latin amerikan haber yorum

Bolivya’da reformizmin sınırları

Posted by lahy 04/09/2010

Jason Farbman

Kapitalizm herşeyi metalaştırıyor. Durmaksızın yayılmayı amaçlıyor. Bu sistemin değişmesi gereklidir. Değişim ve ölüm arasında seçmemiz gereklidir. Kapitalizm insanlığın bir numaralı düşmanıdır. ”
— Evo Morales, Bolivya Devlet Başkanı


“Küçük üreticiler ulusu sosyalist devrimi gerçekleştiremez. Sosyalizmi hemen şimdi düşünmüyoruz.”
— Álvaro García Linera, Bolivya Başkan Yardımcısı


Evo Morales ve onun Sosyalizme Doğru Hareket (MAS) partisinın tarihsel seçimlerinden   beşyıl sonra,  Bolivya halkı dünya kapitalist sistemi içinde gerçekleştirilmesi mümkün olan reformların sınırlarını anlamaya başladı.

Bolivya  halen Latin Amerika’nın en fakir ülkelerinden biridir ve ”Andçı=Amazoncu kapitalizm” olarak adlandırılan devlet kapitalizminin bölgesel bir biçimine doğru yönelmektedir. Eski bir marksist militan olan Başkan Yardımcısı Álvaro García Linera, Bolivya’nın ekonomik kalkınması için düşündüklerini açıkladı:

Devlet toplumu birleştirecek olan tek güçtür. Ortak isteklerin birleşimini sağlayan,statejik hatları planlayan ve ekonomik lokomotifin ön vagonunu çeken devlet’tir. İkinci vagon Bolivyalı özel yatırımcılardır.  Üçüncüsü  yabancı yatırımcılardır. Dördüncüsü küçük iş sahipleridir. Beşinçi köylü ekonomisi ve altıncısı da yerli ekonomidir. Ülkenin ekonomisin üzerinde şekilleneceği stratejik temel budur.

Bu yaklaşımın Bolivyalı işçiler  için hem zarar hem de faydaları vardır. Küba ile yeni ittifakın anlamı Bolivya’nın acil olarak ihtiyaç duyduğu tıp cihazları ve doktorların ülkeye akması, ve tıp öğretiminin sağlanması oldu. İlk başlarda  Morales yönetimi, neoliberal yıllarda  Bolivya işçi sınıfına karşı yapılan zorlukla kazanılmış iş güvenliği haklarını yok eden, en aşağılayıcı ve  parçalayıcı saldırılardan biri olan çalışma ”esnekliğini” uzaktan yonttu.

Bu ve buna benzer ilerici değişiklikler ABD tarafından desteklenen sağ kanatın ani ve sert tepkisine neden oldu, Bolivya’nın doğu eyaletlerinde ki etkilerini kullanarak ayrılma tehditinde bulundular. Ancak, Morales sol tarafından yapılan önemli eleştirilere de maruz kaldı. Bu yıl,  genel olarak düşen satın alma gücü karşısında yeterli düzenlemeyi sağlamadığına inanılan  hükümetin maaşlar politikasının kitleler tarafından reddine şahit olundu.

4 Mayıs’da, Bolivya Merkezi İşçi Federasyonu(COB) Morales’in iktidara geldiğinden beri sol tarafından düzenlenen  ilk eylemleri organize etti. Başşehir La Paz’da sanayi işçilerin gösterileri ve öğretmenler, kamu işçileri ve madenciler tarafından yapılan 24 saat grev gerçekleştirildi.  Bu arada rütbesiz polis memurlarının eşleri açlık grevine başladı. İşçiler diğer şehirlerde de gösteriler düzenlediler.

Protestolar da devlet harcamalarının artırılması talep edildi.  Petrol, gaz ve hidrokarbon alanlarında yeniden yapılan anlaşmalar bazı programların gerçekleşmesi için nakit para sağlanması ile sonuçlandı. MAS’ın kamu harcamalarını $1.8 milyar dolara – bu ülkenin 17 milyar dolarlık GSMH içinde büyük bir miktardır- çıkarmasını sağladı. Morales’in kendisi bazı bakımlardan ABD ve Avrupa’nın etkisi altındaki Kopenhag konferansı tarafından itilen uluslararası çevre hareketinin sözcülerinden biri haline geldi.

Aynı zamanda, Bolivya’nın durmaksızın yeni kaynaklar sağlanması ihtiyacı, yerli halk tarafından kutsal olarak görülen doğal kaynakların tahrip edilmesi oldu. Günümüzdeki Amazon boyunca karayolları yaratarak, Brezilya, Peru ve Bolivya yollarının birbirine bağlanması  projesi, Morales yönetimini giderek artan bir şekilde, kendi yaşadıkları bölgelerde alınan kararlara katılamamaları sonucu sabırları tükenmiş olan bir dizi taraftarı ile karşı karşıya getirdi.

– – – – – – – – – – – – – – – –

Morales’e en sert eleştiri 27 Haziran’da sol’dan geldi, El Alto’da ki mahalle konseyleri federasyonu (FEJUVE),  16.ıncı Genel Kongresi politik manifestosu olarak adlandırılan bir belge yayınladı.

FEJUVE  doğal  kaynaklarının özelleştirilmesine karşı olan, bir başkanı deviren ve Morales’in seçimi için yolu açan Gaz Savaşları hareketinin önemli bir parçası idi. Ancak,  FEJUVE’nin günümüzdeki bildirisi acı sözlerle doludur:

Evo Morales gibi yerli bir başkana sahip olmamıza rağmen devlet halen melez oligarşi tarafından yönetiliyor; yerli halkın ve emekçi sınıfların desteği ile yönetimi eline almasına rağmen MAS,  halen sistemi, mevcut olan sistem kapitalist ekonomik ve neoliberal politik sistemdir, muhafaza ediyor, ve  halen siyası olarak bağımlı olan, kapitalist sistem tarafından ekonomik olarak sömürülen, ve ırk ve kültürel  bakımlardan oligarşi tarafından marjinalize edilen fakir halk için hiçbirşey değişmedi.

Ancak, yakın zamanda gerçekleştirilen bir ay süren yerli halkın yürüyüşü, halen geniş bir desteğe sahip olmasına rağmen Morales’in alttan gelen ciddi bir hoşnutsuzluk ile karşılaştığını açığa çıkardı.

Bu türden kitle yürüyüşleri militan Madenciler sendikasının bir mirasıdır. 1990’da Doğu Bolivya Yerli Halkları Konfederasyonu (CIDOB) tarafından yeniden organize edilen yürüyüşler Bolivya sosyal hareketlerinin politikalarının önemli bir göstergesi oldu.  Bu yılın Büyük Yürüyüşüne ülkede ki 36 etnik gruptan 34’ü katılarak Morales yönetimini protesto için Bolivya dağlarından yürüdüler.

CIDOB hükümetten 13 talepte bulunmak için bu yürüyüşü organize etti.  Taleplerin içinde toprakların ya da doğal, yenilenmeyen kaynakların kullanımı hakkında karar verme sürecine katılma hakkı; yerli halkın yaşadığı bölgelerde maden ve ormanlarla ilgili verilen imtiyazların kaldırılması; yerli halkın topraklarında otonomi;  hükümette yerli halkın temsilinin artması ve parlemento da yerli halka daha fazla yer verilmesi vardı.

Bir dizi gerilimi yükselten olaylar ve ve suçlamalar sonrasında Başkan, CIDOB ile bir anlaşmaya varabildi. Ne hükümet ne de yerli halkın liderleri hangi konularda anlaştıkları hakkında bir açıklama yapmadığı için yargıda bulunmak zordur. Ancak, basının ve birçok Bolivyalının dikkatini çeken yerli halktan yüzlerce kişinin kıtanın ilk yerli başkanına karşı büyük bir protestoyu gerçekleştirmek için kararlı olmaları  idi.

Yerli halktan sekizyüz kadın ve erkek çocukları ve bebekleri, yaşlıları da aralarına alarak, iki ay süren yürüyüşe katıldılar. Bir anlaşma sonuçu bitene kadar, yürüyüşün Trinidad’dan başkent La Paz’a kadar, Cochabamba ve Santa Cruz gibi büyük şehirleri geçerek,  900 mil süreceğine dair her türlü işaret vardı.

Yürüyüş okulların kapanmasına ve en az 21 kişinin ölümüne neden olan Bolivya’nın en soğuk kışlarından birinde gerçekleştirildi. Hava koşulları yürüyüşe katılan çocuklar ve yaşlılar için ozellikle zordu, ancak hava yalnızca çok soğuk değildi, yağmur da yağdı. Carwil James’in Santa Cruz yakınlarından raporu:

yağmur yağdığı zaman, yürüyüşçüler beyaz muşambalar ve plastik pankartları başlarının üzerine kaldırdılar. Yağmur arttığı zamn yol kenarına küçük çadırlar kuruldu. Ve yağmur durduğunda yürüyüşlerine devam ettiler.

Yürüyüş 69 yaşında bir  bir yaşlının önderliğinde iki mil süren yokuşları inip çıkarak ilerledi. Yol boyunca toplumlar onlara bir ya da iki gün kalmalarına müsait olan  kiliseler ya da okullarda  yer verdiler.  Bir dizi şehrin ana meydanlarında toplanan elbiseler yürüyüşçülere ulaştırildı.

Yol boyunca karşılaştıkları işçiler onlara destek sundular, fakir yürüyüşçülere para yardımında bulundular.  James’in bildirdiğine göre:

Yürüyüşümüz sırasında bir çiftlikte işçiler tarafından durdurulduk. Beni eyaletinde gelen bir grup inşaat işçisi yürüyüşün başındaki kişiye 100 ve 200 bolivya kağıt paraları verdi ve bu bizimde mücadelemiz … Bizim haklarımız için yürüyorsunuz dediler.

– – – – – – – – – – – – – – – –

MAS hükümeti yürüyüşe biraz güç gösterisinde bulunarak cevap verdi. Bolivya basını aracılığıyla yürüyüşçülerin ağırlıkla koka üreten Chapare bölgesine vardıklarında sorunlarla karşılaşacakları  duyuruldu.  Başkan Morales halen büyük koka üreticileri sendikasının başkanıdır, ve koka üreticileri yürüyüşün bölgelerinden geçmesine izin vermeyeceklerini ilan ettiler.

Morales ayrıca yürüyüşçüleri düşmanlarına fırsat sağlamakla suçladı: ” Sağ kanat değişim sürecine karşı çıkmak için bir gerekçe bulamazken, STD’ler tarafından özel imtiyazlar sağlanan kırsal, yerli halk ve özgün halkın liderlerini kullanıyor” dedi.

STD’ler ne türden ”özel imtiyazlar’ vaat ederek neredeyse 1.000 kişinin yüzlerce mil süren dağ yollarından geçip yürümeye  ikna ettiler? Kış zamanı, soğuk ve yağmur altında? Koka üreticileri tarafından durdurulma ve çevrilme riskine rağmen? STD’ler elbise ve para yardımında bulunanları da rüşvet vererek teşvik ettiler mi?

Gerçekte, Morales ve MAS’ın karşı karşıya kaldığı meşru ve çok sayıda tehditler vardır.  Bilgilenme Yasası Özgürlüğü altında mevcut olan bilgilerin gösterdiği gibi,  süren muhtemel gizli operasyonlara ilave olarak , ABD tarafından desteklenen yardım programları Bolivya sağına yardım etmek için kullanılmaktadır.

Bağımsız gazeteci Reed Lindsay’in bildirdiğine göre, ” ABD hükümeti itibarını yitirmiş partilerin yeniden inşası, bağımsız kitle hareketlerini engellemek, çok az halk  desteğine sahip olan kötü karakterli yerli liderleri öne sürmek için milyonlarca dolar harcadı.” Lindsay, ”2002 gibi oldukça erken bir dönemde ABD elçiliği  USAID projeleri planlayarak ” ılımlı, demokrasi yanlısı politik partileri destekleyerek  radikal MAS ve izleyicilerinin etkisini azaltmayı planlıyordu” diye yazdı.

Bazı yerli grupları pek tabii ki yabancı STD’lerden para almış olabilirler. Ancak, yardım almanın otomatik olarak işbirliği yapmak anlamına geldiği Morales’in   yanıltıcı bir iddiasıdır. Herşeyin ötesinde, Bolivya’nın 2006 Anayasası’nın hazırlanması için USAID’den kısmi yardım alındı, Kurucu Meclis’in Koordine Bölümnün masraflarını karşıladılar. Ayrıca, iktidara geldiğinde MAS, 2001 yılında George Bush tarafından kurulan  Millennium Challenge Account (MCA)’den para almaya devam etti, stantard neoliberal borç kurallarını uygulayan bu fondan para almak için öncelikle öne sürülen koşulları yerine getirmek gerekiyordu.

Bu çelişkileri sosyalist devrim ile bağlandırmak için gerekli olan zekayı artırıcı eğitimler Morales’i sınıf çelişkilerinin kapitalizmi güçlendirdiği gibi garip açıklamalarda bulunmaya sürükledi. Pablo Stefanoni bu görüşü açıklıyor:

Kelimenin marksist anlamıyla,  Evo Morales sınıf mücadelesini tırmandırmak bir yana, halihazırda bahs edilen ayırımlara yeni tanımlamalar getirdi–ulus/anti=ulus, halk/oligarşi ve pratik olarak, yeni bir ”sınıf ittifakını”  teşvik ediyor–1950’leri hatırlatan  sıfatı kullanmadan bunu yapıyor. Bu ittifak,  ” yurtsever işadamları” ve “milliyetçi ordu,”  ile birlikte ”devlet tarafından yeniden sahip olunan” doğal kaynaklar sayesinde “üretici ve modern bir ülke” kurmayı içeriyor.

– – – – – – – – – – – – – – – –

BU ÇERCEVEDEN bakınca Bolivya deneyimi halen tam hızla devam eden bir devrim  olarak algılanabilir. Ancak,  milyonlarca Bolivyalının günlük yaşam deneyimlerin de  zafer hissi çok daha az belirgindir. Bolivyalı uluslararası bir su eylemcisi olan Marcela Olivera bu uçurum karşısında duydugu hayal kırıklığını aşağıda sözlerle açıkladı:

Hepimiz herşeyi birden elde edemeyeceğimizi ve kısıtlamalar olacağını biliyoruz. Bunu Su Savaşı sonrası,  (Cochabamba’nın su şebekesinin özelleştirilmesini engelleyen kitle hareketi) , su firmasını çalışır hale getirmek istediğimizde bir süreçi gerektirdiğini gördüğümüzde öğrendik. Benim için bir devrim yaptığımızı söylemek  kabul edilemez. Buna devrim diyorlar ancak söz konusu olan yalnızca reformlardır. Semantik bir devrim yapamazsın.

Devrim ne bir soyutlanmışlık içinde yapılabilir ve ne de başkalarından destek almıyorsa uzun bir süre yaşayabilir. Gerek savaş gerekse de barış zamanlarında kapitalizmi iten can alıcı rekabet  küresel sistemin bir gerekliliğidir.

Bolivya’da ki politik tartışma Marx ve Engels’in 150 yıl önce Kömünist Manifesto’da yazdığı gerçekliği her bir satırı doğru olarak bügün de bir kez daha vurguluyor:  : ” Sürekli genişleyen sürüm ihtiyacını karşılamak için burjuvazi, yeryuvarlağının bütününe el atmakta. Her yerde yerleşmesi, her yerde yapılaşması, her yerde bağlantılar kurması gerekiyor”

Burjuvazi  dünyanın etrafından kazanç için değil ama yayılan uluslararsı devrimden saklanmak için bir yerlere koşup saklanana kadar, gerçek bir sosyalizmin hayata geçirilmesi ihtimalinden söz edemeyiz. Kapitalizm sonrası bir toplumun bir ada gibi yaşayabileceği düşünçesi,  kendi korporasyonlarının yeni pazarlara açılması için hevesle bekleyen kendisine düşman adalarla sarılmış olduğunu görmezden gelmektedir.

Morales’in izlediği yolun gerçekten de Bolivya’yı sosyalizme ulaştırıp ulaştırmayacağına inanıp inanmadığı karar verici etmen değildir. Önemli olan aşağıdan yukarıya baskının devam edip etmediğidir.  İktidarda ki MAS ile  onu beş yıl önce iktidara taşıyan  radikal, bir hayli savaşçı sol arasında ki uçurum yavaş yavaş büyümektedir.

Bolivya’da sınıf mücadelesinde yeni patlamaların olup olmayacağı ya da ne zaman olacağını tahmin etmek mümkün değildir, ancak, açıktır ki, sol ve sosyal hareketler ülkenin devrimci bir şekilde dönüşümü için bağımsız bir yol izlemelidirler. (10.08.2010, Socialıstworker.org)

Çeviri: Erol Yeşilyurt-lahy

Bolivya: Sosyal gerilimler patlama noktasında F.Fuentes

Bolivya’da Protestolar Bitti mi? Ertelendi mi?



Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: