Michael Löwy
Brezilya Topraksız Kırsal Emekçiler Hareketi (MST) Latin Amerika’nın en önemli toplumsal hareketlerinden biridir. 17 yıldan bu yana -capangas (büyük toprak sahiplerinin adamlan) veya polisler tarafından militanlannın öldürülmesi ve kıyılmasına ragmen- yoksulların içinde en yoksul olanların, Brezilya tanm emekçilerinin hakları için örgütlenme, bilinçlendirme ve seferberlik çalışmasını inatla sürdürmekte. Bu hareketin kökenleri ve motivasyonları nelerdir?
Tarihçi Eric Hobsbawm, ünlü “ilkel” ve bin yıllık kırsal hareketler üzerine incelemesinde, geleneksel köylü toplumlannda kapitalizmin baskınının, ekonomik liberalizmin ve ticari toplumsal ilişkilerin girişinin onları aynştıran, parçalayan, onlar için tam bir yıkım, otantik bir toplumsal katalisizm anlamına geldiği tespitinden hareket eder. Bu modern kapitalist dünyanın belirişi, ister köylülerin anlamadıgı ekonomik güçlerin işleyişiyle faka basan bir süreç olsun ya da ister rejimin değişimi veya fetih tarafından hoyrat bir zorlamayla olsun, kendi hayat tarzlarına karşı onlar tarafından ölümcül bir saldırı olarak algılanır. Bu yeni düzene karşı köylülerin kitle ayaklanmaları, genellikle binyılcı bir biçim alan dayanılmaz şekilde adaletsiz olarak yaşanır.
Binyılcı aziz Antonio Conselheiro yönetiminde, XIX. yüzyılın sonunda Brezilya’nın kuzeydoğusunda yoksul köylüler tarafrndan kurulan Canudos Köyü vakasında olduğu gibi, bu hareket arkaik kaldığında, diye yazar Hobsbawm, yenilgiye mahkumdur: “mistik” ve siyaset öncesi ayaklanmaları, kanlı ve uzun bir catışmadan sonra ordu tarafından ezilmiştir. Ama, 1891-94 Sicilya Köylü Birliği vakasında olduğu gibi, gerçek bir modern toplumsal hareketin kalkış noktası haline gelebilir. Bu hareket, Birlik tarafından vazedilen sosyalizm, Sicilyalı köylülerin gözünde, yoksulluğun, soğuk ve açlığın olmadığı, Tanrı’nın buyruğuna uygun yeni bir dünyanın belirişini yeni bir din, İsa’rıın gerçek dini -zenginlerle birlikte olan papazların ihanet ettiği- olduğu ölçüde “ilkel” ve binyılcıydı. Kadınların önemli bir katılımının söz konusu olduğu, haçların ve aziz resimlerinin gösterilerinde taşındığı hareket, 1891-94 arasında salgın gibi yayıldı (baskıyla ezilmeden :Köylü kitleleri, eli kulağında yeni adil bir düzenin baskın vereceği mesiyanik inancıyla ayaklanmışlardı.
Sosyalistlerin modern örgütsel pratikleri sayesinde Sicilya’nın bazı bölgelerinde sürekli hareketleri kök salabildi -1894 venilgisine ragmen: “binyılcı kökenli heyecanları daha kalıcı hir şeye dönüşmüştü: Modern toplumsal devrimci bir harekete örgütlü ve sürehli bağlılık.” Hobsbawm’ın gözünde bu evrim “arkaik”in yerini “modern”in alması gibi basit bir değişim olmayıp, birincinin ikinciye bir tür “diyalektik entegrasyonu”ydu: Sicilya deneyimi “binyılcılığın geçici bir olgu olmaya mahhıım olmayıp, elverişli koşııllarda, olağanüstü dirençli ve inatçı, sürekli bir hareket biçiminin temeli olabileceğini gösterir” lngiliz büyük tarihçinin bu tahlili, geçtiğimiz yüzyılın Sicilyalı sosyalist ajitatörlerinin rolünü, kurtuluş teolojisi diye adlanıdırılan Hıristiyan sosyalizminin bu yeni formundan esinlenen Brezilya Katolik kilisesinin kırsal üyelerinin doldurduğu, hemen hernen kelime kelime 1985′te Brezilya’da kurulan Topraksız Kırsal Emekçiler Hareketi’ne uygulanabilir.
MST bugün, Brezilya ve Latin Amerika’nın en önemli toplumsal hareketlerinden biridir. Yüz binlerce köylüyü, yarıcıyı, “posseiros”u (tapusuz küçük mülk sahipleri) ve tarırnsal ücretlileri -kadınların önemli bir oranda olduğu-, toprak mülkiyetinin son derece eşitsiz olduğu yapıya karşı direngen bir mücadelede ve radikal bir tarım reformu için derlemektedir. “Kırsal emekçiler” terimi, neo-liberalizme karşı kentsel emekçilerle gerekli bir ittifakın temeli ve “sınıfçı” ortak payda olarak emeğe vurgu yaparaktan bıı farklılıkları kapsamaktadır. Tamamıyla seküler ve dinsel olmayan MST, köklerini “Kurtuluş Hıristiyanlığı” diye adlandırılabilecek olan toplumsal dinsel kültüre uzatmaktadır. Brezilya Kilisesi’nin ve özellikle Toprağın Komisyonu’nun rolünü değerlerlendirmeden kökeni anlaşılamaz.
1964 askeri darbesini destekledikten sonra -hayali bir “Bolşevik tehlikeye” karşı Hıristiyan değerlerin savunusu adına Kilise, yetmişli yıllarda diktatörlük rejimine ve onun şiddetle eşitsizlikçi kalkınma modeline başlıca muhalif güç haline geldi. Kurtuluş Teolojisinden esinlenen ileri Katolik kesimi için ve taban kilise topluluklarını -CEBs- oluşturanlar için, halkın çektiklerinin ve yoksulluğun sorumlusu bizzat kapitalizmdi. Örneğin, 1973 yılında ortak bir açıklamada, Brezilya’nın orta batısındaki bölgenin piskoposları ve başrahipler Kilise’nin haykırışı başlıklı, sonuç kısmı aşağıda olan bir metin yayınladılar: “Kapitalizmi yenilgiye uğratmak gerek: Bu en büyük kötülük, birikmiş günahlar, çürümüş kök, bütün bu meyveleri üreten ağaç ki çok iyi tanıyoruz: Yohsulluk, açlık, hastalık, ölüm [ ...] Bunun için, üretim araçlarının (fabrika, toprak, ticaret, banka) özel mülkiyeti aşılmalıdır.”
Max Weber, dinlerin toplumsal ve ekonomik tarihine dair çalışmalarında, kapitalizmin nesnel ve soğuk ruhuna Katolik etiğin -ve de Luterciliğin- “derin iğrenme”sine dikkat çekmişti.Bu “geleneksel” duruşu, Brezilya Katolik en radikal akımının tutum alışında buluruz, ancak iki başlıca farklılıkla: a) kapitalizme karşı moral protesto Marksist esinli (bağımlılık ekolü) modern toplumsal bir analizle tamamlanır; b) yoksullar artık kurbanlar ve merhamet ve Tanrı sevgisi nesneleri olarak değil, kendi tarihlerinin özneleri, kendi kurtuluşlannın aktörleri olarak görülürler.
Kilise’ye bağlı yapıların tümü, bu “yoksullar için öncelikli tercihi Toprağın Pastoral Komisyonu kadar tutarlı ve radikal bir şekilde temsil ederler. Din adamları -özellikle papazlar, ama daha üst düzeydekiler de ve hatta birkaç başpiskopos- ve değişik tipte laiklerden -ilahiyatçılar, uzmanlar, kutsal kitap uzmanları, sosyologlar ve özellikle genelde kırsal ortamdan gelen pastoral unsurlar- engin bir ağ oluşturan, 1975′te kurulan CTP, köylü liderler için harika bir okuldu. Önceleri kuzey -Amazon- ve kuzeydoğuda yerleşmiş ve yavaş yavaş ülkenin her tarafına yayılmıştır; CNBB’ye (Brezilya Başpiskoposları Ulusal Konferansı) doğrudan bağlılığı sayesinde Komisyon yerel kilise yapılarına ilişkin olarak büyük bir özerkliğe sahipti ve her bölgenin başpiskoposunun iradesine bağlı değildi. Birçok pastoral mensuplarının yanı sıra din adamları da -en tanınmışı Para eyaletindeki CPT’nin yaratıcısı papaz Josimo Tavares- CPT’nin uzlaşmaz ve aktif bağlılığının ürünü olarak kırsal emekçilerin yanında hakları için mücadelede hayatlarını verdiler.
CPT’nin binyılcılığı -CEBs ve genel olarak Kurtuluş Hıristiyanlığının da- başka bir dünyada tasarlanmış aşkınlık olarak değil, bu dünyada aşk, adalet ve özgürlük üzerine temellenen bir toplum olarak “Tanrının Krallığı” toplumsal dinsel ütopyasında ifadesini bulur. Bununla birlikte, geleneksel binyılcılığın tersine, bu “Krallık” pek yakında olarak değil, Kutsal Kitabın modeline göre Israiloğullarının Mısır’dan göçüne atfen, Vaat Edilen Ülke’ye uzun bir yürüyüşün -Brezilyaca kelime caminhada- ürünü olarak kavranır. Mevcut toplumsal mücadeleler, teolojik olarak “Krallığın” belirtisi ve habercisi olan aşamalar olarak yorumlanırlar. Yenilikçi ve Kutsal Kitabın toplumsal tarihselliğiyle yüklü bir okuma, bu sui generis binyılcı imanın ve halk tabakalarına yayılmasında belirleyici oluşturuculanndan biridir.
CPT’nin -ki MST’de de tamamıyla bulunmaktadır- toplumsal dinsel kültürünün merkezi özelliklerinden biri, kırlarda kapitalizmin girişinin dramatik toplumsal sonuçlarının -işsizlik, köylülerin dışlanması, yoksullaşma, kırsal göç- eleştirisi, askerlerin otoriter “modernizasyon” politikasının ve onların “firavunvari” tasarılarının geçersizliğinin ilanı, askeri rejimin 1985′ten sonra yerine geçen sivil hükümetlerin neo-liberal yönelişlerine karşı çıkmaktır.
Kurtuluş Hıristiyanlığının temel öncüllerinden -yoksullar kendi öz tarihlerinin özneleridir- hareketle CPT kırsal emekçilerin özörgütlenmesini desteklemeyi amaçlamıştır. Toplumsal hareketlerin özerklik ve sekülarizasyonuna saygılı davranarak, geleneksel kilise yanlısı “Hıristiyan” sendika -veya parti- anlayışını kabul etmemektedir. Söz konusu olan basitçe tanm emekçilerinin kendilerini örgütleme çabalarına yardım etmek, yüreklendirmek, desteklemek, korumaktır -polisiye baskılara veya latifundia sahiplerinin kiralık adamlarına karşı. Fransisken papazı ve Rio Grande do Sul eyaleti CPT’sinin önde gelen yaratıcılarından Sergio Görgen’in yazdığı gibi: “CPT sınıf örgütlerinin yerini almaz. Bilinçlendirmeye yardım etmeye, tavsiyede bulunmaya, katkı yapmaya, örgütlenme biçimlerini iyileştirmeye, gerçekliği bilimsel olarak incelemeye çalışır, ama emekçilerin temsili organlarının yerini almaz
Yine de pratikte, “tavsiye etmek” -Brezilya’da kullanılan assessorar terimi çeşitli anlamlarıyla daha zengin- ile “yönetmek” arasındaki ayrınıı muhafaza etmek her zaman kolay değil. Kaçınılmaz ihtilaflar ve gerilimler MST’rıin oluşum yıllarında, özerk örgütler ve bazı CPT’den din adamları arasında göründü.
MST, 1979-1985 yılları arasında, ilkin Brezilya’nın bazı giıney eyaletlerinde ve ardından ülkenin bütününde kuruldu. Başından itibaren -askerler, yerel ve federal yetkililerle bin günlük çatışmalann olduğu Encruzilhada Natalino konaklamasının epik mücadelesi- hareket, yeni mücadele yöntemleri geliştirdi; ekilmemiş arazilerin “illegal” işgalleri ve demokratik olarak kendi kendini yöneten konaklamaların düzenlenmesi. Genellikle topraksızlar askeri polis tarafından hoyratça dışarı atılmışlardır, ancak bazı durumlarda, bu işgallerin güçlü görürımesi ve Kilise, sendikalar ve sol partiler tarafından desteklenmeleri hükümeti görüşmeye mecbur kılmıştır.
Hareketin inşasında önemli bir aşama, CPT tarafından değil de bizzat militanlarca ilk kez düzenlenen Ocak 1984′teki (Parana eyaletinde) bölgesel (güney) buluşma olmuştur. Kabuledilen kararlar arasında CPT’ye olduğu gibi tüm kurumlara yönelik bir özerklik bildirimi ve hareketin amaçlarının tarifi bulunmaktaydı: Tarım reformu ve “kapitalizmden farklı, eşitlikçi, adil” yeni bir toplum. “resmen”, Brezilya eyaletlerinin çoğundan gelen 1500 delegenin varlığında, topraksız köylü derneklerinin Ocak 1985′te Cuıritiba’da -Parana eyaletinin başkenti- yaptığı ilk kongrede kuruldu. Sonuç bildirgesi, askerler tarafından bahşedilen Toprak Statüsünü, kapitalist, halk karşıtı ve toprak mülkiyetini yoğunlaştırmaya elverişli olarak mahkum etti.
CPT bu özörgütlenme sürecine belirleyici bir katkıda bulundu, ama hareket onun “tavsiyeleri”nden kendisini kurtardıkça gerilimler başladı. “Şiddet” meselesi anlaşmazlıkları belirginleştirdi: Örneğin, Annoni (Rio Grande do Sul) fazendasının işgali sırasında, ilerici 49 piskopos -Temmuz 1986′da CEBs’lerin Vl. Kiliselerarası Buluşmasına katılmış olan- işgali destekleyen, ancak barışcıl karakteri üzerinde ısrarla duran ve örtük terimlerle, “kanlı bir baskı”ya yol açacak olan “bir Şiddet patlamasına” karşı uyarıda bulunan bir bildirge yayınladılar.
Ancak CPT’nin yönetimindekiler ve ona yakın piskoposlar yavaş yavaş MST’den kopmaya kendi istekleriyle razı oldular ve onun özerkliğine saygılı davranarak anlamlı bir destek sundular.
MST, dolayısıyla bağımsız -ve bağımsızlığına kıskançlıkla bağlı!- seküler ve dinsel olmayan, yani Katoliklere de Protestanlara da, inananlara da inanmayanlara da açık bir hareket olarak kuruldu. (Belirtmek gerekir ki, inanmayanlar kırsal kesimde oldukça enderdir ve özellikle MST’yle birlikte çalışan kentsel militanlar -önemli sayıda- arasında bulunurlar.) Bu “mezheplerden arındırma”ya ragmen, MST kadrolarının ve aktif militanlarının büyük çaığunluğunun CPT ve CEBs kökenli olduğu kimsenin meçhulü değildir; bazıları bu yapılarla ilişkilerini korumuştur, ama hepsi dinsel toplumsal kültürlerini ve en derin bağlılıklarının etik motivasyonunu Kurtuluş Hıristiyanlığından almışlardır.
Burada binyılcılık meselesine veya Brezilya’da söylendiği üzere, MST’nin “mistik”ine varıyoruz. Eric Hobsbawn’a göre, binyılcılık, sadece “arkaik bir geçmişin yaşayakalan bir unsuru” olarak değil, başka bir biçim altında, toplumsal hareketlerde ve modern siyasetlerde aktif kalan kültürel bir güç olarak değerlendirilmelidir. Sicilya köylü birliklerine ithaf ettiği bölümün nihayetinde önerdiği sonuç, hiç kuşku yok ki en geniş ve evrensel bir tarihsel, toplumsal ve siyasal önemdedir: “Modern harekete katıldığında binyılcılık, sadece etkili olmakla kalmaz; bu coşkuyu, yeni bir dünyada bu yakıcı imanı, en ilkel biçimlerinde bile onu ayırt eden duyarlı bu gönül yüceliğini yitirmehsizin bu hareheti inşa edebilir Bir kez daha Brezilya MST’nin moral evreninin uzağında değiliz.
Kurtuluş Hıristiyanlığının toplumsal-dinsel ütopyası, örtük ya da belirgin olarak MST konaklamalarının mücadelesinde ve hayatındaki sayısız ritüelde mevcuttur. Hareketin militan ve kadrolarınca -çoğu kendini Kurtuluş Teolojisinde gören- örgütlenen bu ritüeller, konaklamalarda bulunanların büyük kısmının yeni ilahiyattan ziyade geleneksel (Katolik) -azizlerin büyülü gücüne inanç- halkçı inanışa daha yakın olmasina ragmen köylüler tarafından iyi kabul görür. Toprak mücadelesiyle kazanılmış olan hem Katolik,hem de kamplardaki siyasallaşma ortamınca yön değiştirmiş, giderek artan yeni Pentecötiste Evanjelist bir azınlık da bulunmaktadır. Daha az önemli, Avrupa kökenli ve özellikle ülkenin güneyinde var olan iki başka azınlık, “romanize” Katolikler (Vatikan Kilisesi’nin öğretisine sıkı sıkıya bağlı) ve genellikle Kurtuluş Teolojisine yakın tarihsel Luthercilerdir.
Ama “mistik” -kelimenin tamamıyla dinsel kabul edilişinde değil Charles Peguy’un ona verdiği daha geniş anlamda-, MST’nin seküler toplumsal siyasal kültürünü daha genel olarak etkilemektedir. Terim bizzat militanlar tarafından moral uzlaşmazlık, coşkulu angajman, dava için yaşamını feda etme, radikal bir toplumsal değişim umudunu belirtmek için kullanıldı. MST’nin belli başlı önderlerinden Joâo Pedro Stedile, hareketin mistiği kendini “hültürümüzün simgeierinde, değerlerimizde, mücadele etme gereği inancında” ve özellikle “daha adil ve daha kardeşçe bir toplumun mümkünlüğü” inancında kendini gösterir, diye yazar. Bu laik mistik, bu dinle ilgisi olmayan binyılcılık ritüllerde, metinlerde, söylemlerde, hareketin aktivistlerinin eğitiminde mevcuttur. MST’nin devrimci ütopyasında militanların “inançlı enerjilerinin” bir tür yatırımını temsil ederler.
“Kapitalizmden farklı” yeni bir toplumun belirişine – “Krallığın” dinsel olmayan eşdeğeri- bu inatçı iman, MST’nin kendine acil ve somut hedefler belirlemesini, yetkililerle müzakere etmesini, verimli ve üreten tarım kooperatifleri örgütlemeleri yoluyla tamamıyla modern bir rasyonaliteyle hareket emesini engellememektedir. Bu ütopyayla gerçekçiliğin başarılı sentezi, hiç kuşkusuz Topraksız Kırsal Emekçiler Hareketi’ni yalnızca radikal bir tarım reformu için köylerdeki yoksulların mücadelesinin örgütlü ifadesi olmanın ötesinde, neo-liberalizme karşı mücadele Brezilva’nın “sivil toplumunun” bütün güçleri için -sendikalar, kiliseler, sol partiler, meslek örgütieri, üniversite mensupları- merkezi bir referans olmasına katkıda hulunmuştur.
Ekim 2002 başkanlık seçimlerinde Emekçiler Partisi adayı, Luis Inacio Lula da Silva’nın zaferi -%60′ı aşan oyla-, Brezilyalı milyonlarca köylünün özlemlerinin gerçekleşmesini nihayet görme umudunu açmaktadır: Radikal bir tarım reformu.
MST, Lula’nın zaferini selamlarken kendi özerk hareket yönelimini yeniden belirtmekten geri kalmamaktadır:
“Bizim toplumsal hareket olarak rolümüz kırlann yoksullarını örgütlemeye devam etmek, haklannın bilincini onlara vermek ve değişim için mücadele etmeleri için onlan seferber etmektir. Devlete ilişkin olarak gerekli özerkliğirnizi korumaya devam ediyoruz, ancak uzun zamandarı beri hayal ettiğimiz tarımsal reformu gerçekleştirebilmesi için yeni hükürnetle mümkün olabilecek her tür işbirliğini de yapacaız.”
Aynı şekilde MST, topraksızların eylemlerine ve programına desteğiyle tanınan Rio Grande do Sul eski eyalet başkan yardımcısı -ve Emekçiler Partisi eğilimli “Sosyalist Demokrasi” yöneticilerinden- Miguel Rossetto’nun, Tarımsal Reform ve Kırsal Gelişme Bakanı olarak atanmasını memnuniyetle karşıladı (Ocak 2003) Ancak hareketin sozcüsü bu vesileyle, tarımsal reformun şeyden bizzat kırsal emekçilerin seferberliğine bağlı olduğu yolundaki inançlarını da teyit etti.
Jocio Pedro Stedile-Bernardo Mançano Fernandes’in Topraksız İnsanlar kitabına sonsöz
Latin Amerikanın Kaynayan Damarları:İthaki Yayınları