latin amerikan haber yorum

23 Sep 2006 için Arşiv

Ekvador Başkan Adayı Rafael Correa ile Mülakat

Yazan: lahy Eylül 23, 2006

New York’da bulunan Ekvador başkan adayı Rafael Correa El Diario gazetesini ziyaret ederek bir mülakat yaptı. Son yapılan kmauoyu yoklamalarına göre ekonomist ikinci sırada bulunuyor. Correa kampanya yetkilileri ise şu an birinci sırada bulunduklarını vurguluyorlar.

43 yaşındaki Rafael Correa 2005 Ağustos ayında Ekonomi bakanı iken istifa ettiği sırada Palacio hükümeti’nin en popüler bakanı idi.

Correa, “ Ana hedefimiz üretim güçlerini savunacak ve ulus için kullanacak bir ekonomik politikaya sahip olmaktır. Serbest Ticaret Anlaşması, Meksika ve diğer ülkelerde olduğu gibi Ekvator’da mevcut sınırlı sayıdaki işi de yok edecektir; sosyal bir intihardır…..dolarizasyon’un Bolivya gibi bir ülke için teknik bir barbarlık olduğunu söyledim, bu kararın ana muhaliflerinden biri idim…Ancak, dolarizasyon’a gitmek nasıl bir akılsızlık idiyse şu anda birden bire çıkmakta bir akılsızlık olacaktır…En azından tutarlı bir ekonomik çizgiyi formüle ederiz ” dedi.

Correa, ayrıca politik partiler hakkında konuştu ve ”Ekvator’da sorun politik partilerin mevcuyeti değil gerçek politik partilerin yokluğudur. Bizim sahip olduğumuz liderlerin çıkarlarına hizmet eden organize Mafyalardır. Buna son vermenin tek yolu ise Ulusal Kurucu meclisi kurmaktır.” dedi.

Kurucu Meclis’n kurulmasını sağlamak için 15 Ocak 2007′de halk oylaması ilan edilecek ve 15 Mart’da ki oylamayı takiben Meclis 10 Mayıs’da göreve başlayacak.

Rafael Correa Ekvator seçimlerine hile karışmasından korktuğu söyleyerek, bu konuda Hritiyan Sosyal Partisi (PSC) ve Bakan Marcelo Delgado’yu suçladı.

Neoliberal model’in reddi

Correa neoliberal modeli red ederek “ kaynak yaratmayan rantçı finans sektörüne imtiyazlar sağlayan bir ekonomimiz var. Neoliberal modelin 1990′lar da uygulanmaya başlamasından bu yana işşizlik ikiye katlandı, yüzde 6′dan yüzde 12′ye çıktı…..Sahip olduğumuz ekonomik model iş kaynaklarını yok ediyor” dedi.

Sosyal Hareketler Ekvador Politikasında Karar Verici

Ekvador’da Seçim Kampanyaları Başladı

Yazı kategorisi: Ekvador, Genel Haberler, Seçimler | » yorum bırak;

Ekvador Seçimleri Yaklaşıyor

Yazan: lahy Eylül 23, 2006

Prensa Latina: Ekvador seçimlerinde hile yapılabileceği iddiaları, başkan adayları arasında güvensizlik ve sıkıntı yarattı. Başkanlık için yarışan adaylardan Ahlaki ve Demokratik Ağ Koalisyonu’ndan (RED) aday olan León Roldós, Ülke Birliği adayı Rafael Correa ve PRE’den Fernando Rosero, olası hile durumlarına karşı uyarılarda bulundu.

Özellikle geleneksel partilerin seçim sürecine çamur atmak istediğini belirten Correa ve Roldos, sosyal, popüler ve siyasi hareketlerin bu şekilde ciddi bir şüphe altında bırakılmasının tehlikesine işaret etti. Hükümet içinde Savunma Bakanı Oswaldo Jarrin’in esrarengiz bir şekilde görevden alınmasına ve eski başbakan Leon Febres Cordero’ya yakınlığıyla bilinen Marcelo Delgado’nun göreve getirilmesine dikkat çeken Correa, bu işlerin planlı olduğunu belirtti.

15 Ekim’de yapılacak olan seçime doğru kampanyalar devam ederken, eski başkan yardımcısı León Roldós’a verilen destek azaldı. Azalan desteğe rağmen anketlerin ilk sırasında yer alan Roldós’u Sosyal Hıristiyan Parti’den Cynthia Viteri takip ediyor. Eski ekonomi bakanı olan Rafael Correa ise anketlerde üçüncü sırada geliyor. Önde giden her iki aday da seçildikleri takdirde ABD ile serbest ticaret anlaşması yapabilmek için görüşmelere başlayacağını ilan etmiş durumda.

Kazanma ihtimali düşük olmasına rağmen seçimlere katılan bir diğer aday da Pachakutik Yerli Hareketi (MKP) lideri Luis Macas oldu. Ekvador Yerli Ulusları Konfederasyonu (CONAIE) tarafından başkan adayı olarak seçilen Macas, Conaie eyaleti başkanlığı görevine devam ediyor. Ekvador’un 13 milyonluk nüfusunun yüzde sekizini oluşturan yerlileri temsilen seçimlere katılan Macas, seçilmese de bunun kendilerinin de bir sosyal güç olduğunu göstermek için iyi bir fırsat olduğunu dile getirdi. Soldan aday olan Rafael Correa, daha önce Pachakutik yerlilerini temsilen CONAIE’yi koalisyon yapmaya davet etmiş ve seçilmesi halinde başkan yardımcılığı vereceğini dile getirmişti. Ancak yapılan görüşmelerden sonra CONAIE kendi adaylarının Macas olduğunu açıklamıştı.(SOL)

 

Yazı kategorisi: Ekvador, Seçimler | » yorum bırak;

Eşikteki Meksika: İkili iktidar ilanına doğru

Yazan: lahy Eylül 23, 2006

Dan La Botz

Meksika, Seçim Mahkemesi’nin, başkan adayı Andres Manuel Lopez Obrador’un yeni bir hükümet oluşturma çağrısında bulunmasına yol açarak pek çok itirazını görmezden gelmesinin ardından büyük yığınların bir toplumsal başkaldırısının eşiğinde duruyor. Obrador “darbe” adını verdiği şey karşısında, yeni bir cumhuriyet kurulmalı diyor. Meksika hükümeti ve Meksika halkı, şu anda, bu karşı kaşıya gelişin olup olmayacağı ve eğer olursa barışçıl mı yoksa kanlı mı olacağı ile ilgili olarak çok ciddi ve sert kararlarla yüz yüze.

Demokratik Devrim Partisi (PRD) milletvekillerinin, 1 Eylül’de kürsüyü işgal ederek Cumhurbaşkanı Vicente Fox’un Kongre’ye seslenmesini engelledikleri benzersiz [ülke tarihinde ilk] eylem, mevcut krizi ve ufuktaki çatışmayı simgeliyor. Meksika Kongresi’ne seslenme girişiminde başarısız olan Fox, kongre liderlerine konuşmasının el-yazması bir versiyonunu vermek ve ulusa sesleniş konuşmasını bir televizyon yayınından okumak zorunda kaldı.

Lopez Obrador, Meksika halkının belki de sadece dörtte birinin desteğine sahip göründüğü bir zamanda, Kurucu Meclis ve yeni bir Cumhuriyet kurma çağrısı yaparak büyük bir risk aldı. Lopez Obrador’un sınıra doğru yürüdüğü görünüyor; ama sorun, sınırı aşmaya gerçekten hazır olup olmadığı ve Meksika halkının onun izleyip izlemeyeceği. Eğer buna verilen yanıt olumsuz olursa, geri adım atabilecek mi? Eğer vazgeçmek zorunda kalırsa, usturuplu bir geri adımı kıvırabilecek mi? Ve eğer geri adım atarsa, toz dağıldığında geride nasıl bir sol politik parti ya da hareket kalacak? Cumhuriyetin yeniden kurulmasından bahsederken, aslında bir dahaki seçimi hedefleyebilecek kadar büyük ve dinamik bir politik hareket kurmaya çalışıyor olabilir. Sorun, bu güçleri şimdi ve gelecek ay ve yıllarda bir arada tutup tutamayacağı.

Dağlar kadar fark

Ofisinde geçireceği sadece birkaç ayı kalan Fox, kendisini Meksika’nın demokratik kurumlarının savunucusu olduğunu ileri sürdü. Fox, kendi kabinesinin eski bir üyesi olan, malum halefi Felipe Calderon’un meşru olduğunu savunuyor ve seçim mahkemesinin alacağı sonuç kararına saygı duyacağına söz veriyor. Fox, her ikisi de iktidarı elde tutmak için ne gerekiyorsa yapmaya yeminli, kendi partisi Ulusal Eylem Partisi (PAN) ve Kurumsal Devrimci Parti’nin (PRI) desteğine sahip.

Mahkemenin kararına karşılık, Andres Manuel Lopaz Obrador, yeni bir cumhuriyet kurmak için kurucu meclis çağrısı yaparak, Meksika’nın kurumlarının çürüdüğünü ve değiştirilmesi gerektiğini ilan etti. AMLO devrimin diliyle konuşuyor, yeni bir rakip hükümet iktidarı ve barışçıl bir devrim istiyor; ama taraftarlarının ve Meksika nüfusunun kayda değer bir bölümünün, devleti yıkmaktan çok daha azını, Fox-Calderon hükümetini alaşağı etmeyi gerektirecek türden bir eyleme hazır olup olmadığı sorusu hala ortada.

İkili iktidar ilanı

Andres Manuel Lopez Obrador ve partisi Demokratik Devrim Partisi (PRD) sadece, çalınmış bir seçim olarak gördükleri şeyin sonuçlarını ve kendilerinin çürümüş bir seçim kurumu olarak kabul ettikleri şeyin kararlarını reddetmekle kalmadılar, şimdi de Meksika’nın politik kurumlar sistemini bütünüyle reddettiklerini açıkladılar. Son seçimi bir tür darbe sayarak tanımayan ve mevcut Meksika hükümetini bir tür egemenler yürütme komitesi sayarak reddeden Lopez Obrador, Meksika’nın kurtuluş günü olan 16 Eylül’de bir Ulusal Demokratik Kongre toplanması için çağrı yapan bir “Plan” (Meksika’nın bir devrim ilanı için kullanılan tarihsel sözcüğü) içeren bir “Proje” yayınladı. Bu kongre o zaman hem bir Barışçıl Sivil Direniş Koordinasyon Komitesi oluşturacak hem de yeni bir Meksika Cumhuriyeti kuracaktı. (Belgenin tamamı www.amlo.org.mx/noticias/discursos.html?id=55130 adresinde İspanyolca olarak okunabilir).

AMLO 1 Eylül’de Meksika’nın Zocalo Meydanı’nda toplanan yüz binlerce kişiye şöyle seslendi: “Kendi hükümetimizi oluşturacağız, şu an itibariyle sahte hükümeti kabul etmiyoruz, gerçekten de halkın olan ve halkı temsil eden bir Cumhuriyet kuracağız.” (Belgenin tamamı www.amlo.org.mx/noticias/discursos.html?id=55180 adresinde İspanyolca olarak okunabilir). Lopez Obrador 3 Eylül’deki en son konuşmasında da, Ulusal Demokratik Kongre’nin yeni bir hükümet oluşturmak üzere bir “kurucu meclis” haline geleceğini söyledi. (Bu belgenin tamamı www.amlo.org.mx/noticias/discursos.html?id=55230 adresinde İspanyolca olarak okunabilir).

Eğer bir Ulusal Demokratik Kongre yeni bir Cumhuriyet ilan ederse, o zaman Meksika’nın, her biri de ülkeyi yönettiğini iddia eden, birine Fox ve ardından Calderon’un başkanlık ettiği ve diğeri de Lopez Obrador liderliğinde iki hükümeti olur. Böylesi bir ikili iktidar durumu uzun bir süre için makul olamaz; ve, ya Fox-Calderon hükümetinin düşmesine ya da rakip hükümetin bastırılması ve tasfiyesine yol açacaktır.

Ulusal mirası savunmak için yeni bir cumhuriyet

Yakın zamanda iki hükümet arasındaki ulusal bir çekişmeye dönüşebilecek olan politik mücadele, iki farklı ulusal ekonomi planı ve iki farklı Meksika görüşü etrafında dönüyor: neo-liberalizm taraftarı Fox-Calderon görüşü ve bir karma ekonominin unsurlarını sürdürecek ve Lopez Obrador’un kendisinin beşikten-mezara adını verdiği bir sosyal refah devleti kuracak olan programı. Meksika kavşakta.

Lopez Obrador, ulusal mirası savunmak adına yeni ve gerçek bir Meksika Cumhuriyeti yaratmak gerektiğini; ve sosyal güvenlik ve eğitimin yanı sıra elektrik enerjisi ve petrol sanayisinde da özelleştirmenin engellenmesi gerektiğini savunuyor. Çürümeyle savaşacak ve Meksikalı yetkililerin ve polisin yararlandığı dokunulmazlığa son verecek yeni bir hükümet istiyor.

Ordunun Zocalo’daki meclisi ya da hareketi dağıtmak için kullanılabileceğinden korkan Obrador, ordunun, barışçıl meclise saldırması yönündeki emirleri reddetmesini tekrar tekrar istedi. Meksika otoritelerini “faşist” olarak tanımlayan Obrador, taraftarlarını, sert baskı ve diktatörlüğe yol açacak provokasyonlara gelmemeleri yönünde uyarıyor.

Sözlerini şöyle bitiriyor: “İleri doğru gitmeye devam edeceğiz. Destek için çok teşekkürler; çünkü halkı meydanlara çağırdık ve bugün pek çok yurttaş, pek çok insan geldi. Bu ne anlama gelir? Onlar korku salıyor, korku yayıyor, ve halk burada, halk korkmuyor. Ama, provokasyona gelip de düşmanlarımızın tuzağına düşmeyeceğiz. Politikada gerekli olan üç c’yi [İspanyolca bir deyiş] kullanacağız: kafa, yürek ve karakter.”

Devrime çıkan yol mu? Ya da reform için radikal bir direniş mi?

Lopez Obrador, 28 Ağustos’ta yayınlanan ve 1 Eylül’de yinelenen “Proje” belgesindeki barışçıl devrim çağrısıyla birlikte, hem hükümeti olanaksız kılacak kalıcı bir düşmanlık yaratma hem de alternatif bir hükümetin ilanı, böylece de yarı-devrimci bir durum yaratılması yönünde riskli bir işe girişiyor. Her iki durum da görüntüde küçüktür ve yakında daha ciddi çatışmalara yol açacaktır.

PRD, Felipe Calderon’un başkan olarak kabul edilmesini engellemek için gereken her türlü eylemi yapmayı planladıklarını ilan etti. Yanıt olarak, PRI ve PAN partilerinin kongre liderleri, eğer kongreye engel olmaya ve alternatif bir hükümet kurma PRD’yi parlamentodan dışlamak için harekete geçeceklerini söylediler. Daha da önemlisi, partinin yasal, [parlamenter] kimliğini elinden alacaklar. PRD’nin yasal yetkilerinin elinden alınması Meclis’teki muhafazakar partilere neo-liberal özelleştirme programlarını engele takılmaksızın ilerletme olanağı tanıyacak. Partinin sicilinin ortadan kaldırılması, kendisini sıfırdan yeniden kurmaya zorlayacak. Her iki durum da Meksika solu açısından yıkıcı olabilir.

Güçler dengesi

Güçler dengesine ilişkin bir analiz, Lopez Obrador’un retoriği devrimci olsa bile, barışçıl bir devrimci harekete destek vermenin yetersiz olabileceğini anımsatır.

Fox, PAN ve müttefiki PRI, elbette Meksika hükümetini, bürokrasisini, ordusunu ve polisini kontrol ediyor ve bunları herhangi ciddi bir muhalefeti bastırmak için kullanabilir. Meksika hükümeti 1994’ten beri, orduyu Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu EZLN’ye ve Chiapas eyaletindeki ve Güney’deki geniş toplumsal harekete ve 1990’lar boyunca da Kuzey’deki uyuşturucu şeflerine karşı kullandı. Federal hükümet geçtiğimiz yıl, grevci işçilere ve orta Meksika’daki cemaat militanlarına karşı yeni Federal Önleyici Polis (PFP) teşkilatını kurdu. Lopez Obrador orduyu Meksika yurttaşlarına baskı yapma yönündeki emirlere uymamaya çağırdıysa da, ordunun ve PFP’nin ve diğer polis güçlerinin hükümete sadık kalmaması için hiçbir neden yok. Meksika halk hareketlerini bastırmak için 1959’da, 1968’de, 1976’da askeriyeyi kullandı ve 1994’te Zapatistalara karşı orduyu çağırdı ve bunun bir kez daha olamaması için hiçbir neden görünmüyor.

Rakamlar var mı?

Lopez Obrador, Meksika çapında, devlete karşı koyacak sayıda destekçiye sahip görünmüyor. Başı çeken her aday 16’şar eyalette kazandı: PAN’ın adayı Felipe Calderon görece zengin olan Kuzey eyaletlerini alırken, Lopez Obrador ve PRD en yoksul merkezde ve Güney Meksika’da kazandı. Ama, tartışmalı resmi sayıma göre, Lopez Obrador oyların yalnızca %35,3’ünü alabildi; Calderon 35,9’unu ve PRI’nın adayı Roberto Madrazo %22,3’ünü kazandı.

Yani, bütün seçmenlerin yalnızca 3’te 1’i yükseltilmiş toplumsal refaha dayanan bir reform programını desteklerken, hemen hemen 3’te 2’si daha muhafazakar iki aday için oy kullandı. Birilerinin iddia ettiği gibi Lopez Obrador’un bir milyon oyu çalınmışsa bile, hala sadece biraz fazla olan bir oy çokluğuna sahip olacaktı ama bu, çoğunluk desteği gibi bir şey olmayacaktı. Bir reformcu olarak Lopez Obrador’a oy veren bazı insanlar, eğer oyların çalındığını hissettiler diye devlete karşı bir devrimci muhalefet pozisyonunu benimsemeye itilebilirlerse de; diğer partilerden çok az insan ona katılırken, bütün PRD taraftarlarının bu pozisyonu benimsemeyeceğinden şüphelenilmelidir.

Belki radikal soldaki bazıları bir demokrasi kavgasında destekleyecektir, ama onların sayısı da oldukça az. Hiçbir radikal sol devrimci parti sandıkta görünmeye bile hak kazanamadı. Üstelik, Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu’nun açıktan anti-kapitalist ve sandıksal siyaset karşıtı “Öteki Kampanya”sı, kampanya boyunca Lopez Obrador’a şiddetle karşı çıktı ve şimdi de onu destekleyecekmiş gibi görünmüyor. Meksika’nın devrimci solunun 1960’lar-1980’lerdekie göre daha küçük ve daha az etkili olduğu görülüyor.

Örgüt var mı?

Muhalefet, Meksika hükümetiyle mücadele etmeye yetecek bir güç ortaya koyacak örgütlenme, yapı ve liderliğe sahip görünmüyor. Michoacan gibi birkaç şehir ve Mexico City dışında, PRD bir azınlık partisi ve ayrıca parti aşırı bölünmüş fraksiyonel bir parti. 1989’da kurulan PRD bir seçim partisi oldu, bir toplumsal harekete liderlik ederek kurulmadı. Kampanya süresince PRD zaman zaman çok kötü biçimde bölünme görüntüsü verdiyse de, şu anda, Cuautemoc Cardenas’ın belirgin yokluğuyla birlikte dikkate değer bir beraberlik sergiliyor.

Mevcut direniş boyunca, Mexico City’de devasa gösteriler, yürüyüşler ve oturma eylemleri yapıldı, ama bu eylemler Mexico City’yle sınırlı kaldı.

PRD zaman zaman Ulusal İşçi Birliği (UNT) ile bir çalışma ilişkisi yakalasa da, işçi sınıfına liderlik vermeye asla kadir olmadı ve hatta UNT’ye ya da başka herhangi bir sendikaya fazlaca destek de vermedi, ve Lopez Obrador’un bir emek programı yok. Seçim sonuçlarının da gösterdiği gibi, PRD’nin orta ve güney eyaletlerin emekçi halkı ve yoksulları içinde önemli bir takipçi kitlesi var ama bu, seçimlerin ötesinde çok da örgütlü bir takipçilik değil.

Gerçekten de, bugün Meksika’da gerçekleşen büyük ve önemli toplumsal mücadeleler ve grevler var. Özellikle de Maden ve Metal İşçileri Sendikası (SNTMMRM) üyeleri tarafından gerçekleştirilen grevler dizisi ve Meksika Öğretmenler Sendikası’nın (SNTE) “Local 22” kolu tarafından yürütülen öğretmenler grevi. Ancak bu mücadeleleri yürütenler çoğunlukla Obrador’un hareketine uzak durduğu gibi yakın duranlar için de Obrador’un bir liderlik pozisyonu yok. Local 22’nin liderliği, Lopez Obrador tarafından çağrısı yapılan Ulusal Demokratik Kongre’ye katılmayacağını söyledi (buna rağmen bazı üyeleri katılabilir) ve sorunlarını çözmek için gelecekteki olası bir cumhuriyete değil bu Meksika hükümetine baktığını belirterek, İçişleri Bakanı Carlos Abascal’la görüşmelerine devam ediyor.

Son olarak, Vicente Fox, Felipe Calderon ve PAN, iktidarda muhafazakar bir hükümete sahip olmayı daha çok tercih edecek olan ve komşu ulusunda bir toplumsal başkaldırının yaşanmasını kesinlikle istemeyen ABD hükümetinin desteğine sahip. Şüphe yok ki, Fox bu durum hakkında Bush hükümetiyle görüşüyordur; ve Meksika ordusunun, Amerikalı muadili ile temas halinde olduğu tahmin edilecektir. Her ne kadar Meksika’nın elitinin sorunları çözmek için gerekli politik eylemi gerçekleştirmesini tercih edecekse de, ABD Meksika hükümetini desteklemek için gereken tüm araçları kullanmaya kesinlikle hazırlanmış olacaktır.

Denge değiştirilebilir

Toplumsal hareketler, özellikle de kimi başarılar kazanmaya başladılarsa hızla büyüyebilir ve gelişen olaylar onları karakterlerini değiştirmeye zorlayabilir. Güçler dengesi, uygun şartlar altında hızla ve radikal biçimde değişebilir. Son on yılda kitle hareketleri Latin Amerika’daki hükümetlerin değişmesinde önemli bir rol oynadı. Lopez Obrador yeterli güce sahip değilse de, hükümetçe yapılacak bir hata muhalefet hareketine birden bir yükseliş olanağı tanıyabilir.

Lopez Obrador şu anda iyi gidiyor, hükümete karşı koyacak kadar güçlü bir hareket yaratmaya girişiyor, erken bir çatışmadan ve baskı ortamından kaçınıyor ve aynı zamanda zaman ve müttefik kazanmaya çalışıyor. Muhalifleri de iyi gidiyor; hareketi uygun zamanda ezmek için güç kullanmaya hazırlanıyor ama güç kullanmaya gerek kalmadan aşındırıp ondan kurtulmayı umuyorlar. Önümüzdeki haftalar, her iki cephenin de güçler dengesini kendi lehine çevirmeye çalışmasına şahit olacağız.

*Bu makalenin İngilizce orijinali Obrador’un “alternatif hükümet ve yeni bir cumhuriyet kurmak için sivil direniş” ilan ettiği 16 Eylül gününden yaklaşık bir hafta önce Mrzine’de yayınlanmıştır.

[Mrzine.org’dan Latinbilgi.Net tarafından çevrilmiştir]

 

Yazı kategorisi: Genel Haberler, Makaleler, Meksika, Seçimler, Sosyal Hareketler | » yorum bırak;

17 Ekim: Uluslararası Bolivya ile Dayanışma Günü

Yazan: lahy Eylül 23, 2006

Caitlin Esch ve Wes Enzinna

16 Ekim Dünya Gıda günü ve 20 Ekim Dünya Osteoporosis (kemik erimesi) Hastalığı günleri arasına sıkışmış olan 17 Ekim ise uluslararası Bolivya ile dayanışma günü.

goni

Uluslararası aktivistler ve örgütlerden oluşan Bolivya Dayanışma Ağı, Internet sayfasında yaptıkları açıklamada “17 Ekim 2003’de eski Devlet Başkanı Gonzales Goni Sanchez’in direktifleri doğrultusunda polis açık pazar, neo-liberal ekonomik politikalar karşı ayaklanan sosyal harekete açtığı ateş sonucu 67 eylemci hayatını kaybeti.>Devlet Başkanı Goni aynı gün Bolivya’yı terk ederek ABD’ye sığındı. Uluslararası bir kampanya Goni’nin iade edilmesini ve yargılanması talep ediyor.

Goni 2002’de genel oyların % 22’si ile Bolivya Devlet Başkanlığına seçilmiş ve bir yıl sonrada sosyal hareketlerin başkaldırısı sonucu başkanlık sarayından ayrılmak zorunda kalmıştı. Bu protestolar sonucu 67 kişi hayatını kaybetmişti. Amerika’da Chicago Üniversitesinde mezun olan Goni İspanyolca’yı ABD akasanı ile konuştuğu için “Gringo” olarak isimlendirilmişti. Goni şu anda ABD’nin Maryland bölgesinde yaşıyor.

Evo Morales hükümetinin ısrarlı isteklerine rahmen ABD Goni’yi iade etmemek için her türlü oyunları oynuyor ve iadeyi resmi olarak red ediyor. ABD hükümetinin ısrarlı red etme nedeninden dolayı, Bolivya Dayanışma Ağına üye olan iki aktivist Sara Grusky and Doug Hertzler, Bolivya hükümetinin resmi iade talebini Goni’ye Vaşington’da yapacağı bir toplantı öncesi teslim etiler. Bolivya Dayanışma Ağı (BSN) son dönemlerde Goni’nin yaşadığı bölge ve üniversiteleri afiş, plakard, bildiri gibi propaganda materyalleri ile donatarak Goni’nin 67 kişinin ölmesindeki rolünü deşifre ediyor.

BSN Goni’nin iade edilmesi çalışan tek kurum değil.Bir çok Bolivya’li örgüt ve kurumun bir araya gelmesi ile kurulan Comite Impulsor ve Gazın Savunulmasında Şehit veren Aileler Derneğide Goni’nin iade edilmesinde aktif olarak çalışıyorlar. 2004’de 700 bin imza toplayan bu gruplar ayrıca ölenlerin mezarlarını açarak kanıt toplama çalışmaları da yaptılar. Bu imza ve kanıtları Bolivya kongresine getiren gruplar, kongrenin Goni’nin bunlardan sorumlu tutulmasını talep etiler ve bu talep kongre tarafından kabul edildi.

Comite Impulsor’un koordinatorü Monica Mendizabal “Ekim şehitleri için Goni direk sorumlu kişidir. Ekim 2003’de Goni Bolivya Devletinin en üst sorumlusu kişiydi. 11 Ekim’de imzaladığı genelge ile El Alto şehrine sokağa çıkma yasağı getirdi ve bundan doalyıda onlarca insan hayatını kaybeti. Dönemin Başkan yardımcısı Carlos Mesa şiddet ve ölümleri onamadığını halka beyan etti” dedi.

27 Eylül’de Bolivya’lı aktivistlerden ve BSN’nin üyelerinden oluşan bir delege ABD’ye giderek Goni’yi teşhir edecekler. Mendizabal yaptığı açıklamada Goni’nin iadesini talep etmek ve onu yargı önüne çıkarmak ilerde benzeri şeylerin tekrarlanmasında ve Bolivya halkına kimsenin kötü davranmamasında önemli bir rol oynayacağını söyledi.Ayrıca Mendizabal yaptığı açıklamada ABD’yi eleştirerek adaletin yerine gelmesinde engel olmalarını kınadı.

Hernekadar Uluslararası Dayanışma Gününün amacı Goni’yi yargı önüne getirmeksede, planın diğer tarafı IMF ve Dünya Bankasının politikaları doğrultusunda Bolivya halkını açlığa ve yoksuluğa mahkum edildiği ve buna karşı Bolivya’daki sosyal hareketlerin buna dur demek için ayağa kaltığı ve bu ayağa kalkışın ululararası sosyal hareket ve toplumlar tarafından desteklendiğini vurgulamak olacak.

17 Ekim’de Bolivya’nın Başkenti La Paz’da bir araya gelecek olan örgütler, toplumsal hareketler, aktivistler, gruplar ADB elçiliğine doğru yürüyecekler.Yürüyüşün başlangıç noktası Plaza Catolico olacak. Plaza Catolica Ekim 2003’de ölen ve yaralananların ailelerin her Perşembe toplandıkları yer. Diğer ülkedeki grup, hareket, örgüt ve aktivislerinde ABD elçiliği önünde 17 Ekim’de gösteri yapılması BSN’in istekleri arasında.

Geçmişte Bolivya sosyal hareketlerine dayanışma ululararası sosyal dayanışma oluşumlarından geldi.Örneğin 2000 yılındaki Su Savaşında, Yeni Zelanda’lı bir grup olan Su için Baskı itfaye kamyonunu Auckland’aki Bolivya konsolosluğuna üzerine sürerek tank’taki suları konsolosluğun duvarında patlattılar. 2000 yılında dönemin Devlet Başkanı Hugo Banzer Cochabamba şehrinin sularını özelleştirmek istedi. Buna karşı ayaklanan Cochabamba halkı özelleştirmeyi durdurdu.

Bolivya’ya uluslararası dayanışma eylemleri ABD, İngilter, İtalya, ve İspanya gibi ülkelerde gelmesine rağmen Latin Amerika’da henüz bu olmadı.Özellikle Venezüela ve Meksika’da olmaması dikkat çekici. Bundan dolayı BSN bütün toplumlara seslenerek Bolivya ile dayanışma komitesi kurmasını istiyorlar.

www.boliviasolidarity.org.

Caitlin Esch ve Wes Enzinna şu anda Bolivya’nın Cochabamba şehrinde yaşıyorlar.

 

Yazı kategorisi: Bolivya, Coca Cola Boykotu, Genel Haberler, Makaleler, Sosyal Hareketler | 1 Yorum »