latin amerikan haber yorum

25 Sep 2006 için Arşiv

Oaxaca Halkı’nın Başkente Uzun Yürüyüşü Başladı

Yazan: lahy Eylül 25, 2006

appo-march.jpg

21 Eylül Perşembe günü Oaxaca halk meclisi (APPO) üyeleri Oaxaca şehri merkezi Zocalo meydanından 506 km uzaktaki Meksika şehrine bir yürüyüş başlattı.

Zocalo meydanında yürüyüşe katılmak için takriben ikibin kişi toplandı., Noticias gazetesinin bildirdiğine göre, yürüyüş 25 km uzaklıktaki Etla kasabasına ulaştığı sırada 5.000 kişi yürüyordu.

Bir öğretmen ana yolun ıssız kesimleri boyunca gizlenmiş silahlı kişilerden korktuklarını söyledi. Bu söylentilere rağmen katılımcıların çoğu neşeli ve son iki hafta içinde herhangi bir silahlı saldırı olmadı. Ruh hali sık sık değişiyor ancak konuştuklarımdan hiçbiri Vali’nin geri döneceğini düşünmüyor. Bir arkadaş Vali’nin Fort Lauderdale gideceğini söyleyerek söylentilere bir yenisini kattı.

Bir çok öğretmen ellerinde kurşunları durdumayan ama gölge sağlayan şemsiyeler taşıyorlar. Yürüyüşe katılan erkek ve kadınlar şarkılar söylüyor ve sloganlar atıyorlar.

İlk gün yürüyüş öğleden sonra 1.30′a kadar başlamadı, iki saat süren konuşmalar sonrasında Adolfo López Yoksul Köylüler hareketi lideri Germán Mendoza Nube’nin hapishane’de açlık grevine başladığını duyurdu. Mendoza Nube kötürüm ve şeker hastalığı ve böbrek problemlerine sahip. Hapishanede bulunması onu kötü etkiliyor.

Dini tören sonrasında Appo üyesi José Antonio Altamirano öğretmenlerin 1986 ve 1997 yürüyüşlerinde kullanılan ulusal bayrağı yürüyüşçülere teslim etti.

Yürüyüşçüler Meksika şehrine ulaşınca Senato’nun önünde kamp kurarak Vali URO’nun görevden alınmasını talep edecek. Varış tarihi 3 Ekim civarında olacak.

Öte yandan PRI Eyalet hükümetinden Oaxaca’ya 5.000 silahlı güvenlik güçü yollamasını istedi. Öğretmenlerin endişesi yalnızca yolda mevzilenecek silahlı kişiler değil, 5.000 yürüyüşçünün beslenmesi, elbise ve yeni ayakkabılar sağlanması gibi görevler ile karşı karşıyalar. Hareket halkın desteğine bağımlı, ilk günde yol kenarlarında halk onlara tortillas,( omlet) taze meyve ve şişe suyu verdi.

Bu arada PAN, PRI’ye PRI valisi Ulises Ruiz Ortiz’i görevden alarak ittifaklarını bozmayacakları sözünü verdi, bunun nedeni bir çok kişinin Vali URO giderse APPO fikrinin yayılacağını ve diğer valilerinde görevden alınmasını isteyeceklerini düşünmesidir.

İçişleri bakanlığı sekreteri Carlos Abascal APPO ile uzun görüşmeler yaptı ancak Oaxaca görüşmecileri URO’nun görevden alınması taleplerinde geri adım atmadığı için hiç bir sonuç alınamadı. Görüşmeler yine ertelendi.

Öğretmenler grevi dördüncü ayını doldurdu. Halk hareketi öğretmenlerin enerjilerinin tükendiği, maaş almamaları sonucu iyice fakirleştikleri söylentilerine rağmen yerli halk toplulukları içinde açıkca büyüyor. Yürüyüşçülerin yol boyunca Oaxaca ve diğer eyaletlerde APPO örneklerinin kurulması için halkla konuşaklarını duydum.

19 Eylül tarihli bir makalede Monterrey’de çıkan El Porvenir gazetesi “ Oaxaca tipi halk meclisleri, Michoacán, Guerrero, Mexico City ve Baja California ve sınırın ötesinde Los Angeles ve Sacramento gibi yerlerde de ortaya çıkmaya başladı, ” diye yazdı. Yazı’da ABD’de yaşayan Oaxaca’lıların Alaska’ya kadar yerleştikleri yerlerde geleneklerini ve katılımcı hükümetlerini getirdiklerini bildiriyor. Öğretmenlere ABD’de bulunan gerek Meksikalılar ve gerekse de öğretmen sendikalarından para yardımı geliyor.

Yürüyüşün üçünçü günü 24 Eylül’de Vali yürüyüşçileri federal ordu’nun müdahalesi ile tehdit edip tansiyonu yükselti. Vali bu ay ilk defa Oaxaca’da halk içinde göründü, vekiller ile hükümet binaları ve Meclis bloke edildiği için bir otel’de görüştü.

Talihsizlik sonucu birisi Vali’nin başka bir otelde olduğunu düşündü, halk orada toplandı ve tatsız olaylar çıktı, ateş açıldı. Bazı tanıklar otel güvelik görevlilerinin ateş açtığı söylendi ancak La Jornada bugün ateş açanların sivil polisler olduğunu yazdı. La Jornada’nın yazdığına göre en az bir APPO taraftarı vurularak yaralandı..

Aynı anda Eyalet Eğitim Bakanı, yarından itibaren görevlerine dönmeyen öğretmenlerin işten atılacaklarını ve bazı emekli öğretmen ve velilerin yerlerini alacaklarını açıkladı.

Oaxaca Ticari toplulukları 28 ve 29 Eylül’de elekrik ve telefon kullanmadan, vergileri ödemeyerek işyerlerini kapatma çağrısında bulundu. Ama bunun kime daha fazla baskı getireceğini tahmin etmek kolay değil. Ancak, kırsal kesimde APPO’nun ve halk hareketinin gelişmesi o kadar güçlü kü artık bir adım bile geri adım atmak mümkün değil.

Kaynak: Nancy Davies-Narco News

Sosyal Hareketler

 


Yazı kategorisi: Meksika, Sosyal Hareketler | » yorum bırak;

Morales ve Koka Yaprağı BM’de

Yazan: lahy Eylül 25, 2006

evo-784838.jpg

Jim Schultz – Cochabamba
Evo Morales, koka ve Bolivya politikasının günümüzdeki durumu hakkında düşünceleriniz ne olursa alson gayet göz alıcı bir durum idi.

Dünya liderlerinin önünde, dünyada ki en önemli sahnelerden biri olan BM Genel Meclis’inde Bolivya Devlet Başkanı bir yaprağı elinde sallayarak, ” Bu yeşil koka yaprağıdır, kokain gibi beyaz değil. And kültürünü temsil ediyor. Coca Cola için yasal olması ve ülkemizde ve dünyada diğer tıbbi kullanımlar için yasak olması mümkün olamaz” dedi. (Coca Cola her yıl Bolivya’dan 130 tondan fazla Koka yaprağı satın alıyor.lahy)

Evo’nun ziyaretinden önce onun, orada rituellerin bir parçası olarak kullanılmak üzere Coca yaprağını New York’a nasıl götürebileceği hakkında bazı konuşmalar vardı. Bolivyalı yetkililer Amerikan Yerliler Ulusal Müzesi ile temasa geçtiklerinde tek elde ettikleri bazı plastik yaprak örnekleri idi.

Evo’nun bu konuyu eski Bolivya Başkanı Gonzalo Sanchez de Lozada’nın yargılanmak üzere ülkesine iade edilmesi konusu ile birlikte ziyaretinin merkezine koyması iyi oldu.

Bu soruyu sormanın başka bir yolu daha var: Bolivya koka çayını neden ABD ve diğer marketlere ihraç edemiyor?

Yıllardan beri buraya gelen ziyaretçilere koyu bir Bush taraftarı dahil olmak üzere ticari olarak üretilmiş koka çayı ikram ediyorum, ve onarın hepsi bu çayı sevdi ve bildiğim kadarı ile bir tanesi bile uyuşturucu bağımlısı haline gelmedi.

Bolivya kokasının önemli bir bölümü yasadışı uyuşturcu ticaretinde mi kullanılıyor? Pek tabii ki, evet (ABD’ye değilde Brezilya ve Avrupa’ya gidiyor) Bu kötü mü? Evet. Kaliforniya daki son yıllarımı uyuşturucu bağımlısı hamile kadınlara bağımlılıktan kurtulma servislerinin genişletilmesi için harcadım. Utandırıcı ama doğru olan gerçek, Bolivya ‘da koka bitkisinin yok edilmesi için kullanılan her bir dolar uyuşturucu bağımlılarının tedavisi için kullanılsa çok daha etkili bir sonuç alınacağıdır. Ancak politika daha az akıllı bir çözümü gerektiriyor.

Koka yaprağı uyuşturucu mu? Bazı kimyasal maddelerle karıştırlmadan önce bu öğleden sonra içtiğim kahveden çok daha az. Koka yaprağının serbestiçe ihraç edilmesi dünya da kokain üretimini artıracak mı? İyi kalite kokain imal edebilmek için hazır çay poşetlerinden(Lipton’un sattığı gibi) kaç tanesi gerekecek. Biraz gerçekçi olmamız daha iyi olmaz mı?

Söylemek istediğim şu: Uyuşturucuya karşı savaş uyuşturcuya karşı olmalı ve gerçek olmalı. Binlerce suçsuz Bolivyalıyı hapse atarak yüksek maaşlı ABD kurumları DEA ve Devlet Bakanlığı’nın öğünmelerine neden olmamalı. Ayrıca ziyaretçi Cumhuriyetci ve Demokratların severek içtiği bitki çayına karşı da olmamalı.

Koka yaprağını elinde tutarak dünya liderlerine farkı açıklamak. Bu dünya liderlerinden biraz daha fazla bekleyeceğimiz bir cajones’dir.

 

Yazı kategorisi: Bolivya, Genel Haberler | 2 Yorum »

Bolivya’da Halk Milisleri Çağrısı

Yazan: lahy Eylül 25, 2006

Bolivya hükümeti, küçük toprak sahiplerine ülkede Evo Morales iktidarı ile başlatılan dönüşüm sürecine destek vermek için gerekirse silahlanma çağrısında bulundu.

Çarşamba günü eski başkan Gonzales Sanchez de Lozada’nın emriyle öldürülen altı devrimcinin anma töreninde konuşan Başkan Yardımcısı Alvaro Garcia, köylü nüfusun kendisini savunmak zorunda olduğunu ifade etti. Kendisi de yıllar önce bölgedeki silahlı bir yerli hareketine katılmış olan Garcia, kırsal nüfusun Bolivya’nın kamulaştırma hamlesine sahip çıkması gerektiğini belirtti. Garcia ülkeyi yağmalayan petrol şirketleri, spekülatörler ve suçlu politikacılar kendilerini kabul edene kadar mücadele etmeye devam edeceklerini belirtti.

Bu hamleyle hükümetin giriştiği petrol ve doğalgaz kamulaştırması, toprak reformu, eğitim ve sağlık reformları gibi kapsamlı dönüşüm projelerinin ülkedeki sermayedar ve toprak ağalarının başını çektiği muhafazakarlar tarafından engellenmeye çalışılması üzerine Morales’in kendisine destek veren toplumsal grupları daha güçlü hale getirmeye çalıştığı belirtiliyor.

Toprak sahipleri ve topraksız köylüler arasındaki gerilimin tarih boyu yüksek olduğu Bolivya’da, toprak sahiplerine bağlı paramiliter çetelerin birçok faili meçhulun sorumlusu olduğu ve bu bölgelerdeki güvenlik sorunlarının temel nedeni olduğu biliniyor. Morales hükümetinin reformları ve bu reformların kurumsallaşması amacını taşıyan Anayasal Meclis tartışmaları, özerklik isteyen toprak sahiplerinin ve muhalefetin çıkarlarını korumak için bir kez daha paramiliter güçlere başvuracağı düşüncesini güçlendirmiş durumda. Küçük köylülüğü silahlandırarak halk milisleri oluşturma çağrısının hükümetin bu türden tehditler karşısında geri adım atmayacağının ve reformlar konusunda kararlı olduğunun bir göstergesi olduğu belirtiliyor.(SOL)

 

Yazı kategorisi: Bolivya, Genel Haberler | » yorum bırak;

Venezüella ABD’nin Özrünü Kabul Etmiyor

Yazan: lahy Eylül 25, 2006

Elif Özmenek- VOA-New York
25/09/2006

Venezüella dışişleri bakanı Cumartesi günü New York havaalanında polis tarafından gözaltına alınmasıyla ilgili olay hakkında, Amerika’nın özrünü kabul etmedi.

Amerika dışişleri bakanlığı, olaydan derin üzüntü duyulduğunu belirtmiş ve hem bakandan, hem de Venezüella hükümetinden özür dilemişti.

Amerika iç güvenlik bakanlığı da, Venezüellalı bakanın havaalanında kötü muamele gördüğü iddiasını destekleyecek kanıt bulunmadığını bildirdi.

Venezuela Dışişleri Bakanı Nicolas Maduro’nun, Cumartesi akşamı ülkesine dönmek için gittiği New York JFK Havalimanı’nda, polis tarafından gözaltına alınması Birleşmiş Milletler kulislerinde şok etkisi yarattı.

Maduro, BM Genel Kurul toplantıları için geldiği ABD’den ayrılırken, havalimanında sıkı bir güvenlik aramasından geçirildi.

Bir saatten fazla gözaltına alınan Dışişleri Bakanı’na, yönetilen suçlama ise Venezuela’da 4 Şubat 1992’de, dönemin devlet başkanı Carlos Andres Perez’e karşı düzenlenen başarısız darbe girişiminde terrorist eyleme katılması.

Diplomatik pasaport taşıdığını söylemesine rağmen, üstündeki kıyafetleri çıkartması istenen Nicolas Maduro’ya Amerikalı yetkililer tarafından kelepçelenme tehdinde de bulunduğu belirtildi.

ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada ise, “ABD hükümeti, New York’ta meydana gelen bu üzücü olaydan ötürü Dışişleri Bakanı Maduro’dan ve Venezuela Hükümetinden özür diledi” dendi.

Birçok siyasi gözlemci yaşanan bu olayı BM Genel Kurulu’nun 61. dönem açılış konuşmalarındaki söz duellosunun sonucu olarak yorumluyor.

Genel Kurul açılış konuşmalarından birini yapan Başkan George Bush, dünyanın teröre başvuran radikallerle barış yanlısı ılımlılar arasında devam eden ideolojik bir mücadele içinde olduğunu söylerken, Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez çıktığı kürsüden ABD Başkanı George Bush için “şeytan” ve “despot” gibi sert ifadeler kullanmıştı.

BM Genel Kurulu sırasında Chavez aynı zamanda Tahran yönetiminin nükleer faaliyetlerine kuvvetle destek vermiş, ve Washington yönetimini de İran’a saldırmaları halinde Amerika’ya petrol sevkini durdurmakla tehdit etmişti.

New York’a gelmeden önce de Chavez, İran Cumhurbaşkanı’nı Küba’daki Bağlantısızlar Konferansı’nın ardından Venezuella’da ağırlamıştı. İki lider, toplam 29 ikili anlaşma imzalayarak ülkeleri arasındaki siyasi ve ekonomik işbirliğini geliştirme kararı almıştı.

1950′lerde Venezuela da Latin Amerika’nın nükleer araştırma tesislerine sahip olan ilk ülkesiydi; ancak askeri diktatörlük daha sonra mali kaynak bulunamadığından bu tesisleri kapatmıştı. Siyasi gözlemciler Caracas ve Tahran yönetimlerinin yakınlaşmasından Venezuella’da da yine nükleer araştırma tesislerine yönelme olabileceği tahmininde bulunuyorlar.

Chavez, Dışişleri Bakanı Maduro’nun da gözaltına alınmasından önce Başkan Bush’un kendisini öldürtmeye çalışabileceğini söylemişti. New York dönüşünde bu açıklamayı yapan Venezuella Başkanı, bazı arkadaşlarının Bush’a “şeytan” dediği için hakkında ölüm fermanı verildiğine ilişkin endişelerini kendisine ilettiklerini belirtmişti.

 

Yazı kategorisi: Genel Haberler, Venezuela | » yorum bırak;