latin amerikan haber yorum

Nestor Kirchner ölünce – Ayhan Sever

Posted by lahy 05/11/2010

Arjantin’de geçtiğimiz çarşamba sokağa çıkma yasağı vardı, nüfus sayımı için. Aynı gün, sabah saatlerinde Nestor Kirchner (60) bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Bu Arjantin’i yasa boğdu. Nestor Kirchner, 2001 krizi sonrası ilk seçimlerde başkan olmuş (2003-2007), daha sonraki seçimde yerini eşi şimdiki başkan Cristina’ya bırakmıştı. Önümüzdeki sene yapılacak olan seçimlerde de yeniden aday olacaktı. 2020’ye kadar iktidarda kalma hesapları yapıyordu. Ölümü sonrası, sokağa çıkma yasağı devam etmesine rağmen insanlar Casa Rosada‘ya (başkanlık sarayı, Plaza De Mayo‘da) akın etmeye başladı. Bu akın cenazenin oraya getirilmesiyle birlikte günlerdir sürüyor. İlk akşam binlerce kişi sokaklara dökülerek gösteri yaptı. Gazetelerin ortak yorumunda Arjantin tarihi açısından Eva ve Juan Domingo Peron‘un ölümüyle N. Kirchner’inki eşdeğer tutuluyordu.

Merhumu nasıl bilirsiniz sorusuna, ona zamanında Bay K adı takmış olan muhalefet dahil olmak üzere iyi bilirdik diye topluca yanıt verdiler. Futbolcular başta olmak üzere herkes onunla anılarını anlatmaya başladı. Zaten ölüm haberinden itibaren (bugün üçüncü gün) Arjantin TV’lerinin tamamı sadece, Nestor Kirchner hakkında yayın yapıyor denilebilir. Bizim elçiliğin 29 Ekim kutlamasını iptali bile bu işin buralarda ne kadar ciddiye alındığını size gösterir sanıyorum.

Nestor Kirchner’in yaptıklarına gelince. 2001 krizi sonrası ülkenin toparlanmasında önemli bir rol oynadığı görünür gerçeklerden biri. Halen ülkede özel hastaneler ve okullar olmakla birlikte ağırlıkla eğitimin ve sağlığın parasız olması yoksulların gözünde onu en önemli kılan şey. Bir taraftan da solun ona “komisyoncu” adını takmasına neden olan özelleştirmelerin sürmediği anlamına gelmiyor. Yoksullar için bütün politikacılar birer hırsız. Ama o ve eşi en azından bizi ücretsiz eğitim ve sağlıktan mahrum bırakmadılar diye düşünüyorlar. Ayrıca dikkatimi çeken bir nokta Türkiye’yle karşılaştırıldığında burada su, elektrik, doğalgaz ve telefon-internet sudan ucuz. Bira ve şarap da. Mesele sadece tabii iktidarda olanlarda değil. Burada sağ dahil halk her gün hak aramak için sokakta yani adaletsiz davranmakta biraz yürek ister.

Nestor Kirchner’in ikinci önemli adımıysa, unutturulmaya çalışılan cuntacıların yeniden mahkemelerle buluşmasını sağlaması olmuş. Hiçbiri rahat döşeğinde ölemiyor. 30.000 kişinin katilleri hala bu toplumunun sağcı ve varlıklı kesimleri açısından saygın insanlar. Ama toplumun büyük çoğunluğu için insanlık adına mahkum edilmişler.

Biraz konuyu dağıtmış olacağım ama kusura bakmayın. Geçenlerde dilimize “Ölü Ruhlar Ormanı” (Doğan Kitap) olarak çevrilen J.C. Grange’nin bir romanını okudum. Bu çok satar yazarın öyküsünün önemli bir kısmı Arjantin’de geçiyordu. Arada cuntacı porteleri de çizilmişti. Ama cuntanın neden vuku bulduğu vb gibi bir sürü soru es geçilmiş, bir macera romanına uyan bir tarzda bütün iş cani askerlerin icraatları olarak sunulmuş. Daha sonra da kurbanlardan birer canavar yaratılmış. Bir an bizim memlekette “derin analizler” yapan muhteremlere aklım gitti, (işin tartışılması gereken ve önemli olan yönlerini atlayarak) onlar da kurban ve muhataplardan birer canavar yaratmaya çalışmıyorlar mıydı? Yoksa onlar da acaba çok satar bir yazar olma arzusunda mıydı? Elbette satabilirler, bir ihtimal neden olmasın.

Tekrar Nestor Kirchner’e dönecek olursak, özellikle son dönem Güney Amerika’nın entegrasyonu doğrultusunda yürüttüğü çabalar ve Güney Amerika Birliği (Unasur) genel sekreterliği pozisyonundaki gayretleri izlediği politikalar, diğer birlik yanlısı ülkelerce takdir ediliyordu. Bu durum, ABD açısından ise rahatsızlık yaratıyordu. İç politika alanında ise, onun politik etkinliği, Peronizmin kendi içindeki çelişkili seyrini de bize yansıtıyor. Peronist parti tarihte de bir yandan popülist bir çizgi izlerken bir yandan da sermayeyi hiçbir zaman karşısına almamış. Aynı zamanda parti içerisinde sol-popülist unsurların yanı sıra sivil faşistleri de barındırmış. Nitekim Kirchner’in ölümüyle birlikte gene Peronist parti içerisinde olan Duhalde‘ye gün doğdu. Geçen haftaki mektubumda bahsetmiştim, kendisinden öldürülen gencin katillerinin arkasındaki kişi diye söz edilmekteydi. (Bu cinayetle ilgili, birkaç kişi gözaltına alınmasına rağmen, hala şüpheli statüsündeler) Geçen hafta da Duhalde’nin taraftarlarının onu yeni başkan adayı olarak lanse eden afişleri duvarları süslemeye başlamıştı. Arjantin’de siyaset sahnesindeki kartlar yeniden karılacak. Gelecek seçimlerde şimdiki başkan Cristina büyük olasılıkla yeniden aday olur. Önceki seçimde, maço bir toplum olan Arjantin’de eşinin varlığı önemliydi. Şimdi tek başına şansı daha az. Ayrıca bir erken seçime zorlamak için yeni provokasyonlar tertip edilebilir, çünkü ABD’nin bölgedeki hegemonya arayışı ufak çaplı muhalefete bile müsaade etmemek yönünde.

Bu ölüme sevinenler de oldu. Kim mi, tabii ki ABD merkezli uluslararası piyasalar diye anılan sülükler. Arjantin hisse senetlerinin satışları bir anda tavan yaptı, “gözümüz aydın, IMF yanlısı bir hükümet geliyor”, diye sevinçli bir telaş basmış onları.

Not: Geçenlerde böyyük gazetelerimizden birine bakarken, Sit alanları, enerji santrallarıyla ilgili Ulu Hakanımız Tayyip Han hazretleri yine höykürmekteydi. Altta okuyucu yorumları vardı. Son hızla Kemalistlerin kötülüklerini anlatmaya başlamışlardı. Benzer alakasız ilgilerle daha önce başka haberlerde de karşılaşmıştım, memlekette ideolojik hegemonya denilen hadisenin ne boyutlara ulaşabileceğini anlamış oldum. Hatta memlekette bu kadar başarılı olduklarına göre bu işte ömür tüketen abilerimizi buraya da davet etmek icap eder dedim. Çünkü bu densiz Arjantinliler her lafın başına mutlaka köylü köylü bir emperyalizm işi sokuşturuyorlar. Akşam sabah hak arama peşindeler, nesne olduklarının bir türlü farkına varmıyorlar, varsa yoksa Amerikan emperyalizmi kahrolsunmuş. İşte bu yüzden ikna edilmeleri gerekir, çünkü belli mi olur başkalarına kötü örnek olabilirler. Bunun için “ideolojik babalar”ımızın buralara bir sefer düzenlemesinde yarar vardır. Masraflar için endişelenmesinler, yeme içime gezme masrafları benden. E artık kalanı da onlar cemaate mi, TRT’ ye mi fatura eder bilemem. Ayrıca burada yapacağımız aydırma sohbetlerinin cahil Arjantin solcularını ve halkını da ikna edebileceğinden pek emin değilim. Ama en azından biftek konusunda dünyada bir numara olmalarına rağmen, etin terbiyesinden bihaber olan Arjantinlilere (bu konularda bilgisi görgüsü herkesin malumu olan) Ahlakçı Niyazi üstadımız, kırmızı şarapta biftek nasıl marine ediliri öğretebilir, böylelikle halkımızın bu hususta biraz olsun gözü, gönlü, dimağı açılır.

31 Ekim 2010, Birgün

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: