latin amerikan haber yorum

Archive for Temmuz 2006

Celia Hart: Fidel ve Troçki

Posted by lahy 30/07/2006

15 yıldır Küba toplumunun çöküşü düzenli aralıklarla ilan ediliyor. Fidel Castro’da Küba’da eşitsizliğin gelişiminden söz etti. Biz bu kazanımları koruyup geliştirebilirmiyiz ya da bu kazanımlar yok olup gitmeye mahküm mu?

Kendimi tamamıyla Küba devrimi ile özdeşleştiriyorum ancak onun bir temsilcisi değilim. Söyledikleirm benim kişisel görüşlerimdir. Küba’da sosyalist devrimin sosyal kazanımları açıktır: büyük bir sosyal eşitlik, ABD yada Avrupa ile- başka bir deyişle daha zengin ülkelerle- karşılaştırılabileck herkesin faydalanabileceği bir eğitim sistemi, Latin Amerika’da ki diğer ülkelerden daha kaliteli ve Avrupa’da olanların tersine özelleştirilmeyen ya da tahrip edilmeyen bir sağlık sistemi vardır.

Ancak küba devrimi eğer, sözde sosyalist ülkeleri ile yapılan ticaret anlaşmaları ve süren emperyalist ambargo nedeniyle yaşanan ” özel dönemin’ güçlüklerini [1]- elektirik kesintileri, kamu taşıma araçlarının bozulması, asgari düzeyde yiyecek dağıtımı, etc. – aşamayı başarabilmişse bunun nedeni Küba halkının hep birlikte sosyal imkanları değil de devrimi savunmuş olmalarıdır.

Şimdi sahip olduğumuz güçlükler maddi ihtiyaçlara bağlı değildir. Ticaretin serbest bırakılması ve yabancı döviz kullanımı – bazılarının 1920’lı yıllarda kı Rus NEP’ine benzettiği yürürlüğe konan kapitalist uygulamalar – sosyal farklılaşmalara ve ”yeni bir zengin” sınıfının doğmasına yol açtı. 17 Kasım’da yaptığı bir konuşmada komutan [Fidel Castro] bunu şöyle özetledi: “bu devrim kendi kendini tahrip edebilir ve bu devrimi yok edemeyecek olan yalnızca onlardır” [ABD,emperyalizm]. “ Ancak, biz tahrip edebilirzi ve bu bizim hatamızdır”. Ve ayrıca, konuşmasında ” onbinlerce parazit hiç bir şey üretmeden herşeyi kazanıyor” diye vurguladı.

Aynı şekilde Dışişleri Bakanı Felipe Perez Roque, Birleşmiş Milletlerde Küba’da tehlilke burjuva bir sınıfın yaratılması idi. Bürokrasinin içine girlmesi ve pazar ekonomisi, tehlikenin geleceği alanlar bunlardır. Bürokrasinin temellerini yok etmemiz gerekiyor, çönkü bu temelle rüzerinde burjuva bir sınıf gelişebilir. – biz bunu USSR, Polanya’da, ve başka yerlerde manajerlik yapan iktidar sahipleri,nin kapitalistler haline geldiğini gördük.

1980’li yılların Doğu almanya’sının tersine Küba’da, “Lenin yaşıyor”: büroktarik karşı devrim gerçekleşmedi. Bu fırsattan faydalanarak burjuvazinin geriye kalan temelleirni yıkmalıyız. Çünkü kapitalist restorasyon tehlikesi oradan gelecektir.

Venezüella devrimci süreci Köba’yı saran emperyalist çemberin gevşemesine yardım ediyor. Ve bu süreç bugün başlamış olmakla birlikte ve iki devrim arasındaki paralelliklerin yanıltıcı olacağını varsayarak karşılıklı bir etkilenmeden söz edebilirmiyiz?

Kübalı doktorlar, hemşireler ve öğretmenler Venezüella’da çalışıyorlar Ancak onla ülkenin politik yaşamına katılmıyor, Küba’nin (Venezüella’nın) içişlerine karıştığı suçlamasının getirdiği kendini sınırlama meselesini anlamama rağmen, bu benim kabul etmediğim bir tercihtir.

Ancak Venezüella’da ki mücadelenin gençliği, oraya yapılan yolculuklar, başka deneyimleri izleme ve müdahale etme imkanı özellikle gençler için – tabii ki Köba devleti ya da hükümeti için değl- – Venezüella devrimine, yalnızca doktorlar ya da öğretmenler olarak olarak fabrikalarda ya da mahalle komiteleirnde katılma imkanını veriyor.

Küba ile Venezüella arasında inşa edilen ilişkilerin SSCB ile ilikilerden her bakımdan farklı olduğunu söylemek gerekiyor. Çünkü birisinin hali hazırda oturduğu diğerinin ise yeni başladığı iki devrimci süreç arasındaki ilişkiler sorusudur. Her ikiside otantik devrimlerdir. SSCB ile, bunun tersine iki devlet arasında ilikiler söz konusu idi ve eşit olmayan bir ilişki idi bu.

Venezüella-Küba birlikteliğinin dinamiği ve bolivya’nın bu sürece mümkün olan katılımı, lu an bu gerçekleşiyor, sürekili devrimin gerçekleşmesi ve gerçek bir birleşik cepheyi kurmak için gerekli ilişkilerin temelini atmamamıza izin veriyor.

Niçin Troçki’nin teorik katkılarını önemli buluyorsun?

Küba’da Moncada’dan[2]. bu yana sürekli devrim süreçi içinde yaşıyoruz.

Devrimin sürekliliği, derinleşmesi sorusu; devrimin derinleşmesi özellikle 26 Temmuz hareketinin ve Kübalı devrimcilerin düşüncelerinin merkezinde idi. İlk olarak Mella, ve sonra Guevara, “Troçkistler” olmakla suçlandılar. Değillerdi, ancak suçlamalar gerçek bir zemine sahipti çünkü onların düşünçesi, Troçki’yi okumamış olmalarına rağmen sürekli devrime doru kayıyorlardı. Küba devriminin sürekiliği sol muhalefetin düşünçeleri içindedir.

Küba anti-Stalinist duygular herzaman mevcuttu, halk kömünizmin Kömünist Parti’nin Stalinizmi olduğunu düşünüyordu. Ve Kömünist part devrime en son katılanlardan biri idi….Ancak, 1961’de Fidel Küba devriminin sosyalist karakterini açıkladığı zaman, halk: ”eğer Fidel kömünist ise benim ismimi de yazabilirsiniz” dedi.

Her zaman devrim hakkındaki düşünçeleirmde bir eksiklik olduğunu düşündüm. Troçki’yi okurken bulduğum bu oldu: Sosyal adalet ve bireysel özürlüğün birbirne karşıt olmadığını ve bizim onlar arasında bir seçim yapmamız gerekmediğini, ve sosyalizmin yalnızca her iki ayağın üzerinde yürünerek kuralabileceğini öğrendim.

Kaynak: Socialist Resistance



-

NOTES

[1] “Özel dönem” belirlemesi, Sovyetler birliğinin çöküşü sonrası Küba’nın içine girdiği , ancak şimdi içinden çıkmaya başladığı dönemi anlatmak için kullanılıyor.

[2] 26 Temmuz 1953’de Fidel Castro Moncada kışlasına yapılan başarısız saldırı sonras tutuklandı. Mahkemede kendini savunurken, ” Tarih beni aklayacaktır” başlıklı tarihsel anlamı olan bir konuşma yaptı, bu konuşma içerisinde Batista diktatörlüğüne karşı izlenecek devrimci mücadele perspektifini belirledi.

Fidel Castro: ‘’Küba devrimi 1953’de meydana gelseydi, Stalin buna izin vermezdi’’

 
Reklamlar

Posted in Uncategorized | 2 Comments »

Bolivya Gerçekleri Araştırma Komisyonu Kurulmasını İstiyor

Posted by lahy 29/07/2006

La Paz: Bolivya Meclisi Perşembe günü yaptığı toplantıda 2003 Ekim ayında 67 kişinin ölümü ve 200 kişinin yaralanması ile sonuçlanan güvenlik güçlerinin saldırılarınn araştırılması için bir gerçekleri açıklama komisyonu kurulmasını tartıştı.

İnsan Hakları örgütleri tarafından savunulan projeye göre Komisyon temsilcileri Katolik kilisesi, İnsan hakları örgütleri, Kamu Avukatları kurumu, Hukuk üniversiesi, Devlet Başkanlığı ve medya temsilcilerinden oluşacak.

Meclis Komisyonu danışmanı Rodolfo Flores kurulması istenen Gerçek komisyonunun amaçlarını ve Gonzalo Sanchez de Lozada hükümeti zamanında gerçekleşen 2003 olaylarının muhteviyatını parlamenterlere açıkladı.

Sanchez de Lozada hakkında soykırım suçlaması ile dava açıldı ancak ABD tarafından korunduğu ve oada sürgünde bulunduğu için yargılanamıyor.

Lozada ayrıca, iktidarda bulunduğu 1993-1997 yılları arasında ABD Enron firması ie girdiği ilişkiler ve Kongre’nin onayı olmaksızın uluslararası tekellerle gaz anlaşmaları imzaladığı için rüşvet almakla suçlanıyor.

Kaynak: Prensa Latina

 

Posted in Bolivya, Genel Haberler | Leave a Comment »

Ambargo ABD’ye Dert Oldu

Posted by lahy 29/07/2006

Zeynep Bahadır (soL) Küba Çin, Kanada ve İspanya’nın desteğiyle Florida sahilinin 60 mil kadar uzağında petrol arama çalışmalarına başlıyor.

 Bu gelişme birçok uluslararası ilişkiler uzmanını ABD’nin Küba’ya 45 yıldır uyguladığı ticaret yasağı ambargosunu kaldırmak zorunda kalacağı konusunu tartışmaya itti. Amerika’nın ambargoyu devam ettirmesinin önümüzdeki yıllarda ülkeye negatif yansımaları olan stratejik ve ekonomik bir maliyeti olacağı yorumunu yapan uzmanlar petrolün birçok şeyi değiştireceğini belirtiyorlar.

Kuzey Küba Petrol Havzası’nda bulunan suyun altındaki yatakların Çin, Hindistan, Norveç, İspanya, Kanada, Venezuela ve Brezilya gibi ülkelerin petrol şirketlerinin ilgisini çektiği bir süredir konuşulan bir konu. ABD Meclisi’nde ve Küba-Amerikan Topluluğu’nda ise bu konu ısıtılıp ısıtılıp tartışılır hale geldi. Ambargo artık masrafı artan bir politika mı? Ambargoyu kaldırmanın vakti geldi mi? Dahası Ortadoğu’da savaşların patlak vermesi, küreselleşme ve artan petrol fiyatları daha çok kaynağa ihtiyacı olan ABD’yi buna zorlayacak mı? Bunlar uzmanların ve yatırımcıların aklını meşgul eden birkaç soru.

ABD’den çeşitli yorumlar

Omaha’da bulunan Nebraska Üniversitesi’nde Küba enerji ve politik bilim profesörü Jonathan Benjamin-Alvarado, Amerika’nın petrole olan susuzluğu Washington’u Havana ile olan ilişkilerinde kökten bir değişikliğe zorlayacak yorumunu yaparak “Ben daima bize bir maliyeti olmaya başlayana kadar Küba ambargosuna devam etmeliyiz demiştim. Bugün ise tam olarak o noktadayız,” dedi.

Lexington Enstitüsü başkan yardımcısı Phil Peters ise “Eğer Küba büyük miktarda petrol çıkararak bir petrol ihracatçısı olursa, ambargo tam anlamıyla bir saçmalığa dönüşür,” şeklinde konuştu.ABD-Küba Ticaret Kuruluşu başkanı ve kurucusu Kirby Jones da petrol üreticisi olan bir Küba’ya ambargo uygulamanın yürütmesi çok masraflı bir politika olacağını belirterek “Bizim seçimimiz ne olacak? Diğer ülkelerin o petrolü almasına izin verecek miyiz? Ya da stratejik yatırımlarımıza bakacak ve bizim kıyılarımıza çok yakın olan bol miktardaki petrolü işlemeye karar verecek miyiz?” dedi.

Küba’nın petrol geçmişi

Sınırlı kaynaklara sahip olan Küba 1971 yılında Sovyetlerin yardımıyla Varadero petrol sahasını keşfetmişti. Bu yatak bugün Küba’nın toplam üretiminin yüzde 40’ını oluşturuyor. 2004 yılında ise İspanya petrol şirketi Repsol-YPF, Küba’nın devlet şirketi olan CUPET ile kurduğu ortaklık ile Florida sahilinde derin sularda beş noktada yüksek kalitede petrol bulmuştu. Geçtiğimiz Mayıs ayında Repsol-YPF Hindistan Petrol ve Doğalgaz Şirketi ve Norveç Norsk Hydro ASA ile ortaklık kurarak Küba’nın ABD ile deniz sınırında petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına başladı. Derin sularda petrol arama teknolojisinde sayılı şirketler olan Norsk ve ONGC’nin böyle bir anlaşma imzalaması bütün dikkatleri Küba petrolü üzerine çekti.

Denize düşen ABD

Şimdilerde ABD basınında geniş yer tutan bu konu Bush hükümetinin başını ağrıtacağa benziyor. Bu girişim çift taraflı zarar olarak görülüyor. Hem Çin ABD’nin birkaç yüz mil yakınına yatırım yapıyor hem de yarım asırlık ezeli düşman sosyalist Küba’ya uygulanan ambargonun ideolojisi sarsılıyor.

Bush hükümeti için yatırımcıları ambargo taraftarı yapmak artık zor olacak çünkü bu kadar yakın petrol kaynaklarına hayır deme lüksünü muhtemelen kendilerinde görmüyorlar. Ortadoğu’da süren karmaşa yatırımcıları başka kaynaklara sıcak bakmaya iterken bu kaynağa Küba gibi bir ülkeyle anlaşmayla ulaşılması elli yıllık ambargonun artık zarar vermeye başladığı evre olarak nitelendiriliyor. Bu durumda ne yapacağını şaşıran ABD’li yatırımcı ezeli düşman Küba ile bile ticaret yapabileceğini çeşitli yorumcuların ağzından duyuruyor. Buradan da Çin ile beraber yatırım yapan petrol ihracatçısı bir Küba görmenin şu sıralar ABD’nin kabusu haline geldiği sonucu çıkarılıyor.

Posted in Genel Haberler, Küba | Leave a Comment »

Nikaragua Seçimlerini Ortega’nın Kazanması Bekleniyor

Posted by lahy 28/07/2006

Sandinista lideri Daniel Ortega Nikarağua bakanlığı kaybettikten 16 yıl sonra başkanlığı yenden kazanmanın eşiğine geldi: yapılan son kamu oyu yoklamalarına göre Ortega 5 kasım seçimlerini yüzde 4 oy farkı ile kazanacak. Ortega’nın oyları yüzde otuz civarında.

Eski başkan Violeta Chamorro’nun oğlu tanınmış gazeteci Carlos Chamorro” Nikaragua için tümüyle görülmemiş bir durum bu. Oylar her zaman Orega taraftarları ve karşıtları arasında bölünürdü ve her zaman Ortaga’nın kaybedeceğini bilirdik. Şu anda dört değişik partiden söz ediyoruz.Sonuçu kestirmek son derece zor dedi.” dedi.

Daniel Ortega sağcı liberallerle iktidarı paylaşma konusunda yaptığı anlaşmalar, izlediği oportünist politikalar ve karıştığı skandallar nedeni ile geçenlerde ölen eski Nikaragua Belediye Başkanı H.Lewıtes örneğinde görüldüğü gibi Sandinistalar dahil büyük bir seçmen kitlesini kendine yabancılaştırmış durumda. Bu nedenle, geçen hafta eski Sandinistaların Masaya kentinde alternatif bir tören düzenleyerek Somoza iktidarının devrilmesini kutlamalarına kimse şaşırmadı.

Masaya’da ki toplantı sonrasında Sandinistaların yeniden Kuruluşu için hareket (MRS) üyesi Victor Hugo Tinoco “Daniel ve grubu vaatlerini yerine getirmiyor. Onların büyük bir çoğunluğu milyoner oldular. Anti demokratik yöntemler kullanarak kendi çıkarları için parti’yi kullanan güçlü bir ekonomik grup haline geldiler ve sahte solcu konuşmalar yaparak ve taşkınlık dolu anti American retoriği kullanarak Nikaragua halkının desteğini kazanmaya çalışıyorlar” dedi.

ABD’nin Nikaragua seçimlerine müdahalesi

ABD Nikaragua’nın ekonomik ve siyasi geleceğine müdahale etmeye devam ediyor. Geçen Nisan ayında bir Nikaragua kanalı, Washington merkezli bir grubun ABD’nin Nikaragua elçisi Paul Trivelli’nin Nikaragua seçimlerine müdahalesini kınayarak, seçim sürecine ABD müdahalesi ile ilgili tartışmaları gündeme getirmişti. 1961 Viyana Konvansiyonu’na göre temsilcilerin ya da diplomatların bulundukları ülkenin iç işlerine karışma yetkisi yok.Nikaragua ise Latin Amerika kıtasında ABD müdahalesine en çok maruz kalan ülke durumunda.

Ortega’nın seçimleri kazanacağı belirginleşirken, ABD büyükelçisi Paul Trivelli muhalifleri desteklemeye hız verdi. Nisan ayında Nikaragualı muhafazakârlara ve başkan adaylarına gönderdiği bir mektupla 16 milyon dolarlık mali ve teknik yardım sözü vererek, sağ kanattaki temsilcilerin birleşip tek bir adayla seçimlere girmesi tavsiyesinde bulundu.

Trivelli ayrıca gazeteci Carlos Chamorro ile yaptığı bir röportajda, yabancı bir diplomatın Nikaragua’nın içişlerine neden bu kadar çok karıştığı sorusuna, “Demokrasiyi savunmaktan vazgeçmeyeceğim, bu bizim siyasetimizin bir parçasıdır ve böyle olmaya devam edecektir,” cevabını vererek bir kez daha ABD’nin demokrasi maskesi altındaki müdahale politikalarını göstermiş oldu. Ortega’nın demokratik yollarla başkan olması konusunda ne düşündüğü sorusuna ise ABD ile ekonomi ve güvenlik başlıklarında işbirliği halinde olan her hükümetle iyi ilişkiler kurabilecekleri cevabını verdi.

Nikaragua’da Başkan Adayının Ölümü Belirsizliğe Yol Açtı

ABD Nikaragua’da Kimin Demokrasisinin Şampiyonluğunu Yapıyor? Brynne Keith-Jennings

 

Posted in Nikaragua, Seçimler | Leave a Comment »

Küba 1.400 Guatemalalının Görmesini Sağladı

Posted by lahy 28/07/2006

Prensa Latina:”Mucize Operasyon” programı yöneticisi Gregory Perez, şu ana kadar 1.400 Guatemalalının Küba’da program dahilinde oftalmolojik tedavi gördüğünü açıkladı.

Guatemala Gazeteciler Birliği’nin düzenlediği bir tıp konferansında konuşan Perez yaklaşık 1.000 Guatemala vatandaşının çeşitli göz problemleri nedeniyle ameliyat edildiğini belirtti.

Küba Elçiliği Birinci Sekreteri Rolando Barroso da Mucize Operasyonun 10 yıl içerisinde dünya çapında 6 milyon yoksul insana göz tedavisi sunmayı hedeflediğini belirtti.

Birlik Başkanı Hugo Rolando Lopez de yıllardır Guatemala’da çalışan Kübalı doktorların çalışmalarını takdir ettiklerini ifade etti.

 

Posted in Genel Haberler, Guatemala, Küba | Leave a Comment »

Brezilya: Heloisa Oylarını Yüzde 10’a Yükseltti

Posted by lahy 27/07/2006

Brezilya’da Ekim ayında yapılacak olan başkanlık seçimleri için yürütülen seçim kampanyaları, geçen hafta adayların ülkenin kuzeyinden güneyine yaptığı toplantılarla hareketlilik kazandı.Şu an devlet başkanı olan ve gelecek seçimlerde de aday olan Luiz Inácio Lula da Silva, Pernambuco eyaletinde yaptığı konuşmada, Brezilya politikasında birçok bozukluk olduğunu ve bu politikayı değiştirmek için cesaret olması gerektiğini söyledi. Lula şöyle devam etti: “Eğer gelecek 20 yıl içinde büyük değişiklikler yapmazsak, şu an sahip olduğumuz problemler yüzünden o zaman da üzüleceğiz.” Başkan halkı değişikler yapmaları için politikacıları zorlamaya çağırdı.

Diğer yandan Lula’nın rakibi Sosyal-Demokrat Neoliberal Parti ve Liberal Cephe’den Geraldo Alckmin, Lula için, rakipleriyle uğraşmak yerine ekonomi politikasını değiştirmesi gerektiğini söyledi.

Üçüncü aday Sosyalizm ve Özgürlük, Birleşik İşçilerin Sosyalist Partisi ve Brezilya Komünist Partisi ittifakı temsilcisi olan Heloisa Helena da Pazar günü Sao Paulo’daydı.

Datafolha şirketi tarafından son yapılan ankete göre Lula oyların yüzde 44’ünü alırken, Alckmin yüzde 28, Helena ise yüzde 10 oy alacak. İstatistikler Heloisa Helena’nın iki ay içerisinde yüzde 6’dan yüzde 10’a yükseldiğini gösteriyor. Kaynak:SOL

Brezilya Seçimlerinde Sol’un Adayı Heliosa Helena Üçüncü Sırada

Posted in Genel Haberler | Leave a Comment »

Arjantin’de Yaşamın İki Yüzü

Posted by lahy 27/07/2006

Daniel Schweimler
BBC Arjantin Muhabiri, Buenos Aires

 

Arjantin ekonomisinde patlama yaşanıyor. İşsizlik düşüyor, ihracat artıyor ve ekonomi her geçen ay daha da hızlı büyüyor.

Buenos Aires kent merkezi, hafta içi öğle saatlerinde görülmeye değer.

Binlerce çalışan, karınlarını doyurmak için, sokaklara dökülür. Çevredeki yüzlerce restoran ve kafede yer bulmak imkansızdır.

Bu iyi giyimli, kendine güvenen gençlere bakıldığında, Arjantin’in sadece birkaç yıl önce ekonomik olarak çökmüş olduğuna inanmak zor.

2001 Kasım’ında, Devlet Başkanı Fernando de la Rua, sarayından bir helikoptere binip, ülkeyi apar topar terk etmiş, zenginler paralarını yurt dışına çıkarıp garanti altına almış, bankalar, müşterilerinin hesaplarından çekebilecekleri miktarlara sınırlamalar getirmişti.

Ülke, tarihindeki en yüksek dış borcu ödeyemez duruma gelmişti.

Bunu, isyan, yağma ve ölümler izledi. Nüfusun çoğunluğu, sahip oldukları herşeyi kaybederken, tüm umudunu yitiren birçok Arjantinli ülkeyi terk etti.

Arjantin’in krizden tamamen çıktığını kimse iddia etmiyor. Ancak gazetelerin ön sayfaları hergün, düşen enflasyon, artan ihracat, hızlanan büyüme ve azalan yoksulluk haberleri ile dolu.

Hergün metroyla işe gidip gelirken, gazetelerdeki bu mutlu haberleri okuyorum.

Ancak kafamı kaldırdığım anda, bu ekonomik büyümenin faziletlerinden yararlanamayan insanlarla göz göze geliyorum.

Kalem, tornavida, tel zımba, oyuncak robot gibi şeyler satanlar…

Ya da armonika çalan kör adam. Ya da, ellerinden tuttukları yaşlı ve hasta büyükbabaları ile birlikte dilenen, çıplak ayaklı küçük kızlar.

5-6 yaşındaki çocuklar, etmeye teşvik için, durumlarının ne kadar kötü olduğunu anlatan küçük notlar bırakıyorlar yolcuların kucaklarına.

Genç bir adam, AIDS’e yakalandığını ve tedavi olacak parası olmadığını haykırıyor vagonun ortasında. Boğazındaki koca tümör nedeniyle güçlükle konuşabilen bir ihtiyan yara bandı satmaya çalışıyor.

Ama herhalde en acıklısı, sakat oğlunu, sırtında vagondan vagona taşıyarak dilenen kadıncağız. Kimi yardım ediyor bu insanlara, kimi gözlerini kitabından ayırmıyor bile. Kimi ise el kol hareketleriyle uzaklaştırmaya çalışıyor.

Arjantin’in orta sınıf mahallelerinden birinde yaşıyorum. Köşe başlarında güvenlik görevlilerinin bulunduğu, bahçe duvarları yüksek, kapı kilitleri sağlam evlerin bulunduğu sokak, her geceyarısı çöp arabalarının homurtusuyla irkilir.

Ancak onlar gelmeden önce, karanlık köşelerden sessizce çıkan bir sürü insan belirir çöp yığınlarının yanında. Plastik torbaları usulca açar, satıp para kazanabilecekleri cam, kağıt, karton gibi şeyleri ayıklarlar.

Bu insanların çoğunluğu, fakirliğin en yoğun olduğu kırsal bölgelerden geliyor. Zira şehirde, hiç olmazsa diğerlerinin atıklarını toplayarak yaşama şansları var.

Madalyonun öbür yüzü, yani Arjantin’deki ekonomik patlamanın en iyi sembolü ise başkent Buenos Aires’in Puerto Madero semti. Kent limanına ev sahipliği yapan bu semtte eskiden fareler cirit atarmış. Ancak son yıllarda, özel girişimciler tarafından ele alınarak yeniden inşa edilmiş.

Aş evi

Şimdi, konforlu oteller, lüks restoranlar ve başkentin en pahalı dairelerine ev sahipliği yapıyor Puerto Madero.

Ancak burada bile -belki de özellikle burada demek lazım- Arjantin’indeki gelir dağılımı uçurumunun derinliği görülebiliyor. Tam da bu lüks mahallenin orta yerinde bir aş evi kuruluyor.

Aş evinin açılışı
 

Ülkenin önde gelen zenginlerinden birinin bağışladığı arazide kurulan ve öncelikle çocuk ve yaşlılara hizmet etmeyi amaçlayan aş evinin kapısında, yakınlardaki Hilton Oteli’nin odalarından da görülebilen dev bir pankart dikkati çekiyor; “Yoksulların çocuklarının, zenginlerin köpeklerinden aha iyi beslenebileceği bir Arjantin için mücadele ediyoruz.”

Aslında yoksulluk, Latin Amerika için yeni birşey değil. Rio de Janeiro ve Lima banliyölerindeki manzara da, Buenos Aires’tekinden çok çok daha kötü.

Yolsuzluğa bulaşmış politikacıların ve yanlış ekonomik politikaların pençesinde yıllarca mücadele eden Arjantin de, yoksulluğa yabancı değil.

Ancak yine de birşeylerin değiştiğini görmek mümkün. Örneğin resmi rakamlara göre yoksul olarak sınıflanan çocukların sayısı geçen yıl yüzde 62’den yüzde 58’e düşmüş. Açlıktan ölümlerin sayısında da ciddi azalma var.

Yoksulluğun gerilemesi, büyümenin hızlanması, tabii ki memnuniyet verici gelişmeler.

Ancak okula gitmek yerine, metroda çıplak ayakla kalem satmak zorunda olan bir kız gözlerini size dikmiş bakarken, ekonomik gelişmeyi kutlamak pek de kolay olmuyor.

 

Posted in Arjantin, Ekonomi, Genel Haberler | Leave a Comment »

Latin Liderler Anayasal Meclis’in Açılışında Buluşuyor

Posted by lahy 26/07/2006

Prensa Latina: Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales, Bolivya Anayasal Meclisi’nin açılış toplantısına katılmak üzere dört Latin Amerika ülkesi başkanından onay aldıklarını belirtti. Morales, MERCOSUR Zirvesi sırasında görüştüğü Arjantin Devlet Başkanı Nestor Kirchner, Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez ve Paraguay Devlet Başkanı Nicanor Duarte’nin Sucre kentinde düzenlenecek toplantıya katılmayı kabul ettiklerini bildirdi.

Bolivya Anayasal Meclisi’nin çalışmalarının ülkedeki barışçıl dönüşümün gerçekleşmesinde halkın mücadelesi kadar önemli olduğunu vurgulayan Morales, bu meclisin, lideri olduğu Sosyalizme Doğru Hareket Partisi’nin(MAS) siyasetini tamamlayan bir kurum olduğunu belirtti. Meclis toplantısında katılımcı demokrasi, yoksullukla mücadele, devlet mülkiyeti temelinde ekonomi ve doğal kaynakların korunması gibi konuların ele alınması bekleniyor.

Evo Morales, 22 Temmuz’da doğum yeri olan Ururo’da yapılan törenlerle doğum gününü ve hükümetin altıncı ayını doldurmasını kutladı. Yüzlerce köylü, yerel halk, bakanlar, parlamento üyeleri ve Venezüella ve Küba elçilerininde katıldığı törenler bir festival havası içinde geçti.

 

Posted in Genel Haberler | Leave a Comment »

Amerikan Yaşam Tarzına Bağlılık

Posted by lahy 26/07/2006

Andrew Gardner

Geçen Pazar, Venezuela, ulusça yılın en önemli olaylarından birine tanık oldu. Bu Başkanlık seçimleri, Ulusal Bağımsızlık Günü ya da Dünya Kupası Finali değildi. 15 Temmuz’da, 2006 Dünya Güzellik yarışması için Venezuela güzeli belirlendi ve Federica Guzman taç giydi. Ülkedeki en büyük ticari televizyon olan Venevision her yıl olduğu gibi bu yıl da yarışmayı canlı olarak yayınladı. Genç, çok güzel ve şaşırtıcı derecede beyaz olan kızlar jüri üyeleri ve televizyon izleyicileri önünde yürüyerek adeta resmi-geçit yaptılar. Bu program şu ana kadar yılın en yüksek izlenme oranına sahip. Güzellik Yarışması düzenleyicilerinin oluşturduğu web-sitesinin girişini, Bayan Guzman’ın parlayan yüzü ve ışıldayan beyaz dişleri kaplıyor. Buradan öğrendiğimize göre Bayan Guzman ilk büyük kariyer başarısını 2001 yılında bölgesel düzeyde yapılan yarışmada, “Miranda Eyalet Güzeli” seçilerek elde etmiş ve aynı yıl yapılan ulusal yarışmada da “en güzel bacaklara” sahip olduğu için övgüye değer bulunmuş. Web-sitesinin bildirdiğine göre, bu yıl yapılacak Dünya Güzellik Yarışmasında, Vene-züela’yı temsil etme onuruna sahip olacak.

Bayan Guzman eğer Dünya Güzellik yarışmasını da kazanırsa, güzellikle saplantılı olan bu ülkede ulusal kahraman olacak. Ulusal Güzellik yarışması ve onun çeşitli aşamaları dışında, ülke çapında çok sayıda güzellik yarışması düzenleniyor.Yerel güzeller köylerde kutlanan ulusal bağımsızlık günlerinin bir ürünü olduğu kadar, futbol ve beyzbol takımları da kıt olanaklarıyla kendi formalarına ‘isim anneleri’ seçiyorlar.

Cezaevlerinde bile, en güzel mahkum kadını belirlemek için yarışmalar düzenleniyor. Şimdiye kadar 5 Dünya Güzeli, 4 Kainat Güzeli ve sayısız uluslararası güzel çıkartan Venezuela, güzelliğe uyum konusunda oldukça saplantılı.

Güzellik endüstrisi Venezüella’da büyük bir iş kolu. Venezüelalı kadınlar, gelirlerinin ortalama beşte birini güzellik ürünlerine yatırıyorlar ve Latin Amerika’daki ülkelerin hepsinden daha fazla para harcıyorlar. Sadece başkent Karakas’ta 900 adet güzellik salonu bulunuyor. Bu rakam, buradaki restoranların yarısı kadar ve eczanelerin sayısından ise daha fazla. Estetik cerrahi bu ülkede bir sanayi dalı olmuş ve giderek gelişiyor. ” Liposuction” ve göğüse yerleştirilen silikonların fiyatları asgari ücretlilerlerde hayal kırıklığı yaratacak kadar yüksek, çünkü nerdeyse birkaç aylık maaşları kadar. Bu durum, birçok kadını borca sürükleyerek baştan çıkarıyor.

Venezülla Plastik Cerrahi Derneğin üyesi Dr.Pedro Meneses, basına verdiği bir demeçte, Venezüella’da müşterilerden gelen aşırı talebin, bu dalı kıtanın en karlı işi haline getirdiği değerlendirmesini yapıyor. “Kliniğime gelip daha ince burunlar, biraz dolgun dudaklar, büyük göğüsler, sıkı kalçalar ve incelik istiyorlar; hepsi incelmek istiyor,” diyor.

Dr.Meneses, plastik cerrahi konusunda kadınları harekete geçirenin ne olduğu konusunda ise oldukça açık konuşuyor. “Son on yılın ideal kadını, Venezü-ela’dan uçakla sadece iki saat mesafede olan ABD tarafından belirleniyor… Tek fark; bizim kadınlarımızın sarışın ve mavi gözlü olmaması. Ama vücutlarını bu ‘beyaz ideale’ benzetmek için mücadele veriyorlar.”

Venezüela’da halkın çoğunluğu dünyanın dört bir köşesinden özellikle Afrika, Ortadoğu ve Asya, hatta Akdeniz Avrupa’sından gelen karışık bir ırka mensub olsa da Latin Amerika’nın en “Amerikanlaştırılmış” ülkesi olduğuna da inanılıyor. Bu kültürel işgalin bir sorumlusu aranacaksa o da, Latin Amerika’nın en zengin kişisi olduğu iddia edilen, Güzellik Yarışma-sı’nı düzenleyen şirketin ve yarışmayı canlı olarak yayımlayan Venevision Televizyon’un sahibi Gustavo Cisneros. Bu televizyon kanalının hafıf-pornografıye dayanan diğer yayınları arasında “telenovelas” ve imkansız denecek kadar genç ve çok güzel ve beyaz yıldızların oynadığı, aşırı duygusal sahnelere dayalı Venezuela beyaz dizileri bulunuyor. Bu diziler, gerek Venezüela’da gerekse bölgede çok tutuluyor.

Bu televizyon kanalı ‘aptalca’ denebilecek haber programları ile de biliniyor. Bu programlarda, televizyonun sahibi Cisneros’un ‘kuduruk bir şekilde’ Chavez aleyhtarı ama ABD yanlısı gündemi ele alınıyor. Cisneros, Venezüella’da Venevision Televizyonu’nun yanı sıra, Şili ve Kolombiya’da da bazı televizyon kanallarının sahibi. Ayrıca, bir de global uydu kanalı var. Bunların hepsinde, Cisneros’un en sevdiği spor olan hafîf-pornografi ve yeni liberalizm karıştırılarak veriliyor. Cisneros’un mal varlığı sadece televizyon kanalları ile sınırlı değil, o 1960’h yıllardan beri yiyecekleri, güzellik ürünleri ve tatil alışkanlıkları ile Amerika Birleşik Devletleri’nin kültürünü Venezüela’ya getirme arayışı içinde. Birçok şeyin yanı sıra Pepsi Cola’nın, Burger King’in, Taco Bell’in ve spor giyim üreticisi Spalding’in de Venezüela’daki temsilcisi.

Gustavo Cisneros ve onun gibilerin bu ülkedeki meşruiyeti, Venezüela’nın siyasal olarak ABD karşıtı olmasına rağmen kültürel olarak ABD hegemonyasında olmasından kaynaklanıyor. Yaklaşık sekiz yıllık devrime rağmen Venezüla’nın, fast- food’a , Amerikan modasına ya da güzellik konusundaki Amerikan tarzına sevgisinin ve bağlılığının sonu yok.

 

Posted in Makaleler, Venezuela | Leave a Comment »

Bolivya’da Meclis Halkın

Posted by lahy 25/07/2006

Prensa Latina: Evo Morales’in Anayasal Meclis Başkanının yerli halktan, tercihen bir kadın olmasını kabul etmesinin ardından Bolivya’daki halk organları pazartesi günü konuyla ilgili bir forum başlattı. Aralarında Köylü Konfederasyonu, Doğu Bolivya Yerli Konfederasyonu ve Köylü Kadınlar Federasyonunun da bulunduğu gruplar halk düzeyinde bir danışma süreci başlatıldığını açıkladı. Pazar günü Morales ile meclis başkanlığı konusunu görüşen grupların bu açıklaması, geleneksel partileri rahatsız etti. Morales parti liderlerini mecliste konuyu görüşmeye davet etti. Bolivya meclisinde iktidardaki Sosyalizme Doğru Hareket Partisi çoğunluğa sahip. Görüşmelerden çıkacak ortak görüşün meclis başkanlığı yarışında etkili olacağı belirtiliyor. 

Morales açıklamasında meclisin yerli bir kişi tarafından yönetilmesi gerektiğini, çünkü yerli halkın Bolivya’nın kuruluşundan bu yana hep kenarda bırakıldığını ifade etti. Morales, başkanın tercihen kadın olacağını, başkan yardımcısının da bir akademisyen olacağını sözlerine ekledi. Çeviri:SOL

Posted in Bolivya, Genel Haberler | Leave a Comment »

Kolombiya’da Göçe Zorlanıp Evsiz Kalanların Protestosu

Posted by lahy 25/07/2006

Bogota: Silahlı çatışmalar sonucu evsiz kalanlar kendilerini toprağa gömdüler

Bir grup evsiz Kolombiyalı Bogota’nın güneyindeki Bosa meydanında sorunlarına çözüm bulunmasını talep ederek, protesto gösterilerinde bulundu.

Görülmemiş bir eylem biçimi ile üç kişi kendilerini boğazlarına kadar toprağa gömdü ve iki diğer erkek de kendilerini ağaçlara bağladılar.

Meydanda toplanan evsizler plastik ve karton malzemeleri kullanarak evler inşa ettiler. Sayıları 700’ü bulan erkekler, kadın ve çocuklar hükümetten yardım talep ediyor.

Evsiz protestocular silahlı çatışmalar yüzünden evlerini terk etmek zorunda kalan kişilerden oluşuyor.

Protestocular, hükümet sorunlarına çare bulana kadar meydanda kalacaklarını söyledi.

Birleşmiş Milletler İlticacılar Komisyonuna göre göçe zorlanıp evsiz kalan en büyük insan kitlesi Kolombiya’da bulunuyor.

Kaynak: TeleSUR

 

Posted in Genel Haberler, Kolombiya | Leave a Comment »

Rusya Chavez’e Uçak Satıyor

Posted by lahy 25/07/2006

Rus yapımı SU-30 uçağı
Venezuela Rus uçakları ile hava filosunu yenileyecek

Rusya Savunma Bakanı Sergey İvanov, Venezuela ile yeni bir askeri anlaşma yapıldığını açıkladı.

Anlaşmaya göre Venezuela’ya 30 savaş uçağı ile 30 askeri helikopter satılacak.

Anlaşmanın tutarı bir milyar doların üzerinde.

Anlaşma Venezuela Başkanı Hugo Chavez’in, Salı günkü Rusya ziyaretinde resmiyet kazanacak.

Rus yapımı SU-30 tipi uçaklar, Venezuela’nın halen kullandığı Amerikan F-16’larının yerini alacak.

Washington, Caracas yönetiminin “teröre karşı yürütülen savaşta aynı safta yer almadığı gerekçesiyle”, bu uçakların yedep parçalarının ülkeye satışını yasaklamıştı.

Washington, İspanya ve Rusya’nın Venezuela ile son dönemde yaptığı askeri anlaşmaları da eleştirmiş ve engellemeye çalışmıştı.

Venezuela Rusya ile yapılan bu son anlaşmanın yanı sıra, geçen ay Rusya’dan yüz bin Kalaşnikof satın alacaklarını açıklamıştı. Bunların üçte birinin şimdiden teslim edildiği kaydediliyor.

Venezuela lideri Chavez ayrıca Rus Kalaşnikof tüfeklerini de lisans alarak üretmeye başlamak istiyor.

Rus yetkililer ülkede iki fabrika açılmasının istendiğini belirtiyorlar.

Chavez geçen hafta çıktığı dünya turunda, şimdiye dek Brazilya ve Arjantin’e gitti.

Rusya ziyareti öncesinde ABD’nin ‘Avrupa’daki son diktatörlük’ olarak ifade ettiği Belarus’a gidecek olan Chavez’in programında, İran, Katar ve Vietnam da var.

Kaynak:BBC

 

Posted in Genel Haberler, Venezuela | Leave a Comment »

Oaxaca Halk Meclisi Vali Ruiz’e Karşı Yasal Şikayette Bulundu

Posted by lahy 24/07/2006

Oaxaca eyaletinde alternatif hükümet olarak hareket eden Halk Meclisi (APPO) eyaletin Valis Ruiz’in in görevden alınması için yasal yollara başvuruyor. 21 Temmuz’da dokuz sayfalık yasal şikayeti 16 Temmuz’da Ulusal Meclis’e teslim edildi.

Meksika Birleşik Devletleri Anayasa’sı hareket noktası olarak alan APPO, vali Ulises Ruiz Ortiz’i yasal yollardan suçlayarak görevinden alınmasını talep etti.

Ruiz’ in görevden alınması çağrısı 72 sivil toplum örgütü tarafından kaleme alındı ve ayrıca Meksika’da saygın bir kuruluş olan toplumsal araştırma enstitüsü CIESAS tarafından da imzalandı.

Vali Ruiz’in emri üzerine grevci öğretmenlere karşı düzenlenen polis saldırısı sonrası , grev eyalet çapında bir sosyal halk hareketine dönüştü. Hareket Meksika’yı yetmiş yıldan fazla yöneten PRI partisinden olan Vali Ruiz’in görevden alınmasını talep ediyor.

Kaynak: Nancy Davies

Oaxaca Öğretmenleri Vali Ulises Ruiz’in Ofisini 9 Saat Bloke etti

Oaxaca Halkı Eylemlerini Sürdürüyor

Oaxaca’da Öğretmenlerin Seçimleri Boykot Tehditi
Oaxaca’da 400.000 Kişi Grevci Öğretmenlere Destek İçin Yürüdü
Meksika’da Öğretmenler Grev ve Direnişlerine Devam Ediyor
Meksika’da 3.000 Polis Grev Halindeki Öğretmenlere Saldırdı

 

Posted in Meksika, Sosyal Hareketler | Leave a Comment »

Montes, Hükümetin Sendikaların İç İşlerine Karışmasını Kınadı

Posted by lahy 24/07/2006

pmontez.jpg

Bolivyya İşçi Sendikaları Merkez (COB) başkanı Pedro Montes Santa Cruz’a gelerek, Santa Cruz COB şubesindeki anlaşmazlığı çözmek üzere girişimlerde bulundu. Montez fabrika işçileri temsilcisi Edwin Fernandez ile sendika binasında görüştü, ancak MAS yanlısı sendikacı Lucio Vedia zamanı olmadığı gerekçesiyle Pedro Montez ile toplantıya gelmedi, telefonda konuştu.

COB Santa Kruz şubesindeki anlaşmazlığı sona erdirmek istiyor. Geçtiğimiz ay şube başkanlığını ilan eden iki kanat arasında olaylar çıkmış, bazı sağcı gençler sendika binasına saldırmıştı.

Görüşmeler sonrasında Pedro Montes gelecek hafta yeni bir kongre için tarihi açıklayacağını bildirdi.

Montes, Fernandez’in kendisine gösterdiği belgeleri inceledikten sonra hükümetin sendikanın içişlerine karışmasından duyduğu kaygıyı bir kez daha dile getirdi.

Montes, 24 Temmuz Pazartesi günü La Paz’da Başkan Evo Morales ile görüşmeyi deneyeceğini ve Santa Cruz COD’de meydana gelen olaylar hakkında kaygılarını ileteceğini bildirdi.

Öte yandan Cuma günü Santa Cruz’da grev yapan Assana işçilerine askerlerin düzenlediği saldırı tepki yarattı. İşçilere saldırı emrini kimin verdiği bilinmiyor ancak, saldıryı düzenleyen sekizinci birliğin komutanı rapor vermek üzere parlamentoya çağrıldı.

Santa Cruz COB Binası Sağcı Militanların Saldırısına Uğradı

 

Posted in Bolivya, Genel Haberler, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Leave a Comment »

Venezüella’da Tarım Reformu Söz ve Kurşunlar Düellosuna Kayıyor

Posted by lahy 24/07/2006

abnbraulioalvarez.jpg

Venezuela hükümeti, köylü liderlerinden Braulio Alvarez’e yönelik suikast girişimine sert tepki verdi.

Cumartesi günü Yaracuy kentinde arabasında seyahet ederkenyken kurşun yağmuruna tutulan Movimento Quinta Republica’nın Yaracuy milletvekili Alvarez hafif yaralandı.

Alvarez güvenlik güçlerince 1960’larda ve 1970’lerde yapılan bir dizi katliamı araştıran özel bir meclis komitesinin de başkanlığını yürütüyor. Söz konusu katliamlardan biri de Yaracuy’da gerçekleştirien Yumare katliamıdır.

Arjantin’de bulunan Venezuela Enformasyon ve İletişim Bakanı Willian Lara saldırıyı kınayarak, bunun Alvarez’e yönelik ikinci suikast girişimi olduğunu ifade etti ve “Bu, sosyal liderleri, özellikle tarım liderlerini ortadan kaldırmak için katil kiralayan dahili unsurların stratejilerinden biridir” dedi.

Girişimin hiçbir şekilde hükümetin tarım reformunu uygulamaktaki kararlılığını azaltmayacağı belirtilirken, Başkan Yardımcısı Jose Vicente Rangel, Alvarez’e yönelik saldırının, hükümetin Toprak Yasası’nı uygulamasını engellemeye yönelik kampanyanın bir parçası olduğunu söyledi.

Rangel ayrıca “Bugüne kadar 150 toprak lideri ve sosyal lider suikasta uğradı. Bu, kırsal kesimlerde güçlülerin çıkarlarını temsil eden kişilerin bir girişimidir” dedi.

Ezequiel Zamora Ulusal Köylü Cephesi (FNCEZ) üyeleri geçen çarşamba günü Apure’de aynı aileden 6 köylünün öldürüldüğüne dikkat çekti. Köylülerin bir asker tarafından kurşunlanarak öldürldüğü sonrada cesetlerinin ateşe verildiği iddia ediliyor.

Grup bu ölümlerin Caracas’ın politik dünyasında politik ve iş liderlerine yapılan suikastlardan daha az dikkat çektiğini ifade etti.

Diğer yandan Ulusal Çiftlik Sahipleri Federasyonu (FEDEAGRO) Başkanı Genaro Mendez, Tarım ve Toprak Bakanlığı ile Adalet ve İç İşleri Bakanlığı’ndan kendilerine yönelik ithamlarını kanıtlamalarını istedi. Mendez, bakanlıkları kastederek “Daha önce de kanıtlara dayanmadan suçlama yöneltmişlerdi” dedi.

Tarım Bakanı Elias Jaua Ulusal Toprak Enstitüsü (INTI) Başkanı Juan Carlos Loyo’ya, Alvarez suikastına cevap olarak, toprak reformundaki eksiklikleri tamamlaması yönünde talimat verdi. Jaua, “Bu, devletin şantajcılara karşı yasal ve devrimci bir yanıtıdır. Bütün terör girişimleri daha fazla devrimle yanıtlanacaktır” dedi.

Kaynak:http://www.vheadline.com

 

Posted in Topraksızlar Hareketi, Venezuela | Leave a Comment »

Peru’lular Küba’yı Örnek Gösteriyorlar

Posted by lahy 23/07/2006

Fidel Castro’nun 1953’deki Santiago de Küba baskınını anmak için toplanan binlerce Perulu, bağımsız bir ülke olmak ve bağımsızlığı korumak için Latin Amerika ülkelerinin Küba’yı örnek alması gerektiğini vurguladılar.

Toplantıda bir konuşma yapan, Peru-Küba Dostluk Evi başkanı Ezequiel Medrano herkesin Küba halkına saygı duyması gerektiğini ve 47 yıldır devam eden ABD ambargosunun kaldırılması gerektiğini belirti.

Küba’nın bütün ekonomik sıkıntılarına rağmen, binlerce Latin Amerikalı öğrenci Küba’da başta tıp olmak üzere bir cok konuda eğitim görüyorlar. 1000’e yakın Perulu öğrencide şu anda Küba’da tıp eğitimi görmekteler.Merdrano yaptığı konuşmada ‘ Küba gecmişte Vietnam başta olmak üzere bir cok ülkeye bağımsızlık için ilham kaynağı oldu. Bugünde Lübnan, Bolivya ve bir çok Latin Amerika ülkelerinde halen bu ilham bir örnek temsil ediyor’ dedi.

Toplantıda bir konuşma yapan Küba’nın Peru elçisi Roelio Sierra’da 53 yıl önceki saldırının çürümüş sistemi temsil eden Fugencio Batista rejiminin sonun başlangıcı olduğunu belirti. 1953 yılının baskınından 6 yıl sonrada Batista rejimi yıkılmış yerine Fidel Castro önderliğindeki sosyalist rejim gelmişti.

 

Posted in Genel Haberler, Küba, Peru | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: