latin amerikan haber yorum

Archive for Haziran 2006

Peru’da Serbest Ticaret Anlaşmasının Onaylanması Protesto Edildi

Posted by lahy 30/06/2006

tlcperu.jpg

Peru Parlamentosu’nun ABD ile Serbest Ticaret Anlaşmasını(TLC) onaylamasını protesto eden binlerce kişi, Çarşamba sabahı parlamento binası önünde protesto gösterileri düzenledi. Gösteri muhalefet lideri Ollanta Humala, UPP, sol partiler ve tarım işçileri sendikaları tarafından organize edildi.

CPN Radyosunun bildirdiğine göre, Ollanta Humala anlaşma halihazırda onaylandığı gerekçesi ile protesto gösterisine katılmadı.

Humala, basına yaptığı açıklamalarda, TLC’nin onaylanması sırasında Parlamento’da protesto düzenleyerek olay çıkaran parlamento üyeleri Nancy Obregón ve Elsa Malpartida’ya destek verdi.

Serbest Ticaret Anlaşmasına karşı Cephe’nin başkanı Antolin Huascar, 4 Temmuz’da tarım sektöründe greve gideceklerini, meydana gelebilecek şiddet olaylarından hükümetin sorumlu tutulacağını açıkladı.

Antolin Huascar,TLC’nin onaylanmasını Peru tarımına karşı işlenmiş bir ihanet olarak niteleyerek, “Perulu çiftciler ihanete uğradıklarına inanıyorlar, çünkü hükümet kapalı kapılar arkasında aceleyle bu anlaşmayı imzaladı. Başkan Alejandro Toledo, kendisini seçenlerin isteklerini görmezlikten gelerek bu anlaşmayı Parlamento’dan gecirdi,” dedi.

Peru Başkanı Alejandro Toledo Peru ve ABD arasındaki anlaşmayı imzaladı, anlaşmanın yürürlüğe girmesi için ABD kongresi tarfından da onaylanması gerekiyor. Toledo, bu amaçla 7 Temmuz’da Washington’a gideceğini açıkladı.

Perulu Sendikacılar, Başkan Toledo ABD’de iken, 8 Temmuz’da ülke çapında eylemlere başlayacaklarını duyurdu.

Peru İşçi Sendikaları Konfedarasyonu üyesi Ortiz, TeleSUR’a bir demeç vererek, bir dizi toplantı düzenleyerek, bu anlaşmaya karşı düzenleyecekleri eylemleri tartıştıklarını söyledi. “ Ülkemiz halkının büyük bir çoğunluğuna faydası olmamasına rağmen bu anlaşmanın onaylanması meşru değildir ve bir ihanettir…bu anlaşma ülke ekonomisine ağır darbe vuracak” dedi.

Ortiz ayrıca, Kongre’de anlaşmayı onaylayan parti ve milletvekillerinin nüfusun yüzde 8’ini temsil ettiğini söyledi.

Sendika temsilcisi Ortiz bu anlaşmanın halk oylamasına sunulmamasını protesto ederek, yeni seçilen Başkan Alan Garcia’nın Başkanlık koltuğuna oturmadan önce anlaşmanın parlamento tarafından onaylanmasını kabul etmesinin, seçim kampanyası sırasında yaptığı anlaşmayı gözden geçireceği şeklindeki vaatlerine ters düştüğünü sözlerine ekledi.

Peru ve Costa Rica’da Serbest Ticaret Anlaşmasına Karşı Gösteriler Sürüyor
 
Reklamlar

Posted in Peru, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Leave a Comment »

Bolivya’nın Doğal Gaz Zaferi

Posted by lahy 30/06/2006

Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales, Arjantin Devlet Başkanı Nestor Kirschner ile doğal gaz konusunda bir anlaşma imzaladı.

Evo Morales
Brezilya’yla pazarlıklar da sürüyor

Anlaşmaya göre, Arjantin bundan böyle Bolivya’dan aldığı doğal gaza yüzde elli civarında zamlı fiyat ödeyecek.

Morales’in, kalkınma projelerine yatırım yapabilmek amacıyla ülkesinin doğal kaynaklarından elde edilen geliri mümkün olduğunca artırmayı hedefleyen stratejisinin önemli bir parçası da sattığı enerji kaynakları için aldığı fiyatı artırmak.

Geçtiğimiz Mayıs ayında doğal gaz ve petrol kaynaklarını millileştirerek, ilk aşamada komşularının tepkisini çeken Bolivya, en çok ihracat yaptığı diğer ülke Brezilya ile pazarlıkları sürdürüyor.

Bolivya lideri, bütün tepkilere karşın devletleştirme uygulamasının egemenlik hakkı doğrultusunda bir karar olduğunda ısrar etmiş ve planlarını yaşama geçirmekte kararlı olduğunu vurgulayagelmişti.

Brezilya’nın devlete ait enerji şirketi Petrobras, Bolivya’da en büyük yatırımlara sahip olan yabancı şirket.

Arjantin ve Bolivya liderleri Kirschner ve Morales, doğal gaz fiyatıyla ilgili anlaşmayı imzalamanın yanısıra iki ülke arasında yeni bir doğal gaz boru hattı inşası planlarını da hayata geçireceklerini söylediler.

Kaynak:BBC

Bolivya’da Seçim Günü Yaklaşırken Gerilim ArtıyorJune 27th, 2006

Latin Amerika’nın Emperyalizmi Reddi James D. Cockcroft

Morales Neoliberalizme Alternatif Kalkınma Planını Açıkladı June 18th, 2006
 

Posted in Bolivya, Uncategorized | Leave a Comment »

Oaxaca’da Öğretmenlerin Seçimleri Boykot Tehditi

Posted by lahy 29/06/2006

 

Oaxaca’da ki grevci öğretmenler, toplu sözleşme görüşmelerinde bir gelişme sağlanmazsa, bu hafta sonu düzenlenecek Meksika başkanlık seçimlerini boykot edeceklerini duyurdu.

40.000 ilk ve orta-lise okul öğretmenini temsil eden Ulusal Eğitim İşçileri Sendikası (SNTE) şehir merkezindeki meydanı sürekli olarak işgal altında tutacaklarını bildirdi.

Binlerce polis, 14 Haziran’da şehir meydanını işgal eden öğretmenler ve destekleyicilerine saldırmıştı.

SNTE, polis saldırı sonrası büyük bir destekle karşılaşan öğretmenlerin eylemini, Vali’nin istifasını da içeren bir dizi talep öne sürerek sürdürüyor. Sendika, Oaxaca Archbishop’un 2 Temmuz seçimlerine kadar ”barış” çağrısına rağmen taleplerinden vazgeçmedi.

Sendika 28 Haziran’da büyük bir yürüyüş düzenledi. 15 Haziran’da ki yürüyüşe katılanların sayısı 300.000’ini geçmişti.

Grevlerinin ikinci ayına giren öğretmenler, pazartesi günü, Vali Ulises Ruiz’in görüşmelere katılmasının istenmesi üzerine İçişleri bakanlığı ile sürdürdükleri görüşmeleri sona erdirerek, Vali’nin istifasını talep etti.

Öğretmenler, yerli halk, öğrenciler ve işçilerin katıldığı bir Halk meclisinin kurulduğunu duyurdu.

San Salvador Atenco,  Son gelişmeler:

3-4 Mayıs’da Atenco’ya yapılan polis operasyonunda yer alan 23 polis mahkeme kararı ile tutuklandı. Polisler görevlerini kötüye kullanmakla ve göreve uygunsuz şekilde davranmakla suçlanıyorlar. Tutuklanan polislerin yarısı bir hafta geçmeden bırakılırken diğer yarısıda tutuklanmalarını engelleyecek kararlar aldılar.

Atenco’da tutuklananların serbest bırakılması için kampanya sürerken tutuklanan 47 kadından 45’inin cinsel taciz ve işkenceye uğradığı bildirildi.

Meksika seçimleri ve Sosyal hareketler

Meksika’nın 2 Temmuz ulusal seçimleri giderek büyüyen sosyal bir kriz, devlet baskısı ve şiddeti gölgesinde gerçekleşecek.

Son iki ay içerisinde her üç partiden federal ve devlet otoriteleri grevdeki çelik işçileri, çicek satıcıları, grevci öğretmenler ve aileleri ve sosyal eylemcilere karşı polis şiddetine başvurdu.

Meksika Maden ve Çelik İşçileri Sendikası ile hükümet arasındaki karşılaşma iş yavaşlatmalar, grevler ve çeşitli madenlerde birbirine rakip fraksiyonlar arasındaki mücadelelerle devam ediyor.

Komutan Markos, radikal ve sosyal bir değişim talep eden anti kapitalist “diğer kampanya”yı yönlendirmeye devam ediyor.

Sendikalar ve Sendikların Otonomisi için Cephe(FNUAS) 28 Haziran’da başlayacak bir genel grev çağrısı yaptı.

Meksika hükümeti’nin 1970’lerden beri benzeri görülmemiş bir baskı ve sindirme politikasını uygulamaya sokması sosyal adalet ve ikitidar konusunda militan bir mücadele sürdürme konusunda kararlı olan, Madenciler Sendikası, (FNUAS), Diğer kampanya ve Oaxaca’lı öğretmenlerin seçim günü yalnızca seçim mahallerinde değil sokaklarda da yerlerini almaları ile sonuçlanabilir.

Dün son seçim konuşmasını yapan merkez sol aday Lopez Obrador, Meksika’yı sorumlu bir şekilde, baskı ve otoriteryen metotlara başvurmadan yöneteceklerini söyledi. Obrador,ayrıca, ABD ile imzalanan serbet ticaret anlaşmasını gözden geçireceklerini de açıkladı. Obrador, ”Atenco’da yaşanan olaylar bir daha yaşanmayacak” dedi.

Oaxaca’da 400.000 Kişi Grevci Öğretmenlere Destek İçin Yürüdü June 19th, 2006

Komutan Markos: ‘’ Başka Bir Latin Amerika Mümkün ‘’June 18th, 2006

Meksika’da Öğretmenler Grev ve Direnişlerine Devam Ediyor June 16th, 2006

Meksika’da 3.000 Polis Grev Halindeki Öğretmenlere Saldırdı June 15th, 2006
Sosyal Hareketler
 

Posted in Meksika, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Leave a Comment »

Guatemala’da İç Savaş Sonrası Kadınlara Karşı Şiddet

Posted by lahy 28/06/2006

Kadın hakları ve İnsan Hakları örgütleri son 6 yıl içinde Guatemala’da 2.500 kadının öldürülmesini kınadı.

Guatemala’da hergün bir kadın öldürülüyor ve öldürülen kadınların işkençe izleri taşıyan cesetleri yol kenarlarında bulunuyor. Son altı yıl içinde kadınlara karşı şiddet tırmanarak bir epidemik halini aldı.

Kadınların öldürülmesi ”femicídio-femicide” terimi ile ifade edilmeye başladı. Femicide kadınlara karşı nefret dolayısıyla işlenen şiddet-cinayet olaylarını tanımlamak için kullanılıyor.

Gazeteci Ileana Alamilla, ” cinayetlerin nedenlerini saptamanın, bu konuda herhangi bir araştırma yapılmaması ve suçluların ancak yüzde 1’inin cezalandırılması nedeniyle mümkün olmadığını” söyledi.

Ataerkil sistem

Nora Soto Chacón ise kadınlara karşı şiddetin ataekil sistem ve 36 yıl süren iç savaş durumundan kaynaklandığını söyledi. Kadınlara karşı işlenen suçlar sosyal bir problemin varlığına işaret ediyor ancak politikacılar kadınlara karşı işlenen suçları kıskançlık gibi nedenlere indirgiyorlar.

Ulusal İnsan Hakları hareketi temsilcisi Claude Samayoa, ” Kadınlara karşı şiddet iç savaşın bitmesi ile sona ermedi” diyerek, günümüzdeki kadın cinayetleri ile uzun yıllar süren iç savaş ve silahlı catışmalar arasındaki ilişkiye dikkat çekti.

kaynak:Brasildefato

Peru’da Kadınlara Karşı Şiddet Vahim Boyutlara Ulaştı June 23rd, 2006
Mendez: ” Tecavüze Uğrarken Duyduğum Korku Hiddete Dönüştü ‘’ Tuesday, June 20th, 2006
Pernambuco’da 2006′da 154 Kadın Öldürüldü June 17th, 2006

 

Posted in Guatemala, Kadın Hakları ve Hareketleri | Leave a Comment »

Haiti, Jean-Bertrand Aristide’nin Dönüşüne Hazırlanıyor

Posted by lahy 28/06/2006

rene preval

Haiti Devlet Başkanı Rene Preval,  Haiti’nin eski  devlet başkanı Jean-Bertrand Aristide’yakınlığı ile tanınan iki politikacının yakın bir zaman içinde serbest bırakılacağını açıkladı.

Geçtiğimiz Pazar günü, Miami’de bir konuşma yapan Preval, ” Başsavcı eski Başbakan Yvon Neptune’ün bırakılmasını ve So Ann davasının sonuca bağlanmasını istedi” dedi.

Aristide döneminde başbakanlık yapan Yvon Neptune, bir yıl önce 2004 yılında, Aristide muhaliflerinin St Mark limanında çıkan bir olay sırasında öldürülmesinden dolayı suçlanarak tutuklandı, Ancak, Neptune, politik sebeblerden dolayı kasıtlı olarak tutuklandığını ve suçsuz olduğunu söyledi. Yvon Neptune tutuklanmasını protesto için açlık grevi eylemlerine başvurdu.

Gerçek ismi Annette Auguste olan So Ann 2004 Anneler gününden beri tutuklu. 2003 yılında Aristide muhaliflerine karşı düzenlenen bir saldırıya karışmakla suçlandı.

Preval, bu davaların nasıl sonuçlandırılacağını açıklamadı, ancak geçtiğimiz haftalarda, 2004 yılında ABD’nin Aristide’yi kaçırarak iktidardan düşürmesinden sonra tutuklanan çok sayıda Aristide taraftarının serbest bırakıldığını duyurdu. Bırakılanlar arasından Aristide döneminin İçişleri Bakanı Jocelerme Privert’de var.

Eski Haiti Devlet Başkanı Aristide Şubat 2004’de ABD birlikleri tarafından kendisinin karşı çıkmasına rağmen Merkezi Afrika’ya götürüldü ve istifa ettiği ilan edildi. Halen Güney Afrika’da sürgünde bulunan Aristide istifa etiğini yalanladı ve ülkesine geri döneceğini söyledi.

Aristide’nin kaçırılmasından bir kaç saat sonra bir açıklama yapan ABD Elçiliği Haiti Anayasası’nın 149’uncu maddesinin iptal edildiğini ilan etti ve yargıç Boniface Alexander’ın başkan olarak atanmasını sağladı.

Haiti parlamentosunun bütün üyeleri saklanmak zorunda kalırken, ABD 2003 işgali sonrası kurulan Irak Konsey modelini uygulayarak 7 kişilik bir konseyi ülkeyi yönetmesi için iktidara getirdi. Konseyin yedi üyesi eski bir BM görevlisi ve TV şovmeni Gerard Latortue’i Başbakan olarak seçti. Latortue’nin başbakanlığı sırasında vahim insan hakları ihlalleri yaşandı. Aristide’nin Lavalas partisi üyeleri yoğun bir baskı ve zulüm ile karşılaştı.

Preval, geri dönüş kararının Aristide’nin kendisine ait olduğunu ve istediği zaman geri dönebileceğini söyledi. Bu gelişmeler karşısında açıklamalar yapan ABD yetikilileri ise Aristide geri döndüğü takdirde Haiti’de ki politik durumun daha da karmaşıklaşacağı tehditinde bulunuyorlar. Ancak, aynı yetkililer, Aristide yasadışı bir şekilde kaçırılalı beri binlerce kişinin çatışmalarda öldüğünü göz ardı edip, Haiti’de elde edilen demokratik kazanımların yok edildiğinide görmezlikten geliyorlar.

 

Posted in Haiti, İnsan Hakları | Leave a Comment »

Bolivya’da Seçim Günü Yaklaşırken Gerilim Artıyor

Posted by lahy 27/06/2006

Pablo Stefanoni, La Paz

2 Temmuz’da Anayasal meclis ve bölgesel otonomi için yapılacak referanduma bir kaç gün kala, Bolivya’nın seçim kampanyasının odak noktası adayların herhangi biri değil de -adayların çoğunluğu seçmenler tarafından pratik olarak tanınmıyor- Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez. Onun Ant ulusu üzerindeki farzedilen etkisi, hükümet ve muhalefet arasında gerçek bir medya savaşının başlamasına neden oldu.

20 Haziran’da, Santa Cruz’da ki ana caddeleriden birine asılan Küba devlet başkanı Fidel Castro, Chavez ve Bolivya başkanı Evo Morales’i yanyana gösteren büyük bir pano yerel tutucu güçlerin şikayetleri üzerine belediye tarafından kaldırıldı. Bolivya’nın 1 Mayıs’ta petrol ve gaz kaynaklarını ulusallaştırma kararı ardından Bolivya Hükümetine enerji sanayini yeniden inşa etmesi için önemli yardımlarda bulunan Venezüella devlet Petrol firması PDVSA tarafından reklam amaçıyla asılan aynı tipte panolar ülke çapında diğer şehirlerde de görüldü.

Sağcı seçim cephesi PODEMOS soğuk savaş günlerine geri dönerek 18 Haziran’da gazetelerde sensasyonal – Chavez’in Birlikleri Bolivya’yı ele geçiriyor- başlığı altında, Venezüella Başkanının kırmızı bereli ve elinde tüfek tutan bir fotografı ile birlikte tam sayfa ilanlar bastırdı. Bu deklarasyon, ” Venezüella’dan yapılan çok sayıda askeri amaçlı uçuşu” kınıyor ve Chavez’in kısa bir zaman önce Chapare bölgesine yaptığı ziyaret sırasında ”Bolivyalı askerleri Bolivya milli marşını söylemeye zorladığı” iddia ediliyordu.

20 Haziran’da bir açıklama yapan Savunma Bakanı eski devlet başkanı Jorge “Tuto” Quiroga önderliğinde ki cephenin suçlamalarını “ Bolivyalıların Anayasal meclisi seçeceği ve bölgesel otonomi konusunda ”evet” ya da ” hayır” diyeceği 2 Temmuz seçimlerinde oy kazanmak için çabalar” olarak niteledi. Savunma Bakanı Venezüella birliklerinin Bolivya topraklarında olmadığını belirterek suçlamaları yalanladı ve bu iddiaları ”saçmalık” ve ”sorumsuzluk” olarak niteledi.

Devlet Bakanlığı tarafından yayınlanan bir duyuruda, ” Tuto Quiroga’nın vatan hakkında konuşmak için ahlaki bir hakkı var mı?”, sorusu sorularak 18 Aralık seçimlerinde yerli kökenli Başkan Evo Morales tarafından ezici bir şekilde yenilen muhalefet liderinin ABD yanlısı geçmişi hatırlatıldı.

PODEMOS kampanyaları sırasında, yerel istasyonlar tarafından durmadan tekrarlanan TV reklamlarında, açık bir şekılde kendi adaylarınna oy vermenin Chavez’e ”hayır” demenin bir yolu olduğunu ilan ederek, Venezüella Başkan’ının varsayımlara dayanan, yeni Bolivya Anayasasını etkileme, “ Bolivyayı kendi Bolivarcı Konfederasyonun dahil etme”, Venezüella’nın bu Ant ülkesindeki askeri varlığını artırma ve hatta Morales hükümetini ikna ederek Bolivya bayrağının kırmızı,sarı, ve yeşil renklerini aynı Venezüella bayrağında olduğu gibi değiştirme niyetlerine karşı uyarılarda bulundu.

Kampanya’da Morales’ın ağırlığı her yerde görülüyor. Equipos Mori’nin kamu oyu yoklamasına göre halkın yüzde 81’i tarafından onaylanan hükümet “ Evo Başkan, halk Meclis” sloganı ile seçimleri güven oylamasına dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu araştırma ayrıca Bolivyalıların yüzde 72’sinin 800 Kübalı doktorun sağlık servisleri sağlamak için Bolivya’ya gelmesini onayladığını, halkın yüzde 52’sinin de Chavez’in geçenlerde Bolivya’ya yaptığı ziyareti olumlu bulduğunu gösteriyor. Kamu yoklamasını düzenleyen teknisyenlerden biri, muhalefetin ürkütücü kampanyasına rağmen, Chavez “ Bolivya’da özellikle nüfusun fakir kesimleri arasında en fazla popülariteye sahip Latin Amerikan başkanı” dedi.

Morales hükümeti kuralı beri, Venezüella ve Küba ile iilişkilerini sıklaştırdı. 29 Nisan’da, Küba Havana’da Amerikalar için Bolivarcı Alternatif (ALBA) ve Halkların Ticaret anlaşmalarını(TCP) imzalarken yaptığı konuşmada ” Üç kusağın, üç Başkanın ve üç devrimin muhteşem buluşmasını” vurguladı. Bu anlaşmalar, Bolivya’nın iddialı sosyal ve ekonomik programlarını uygulamaya koyması için Venezüella’nın milyonlarca petrodolar yardımında bulunmasına imkan sağlıyor.

Bunlara ilaveten Küba’nın desteği de var: Mucize Misyonu sosyal programı içinde 11,000’den fazla Bolivyalı bedava göz ameliyatları oldu ve Küba’nın öğretim metodlarını kullanarak 1 milyon kişi okuma yazma öğrendi. 20 Haziran’da sağcı milletvekilleri parlamentodan çakilerek Caracas ve Havana ile yapılan anlaşmalara muhaleflerini gösterdiler.

Eğer tutucu güçler cocalero liderinin hazin bir sona uğrayacağını düşünüp kendilerini teselli ediyor idiyseydiler, bugün aksi yönde bir gelişme ile karşı karşıyadırlar — Morales taraftarları Anayasa’da değişiklik yapılarak onun bir kez daha başkan seçilmesini sağlamak için harekete geçtiler.

Green Left Weekly, 28 Haziran 2006.

 

Posted in Bolivya, Makaleler | Leave a Comment »

Brezilya’da İlk ”F Tipi ” Cezaevi Açılırken İsyan ve Çatışmalar Tırmanıyor

Posted by lahy 27/06/2006

Adalet bakanı Márcio Thomaz Bastos ve Ulusal Hapishaneler Müdürü Muarício Kuehne Brezilya’nın ilk yüksek güvenlikli hapishanesini açtı.

Güvenlik güçleri yeni hapishanenin açıldığı gün Sao Paulo’da polis karakollarına baskın düzenlemek için hareket halinde olan 13 silahlı (Başkent Komuta merkezi-PCC) üyesini öldürdüklerini duyurdu. Sao Paulo de Folha gazetesi öldürülenlerden bazılarının suçsuz kişiler olabileceklerini, polisin bu konuda sorulan sorulara cevap vermekten kaçtığını yazdı.
Parana’da açılan hapishane 12,600 m2 ve 208 kişilik kapasiteye sahip. Hapishane de sıkı disiplin uygulamalarına geçiliyor: mahkümlar günde 23 saat hücrede tutulacak, okutukları yayınlara ve aile ziyaretlerine ciddi kısıtlamalar getiriliyor.

İnşaatı devam eden 4 yeni yüksek güvenlikli hapishane 2007 yılında açılacak. Her hapishanenin inşası 10 milyon dolara mal oluyor.

Brezilya’nın, Türkiye’de ki F tipi cezaevlerine benzer bir sisteme geçisi Mayıs ve Haziran aylarında bir dizi hapishane isyanına yol açtı. Gerek hapishane gerekse de hapishane dışında çıkan olaylarda en az 200 kişinin vurularak öldürüldüğü biliniyor. Sao Paulo Tabibler Odası Mayıs ayında çıkan olaylarda 400 kişinin öldürüldüğünü duyurdu.

Hapishane isyanları alınan bütün tedbirlere rağmen durmadı, geçtiğimiz hafta sonu bir çok hapishanede çıkan isyanlar yüzlerce kişinin yaşamını kaybettiği bir savaşa işaret ediyor.

Brezilya Hükümeti yeni hapishane sistemini hapishanelerden çeteleri yöneten çete liderlerini kontrol altına almak gerekçesi ile savunuyor. Hükümet, ayaklanma çıkan hapishanelerde tutukluların, liderlerinin yüksek güvenlikli hapishanelere transferini engellemek için isyan çıkardığı iddia ediyor.

Gelir dağılımındaki eşitsizlik bakımından dünyada en üstten ikinci sırada yer alan Brezilya hapishanelerinde ki koşullar, sürekli olarak insan hakları örgütleri tarafından kınanıyor. Hapishaneler son derece kalabalık, bir çok hapishane de mahkümların bir kısmı uyurken diğer kısmı ayakta sıralarının gelmesini bekliyor. Polis ve hapishane görevlilerinin eğitimsiz olmaları, sık sık işkence ve kaba kuvvete başvurmaları mahkümların şikayetleri arasında.

Brezilya’da ulusal gelirin yüzde 46’sı nüfusun yüzde 10’una giderken en fakir yüzde 50’lik kısım yıllık ulusal gelirden sadece 13.3 pay alıyor. Zenginler ve fakirler arasındaki uçurumun geniş olduğu Brezilya gibi ülkelerde adi suçlar düzene isyanın ilkel bir şekli olarak ortaya çıkıyor. Favelalar da (Gecekondu bölgeleri) örgütlenen organize suç örgütleri toplumsal bir taban ve desteğe sahipler ve bulundukları bölgelerde halkı devlete karşı savunduklarını iddia ediyorlar. Örneğin PCC, 1992’de Tauba hapishanesinde çıkan isyanın kanlı bir şekilde bastırlması sonrasında sırasında mahkümların haklarını savunmak ve organize olmalarını sağlamak için kurulmuştu.

Güvenlik güçleri favelalarda yaşayan siyah halka düşman gözüyle bakıyor ve sürekli olarak askeri operasyonlar düzenleyerek neredeyse şehir gerillalarına karşı bir savaş yürütüyor. Örneğin, geçtiğimiz Haziran ayı başlarında Rio de Janerio’da gecekondu bölgelerinden birindeki bir okulan etrafında bir çete ile çatışmaya giren polis 17 öğrencinin yaralanmasına yol açtı ancak polisler hakında herhangi bir soruşturma açılması beklenmiyor

Brezilya’da adalet sistemi varlıklı ya da orta sınıfları nadiren hapse yollarken 340.000 kişi hapishanelerde bulunuyor. Hapishane nüfusunun 2008 yılında 500.000’e ulaşması bekleniyor. Büyüyen hapishane nufüsü için Brezilya’nın her onbeş günde yeni bir hapishane açması gerekiyor.

” Brezilya’da ki bütün hapishaneleri gezdim,” diyen, Global Justice adlı insan hakları örgütünün kurucusu James Cavallero, “Hapishaneler karanlık, kasvetli, ıslak ve rutubetli. Bazıları ortaçağ zindanlarına benziyor. Ve göze çarpan bir şey var- hepsinde aynı kokuyu duyuyorsunuz. Çürümüş yiyecek, idrar, dışkı ve mahkümların ter kokusu. Hapishaneler heryerde aynı kokuyor ” dedi.

1980’lerden sonra acımasız bir şekilde uygulanan neoliberal politikalar, Brezilya’nın yoksullarını yüzyıllar önce köle gemileri ile Brezilya’ya getirilen ataları ile aynı koşullara sürükledi. Herhangi bir sosyal güvenceleri yada iş imkanları olmadan yaşam yalnızca sefalet ve acı anlamına geliyor. Lula hükümetinin sınırlı sosyal yardım paketleri binlerce ailenin sefaletini bir miktar azalttı ancak ortadan kaldırmadı. Suç oranlarının giderek artığı Brezilya’da polis baskısı ve hapishaneler çözüm değil, neoliberal uygulamalara bir an önce son verilerek adil bir gelir dağıtımının sağlanması gerekiyor.

Brezilya: Hapishane Ayaklanmaları Sürüyor, 65′den Fazla Kişi Öldürüldü
Sao Paulo’da ağır bilanço: 187 ölü
Brezilya Polisine Soruşturma

Brezilya polisi intikam peşinde

 

Posted in Brezilya, İnsan Hakları | Leave a Comment »

Emek Hareketi Meksika’yı Sarsıyor

Posted by lahy 26/06/2006

Maden grevleri nedeniyle sarsılan ve seçim arifesinde zor duruma düşen Meksika yönetimi, eğitim emekçilerinin iki aydır devam eden grev ve eylemleri karşısında çaresiz kaldı.

Ülkede iki ay önce ilan edilen genel grevin ardından bazı madenlerde devam eden grevlere destek vermek ve ücret ile prim artışı talepleriyle son 5 haftadır Meksika’nın genelinde kitlesel eylemler yapan eğitim emekçileri, 2 Temmuz’da yapılacak Devlet Başkanlığı seçimlerinin kaderini belirleyecek gibi görünüyor.

Gözlemciler, iki büyük madende halen devam eden grevler ve ülkedeki sendikaların geçen haftaki, “Eğer maden uzlaşmazlığı çözülmezse, seçimlere 4 gün kala genel grev ilan ederiz” açıklamasıyla iyiden iyiye zora düşen Vicente Fox hükümetinin, eğitim emekçilerinin eylemleri nedeniyle seçim arifesinde, büyük oy kaybına uğradığını bildirdi.

Doruk noktası Oaxaca

Yerel kaynaklar, öğretmen eylemlerinin Oaxaca eyaletinde “doruk” noktasına ulaştığını bildirirken, eyalette geçen haftadan bu yana devam eden eylemlere 70 bini aşkın eğitim emekçisinin katıldığı ve öğretmenlerin kent merkezini işgal ettikleri bildirildi.

Öğretmen eylemlerine öğrenciler, öğretmen aileleri, yerli örgütleri, çiftçiler, maden işçileri ve birçok siyasi partinin de destek verdiği ifade edilirken, gösterilerde maden uzlaşmazlığının çözülmesi ve ücret artışı taleplerinin yanı sıra, Oaxaca’nın iktidardaki “Kurumsal Devrimci Parti” (IRP) üyesi valisi Ulises Ruiz’e istifa çağrısı da ön plana çıktı. Polis saldırılarına ve tutuklamalara rağmen geri atmayan eğitim emekçileri, geçen cumartesi günü yaptıkları kitlesel eylemde, “Proleterya Gücü, Devrimci Halk Cephesi” pankartı arkasında, Jose Marti Kolektifi, Sosyalist Halk Bloku, Meksika Sosyalist Partisi, Zapatistler ve çeşitli sendikalarla birlikte uzun bir yürüyüş gerçekleştirdi.

Ancak Oaxaca’da önceki ve geçen hafta yapılan eylemleri zor kullanarak bitirmek isteyen Vali Ruiz, polise, eyalet merkezini işgal eden öğretmenlere saldırı emri vermiş, çıkan ardebede onlarca öğretmen yaralanmış, 40’a yakın eğitim emekçisi tutuklanmıştı.

İbre Obrador’a kayıyor

Seçim arifesinde olan Meksika’da öğretmenlerin, oy kullanmak konusunda “ikiye bölünmüş” oldukları belirtiliyor. Öğretmenlerin, Ruiz istifa etmediği ve ücret ile maden uzlaşmazlığı talepleri yerine getirilmediği sürece oy kullanmayacaklarını belirten kaynaklar, “Öğretmenlerin bir kısmı seçimleri de protesto etmekten yana. Bir kısmı ise, Ruiz ve Fox’un partisi IRP’ye karşı oy kullanmayı planlıyor. Bu durum her halûkarda, halkçı söylemleri ile tanınan ve devlet başkanlığı seçimlerinde ‘favori aday’ olarak gösterilen başkent Mexico City Belediye Başkanı Andres Lopez Obrador’un işine gelir” ifadelerini kullandı.

Oaxaca eyaletinin, ülkedeki seçmenlerin yüzde 3.3’ünü barındırdığına dikkat çeken siyaset uzmanları da, “Maden grevleri, öğretmen eylemleri veya seçim arifesinde ilan edilmesi beklenen genel grev, kuşkusuz bunlar Fox ve partisi açısından olumsuz gelişmeler. Fakat asıl konu şu ki, bu halk hareketi, küçük köyleri ve kasabaları nasıl etkileecek? Obrador, birçok seçim bölgesinde, rakipleriyle baş başa gidiyor. Eğer, emek hareketindeki bu gelişmeleri kullanabilirse, çarkı tamamen lehine çevirebilir” diye konuştu.

Kaynak:Evrensel

Oaxaca’da 400.000 Kişi Grevci Öğretmenlere Destek İçin Yürüdü June 19th, 2006
Komutan Markos: ‘’ Başka Bir Latin Amerika Mümkün ‘’June 18th, 2006
Meksika’da Öğretmenler Grev ve Direnişlerine Devam Ediyor June 16th, 2006
Meksika’da 3.000 Polis Grev Halindeki Öğretmenlere Saldırdı June 15th, 2006
Atenco’da Yaralanan Alexis Ollin Benhumea Hayatını Kaybetti
Komutan Markos: “ Şimdi Latin Amerika’nın Zamanı ‘’
Komutan Markos: Siyasi Tutukluların Özgürlüklerine Kavuşması İçin Mücadele Büyüyeyerek Sürecektir.
Telesur, Atenco’da Saklanan Toprağın Savunusu Cephe Lideri ile Görüştü.
Kadın Tutukluların Mektubu:Eğer ellerimiz burada, hapishanede bir şey yapamazsa sözlerimiz yapacaktır
Meksika, Atenco Kasabasında Yerli Halka Karşı Uygulanan Polis Vahşeti ile Sarsıldı
 

Posted in Meksika, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Leave a Comment »

Latin Amerika’nın Emperyalizmi Reddi

Posted by lahy 26/06/2006

James D. Cockcroft

Latin Amerika’da 25 yılı aşkın bir süredir uygulanan neoliberal politikalar bölgenin yerel sanayisi, küçük tarım üreticeleri ve iş olanaklarının çökmesine yol açtı. Sonuçta ortaya çıkan aşamalı ekonomik soykırım orta sınıfların aşağıya doğru hareketleri, saflarında sayıları giderek azalan organize iş gücünün son anlarda verdikleri mücadeleler ve iç ve dış göç dalgaları ile Latin Amerikalıların dörte üçü için aşağılayıcı bir yoksulluk oldu. Ayrıca yeni bir sosyal hareketler dalgası ve seçimlerde sola doğru bir kayışa yol açtı.. Pek tabii ki, hükümetleri destabilize etme gayretleri; karşı devrimci komplolar ve hareketlenmeler; artan baskı ve paramiliter terörizm; ve kadınlara, eşcinsellere, travestilere, etnik azınlıklara, düzene uymayan gençliğe, gazetecilere ve insan hakları grublarına karşı giderek artan şiddetin karşı yöndeki gelişmeleri temsil ettiğini unutmayalim. Latin Amerika’da tehlikede olan ulusal egemenlik ve petrol, gaz, su, düşük ücretli iş gücü, bioçeşitlilik, okullar,hastahaneler, ulaşım, emeklilik, bankalar ve sanayilerdir. Sosyal hareketler doğanın özelleştirilmesini, yaşamın ticarileştirilmesini ve neoliberal globalizasyonun empoze ettiği yağmayı, diktatörlüklerden arta kalan ödenemez yabancı borçlarla birlikte protesto ediyorlar.

Başkanlık seçimlerinde ‘’katı neoliberal’’ sağdan, ‘’yumuşak neoliberal’’ merkeze kayış, Brezilya’da Lula, Arjantin’de Kirchner, Uruguay’da Tabaré Vázquez, Şili’de Michelle Bachelet ve hatta Paraguay’da, başlangıçta Güney Amerika’nın FTAA (Amerikalar İçin Serbest Ticaret Anlaşması) anlaşmalarına alternatifi olan ve geçenlerde Venezüella’yı da içine alan MERCOSUR’u destekleyen Nicanor Duarte örneklerinde görülüyor. Bu, Peru, Meksika, Ekvator ve Karayip alanında ve Kolombiya’da bile mümkün olan bir gelişmedir.

Seçildikten sonra ölüm halindeki neoliberal politikalara yaşam veren ve bazı bakımlardan güçlendiren bu politikacılar, aday iken rutin olarak serbest pazar köktenciliğini ve FTTA’yi uygulamayacaklarını vaat ettiler. Bunun bir nedeni son dönemlerde özelleştirme programlarının devleti zayıflatması, serbest ticaret anlaşmaları ve dış borçlar yükünün hükümetleri dış sermayenin santajlarına açık bırakmasıdır. Bu sosyal hareketlerin, ABD ve Avrupa emperyalizmleriyle birlikte, IMF, Dünya Bankası, FTAA, ve DTÖ’ünü hedef almalarının ana nedenidir. (İspanya Latin Amerika’ya yapılan yatırımlarda ABD’yi geçti)

Daha ‘’insani’’ bir neoliberalizm ya da burjuva milliyetçiliği için alan ortadan kalktı. Bu nedenden dolayı, Bolivya’nın Evo Morales’i ve Venezüella’nın Hugo Chávez’i bir çok konuda yakın zamanlarda seçilen diğer başkanlarla işbirliği yaparken onların ‘’yumuşak neoliberalizm” yaklaşımlarını red ederek, sosyal hareketlerin talep ettiği devlet desteğini esas alan devrimci değişiklikleri savunuyorlar. Morales “mütekabiliyet ve dayanışmayı esas alan komünüteryen sosyalizm” çağrısı yaparken, Chávez devrimi uluslararasılaştırmak ve ‘’ kapitalizm sınırları içinde başka bir dünya yaratmak mümkün olmadığı için, ‘’ “ 21.inci yüzyıl için yeni bir sosyalizm’’ yaratmayı vurguluyor.

Günümüzün sosyal hareketlerin göze çarpan bir özelliği onların düzene dahil edilmeye karşı gösterdikleri artan direniş, sayıları giderek artan yoksul üyeleri ve taktiksel yaratıcılıklarıdır. Asgari ücretin çökmesi, kitlelerin sefalete itilmesi ve hatta iyi eğitim görmüş profesyoneller için bile iş imkanlarının azalması ve ‘’aşırı sömürüye’’ yol açan neoliberal devletin sosyal programlarının kesintiye uğratılması ve “esnek iş güçü’’ uygulanması sonucu geleneksel sınıf yapıları ve mücadele biçimlerini hemen hemen tanımak mümkün değil. Sosyal sınıflar ve sosyal hareketleri ayıran hatlar bulanıklaştı.

Latin America’nın yerli halkları için, 500 yıllık soykırımcı bağımlılık ve süren mücadele sürecinde neoliberalizm ‘’sadece’’ yüzlerinde beliren yeni bir kırışıklıktır. Bu anlamda, onlar, sömürgecilik ve emperyalizmin devam etmesi, çevrenin tahribi, insanları bağımlılık altına almak için ödenemez borçların bir araç olarak yaratılması ve sürdürülmesi ve günlük hale gelen kaçırmalar, kayıplar, işkence ve kadınlara karşı şiddet gibi belirli tarihsel gerçekliklerin farkındadırlar.

Kadınlar, neoliberalizm altında günlük hayatın artan şiddeti bir yana, ekonomik acının yükünüde sırtladılar. Kadınların baskı ve zülme uğraması ve seks ticareti ( şu anda uyuşturucu ticaretinden daha büyük bir pazara sahip) yalnıca World March of Women gibi feminist hareketler için değil, genelde sosyal hareketler içinde protestoların odak noktası haline geldi. Kadın liderleri Zapatista komutanlardan, Arjantin’in piquiteras ( yoğun trafiğn olduğu yolları işgal eden işsizler) ve Plaza de Mayo’nun Anneleri ve Büyük Anneleri örneklerinde görüyoruz. Özelikle, 11 Nisan 2002’de ABD desteklediği darbe sonucu iki günlük Pedro Carmona iktidarı sırasında, Başkan Hugo Chávez’in yaşamını kurtarmak için ülke çapında sokaklara dökülen kadınlardan ve Bolivyalı işçiler, sokak satıcıları ve El Alto’da savunma ve mücadele komiteleri kuran aile reisleri (kadınlardan) söz etmek gerekiyor.

Giderek artan baskıya rağmen köylülerin ve küçük çitcilerin rolü belirleyici hale geldi. Bir çok örnekte, multi-etnik “köylülük” yeni, pahalı olmayan, esnek, ve göçmen işgücünü temsil ediyor. Gerek Antlı koka üreticileri gerekse de Brezilya’nın Topraksızlar hareketi MST, ( 87 ülkede örgütlenen köylü hareketleri birliği Via Campesina’nın bir parçasıdır) örneklerinde kırsal kitleler, şehirlerde bile harekete geçtiler.

Ayrıca çok uluslu şirketlere ve çürümüş sendika ağalarına (Meksika’da onlara charros deniyor) karşı yeni bir işçi mücadelesi doğdu. Meksika’nın Otantik Emekçiler Cephesi (FAT) ya da Venezüella’da eski konfederasyondan kopan Ulusal İşçiler Birliği(UNT) gibi bağımsız sendikalar heryerde ortaya çıkıyorlar. Şili’de, halen tümüyle ortadan kaldırılmayan devlet teröristi Pinochet Diktatörlüğünün yarattığı gerçek sendika boşluğunu, işçiler “İşçi Kollektifleri’’ kurarak doldurmaya başladılar. İşçi mücadeleleri gerek Coca Cola işçilerinin Guatemala, Kolombiya ve Hindistan’da ki mücadelelerini ve gerekse de, Meksika, Merkezi Amerika, ve Karayiplerde maquiladoras (düşük ücretli montaj fabrikaları)’larda ki işçilerin sendikalaşma mücadelelerini birbirine bağlayarak uluslararasılaşması da önemlidir. Latin Amerikalı işçiler sahiplari tarafından terk edilen çok sayıda fabrikayı işgal ettiler ve 2005 sonlarında onları yeniden işler hale getirdiler. Venezüella işgal altındaki fabrikalar için düzenlenen kıta çapında bir kongre’ye ev sahipliği yaptı.

Latin Amerikan halkları arasında ittifaklar kurmak ve mücadelelerini uluslararasılaştırmak gerektiği giderek kabul ediliyor. Yeni enternasyonalizmin örnekleri, hali hazırda sözünü ettiğimiz örnekler dışında, kıta çapında sosyal hareketler ittifakı tarafından yürütülen FTTA’ye karşı kıtasal kampanya ve Chiapas’da, 2003 yılında, Zapatistalar tarafından başlatılan Latin Amerika’nın demilitarizasyonu için kampanyadır, bu kampanya, 130 ülkede ki 700’den fazla ABD askeri üssünün kapatılmasını için sürdürülen kampanya ile bağlantı halindedir. Zapatistaların, 2006 yılında başlayan ‘’Diğer Kampanyası’’ da enternasyonalist bir perspektife sahiptir.

Sosyalizm, Latin Amerika’da giderek daha fazla ilgi görüyor. Brezilya ve Venezüella’da halk oylamaları her iki ülkenin nüfuslarının yarıdan fazlasının Meksika ve Şili gibi ülkelerde nadiren duyulan sosyalizmi tercih ettiğini gösteriyor, ancak, ne türden bir sosyalizm istendiği konusunda giderek büyüyen bir tartışma vardır. Hali hazırda, 1959’da Küba devrimi ile başlayan ‘’iki, üç daha fazla sosyalizm’’ süreci vardır. Ünlü Perulu Marksist José Carlos Mariátegui (d. 1930) yazdığı gibi, Latin Amerikalılar Avrupa sosyalizmin bir kopyasını istemiyorlar, fakat, kendi gerçekliklerini esas alınmasını istiyorlar, Peru’da bu yerli halklara tekabül ediyor. Böylece Küba’nın sosyalizmi belirgin olarak Kübalı, Venezüella’nın ki ise Simón Bolívar’ın fikirlerinden kaynaklanıyor, Bolivya’nın ki yerli halkların geleneklerini esas alıyor ve Ekvator’da yerli halk lideri Blanca Chancoso “ birlikte inşa edeceğimiz çok uluslu, çok kültürlü bir devlet’’ öneriyor. Ve Zapatistalar (Sosyalizmden söz etmiyorlar) onların Chıpas’da ki otonomus ‘’iyi hükümet konseylerinde’’ olduğu gibi tüm iktidarın aşağıdan geldiği bir sistemi savunuyorlar.

Tartışmalar Latin Amerika’nın birden fazla sosyalizm perspektiflerinin dört karakteri paylaştığını gösteriyor: (1) İnsani değerlerden kaynaklanan,ataerkilik, seksizm, sınıf sömürüsü ve soykırıma son verilmesini talep eden, sevginin değerleri üzerine kurulu (Ché ve José Martí’nin eserlerinde görüldüğü gibi), başkalarına saygı ve sosyal adalet (2) Katılımcı, Stalinist tip otoriteryenizm olmaksızın fakat bir çok düzeyde planlanan, işçi kontrolüne dayalı işletmeler ve ‘’politikacılık yerine politika ‘’ (Fidel Castro’nun sözlerinde olduğu gibi), ‘’parti-ocracy’’ ya da ‘’öncülük’’ yerine devletin kullanımı ve halkın aşağıdan yukarıya katılımını esas alınmasını; (3) Enternasyonalist, hem iş marketleri hem de uluslalararası marketleri planlayan, halkları neoliberalism ve emperyalist müdahalelere karşı savunan ve veto hakkı olmayan devletler arası örgütlerin kurularak barış ve insan haklarına saygıyı güçlendirmesini isteyen; ve (4) Ulus devletlerin egemenliği yanlısı, müdahaleciliğe karşı, saldırgan olmayan ve kendi kaderini tayin hakkı prensiplerini savunan, bir çok halkı birbirine bağlamak için kurulan yeni devletleri (Bolivya ve Venezüella gibi) içeren ve Latin Amerika’nın bir devlet ya da Konfederasyon olarak birleşimi ( Martî’nin ‘’Bizim Amerika’’ ve Bolivar’ın ‘’ Büyük Ülke’’ kavramları gibi) sonucu, gerçek ‘’ ulusal bağımsızlığı’’ amaçlanması.

İnsanlığın ve dünyamızın geleceği için için hayati olan neoliberal kapitalizmden uzakta deneyimlerin hızı ve kapitalizmden kopma ve ayrılmaların sıklığıdır. Sonuçta, hızla yaygınlaştırılan ve hali hazırda Latin Amerika’da ki son gelişmeler ve globalizasyonu değişterecek hareketler tarafından hayat verilen Enternasyonalizm pratiği olmaksızın insanlığın kurtuluşu düşünülemez. Enternasyonalizm insanların dayanışması ve deneyimlerini paylaşmaları, ‘’diğerinden’’ öğrenme sürecidir. Marti’nin “Canavarın karnı’’ olarak adlandırdığı ABD’de ki insanlar hayati bir değişim yapma şansına sahiptirler.

Herşey, emperyalizmin artan baskıları karşısında sosyal hareketler arasında ve değişik hükümetler arasından ne kadar birlik ve enternasyonalizm sağlanabileceğine bağlıdır. Latin Amerikan Sosyalizmi tartışmaları, Zapatista ‘’Diğer Kampanya’’ taraftarları arasında bile ekolojik olarak sorumlu olan ‘’halk iktidarlarının,’’ – (Zapatistların dilinde aşağıdakilerin) , Venezüella’nın yeni anayasasında ‘’başroldekilerin,’’ – kurulmasını esas alıyor, Hepsinin üzerinde anlaştığı nihai bir amaç vardır: insanlığın kurtuluşu, yaşamın kutlanması, ölüme saygı ve dünyanın kurtarılması.

DR. JAMES D. COCKCROFT (Ph.D., Stanford Universitesi) New York Devlet Üniversitesi’nde öğretim görevlisi ve Benito Juárez Tribunal üyesidir Özellikle Latin Amerika’yı esas alan 35’den fazla başılmış eseri vardır..

Kaynak: “Latin America’s Challenges to Imperialism,” by James D. Cockcroft*
LiP Magazine , Yaz 2006, pp. 60-62 [ve sonra LiP sitesi, http://www.lipmagazine.org%5D

 

Posted in Makaleler | Leave a Comment »

Venezuela’daki Almanya

Posted by lahy 25/06/2006

Andrew Gardner  
Modern Karakas’ın hemen dışında Colonia Tover kenti var. Yerleşim, 1843 yılında bir İtalyan askeri, korsanı ve haritacısı olan Agustin Codazzi tarafından kurulmuş. Codazzi, emperyalist İspanyol ordularına karşı Venezuela ordusunda çarpıştıktan sonra, İstanbul’da bir kumarhane sahibi ve kumarbaz olarak yaşamını sürdürmüş. Venezuela bağımsızlığını ilan ettikten sonra, yeni hükümet, çökmüş ekonomiye destek için Avrupalı yerleşimcilere başvurmuş. Codazzi, en iyi yerleşimcileri bulacağına inandığı Almanya’nın Kara Ormanlar bölgesine geri dönmüş. 145 erkek, 96 kadın ve 117 çocukla yeni bir koloni kurmak üzere Atlantik’i aşmışlar. Yolculuk sırasında çiçek salgını sonucu 70 kişi ölmüş. Venezuellalılar, salgını duyunca onları La Guaira limanında 40 gün karantinada tutmuş ve sonra hiç bir destek vermeksizin serbest bırakmış. Venezuellalı ev sahiplerinin tutumuna müteşşekkir kalamayan Alman yerleşimciler, Codazzi tarafından önceden belirlenmiş ılıman dağ bölgesine yerleşip, ülke halkından da mümkün olduğunca ayrı bir yaşam sürdürmüş. Bu yalnız hayatı sürdürken anavatanlarının kültürünü, yemeğini, mimarisini ve giyim tarzını da korumuşlar. İşler ancak 1940 yılında, kasaba dışından evlilik yasağı kaldırılıp, İspanyolca da resmi dil olarak benimsenince değişmeye başlamış. 1963 yılında Colonia Tovar’ı, Karakas’a bağlayan bir yol yapılmış ve 1,300 kişilik nüfus 6,500’e çıkmış.

Yolculuğum Karakas’ın dış mahallerinden Yaguara da bindiğim ve ranchos (gecekondu evleri) kaplı tepelerden kıvrılarak yükselen bir otobüsle başlıyor. Sonra Colonia Tovar yolunun yarısında, bulutlar ararsındaki Junquito kasabasına varıyorum. 2000 metre yükseklikteki ve Karakas’tan sadece 60 km uzakta olan Colonia Tovar’a varmak için dağ yolundan bir saat daha otobüs yolcuğu yapmam gerek. Yolculuk sonunda otobüsten indiğimde tam da aradığım şeyi buluyorum: Karakas’ın üstündeki tepelerde kaybolmuş bir küçük Almanya. Caddeler, koyu tahta çerçeveli ve kırmızı tuğla damlı beyaz evlerle dolu. İnsanlar da aşağıdaki vadide yaşayan koyu renkli Karakaslıların aksine sarışın ve mavi gözlü. Burada, başkentte olduğu gibi terkedilmiş evler, delik deşik caddeler yok; kent tertemiz. Aşağıda 24 saat çalan Karayip müziğinin nameleri duyulmadığı gibi trafik levhalarındaki talimatlara da harfiyen uyuluyor. Ana meydanda Alman tarzı L Tipi, vitray pencereli bir kilise var ve ilahi söyleyen dindarlarla dolu.

Bir restoranda beni karşılayan garson kızın İspanyolcası aksansız. Uzun bir etek ve muhtemelen atalarının Venezuela’ya geldiğinde giydikleri tipte bir bluz giyiyor. Yemek, bir Alman kentinde bir restoranda sunulandan farklı değil; Viyana usülü şnitzel, haşlanmış lahana ve strudel. İspanyolca iletişimde kullanılan ana dil olsa da, kasabalılar Alman usülü Tovar Birasını devirdikten sonra eski Almanca konuşmaya başlıyor. Caddelerde işaret levhaları ve alışveriş İspanyolca olsa da, bir adamın haylazlık eden köpeğini kaba bir Almanca ile azarladığını işitiyorum. Farklı bir yaklaşımı Dünya Kupası konusunda da görmek mümkün. Colonia Tovar hariç hemen bütün Venezuella’da t-shirtler ve bayraklar Latin Amerika’nın iki devi Brezilya ve Arjantin’e ait. Ziyaret günümde Avusturya-Brezilya maçı oynanıyordu. Ortada ne bir Brezilya bayrağı ne de t-shirt var, aksine yarı dolu barların hemen her duvarı ve penceresinde Avusturya’ya destek adına Alman Bayrağı asılıydı. Aleni farklılığına rağmen kent hem geçmişi hem de çağdaş Venezuela’daki yeriyle barışık. Haftasonları Karakas’tan gelen kalabalık yerli turist sayısına bakılırsa bu duygu karşılıklı.

Colonia Tovar kasabası Venezuela’nın etnik ve kültürel çoğulculuğunun sadece bir örneği. Akdeniz Avrupası’nın yanısıra ülkeye Çin, Lübnan ve Suriye’den da kalabalık göçmen grupları gelmiş. Ayrıca yine çok sayıda Perulu, Ekvadorlu ve özellikle Kolombiyalılardan da bahsetmek gerek. Colonia Tovar örneğinde olduğu gibi çok az sayıda ayrı tutulmuş yaşama karşın, genel eğilim katılım, milletlerarası evlilik ve kabul olarak özetlenebilir. Çağdaş Venezuela’da Venezuellalıların büyük çoğunluğu kendilerini mestizo (melez) olarak tanımlıyor. Nüfusun sadece yüzde yirmisi ari ‘beyaz’ ve yüzde onu da siyah köleler ırkından geliyor. Venezuela halkının sadece yüzde bir ya da ikisi Güney Amerika’nın yerli halkından. Bu çeşitliliğe rağmen bağımsızlık öncesi zamanlardan 1998 devrimine kadar Venezuela’da politik egemenlik, Venezuela’da doğan ve İspanyol soyundan gelen crillos’ta olmuş.

Kaynak: Birgün

 

Posted in Makaleler, Venezuela | Leave a Comment »

Fidel Castro: ”Küba devrimi 1953’de meydana gelseydi, Stalin buna izin vermezdi’’

Posted by lahy 25/06/2006

celia hart
Celia Hart

Londra: Küba devriminin tarihsel liderlerinden Haydée Santamaria ve Armando Hart’ın kızı olan Celia Hart, Küba’dan gelerek, Cumartesi günü, Michael Löwy ve Eduardo Diago ile birlikte ‘Socialist Resistance'’ın düzenlediği, Latin Amerika konulu bir konferansa katıldı. Celia Hart bir tıp doktoru, yazar, ve Küba Komünist partisinin eski bir üyesi. Kendisini hiç bir gruba dahil olmayan bir troçkist olarak tanımlıyor.

Aşağıda Celia Hart’ın konuşmasından bazı bölümler yer alıyor:

’Benim görüşüme gore, Latin Amerikanın her ülkesinde halk kendi hükümetlerinin solunda yer alıyor. Geniş kitlelerin neo-liberalizme karşı tepkilerine şahit oluyoruz. Bu çerceve içinde Küba, Venezüella ve Bolivya hükümetlerinin entegrasyon için attlkları adımları görmemiz gerekiyor. Bu yılın 29 Nisan’ında üç hükümet ALBA anlaşmasını imzaladı. Fidel Castro ve Hugo Chavez, Brezilya ve Şili’yi de ALBA anlaşmasını imzalamaya davet etti ancak bu hükümetlerin bu yönde bir adım atacaklarını düşünmüyorum.’’

‘’ALBA’nın sağladığı faydalar ortadadır. Bir yıl içinde Venezüella’da okuma yazma bilmeyen kalmadı. Ayrıca, gecekondu bölgelerinde Küba’lı doktorların ücretsiz tedavi sağladığı yüzlerce klinik açıldı.’’

‘’ Che Guevara, Latin Amerika burjuvazisi emperyalizme karşı direnme kapasitelerini yitirdi, emperyalizm kervanının son vagonu haline geldi, demişti.’’

‘’Günümüzde yeniden piyasaya sürülen neo reformist politikaların hiç bir yeni yanı yoktur, eski receteleri yeni imiş gibi yeniden piyasaya sürüyorlar.’’

‘’Entegrasyon süreci ikili bir süreç. Binlerce Kübalı doktor, öğretmen ve teknisyen Venezüella’ya çalışmaya gitti. Bildiğiniz gibi, Küba’da Komünist Partisi dışında bir parti, işçi kontrolu ya da konseyleri, kendi kendini yönetim ve grev hakkı yok. Entegrasyon süreci sonucu Küba’da yeni bir açılım başlıyor. İşçi Katılımı ve demokrasi kavramları tartışılmaya başlandı. Ben demokrasi olmadan sosyalizm olmayacağına inanıyorum. Mevcut gelişmelerden umutluyum’’

‘’Che Guevara’nın daha önce basılmamış olan ekonomi politika yazıları yeni basıldı. Che Guevera 1964’de yazdığı yazılarda Sovyet ekonomik modelini eleştirerek, sendikaların bağımsızlığı meselesini tartışmaya açmıştı.’’

‘’Küba’da kapitalist restorasyon tehlikesi halen mevcut. Küba’da sağ eğilimli 300 yasadışı parti var. ABD bu partilere her türlü desteği sağlamaya çalışıyor. Ayrıca, Komünist parti içinde bir kanat, Çin’in izlediği yolu izleyip kapitalistleşmeyi önermişti ancak Fidel Castro bu gruba karşı tavır aldı, etkili olamadılar. ‘’

‘’Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra özel bir dönemden geçtik: elektrik kesintileri, kamu taşımacılığında yaşanan problemler ve gıda dağıtımında kısıtlamalara rağmen Küba halkı devrimi savunmaktan vazgeçmedi.’’

''Bu dönem sırasında uygulamaya sokulan tedbirleri Sovyetler Birliği'nde 1920’lerin NEP dönemi ile karşılaştırabiliriz. Ticaretin serbest bırakılması ve doların kullanılmaya başlaması sosyal faklılaşmalara yol açtı ve bazılarının yeni zenginler diye isimlendirdiği bir tabaka oluştu. Fidel Castro geçtiğimiz Kasım ayında bir konuşma yaparak, ‘’ABD emperyalizmi devrimimizi tahrip etmeyi başaramaz, bunu başaracak olan yalnızca bizleriz….binlerce parazit hiç bir şey üretmeden çok fazla kazanç sağlıyorlar’’ dedi. ''

‘’Ayrıca, teknokrat-bürokrat kesimin hiç bir denetime tabii olmazsızın ayrı bir zümre gibi yaşadığını belirtmek gerekiyor.’’

‘’ Fidel Castro’nun 2005 yılında yaptığı bir belirlemeyi not etmek gerekiyor: Fidel, ‘’ Küba devrimi 1953’de meydana gelmediği için şanslıyız, eğer devrimimiz 1953’de meydana gelseydi Stalin buna izin vermezdi’’ dedi.

'' Küba devletini devlet kapitalisti olarak tanımlayamayız. Bütün üretim araçları kamuya aittir….Bazıları herşeyi ak ve kara diye iki renke indirmek istiyor ancak böyle bir bakış açısı yanlıştır.''

 

 

Posted in Küba, Uncategorized | 2 Comments »

FARC Barış Görüşmelerinin Başlaması İçin Adım Attı

Posted by lahy 24/06/2006

TeleSUR

Raul Reyes – FARC

Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri sözcüsü (FARC), Raul Reyes, perşembe günü TeleSUR ile özel bir görüşme yaparak yeni seçilen Kolombiya Devlet Başkanı Alvaro Uribe ile tutukluların değiş tokuşu için insani bir anlaşma yapabileceklerini duyurdu.

Reyes, örgütün görüşmelere başlamak için istekli olduğunu ancak görüşmelerin başlamasının Kolombiya hükümetin barış için vereceği garantilere bağlı olduğunu söyledi.

FARC'ın koşulları, hükümetin askeri operasyonları durdurması, ülkenin güneybatısındaki Caqueta ve Putumayo bölgelerinden çekilmesi ve FARC askeri komite üyeleri için çıkarılan tutuklama emirlerinin kaldırılması şeklindedir.

FARC, 52 devlet görevlisini, eski bir devlet başkanlığı adayını, 12 milletvekilini, sayıları belirtilmeyen politikacıları, üç ABD teknisyenini, Kolombiya hapishanelerinde tutuklu 600 üyesi ile değiştirmek istiyor.

Reyes, TeleSUR'a Bogota hükümeti, FARC ile görüşme masasına oturmak ya da '' savaşa devam edip etmek istemediğine karar vermek zorundadır… FARC, amaçları doğrultusunda mücadelesine devam edecektir…. Uribe barış için adımlar atmazsa askeri ve politik çatışmalar sürecektir…Halk işsizlik, sağlık, konut, komünükasyon, rüşvet ve paramiliter sorunlarının çözümünü bekliyor'' dedi.

Haber ajanslarının bildirdiğine göre bir açıklama yapan Başkan Uribe FARC'ın koşullarını redettiklerini açıkladı.

Kolombiya: FARC Lideri: ‘’ Barışı Sosyal Adalet ile Birlikte İstiyoruz.
 

Posted in Kolombiya | Leave a Comment »

Sosyal Hareketler Pele ve Gilberto Gil’i Kınadı

Posted by lahy 24/06/2006

pele.jpg
Pele-Kampanya Posteri

Siyah ve yerli halkın örgüt temsilcileri ve küçük çitciler açık bir mektup yazarak dünyaca ünlü futbolcu Pele ve brezilyalı diğer 6 ünlü kişiyi uluslararası kağıt üretim firması Aracruz Cellulose’in reklam kampanyasında yer aldığı için kınadılar. Kültür Bakanı Gilberto Gil’de ‘’Berlin Dansı’’ adlı eserinin firmanın reklam filminde kullanılmasına izin verdiği için kınandı.

Reklam kampanyası, ‘’ Bütün Dünya için Kaliteli Kağıt Üretiyoruz’’ sloganı ile yürütülüyor. Sosyal hareketler, reklam kampanyasının kampanyanın geleneksel topluluklara ve çevreye verdiği zararı gizlediğini söyledi.

Açık mektupta, Espirto Santoz bölgesinde topraklarından kovulan kişilerin, yaralı bir kişinin, yerli halkın, polisin halkı toprakların çıkarma operasyonlarının ve kağıt firmasının traktörlerinin resimleri de yer alıyor..

Mektupta “ Uluslararası üne sahip siyah bir kişinin, Kuzey Spirito Santo’da kölelerin soyundan gelen halkın topraklarına ek koyan Aracruz Cellulose firmasının imajını güçlendirmesi kabul edilemez’’ deniyor.

Kátia Santos Penha’da ‘’Pele bir futbol kralı ancak siyahların kralı değildir. Hiç bir zaman onun siyah olduğu söylenmiyor. O bizi temsil etmiyor., reklam kampanyasında kullandıkları siyahların kralı ibaresi beyazlar tarafından ona verilmiştir, hiç bir zaman bizim kralımız olamaz’’ dedi.

Geçenlerde Norveç Kralı Pele’yi Norveç’e davet etti. Ancak, bu olay nedeniyle Norveç kralının eniştesinin Aracruz, firmasında yüzde 28 hisseye sahip olduğu belirtildi.

Aracruz Cellulose kampanyası Avrupa ve dünya çapında çeşitli sosyal forumlarda siyah kökenli ve yerli halklara ve topraksızlara karşı eylemlerinden ve çevreye verdiği zarardan dolayı defalarca kınandı.

Öte yandan, aralarında hamile bir kadınında bulunduğu Küçük Çitciler hareketi üyeleri (MPA) koruma altındaki bölgede kesilen ağaçları yüklemek üzere gelen Aracruz Cellulose firmasına ait traktörlerin yolunu kestiler. Aracruz firması geçmişte de çevre yasalarını hiçe sayarak davrandığı için çeşitli defalar para cezalarına çarptırılmıştı.

'Kaynak:Brasil De Fato'

 

Posted in Brezilya, Ekolojik Hareketler | Leave a Comment »

Peru’da Kadınlara Karşı Şiddet Vahim Boyutlara Ulaştı

Posted by lahy 23/06/2006

LIMA: Peru'da öldürülen kadınların yüzde 70'i kocaları, birlikte yaşadıkları erkekler veya sevgilileri tarafından öldürüldü ve cinayetlerin çoğu kurbanların evlerinde ya da sık sık birlikte gittikleri yerlerde meydana geldi.

Latin Amerika'da kadınlara karşı şiddet ürkütücü boyutlara vardı: Meksika'nın Ciudad Juárez şehrinde son 11 yılda 300'den fazla kadın öldürüldü. Guatemala'da 2000-2004 yılları arasında 500 kadın öldürüldü. Peru'da ki durumda vahim: öldürülen kişinin kadın olması nedeniyle öldürülmesinı tanımlamak için "femicide-kadın cinayeti," terimi kullanılmaya başlandı.

Uluslararası Af Örgütü ve bağımsız Flora Tristan Merkezi tarafından hazırlanan bir araştırmaya göre kadın cinayetlerinin çoğu aile içi şiddetten kaynaklanıyor.

Basın bu cinayetleri suçlu kişiler cinayetleri kıskançlık ya da ilişkinin sona ermesi sonucu işlediklerini iddia ettiği için '' aşk cinayetleri'' olarak tanımlıyor.

Peru'da yayınlanan yüksek tirajlı 20 gazete, kadın cinayetlerini, '' " Boşanmak isteyen kadın 14 kere bıçaklandı", " Kıskanç dükkan sahibi tek oğullarının önünde karısının kafasını kesti", " Aşk cinneti geçiren aşık sevgilisini boğdu" gibi başlıklarla veriyor.

Flora Tristán Merkezinde çalışan sosyolog Liz Meléndez' IPS'e " Basın, bu cinayetleri ''aşk cinayetleri'' olarak nitelediği zaman gündemden düşüyorlar ve resmi raporlar herhangi bir ayrımı içermiyor. Bu yüzden devlet'in gözünde kadın cinayetleri diye bir sorun yok sayılıyor '' dedi.

Yapılan araştırmada çalışan Meléndez, öldürülen kadınların sayılarıni belirten resmi istatistikler olmadığı için gazete haberlerine bakarak öldürülen kadın sayısını belirletiklerini söyledi.

Melendez, " Eşlerinin şiddeti ya da aile içi şiddetin kurbanı olan kadınlar için dört duvar arasındaki mahremiyet potansiyel olarak tehlikelidir'' dedi.

Suçlu erkekler genellikle aldatıldıkları için cinayet işlediklerini iddia ediyorlar. 2005'de sanıkların yüzde 58'i kıskançlık ya da aldatılmayı cinayet sebebi olarak gösterdi.

Demus vakfında çalışan avukat María Elena Salas, ülke çapında her ay yaklaşık 12 kadının öldürüldüğünü söyledi. Öldürülen kadınların yüzde 52'sı 16-35 yaşları arasındadır.

Sanıkların cinayeti kıskançlık ya da aldatılma sonucu işlediklerini iddia etmeleri, hafifletici neden olarak kabul ediliyor ve bunun sonucu olarak suçlular 15 yıl maksimum ceza yerine 3-5 yıl ceza alıyorlar.

Salas, Demus'un yaptığı araştımalar sonucu öldürülen kadınların yarıdan fazlasının cinayet öncesi polise şikayette bulunduğunu ya da aile içi şiddette uğradıklarını söyledi."Bunun anlamı devletin kadınlara karşı şiddeti engellemediği ve ortadan kaldırmak için bir şey yapmadığıdır. Cinayet istikrarlı bir davranış şeklinin vardığı en son yerdir. Bu suçların faiileri onları öldürmeden önce eşlerine karşı sürekli olarak şiddet kullanan kişilerdir'' dedi.

Fiziksel, ruhsal ya da da ekonomik aile içi şiddet iktidar'ın kötüye kullanımı ile ilgili ve kadın ve erkekler arasında eşitliği engelleyen nedenlerden biri.

Kaynak:IPS

Kadın Hakları Ve Hareketleri

 

Posted in Kadın Hakları ve Hareketleri, Peru | 1 Comment »

Solares: ”Devrimci Bir Parti Kurmak Zorundayız ”

Posted by lahy 23/06/2006

JaimeSolares.jpg
Jamie Solares
 

La Paz: Bolivya İşçi Sendikaları Merkez (C.O.B.) başkanı Jaime Solares, MAS partisinin Anayasal meclis ve Otonomi için referandumu manipüle ettiğini söyledi.

Solares 2 Temmuz'da yapılacak seçimlerde oy kullanmayacağını söyledi.

Solares, “ Meclis, COD ve işçilerin ya da onların temsilcilerinin hiç bir katılımı olmaksızın Başkan Evo Morales tarafından yönlediriliyor, bu nedenden dolayı bu meclisten hiç bir şey bekleyemeyiz'' dedi.

Solares bu durum karşısında emekçilerin gerçek devrimciler tarafından biçimlendirilen bir İşçi partisi kurmak zorunda olduklarını söyledi.

“ Bolivya halkı bir kez daha iki anlama sahip konuşmalar ile gerçek amaçları sendikaları etkisiz hale getirmek olan kişiler tarafından kandırılıyor'' dedi.

Öte yandan yeterli sayıda delege kongre mahalline ulaşmadığı için ara verilen COB 14.üncü Kongresi Çarşamba günü yeniden başladı. Dün, Kongre'de konuşan MAS eğilimli Edgar Patana, COB'nin yönetmeliği COB Başkanının bir madenci olmasını şart koştuğu için, başkanlık için bir aday çıkarmayacaklarını ancak kendilerinin de yönetim kurulunda temsil edilmesi gerektiğini söyledi. Maden sektörü sendikalarının 157'si delegesine karşılık El Alto'da üstlenen İşçi federasyonunun 150 delegesi var.

MAS taraftarlari ve devrimci sendikacılar arasındaki mücadele 1980 sonrası özelleştirmeler ve bir çok maden ocaklarının kapatılması sonucu zayıflayan COB'nin geleceği için büyük bir öneme sahip. COB, günümüzde sol muhalefetin sözcülüğünü yapıyor ve sosyal hareketleri Morales hükümetine karşı mevzilendirerek 2003 Ekim ayı ayaklanmaları sırasında sosyal hareketlerin birlikte belirlediği taleplerin hayata geçirilmesini istiyor.

Anayasal Meclis için seçim kampanyaları sönük geçiyor, bir yıl öncesi ile karşılaştırildığında sokakları dolduran kitleler, barikatlar ve kitle hareketlenmelerini görmek mümkün değil. Seçime katılımın düşük olması durumunda Morales ve partisi yeni kurulacak Meclis'te hazırlanacak Anayasayı tek başına belirleyemeyecekler ve PODEMOS gibi sağ partilerin artan muhalefeti ile karşılaşacaktır.

İşçi Hareketleri ve Sendikalar

 

Posted in Bolivya, İşçi Hareketleri-Sendikalar | 1 Comment »

Meksika’da Grev Uyarısı

Posted by lahy 22/06/2006

Latin Amerika ülkelerinden Meksika, devlet başkanlığı seçimlerine hazırlanırken, ülkede son iki aydır yükselen emek hareketi de, geri adım atmayacağının sinyallerini veriyor.

Maden İşçileri Sendikası lideri Napoleon Gomez Urrutia’nın, hükümet tarafından görevinden yasadışı bir biçimde alınarak, yerine hükümete yakın bir isim getirilmesi üzerine geçen ay ilan edilen iki günlük genel grevin ardından, yer yer devam eden madenci grevlerinin, “bir sonuca ulaştırılmasını” talep eden yüzbinlerce işçi ve emekçi, hükümeti olumlu bir adım atmaması durumunda, seçimlerden 4 gün önce 24 saatlik genel greve çıkmak konusunda uyardı.

ABD destekli Vicente Fox hükümetinin, emekçilerin “ülkenin en acil sorunu” diye nitelendirdiği maden uzlaşmazlığını çözmemesi halinde, 28 Haziran günü ülkedeki hayatı bir günlüğüne durduracaklarını açıklayan sendikalar, 2 Temmuz’da yapılması planlanan Devlet Başkanlığı seçimlerinin riske girmesine de neden oldu.

Baskı aracı

Meksika’nın en büyük telekom şirketi Telmex’te örgütlü İletişim Emekçileri Sendikası, grevin bireysel abonelerden çok, kamu kurumlarını, müşteri servislerini ve yönetim organlarını etkileyeceğini duyururken, Elektrik-Elektronik İşçileri ve Teknisyenleri Sendikası, “Maden işçilerine destek olmak için işbırakmaya hazırız” açıklamasını yaptı.

Dünyanın en zenginleri listesinde 3. sırada yer alan Carlos Slim’e ait olan Telmex’te örgütlü olan İletişim Emekçileri Sendikası sözcüsü Eduardo Torres, “28 Haziran günü, bir yakınınızla basit bir görüşme yapmak isterseniz, bu sorun olmaz. Fakat, eğer hükümet birilerini aramak veya havale yapmak isterse, işte bu problem olur. Çünkü, amacımız hükümet üstünde baskı oluşturmak” dedi.

Geçen ay, Urrutia’nın görevinden yasadışı bir biçimde alınması üzerine patlak veren iki günlük genel grev, ülkenin en büyük çelik üreticisi Villacero ile Grupo Mexico’ya ait Sicartsa madenlerinde bugüne dek devam etti.

Villacero’daki grev ile işgali zor kullanarak bitirmeye çalışan Meksika yönetimi, polisin grevin ilk haftasında madendeki grevci işçilere saldırması emri vermiş, saldırıda iki işçi yaşamını yitirmişti.

Kaynak: Evrensel

 

Posted in Meksika, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: