latin amerikan haber yorum

Küba: Sosyalizm Adı Altında 500 Bin Kamu Emekçisi İşten Çıkarılıyor

Posted by lahy 03/11/2010

Uluslararası İşçi Birliği- 4.Enternasyonel (LIT-CI)

cuba_-_CI_outubro

Kapitalist düzenlemelere karşı Kübalı işçileri savunalım!

Küba’dan gelen haberde, daha derin bir yapısal uyum kapsamının bir parçası olarak Küba devleti, ülkenin işgücünün yüzde onluk kesimine denk gelen 500 bin işçinin işten çıkartılacağını açıkladı. Küba devletinin duyurduğu bu uygulama dünya solunda bir tartışmayı, Küba tartışmasını tekrar alevlendirdi. Küba hükümeti ve onun ulusal ve uluslararası savunucularına göre bu önlemler sosyalizmi modernleştirmek ve savunmak için gerekli ve bu şekille ülke kendisini var olan ulusal ekonomik ve politik şartlara göre biçimlendiriyor. Karşıt pozisyondakiler bu önlemlerin tek açıklamasının kapitalizmin Küba’da restorasyonu ve bu uygulamalar ile kapitalist ülkelerin mevcut krize verdiği yanıtın, genel anlamda uluslararası ve özelde Küba devletinin krize karşı uygulaması olarak anlaşılması gerektiği görüşündeler.

Yedek sanayi ordusu oluşturmak

Yarım milyon işçinin işten çıkarılması çok daha küresel ve sürekli yapısal planın parçasıdır. İlk duyurulan bu rakama gelecek beş yıl içinde bir yarım milyon daha eklenecektir. Bunun anlamı, devletin sahip olduğu işgücünün yüzde 20 sini işten çıkarmaktır. İşinden olan işçilerin geleceği ne olacaktır? Küba’da işsizliğe karşı sosyal sigorta sistemi yok. Resmi propaganda bu işçilerin diğer sektörlere, yani özel sektöre kaydırılacağından bahsediyor. Aynı zamanda Küba yönetimi devletin küçük işletmeler üzerindeki kontrolünü azaltmayı,  178 yeni iş alanına lisans verilerek, özerk ya da kendi adına çalışmaya imkân verilerek ve bu yolla belirlenen iş alanlarının yarısında işçi çalıştırılmasını serbest bırakmayı planlıyor.

Hatta resmi gazete Granma, işçilerin 250 bininin serbest meslek çalışanı olarak(verilecek yeni lisanslar ile) istihdam edileceğini ve geri kalanının diğer serbest çalışanların oluşturdukları (şu anda var olan ve serbest çalışan taksi sürücüleri, berber ve kuaför gibi) kooperatiflere yerleştirileceği ya da doğrudan özel mülkiyete geçirileceğini yazdı.

Kendi adına çalışanların kısa sürede iflas edeceğini diğer ülkelerin deneyimleri doğrultusunda söyleyebiliyoruz. Küba Komünist Partisinin kendi iç dokümanında da yılsonundan önce birçoğunun iflas edeceği gerçeği kabul ediliyor. (Clarin, 15.09.2010). Yani,  birçoğu özel şirketlerin sömürüsünün altına girecek ya da şu anda var olan işsiz sayısını artırarak Marks’ın deyimiyle yedek sanayi ordusunun saflarına katılacaktır.

Daha fazla önlem

Halkın gıda ihtiyacını karşılamak için devletin uyguladığı sübvansiyonların kaldırılması ve yoksulların daha düşük ücretlerle tüketim sepetinin önemli bileşenlerini karşılamak için aldıkları karne uygulamasına son verilmesi diğer yapısal önlemler arasındadır. Ardından kamu sağlığı ve eğitiminin artık ücretsiz olmayacağı, bu hizmetlerin karşılanması için tam ya da kısmi ödeme uygulamasına geçileceği duyuruldu.Diğer kapitalist ülkelere çok benzer bir durum, yaptıklarını yürek burkan gerçekleri meşrulaştırmak için en yüksek geliri olan tek sektör bu katılım paylarını ödeyecek derken, diğer ülke tecrübeleri bunun nelere yol açacağını bize öğretmişti.

Son olarak, tüm bu tedbirler kamuda çalışan emekçilerin ücretlerinde yaşanan sürekli bozulmanın arka planında gerçekleşiyor. Çalışanların çoğunluğunun ücretleri 10-15 dolar arasında, turizm ya da özel ticaret şirketlerinde çalışanların aldığı ücretler 35-40 dolar arasında değişiyor.

Hükümet ekonomisti Omar Eveleny Perez Villanueva’nın hesabına göre; 1988 yılı ile karşılaştırıldığında “2009 yılının ücretleri o yılın yüzde 24’üne denk geliyor”.(Gerçek ücretlerde yüzde 76’lık bir kayıp var). Bu rakamın anlamı Kübalı emekçilerin satın alma gücünde yüzde 75’ler civarında bir kayıp olduğudur.

Ayrıca Küba hükümeti, İngiliz şirketi olan Esencia Hotels&Resorts ile Küba şirketi olan Palmares Sa ortaklığına yabancılar için lüks konaklama imkânını içeren doğal güzellikler barındıran Varadero ve Pinar del Rio’da16 özel yeni golf sahası inşa etmeleri için yetki verdi.

Eğer biz bu önlemleri alt alta sıralayıp ve hangi ülkenin bu planları uygulamaya soktuğundan bahsetmeseydik, herhangi bir kişi hemen ortaya çıkıp bu planların büyük şirketlerin ve onların yararına ve işçilere karşı başlatılan tıpkı Yunanistan, İspanya, Fransa’nın uygulamaya soktuğu gibi kapitalist yapısal planların bir başka klasik uygulaması olduğu sonucuna varırdı. Kuşkuya gerek kalmadan sol, şimdi Avrupa da olduğu gibi savaşmaya ve grevlere ve işçi gösterilerine destek verme çağrısında bulunurdu.  Ama şimdi aynı şey Küba’da cereyan ediyor, hükümet ve birçok sol militan ve dünya genelindeki birçok örgüt sadece bunun kapitalist uyum planının bir parçası olmadığını ve sosyalizmi savunmak için olduğuna benzer şeyler söylüyor.

Raul Castro “çalışmadan yaşanılabilecek dünyadaki tek ülke kavramını silmek gereklidir” açıklamasında bulundu.(Granma,02.08.2010). Raul’un tutumu diğer patronların ya da kapitalist ülke başkanlarının açıklamasına benzemektedir.  Kamu işçileri çalışmayı sevmeyen, kamunun kaynaklarını emen süngerlerdir ve devlet bunlardan kurtulmalıdır.

2. Dünya savaşı sonrası ve Küba süreci

1959 yılında başlayan Küba devrimi ikinci dünya savaşı sonrası yaşanan yeni işçi devletlerinin ortaya çıktığı ( Çin, Yugoslavya ve Küba) süreçlerin bir parçası ve sosyalizme geçiş ekonomisi ile insanlığın üçte birinde kapitalist işleyişe son veren büyük kazanımlar sürecinin bir parçasıdır.

Küba’da Fidel, Raul ve Che’den oluşan liderlik komünist parti kökünden gelmediler, aksine Batista diktatörlüğüne karşı ve demokrasi için savaşan küçük burjuva kökenliydiler. İktidarı ele geçirdiklerinde bu liderlik başlangıçta sahip oldukları programdan daha ileri giderek, emperyalizmden ve Küba burjuvazisinden koparak ve onları mülksüzleştirerek Latin Amerika’da ki ilk işçi devletinin inşasına başladılar.

Küba halkı emperyalist ülkelerle karşılaştırılabilir seviyede eğitim ve kamu sağlığı alanında son derece önemli ilerlemeler sağladılar. Bu alanda Brezilya, Meksika hatta Arjantin gibi ülkeleri gerisinde bıraktı. Aşırı yoksulluk ve kıtlık bertaraf edildi öyle ki, bu başarıları emperyalist örgütlerce kabul edildi ve araştırıldı.

Emperyalizmin burnunun dibinde Küba, sosyalist devrimin başarısının sembolü haline geldi. Liderleri Fidel ve Che, dünya genelindeki milyonlarca devrimci savaşçı için referans oldular. Fakat Küba, başından itibaren tek ülkede sosyalizm olarak bilinen Sovyet bürokrasisinin bürokratik ve antidemokratik uygulamasını yeniden üretti.

Bu tutuma uygun olarak, dış politikada daima kendi devletlerini savunmanın yolunu aradılar ve barış içinde burjuva hükümetlerle bir arada yer alma tutumları devrimci süreçlere zarar verdi. Bunun örneklerini 1970’de Arjantin’de, Juan Peron ve Peru’da Velasco Alverado hükümetlerine verilen destekte bulabiliriz. Sandinist liderlerde buna uyarlandılar. Burjuvaziyi mülksüzleştirme yoluna gitmediler ve Nikaragua’da işçi devletini inşa etme çabasında bulunmadılar.

Küba’da restorasyon

1970’li yılların ortalarından beri bürokratik yönetimin kötü uygulamaları ve uluslararası ekonomik şartlardaki değişiklikler tüm Doğu Avrupa’da ki “ulusal geçiş ekonomilerinde” durağanlığa ve krize yol açtı. Stalinist bürokrasi bu ekonomileri savunmayı (desteklemeyi) bıraktı ve artan bir hızla restorasyon planlarını uygulamaya başladı. Küba’da da 1977-1983 yılları arasında birçok tekil ya da parçalı kapitalizmden yana reformlar, bu yolu hazırlamak için devreye sokuldu. Fakat tüm bu yapılanlar kapitalizmin restorasyonunu tam olarak sağlayamadı. Kooperatifler o günlerde yasallaştı ve birçok iş ve hizmet alanı özel sektör etkinlik alanı olarak kabul edildi.

Ama 1990, nitel değişikliklerin ortaya çıktığı yıldı. 1986 da SSCB’de kapitalizmin restorasyonunun ve 1991 yılındaki çöküşten sonra, öncesinde Sovyet bürokrasinin desteği ile askıya alınan Küba ekonomisinin krizi daha da yükseldi.

Castro liderliği hatta Fidel’in kendisi işçi devletinin temel kazanımlarını askıya alan siyaset uygulamaya başladı. Üretimin ana araçlarının kamulaştırılması ve devletin elinde merkezileşmesi ve merkezi planlı ekonomi ve dış ticaret tekelini gevşeten uygulamalar. Tüm bu kazanımlar nasıl ortadan kaldırıldı? 90’lı yıllarda alınan tedbirlerle; merkezi planlama kurulunun 1992 yılında lav edilmesi gibi örneklerle. Şirketlere yabancı ülkelerle serbest ticaret yapmasına izin veren uygulama ve 1995 yılında yabancı yatırımcı yasası ile özel şirketler ülkede mevcut hale geldiler ve karlarının yüzde yüzünü kendi ülkelerine göndermelerine olanak veren bu yasayla. Küba bir kez daha kapitalist devlet haline gelmiştir çünkü şimdilerde ekonomisinde tam değer yasası ve özel kar arayışı işlemektedir.

Emperyalizmin adaya girişi

Restorasyon ifadesini Miami’yi mesken tutan eski solucan burjuvazinin ülkeye geri dönmesinde bulmadı ama Avrupa emperyalizmi, Küba ekonomisi üzerinde, (özellikle İspanya ve Kanada) özellikle turizm ve ticaret gibi başlıca alanlarda yarı sömürge dinamikler gösteren artan bir hâkimiyete sahip oldular.

Turizm ülkeye yüksek miktarda dolar getiren sektördür. Mevcut yatak kapasitesinin neredeyse yarısı İspanyol grup Sol Melia ve Barcelo’nun ağırlıklı ortak olduğu yabancı şirketlerce yönetilmektedir.

Nikel ve kobalt madenciliğinde Küba sırasıyla dünya rezervlerinde birinci ve ikinci yerdir. Çok uluslu şirket Sherritt’in katılımıyla Küba-Kanada şirketi olan Metalurgica de Moa, nikel ihracatının yüzde 40’ını kontrol ediyor. Petroldeki sömürü Meksika körfezi bölgesinde,   Repsol-YPE, Brezilya’dan Petrobras, Norveç’den Ocean Ring ve Kanada’dan Sherrit Gordon ile başladı. İsrail sermayesi Waknie and Bersousky şirketi ile inşaat sektöründe büyük bir ağırlığa sahip. Aynı zamanda bu şirket, narenciye ve meyve suyu ticaretinin yüzde 68 ini kontrol ediyor. Aynı durum geleneksel üretimi yapılan tütün ve romda da söz konusudur. Havana purolarının ana üreticisi olan Altadis şirketinin yarısı satıldı ve şimdi İngiliz Imperial Tobacco’nun bir parçasıdır. Yine meşhur Havana romu, Havana Club, şimdi Fransız grup Pernod-Ricard’ın kontrolü altındadır.

Bu yüzden bugün Küba ticari olarak izole bir ülke değildir.  Dünyanın her yerinden ülkeye yatırımlar yapılıyor. Aslında,  en başından, burjuvazinin mülksüzleştirilmesi nedeniyle, emperyalizm Küba’ya bir düşman olarak davrandı hatta Domuzlar Koyu çıkarması ile adanın işgal edilmesini denedi, güçlü bir siyasi ve ticari abluka oluşturdu. Fakat 80’li ve 90’lı yıllardan başlayarak pazarın açılmasıyla ve ardından kapitalizmin restorasyonuyla başta Avrupalı şirketler olmak üzere emperyalizmin gittikçe artan sayıdaki sektörü Küba ile ticarete başladı.

Sadece Amerikan emperyalizmi hala ticari ambargo uyguluyor çünkü solucan burjuvazi hala ABD’de güçlü ve devrimden sonra mülksüzleştirilen bu kesimler kayıplarını ellerine geri almayı garanti altına almak için ablukanın sürdürülmesini talep ediyorlar.  Küba ile ticareti engelleyen yasalara rağmen ABD’li şirketler ada ile izin verilen kimi alanlarda ticaret yapıyor. Bu normal çünkü Amerika burjuvazisinin daha fazla sektörü serbest yatırım yapmak istiyor ve bu nedenle Küba ile ticareti geliştirmek istiyor, adanın rakiplerine sunduğu fırsatları kaçırmak istemiyor. Bu nedenledir ki ABD bugün Küba’nın 5 en büyük ticaret ortağından biridir.

Çin ile benzerlik

Devrime liderlik eden kişilerin sosyalizmi savunma adına kapitalist restorasyonu gerçekleştirdiklerini söylememiz bazılarına biraz garip gelebilir. Sosyalizmi savunmanın anlamı Gorbaçov ya da Çin komünist partisi liderliği için hiçbir şeydi. Öyle ki bu liderler restorasyoncu politikalarını gizlemede sosyalist söylemi kullandılar.

Ancak Rusya ve Doğu Avrupa’da komünist partiler iktidarı kaybederken, Çinin içinde bulunduğu süreç rejimi değiştirmeksizin kapitalizmi restore etmenin mümkün olduğunu ispatlamıştır. Çin Komünist Partisi ÇKP, hegomonik gücünü muhafaza ederken, ülke artık uzun süredir işçi devleti olmaktan çıkıp KP liderlerince yönetilen kapitalist bir devlet haline geldi.

Çin’de kapitalist restorasyonun arkasında olan, politik rejimin KP tarafından diktatöryal anlamda baskılanması ile sömürünün en yüksek seviyeye çıkması gerçeğidir.  Bu iki ülke arasındaki fark ne olursa olsun gerçek olan Küba’da işleyen sürecin Çin’in gittiği yola benzemesidir. Restorasyonun KP ile gerçekleştirilmesi. Fidel Castro’nun “Çin modeline” övgü dizmesi bir tesadüf değildir.

Sosyalizmin adının lekelenmesine son!

Küba hükümeti ve onun ulusal ve uluslararası savunucuları bu uygulamaların mevcut olduğunu kabul ediyorlar ama tüm bu yapılanların sadece sosyalizmi savunmak için olduğunu söylüyorlar. Çin’de işçilerin vahşi sömürüsü ve Castro yönetiminin gerekli dönüşüm dedikleri kapitalizme uyum planları ile sosyalizmin bağdaştırılarak sosyalizmin adının lekelenmesine son verilmelidir.

Dürüstlükle bu önlemlerin sosyalizmi savunmak için haklı olduğuna inananlar sosyalizm için dünya genelinde mücadele veren milyonlarca işçinin gerçek mücadelesini zorlaştırıyor. Çin ve Küba gerçeğini görerek, kapitalizm altında gerçekleşen aynı sömürü ve aynı yapısal uyum planları uygulanıyorsa neden sosyalizm için mücadele edeceğiz diye soracaklardır.

Bugün Küba’da sosyalizmin gerçek savunusu, yapısal planlara ve hükümete karşı işçilerin mücadelelerini yükseltmekle ve bu mücadeleleri ortaya çıktığında desteklemek ve savunmakla başlar. İşçilerin örgütlenmesini kolaylaştıracak, grev hakkı ve işçilerin kendilerini hükümetin başlattığı saldırı planlarına karşı savunmak için devletten bağımsız sendikalarda örgütlenebilmesi için demokratik özgürlükleri savunmaktan geçer. Sadece kapitalist uyum planlarına karşı geliştirilecek mücadele  sosyalist devrim için bir zeminin oluşturulmasını mümkün kılacak ve bu sosyalist devrim işçi sınıfını iktidarına taşıyacaktır.

17.10.2010

Çeviri: İşcilerin Birliği.org

Kaynak: Cuba: En nombre del “socialismo” despiden 500.000 empleados estatales

Reklamlar

3 Yanıt to “Küba: Sosyalizm Adı Altında 500 Bin Kamu Emekçisi İşten Çıkarılıyor”

  1. […] veriyorBolivya: Hükümet sosyal protestoyu cezalandırıyorKüba'da kapitalizmin yeniden inşasıKüba: Sosyalizm Adı Altında 500 Bin Kamu Emekçisi İşten ÇıkarılıyorWikileaks: ABD, Hugo Chavez'i tecrit etmeye calışıyorMicah Uetricht – Benjamin Dangl […]

  2. mustafa mavi said

    bu haberde yanlıslık var birkere kubada çalışsın yada çalışmasın herkesin saglık tedavi gibi hakları vardır. hatta kuba vatandaşı olmayanların bile ucretsiz saglık hakkı vardır sadece ilaç para verirler.
    oda çok cuzzidir.

  3. […] (4) LIT-CI, Küba: Sosyalizm Adı Altında 500 Bin Kamu Emekçisi İşten Çıkarılıyor […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: