyor” dedi.Pedro Montes’in bildirdiğine göre, COB Anayasal Meclis’de temsil edildiğini, düşünmüyor. Alınan kararlardan kendilerini uzak tutacaklarını vurgulayarak, Meclis’de emekçileri temsil eden kesimleirn bulunmadıgına inanıyor.

Yeni bir Meclis Talebi

COB günümüz Anayasal Meclis’i yerine halkı temsil eden yeni bir Anayasal Meclis istiyor.

 

Yazı kategorisi: Bolivya, Genel Haberler, İşçi Hareketleri-Sendikalar | » yorum bırak;

Bolivya’da Demiryolu İşgal Edildi

Yazan: lahy Eylül 15, 2006

bolivyaenfe.jpg

Bolivya’da Ururo Eski Demiryolu İşçileri Derneği üyesi 150 işçi Ururo-Tupiza arasındaki demiryolunu trafiğe kapatarak demiryollarının ulusallaştırılmasını talep etti.

Demiryolları Şili’li bir şirket olan Andean demiryolları (FCA) tarafından işletiliyor.

Çarşamba günü başlayan blokajın hükümetin üzerinde politik baskı yaratmaya yönelik olduğu ve dernek taleplerine cevap alıncaya kadar süreceği bildirildi.

Bolivya’nın çeşitli bölgelerinden gelen delegelerin katıldığı işgal eylemi Bolivya İşçi Federasyonu (COB) tarafından da destekleniyor.

FCA firması demiryolunun kapatılması nedeniyle seferlerini iptal ettiklerini duyurdu.

 

Yazı kategorisi: Bolivya, Genel Haberler, İşçi Hareketleri-Sendikalar | » yorum bırak;

Seçimlere Doğru Venezüella: Bush İmparatorluğuna Meydan Okuyor

Yazan: lahy Eylül 15, 2006

Federico Fuentes

Venezüella Başkanlık Seçimleri Kampanyası 12 Ağustos’ta resmen başladıktan sonra, Washington’un sosyalist Başkan Hugo Chavez’in devrimci hükümetini istikrarsızlaştırma planlarında da yeni bir safha açıldı.

Zulia Eyaleti Valisi Manual Rosales şu anda muhalif grupların resmi adayı. Ama asıl çatışma ve çözüm, Chavez liderliğindeki devrimci halk güçleri ile zaten sallantıda olan ABD emperyalizmini ne pahasına olursa olsun daha fazla darbe almaktan korumaya çalışan Bush hükümeti arasında olacak. Kamu yoklamaları oldukça kesin bir biçimde Chavez’in kazanacağını gösteriyorsa da, Chavez destekçilerinin hedefi son seçimde 6 milyon olan Chavez oylarını bu seçimde 10 milyona yükseltmek.

ABD’de egemen olan güçlerin en büyük korkusu Venezüella’nın “Bolivarcı devrimi”nin çifte zafer kazanması. Chavez’in seçimi büyük bir farkla kazanması, ona büyük şirketleri halk yararına yenmesi için güç kazandıracak ve aynı zamanda BM Güvenlik Konsey’inde geçici üye seçilmesini sağlayabilecek.

Dünya ezilenlerinin kalbini ve desteğini kazandıktan ve özellikle İsrail’in Lübnan ve Filistin saldırısına kesinlikle karşı çıkışından sonra Venezüella’nın Güvenlik Konseyi geçici üye adaylığını destekleyen Latin Amerika, Asya, Afrika ve Ortadoğu ülkelerinin sayısı gittikçe artıyor.

Venezüella, Güvenlik Konseyine seçilirse, bu ABD’nin Venezüella’yı dünyada tecrit etme çabalarını zayıflatacak ve Bolivarcı Devrime Washington’un zalim politikasını açıkça eleştirebileceği bir kürsü sağlayabilecek ve dünyanın haydut süpergücüne karşı çıkacak bir Üçüncü Dünya Bloku yapılandırmasına olanak tanıyacak.

Washington ve Caracas’ın karşı karşıya gelmesi yeni bir olay değil: ABD Nisan 2002’de Chavez’e karşı yapılan askeri darbeye ve aynı yılın Aralık ayında Chavez’i devirme ve ekonomiyi darboğaza sokma amacıyla örgütlenen “patronlar grevi”ne arka çıktı. Üstelik ABD Chavez’i düşürecek ve başkanlık seçimini zorlayacak referandumu destekledi ve seçim hilesi suçlamalarına arka çıktı.

Bush hükümeti ile doğrudan bağlantılı olan ve üyeleri arasında önemli eski CIA ve hükümet görevlileri yer alan Güvenlik Politikası Merkezi’nden (Center for Security Policy) J. Michael Waller’in daha Mayıs 2005’te dediği gibi, ABD egemenleri Chavez’in yeniden seçilmesini önlemeli.

Waller, “2006 yılı Venezüella başkanlık seçiminin ortaya çıkardığı tehlikenin yegane barışçı çözümü… Zaman gittikçe kısalıyor… Caracas’taki Bolivar rejimi yarıkürede barış ve demokrasi için kesin ve güncel tehlike yaratıyor. Bu durum değişmeli. Kendiliğinden değişebilir, yahut desteklenen demokratik muhalefetinin yardımıyla yarıküre güçlerini değişiklikleri uygulatmaya davet edebilir. Her durumda, ABD stratejisi Venezüella’nın gelecek yıla kadar barışçı değişimi gerçekleştirmesine yardım etmek olmalı” diyor

ABD stratejisi

Venezüella muhalefetinin çoğunluğu, Chavez’e karşı en uygun adayı seçebilmek üzere ön seçim takvimini her tarafta açıkladığı halde, aniden Rosales’in adaylığını desteklemeye başladı. O zamana kadar yarışa katılması beklenen en kuvvetli iki aday seçimden çekildi.

ABD tarafından finanse edilen ve Chavez’i düşürmek üzere geçen Aralık’ta referandum ve parlamento seçiminin yapılmasında, önceki seçimde hile olduğu iddiaları ile başrolü oynayan sözüm ona sivil örgüt Sumate aniden ön seçim müzakerelerini durdurdu ve Rosales’in adaylığını desteklemeğe başladı.

Rosales seçime girerse valilikten istifa etmesi gerekeceği için (muhalefetin elinde olan sadece iki valilikten biri) isteksizdi çünkü o bile Chavez’in karşısında hiçbir şansı olmadığını biliyordu.

Rosales’in adaylığı ABD’nin ne planladığını açıklayabilir. Rosales Zulia eyaleti için “özerklik” savunuyor ve zengin petrol yatakları olan eyaletin Venezüella’dan ayrılmasının öncülüğünü yapıyor. Kolombiya’ya sınır komşusu olan Zulia’da tarihsel olarak güçlü bir bölgesel kimlik duygusu var. Petrol seçkinlerinin Zulia’nın bağımsızlığını kazanıp, Venezüella petrolünün %40’ın kontrolünü ele geçirme uğraşları 1820’li yıllardan beri devam ediyor.

Rosales etnik duyguları körükleyerek ve ulusal hükümetin sosyal yardım programlarını taklit ederek Zulia’da büyük destek kazandı.

Rosales seçim kampanyasında hep bu konu üzerinde durdu ve referandum yapılmasını istedi. Venezüella’da saygıdeğer bir tarihçi ve gazeteci olan Luis Britto Garcia’nın bir makalesinde yazdığı gibi Zulia’da “Zulia’yı bağımsız bir devlet olarak gösteren harita resimli tişörtler satılıyor, basın web sayıfaları devamlı ‘özerklik’, ‘özgürlük’ ve ‘egemenlik’ isteyen makaleler yayınlıyor. Manuel Rosales bunları, 28 Ocak kutlamalarını bile ‘Zulialık Günü’ diye adlandırarak, saçmalamak derecesinde sık sık tekrarlıyor.”

Gracia bu yılın Mayıs ayında ABD’nin Venezüella elçisi William Brownfield’in Zulia’nın başkentı Maracaibo’da, “25 yıl önce iki yıl Bağımsız Doğu Zulia Cumhuriyeti’nde yaşadım” dediğini yazdı. Elçi sık sık Zulia’yı ziyaret ediyor.

Washington’un adayı

ABD’den bağımsız olduğunu iddia etse de, Rosales’ün geçmişi tam tersini kanıtlıyor. Nisan 2002′de Chavez’e karşı yapılan hükümet darbesinden sonra, o rezil “Carmona Kararnamesi”ni imzalayan tek vali o oldu. Kararname Ulusal Meclisi feshetti, başsavcıyı, soruşturma kurulu başkanını ve Chavez’in başkanlığı sırasında seçilen vali ve belediye başkanlarını görevden uzaklaştırdı. Rosales kararname’yi “eyalet valilerinin temsilcisi” olarak imzaladı.

Rosales’in partisi, Yeni Zaman (A New Time) geçen yılki parlamento seçimlerini boykot eden en son partilerden biriydi. Seçimde Zulia’da sandaye kazanma şansı olduğunu bildiğinden ilk önce çekimser kalmaya karşı çıktı ama daha sonra ABD’nin seçimleri gecersiz kılma planına uyarak seçimlerden çekildi.

ABD tarafından beslenen Sumate grubu ile diğer sağcı siyasi partilerin hepsinin, Washington’un kuklası olduğunu defalarca açığa vuran bir adayı desteklemek için başkanlık yarışından çekilmesi, muhalefetin seçim kampanyasını gerçekte ABD imparatorluğunun yönettiğini gösteriyor.

Zulialı tarihçi Carlos Morales Manssur 26 Şubat’ta Prensa Latina’da yayınlanan makelesinde bağımsız bir Zulia’nın ABD’nin yararına, Venezüella’nın zararına olacağına işaret ediyor: “ABD Maracaibo Gölü petrol yataklarının kontrolünü ele geçirecek ve Kolombiya Plan’ı (Kolombiya’da solcu gerillalara karşı ABD’nin finanse ettiği savaş) için gerekli üssü kurabilecek.”

Venezüellalı eylemci yazar Martin Guedez 10 Ağustos’ta Aporrea.org’da çıkan bir yazısında uygulanan planın 2004 yılında Chavez’e karşı referandum sırasında muhalefet’in hükümette yolsuzluk iddialari ile kargaşa çıkarma çabasına çok benzediğini savundu.

Guedez’e göre planın son noktası “aday Rosales’in aldığı gerçek oy sayısına göre… 4 Aralık sabahı belli olacak”.

Plan bir tek eyalette “kazanan”ın bütün Venezüella’da “hile” yapıldığı iddiası ile seçim sonucunu reddetmesi ve bölgeci hisleri harekete geçirerek kendisini “Otonom Zulia Devleti”nin seçilmiş başkanı ilan etmesi.

Tehlikeli bir durum

Bu olaylar, eğer gerçekleşirse, şiddet yaratmak ve ABD’nin askeri müdahalesini “haklı” göstermek için kullanılabilinir. Zulia halihazırda çok sayıda Kolombiyalı sağcı paramiliter güçlere ev sahipliği yapıyor. Bu paramiliterlerin köylü liderlere yönelik suikastlerle ve bölgede istikrarsızlık yaratma planları ile ilişkileri olduğu ileri sürülüyor.

23 Ağustos’ta ABD Elçiliğine sözüm ona diplomatik ve şahsi eşya taşıyan 20 kamyonluk bir konvoy yolda durduruldu ve yapılan aramada ülkeye kaçak sokulan patlayıcı maddeleri ateşlemede kullanılan kablo ve detonatör yakalandı. Ayrıca, sadece birkaç gün öncesinde, aralarında Kolombiyalı paramiliterlerle ilişkili ve hükümete karşı faaliyetleri de olan birkaç tutuklu hapishaneden kaçtı.

Venezüella dışında da seçim kampanyası başladı. Victor Eco Ducrot, 24 Ağustos tarihli Mercosur Journalist Agency’de yazdığı bir makalesinde CIA’nin basında Chavez’e karşı güçlü bir kampanya başlattığını yazdı.

New York Times gazetesi, Simon Romero’nun Venezüella ve Küba ile İran’ın iddia edilen nükleer silah programı arasında bağlantı kuran makalesini bastıktan sonra, bundan esinlenen birçok önemli muhafazakar Latin Amerika gazetesi aynı makaleyi yayınladı.

Birtakım gazeteciler Ducrot’a ABD’li “diplomat”ların kendilerine, CIA’nin yalan haberlerini yayma kampanyasına katılmaları için rüşvet önerdiğini söyledi. ABD son günlerde Venezüella işleri ile görevlendirilen yeni bir misyon kurdu.

Buna karşılık olarak, Venezüella’da devrimci güçler örgütlenmeye başladı. Chavez, devrimi ve ideallerini savunmak üzere 10 milyon Venezüellalının bilinçli oyunu almak için kendi deyişiyle, “Bolivar kasırgasını salıverdi”.

Bunun için, ülke çapında etkili bir yapılanma olarak “Miranda Command” (Miranda Kuvveti) kuruldu. Kuvvet’in amacı her oy verme hücresi çevresinde görevlendirilen 10 kişiden her birinin 10 kişiyi, sadece Chavez için oy kullanmaya değil, aynı zamanda devrim süreci ile bütünleşerek onu yaymak ve kuvvetlendirmeye politik olarak ikna etmek. Bu yolla 200,000 den fazla kişi örgütlenecek.

Değişik kesiminlerde de örgütlenme başladı. İşçiler, compesinos (köylüler), kadınlar, iş sahipleri ve diğer grupların kalıcı meclisleri vasıtasıyla tartışmalar yürütülecek.

Karşılaştıkları en büyük sorun Zulia’da devrime desteğin zayıf olması. Hem Garcia hem de Guedez bunu devrimci güçlerin hatalarına bağlıyor; popüler halk hareketlerinin seçtiği gerçek liderler yerine, bölgesel seçimlerde yukarıdan aşağıya zorlanan (benimsenmeyen) adayların, kişilerin ve klientalizmin neden olduğu bölünmeler gibi.

4 Eylül

[Greenleft.org.au adresinden Latinbilgi.Net için Emine Kunter tarafından çevrilmiştir]

 

Yazı kategorisi: Makaleler, Venezuela | » yorum bırak;