latin amerikan haber yorum

Latin Amerika’da Toplumsal Hareketler

Posted by lahy 29/08/2006

James Petras

Toplumsal hareketler, çeşitli biçim ve ifadelere bürünmüşlerdir. Bir kısmı, tekil bir meseleyle ilgilenirken (çevre, kadın sorunu, vb), bir kısmı da tanm reformu, dış borçlann iptali gibi meseleleri kapsayan geniş bir sosyopolitik gündeme sahiptir (Brezilya’da MST gibi).

Toplumsal hareketlerin kaydettigi en önemli ilerleme, doğrudan eyleme başvurma isteklilikleri, iktidar yapısıyla karşı karşıya gelme kapasiteleri ve acil sorunlann çözümü ugruna mücadelede halk kitlelerini seferber edebil­meleridir.

Brezilya’da latifundialan işgal eden MST, 250 bin aileyi kooperatifler ha­linde iskan etmiştir. Arjantin’de Piqueterolar anayollara barikatlar kurarak devletle kendilerine iş bulunması yolunda müzakereler yürütmektedir. Bo­livya’da Cocalerolar, küçük çiftçileri Washington’ın koka ekiminin kökünü kazıma programlanna karşı savunarak, anayollann kesilmesini ve genel grevleri örgütlemektedir. Ekvador’da yerli-köylü örgütü CANAlE, başkent Quito’yu işgal etmiş, iki devlet başkanını devirmiş ve belediye başkanlan ve milletvekilleri seçtirmiştir.

Meksika’da EZLN, hem bir gerilla hem de bir siyasal hareketle, yerli hak­lan için mücadele yürütüyor. Kolombiya’da köylü tabanına dayanan FARC, latifundia sahipleri, devlet, Pentagon ve paramiliter güçlerle uzun süreli bir savaş halindedir.

Bunların bazılarının kapitalist sistem içerisinde yeniden dağıtımcı politi­kalar izleyen reformist toplumsal hareketler olduğu, diger bazılarının ise ye­ni bir sosyalist toplum yaratma arayışındaki devrimci hareketler olduğu açıktır.

Geleneksel popülist ve solcu parti ve sendikalann pek çoğunun bürokra­tikleşmesi ve düzene entegre olması karşısında bu toplumsal hareketler, iş­çi sınıfının, köylülügün ve alt-orta sınıfın siyasal ve toplumsal felç halini kı­ran pozitif birer güçtürler.

Derinleşen sosyo-ekonomik krizler ve ekonominin tüm stratejik sektörle­rinde ABD ve Avrupa emperyalizminin artan hakimiyeti karşısında bazı sen­dikalar, işsizlerle, emeklilerle, ögrencilerle ve meslek sahipleriyle birlikte ça­lışıp onları seferber ederek ve anlık reform mücadelelerini genel programa­tik taleplerle birleştirerek toplumsal bir hareket karakteri kazanmışlardır.

Meksika’da öğretmen sendikalan ve elektrik işçileri, Brezilya’da MST, Arjan­tin, Bolivya ve Peru’da öğretmen sendikalan bu yeni toplumsal hareket tar­zı sendikacılığın ömeklerindendir.

Toplumsal hareketlerin karşı karşıya olduğu en çetin sorun, ulusal nitelik­te bir siyasal hareket geliştirme ihtiyacıdır. “Parti mi hareket mi” tartışması­nın yerini, “neoliberal” modelin derinleşen krizleri ve çöküşü alıyor.

Geleneksel siyasi partiler tümden iflas etmiş, geleneksel sol partiler ise faz­lasıyla küçük ve sınırlıdır. Ne kadar gerekli ve haklı olursa olsun hareketle­rin talep ettiği reformlar, dış borç ödemeleri, ekonomideki yolsuzluk ve çü­rüme karşısında gerçekleştirilemez ve sürdürülemez kalmaktadır.

Sosyopolitik hareketler ve sendikalar, hareketlerin ve partilerin en iyi yön­lerini birleştiren kendi siyasal aracını, bütün mücadele biçimlerini iktidar hedefli ulusal bir mücadeleye dönüştürme kapasitesine sahip bir aygıtı ya­ratmak zorundadır.

Yeni politik-toplumsal hareketler, partilerin seçimlere endeksli yaklaşımı­nın yerine kitle mücadelelerinin sürekliliğini, ve hareketlerin basit, acil ta­leplerinin yerine de yönetici sınıf devletine saldıran ve doğrudan eylemle se­çimleri birleştiren ulusal bir programı koyacaktır. En iyi yönlere sahip sos­yo-politik hareketlerin, siyasi partilere göre, meclislerde toplanma, yerel halk önderlerini seçme, yüz yüze tanışma, parti seçkinlerinin bürokratizmi, yandaşçılıgı ve imtiyazlı statülerinden kaçınma gibi avantajlan vardır. Sos­yo-politik hareketlerin başansının anahtan, tabanda çalışmalannda, toprak­sız tarım işçileri, köylüler ve bamolardaki kent yoksullanyla iç içe geçmele­rinde yatmaktadır. Karşı karşıya olunan asıl çetin mesele, yerel örgütleri ön­ce bölgesel sonra da ulusal bir güç halinde yerel inisiyatifi ve kitlesel katılımı bogmadan bütünleştirebilmektir. Doğrudan eylem stratejisi, devlet bas­kısı sorunuyla karşılaşır. Buna verilecek yanıt, yapısal çatışmalan sürdürebi­lecek ve hem üretim, ulaştırma, finans hem de ihracatta ekonominin strate­jik sektörlerini vurabilecek güçte bir ulusal siyasal aygıtın inşa edilmesidir. Hareketlerin “toplumsalı”nı partilerin “siyasalı”yla bütünleştirme diyalektiği,yeni bir “sosyo-politik hareket’’in, siyasal gündemin en üst sırasına oturma­sı anlamına gelir.

Artan ekonomik bunalım, gerileyen dış pazarlar ve siyasal alanda artan otoriterleşmeyle nitelenen bugünkü ugrakta hareketler, “savunma mücadeleleri”ni “saldırı mücadeleleri”ne dönüştürmek zorundadır. Latin Ameli­ka’ın kitlesel işsizligi ve eksik istihdamı, iflas etmiş ekonomileri ve sermaye kaçışlan, siyasal-ekonomik düzende köklü bir degişikligin gündeme gir­miş oldugunu gösteriyor.

Latin Amerika’daki seçim sistemi, merkezileşmiş yürütme gücünün otari­terleşmesine doğru gidiyor. Askeri yönetimden demokrasiye geçiş kesintiye ugramıştır. Hükümet yetkililelinin kararnamelerle yönettigi ve (çoğu yaban­cı kökenli) atanmış yetkililerin stratejik kararlan aldıgı seçim sistemli otori­ter bir melez rejim ortaya çıkmıştır. Yeni sosyo-politik hareketlerin yeni si­yasal alanlar, kurtanlmış bölgeler, barriolar, ve “özyönetim meclisleri”ne da­yanan topluluklar yaratması gerekiyor. Bu görev, Chiapas’ta (Meksika), Cha­pare’de (Bolivya), Brezilya’daki kooperatiflerde, Kolombiya’daki askerden arındırılmış bölgelerde, Buenos Aires varoşlanndaki piqueterolar arasında hayata geçililmektedir bile. Siyasal alan yaratılması, heterodoks dogrudan eylemle birleştililmelidir. Çünkü rejimIer, tören havasındaki genel grevlere ya kulak asmıyor ya da bunlan kolayca bastırıyor. Oysa banka, okul, yol iş­gali gibi eylemler, “kim yönetiyor?” temel meselesini sorgulatmaya hizmet eder.

Latin Amerika, dogrudan dogruya ve kelimenin tam anlamıyla sömürge­leştiriliyor. Ekonomiler dolarize olmuş durumda, makro-ekonomik politi­kalan IMF-Dünya Bankası dikte ediyor, Pentagon’un silahlandırdığı ve fi­nanse ettiği ordu ve polis güçleri rejimleri koruyor ve halkları eziyor, emper­yalist kültür ürünleri kitle iletişim araçlannı istila etmiş durumda, ekonomi­nin tüm stratejik sektörleri ABD-Avrupa sermayesinin mülkiyetinde. Temel mücadele, ulusal kurtuluşu ve sosyoekonomik kurtuluşu birbirini güçlen­dirici tarzda birleştirmelidir. Demokrasi mevcut degildir, yaratılmak zorun­dadır.

Demokrasi mücadelesi, esaslı sosyoekonomik talepler mücadelesine kitle­lerin katılımını örgütlemeyi gerektirir. Burada, sivil haklar için basit bir yurt­taşlık hareketinden söz etmiyoruz. Yoksul, işsiz ve sömürülen kitlelerin ha­yatlarını esaslı biçimde iyileştirdigi takdirde demokrasi mücadelesi bir an­lam kazanabilir. Sosyoekonomik mücadeleler yürütülmez ve zaferler elde edilmezse halk katılımı, başansızlıga mahkum bir formül haline gelir. Halk sınıfları reform mücadelesine girdiklerinde ve reformlan elde ettiklerinde mücadeleyi tırmandıracak, katılımı artıracak ve talepleri radikalleştirecek güce kavuşurlar.

Derinleşen ekonomik kriz ortamında siyasi partilerin ve adaylann, özellik­le de merkez solun yozlaşması, vaatleri yerine getirmemesi ve yaptığı sayısız aldatmaca gibi çok sayıda haklı nedenden dolayı geniş halk kesimleri bu­günkü seçim sistemine karşı derin bir hoşnutsuzluk içinde. Yeni bir siyasal örgüt, “olanakçıcı” gelenekten, işçilerle gevezelik yapma ve büyük iş dünya­sı hesabına çalışma pratiğinden kopmak zorundadır. Arjantin dağılırken, ar­tan sayıda evsiz, Kongre önündeki caddelere diziliyor ve çorba kuyruklan Kongre binasının gölgesinde uzadıkça uzuyor. Kongre’ye bitişik karanlık ar­ka sokaklarda küçük çocuklar, kaldınma saçılmış kemiklerin üzerinde ka­lan çiğ et kırıntılarıyla kendilerine “ziyafet” çekiyor.

Neo-liberal model denilen yagma sisteminin vakti doluyor; kurumsal so­lun da öyle. Taşra ekonomisi on yıldan fazla bir süredir yıkıma ugratılıyor ve halk, anayollan trafige kapatmak ve iktidarın simgelerine saldırmak üzere ayaga kalkıyor. Son beş yıldan beri, işçi sınıfımn yaşadıgı varoşlarda ana­yollara barikatlar kurulmaktadır (piquetero hareketi). Bugün, Buenos Ai­res’in merkezi, yoksul ve muhtaçlann istilası altındadır. Büyük bir patlama artık an meselesidir. Sorun, bu ayaklanmayı siyasal sınıf hareketlerinin ve önderlerinin mi örgütleyeceği yoksa bunun sonunda sagcı otoriter bir reji­min başa geçeceği bir ayaklanmaya mı dönüşeceğidir.

Bugün, Latin Amerika’nın kentlerinde ve kırsal kesimlerinde kitlesel dog­rudan eylem, devlet baskısı gibi gündelik bir gerçek haline gelmiştir. Temel sorun, “nesnel koşullarnın olgunlugu değil, bu parçalı, yerel ve dagımk ör­gütleri birleştirebilecek bir ulusal örgüt ve siyasal önderlik eksikliğidir. Bu.durum Meksika için oldugu kadar, Arjantin, Bolivya ve Paraguay için de ge­çerlidir.

Sosyopolitik hareketler, bilinç yükseltilmesi ve eylemci çekirdeklerin ya­ratılmasında büyük bir etki yaptılar. Önemli eylemlerin pimini çektiler ve halkın desteğini alan “kutuplar” yarattılar. Geçim ve hayatta kalma sorunlarının bir kısmım en azından geçici bir süre hafiflettiler. Ancak önlerinde,devlet iktidarına meydan okuyabilecek bir karşı hegemonik güç inşa etme çetin meselesi yükseliyor.

Bazı eylemcilerin “küreselleşme” dediği emperyalizme muhalefet, ABD, Kanada ve Avrupa’ya yayılmış durumdadır. İşçi kitlesi, çokuluslu sermaye­nin kararlarına giderek daha fazla güvensizlik duyuyor ve tehdit altında ol­dugunu hissediyor. İşçiler, çevreciler ve gençler, Seattle, Quebec, Prag, Por­to Alegre, Washington ve Melbourne’de emperyalist iktidarın simgelerine önemli saldırılar düzenleyerek güçlerini birleştirmişlerdir. Bu hareketler ve eylemlerin birkaç erdemi var:

1.. Seçim partilerince Kongre’ de temsil edilmeyen yurttaşlar ve kitle örgüt­leri için bir dogrudan eylem kanalı sağlıyorlar.

2. Çatışmalar, Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası ve IMF gibi kuruluş­ların niteliği hakkında milyonlarca insanı eğitiyor.

3. İşçi-orta sınıf gençlerin ve Üçüncü Dünya hareketlerinin aynı mecraya akması uluslararası ağlar yaratıyor.

4. Son olarak bu gösteriler, emperyalist ülkelerin yönetici sınıflarına, yenilmez ve kontrol edilemez olmadıklannı, muhalefetin her yerde olduğunu hatırlatıyor.

Bununla birlikte bu Seattle, Porta Alegre Sosyal Forumu gibi olaylar bir­birleriyle çelişkili gruplan ve önderleri içeriyor: Amerika ve Avrupalı sendikacılann bir kesimi, Üçüncü Dünya işçileriyle ittifak arayışındaki enter­nasyonalistler degil, ulusal burjuvazileriyle ittifak kurmayı hedefleyen “korumacılar”dır. Bir kısım eylemci, bir yandan kendi hakim sınıflanna karşı çıkarken, diger yandan da gidip ehveni şer partilerden birine oy atıyor. Ama temel zayıflık, bu olaylardaki eylemcilerin ve önderlerin çok azının önemli bir topluınsal temele sahip olması ya da kitleleri gündelik mücadelelerde örgütlemekle ugraşmasıdır.

Bu uluslararası olayların önemi, katılımcılann ülkelerine döndüklerinde devlet iktidarına meydan okuyacak kitlesel siyasal hareketler yaratmaya girişmeleri halinde daha da büyüyecektir. Avrupa-Amerikan emperyalizminin ideolojisi olarak küreselleşmenin maskesinin düşürülmesi olumlu ancak henüz sınırlı kalmış bir adımdır. Porta Alegre Sosyal Forumu gibi halk­çı karşı çıkışlan, devrimci demokratik bir sosyalist alternatif oluşturabilecek tutarlı bir siyasal harekete dönüştürmek, hareketin bir sonraki aşamasının en tayin edici adımı olacaktır. Ancak bu devrimci süreç, bir dizi başarılı siyasal mücadelenin sonucu olarak ulusal düzeyde başlayabilir. Küçük zaferler, büyük hareketleri yaratır ve büyük hareketler, tarihsel alternatifi ortaya atar: Ya sosyalist demokrasi ya da neo-liberal barbarlık!

Çeviren: Cevdet Aşkın Cosmopolitik Kitaplığı, Küreselleşme ve Direniş,(137-141)

 

 

 

 
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: