latin amerikan haber yorum

Astor Piazzola:“O halde neden biraz çalışmıyorsun?”

Posted by lahy 24/11/2010

Piazzola’nın yeni tangosu, kontrpuan ve sürekli bas öğeleriyle Barok dönemi müziğinden, zengin armonisiyle çağdaş klasik müzikten, doğaçlamaya da yer vermesiyle caz müziğinden öğeler taşır. Piazzola’nın yeni tangosunda şarkı sözü yoktur, dansçı yoktur. Bu müzik yalnızca dinlemek içindir. Klasik müzikte yaratıcılık yazıda, yani bestecidedir. Caz müziğinde ise yaratıcılık çalmada, yani çalgıcıdadır. Piazzola’nın yeni müziğinde ise her ikisine de yer vardır.

’Eğer meraklısı değilseniz, çağdaş klasik müzik bestecilerinin herhangi bir eseriyle hiç karşılaşmadan bir ömür geçirme şansınız hayli yüksek olabilir. Klasik müziğin hala en çok dinlenilen, senfoni orkestralarının konser programlarında en çok yer bulan örnekleri, birkaç yüzyıl önce yaratılmış eserlerden oluşmaktadır.

Klasik müziğin çağdaş örneklerinin, yaşamda karşılığının niçin bu kadar az olabildiği ciddi ve uzun süreden beri güncelliğini koruyan bir sorudur. Fakat bu soru, hepten yanıtsız bırakılmış bir soru da değildir.

Bu soruya en kuvvetli yanıtlardan birinin Arjantinli besteci Astor Piazzola tarafından verildiğini söyleyebiliriz. Onun müziği, yirminci yüzyılda hem klasik hem de popüler olmayı aynı anda başarmış bir müzik olmuştur. Hem senfoni orkestralarının konser programlarında sıklıkla yer bulmakta, hem de dünyanın her köşesinden milyonlarca kişi tarafından severek dinlenmektedir.

Arjantin doğumlu Astor Piazzola’nın müzik yaşamı, ailesinin dokuz yıl boyunca yaşadığı New York kentindeki kabarelerde, tango orkestralarında bandoneon çalmakla başlar. Burada hem de, yeni bir sanat müziği türünün, caz müziğinin gelişmesine tanıklık eder.

Kısa süre sonra döndüğü Buenos Aires’te, bandoneon çalışındaki ustalığı sayesinde kentin en ünlü tango orkestralarında çalışır; çoğunun aranjörlüğünü yapar. Bu arada piyano dersleri aldığı hocasından, kendi deyimiyle, Bach’ı sevmeyi öğrenir. Zamanla, Avrupa tarzı müzik bestelemek onun en büyük tutkusu olur.

O sıralar Buenos Aires’te yaşayan Polonyalı ünlü piyanist Arthur Rubinstein, büyük ısrarlarla kendisine yeni yazdığı piyano konçertosunu göstermek isteyen bir delikanlının bıkkınlık veren ısrarlı ricalarını kıramaz. Rubinstein, orkestranın çalacağı notalar bile yazılmamış olduğu için, yalnızca piyano partisyonundan ibaret olan “piyano konçertosu”nun ilk birkaç ölçüsünü piyanoda çaldıktan sonra, konçertosunun aslında ne kadar feci olduğunu o dakika anlamış olan gence dönüp sorar: “Müziği seviyor musun?”, delikanlı yanıtlar: “Evet maestro”. Rubinstein şöyle der: “O halde neden biraz çalışmıyorsun?”

Astor Piazzola’nın Avrupa tarzı müzik yaratabilmesi için biraz çalışması gerekmektedir. Müzikte çalışmak demek, kendinden önceki ustaların müziğini öğrenmek demek. Rubinstein’ın tavsiye ettiği ilk kompozisyon hocasının evindeki derslere, altı yıl boyunca, kendi deyişiyle, sevgilisinin evine gidiyormuş gibi heyecanla gider. Bu sırada Stravinski, Bartok, Ravel başta olmak üzere dönemin güncel klasik müzik bestecilerinin eserlerini çalışırlar. Stravinski’nin Bahar Ayini’nin her bir notasını ezbere bilir hale gelir.

Buenos Aires’te açılan bir kompozisyon yarışmasında kazandığı Fransız hükümeti bursuyla, Paris Konservatuarı ’nda 18 ay Nadia Boulanger ile çalışmak üzere , 1954’te Paris’e gider. Bu sırada 33 yaşında, evli ve iki çocuk babasıdır.

Avrupa tarzı musıki, Arjantin’den çok uzaklarda yeni kurulmuş bir cumhuriyetin de o sıralar en önemli sanat gündemidir. Eski tarz şark musıkisinden, Avrupa tarzı musıkiye “geçilmeye” çalışılıyordur bu ülkede. Bu amaçla ülkenin yetenekli gençlerinden bazıları da Avrupa’ya müzik çalışmaya gönderilmektedir. Kısa bir süre içinde Astor Piazzola’nın da öğretmeni olacak olan Nadia Boulanger, ki kendisi dönemin en iyi kompozisyon öğretmeni olarak kabul edilir, bu uzak ülkenin gençlerinden Cemal Reşit Rey ve İdil Biret’in de öğretmenliğini yapmıştır.

Nadia Boulanger’in piyanosunun başında, şimdi sıra Piazzola’dadır. 18 ay boyunca yalnızca kontrpuan çalışırlar. Farklı ezgilerin üst üste çalınması demek olan kontpuan, Piazzola’nın müziğinin karakteristik bir öğesi olacak, aynı zamanda da Barok müzikle ve Bach’la olan bağını simgeleyecekti.

Astor Piazzola’nın en önemli sorunu da yine Nadia Boulanger tarafından çözülür. Piazzola’nın o güne kadarki düşüncesi, tango müziğinin monoton ve sığ bir müzik olduğudur. Avrupa müziği ise gerçek sanat müziğidir ona göre. Bu yüzden bir tango müzisyeni olduğunu gizlemeye çalışır, bandoneon çaldığını öğretmenine söylemeye utanır. Fakat sonunda Nadia Boulanger’in Astor Piazzola’ya verdiği öğüt şu olur: Ya tango ya klasik müzik değil, hem tango hem klasik müzik.

1955’te Buenos Aires’e dönen Piazzola, o zamana kadar bilinen tango müziğinden çok farklı bir tango müziği bestelemeye ve kurduğu müzik topluluklarıyla bunları çalmaya başlar. Kontrpuan ve sürekli bas öğeleriyle Barok dönemi müziğinden, zengin armonisiyle çağdaş klasik müzikten, doğaçlamaya da yer vermesiyle caz müziğinden öğeler taşıyan bu yeni tango müziğine, Tango Nuevo (Yeni Tango) denilir.

Piazzola’nın yeni tangosunda şarkı sözü yoktur, dansçı yoktur. Bu müzik yalnızca dinlemek içindir. Klasik müzikte yaratıcılık yazıda, yani bestecidedir. Caz müziğinde ise yaratıcılık çalmada, yani çalgıcıdadır. Piazzola’nın yeni müziğinde ise her ikisine de yer vardır.

Piazzola’nın bu yeni ve değişik müziğinin Arjantin’deki karşılığı hoşnutsuzluk ve öfke olur. Bir Arjantin deyişi bu durumu iyi açıklamaktadır: “Arjantin’de her şey değişebilir, tango hariç”. Fakat bu durum, “ya tango ya klasik müzik” sıkıntısına “hem tango hem klasik müzik” yanıtını bulmuş olmanın ferahlığını duyan Piazzola’ya mani olamaz. Hatta bu ferahlığı konserlerinde özellikle dışa vurmak ister gibidir. Yıllarca kabarelerde takım elbisesi ve kravatıyla oturarak çaldığı bandoneonu, artık yakası açık bir gömlekle ve bir ayağını sahneye koydurttuğu sandalyeye koyarak ayakta çalmaya başlar.

Piazzola’nın müziği Avrupa ve Kuzey Amerika kıtasında çok sevilir. Bir yandan radyolarda popüler müzik programlarında onun müziği çalınırken, bir yandan da ünlü senfoni orkestraları bu müziğe büyük ilgi gösterirler. Sonunda, Tango Nuevo, Arjantin’de de benimsenmeye başlar. Kendi deyişiyle, onun müziğini en çok sevenler ise başlangıçta en çok öfke duyanlar olur.

Sonunda Piazzola’nın Yeni Tango’su, hem halkın, hem senfoni orkestralarının sevdiği nadir görülen bir durum olmayı başarmıştır. Kabarelerde bandoneon çalarak müzik yaşamına başlayan bir tango müzisyeni, tüm dünyadaki konser programlarından, cd raflarından, radyo programlarından onu çıkardığımızda oluşacak büyük boşluk kadar büyük bir müzisyen olmayı başarmıştır.

Nadia Boulanger’in piyanosunu paylaştıları o uzak ülkenin gençleri ise Piazzola’nın haberlerini elbette almışlardır; Piazzola’nın onlardan haber alıp almadığını bugün için bilemiyoruz.

Ogün Morkoç/Bizim Amerika

Piazzola’nın yeni tangosuna örnekler:



Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: