latin amerikan haber yorum

Benjamin Dangl – Dinamitle Dans: Latin Amerika’da Devletler Ve Toplumsal Hareketler

Posted by lahy 10/11/2010

[Benjamin Dangl, Guardian unlimited, The Nation, The Nacla Report on the Americas gibi yayınlar için Latin Amerika genelinde gazeteci olarak çalıştı. Daha önce yayınlanmış The Price of Fire: Resources Wars and Social Movements in Bolivia adlı bir kitabı var ve ayrıca TowardFreedom.com‘un editörü. Dancing With Dynamite -Social Movements And States In Latin America [Dinamitle Dans Etmek – Latin Amerika’da Devletler Ve Toplumsal Hareketler, Ekim 2010 AK Press] Benjamin Dang’ın son yayınlanan kitabı. Aşağıda, Upside Down World‘da yayınlanan kitabın giriş bölümünden bir parçanın çevirisini yayınlıyoruz. Kutlu Tunca, Defter]

Motorsiklet, çiftliklerinin önünde aylaklık eden aileler ve küçük inek sürüleri arasında uzayıp giden kırmızı çamurlu, yumuşak orman yolunda gürültüyle ilerledi. Paraguay’ın kırsal Onondivepa topluluğunda kalacağımız yer için yiyecek bir şeyler almak için, motoru tozlu bir dükkanın önüne çekerek, tezgahın ardındaki kadına, “hazır yiyecek ne var” diye sorduk. Kadın tezgahın altından bir testere çıkartarak, büyükçe bir sığır eti dilimi kesmeye başladı. Eti ve bir bira kutusunu motorun arkasına bağlayarak, yola devam ettik.

Topraksız köylü aktivist Pedro Caballero’nun yaşadığı yere vardığımızda, bir veleybol maçı oynanıyordu. Caballero’nun çoçukları kirli ve büyük gözlü kedilerle oyuna dalmış etrafta koşuştururken, karısı da bize taze portakal ikram etti. Güneş yeni batmıştı, Caballero’nun karısı, evin tavanındaki çıplak elektrik hattına metal bir telle bağlı ampulü yukarı yükselttiğinde, lambanın ışığı çevremizde birikmiş komşulardan oluşan küçük kalabalığı aydınlattı. Ansızın koro halinde havalamaya başlayan köpeklerin hareketlendiğini ve ormana doğru koşturduklarını fark ettik. Bütün sağlık kurumlarından uzak bu küçük topluluktaki başlıca ölüm nedeni olan zehirli bir yılan bulmuşlardı.

Siyah saçları omuzlarına düşen genç ve zayıf bir adam Caballero. “Biz topraksız köylüleriz” derken, bir yandan da kızına portakal soyuyordu. Arazide yaşayan biri olarak ailesini geçindirecek kadar besin üretmek için, komşuları ve akrabalarıyla birlikte çalışıyor. Fakat ya topraksız köylülelere çeşitli engeller çıkartan ya da onları görmezden gelen baskıcı devlete karşı da mücadele veriyor. “Hiç kimse bizi dinlemiyor, bu yüzden sorunu kendimiz çözmek zorundayız” diyor. Caballero hayatta kalmak için bir son çare olarak toprağı işgal etmekten söz ediyor. “Yasal yollar işlemiyor, öyleyse yasadışı bir bir yol seçmek zorundayız, çünkü bu etkili bir yöntem.” (1)

Caballero şu anki Paraguay devlet başkanı Fernando Lugo’nun bir destekçisi ve uzun süre bir dostuydu. Başkanın seçim kampanyasında çalıştı; Lugo, göreve başladıktan sonra kırsal alandaki onbinlerce topraksız köylü için acil bir ihtiyaç olan toprak reformunu gerçekleştireceği sözünü vermişti. Fakat şimdi Caballero, “başkanın “ona her şeyi veren toplumsal kesimlere sırt çevirdi”ğine inanıyor. Her şeye rağmen Caballero, diğer topraksız köylü liderleriyle birlikte verdiği militan mücadeleye son vermedi. “Tarım reformu hükümet dairelerinde değil, sokaklarda, meydanlarda, toprak işgalleriyle olur” diyor.

Caballero soya yetiştirmek için Paraguay topraklarını ele geçiren Brezilyalı toprak sahipleriyle topluluk arasında yaşanan ihtilaflarla ilgili hikayeler anlatıyor -soya bu bölgede, tarım ilaçları, rüşvetçi yargıçlar ve silahlı haydutlardan oluşan bir kokteyl sayesinde süratle genişleyen ve Paraguaylı küçük çiftçileri [campesions] benzersiz ölçüde yerinden yurdundan eden bir ürün. Devletin teşvik ettiği ve koruma altına aldığı bu zehirli ürünün yarattığı tehdit, Caballero ve ailesi için de ufukta görünmeye başlamış: küçük tarlasının hemen gerisinde yer alan büyük bir soya çiftliği, nehire yakın bir tepeden aşağı doğru hızla yayılıyor. Soya üretiminde kullanılan tarım ilaçları şimdiden yerel su kaynaklarını kirletmeye başlamış durumda. Şu ana kadar topluluk, bıçakları ve örgütlülüğü sayesinde tarlalarına doğru ilerleyen bu tecavüze direndi.
Caballero’nun amcası olan Ramón Denis, topluluğun tahliyeye karşı direnmesi konusunda son derece kararlı. “Topluluğumuzda soya’ya asla izin vermeyeceğiz” diyor. “Bu topluluk içinde, hep birlikte çalışıyoruz. Topluluk duyarsızken hiçbir şey mümkün değil. Topluluk harekete geçtiğinde ise her şey mümkündür.” (2)

Onondivepa’nın hikayesi, bu kitabın merkezindeki karmaşık ilişkinin, yani toplumsal hareketlerle devletler arasındaki dansın bir parçasını oluşturuyor. Hayatta kalma zorunluluğu yasaya baskın çıkıyor, doğuştan sahip oldukları haklar temelinde eyleme geçen insanlar devleti önemsemiyor, ve topluluk bir defa harekete geçtiğinde her şey mümkün hale geliyor.

Umutsuzluk halkı birlikteliğe zorluyor, dolayısıyla bu ilişkiden dönüştürücü ve bastırılamaz bir güç doğarak gelişebilir. Güney Amerika’da büyük bir halk çoğunluğunun kendini bugün içinde bulduğu durum, ABD’nin Büyük Bunalım dönemindeki koşullar kadar dehşetli. John Steinbeck The Grapes of Wrath‘da [Gazap Üzümleri] bu acı dolu dönemin doğurduğu dayanışmayı etkileyici bir dille anlatır:

“Sebepler çok derinde ve basit; midedeki bir açlık, onu milyonla çarpın. Mutluluğa ve bir parça güvenceye hasret yalnız bir ruhtaki açlık, onu da milyonla çarpın. Gelişmek, çalışmak, yaratmak için yanıp tutuşan kaslar ve zihinler, bunları da çarpın milyonla…Tehlike buradadır, çünkü bir arada bulunan iki kişi, tek başına olan biri kadar yalnız ve şaşkın değildir. Ve bu ilk “biz” sözünden bir kat daha tehlikeli bir şey doğar: “Birazcık yiyeceğim var” artı “Bende hiç yok.” Eğer bunun sonucu “Biraz yiyeceğimiz var” olursa, hareket başladı demektir. Bir yön kazanmıştır hareket. Artık tek gereken biraz çoğalmaktır. Şimdi bu toprak, bu traktör bizim oluverir.”

Bu sözler,halkı örgütlenme ve sendikalaşma yoluyla sömürüye dayalı iktisadi sistemlere ve ideolojilere karşı mücadeleye zorlayan açlık gerçeğini anlatıyor. Brezilyalı gecekondu sakini Carolina María de Jesús’un bölge halkının yaşadığı yoksulluğu anlatırken kullandığı bir ifadeyle: “Açlık, insan bedeninin dinamitidir.” (4) Açlık dinamiti insan için bir özyıkım olabilir, fakat insanları radikal, özgürlükçü bir eylemliliğe de zorlayabilir.

Açlık, 1952 devriminde Bolivyalı madencileri askeri diktatörlüğü yıkmak için bir araç olarak dinamit kullanmaya zorladı. 10 Nisan 1952′de, yollarını aydınlatan ayışığıyla birlikte La Paz kentine inen madenciler, şehri kuşatarak yeni bir iktidara öncülük yapıyordu. Makam sahibi “isteksiz devrimciler”, ülkedeki değişim taleplerini yasallaştırmaya aşağıdan yapılan eylemlerle zorlandı. Madenciler mücadele ederek, madenler üzerinde mülkiyet hakkını kazandı. Topraksız köylüler büyük arazileri işgal ederek, hükümeti toprak reformunu gerçekleştirmeye zorladı. Halkın baskısı karşılığında isteksiz devrimciler, genel oy hakkını ve eğitime kapsamlı erişimi kabul etmek zorunda kaldı.

O dönemlerde Amerikan Dışişleri Bakanlığı Bolivya devrim hakkında şunları yazıyordu: “Hükümetin isteksizliği ya da yönetme yeteneksizliğiyle birleşen tam bir hukuksuzluk karmaşası, ülkede ciddi bir anarşinin ortaya çıkmasıyla sonuçlandı.” Tarihçi Vijay Prashad ise şöyle yazar: “ABD’ye göre anarşi olan şey, Bolivyalı’lar için halk demokrasisi demekti.”

Bolivya devrimini yukarıdan yöneten açgözlü ılımlılar sadece belli bir sınıra kadar gidecekti. Sonunda iktidar arzusuna ve Waşington’un baskılarına boyun eğerek, isyancı halk kesimlerine karşı giderek daha sert politikalar izlemeye başladılar. 1950′lerde ve izleyen yıllarda hükümet, onu iktidara getiren aynı halk kesimlerine karşı tam bir şiddet dalgası üretti.

Fakat kamusal talepler dinamiti infilak etmeyi sürdürdü. 1964′de iktidar, işçi hakları eylemcilerine uyguladığı gaddar baskıları protesto eden Oruro madencilerinin üzerine askeri birlikler gönderdi. Domingo adındaki madenci, askerler topluluğun üzerine saldırdığında başlayan şiddeti şöyle anlatıyor; “Askerler ailelerin evlerine girerek onları dışarı çıkarttı; insanları iççamaşırlarıyla sokaklarda sürüklüyor ve öldürüyorlardı. Biz, Itos’daki madenciler, madenleri savunmaya çalıştık. Dinamit patlatarak şiddetli bir direniş yaptık…Bizi bırakmadılar. Bir insan barikatı ürettik ve akşam sekizden şafak sökünceye kadar bütün gece uyumadık.” Mücadeleyi askerler kazandı, ve Domingo o tarihten sonra uykusuzluk hastalığına yakalandı.

İktidar ve halk arasındaki dans, patlayıcı ve trajik olabilir. Fakat toplumun marjinalleştirilmiş kesimleri yararına sonuçlar da üretebilir. 2007′de, hain hükümetlerine karşı verdikleri mücadeleden onyıllar sonra madenciler, Ouro’da dinamitleriyle bir kez daha başkaldırdı. Bu defa farklı bir amaçları vardı: Evo Morales hükümetini şiddetli ve ırkçı sağa karşı savunmak, ve yeni anayasasanın kabul edilemesine destek olmak. Bu örnekte hareketin çıkarları hükümetin çıkarlarıyla kesişmişti. Onların dansı, bugün Güney Amerika genelinde toplumsal hareketlerle ile devletler arasında var olan çok daha geniş bir ilişkinin simgesidir.

Bu kitap, Güney Amerika’da günümüzün ad olarak sol-eğilimli iktidarlarıyla, Bolivya, Ekvador, Arjantin, Uruguay, Venezüella, Brezilya ve Paraguay gibi ülkelerde bu iktidarların işbaşına geçmesine imkan veren dinamik toplumsal hareketler arasındaki dansları ele alıyor. Devlet gücüne elkoymak ya da özerk kalmak yoluyla dünyayı değiştirme sorununu kuşatan tartışma, yüzyıllardır sürüyor. Güney Amerikalı yeni toplumsal hareketlerin canlılığı ve son dönemlerde ortaya çıkan iktidar gücü koridorlarındaki sola doğru kayma süreci, sürmekte olan bu tartışma kapsamında bölgeyi zaman olarak önemli bir araştırma alanı haline getiriyor. Güncel habercilik ve analizlerde çoğu kez görmezden gelinse de, bu dans birçok ülkenin kollekif yazgısını inşa edecek temel güçtür(…).

çev. Kutlu Tunca, Defter

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: