Küba’da kapitalizmin yeniden inşası
Posted by lahy 10/09/2010
” Küba modeli artık bizim işimize bile yaramıyor” Fidel Castro, (07.09.2010)
Fidel Castro, Küba’nın geleceği ile ilgili tartışmalarda özel bir yere sahiptir: gerek Miami’de üstlenen sağcı akımlar, gerekse de ABD Fidel Castro ortadan kalkarsa Küba’da kapitalizmin inşasının gerçekleşeceği konusunda yüksek ümitlere sahiplerdir. Küba devrimini savunan ve ABD ambargosuna karşı çıkan bir dizi sol grupta Fidel Castro’yu, son on yıl içerisinde kapitalizmin yeniden inşasının önündeki duran bir engel olarak görmektedirler. Örneğin, Financial Times, ABD ambargosunun kalmasına paralel olarak Küba’da Çin modelinin uygulanmasını temenni ederken, In defence of Marxism sitesinde yayınlanan ” Vultures hovering over Cuba after Fidel Castro steps down, ” ”Fidel Castro’nun görevden ayrılması sonrasında akbabalar Küba üzerinde uçuyor,” başlıklı yazıda, Raul Castro, Çin modeline hayranlığıyla tanınan bir bürokrat olarak tanıtılırken, Fidel Castro, ”kapitalist restorasyonun önünde bir engeldir” tespiti yapılıyordu.
Fidel Castro’nun the Atlantic dergisinde Iran ve İsrail üzerine bir yazısını okuduktan sonra Küba’ya davet ettiği, ABD’li gazeteci/yazar Jeffrey Goldberg ile yaptığı konuşmalar, ister istemez, Fidel Castro ve Küba’da kapitalist restorasyon konusunda yeniden sorular sormamıza neden oldu.
J.Goldberg ile görüşmesi sırasında Castro’nun, İran devlet başkanı Mahmut Ahmedinejad’ı yahudi düşmanı olarak suçladığı yayın organları tarafından geniş bir şekilde duyuruldu.
Fidel Castro, Jeoffrey Goldberg’e, “Yahudiler dünyanın her yerinden kovuldu, İsa’nın katili olarak yaftalandı” dedi, ( Fidel to Ahmadinejad: ‘Stop Slandering the Jews‘) Yahudilerin bir ulus olarak varlıklarını sürdürmelerini dinlerine ve kültürlerine bağlayan Castro, yahudileri ana yurtlarından kovulmuş bir halk olarak niteledi. İran’ın İsrail’in varlığının devamı konusunda neden sürekli bir kaygı içerisinde olduğunu anlamaya çalışması gerektiğini söyleyen Castro’un bu konuşması, Zionist yayın organları tarafından da beğeni ile karşılandı; Castro’nın İsrail’e karşı yaptığı sert eleştirilerden pişmanlık duyduğu yorumlarına yer verildi. (Fidel Castro tells Ahmadinejad: Stop denying the Holocaust .,Haaretzh)
Fidel Castro’nun haklı bir şekilde Mahmut Ahmedinejad’ı eleştirirken Siyonist tarih tezlerini bir doğru olarak öne sürmesi, örneğin yahudileri bir dinin üyeleri olarak değil de bir ulus olarak tanımlaması Siyonistler için gerçekten de önemlidir. Ancak, aynı önemde olan ve yeteri kadar üzerinde durulmayan, Fidel Castro’nun Küba modeli hakkında söylediği sözlerdir.
Fidel Castro, Jeffrey Goldberg’e ” Küba modeli artık bizim işimize bile yaramıyor” ( Fidel: ‘Cuban Model Doesn’t Even Work For Us Anymore’) demişti. Kulaklarına inanmakta zorluk çeken Goldberg, kendisi ile birlikte adayı ziyaret eden ABD’nin Küba uzmanlarından Julia Sweig’e Castro’nun sözlerini teyit etmesini iştemiş ve ondan, ” O, devrimin fikirlerini red etmiyor. Benim görüşüme göre, Küba modeli altında, devlet’in ülkenin ekonomik hayatı içinde oldukça büyük bir rol oynadığına inanıyor” cevabını almıştı.
Julia Sweig, Goldberg’e Castro’nun bu şekilde konuşmasının nedeninin aynı zamanda kardeşi olan Raul Castro’nun Parti ve bürokrasi içindeki yapılması gereken reformlara direnen ortodoks komünistler ve bürokrasi karşısında yardımcı olmak olduğu yorumunu yaptı.
Bu görüşmenin hemen öncesinde yeni reform paketini açıklayan Raul Castro, kamu sektöründe çalışanların sayısının düşürüleceği, küçük işletmelerin destekleneceği ve yabancıların Küba’dan anlaşmalar yaparak 99 yıllığına toprak kiralayabileceklerini, yatırım yapabileceklerini duyurmuştu. Yeni düzenlemelerle bireylerin işyeri açması ve işçi çalıştırması üzerindeki denetimler azaltılmakta, özel mülkiyet ve pazar mekanizmaları desteklenmektedir. (Cuba Embraces 2 Surprising Free-Market Reforms – CBS News)Doğal olarak Küba sahillerinin de, golf kursları, tatil köyleri ve apartman daireleri yapmak için sıraya giren bir dizi firma alınan kararları sevinçle karşıladı: Havana’da gelecek yıl lüks bir hotel ve sahil kesimlerinden hoteller ve golf sahaları inşa etmek isteyen Kanadalı yatırımcılardan Robin Conners” Bu çok önemli bir gelişmedir. Belkide yabancı yatırmcıları çekmek için son yıllarda atılan en önemli adımdır.” dedi. (ibid)
Küba yol ayrımında mı?
Bugün uygulanan reformları anlamak için Küba’nın bu noktaya nasıl geldiğine bakmak gerekir: Sovyetler Birliği’nin çöküşü Küba’yi derin bir krizin içerisine sürükledi. Kısa bir süre içerisinde yiyecek dağıtımı sınırlandı; süt, tereyag, ekmek,sabun gibi temel ürünler piyasadan kayboldu.
Küba ekonomisi, 1990′da %2.9, 1991′de %10, 1992′de 11.6, 1993′de 14.9 oranında küçüldü. Gıda yetersizliği yaygın bir sorun haline gelirken enerji tüketimi yüzde 50 azaltıldı. İşsizlik oranı % 8′e çıktı. (işgüçü 4 milyon kişidir)
Bu durum karşısında Küba’nın karşılaştığı krizden çıkmak için tedbirler alması kaçınılmazdı. Fidel Castro, bir dizi reform gerçekleştirerek, ‘özel dönemde’, kapitalizme verilen geçici tavizler olarak da adlandırılan uygulamaları gerçekleştirdi: Dolarizasyon sonucu paralel bir ekonomi gelişti; doktor ve öğretmenler maaşlarını peso olarak alırken, ithalat ve ihracat’da devlet tekelinin kaldırılması ve yabancılarla ortak yatırımlar yapılmasına izin verilmesi sonucu, nufüsün diğer kesimlerinden çok daha iyi koşullarda yaşayan imtiyazlı bir tabaka doğdu. 1995′de yapılan başka bir düzenleme ile yabancı yatırımcıların yatırmlarının yüzde yüz sahibi olmalarına izin verildi, ancak bu uygulama gerçekleştirilmedi. Yaklaşık 350 şirkete ithalat ve ihracat izni verildi.
Günümüzde, Raul Castro’nun uluslararası kapitalist yatırımcıları memnun eden özel mülkiyet ve pazar mekanizması reformlar, bu yönde atılan adımların son örnekleridir. Ekonomide yapısal ve fikrî değişikliklerin gerekli olduğu, Küba’nın devlet sektöründe şişirilmiş bir istihdam olduğu, yaklaşık 1 milyon kişinin gereksiz yere, çalışmaksızın ve üretmeksizin devletten maaş aldıkları gerekçesi ile zaman içine yayılan bir işten çıkarma programı ima edilirken, önerilen alternatif, kapitalist işletmelerin ekonomi de önemli bir yer edinmesidir.
İki ayrı kamp, iki ayrı alternatif
Bu gelişmeler Küba’nın bir yol ayrımında olup olmadığı diğer bir deyişle kapitalizmin restorasyonu yönünde adımlar atıp, atmadığı sorusunu gündeme getiriyor. Küba bir değişimin eşiğinde, sorun bu değişimin kapitalizmden yana mı yoksa Küba devriminin savunusu ve ileri götürülmesini sağlayacak bir politik devrimden yana mı olacağıdır.
Kapitalist restorasyon ve politik devrim ikilemi bu değişimlerde rol oynayacak politik aktörlerin incelenmesini gerektirir.
Emekli bir kübalı diplomat ve araştırmacı olan Pedro Campos Santos, bu aktörleri aşağıda iki kamp içinde ale alıyor:
” Günümüz Küba’sında gerek KKP’nin içinde gerekse de dışında radikal sosyalist bir akım vardır. Bu akım, günümüzdeki durgunluktan mevcut bürokratik=otoriteryen devlet yapısını aşmaya başlayarak çıkılacağına inanıyor. Bu sosyal akımın içerisinde komünistler,sosyalistler, troçkistler, Guevaracılar, anarko=sendikalistler, anarşistler, Martiancılar, kendi kendini yönetim sosyalistleri, bağımsız düşünürler, ..hristiyanlar…liberaller, homoseksüeller, pasifistler, radikal demokratlar, çevre yanlıları, ırkçılık karşitları, milliyetçiler, enternasyonalistler ve diğerleri vardır: genelde hepsi geniş bir yelpazede politik ve sosyal=kültürel temsilden yanadırlar ve içlerinde hem yaşlı hemde genç devrimciler vardır.”
”Açıktır ki, bürokrasinin içinde devrimi saptırmayı ve kendi kurtuluşunu uluslararası sermaye ile ittifakta gören çürümüş bir kanat ya da eğilim, bir grup vardır. Küba’nın ”insan sermayesini” (işçilerimiz, teknisyenler ve devrimimiz tarafından yetiştirilen profesyoneller) sömürme konusunda heveslidirler. Ancak, ne tüm liderliğin, ne de bürokrasinin tümünün bu amaçlara sahip olduğu iddia edilemez.” (Against All Sectarianism – Havana Times.org )
Fidel Castro’nun hastalığı öncesinde yeniden merkezileşme ve kapitalizm yanlısı reformlar da düzenlemelere gitti. F. Castro, birbiriyle yan yana mevcut olan iki sistem ve dolar ekonomisinin, ister istemez bürokraside bir yozlaşmayı da getirdiğini görerek, Mao’nun 1966′da ki Kültür Devrimi’ne benzeyen bir hareketi başlattı. 30.000 genç sosyal danışmanı esas alarak giriştiği bürokrasiye karşı ‘fikirlerin savaşı’ sırasında denetime tabii tutulan bir dizi devlet kuruluşun da usulsüzlüklere rastlandı.
14 bölgenin 5′inde üst düzey parti yöneticileri ve bazı bakanlar görevlerinden alındı; 21 kişilik politbüronun bazı üyeleri, ‘güçlerini kötüye kullanmak’, ‘gösteriş” yapmak gibi ‘hatalar’ işledikleri için görevlerinden alındılar. Kömünist Partisi’nde üye sayısı yüzde 70 oranında düşerken,. Merkez Komitesi sekreterlerinin sayısı 19′dan 9′a geriledi.
Castro’nun bürokrasiye karşı kampanyası bürokrasiyi küçültmesine rağmen, özelde bürokrasi ve genelde demokrasi sorununu ortadan kaldırmadı. Bürokrasi’yi kontrol altına almak için adımlar atılırken, bu sorunların kaynağı olan, parti, ordu, meclis, işçilerin ve köylülerin kitle organlarının bürokratik bir elit’in kontrolünde olması ve işçi demokrasisine dayanmaması bir problem olarak dahi görülmedi.
Fidel Castro ve etrafındaki yönetici klik çeşitli kereler verdikleri demeçlerde tek partiye dayanan mevcut sistemi savundular. Küba’da ki sistemin bir ayağı merkezi planlama ise diğer ayağı da parti ve devlet kademelerinde kümelenen bürokrasidir. Bürokrasi içinde kendi çıkarlarını savunmayı esas alan ve karşı devrimin öncü müfrezeleri olarak nitelenecek bir kesim mevcuttur; bu kesimin karşısında merkezi planlamadan yana olan ancak kapitalist pazar uygulamalarını savunan bir kesim olduğu gibi, Venezüella deneyiminin de etkisi ile işçi ve kitlelerin yönetimde daha fazla söz sahibi olmasını isteyen kesimlerde vardır.
Küba’da ki mevcut sistemin çalışmadığını duyuran ve böylelikle Raul Castro’nun reformlarına destek veren Fidel Castro’nun Raul Castro’nuın reformlarından yana ağırlık koyduğu görülüyor. Bu konuda ne kadar ileri gideceğini tahmin etmek zordur. Fidel Castro mevcut politik sistemi değiştirmek için adımlar atmadığı, politik reformlar gerçekleştirilmediği, işçilerin ve emekçilerin özyönetimlerin önü açılmadığı sürece Castro kardeşler arasındaki farklılıkların zamanla ortadan kalkacağını öne sürmek ise zor değildir.
Küba devriminin korunması için tek parti sisteminin son bulması, işçi ve toplum konseyleri seçimlerinin herkese açık ve adil bir şekilde yapılması, seçilen görevlilerin geri çağrılabilmesi, işçilerin kendi kendilerini yönetmeleri için gerekli politik adımların atılması acil bir gerekliliktir. Devrimci bir program etrafında örgütlenen bir parti ve kitlelerin aşağıdan yukarıya örgütlenerek devrimin kazanımlarını savunmaları olmaksızın bu gerekliliğin yerine getirilmesi mümkün değildir. (09.09.2010)
Erol Yeşilyurt (LAHY)
aliye demiş
” Küba modeli artık bizim işimize bile yaramıyor” açıklamasına ilişkin Fidel’in açıklamasını yayınlayacakmısınız? Açıklamaya ilişkin link:
http://www.kaosenlared.net/noticia/fidel-capitalismo-no-sirve-para-ninguna-parte-mundo
lahy demiş
Sevgili Aliye,
Benzer bir yazi sayfamizda yayinlandi (http://lahy.wordpress.com/2010/09/11/fidel-castro-soylediklerim-yanlis-yorumlandi). Onerinizden dolayi cok tessekur ederiz. Ama bu yazidayi yayinlamamizi istiyorsan cevirirseniz seve seve yayinlariz. Ilgi ve dikkatiniz icin yeniden tessekurler ve iyi calismalar.
Küba’da kapitalizmin yeniden inşası | Sol Defter demiş
[...] http://lahy.wordpress.com/2010/09/10/kubada-kapitalizmin-yeniden-insasi/ [...]
CemilALTUN. demiş
Merhaba WordPress emekçileri,
Yaptığınız yayınla,Latin Amerlka ve özellikle Küba ile ilgili önemli bilgiler veriyorsunuz. Böylece bu alanda ki büyük bir boşluğu dolduruyorsunuz.”Küba’da kapitalizmin yeniden inşası” adlı hazırlamış olduğunuz makale; bende bir takım sorulara yol açtı. Küba, SSCB dağıldıktan sonra gıda sıkıntisına düştüğüne göre; ekonomisi tam anlamı ile sosyalist olduğu söylenemez. Verdiğiniz bilgiler bu ülkede kolhoz sisteminin olmadığına işaret ediyor gibi… Bu konuda kafama takılan sorular:
1)Küba’da kolhoz sistemi var mı?
2)Siyasi yönetiminde emekçilerin söz hakkı ne kadardır?
lahy demiş
Merhaba
Yorumunuz için teşekkürler.
Küba’da bir kolhoz sistemi yok, 1989′a kadar olan dönemde seker, narenciye, tütün gibi ürünleri COMECON’a dünya pazarının üzerinde bir fiyattan satıp satıp bunun karşılığında ihiyacı olan gıda maddelerini ve diğer ürünleri Sovyetler Birliğinden alıyordu. (Gıda ürünlerinin yüzde 63′ü petrol’ün yüzde 90′ı)
1989 sonrası tarım üretimi ağırlıklı olarak küçük çifçiler tarafından yapılıyor.Devlet üretme çiftlikleri de Ko-op’lara dönüştürüldü. Ko-oplarda işçiler kazançdan pay alırken, yönetimde de söz hakları vardır. Ko-oplarında birden fazla çeşitleri vardır.
Mevcut Küba ile ilgili tartışmalarda eksik olan ise 2.sorunuz: sosyalizm, kamulaştırma ve kapitalistlerin mülksüzleşleştirilmesi ile özdeşleştirilince , ”Siyasi yönetiminde emekçilerin söz hakkı” nedir diye sorulmuyor, oysa işçilerin kendi kendilerini yönettiği işçi kontrolu, konseyleri gibi mekanizmalar olmadan, kısacası bir sosyalist demokrasi ya da işçi demokrasisi olmadan sosyalist bir ülkeden bahs etmek yanlış olur. Küba’da tek partili sistem var ve parti bürokrasisi kitlelerin üzerinde yönetici bir klik olarak duruyor. Parti içi demokrasi de sınırlıdır. Örneğin Haziran 2010′da yazdığı bir makalede karşı devrimci yolsuzluk ve bürokrasiyi eleştiren Esteban Morales KKP’den atıldı.
Günümüzde KKP’de yol ayrımı da bu nokta da: Sosyalist demokrasi ya da Çin KP’sinin izlediği yukarıdan aşağı kapitalizm arasında bir seçim söz konusudur. Politik devrim ile karşı devrim arasında bir tercih söz konusudur. İşaretler parti bürokrasisinin Çin KP’sinin yolunu izleyeceğini gösteriyor.
CemilALTUN. demiş
Merhaba arkadaşlar,
Cevapladığınız için çok sağolun. Hakikaten ancak bu kadar yardımcı oluna bilir. Bu yardım severleiğinizden kuvvet alarak bir soru daha soracağım; Küba’da devrim ilerletilipte KOlhoz sistemine geçilse idi, acaba gıda sorunu büyük ölçüde çözülemez miydi?
İyi çalışmlar diliyorum.
lahy demiş
Merhaba
Küba’da kolhoz sistemi uygulansa idi, ülke gıda ihtiyacını karşılayabilirmiydi sorusunu, daha geniş bir çerceve içinde, etrafı düşmanlarla çevrili bir ada da sosyalist bir sistem kurulabilir mi? diye sormak daha yerinde olur.
Başka bir deyişle ulusal devrimler, ulusal sınırlar içerisnde kaldıkları, başka ülkelerin devrimci süreçlerinin birparçası haline gelmek yerine, bu süreçlerden soyutlandıkları sürece, sosyalist rejimler değil dei Che Guevara’nın tanımıyla ‘sosyalizmin karikatürü’ olan rejimler kurulabilirdi. Bu gerçekliği görerek, Küba’yı terk eden ve Bolivya da öldürülen Che ile 1979′da Nikaragua’da Sandinistalara devrimlerini ileri götürmeme nasihati veren Fidel Castro arasında ki farkı görmek daha doğru olur.
Kolhoz sistemi Küba’nın tarım sorunları çözemezdi: Küba’nın yarı sömürge ve azgelişmiş bağımlı yapısı ve adanın fiziksel özellikleri KÜba’nın ihtiyacı olan gıda maddelerininin tümünü üretmesine zaten izin vermiyor. Burada dünya kapitalist pazarına giriip, onun içinde ürünlerini satıp, ihtiyacı olan ürünleri alması gerekliliği Küba türü ulusal sosyalizm projelerinin neden başarısız olacaklarına bir cevap teşkil ediyor. ABD’nin uyguladığı ambargo bu başarısızlığı garanti altına alma ve hızlandırmaya yönelikti.
Sağlık, sosyal hizmetler gibi alanlarda bir örnek teşkil eden Küba’nın bu başarılarını sosyalst demokrasi örneği ile birleştirebilse idi, bütün dünya için kapitalizme alternatif bir modelin vatanı haline gelebilir ve devrimin sürekliliği garanti altına almış olurdu ancak, Küba da ki parti bürokrasisi bu türlü bir olasılığı giderek artan bir şekilde ortadan kaldırıyor.
CemilALTUN. demiş
Merhaba arkadaşlar,
Son yazdıklarınızda ciddi çarpıklıklar mevcut;”Kolhoz sistemi Küba’nın tarım sorunları çözemezdi: Küba’nın yarı sömürge ve azgelişmiş bağımlı yapısı ve adanın fiziksel özellikleri KÜba’nın ihtiyacı olan gıda maddelerininin tümünü üretmesine zaten izin vermiyor. Burada dünya kapitalist pazarına giriip, onun içinde ürünlerini satıp, ihtiyacı olan ürünleri alması gerekliliği Küba türü ulusal sosyalizm projelerinin neden başarısız olacaklarına bir cevap teşkil ediyor. ABD’nin uyguladığı ambargo bu başarısızlığı garanti altına alma ve hızlandırmaya yönelikti.”
Yazdıklarınızdan anlaşılan; devrim yapılmış olan Küba’nın hala, “yarı sömürge” ve “azgelişmiş” olduğudur. Küba’da bir devrim olmamışmıydı? Kaldı ki; Küba SSCB’NİN yardımı ile sanyileşmeyi de belli oaranda geliştirdi. Amborgaya rağmen, eski Amerlkan arbalrının motorları Rusya’dan kopyalanmış motrlarla yenilenmiş. Valla bunu ben demiyorum; mevcut basın söylüyor. Demekki; bu ülke işçi sınıfı motorlu araçları amborgoya rağmen ürete biliyor. Mübarek Fidel amcamız; köylüyü ikna ederek Kolhoza geçiremezmi idi?Köylüye teknik destek sağlana bilir. Aslında esas soru şu olmalı; Küba’da köylü sınıf/sınıflarının durumu nedir? Devrimin ilerletilememesi ile ilişkisi nedir? Kaldı ki; Chavez’in inayetiyle bu amborgoda bir rahatlama olduğu söyleniyor. İlgiçtir bizim hacı Fidel amcamız, işbirliğini kapitalist restarasyon için kullanmak istiyora benziyor. Yani; Chavez’in pazarında ticaret yapılıp, devrim ilerletilemze mi?Eğer hacı Fidel amcamız, hala yarı-sömürge olrak ülkesini görüyorsa ,yandığımızın resmidir…
Arkadaşlar,
Byrada ahkam kesmek gibi bir niyetim yok. Kafama sorular takılıyor… Sizilerde bilgili olduğunuza göre, yine bir yardımcı olursanız sevinirim.
-Viva KÜBA!
lahy demiş
Merhaba-
Üzerini çizdiğiniz konu faydalı. Konuyu Köba’dan SSCB’ye kaydırır ve bir süper güç olmasına rağmen SSCB’nin neden çüktüğü gibi bir soru sorarsak, verilecek cevaplardan biri dünya kapitalist sistemi ile ilgili olacaktır. Sosyalizm, belirli ve başarılı bir şekilde sanayileşmeyi sağlasa bile, sosyalist ülke kapitalist bir okyanusda yalnız bir ada olarak kaldığı sürece kapitalizmin restarasyonu bir ihtimal olarak kalacaktır, burada vurgu devrimin uluslararası karakteri ile ilgilidir. Sorunuzu cevaplarken yaptığınız yorumu düşünmemiştim. Ancak vardığınız zonuçta çıkarılabilir ve bu yanlış anlamların kapısını açar.
Küba bir yarı sömürge değil. Ancak, kapitalist firmalar halihazırda Küba ekonomisi içinde önemli bri yere sahip: turizm sektöründe İspanyol, madencilik sektöründe Kanadali firma, yeni çıkan kanun ve düzenlemelerle emperyalist firmaların Küba ekonomisi içindeki yeri ve önemi de artacaktır. Bunun anlamı potansiyel olarak böyle bir yarı sömürge, azgelişmişlik ikileminin mevcut olduğudur. Kapitalist bir küba ABD’nin arka bahçesi olur, tersini düşünmek yanlış olur.
SSCB’nin çöküşü sonrası Küba ekonomisi sürekli olarak küçüldü; bugün gurur duyulacak başarılarına rağmen azgelişmiş bir ülke konumundadır; burada, başka bişr yanlış anlamaya yol açmadan emperyalist ambargo ve kuşatmanın verdiği zararı vurgulamak gerekiyor.
Köylülük sorunundan önce 1968′de sosyalizme geçiş kararı alındığında kuaförlere varıncaya kadar bir ulusallaştırmaya gitmek gerekli miydi diye sormak yerinde olur.
Ama bugün Küba kapitalizme geçmişmiş gibi ya da kapitalizm değişmez kadermiş gibi düşünmek yanlıştır, bu nedenle ileriye bakmak ve Küba devriminin Latin Amerika da halen önemli rol oynayabileceğini görmek yerinde olur. Kısacası kapitalim alternatifi karşısında devrimci alternatifler de mevcuttur.
CemilALTUN. demiş
Merhaba,
Küba için gerçek soruyu buldum galiba; 1990 öncesi uygulanan kooperetifçiliğin Kolhoz olmadığından emin mi siniz?
Küba’nın ekonomisindeki düşüş bence; Sovyet petrol desteğinden yoksunluk sonucu, makinalı tarım darboğazı ile karşılaşması ve bunun sonucu olarak devlet çiftliklerini kooperatif merkez kaça uğratılmasıdır. Halbu ki; devlet çiftlikleri tarımın yarısını yönetiyor ve çeşitlenmesini sağlıyordu. Bir tarım seferberliği ve el emeği ile mazot sıkıntısı giderilene kadar, dayanıla bilirdi.Hatta belki; koolektifleştirme ilerletile bilirdi. Nitekim Chavez petrol amborgsunda bir rahatltma yaratmışa benziyor… Burada bir esas soru daha ortaya çıkıyor; Küba’dayabancı emperyalistlerin etki ve faaliyetlerinden bahsetmiştiniz. Bence dikkatedilmesi gerekn önemli bir noktada; tarım alanında ki kapitalist girişimcilerin yarattığı iç baskı olup olamdığıdır.
Arkadaşlar,
Hakikaten şu Küba için doğru düzgün bir araştırma var mı?
Sorunlara farklı açılardan bakmanız dileğiyle…
Selmlar.
CemilALTUN. demiş
Bir nokta daha var; eğer yabancı emperyalist güçler Küba’da kÖmür çıkarıyorsa bu demeltir Kİ; petrol yok kömür var. Kömürün olması demk buhar gücü demek.Küba işçi sınıfı motor yapa bildiğine göre; buharlı tarım makineleri de yapa bilirlerdi. Gerçi bu 18-19 y.y. teknolojisine geri dönmek olurdu. Ancak kapitalizm ilk teknolojisi İngilter için Kömür dğilmi idi? Yani bence har halükarda; ekonomi alnında kollektifleştirme ilerlitile bilirdi. Haata kübalıların şeker kamışından petrol ürettiklerini bir yerde okumuştum…19.y.y yaşamıyoruz. Mendelden beri epey oldu…
Ancak, anlaşılan; hacı Fidel dedemizin Sovyetler çökünce imanında bir gevşeme olmuş gibi… Ayrıca yazdıklarınızdan anlaşılan; Kübada aşırı bir kollektifleştirmenin olduğudur. Kolhozun olmadığı yerde bir aşırılıktan bahsedişle bilir mi?
Umarım bana kömür çırağı demezsiniz…
Sol ve Küba’da kapitalizmin yeniden inşası tartışmaları « latin amerikan haber yorum demiş
[...] ajanlar doğrudan Chavez'e rapor veriyorBolivya: Hükümet sosyal protestoyu cezalandırıyorKüba'da kapitalizmin yeniden inşasıKüba: Sosyalizm Adı Altında 500 Bin Kamu Emekçisi İşten ÇıkarılıyorWikileaks: ABD, Hugo [...]