latin amerikan haber yorum

Archive for Mayıs 2006

Bolivya Hükümeti El Alto Halkının Taleplerini Kabul Ettiğini Açıkladı

Posted by lahy 31/05/2006

fejuv.jpg

El Alto'da kurulu sosyal hareket FEJUVE'nın Fransız Suez firmasına ait su işletme tesislerini (AISA) işgal edeceklerini açıklayarak, eski bir FEJUVE Başkanı olan yetkili bakanın istifasını istemesinin ardından bir açıklama yapan Bolivya Hükümeti Su işleri Bakanı Abel Mamani, İllimani Su Şirketinin kamulaştırılacağını ve kurulacak yeni kamu kuruluşunun bağımsız bir karaktere sahip olacağını, kolay olmasa da kendi kendisini finanse edeceğini açıkladı.

El Alto'da kitle hareketlenmelerine yol açmaksızın AISA'nın kamulaştılması için acil bir plan hazırladıklarını ve çalışan işçilerinde yeni yönetimde yer alacaklarını söyleyen Bakan, SUEZ firmasına herhangi bir tazminat ödemeyeceklerini söyledi. FEJUVE'nin istifasını talep ettiğinin hatırlatılması üzerine Bakan Mamani bu konuyu tartışmak istemediğini, kendisinin Devlet Başkanının güvenine sahip olduğunu ifade etti.

Foto: Fejuve Toplantısı -El Alto (Resme-thumbnail'e tıklayınız)

El Alto Halkı Fransız SUEZ Tekeline Ait Su İşletme Tesislerini İşgal Kararı Aldı

 

Posted in Bolivya, Sosyal Hareketler | Leave a Comment »

Şili’de Yüzbinlerce Lise Öğrencisi Sokaklara Döküldü

Posted by lahy 31/05/2006

Şili'de hükümetten bütçe fazlasını eğitime ayırmasını isteyen lise öğrencileri, son 40 yılın en büyük hükümet karşıtı gösterilerini düzenliyorlar. Dün sayıları 600.000'ünü geçen öğrenciler dersleri boykot ederek, Başkent Santiago'da gösteriler düzenledi. Öğrenciler Valparaiso, Concepcion ve diğer şehirlerde de yürüyüşler düzenledi. Güvenlik Kuvvetleri ile çıkan çatışmalarda 700'den fazla öğrenci gözaltına alındı. 28 kişi yaralanarak hastahaneye kaldırıldı. Gerek aileler gerekse de öğretmenler ve üniversite öğrencileri tarafından desteklenen lise öğrencilerinin eylemleri yaklaşık iki haftadır sürüyor.

chilestudents.jpg

Öğrenci talepleri arasında ücretsiz okul servisi , yeni bir eğitim müfretatı, sekiz saatlik eğitim saatlerinin kısaltılması ve üniversiteye giriş için sınav harçlarının kaldırılması var. Öğrencilerin en önemli talebi ise askeri diktatör Pinochet döneminde çıkarılan eğitim yasalarının değiştirilmesidir. Öğrenciler, "taleplerimiz kabul edilene kadar eylemlerimiz sürecek" diyor.

16 yaşındaki protestoculardan Rosillo Salinas'' Orduya silah almak için paraları var, Öğrencilere para harcamıyorlar ancak bütce de yeteri kadar para var'' dedi.

Pinochet döneminde yapılan değişikliklerle serbest piyasa kuralları eğitim sistemine uygulanmış ve bunun sonucunda devlet okullarına ayrılan kaynaklar azalırken varlıklı ailelerin çocuklarını yolladığı özel okulların sayısı mantar gibi çoğalmıştı.

Devlet Başkanı Michelle Bachelet öğrencilerin taleplerine sempati duyduğunu söyledi. Ancak, bütçe de yeteri kadar kaynak olmasına rağmen eğitim sistemine daha fazla kaynak ayırmayan Bachelet öğrencilerin tepkisini çekiyor. Hükümet yetkilileri ile öğrenciler arasındaki görüşmeler sürüyor. 25 öğrenci ile görüşen Eğitim Bakanı Martin Zilic olumlu bir sonuç alınması konusunda ümitli olduğunu söyledi. Öte yandan İçişleri Bakanı Andrés Zaldíva senatörlerle toplantı düzenleyerek Pinochet döneminde çıkarılan eğitim yasasının iptalini tartıştı.

Santiago'da ki Universidad Diego Portales'de görevli öğretim üyelerinden Jose Miguel Izquierdo, '' Hiç bir zaman Lise öğrencileri ülke çapında kendilerini bu şekilde organize etmemişlerdi. Hükümet öğrencilerin harekete geçme kapasitesini küçümsedi'' dedi.

 

Posted in Sosyal Hareketler, Şili | Leave a Comment »

Evo Morales’in Başkan Seçilmesi ve Sosyal Hareketler Üzerine

Posted by lahy 30/05/2006

Claudia Lopez

lopez.JPG

18 Aralık 2005'de Evo Morales, demokratik dönemin başladığı 1982 yılından beri en yüksek oy oranı olan oyların yüzde 54'ünü alarak devlet başkanı seçildi. Bu ezici zafer, yeni , tahmin edilmeyen ve planlamayan bir dönemin kapılarını açtı. Bolivya, 18 Aralık 2005'de, 2000 yılında başlayan isyanlar, ayaklanmalar, kitle hareketlenmeleri, yerli ve halk ayaklanmaları sonrasında kesinlikle bir zaferi kutlandı Evo Morales'in zaferi kutlamaların nedenidir fakat unutmamak gerekir ki, Bolivya'ya mutluluk veren ve basından alınan haberlerle dünyayı şaşırtan bu zafer ilk olarak yoğun bir direnişin ve 2000 yılı su savaşlarında dev bir grup oluşturan erkek ve kadın, yaşlı ve gençlerin mücadelelerinin bir sonucudur.

2000 yılında başlayan bu süreç su, elektrik,hidro karbonlar gibi kaynaklarımızı yağmalayan uluslararası tekelleri kovarak ve Dünya Bankası, IMF ve WTO gibi örgütlerin empoze ettiği koşulları ve tekellerin ezici yürüyüşünü insanlardan oluşan bir mücadele duvarı ile durdurdu. Biz kahramanca mücadele ettiğimiz son altı yıl içinde bu grupların durmaksızın artan iktidarına yolları trafiğe kapatıp, şehrin hayatını durdurarak, isyan ve ayaklanmalar ve yürüyüşler, toprak işgalleri, gaz nakil hatlarının vanalarını kapatarak, petrol alanlarını işgal ederek karşı çıktık. Mücadele, cesaret ve kararlılık tartışmalar ve toplantılarla halkın protestosu haline dönüştü ve nasıl bir yol izleyeceğimizi tartıştık. 18 Aralık'da ki seçim zaferinin nedeni budur. Zafer bireylerin ya da kişiliklerin zaferi değildir.

Bu zafer , herşeyin ötesinde oylar yoluyla yöneticilere 2000 yılında köylüler, yerli halk ve nufüsun diğer sektörleri tarafından belirlenen talepleri hayata geçirmeleri için verilen bir mesajdır:

-Ulusal kaynaklarımızın esas olarak hidrokarbonların ulusallaştırılması,

-Parti kontrolu olmaksızın halka dayanan bir Anayasal meclisin inşası,

-Elit kesimlere dayalı büyük toprak sahip ve işletmelerini yok edecek bir toprak reformu.

-Halkın katillerinin yargılanması

Bugünkü durumu özetlersek: Emekçi ve Toplumcu Bolivya toplumu son yıllarda yoğun bir enerji harcayarak düzenin değişmesini sağladı. Kendi kaynaklarımızdan gelen sosyal enerji elit kesimleri hükümetten kovmak için yeterli idi. Seçimler. Mamafih, sömürgecilikten devr aldığımız yapısal sistem ve yasal çerceve halen olduğu gibi ayakta duruyor ve şimdi parlementoda ulusal elbiseler, kravat ve takım elbiselerle karışık bir kitle vardır. Ancak perde arakasında olanlar kaygı veriyor. Kızgın sağ kesimler mevzilerini aldı ve tehditler yağdırmaya başladılar. Her türden tehditi yaparak hükümeti kendi liberal ekonomik ve siyasi miraslarının bir uygulayıcısı haline dönüştürmek ya da radikal bir yol izlerse yok etmek istiyorlar ve gelecek aşamada Anayasal meclis için hazırlanıyorlar.

Evo Morales'in yükselişi 2000 yılında başlayan mücadelelerin zirvesidir ve şimdi kazanımlarımızı somutlaştırmanın zamanıdır diyenler var ve diğer yanda, sürecin henüz tamamlanmadığını harcanan sosyal enerjinin halk arasındaki ilşkileri değiştirmek için bir fırsatın kapısını açtığını ve böylece sosyal bir değişimi sağlamak için ortak konular ve özgürlüğün biçimleri hakkında düşünme ve tartışmalara ihtiyaç duyulduğunu söyleyenler vardır. Böylece Sosyal hareketler kritik bir noktada duruyorlar.

Gaz, elektrik ve temel servisler hakkındaki mücadeleden şüphe yok. Bunun anlamı halen ayakta olmanın kırsal bölge ve şehirlerden gelen sıradan emekçilerin örgütlenmek için, öneriler için ve tartışmalar için alanlar yarattığıdır. Bu alanlar güçlendirilmeli ve toplumcu deneyimler muhafaza edilmelidir çünkü Bolivya halkı halen güç koşullar altında sermayenin diktadörlüğü ile yüzyüzedir, ancak büyük bir onurla kollektif, yatay ve şeffah bir liderlik inşa ediyorlar.

Bu süreç 2000 yılında su savaşı ile başladı ve bir zamanlar emek ürünlerine ne olduğunu bilmeden çalışan insanların kendilerine emeklerinin ürünlerine sonunda ne olduğu sorusunu sormalarına ve herkesin faydalanması için kontrol edilmesini talep etmelerine yardım etti. Daha önce kaderleri karşısında sessizce boyun eğen insanlar seslerini keşfederek dinlenmeyi talep ettiler. Daha önceleri soy isimleri, dilleri veya derilerinin rengi yüzünden ayrımcılığa tahammül etmek zorunda kalan insanlar şimdi omuzları dik yürüyor ve yeni bir yaşam biçimi talep ediyorlar. Binlerce ve binlerce yerli Aymara and Quechualılar, binlerce ve binlerce işçiler, maaşlılar, gençler, toprak işçileri, ev hanımları ırkçı politikacılar ve işadamları kastının ellerindeki refah ve paranın kahredici iktidar tekeli karşısında refahtan bizlerinde yararlanmaya, kamu yönetimine katılmaya, toplumsal kaynakların nasıl yönetileceği hakkında tartışmaya hakkımız olduğunu söylüyorlar. Ve bizim yeni bir toplum vasıtası ile toplumsal alanlar yaratma ümitimiz sürüyor. Kırlardan ve şehirlerden insanlar yeni bir gelecek için hayal kuruyor, istekte bulunuyor ve harekete geçiyor

Son olarak: Bir Mayıs günü gibi bir günde işçi sınıfının tarihsel hakları için mücadele eettiğimizi yeniden teyit edelim. Bu mücadele onlarca yıldır sürüyor. Tarih unutulmamalı ve sosyal içeriği saklanıp yol edilmemelidir. Tarihsel birikimimizi yeniden hatırlayarak yeni, kollektif ve toplumcu bir süreci başlatabiliriz.

Claudia Lopez, Bolivya Fabrika İşçileri Federasyon'unun Cochabamba şubesinde çalışıyor.

Yukarıdaki çeviri, 1 Mayıs 2006 tarihinde Claudia Lopez'in Troy – New York'da Latin Amerikan İşçilerden Dersler Konferansında yaptığı konuşmadan alınmıştır.

 

Posted in Bolivya, Makaleler, Sosyal Hareketler | Leave a Comment »

El Alto Halkı Fransız SUEZ Tekeline Ait Su İşletme Tesislerini İşgal Kararı Aldı

Posted by lahy 30/05/2006

Bolivya'nın La Paz şehrini çevreleyen El Alto şehrinde yaşayan halkın mahalle ve bölge örgütleri (FEJUVE), uluslararası bir Fransız su işletmeleri tekeli(SUEZ) tarafından işletilen İllimani Su firmasına(AISA) ait su rezervleri, depolar, binalar ve işyerlerini süpriz bir şekilde işgal edeceklerini ve bu kararın Fejuve yöneticilerne değil, Kongresine ait bir karar olduğunu söyledi.

fejuvee.jpg

Fejuve Başkanı Nazario Ramirez, düzenledikleri basın toplantısında, AISA firması su şebekesini yeni kurulacak bir kamu kuruluşuna devir etmeyi red ederse doğrudan eyleme geçeceklerini bildirdi. Fejuve ayrıca, Su kaynaklarından sorumlu bakan Babel Mamani Marca'nın, bütçede takriben 36 milyon dolar tazminat ödeyecek kadar kaynak olmadığı gerekçesi ile SUEZ'in kovulmasını ertelediği için istifa etmesini ya da görevinden alınmasını talep ediyor.

El Alto halkı kazanç sağlama amacı olmaksızın faaliyet gösterecek bir kamu işletmesinin kurularak su işletmesinin Suez firmasınının elinden alınmasını istiyor.

Fejuve, bu hafta perşembe ya da Cuma günü Devlet Başkanı Evo Morales'in Su İşleri Bakanı ile birlikte ofislerini ziyaret edeceğini ve bu vesile ile Morales ile su şebekesinin kamulaştırılmasını konuşacaklarını söyledi.

Kaynak:El Diario

 

Posted in Bolivya, Sosyal Hareketler, Uncategorized | Leave a Comment »

Komutan Markos: Siyasi Tutukluların Özgürlüklerine Kavuşması İçin Mücadele Büyüyeyerek Sürecektir.

Posted by lahy 30/05/2006

Foto

Atenco-Politik Tutukluların Bırakılması İçin gösteri Photo: Roberto G. Ortiz

28 Mayıs: 4 Mayıs'da San Salvador Atenco'ya yapılan polis saldırısı sırasında tutuklananların serbest bırakılması için binlerce kişi toplanarak cinsel taciz ve tecavüze uğrayan kadın tutukluların haklarını savunarak, suçluların cezalandırılmasını talep etti. Politik tutukluların bırakılması için ulusal yürüyüş 13 saat sürdü. Yürüyüş Politik Tutukluların Özgürlüğü için Kampanya örgütü tarafından düzenlendi ve Zapatistaların organize ettiği ''Diğer Kampanya'' ya bağlı grup ve üyeler, ''Korkusuz Kadınlar'' gibi kadın örgütleri, öğrenci örgütleri ve '' Toprağın Savunusu için Birleşik Şehirler Cephesi (FPDT)'' gibi yerli hareketleri tarafından desteklendi.

Saldırıya uğrayan Atenco halkı ve gözaltından bırakılan 181 kişi gözaltında giydikleri mavi üniformaları giyerek yürüyüşe öncülük etti. Yürüyüş sonunda üniformalar yakıldı.

Zapatistaların Lideri Markos, “ Bugün Meksika'da ve Dünya'da başlayan bu yeni kitle hareketlenmesi herkesin ve siyasi tutukluların özgürlüklerine kavuşması için atılmış bir adımdır. Her yerde bu hareket büyüyecek ve bir çok sivil ve barışçıl platformda filizlenecektir. Büyük Medya kuruluşları görmezlikten geliyor ancak bizim heryerde ve her zaman bu ihlalleri ve adaletsizliği mahkum etmemiz gerekiyor'' dedi

Serbest bırakıldıkları Santiaguito cezaevinin önünden geçerken kadınlar kızgınlık içinde polis memurlarına ''Katiller, Tecavüzcüler'' diye bağırdılar. Hapishanenin önünde açlık grevine başlayan Korkusuz Kadınlar grubundan Ofelia Medina, tutukluları desteklemek için hapishanenin önünde 48 saat uyumadan açlık grevinde bulunacağını söyledi ve başkalarını da aynı şekilde protestolar düzenlemeye çağırdı.

Tutuklanan Sosyal hareket liderlerinden Ignacio Del Valley'in karısı bir konuşma yaptı: “ Meksikalılardan Atenco halkı için dayanışma istiyoruz. Taleplerimizim sesi daha iyi dinlenmeli ve metanetle çektiğimiz acılar son bulmalıdır. Hergün karşı karşı kaldığımız adaletsizliklere karşı direnmek için kızgınlıklar bir çözüme doğru kanalize edilmeli ve korku yenilerek cesarete dönüşmelidir'' dedi.

Saklanan Toprağın Savunusu için Cephe liderlerinden America Del Valley'in konuşması da kasetten yürüyüşçülere dinledildi. Del Valley, ''Meksika'da hiç kimse polisin halka hizmet ettiğini söyleyemez'' diyerek seçim sisteminin bir dolandırcılık olduğunu ve bu sistem içinde temsil edildiklerini hissetmediklerini ifade etti.

Kaynak:La Jornada

Telesur, Atenco’da Saklanan Toprağın Savunusu Cephe Lideri ile Görüştü.

Kadın Tutukluların Mektubu:Eğer ellerimiz burada, hapishanede bir şey yapamazsa sözlerimiz yapacaktır

Meksika, Atenco Kasabasında Yerli Halka Karşı Uygulanan Polis Vahşeti ile Sarsıldı

 

Posted in Meksika, Sosyal Hareketler, İnsan Hakları | Leave a Comment »

Mendes’i Tanıyalım

Posted by lahy 30/05/2006

Mendes'i tanıyalım
Sergio Mendes.

60'ların parlak yıldızlarından Sergio Mendes'in yeni albümü Timeless'da, The Black Eyed Peas, Justin Timberlake, Stevie Wonder ve Erykah Badu var

DONAT BAYERRadikal

Zamanın neresinde durursa dursun tuhaf. Sergio Mendes kelimenin tam anlamıyla zamansız. Biraz eski, biraz yeni. İyi böylece. Kırk yılı aşkın bir süredir Güney Amerika ormanlarından, Brezilya göklerinden, Rio karnavallarından topladığı renklerle dev bir tuvalin önünde duruyor, çizdikçe çiziyor. Tükenmek nedir bilmiyor. O da Antonio Carlos Jobim gibi, Joao Gilberto gibi bir toplumun müziğini kendine, daha da ötesi dünyaya mal etmeyi biliyor.
Birçok kişi için Sergio Mendes, 60'lı yılların ikinci yarısından itibaren tüm dünyada albümleri en çok satan Brezilyalı müzisyen. Ülkesinin müziğini dünyanın dört bir yanındaki pop dinleyicisine ulaştıran birkaç isimden biri. Bossa nova'yı, sambayı soft rock'la, lounge'la, popla kaynaştıran klasik donanımlı bir piyanist. Dolayısıyla ilgiyle takip edilmesi gereken bir yıldız. Yaptığı ilk işler, zaman zaman beraber çalışma fırsatı da yakaladığı Antonio Carlos Jobim'in müziğinin yoğun bir biçimde etkisinde olan Mendes, New York'ta Brazil 65 ve 66'yla yaptığı kayıtları itibarıyla popüler müzik piyasasının genelgeçer kurallarını kucaklayan bir müzik anlayışına yöneldi. Klavyeli çalgılarda Mendes'in, bas'da Bob Matthews'un, davulda Joao Palma'nın, perküsyonlarda Jose Soares'in ve vokallerde Lani Hall ve Janis Hansen'in bulunduğu grup, bossa nova ritmini caz müziğe ait öğelerle ve hafif pop melodi anlayışıyla buluşturduğu formülüyle başarıyı yakalarken, Mendes'in tüm kariyeri boyunca bağlı kalacağı müzikal yaklaşımın da sınırları belirlenmiş oldu. Ancak grubun 'Look Around' albümünde yer alan Beatles cover'ı 'Fool on the Hill' ve 'Cyrstal llusions' albümünde yer alan Otis Redding cover'ı 'The Dock of the Bay' Mendes'in daha da büyük kitlelere ulaşabilmek için müziğini neredeyse bile bile "asansör müziği" konumuna indirdiği kayıtlar oldu. (Beatles ve Otis Redding parçalarının bu işe alet edilmesi affedilir şey değil ya, neyse!)
70'lerde söndü…
Bu dönemde Mendes, Atlantic Records için Art Farmer, Phil Woods, Hubert Laws ve Claire Fisher gibi caz camiasından çeşitli isimlerin de katıldığı kimi albüm kayıtları yaptı. Ancak bu albümler ticari olarak Mendes'in 'Brazil 66' grubuyla yayınladığı albümlerin yakaladığı başarıya ulaşamadı. 70'lere girildiğinde ise Mendes ticari başarı anlamında neredeyse dibe vurmuştu. Bu dönemde kaydettiği ve içinde Joni Mitchell'in 'Chelsea Morning' şarkısının da cover'ı bulunan 'Stillness' ve 'Primal Roots' albümleri listelerin en alt sıralarında dahi yer alamadı. Bunun üstüne Mendes, 1973 yılında küçük bir şirket olan Bell Recordsla anlaşma imzaladı. Kısa bir süre sonraysa kendi adını taşıyan ilk solo albümünü kaydetmek üzere Electra Records'a geçti. 70'li yıllar böyle geçti. 60'lı yılların en ilgi çekici Brezilyalı müzisyenlerinden biri olan Mendes neredeyse tamamen unutulup gitmişti. Ancak dinleyiciler beklenmedik bir biçimde 1983 yılında 'Never Gonna Let You Go' parçasıyla Mendes'in adını neredeyse 20 yıl sonra tekrar pop müzik listelerinde gördü. Amerika'da bir türlü beklediği ilgiyi göremese de Mendes bir anda tekrar dünya çapında ilgiyle izlenen isimlerden biri haline gelmişti.

… 2000'lerde yeniden
2000'lere gelindiğinde müziğini hip hop müziğe ait öğelerle bir araya getiren Mendes yayınladığı son albümünün üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra, geçtiğimiz günlerde yeni stüdyo albümü 'Timeless'la tekrar gündeme geldi. Albümün en ilgi çekici yanı 'Timeless' boyunca Mendes'in yanında yer alan Will.i.am, The Black Eyed Peas, Justin Timberlake, Stevie Wonder, Q-Tip, Erykah Badu, India.arie, Jill Scott ve Mr. Vegas gibi isimlerin varlığı. Büyük kısmı Brezilya'da kaydedilen albüm neredeyse çoğu bugün standart haline gelmiş Brezilya şarkılarından ve Mendes'in eski hitlerinden oluşuyor. Bu şarkıları orijinal versiyonlarından ayıransa, çoğunda yer alan hip-hop öğesi ve altyapıda duyulan 2000'lere uyum sağlamış, çağdaş ritim anlayışı. Ancak burada büyük beceri Mendes'den öte albümün prodüktörlüğünü üstlenmiş olan Will.i.am'da. Hatta albüme tüm bu isimlerin katılmasını sağlayan da Will.i.am'dan başkası değil. 'Timeless'daki her parçayla ilgili ortak söylenebilecek tek şey, Mendes'in kimi zaman elektronik, kimi zamansa akustik piyano başında harikalar yarattığı ve elinin değdiği her düzenlemenin Mendes'in simgesi haline gelmiş olan o büyük zarafeti taşıdığı. Albüme katılan isimlerin çokluğu zaman zaman müzikal bir kargaşaya sebebiyet verse de prodüktör koltuğunda oturan Will.i.am istediğini başarmışa benziyor; elbette 'Timeless', ne Mendes'in diskografisinde ne de 2000'lerde yayınlanmış albümler arasında sarsıcı bir yere sahip olmayacak, ama bu albüm sayesinde yeni bir kuşak daha Mendes'i tanımış olacak.
Sergio Mendes/Timeless/Universal-DMC

 

Posted in Kültür - Sanat | Leave a Comment »

İşçi Konfederasyonu Morales’in Ulusallaştırma Kararını Yetersiz Buldu

Posted by lahy 29/05/2006

cod.jpg


Bolivya İşçi Konfederasyonu (COB) genel sekreteri Jamie Solares, Evo Morales hükümet'inin ulusallaştırma konusunda attığı adımların yetersiz olduğunu söyledi. Solares, Morales'in yasadışı olarak ülkede faaliyet gösteren yabancı tekellerin tazminatsız olarak kovulması gerektiğini söyledi. 1 Mayıs tarihli 28701 sayılı kararnamenin yabancı tekellerin ulusal kaynakları yağmalamasına izin verdiğini sözlerine ekleyen Solares " yabancı tekellere yeni bir fırsat verildiğini'' iddia etti. Solares, petrol kaynaklarının ulusallaştırıldığını ancak, petrol üretiminin ya da ticari satışının ulusallaştırılmadığını ve bunun sonucunda da, tekellerin 180 gün içinde yeni görüşmeler yapmayı kabul ederek Bolivya'da ki varlıklarını meşrulaştıracaklarını söyledi.

Bolivyalı sosyal hareketler 1996 yılında, yapılan ikili anlaşmaların hiç bir zaman Bolivya Parlamentosu tarafından onaylanmadığı için hidrokarbon kaynaklarının tazminatsız olarak ulusallaştırılmasını talep ediyor ve bu nedenle, yabancı tekellerin yasadışı faaliyet gösterdiğini belirterek, Morales'ın ulusallaştırma yolunda attığı adımları yetersiz buluyorlar.

Jamie Solares, gaz kaynaklaını işleten tekellerden daha fazla vergi ve ödeme alınmasının olumlu olduğunu ancak bunun ulusalaştırma olarak adlandırılamayacağını çünkü üretim ve satış kontrolünün tekellere bırakıldığını söyledi.

2004 Temmuz ayında nufüsün yüzde 89'u hidro karbonların referandum yoluyla ulusallaştırılmasını talep etti, ancak dönemin Başkanı Mesa bu karara uymadı. Mayıs 2005'de gaz satımından alınan vergi oranları yükseltildi, ancak bu uygulamadan bile muaf tutulan firmalar olduğu ve anlaşmaların Parlemento tarafından onaylanmadığı anlaşılınca Bolivya çapında kitle ayaklanmaları meydana geldi. Bolivyalı Sosyal hareketler, yabancı tekellerin kovulmasını ve hidrokarbonların tazminatsız olarak ulusallaştırılmasını talep etti. Bu nedenden dolayı Morales Hükümetinin ulusallaştırma konusunda geri adım atmamasını ve kendisini iktidara taşıyan sosyal hareketlerin taleplerini dinlemesini talep ediyorlar.

Evo Morales, yalnızca iki alandaki gaz kaynaklarına ait hisselerinin yüzde 82'sini almak istiyor, diğer gaz kaynaklarındaki hisse oranı yüzde 50 olarak kalacak. Bolivya 'da faaliyet gösteren Repsol, Petrobras, British Petroleum, Vintage, Total, Enron, Shell ve Panamerican yeni yasanın öngürdüğü çerceve içinde hareket edeceklerini bildirdi. Yeni koşullar Petrol firmaları için son derece cazip: Bolivya hükümeti'ne gaz için 1.9 dolar üzerinden yüzde 50 vergi öderken, aynı gazı uluslararasi piyasada 9 dolardan satıyorlar. Çıkarılan kararlar ile kazançlarında küçük bir düşme olacak ancak yinede büyük kazançlar sağlamaya devam edecekler.

Bu arada COB'nın yıllık olağan kongresi Haziran ayının ortasına ertelendi.

Yapılan son kamuoyu yoklamalarına göre Morales'ın halk tarafından destek oranı yüzde seksene yükselmiş durumdadır.

 

Posted in Bolivya, Sosyal Hareketler, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Leave a Comment »

Kolombiya Seçimlerinde Sol’un Başarısı

Posted by lahy 29/05/2006

BOGOTÁ: Kolombiya'da dün yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini halen bu görevi yürüten Alvaro Uribe kazandı.

Gaviria.jpg

Adaylığını koyabilmek için anayasayı değiştiren ilk Devlet Başkanı olan Alvoro Uribe oyların yüzde 62'sini alarak yeniden göreve seçildi. Kendisini en yakından takip eden sol kanat senatör Carlos Gaviria'nın oy oranının ise yüzde 22 seviyesinde kaldığı belirtildi.

Onlarca yıldır neredeyse seçim sürecinden dışlanan sol kanat adayının yüzde 20’den fazla oy alması başarı olarak nitelendi. Geleneksel olarak, Kolombiya’da ki iki parti sistemi seçmenlere sağcı Konservative Parti ve merkezci Liberal Parti arasında bir secim şansı veriyordu, ancak her iki parti arasında ciddi bir farkılılık yoktur.

1948 yılından beri sol’un önemli adaylarının tümü seçim gününden önce öldürülmüştü. Jorge Eliécar Gaitán’ın 1948 yılında öldürülmesi halen sürmekte olan sivil savaşın başlangıcı olarak görülüyor. Yapılan barış görüşmeleri sonucu 1980 ortalarında kurulan Yurtsever Birlik listesine ait binlerce aday ve eylemci, 10 yıllık bir süre içinde sağcı çeteler tarafından öldürülmüştü.

4 yıl önce bağımsız bir aday olarak seçimleri kazanan Álvaro Uribe gerek sağ paramilitari gruplar gerekse de ülkenin uyuşturucu baronları ile ilişkileri ile tanınıyor. 4 yıl önceki seçimlerde Sol’un adayı Luis Garzon oyların yüzde altısını (680.000 oy) almıştı. Günümüz Bolivya’sında uyuşturucu konusunda reform yapılmasını talep eden, ekinlerin ilaçlanarak yok edilmesine ve sosyal hareketler ve gerilla hareketlerine karşı sürdürülen topyekün savaşa ve ABD ile serbest ticaret anlaşmasına karşı olan Carlos Gaviria’nın yüzde 22 oranında oy alması başarı olarak niteleniyor.

Seçim sonrasında bir açıklama yapan Gaviria alınan 2.500.000 oyun sol için bir zafer anlamına geldiğini ve güçlü bir muhalefet örgütleyeceklerini söyledi.

Resim: Carlos Gaviria

 

Posted in Kolombiya | Leave a Comment »

Sao Paulo’da ağır bilanço: 187 ölü

Posted by lahy 29/05/2006

Çete üyeleri, polis karakollarına, devriye araçlarına, izinli polislerin gittiği barlara, mahkeme binalarına ve trafik kontrol noktalarına saldırmıştı.

Dünyanın en kalabalık şehirlerinden, Brezilya’nın Sao Paolo kentinde, çete mensuplarıyla güvenlik güçlerinin bir hafta süren çatışmasında 187 kişi hayatını kaybetti. İnsan hakları grupları, polisin çete ayaklanmasını bastırırken, masum insanları da öldürdüğünü iddia ediyor.

Brezilya'nın ticari başkenti sayılan Sao Paulo kentinde, 12-19 Mayıs tarihlerinde polisle çete üyeleri arasında çıkan çatışmalarda ölenlerin sayısı 187 olarak belirlendi.

Sao Paulo Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada, olaylar durulduktan sonra yapılan incelemede, ölenlerin sayısının daha önce bildirilenden 35 kişi daha fazla olduğunun belirlendiği ifade edildi. Açıklamada, ölenlerin 123 üyesinin çete mensubu, 23'ünün mahkum, 31'inin polis, 10'ununsa diğer kamu görevlisi olduğu kaydedildi.

İnsan hakları grupları, olaylar sırasında polisin aşırı güç kullandığını, masum insanların öldürüldüğünü ileri sürüyor. Brezilya gazeteleri de polisin çete üyelerine yanıtının ‘katliam’ düzeyine ulaştığını yazmıştı.

Çete liderlerinin intikamı

20 milyonu aşan nüfusuyla dünyanın en kalabalık üçüncü kenti olan Sao Paulo'daki saldırı ve çatışmalar, kentteki en büyük suç şebekesi 'Başkentin İlk Komandosu’nun (PCC) sekiz liderinin Sao Paulo cezaevinden başka cezaevlerine nakledilmesiyle başlamıştı. Çete üyeleri, polis karakollarının yanı sıra, devriye araçlarına, izinli polislerin gittiği barlara, mahkeme binasına ve trafik kontrol noktasına saldırmıştı.

Halk arasında ‘Bin Ladin’in adamları’ olarak da anılan ve Başkentin İlk Komandosu örgütü, 1993 yılında kuruldu. Örgütün tüm liderleri, demir parmaklıklar ardında bulunuyor, ama bu durum, örgütün dışarıdaki faaliyetlerine devam etmesi için engel teşkil etmiyor. Zira PCC örgütü, Brezilya hapishanelerinde de örgütlü. Binlerce tutuklu ve mahkum, gardiyan ile tutuklu ve mahkumları ziyarete gelenlerden geniş bir ağ oluşturulmuş durumda. PCC’nin başlıca gelir kaynağı uyuşturucu ticareti ve haraç. Brezilya hapishanelerindeki hakimiyetini sık sık ayaklanma çıkararak gösteren PCC, işi siyasi parti kurmaya kadar bile vardırdı.

Kaynak: DW-World.De

Posted in Brezilya, İnsan Hakları | Leave a Comment »

Telesur, Atenco’da Saklanan Toprağın Savunusu Cephe Lideri ile Görüştü.

Posted by lahy 28/05/2006

TeleSUR
http://www.telesurtv.net

atenc.jpg

Çarşamba günü, Toprağın Savunusu İçin Cephe liderlerinden America del Valle, San Salvador de Atenco halkına karşı düzenlenen insan hakları ihlalleri ve saldırılar hakkında saklandığı yerden Venezuella'nın Telesur TV istasyonuna konuşarak, Meksika Devlet Başkanı Vicente Fox, bu olaylar vasıtası ile “ en alttakiler üzerinde katı ve güçlü bir kontrol uyguladığını sergiliyor'' dedi.

Sosyal hareket lideri Telesur'a, “ baskıya karşı direnmemiz sonucu sosyal hareketimize devlet tarafından verilen mesaj bu, Vicente Fox'un kişisel mesajı, en alttakiler, baskılara isyan edenler üzerinde kati ve güçlü bir kontrol uyguladığını sergilemeden iktidarı birakmak istemedi '' dedi.

Şu anda saklanan Bayan Del Valle polis tarafından Atenco halkına karşı uygulanan şiddet ve zulmün hakları için direnen Meksikalılara yönelik bir tehdit olduğunu söyledi.

O, ısrarla, 4 Mayıs'da San Salvador de Atenco'da meydana gelen olaylar sonucu, Meksikalıların Meksika devletini “baskıcı” olarak gördüklerini söyledi.
Del Valle, “Bu ülkede, bir kişi hakları için direndiği zaman, kendi halkının hakları için direndiği zaman, sistem saldırıya uğradığını varsayarak, direnen kişi ve davalarına baskı ve zulüm kullanarak saldırıyor. Onları ortadan yok etmek istiyor.'' dedi.

América del Valle, 3 Mayıs'dan beri babasını gözaltında tutan ve tutuklamak için kendisini arayan Meksika makamlarını protesto etti. “Şu anda benim için bir tutuklama emri var, bunun anlamı hapis cezası verileceğimdir''. dedi

Pazartesi günü bir rapor yayınlayan Uluslarası Af Örgütü, '' failleri halen tespit edilmeyen sayısız insan hakları ihlallerine'' dikkat çekti. Meksika'nın Ulusal İnsan hakları Komisyonu'da Atenco olayları ile ilgili bir araştırma başlattı.San Salvador de Atenco'da ki olaylar ve uluslararası örgütler tarafından hazırlanan raporlar Meksika'nın Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi Başkanlığına aday gösterilmesi ile tezat teşkil ediyor.

Posted in Meksika, Yerli Hareketleri, İnsan Hakları | Leave a Comment »

H.Chavez ve Evo Morales Hükümetleri İşbirliği ve Dayanışmayı Geliştiriyor

Posted by lahy 28/05/2006

chamorales.jpg

 

George W. Bush, geçen hafta, Venezuella ve Bolivya hükümetlerini hedef alan sert bir konuşma yaparak, ‘’ sözü edilen bu ülkelerde demokrasinin erozyona uğramasından korktuğunu ‘’ söyleyerek, “ Dünyamızın bu parçasına mülkiyet haklarına ve insan haklarına her ülkenin saygı duymasının zorunlu olduğunu’’ belirtmişti.

ABD, açık bir şekilde Hugo Chavez’i 2002 yılında bir askeri darbe ile devirmek istemiş ancak bunu başaramamıştı. ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfıeld’de Chavez’in seçimlerle işbaşına gelmesinin bir şey ifade etmediğini, çünkü Hitler’in de iktidara seçimlerle geldiğini iddia etmişti. Bu yüzden Bush’un yukardaki sözlerine şaşırmamak lazım ancak, yalnızca 4 aydır hükümet koltuğunda oturan Evo Morales’in hedef alınması bir çok gözlemciyi şaşırttı. Geçen dört ay içinde Morales hükümeti anti demokratik olarak nitelenebilecek hiç bir adım atmazken devlet yapısının demokratikleşmesi ve marjinal sektörler olarak tanımladıkları yerli halklar ve emekçilerin yönetime katılması için reformları tartışmaya açtı. Nitekim Bolivya Dişişleri Bakanı David Choquehuanca " Bütün dünya’nın bildiği gibi katılımcı bir demokrasi yaratmaya çalışıyoruz. ABD’nin nasıl olupta demokrasinin eriyip gitmesinden söz ettiğini anlamıyorum‘’ dedi.

Bush’un konuşmasında ki ‘’ mülkiyet haklarına saygı’’ çağrısına bakınca ABD Başkanının neden Chavez ve Morales’I hedef altığını anlamak mümkün. Bolivya ve Venezuela hükümetleri petrol ve gaz gibi doğal kaynaklar üzerindeki kontrollarını artırır, ulusallaştırma yolunda mütevazi adımlar atarken, ABD’nin Latin Amerika’yı serbest bir ticaret bölgesine dönüştürmesine de karşı çıkıyorlar. ABD bölgede ki hegemonyasını tehdit eden bu türden girişimlere tahammül göstermiyor.

26 Mayıs’da Bolivya’yı ziyaret eden Hugo Chavez, Küba Başkan yardımcısı Carlos Lage ile birlikte halkı toplantılara katılarak geliştirdikleri işbirliğinden örnekler verdi. 20 km’den fazla açık bir jip içinde seyahat eden liderlere halk sevgi gösterilerinde bulundu.

Hugo Chavez, kolonyalizme karşı direnen Bolivya’nın yerli liderleri Tupak Katari, Simon Bolivar, Sucre, ve Santa Cruz’u hatırlatarak Latin Amerika ülkelerinin entegrasyonunu savundu.

Hugo Chavez, ayrıca, ABD Başkanı George Bush'un, Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales'i devirmek için 'yeşil ışık yaktığını' söyledi. Chavez, Bolivyalıları bir darbe girişimi olması halinde sokaklara çıkıp savaşmaya çağırdı.

Bush’un konuşmasını gündeme getiren Hugo Chavez, ABD Başkanı Bush'a demokrasinin her iki ülkede de yeniden doğduğunu anlatmak gerektiğini söyledi. Chavez, "bunu ABD'nin dayattığı yasalar yerine kendi yasalarımızla yapıyoruz" diye konuştu.

Bolivya, kısa süre önce ABD önderliğindeki ticaret anlaşmalarına alternatif olarak Venezuella önderliğinde kurulan ALBA Anlaşması'na katılmıştı. Bugüne kadar Bolivya'ya sosyal programların karşılanması ve yatırımlar yapılması için 100 milyon dolardan fazla yardım sağlayan Chavez, bu gezisinde de Bolivya ile birlikte enerji kaynaklarını geliştirmek için ortak yatırımlar yapacaklarını açıkladı. Yatırım anlaşması önemli çünkü ulusallaştırma karşıtları yalnızca çok uluslu tekellerin yatırım yapacak kaynak ve teknik bilgiye sahip olduğunu, Bolivya hükümetinin tek başına hidrokarbon kaynaklarını işletemeyeceğini iddia ediyordu. Ayrıca, Venezuella Arjantin ve Ekuador örneklerinde yaptığı gibi Bolivya’nın dış borcunun 100 milyon dolarlık bölümünü düşük faizle üstlenecek. İmzalanan on ikiden fazla anlaşmanın içinde Bolivya’da üç asfalt fabrikası açılması ve Bolivyalı çiftçilere 24 milyon dolar kredi sağlanması da var.

Posted in Bolivya, Venezuela | Leave a Comment »

Kadın Tutukluların Mektubu:Eğer ellerimiz burada, hapishanede bir şey yapamazsa sözlerimiz yapacaktır

Posted by lahy 27/05/2006

atenca.jpg

Meksika’nın San Salvador Atenco kasabasına, 4 Mayıs günü, 3.500 fazla polis ve güvenlik görevlisi tarafından yapılan saldırı ve sonrasında tutuklanan 217 kişinin serbest bırakılması için kampanya sürüyor Tutuklular gördükleri kötü muameleyi protesto için açlık grevine giderken, 19 Mayıs'da 22 ülkenin 45 şehrinde Atenco halkı ile dayanışma için gösteriler düzenlendi. Gösteriler EZLN (Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu)'nun çağrısı üzerine düzenlendi. 28 Mayıs'da gerek Meksika gerekse de uluslararası düzeyde gösteriler düzenlenecek. Protestoların Meksika konsoloslukları ve WalMart süper marketleri önünde düzenlenmesi isteniyor.

Tutuklu kadınlar aşağıdaki mektubu dışariya ulaştırdı:

Mayıs'ın 3 ve 4'ünden beri tutuklu bulunan siyasi tutuklular, kadınlar, kır ve şehir işçileri, ev kadınları ve öğrenciler olarak hapishane cezaları ile yüz yüze kalmamamızı protesto ediyoruz. Biz sadece aşağılanıp, kötü muamele görmedik, işkence, cinsel taciz ve tecavüze uğradık —ve şimdi mahkumlar, sabıkalılarız.

Yalnızca mücadele içinde bulunan insanlar olarak değil kadın olarak çok özel bir şekilde baskıları yaşadık. Çünkü erkekleri daha fazla döverken bizlere cinsel saldırılarda bulunup, tecavüz ettiler. Baskının her türlüsünü çektik. Tutuklanmamız sırasında hakaretler ile başladılar: “ Sen bir orospusun, Kahrolası Orospu, sana hak ettiğin gibi, bir orospu gibi tecavüz edeceğiz!” Ancak, bize fiziksel olarak saldırmak bile onları tatmin etmedi; bazılarımızı ölüm ve kayıp etmekle tehdit ettiler. Ailelerimiz hakkında bilgi amak için bize işkençe ettiler, onları da öldürecekleri tehditinde bulundular.

Cinsel taciz ve tecavüz'ün kirini hiç bir şey üzerimizden atamaz. Her tarafımıza dokundular, saçlarımızı çektiler, tekme attılar, sopa, jop ve kalkanlarla güğüslerimize, sırtımıza, cinsel organlarımıza vurdular. Bizi tehdit ederken göğüslerimizi kulaklarımızı, dudaklarımızı, dilimizi ısırdılar. Parmaklar ve cisimlerle tecavüze uğradık. Onlar kadın olduğumuz için bizi aşağılarken bazılarımızı oral seks yapmaya zorladılar.

Çektiğimiz bütün acıların sonunda, şimdi de tıbbi ihmal kurbanlarıyız. Bazılarımızın geldiğimiiz günden beri açık yaraları vardı; bazılarımızın rahimlerinden akıntı geliyor ve bazılarımız aldığımız yaralardan dolayı otumaktan bile aciziz.

Bütün bunlara rağmen biz halen açlık grevindeyiz çünkü bu mücadele bir adım bile geri adım atmayacağız. Çünkü biz herkes için adalet istiyoruz. Çünkü hapiste bile olsak mücadeleye devam etmemiz gerekiyor. Şimdi yapacağımız da budur: Bu mücadele içinde hep ayaklarımızın üzerinde durduk ve duracağız

Halk, sesin yükselsin! Bu sağırlıktan adalet doğması için ne gerekiyorsa onu yap!

Aklını ve duyarlılığını daha iyi kullan! Eğer ellerimiz burada, hapishanede bir şey yapamazsa sözlerimiz yapacaktır. Bize özgürlüğümüzü verin! Adaletin yerine geldiğini göreceğiz Uğradığımız fiziksel, cinsel ve ruhsal kötü muamelelerin ve tecavüzlerin hesabı verilecektir! Hiç kimse hepimizin çekmek zorunda kaldığı acılar karşısında sessiz kalmamalıdır.

Siyasi Tutuklulara Özgürlük!

Saygılarımızla,

Kadın Siyasi Tutuklular

Posted in Kadın Hakları ve Hareketleri, Meksika, Yerli Hareketleri, İnsan Hakları | 1 Comment »

MST (Topraksızlar Hareketi) Lideri Silvestre Seizari İle Söyleşi

Posted by lahy 26/05/2006

mstsilvestr.jpg

Benim adım Silvestre Seizari MST (Topraksızlar Hareketi)’nin Santa Cruz’da ki başkanıyım. İki yıldır hareketin içindeyim ve büyük bir aileden geliyorum. Aslen Bolivya’nın altiplano bölgesindenim. Uzaklarda bir madenciler kasabasında doğdum. Ailemde ki 4.üncü çocuğum ve iyi bir eğitim aldım, 6’ıncı sınıfı bitirdim. Sıradan bir işim var, hayvan yetiştiren bir çiftciyim, aynı zamanda bir çok sosyal örgütle ittifaklar geliştiren bu örgütün bir lideriyim.

MST, Bolivya’da gayet yeni bir örgüttür, derin bir krizin içerisinde doğdu.

MST Bolivya’da 1999’da doğdu. Bu aslında 1985’de kanun 21060 geçtiği zaman başlayan bir süreç idi.. Yasa 21060 serbest ticaretin kapılarını açtı, bunun sonucunda, işçiler yerlerinden edildi, altiplano’da ekmek parası için çalışan madenciler işlerini kayıp etti ve işlerinden kovulan madenciler Oriente, Chapare, Tarija, Gran Chaco ve de sınırlara gittiler, pasabanderos olarak gece gündüz karıncalar gibi çalıştılar. 1996’da yasa 1715 ile Ulusal tarım reformu ilan edildi ve bu kanunun bazı maddelerinde Bolivya’da., hükümet kurulduktan sonra kurulan yeni finansal, tarımsal yerleşimleri yasakladı. Kır yoksullarının ellerini bağladılar, onları tekrar tekrar yaşadıkları yerlerden attılar….başka bir yerde yerleşme şansları bile yoktu.. 1999’da Gran Chaco’da MST’nin kurulmasının kökeninde bu olaylar vardır. 1999’da bölge sınırları kapatılınca, doğudan göç eden bir çok tarım işçisi işşiz kaldı, hiçbirşeyleri yoktu…..bu koşullarda MST’de organize olmaya başladılar. 1996 tarım reformundan beri geçen üç yıl içinde kır yoksulları için hiç bir şey yapılmamıştı, büyük tarım işletmelerini belirledik. Latifundio, büyük tarım işletmeleri askeri diktatörlükler döneminde yasadışı yollardan elde ettikleri toprakları sinsice ve ustaca yasallaştırıyordu ve onlar Doğu’da usualsuz yollardan geniş topraklar elde ettiler. Verilen toprağın 12 kat fazlasını alan gruplar vardı…..Latifundio’ları belirledik, birçokları tapularını usulsüz olarak almıştı ve hiç bir üretim yapmadıkları halde yapmış gibi gösteriyorlardı, Bazıları topraklarının nerede olduğunu bile bilmiyordu ama ellerinde tapuları vardı. Bu o zaman bizim ilk kaygımızdı ve Bolivya’da yaşadığımız kriz içinde örgütlenmeye başladık. İlk toprak işgalleri Chaco’da oldu. Toprağı bir yıl işgal ettikten sonra 9 üyemiz öldürüldü.. 7 üyemiz vuruldu. 7 kişi içinde birinin toprağı vardı ve ağır silahlarla öldürüldüler. Ve hareket güçlü bir şekilde direnmeye başladı ve hareket o aşamada ulusal düzeyde örgütlenmeye başladı. Pananti’de katliam oldu.

Sonra Santa Cruz’un Chore bölgesinde işgaller düzenlendi. Bir spekulasyoncu 50.000 hektar toprak elde edip, yerleşime açtı ve adını da ‘’Zafer’’ koydu. Bende Chore’dan geliyorum. Bundan once Santa Cruz’un , Sara bölgesinde de toprak işgalleri düzenledik. Burada biz önemli bir güçe sahibiz. Son toprak işgalini Yuquices’de gerçekleştirdik.Ancak bu işgal büyük bir probleme yol açtı çünkü Santa Kruz basını bize saldırılarda bulunuyordu ve toprak sahiplerini kurbanlar olarak tanıtıyordu…gazetelerin sahipleri de toprak sahipleri, sonra da bizim hareketimizi karalıyorlar ve bunun başardıkları bütün yasadışı işlere, onlarca aileyi topraklarından atmalarına rağmen yapıyorlar…Hükümetin sorunu çözmesini ümit ettik. ve Chaco ve Santa Cruz’da faaliyetlerimizi yoğunlaştırdık. Tarija, ve Santa Cruz en iyi örgütlendiğimiz bölgelerdir. Tarım reformu günlerinden beri ayakta duran evler inşa ettik ancak başarısızlıklarımız da oldu.. Liderlerimizin bir çoğu tutuklanıp yargılandı. Karmaşık bir durum, son 4 yıllık mücadele sürecinde hareketimiz kendiliğinden, gereklilik anlarında büyüdü. Bu bizim farkında olduğumuz bir problemdir..Daha iyi bir örgüt biçimine ihtiyaçımız vardır. Kaçınılmaz olarak bunu başaracağız.

Bolivya’nın fakirlerinin, köylülerin, yerli halkın her zaman düşmanları oldu. Özellikle İspanyol sömürgeciliği, beyaz-melez rejimleri ve Cumhuriyet ve askeri diktatörlükler ve hükümetler. Biz bu emperyalistleri savunan neokolonyalist, neo liberal hükümetlere sarı hükümetler diyoruz. Ve Bolivya’da ki toprak sahipleri ve bilinen şirketler, Bolivya’da iş adamları yok, kendilerini öyle tanıtıp bizim sırtımızdan, parasız köylülerin sırtından yaşayan var. 1953’de ki Toprak reformundan sonra küçük üreticelere şimdi burada olan büyük firmalara karşı durmaları için kredi imkanları açılmıştı. Ama iki bankayı da iflas ettirdiler. Santa Kruz’da büyük toprak sahipleri Gelişme Bakanlığından agro işletmeler ve hayvancılık için destek ve krediler aldı, ancak onlar sürekli olarak karşımıza çıkıp bizi hedef aldıkları ya da yerlerimizden attıkları ve liderlerimizi öldürdükleri ve işkence yaptıkları için düşmanlarımızdır.. Bizim topraklarımıza el koydular, ancak biz yerli köylüler sonunda örgütlendik.

Bu harektte herkese bir yer vardır. Irkçılık ya da dil problemi yok. Ayrca bu hareket ciltin rengine de bakmıyor. MST geniş bir harekettir.

Kadınların oynadığı rol son derece önemlidir. MST içinde kadınların vazgeçilmez bir yeri var, çünkün ekonomik yaşam’dan idari problemlere kadar bir sürü alanda aktifler. Topraksız kadınlar için örgütlenmemiz var. Devlet tarafından kontrol edilemeyen bir gruplar, kendimiz için ne talep ediyorsak onlar içinde aynısını istiyoruz, ne fakir kadınlar ne gençler ne de yaşlıların marjinalize edilmesi kabul etmiyoruz, bütün hareketi yerlilerden köylülere ve şehirlerden gelenleri biraraya getirmeye çalışıyoruz.. Şehirden gelenlar orada kültürlerini kaybettiler,. Onlar korkunç bir fakirlik içinde yaşıyorlar., birçokları Doğu’dan geliyor, belirli etnik gruplardan geliyorlar, guaranies, chiquitanos, alloreos, mojenos, jucares, camilenos, modinas.

Amazon Pando bölgesinde geçen aydan bu yana üç yerleşim inşa ettik. MST herkese açık ve bu toplumları destekliyor.

Kitleyi harelkete geçirmek için yeterli güçümüz var , yeni mobilazyon methodları deniyoruz. Ancak genellikle diğer sosyal örgütlerle birlikte hareket ediyoruz.

Santa Kruz’da köylülerin, yerli halkın üye olduğu Doğu Bloğuna üyeyiz. Herşeyin otesinde, toprak, demokrasi ve özgürlük için mücadele ediyoruz ve yerli halk ve köylülere, Doğu’dan Batı’ya ulusal capta bir birlik çağrısı yaptık..

2003 ayaklanmaları sırasında Yapacani’den Santa Kruz’a bir yürüyüş organize ettik, bir çok örgüt Gonzal Sanchez de Lozada’yı protesto için bu yürüyüşe katıldı. Santa Kruz merkez meydanına vardığımızda Santa Kruz’da ki büyük toprak sahipleri ve petrol firmaları tarafından desteklenen faşist militanlar ve toprak sahipleri tarafından dövüldük.

MST’inin ilk görevi köylü kardeşlerimiz için topraklarımızı kurtarmaktır. Yaşam koşullarımızı değiştirmeliyiz, biz toplumlarımızda birarada yaşıyoruz. Geleneksel olarak toplumlarımızda her zaman birimiz hepimiz, hepimiz birimiz içindir. MSTde öyle. Toprak talebimiz kollektif, toprak kollektif olarak işleniyor ve kimsenin özel tapusu yok, toprak gruba ait. Tapu gruba ait olunca toprak alım satımıda bitiyor.

Bolivya’da toprak sorunu kolonyalist zamanlara dayanıyor. Cumhuriyetin kurulması çok kişiyi mutlu etti, ancak hangi ülkede veya devlet biçimi olursa olsun, toprak sorunu herzaman tehlikelidir. Eğer kesin bir toprak devrimi olmazsa sorun öylece duracaktır. Modernizasyondan söz ettikleri zaman bunu bir tarım devrimi ile eşit görüyorlar, sözünü ettikleri büyük şirketler, tarım teknikleri, makineleşmedir. Ancak bu şekilde makina kullanımı doğal kaynakları ve Bolivya’nın çeşitliliğini yok ediyor.

Ülkemize genetik olarak değiştirilmiş tohumları getiriyorlar ve bu gelecekte bir çok probleme yol açacaktır.

MST, Bolivya’da fakir sınıflar için etkili bir güç; fakir marjinal kesimler, köylüler, yerliler MST’ye büyük ümit bağladılar çünkü MST yalnızca toprak sorunlarının çözülmesi için savaşmıyor, halkımızın değerleri için, sistemi değiştirmek için çalışıyor, ailelerin iş ve çaba ile koşullarını düzeltmeyi hedefliyor. Toprak sahipleri, büyük çiftlik sahipleri ve fakirlerin hakkını çiğneyen system için terörüz., Orta sınıflar MST’nin değişme şansını temsil ettiğini görüyor. Ülkemizde fakirlerin sayısı azalsın istiyoruz. MST şu ana kadar toptan bir değişimi savundu. Bir çok ailenin yiyeceği yoktu ancak bugün yerleşim yerlerimizde ürettiklerini yiyor, en iyi meyvaları tüketiyor ve satıyorlar.

Brezilya MST ile önemli ve yakın bir ilişkimiz var. Latin Amerika’da sosyal örgütlerin işbirliğinin bir örneği. Bizim için Brezilya MST önemli bir vizyon sağlıyor, iktidar ilişkilerini yalnızca Brezilya ve Bolıvya’da değil Latin Amerika’da değiştiren bir tarım reformu vizyonu. Biz aynı yoldayız. MST ilk once Brezilya da vardı, şimdi Bolivya, Paraguay, Arjantin, Peru, Kolombiya ve Meksika mevcut. Uluslararası bir hareket haline geldik. Bu önemli çünkü bir çok ülkede marjinal sınıfların sosyal ve politik faaliyet alanlarının geliştirilmesi anlamına geliyor.

Bizim için geçmişte bıraktığımız uzun yıllar var. 80 yıldan fazla iktidardan dışlanmış olarak yaşadık, herkesin çıkarlarını temsil eden kimseyi dışlamayan bir ülke istiyoruz.

Hareketimizin içindeki gençleri, hesaba katıyoruz, bilinçliyiz. Yerli halkıni topraksız köylülerin mücadelelerinin geliştiğini görüyoruz.. Herkes için bir ülke istiyoruz yalnızca bazıları için değil.

MST herhangi bir partiye bağımlı değil, bağımsız bir harekettir.

Anayasal Meclis Doğu Bolivya’da köylülerden ve yerli halktan gelen bir taleptir. MST, 2002’de Anaysal bir meclis, yerli halkın ve köylülerin yeni anayasa’da haklarının garanti altına alınmasını ve ülke ve devletin tamamıyla deişmesini talep edenlerle birlikte yürüdü. Bolivya cumhuriyetini yarattıkları zaman, ilkesel olarak sömürgeci bir düşünüşün ürünü idi. Devrim Cumhuriyetin bağımsız olması için gerçekleştirildi. Bizim liderlerimiz bunu yaptı: Doğu’da Pedro Ignacio Muyhua, apiohuayquituntaua, burada Batıda, Tupac Katari, Tomas Katari, Bartolina Sisa ve ayrıca Jose Antonio de Sucre,. 9 Nisan 1952 Devrimine kadar bir varlığımız yoktu ancak o zaman bize oy hakkı verildi. Bolivya çok kültürlü ve çok çeşitliğe sahip bir ülke, herkesi içine alan dışlamayan bir ülke olmalı. Bolivya’da 36 değişik etnik grup(ulus) vardır. Ayrıca bildiğimiz adalet doğru değil kendi adalet biçimlerimizi uygulamak istiyoruz. 36 ulusa sahip bir ülkede herkesin temel haklarının yeni siyasi anayasa da tanınmasını Bolivya’da toprak dağıtımının tümüyle değişmesini istiyoruz. Toprak dağıtımı sürecinde eşit bir şekilde katılım ve denge istiyoruz. Kısacası bu konular Anayasal Meclis’e gidecek.

MST büyük ve önemli bir ümite sahip: yeni politikayı devletin yeni anayasası haline getirip, uygulayabilmek istiyoruz. Benim ümitim herkesi içeren sosyalist bir Bolivya’nın kurulmasıdır. MST eğitim ve sağlık alanında yalnızca bazıları için değil herkes için değişim istiyor. Benim rüyam kardeşlerimi topraklarında görmektir. Hepsi bu kadar.

Yeni bir sosyalizm. Öyle gözüküyor ki, radikal bir sosyalizmin henüz zamanı değil.

Herkes için bu hareket radikal değil katılımcı, demokratik sosyalizmi temsil ediyor. Ülkemizde ölümler ve soykırım istemiyoruz. Biz yaşamı, birbirini tamamlamayı ve halkımız için demokrasi istiyoruz.

Benim ailem benim için çok önemlidir. Ben maaş almıyorun ve yaptığım herşeyde ailem beni destekliyor., bunu gönüllü olarak yapıyorlar. Benim masraflarımı karşılayan biri yok ancak inandığım düşünceler ve halkım için çalışıyorum.

Bu sene Mayıs ve Haziran’da Santa Kruz ‘da beni neredeyse öldürüyorlardı. . Oraya bir basın toplantısı için gitmiştim. Toprak sahipleri sabıkalı kabadayıları kiralayıp orda yerleşen üyelerimize saldırtı, ben bu gelişmeyi protesto ettiğim zaman, toprak ağaları gün ortasında baskın yapıp beni ele geçirdi. Beni dövdüler ve linç etmek istediler. Benim için büyük bir travma idi. Ancak benim yerimi almaya hazır mücadele arkadaşlarım var. Bu dönemde çok acı çektim. Santa Kruz’da korkunç bir ırkçılık var. beni herzaman destekleyen annemi çok seviyorum. Beni güçlü kılıyor savaşmaya devam ediyorum. Hareketimiz için duydugum sevgide büyük. Benim kalbim günde 1 dolar bile kazanamayan ekmek alacak parası olmayan kardeşlerim için atıyor Annemin sayesinde ölmekten korkmuyorum mücadeleme devam edeceğim. Babam madenlerde 25 yıl çalışmış eskı bir madencidir. O da beni destekliyor. 2 erkek kardeşimde hareketin içindedir.

Kameralarım önünde konuşamayacağım şeyler var tabii ki. Bu nasıl orgütleneceğimize dair ana stratejiler ile ilgili. Santa Kruz’da ki ırkçılardan ağır darbeler yedik. Amcak sözlü yada fiziksel saldırılar bizi güçlü kılıyor.

MST halkın kültürünü özümseyip mücadeleye transfer ediyor. Toplantılarımız üzgünlük dolu değil yiyecek ve müzik var, bu bizim kültürümüzün, örgütümüzün, bir parçası.. Bir çok kitle ayaklanmasına katıldık en son başardığımız toprak reformu ve dağıtımına karşı çıkarılan kararnameleri geçersiz kılmaktı. Yeni bir toprak reformu, eğitim ve katılımcı demokrasi dönemi açtık. Brezilya’da bir şeylerin düzelmesi için aradan 20 yıl geçti Bolivya’da kısa sürede dev adımlar attık. Avrupa, ABD ve Asya’da ki gruplarla dayanışma içinde olmak istiyoruz. Latin Amerika’da sosyal hareketler Via Campesina ve CLOCK üyesiyiz.

Hükümet değişimi problemlerimizin çözülmesi demek değil, Biz birlikte çalışarak, Bolivya’nın sorunlarına bir care bulabiliriz diye düşünüyoruz.

Shauna Gunderson – Kasım 2005-Bolivya

 

 

Posted in Bolivya, Topraksızlar Hareketi | 1 Comment »

Şili’de Viktor Jara’nın Katillerinin Yargılanması İçin Kampanya Sürüyor

Posted by lahy 26/05/2006

vijara.jpg
 
vjara.jpg

Sayıları 300'ü geçen demokratlar ve insan hakları savunucuları Şili'nın başkenti Santiago'da 25 Mayıs'da bir gösteri yaparak 1973 Pinochet darbesi sırasında katl edilen Victor Jara'nın katili ‘Prens’ lakablı Edwin Dimter Bianchi'nin yargılanmasını talep etti.

ABD'nin 'Amerikalar Okulu’nda' eğitim gören subaylardan biri olan Edwin Dimter Bianchi, 1973 askeri darbesi sırasında Şantiago futbol stadyumunda görevli idi. Victor Jara'ya diğer politik tutuklularla birlikte işkençe yapılarak el parmakları kırıldı. El parmakları kırılan Victor Jara ile şimdi nasıl müzik yapacaksın diyerek alay etmeye başladılar. Uğradığı korkunç işkencelere rağmen kararlığını yitirmeyen Viktor Jara Birleşik Cephe şarkısının bir kısmını söyledi. Edwin Dimter Bianchi makineli tüfek ile ateş ederek Viktor Jara’yı 44 kurşun ile öldürdü.

Edwin Dimter Bianchi işlediği suçlardan dolayı bugüne kadar yargılanmadı ve bugün çalışma Bakanlığında görevlidir. Email adresi edimte@safp.cl ve telefonu 0056 562 7530400- 0056 562 7530401.

 

Posted in Şili, İnsan Hakları | 1 Comment »

Ekvador’da ABD Firmasının Kovulması İçin Kampanya Sürüyor

Posted by lahy 25/05/2006

oxy.jpgQuito: Geçtiğimiz Salı günü, sözleşmesini ihlal ettiği için ABD kökenli Occidental Petroleum Corp’un hisselerine el koyacağını açıklayan Ekvador hükümeti geri adım atarak, boru hattını ulusallaştırma yanlısı olduklarını ancak, henüz, kesin bir karar almadıklarını söyledi. ABD hükümeti salı günkü ulusallaştırma kararının ardından Ekvador ile yapılan serbest ticaret anlaşması görüşmelerini durdurmuş ve Ekuador’un ihracat imtiyazlarını kaybedeceği tehditinde bulunmuştu. ABD hükümeti ve uluslararası Occidental Petroloum (OXY) şirketinin baskılarına rağmen, sosyal ve Amazon çevreci hareketleri çok uluslu Occidental firmasının ülkeden kovulması için baskılarını artırdı. OXY uluslararası İhtilaflar mahkemesine giderek Ekuador hükümetinden 1 milyar dollar tazminat isteyeceğini ilan etti ancak Ekvador hükümeti OXY’nin sözleşmesini ihlal ettiğini belirterek şirketin taleplerini red etti. OXY, Ekvador’da ki en büyük dış yatırımcı tekel.

Amazonu Koruma Cephesi hükümetin bir teftiş yaparak herhangi bir tamir edlemez ekolojik ya da kültürel zararın olup olmadığını belirlemesini talep etti. Enerji Bakanı Ivan Rodriguez’a bir mektup yollayan kampanyacılar vakit geçirmeksizin tedbir alınmasını istedi.

Yazılan mektuba gore, Occidental’ın faaliyette bulunduğu bölgede petrol artıkları, çevreye atılmış zehirli madde artıkları ve bazı parçalanmış yerli topluluklar var.

Bu arada Ekuador İşçiler Konfederasyonu ve diğer örgütler bu şirketin ülkeden atılması için bir yürüyüş tertipliyorlar.

Devlet petrol firması PetroEcuador sözcüsü ise şirketin imtiyaz alanı dışında sontaj çalışmaları yaptığını tespit ettiklerini bu nedenle yasal yollara başvuracaklarını söyledi.

Kaynak: Latin Amerikan Haber Ajansı (Küba) ve diğer ajanslar

Posted in Ekvador, Sosyal Hareketler | Leave a Comment »

Eduardo Galeano İle Şöyleşi: Bölüm 2.

Posted by lahy 25/05/2006

Bölüm:2

AMY GOODMAN: ve siz, Eduardo Galeano, Venezuela Devlet başkanı Hugo Chavez’i ve ABD Devlet Başkanı George Bush’a karşı giriştiği titanik mücadeleyi nasıl değerlendiriyorsunuz.

EDUARDO GALEANO: Bu konuda ne düşünüyorum. Hayır, Chavez’in bir şeytan gibi tanıtıldığını düşünüyorum. Anlamı şu, o şeytanlardan biri. Yarın bir şeytan olup olmayacağını bilmiyorum ancak bu günlerde her zaman şeytanlara ihtiyaç duyan uluslararası savaş makinası için iyi bir şeytandır. Anlatmak istediğim şudur: dünya da askeri sanayi için neden servetler harcandığı gerceğini açıklamak zorunda kaldıkları için şeytanlara ihtiyacları vardır. İşte böyle, silahların savaşlara ihtiyacı var ve savaşların görgü tanıklarına, ve şahitler hergün bizim günlük olarak tehdit eden seytanlardır. Ve böylece Chavez insanlık için bir tehlike olabilir ve bir tirandır ve despotik bir diktatörtür gibi bir şeyler icat ettiler. O sekiz kere seçimleri kazandı..Tuhaf değil mi? bir diktatör olarak 8 kere seçimleri açık bir şekilde kazandı.

Başkanlığının onaylandığı seçimlerde ben de uluslararası gözlemcilerden biri idim.—Şimdi hatırlamıyorum ancak bir kaç yıl once idi. – insanlık tarihinde olağanüstü bir deneyimdi. Belki de ilk defa bir Başkan halkına, “Pozisyonum, mevkim burada. Eğer iyi bir başkan olmadığıma karar verirseniz, o zaman istifa edeceğim.’’ and halk oyunu onu iktidarda tutmak yönünde kullandı. Jimmy Carter’da uluslararası gözlemcilerden biri idi. Birlikte çalıştık. – ve Gaviria, ve hep birlikte ortak kanımız seçimlerin açık ve dürüst bir şekilde yapıldığı şeklinde idi. Hiç bir zaman bir tiran’ın bir çok kereler demokratik olarak onaylandığını görmedim. Bu tuhaf.

Ona karşı duyulan bu nefret nereden geliyor. Belki – belki, bilmiyorum çünkü o gerçek bir yurtseverdir. Yani ülkesindeki insanlara bakıyor. Ve yurtsever olmak, bugünlerde, zengin ülkelerde her zaman bir imtiyazdır. Eğer bir üçüncü dünya ülkesinin lideri isen senin yurtseverliğin herzaman populist ya da terörist ya da başka bir şey olmak şüphesi ile karşılaşacaktır. Başka bir izm’le—bilmiyorum —korkunçizm, belki de kendi halkına karşı duyduğun sevgiyi yalanlamak için bir şey icat ederler.

JUAN GONZALEZ: Bir anlığına yazı yazma tarzınıza geri dönmek istiyorum. Eserlerinizi bir kategori içine sokmak mümkün değil, Bazı yanları şiirsel, bazıları siyasi analiz.

EDUARDO GALEANO: Evet

JUAN GONZALEZ: Uzun hikayeler yazmıyorsunuz ancak bir goblen’in parçalarını birbirine ekliyorsunuz.. Bu tarzı nasıl geliştirdiniz? Niçin bu tarz ile yazmaya karar verdiniz?

EDUARDO GALEANO: Hiç bir zaman karar vermedim, böyle bir şey— Kitaplarım tarafından yazılıyorum. Yani onlar beni anlatıyorlar, yani hiç bir zaman bir karar vermiyorum. Doğrusu, her zaman kültürel olarak örneğin yürek ve akıldan boşanmış olan herşeyi entgre edebilecek bir dil arayışı içerisinde idim. Böylece bir hissedip-düşünme dili arıyordum, “hissedip-düşünmek.” Bu benim yaratmadığım bir kelimedir.. Yıllar once Kolombiya kıyılarında duydum. Bir balıkçı bana, ‘’Ah Sen bir yazarsın" dedi. , Bana ona bir yazar olduğumu söylediğimde bana hissedip-düşünmenin dilini kullanıp kullanmadığımı sordu. Ve o da bir usta idi. Yani bu cümleden sürekli olarak bir çok şey öğrendim. Ben bir hissedip-düşünenim..

İnsanlık koşullarının tüm olarak entegre olmasını engelleyen bölünmelerden biri duygularımız ve düşüncelerimiz arasındaki boşanmadır. Diğer ayrışımlarda, örneğin gazetecileri ayırırken, edebi gazeteciler. Bu bir şiir. Bu bir roman. Bu..ne olduğunu bilmediğim bir şey diyebilirsin. Ve ben sınırlara inanmıyorum. Ve o zaman alguanas,nasıl pratiğe geçereceğim? Edebi gazeteciler arasında göçmenlik kontrolları olsun diyeceğim. Buna inanıyorum

AMY GOODMAN: Sınırlara inanmıyorsunuz?

EDUARDO GALEANO: Hayır. Düşünüyorum ki, belki bir gün dünya, dünyamız başaşağı durmayacak. Ve o zaman yeni doğan bir insanoğluna hoşgeldin denecek. "Hoşgeldin. Gel. Gel. İçeri gir. Bütün dünya senn krallığındır. Bacakların herzaman geçerli olan pasaportundur’’ denecek. Ve benim için bu sözler alanında da geçerli. Yani sözler ile de aynı şeyler, insanlar , kelimeler. Gerçekten de insanlık koşullarının universal boyutları olduğuna inanıyorum, sermayenin universal boyutu olan globalleşmeye değil fakat bizim insan olarak tutkularımızın universal boyutlarına inanıyorum.

AMY GOODMAN: Eduardo Galeano, şimdi bir ara vermemiz gerekiyor.

AMY GOODMAN: Misafirimiz Eduardo Galeano, …… Ayrıca ‘Güneş ve Gölge altında Futbol’ u yazdın. Bir kaç hafta içinde Dünya Kupası Almanya’ya geliyor.

EDUARDO GALEANO: Evet.

AMY GOODMAN: Büyük bir yazarsınız ancak bu sizin en yüksek idealiniz değildi. Bir futbolcu olmayı istemiştiniz. Futbolun önemi hakkında konuşurmusunuz?

EDUARDO GALEANO: Biz, bütün Uruguaylılar futbolcu olmak isteriz.ancak ben olamadım. Saha da çok kötü idim. Uruguay’da — como se llama, maternidades? — bebeklik, onlar çok gürültücü çünkü bütün bebekler , “Gooooool! Goooool! Goooool!” diye bağırıp ağlayarak doğuyorlar. Buna tahammül edemezsiniz. Biraz daha sessiz sedasız olmaları gerekiyor.

Ve bunu söylemekle birlikte, Bu bizim ulusal yazgımız. Uruguay, ilk dünya kupasından once olimpik oyunlarda ’24,’28 iki kere dünya şampiyonu oldu. Sonra ilk dünya kupası Uruguay’da Montevideo’da düzenlendi. Ve sonra 1950’de, bütün tahminlerin tersine yine dünya şampiyonu olduk çünkü Uruguay küçük bir ülke. Üç milyon kişi, Hiç bir şey değil. Buenos Aires veya Sao Paulo’da ki bir belediyeden daha az sayıda insan. Ve mamafih biz bunu başardık, o zaman bu bizim ulusal karakterimizdedir..

Bütün Uruguaylılar futbol konusunda uzmandırlar. Bu yüzden o kitabı yazdığımız zaman ayaklarımlaya yapamadığımı ellerimle yapmaya çalışıyordum. Bütün Uruaylılar futbol hakkında herşeyi bildikleri için panic halinde idim. Onlar futbol uzmanları. Ve bugünlerde bizim futbolumuzun durumu- yani bizim oyuncularımız tam olarak dünyanın en iyileri değiller.

AMY GOODMAN: Futbol ve politika nasıl iç içe geçiyor?

EDUARDO GALEANO: Günümüzde futbol heryerde bir iktidar kaynağıdır.. Silvio Berlusconi İtalya’da Milan külübünün başarısının bir ürünüdür ve Latin Amerika’da bütün politikacılar, yalnızca başkanlar değil, hatta askeri diktatörler bile bu ilişkilere sahipti. General Pinochet Şili’de iktidara geldiği zaman ilk yaptığı işlerden biri, futbolun saygı ve iktidar kaynağı olduğunu çok iyi bildiği için, çok popüler bir futbol külübünün Colo-Colo’nun Başkanı olmak oldu.

JUAN GONZALEZ: George Bush ile Texas Rangers gibi mi?

EDUARDO GALEANO: Evet Buna eşit bir şey olmalı. Yanı anlatmak istediğim oldukça yüksek bir sanayi. Bugünlerde futbol yalnızca saygı kaynağı değil aynı zamanda büyük bir ticari iş. Fakat futbolun her zaman gayet iyi oynandığı zaman niçin izleyen gözlere fazlasıyla doyum sağladığını bilmiyorum. Oynayanların kendilerine de doyum sağlıyor. Ve bunu yapabilen oyuncularda var. Örneğin Ronaldino,Oyuncular yalnızca oynamak zorunda oldukları için değil, profesyonel oldukları için değil zevk alarak oynayabiliyor Bir seçim gibi. Biz biz olduğumuz için bu seçimi hergün yapıyoruz, yaşamı bir görev olarak yaşamak zorundayız ancak gizlice bir şölen olarak yaşamak istiyoruz..

Posted in Uncategorized | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: