latin amerikan haber yorum

Archive for Aralık 2010

Honduraslı feministler kadınlara karşı cinayetleri kınadı

Posted by lahy 31/12/2010

Honduras: Feministler Direnişte (Feministas en Resistencia), bir bildiri yayınlayarak merkezi Amerika’da kadınlara karşı artan şiddeti, ve özellikle de Guatemela’da antropolog Emilia Quan Stackmann (33)’ın öldürülmesini kınadı.

7 aralık 2010’da öldürülen Stackman, sosyal konular, kadınlara karşı şiddet konusunda yaptığı çalışmalarla tanınıyordu. Bir insan hakları savunucusu olan Stackman’ın ölümü tepkiyle karşılandı; seferber olan yerel halk sayesinde yakalanan katillerin bazıları linç edilmekten zorlukla kurtarıldılar.

Bildiride “Cinsel Şiddeti, fiziki ve ruhsal işkenceleri, Honduraslı kadınlar ve merkezi Amerika’da yaşayan kadınların kurbanı olduğu cinayetleri, baskı ve zulmü red ediyoruz” deniyor.

Foto: Emilia Quan Stackman

Reklamlar

Posted in Genel Haberler | Leave a Comment »

Bolivya: Yakıt zammına karşı gösteride bir kişi yaralandı

Posted by lahy 31/12/2010

EL ALTO, Bolivya –  Çarşamba günü El Alto’da gerçekleştirilen yakıt zammına karşı protesto sırasında çıkan olaylarda bir kişi yaralandı.

El Alto’nun mahalle örgütleri federasyonu (Fejuve), Çarşamba günü bir toplntı düzenleyerek yakıt zammını tartışma kararı almışdı, ancak, Fejuve üyeleri konuşma yerine derhal eyleme geçme kararı alarak LaPaz’a giden ana yolu trafiğe kapattılar.

Sayıları bini bulan göstericiler taş ve lastiklerlerle yolu kapatarak yakıt zammının geri çekilmesini talep etti.

Morales’in Sosyalizme Doğru Hareket (MAS) partisinin iki üyesi göstericileri protestolarından vazgeçirmeye çalıştı.

Bazı Fejuve üyeleri  MAS üyelerine taş fırlattı, buna karşılık veren MAS üyelerinin attığı taşlardan biri protestocuardan birinin kafasına isabet ederek yaralanmasına neden oldu. Bu olay üzerine MAS taraftarları gösteri alanını terk ettiler.

El Alto halkı 2003 yılında  Başkan Gonzalo Sanchez de Lozada’nın istifası ile sonuçlanan halk ayaklanmalarında önemli bir rol oynamışdı.

Yakıt zammı öncesinde El Alto halkı Evo Morales yönetimini halkın talep ve ihtiyaçlarını göz önüne almamakla eleştirmeye başlamışdı.

Çarşamba gecesi bir konuşma yapan Başkan Evo Morales, yakıt fiyatlarındaki artışı ülkenin çıkarı için yaptıklarını, bu zammın yol açaçağı fiyat artışlarını hesaba  katarak maaşları yüzde yirmi oranında artıracaklarını açıkladı.

Bolivya: İşçi sendikaları benzin zammına karşı seferberlikte

Bolivya:Benzin fiyatlarındaki artışa karşı grev başladı

Posted in Genel Haberler | 2 Comments »

Küba’daki organik tarıma Hindistan’dan yoğun ilgi

Posted by lahy 31/12/2010

Yeni Delhi, (Prensa Latina) Güney Hindistan’da yeralan Karnataka eyaleti hükümeti organik tarım tekniklerini öğrenmek üzere 1000 çiftçiyi önümüzdeki aylarda Küba’ya gönderecek.

Eyalet Organik Tarım Bakanı A.S.Anand yaptığı açıklamada 350 kişilik ilk çiftçi grubunun Mart ayında Küba’ya gönderileceğini belirtti.

Deccan Herald gazetesine verdiği röportajda Anand, katılımcıların organik tarımla uğraşan küçük toprak sahibi çitfçiler olduğunu açıkladı.

Anand, Küba ziyaretinin çiftçilere kimyasal gübre kullanmamanın avantajlarını göstereceğini belirtirken, ülkeye döndüklerinde öğrendikleri teknikleri daha geniş kitlelere öğreteceklerini ekledi.

Gazete haberinde Küba’nın 50 yılı aşkın bir süredir devam eden ABD ekonomik ve ticari ablukası altında tarım alanında geliştirmek durumunda kaldığı tekniklerden övgüyle bahsedildi.

Konuyla ilgili Prensa Latina’ya değerlendirmede bulunan Hindistan’daki Küba Elçisi Miguel A. Ramirez, iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 50. yıldönümünde bu tür bir işbirliğinin ilişkilerin geliştirilmesi için çok önemli bir adım olduğunu belirtti.

Karnataka hükümeti ilk kez çiftçilerini Küba’ya gönderiyor. Bundan önce aynı hükümet 2008-2009 döneminde 842 çiftçiyi Çin’e, 2009-1010 döneminde ise 190 çiftçiyi İsrail’e göndermiş ve ileri gıda üretim teknikleri alanındaki çalışmalara destek vermişti.

Posted in Küba | Leave a Comment »

Brezilya: Hapishane nüfusu son 15 yılda 3 katına çıktı

Posted by lahy 30/12/2010

Adalet Bakanlığı’na bağlı  Ulusal Cezaevleri Müdürlüğü’nün bildirdiğine göre 1995’de yaklaşık 148.000 olan tutuklu sayısı, on yıl sonra 361,402’ye ve şimdi de 494,237 ‘ye yükseldi.

SAO PAULOResmi makamlara göre Brezilya hapishanelerindeki tutuklu sayısı 494,237, bu rakam 15 yıl önceki rakamlardan üç kez daha fazladır.

Ulusal Cezaevleri Müdürlüğü’nün (DEPEN) rakamlarına göre 1995’de ki tutuklu sayısı  148,000’den biraz fazla idi.

Resmi haber ajansı Agencia Brasil tarafından yayınlanan bakanlık belgelerine göre 10 yıl sonra tutuklu sayısı yüğzde 144 artarak 361,402’e ulaştı

Aynı zamanda hapishanelerde çalışan gardiyan sayısı 60,000’e ulaştı.

Üç değişik devlet hapishanesindeki aşırı kalabalık sorununu çözmek için devlet federal hapishane sistemini yürürlüğe soktu.

Depen müdürü Airton Michels, yeni açılan yüksek güvenlikli hapishanelerin hapishanelerdeki aşırı kalabalık sorununun hafiflemesine yol açtığını söyledi.Michels’e göre yeni hapishane düzeni ayaklanma, isyan ve organize suç oranını düşürüyor.

Federal hapishaneleri açtığımızdan bu yana ayaklanma ve isyan oranı yüzde 7o azaldı,” dedi.

Brezilya hapiskanelerinde ki insanlık dışı koşullar

Brezilya hapishanelerinde tutuklu bulunan 500.000’e  yakın tutuklunun yüzde 44’ü herhangi bir suçtan mahkum değildir;  mahkemeye çıkarılmadıkları için yargıçlar tarafından cezalandırılmaktadırlar. Brezilya yasaları mahkeme öncesi tutukluluk süresini sınırlıyor ancak mahkemeler uymaları gereken yasaları görmezden gelmekte bir sakınca görmüyorlar.

Brezilya orta sınıfının hapishaneler ne kadar kötü olursa o kadar caydırıcı etkisi olacağı şeklindeki eğilimi adalet sistemi ve hapishanelerin reformunun gerçekleşmemesinin nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Aşırı kalabalığın yanı sıra, işkençe, insanlık dışı muamele ve diğer insan hakları ihlalleri Brezilya hapishanelerini belirleyen karateristiklerdir. 2007 yılında hırsızlık suçlaması ile tutuklanan 15 yaşında bir gençkız 20 erkek ile aynı bölümde bir ay tutuldu. Bu süre içerisinde defalarca tecavüze ugradı ve kötü muamele gördü.

Bazı hapishane müdürleri yeni gelen mahkumlardan hapishanedeki çetelerden birisini seçmesini istiyor, eğer mahkum bunu yapmazsa kendileri bir atama yapıyorç Hapishanelerde çeteler yiyecek ilaç ve diğer ürnlerin dağıtımı ve iç düzenin korunmasından sorumludurlar.

Brezilya adalet sisteminin diğer bir sorunu da tutukluların yüzde sekseninin  avukat tutacak bir gelire sahip olmadıkları için mahkemeye avukatsız çıkmaları ya da kamu adına çalışan avukatların son derece meşgul olmaları nedeniyle hiçbir davaya gerektiği gibi bakamamalarıdır.


Posted in Brezilya, İnsan Hakları | Leave a Comment »

Latin Amerika’nın en gürültülüsü Buenos Aires

Posted by lahy 30/12/2010

Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te yapılan bir araştırma, kentin Latin Amerika’nın en gürültülü şehri olduğunu ortaya koydu.

Çalışmayla, daha önce Dünya Sağlık Örgütü’nün açıkladığı bulgular doğrulanmış oldu.Dünya sağlık örgütü Buenos Aires’in New York, Tokyo ve Nagasaki’den sonra dünya çapında dördüncü gürültülü kent olduğunu açıklamıştı.

Buenos Aires’te yapılan çalışmada, gürültü kirliliğiyle mücadele için çıkartılan yasalara karşın, kentte durumun iyileşmediği vurgulandı.

Buenos Aires’teki gürültü kirliliğinin birçok nedeni var.

Arjantin’deki 40 milyon kişilik nüfusun kabaca üçte bir Buenos Aires ve civarında yaşıyor. Bu, büyük bir kalabalığın küçük bir bölgede toplanması anlamına geliyor. Genelde yüksek apartmanlarda ve gürültüyü kanalize eden düz caddelerde yaşanıyor.

Ülkenin gelişen ekonomisi de, kentin zaten kalabalık olan sokaklarına daha çok araç çıkmasına ve daha çok inşaat yapılmasına yol açıyor.

Tango ritimleri

Bakımı pek iyi yapılmayan gürültülü otobüsler var. Trenler kentin tam ortasından geçiyor ve trafiğe yakalanan sabırsız sürücüler sık sık kornalarına basıyor.

Buenos Aires sıcak ve nemli de olabiliyor. Dolayısıyla açık bırakılan camlardan gece gündüz klima gürültüsü duyuluyor.

Kent gündüz çalışıyor ama hayat gece başlıyor.

Bazen tango ritimleri sabahın dördünde bile duyulabiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre gürültü düzeyleri gündüz 55, geceyse 45’i geçmemeli. Ancak Buenos Aires’te yapılan ölçümlerde bu oranlar 70, hatta 80 desibeli bulabiliyor.

Bu tabi kulaklar için kötü, ancak gürültü strese de neden olabiliyor.

Buenos Aires’teki gürültü sorununa yakın zamanda bir çözüm bulunması da beklenmiyor. Bu yüzden seçenekler, kenti terk etmek, kulaklık takmak ya da biraz daha sesli konuşmak.

Foto: Gelişen ekonomi nedeniyle daha çok araç trafiğe çıkıyor.

Posted in Arjantin, Ekolojik Hareketler, Genel Haberler | Etiketler: | Leave a Comment »

Bolivya: İşçi sendikaları benzin zammına karşı seferberlikte

Posted by lahy 29/12/2010

La Paz:-  Bolivya Merkezi İşçi Sendikaları (COB) Salı günü üyesi olan sendikalara Evo Morales hükümetinin benzin fiyatlarını yüzde 57 ila 82 oranında artırmasını red için ”süresiz seferberlik” çağrısı yaptı.

COB, genel sekreteri Pedro Montes, önümüzdeki saatlerde sendikaların yapacağı yürüyüşün yer ve tarihine karar vereceklerini açıkladı.

Montes sendikaların Morales’den alınan zam kararını geri çekmesini istediklerini ancak, yapılacak zam için görüşmelere hazır olduklarını bildirdi.

Montes, “Sosyal Hareketler bütün mücadele yöntemlerini kullanacaklardır.”, dedi.

Montes daha önceki dönemlerde Morales’in politikalarını destekledi ancak benzin fiyatlarındaki artış nedeniyle Morales’e karşı tavır aldı.

Şöförler Sendikası başkanı Franklin Duran, Perşembe günü eylemler yapacak olan mahalle örgütleri ile dayanışma için grevde olacaklarını açıkladı.

Sendikanın Pazartesi günü başlattığı grev taşımacılık fiyatlarını yüzde 50 ile yüzde 100 arasında artıran taşımacıların çalışmaya başlaması nedeni ile Salı günü sona erdirildi.  Taşımacılık otoriteleri yapılacak zamların yüzde 30 ile sınırlı kalmasını istemiş idi.

Sendika başkanı Duran yüzde 30 artışı masraflarını karşılamayacağı için red ettiklerini duyurdu.

Çarşamba günü El Alto’da ki yerel örgütler toplanarak zam kararını tartışmaya başladı.

Zammın amaçı uluslararası tekellerin kazançlarını artırmak mı?

İşçi sendikalarının Evo Morales hükümetine karşı harekete geçmesi Bolivya’da giderek artan hoşnutsuzluğun bir ifadesidir.

Morales hükümetinin neoliberal bir model izlediği ve Morales yoıllarında Bolivya’nın dünya ekonomisinin bir parçaşı haline gelerek herzamankinden daha fazla yabancı yatırımcılara açık bir ülke haline geldiğini vurgulayan sol muhalifler, yapılan zammın asıl amaçının petrol fiyatlarındaki düşüklük sebebiyle meydana gelen kaçakçılığı (yıllık 120 milyon dolar civarında) önlemek değilde uluslararası tekellerin kazançlarını artırmak olduğunu vurguluyor.

Bolivya hükümeti petrol fiyatlarını artırarak petrol üretimini uluslararası şirketler için çekici hale getirmeye çalışıyor. Beşyıldır Bolivya’da varili 27 dolar civarında dondurulan petrolün dünya  piyasasında fiyatı 91 dolardır. Morales ve bakanları daha önce yaptıkları konuşmlarda benzin fiyatları artırılmadıkça petrol sektörüne yatırım yapılmayacağına inandıklarını söylemişlerdi.

IMF’nin bir açıklama yaparak izlediği tutarlı makroekonomik politikalardan dolayı Bolivya hükümeti’ni kutlaması ve Başkan Yardımcısı Alvaro Garcia Linera’nın, Bolivya ekonomisinin ”neoliberal zamanlardan daha  açık ve daha fazla bağlantılı” hale geldiğini söylemesi  sık sık hükümetin neoliberalizminin delili olarak sunuluyor.

Kaynaklar: EFE ve ”Gasolinazo para aumentar las ganancias de las petroleras e “incentivar” la extracción de crudo” bolpress.

Potosi’de ayaklanma: Eşitsiz gelişme, neo-liberal süreklilik ve Bolivya’daki yoksulluğa karşı bir isyan -Jeffery R. Webber

Bolivya’da Toprak Reformu

Bolivya:Benzin fiyatlarındaki artışa karşı grev başladı

Pachamama Ve Gelişme: Latin Amerika’nın Geleceğine İlişkin Karşıt Görüşler – Benjamin Dangl

Bolivya: Sosyal gerilimler patlama noktasında F.Fuentes

Bolivya’da reformizmin sınırları  Jason Farbman

Posted in Bolivya, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , , , | 2 Comments »

Mahkeme Komutan Mono Jojoy’un naaşının Bogota’da defnine karar verdi

Posted by lahy 29/12/2010

Bogota’da görev yapan 34.nolu mahkeme, 23 Eylül 2010’da  Kolombiya Ordusu tarafından öldürülen FARC-EP komutanlarından  Mono Jojoy’un naaşının başkent Bogota’da defin edilmesi koşuluyla, Kızıl Haç eliyle ailesine verilmesine karar verdi.

Mono Jojoy’u doğduğu Cabrera kasabasında toprağa vermek isteyen ailesi karara bir üst mahkemede itiraz etti. Ailenin  avukatı Rodolfo Rios, Cabrera’nın Bogota’ya yüz km’den yakın olduğunu belirtti. Ayrıca, Mono Jojoy’un ailesi tamamıyla insani ve dini nedenlerden dolayı Mono Jojoy’un doğduğu topraklarda gömülmesinde ısrar ettiğini söyledi.

Mahkeme, Cabrera’nın ” tehlikeli bir yer olduğu ve FARC üyelerinin”  mevcutiyeti sonucu Mono Jojoy’un Cabrera’da gömülmesinin kasaba halkı için sürekli bir tehlike yaratacağına karar verdi.

Kolombiyalı otoriteler Komutan Mono Jojoy’un naaşını ailesine teslim etmemek için aylardır bir dizi zorluk çıkarıyor.

Geçtiğimiz günlerde FARC-EP’yi yalnızca terörist değil aynı zamanda kriminal bir örgüt olarak tanıtma girişimlerini hızlandıran Kolombiya Hükümeti Mono Jojoy’a ait olduğünu ileri sürdükleri 16 diz üstü bilgisayar, 95 USB çubuğu ve 14 harici diskin incelenmesi sonucu FARC-EP hakkında önemli bilgiler elde ettiklerini belirtiyor;  FARC’ın Meksika ve Venezüella gibi ülkelerde banker ve işadamlarını kaçırmayı planladığını ve bu amaçla kıta çapında örgütlenmeyi amaçladıklarını iddia ediyorlar.

Kolombiya otoriteleri bir yandan FARC-EP’yi kriminalize ederken diğer yandan da örgütün sosyal protestoları organize edip desteklediği ve Latin Amerika çapında Bolivarcı bir gerilla hareketi kurmaya çalıştığını ileri sürerek Kolombiya halkına karşı sürdükleri baskı ve zülmü haklı çıkarmaya çalışıyorlar.

FARC-EP: Komutan Mono Jojoy‘un ölümünden ABD sorumludur

Kızıl Haç, Mono Jojoy’un köyünde gömülmesi için ümitli

Mono Jojoy’un ailesi naaşını almak için mücadele ediyor

Kolombiya:Komutan Mono Jojoy ”ezilerek” öldü

FARC Liderlerinden Jorge Briceño öldürüldü

FARC-EP: ” barış görüşmelerine hazırız ”

FARC ı savunmak – Miguel U. Rodrigues

Posted in Genel Haberler, Kolombiya | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

Pedro Mairal’ın ‘Kayıp Parça’ romanı üzerine

Posted by lahy 29/12/2010

O günlerde köye yerleşen anarşist

‘Kayıp Parça’ romanının yazarı Arjantinli Pedro Mairal kuşkusuz adı anılacak yazarlardan biri olacak. Bilinen Latin yazarlardan çok farklı, sade bir dilde yazıyor

ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE

Latin Amerika edebiyatı 1960’larda beklenmedik bir çıkış yakaladı. Julio Cortázar, Gabriel Garcia Márquez, Carlos Fuentes, Mario Vargas Llosa gibi o yılların genç yazarları, sonraki yıllarda Latino Boom diye adlandırılacak çıkışlarıyla tüm dünya edebiyatını etkileyen Büyülü Gerçekçilik gibi akımlara neden oldular. Cortázar dışında hayatta olanlar bugün çoktan yetmiş yaşını geçtiler ama hâlâ Latin Amerika edebiyatı önemini koruyor. Bu yazarların eserleri ülkeleriyle aynı anda tüm dünya dillerine çevriliyor ve yayımlanıyor. Son yıllarda Latino Boom’un takipçilerinin kimler olacağı merak ediliyordu. Bu hafta yayımlanan ‘Kayıp Parça’ romanının yazarı Arjantinli Pedro Mairal kuşkusuz adı anılacak yazarlardan biri olacak. 1970 doğumlu yazar, şimdiden çok sayıda ödül kazanmış, aslında adını andığımız Latin yazarlardan çok farklı, sade bir dilde yazıyor fakat yeni kuşak yazarlarda gördüğümüz yalın anlatı tekniğiyle dikkat çekiyor.

‘Kayıp Parça’ karmaşık olmayan, sade bir öykü çevresinde kurgulanıyor. Annelerinin ölümü ardından Buenos Aires’teki işlerini birkaç günlüğüne bırakıp doğup büyüdükleri kasabaya gelen ellili yaşlardaki iki kardeş, geride kalan malları ve evi düzenlemek niyetindeler; ama tüm bunlardan daha önemlisi, ulusal kültürel hazine ilan edilen babaları ressam Salvatierra’nın eserlerini ortaya çıkarmaktır. Roman, Salvatierra’nın oğlu Miguel’in ağzından anlatılıyor, babasının resimlerini düzenlerken bir yandan babasını yeniden tanıyor, diğer yandan yıllardır gizli kalmış aile sırlarını öğreniyor. Babasından asla ‘baba’ diye söz etmeyen, sadece Salvatierra diyen Miguel, böylece mesafeli baba-oğul ilişkisini anlamamızı sağlıyor. Salvatierra tam anlamıyla sıra dışı bir ressam. Küçük bir çocukken geçirdiği ağır kaza sonunda konuşma yetisini yitirdiği için, kendini ifade etme biçimi olarak resim yapmaya başlıyor. O günlerde köye yerleşen anarşist Alman ressam sayesinde resim teknikleri öğreniyor fakat Salvatierra o denli hızla öğreniyor ki, ustası resmi ve tüm malzemelerini ona bırakıp gidiyor. Salvatierra, Alman ressamın bıraktığı tuval bezini kesmeden sonuna kadar tüm ruloyu kullanarak ilk eserini yapmaya yirmi yaşında başlıyor. Bundan sonra da tuval bezlerini kesmeden boyamaya devam ediyor. Sonunda altmış yıl hiç durmadan yaptığı resimler, koca rulolarla birbirlerinden bağımsız olmayan süreklilik içinde, kilometrelerce uzun bir yapıt çıkıyor ortaya. Aslında Salvatierra tüm hayatını resme döküyor. Ülkesinin savaşları, doğası, aile yaşamları, çocukları, yolculukları, her şey bu rulolar içinde resmedilmiş şekilde duruyor.

Gerçekten kurguya
‘Kayıp Parça’nın kahramanı Salvatierra’nın çocukluğu, bugünlerde bazı eserleri Pera Müzesi’nde sergilenen Diego Rivera’nın hayat öyküsü ile benzerlik taşıyor. Diego Rivera, iki yaşındayken ikiz kardeşinin ölümü ile tüm aile sarsılır, küçük Diego da konuşmamaya başlar. Konuşmak yerine odasının duvarlarına ikiz kardeşinin resimlerini çizmeye koyulur. Akıllı ve duyarlı bir kadın olduğunu anladığımız annesi, küçük Diego’ya kızacağına, ona renkli kalemler ve boyalar alır, duvarları dilediğince boyaması için teşvik eder. Diego zamanla sadece kardeşini değil, her şeyi duvarlarda resmetmeye başlar. Sonunda duvarlar kendini ifade edeceği araçlar olmuştur. Diego Rivera dünya çapında ün kazandığında, en çok duvar resimleriyle tanınan bir sanatçı olmuştur.

Pedro Mairal’ın tamamen kurgusal kahramanı Salvatierra, bu yönüyle Diego Rivera’yı anımsatıyor. Konuşmak yerine tüm hayatı yansıtan resimlerle yeni bir ifade biçimi buluyor kendine. “Eğer babamın o tabloyu yapmaya altmış yıl harcadığını söylersem, sanki devasa bir eseri tamamlamaya ant içmiş gibi bir anlam çıkar; altmış yıl boyunca tablonun babamı oluşturduğunu söylemek daha uygun olur” diye açıklıyor kahramanın resim yapma güdüsünü. Salvatierra ressam olarak da kendini bir akımın içinde görmüyor: “Kendisini her zaman diğer kuyunun kurbağası olarak hissetmişti: figürcülerin arasında figür karşıtı, Buenos Aires’lilerin arasında taşralı, kuramcıların arasında icracı. Üstelik o dönem enstalasyon (yerleştirme) ve happenings (doğaçlama) zamanlarıydı; bunlar Salvatierra’ya uzak estetik anlayışlardı.”

Bu romanda dikkat çeken özelliklerin başında, yazarın resimleri anlatırken kullandığı dil geliyor. Genelde görsel sanatlar başka formda ifade edildiklerinde, güçlerini yitirirler, Mairal’ın anlatısında adeta okurun gözleri önünde canlanan yapıya dönüşüyorlar. Özellikle aile trajedilerinin (örneğin çocuk ölümü ya da büyüyen çocuğun evden ayrılışı) resme yansıyış biçimleri, Salvatierra’nın ne denli güçlü duygular aktardığını anlamamızı sağlıyor. Aile hayatından günlük sahneler bazen metrelerce uzun ifadelerle yaşanmışlık hissi veriyor. Renklerin, figürlerin böylesine canlı kılınması, romanı son derece görselleştiriyor ve sanki resme bakar gibi okunan bir roman çıkıyor ortaya.

Resimlere bakan anlatıcı ise, “bazen babamı ilk kez tanıyormuşum gibi bir hisse kapılıyorum” diye aktarıyor duygularını. Ardından sormadan edemiyor “(b)ütün bunlara, aynı anda kendi kendime birçok şeyi sorarak bakıyordum. Bu yaşamlar, insanlar, hayvanlar, gündüzler, geceler, felaketler yumağı neydi? Ne anlama geliyordu? Babamın hayatı nasıl geçmişti? Neden böylesi korkunç bir uğraşa girişme ihtiyacı duymuştu? (…) Her şeyi babam gibi devasa biçimde yapmam ya da hiçbir şey yapmamam gerektiğine inanıyordum. İtiraf ediyorum ki birçok sefer hiçbir şey yapmamayı yeğledim ve bu da beni bir hiç olduğumu hissetmeye götürdü.” Anlatıcı Miguel, sadece Salvatierra’yı değil, kendisini da ilk kez tanıyor gibi. İlk kez hayatında kendine varlık soruları yöneltiyor.

Roman, varlık arayışlarına değiniyor ama aslında çok heyecanlı bir kovalamaca da başlıyor. Babasının dev yapıtının bir bölümünün eksik olduğunu fark edince, Miguel onu aramaya başlıyor. Romanın büyük bir kısmı bu kayıp parçanın peşinde gelişiyor. Bu bölümlerde yazar gerilimi çok yerinde kullanarak, adeta bir polisiye tadı katıyor romana. Ayrıca kayıp parçayı ararken, bir sürü aile sırları ortaya dökülüyor. Romanı sürükleyici ve beklenmedik sürprizlerle dolu hale getiriyor. Romanda sadece, hangarı ucuza almaya çalışan, açgözlü, mal düşkünü, Baldoni karakteri biraz klişe geldi. İntikam duygusunun nedeni anlaşılmadığı gibi, bu denli büyük bir kayba yol açması da mantısız geliyor. Bunun dışında kurgu çok sağlam, çevirisi de son derece başarılı. Özellikle güzel sanatlara ilgi duyan okurların çok seveceği bir roman.

KAYIP PARÇA,Pedro Mairal,Çeviren:Süleyman Doğru,Sel Yayınları, 2010,128 sayfa, 10 TL.

kaynak:radikal kitap

Posted in Arjantin, Kültür - Sanat | Etiketler: | 2 Comments »

Bolivya:Benzin fiyatlarındaki artışa karşı grev başladı

Posted by lahy 28/12/2010

LA PAZ –  Bolivya Şöförler Sendikası (CCHB) Pazar günü bir çağrı yaparak benzin fiyatlarındaki yüzde 57 ile 87 oranındaki fiyat artışını protesto etmek için süresiz grev çağrısı yaptı. Benzin fiyatlarındaki artış Başkan  Evo Morales, Venezüella’ya giderek sellerden evsiz kalanlara yardım götürdüğü sırada yapıldı.

Sendika lideri Franklin Duran’ın çağrısını yaptığı grev Pazartesi günü geceyarısı başladı. Laz Paz’da greve rağmen bazı kamyon ve otobüslerin çalıştığı görüldü. La Paz otobüs terminalindeki otobüsler ise çalışmadı. El Alto’da grevci şöförler benzin istasyonları önünde kuyruklar oluşturdu.

Morales hükümeti grevin etkisini azaltmak için Bolivya ordusuna ait araçları La Paz ve El Alto arasında ücretsiz olarak  servise soktu.

Santa Cruz, Cochabamba, Tarija ve Sucre şehirlerinde greve katılım oranı yüksek idi; bu şehirlerde kamu taşımacılığı hemen hemen durmuş durumdadır.

CCHB sendikası, diğer sendikaları Salı günü yapılacak bir toplantıya davet etti; toplantının amaçı hükümetine gerçekleştirdiği zamma karşı alınacak tedbirleri tartışmak olarak açıklandı.

CCHB, ulaştırma sektöründeki en büyük sendika, ülke çapında 175.000 üyesi bulunuyor.

Başkan yardımcısı Alvaro Garcia Linera, fiyat artışı ile birlikte artışın olumsz etkilerini gidermek için alınan tedbirleri açıkladığı toplantıda 380 milyon doları bulan petrol subvansiyonunu komşu ülkelere yapılan benzin kaçakçılığı nedeniyle kaldırma kararı aldıklarını söyledi.

Bir litre benzinin fiyetı  yüzde 72, bir litre oktanlı benzinin fiyatı yüzde 57 oranında, mazotun fiyatı ise yüzde 82 artırıldı.

Sendika başkanı Morales hükümet’inin aldığı kararı kabul etmeyeceklerini, bu kararın yalnızca ulaşım sektörünü değil bütün halkı etkileyeceğini söyledi.

Neoliberal Yaptırım örneği

Sol gruplar benzin fiyatlarındaki artışı hükümetin izlediği neoliberal tedbirlerin yeni bir örneği olarak gösterdi. Hükümet’in uluslararası tekeller, Brezilya’nın Petrobras ve Arjantin-Repsol karşısında son derece cömert davrandığını, tekelci kapitalistlerin elde ettikleri kazançlarla ile karşılanmayacak derecede düşük vergiler ödediğini vurguluyor. Örnek olarak, La Sumitomo- San Cristóbal madencilik firmasının 1000 milyon dolar kazança karşılık 35 milyon dolar vergi ödemesi ve kullandığı su için hiç bir fatura ödememesi gösteriliyor.

Hükümet’in açıkladığı enflasyon rakamlaırnın güvenilmez olduğunu belirten muhalif sol kesimler hükümet’in bir kez daha faturayı halka ödettiğini belirtiyorlar.

Kaynak: :  EFE, La Protesta (Bolivya)

Posted in Bolivya | Etiketler: | 2 Comments »

Oaxaca:Bir sosyal hareket lideri daha öldürüldü.

Posted by lahy 27/12/2010

Köylü örgütü Antorcha Campesina liderlerinden Miguel Cruz, Oaxaca eyaletinde kurşunlanarak öldürüldü.

Köylü örgütü’nün sözcüsü Miguel Ángel Casique, Miguel Cruz’un Oaxaca’dan 55km. uzakta bir karayolunda üç kurşunla öldürülmüş olarak bulunduğunu söyledi.

Cinayet’e kurban giden Miguel Cruz, örgütün ulusal yönetim kurulu üyelerinden biri idi ve San Juan Mixtepec’de ki toprak sahipleri ve köylüler-tarım işçileri arasındaki zorlu çatışmada köylülerin temsilcisi idi.

San Juan Mixtepec ve Santo Domingo Yosoñama bölgeleri arasındaki toprak anlaşmazlığında örgütün temsilcisi olan öldürülen yönetici  bu bölgede süren anlaşmazlığa çözüm sağlanmasından sorumlu idi.

Sözcü, işlenen cinayet hakkında yeterli bir bilgiye sahip olmadıklarını ve katl edilen yöneticinin sürekli olarak ölüm tehditleri aldığını bildirdi.

Bu yıl köylü örgütünün dört üyesi katlı edildi, son dört ayda üç köylü hakları savunucusu cinayetlere kurban gitti.

Sözcü Antorcha Campesina örgütünün 37 yıldır fakir kır ve şehir işçilerinin  haklarını savunmak için mücadele verdiğini söyledi.

Oaxaca: Otonomi için mücadele sürerken cinayetler tırmanıyor

Posted in Genel Haberler, Sosyal Hareketler, Topraksızlar Hareketi, Yerli Hareketleri | Etiketler: , | Leave a Comment »

Frida Kahlo ve Diego Rivera Pera’da

Posted by lahy 27/12/2010

Vergel Vakfı tarafından yönetilen Jacques ve Natasha Gelman Koleksiyonu’nda yer alan Frida Kahlo ve Diego Rivera resimleri Pera Müzesi’nde 20 Mart 2011 tarihine kadar izlenebilecek

Mustafa SÜTLAŞ- msutlas@gmail.com
İstanbul – BİA Haber Merkezi

Devrimci ve komünist kişilikleri, unutulmaz yapıtları kadar yaşadığı aşklar ve ilişkileriyle de tanınmış, 20. yüzyıl sanatının Meksika ve dünyadaki en çarpıcı çiftleri arasında yer alan Frida Kahlo ve Diego Rivera‘nın yapıtları Meksika hükümetinin onayı ve Türkiye’deki büyükelçiliğin katkılarıyla Türkiye’ye getirildi.

Meksika’nın ulusal kültür varlıkları envanterine kayıtlı ve Meksika dışında çok az sergilenen 40 yapıt, çiftin en önemli eserleri arasında yer alıyor. Bunlar arasında Kahlo’nun sanatsal kişiliğinin derin izlerini yansıtan otoportreleri ile Diego Rivera’nın az sayıdaki tuval resmi örnekleri ve birbirlerine için yaptıkları resimler bulunuyor.

Sergide ayrıca aynı zamanında Kahlo’yla 10 yıl süren bir ilişkisi olan Nicholas Murray adlı Macar asıllı Amerikalı fotoğrafçının çektiği portre ve aktüel fotoğrafları, resim eskizlerinden örnekler ve Kahlo’nun tuttuğu günlükten bölümler yer alıyor.

Ayrıca sergi mekanında Kahlo ve Diego’yla ilgili olarak yapılmış “Bir hayatın portresi” başlıklı 40 dakikalık bir belgeselle birlikte her iki ressamın sergide yer almayan resimlerinin görüntülerinden oluşan bir de retrospektif gösteriliyor.

Yapıtlar “koruma” altında

Açılış toplantısına da katılan Meksika Büyükelçisi Jaime Garcia Amaral serginin Türkiye’de ilk kez sergilenmesine sevindiğini belirterek bu sürece katkıda bulunmaktan onur duyduğunu belirtti.

Meksika hükümeti tarafından 1970’de çıkarılan bir yasa gereği olarak koruma altına alınan ve “özel koleksiyon”larda olanlar dahil hiçbir eserinin yurt dışına çıkarılmasına izin verilmiyor. Ancak sergilenme amacıyla kısa süreli olarak çıkarılabilen resimler ve diğer yapıtlar, Alman koleksiyonerler Jacques ve Natasha Gelman’a ait.

İki sanatçının yapıtları Meksika dışında Amerika ve Fransa’da bulunuyor. Gelman Vakfı’nın sahibi olduğu Gelman Koleksiyonu dışında yaklaşık 60 kişide çiftin resimleri bulunuyor.

Berlin’de 600 bin kişi izledi

Pera Müzesi Oditoryumunda gerçekleşen basın toplantısına Suna ve İnan Kıraç Vakfı, Kültür ve Sanat İşletmesi Genel Müdürü M. Özalp Birol, çağdaş Meksika  sanatını destekleme amacıyla çalışmalar yürüten Vergel Vakfı Başkanı Robert Littman ve sergiyi bu yıl içinde Viyana ve Berlin’de de gerçekleştiren küratör Helga Prignitz Poda da katıldı. Poda Berlin’de açılan sergiyi 600 bin kişinin izlediğini ve Almanya’da “2010’un en iyi sergisi” unvanını aldığını belirtti.

Litman ve Poda’nın yapıtlarla ilgili verdiği bilgilerden sonra basın açıklamasına katılan haberciler ve davetliler toplu olarak sergiyi gezdiler.

Sergi 20 Mart 2011 tarihine kadar Tepebaşı’ndaki Pera Müzesi’nde izlenebilecek. Aynı dönemde her iki sanatçıyla ilgili atölyeler, konferanslar ve “Viva la Revolucion! Meksika Devrimi üzerine Filmler” başlığıyla film gösterileri de gerçekleştirilecek. Pera Müzesi sergiyle eş zamanlı olarak bir de sergi kitabı yayınlamış bulunuyor. (MS/EÜ)

________________________________________________________________________________

* Pera Müzesi: Meşrutiyet Cad No:65 Tepebaşı-Beyoğlu/İstanbul http://www.peramuzesi.org.tr

Posted in Kültür - Sanat, Meksika | 1 Comment »

Adsız Afro-Kübalı kahramanlar anıldı

Posted by lahy 26/12/2010

Patricia Grogg / IPS

Eski Havana’da bulunan bir incir aağaçının gölgesi altına, ada bir İspanyol kolonisi iken, ”  tıp öğrencilerini kurtarmayı denerken kurşuna dizilerek öldürülen adsız Abakua,”  beş Afro Kübalının fedakarlıklarını anan bir plaket yerleştirildi.

Adsız kahramanlar Küba’ya Batı Afrika’dan kaçırılan köleler tarafından getirilen yanlış anlaşılan ve ayrımcılığa uğrayan  gizli kardeşlik cemiyetinin Abakuá üyesi idiler.

Ulusal tarih kitapları 27 Kasım 1871’de bir İspanyol subayın mezarını tahrip ettikleri gerekçesiyle bir delil olmamasına rağmen idam edilen 8 tıp öğrenci si hakkında yeteri kadar bilgiye sahip. Her yıl Kübalı öğrenciler onların anısına dikilen anıtı ziyaret ederek ölürken suçsuz olduklarını haykıran bu gençleri anıyor.

2006’dan beri düzenlenen 27 Kasım anma törenini organize eden  Haydée Santamaría Eleştirel Düşünce ve Gelişen Kültürler Kolektifi ve  ayrımcılığa karşı bilinçlenmeyi sağlamaya çalışan siyah örgütü Cofradía de la Negritud koordinatörü Tato Quiñones ancak, resmi tarihçiler onların idamını engellmeye çalışırken öldürülen beş Abakuá’yı görmezden geliyorlar, diye şikayette bulunuyor.

İki örgüt Eleştirel Gözlemcilik isimli bir sivil kuruluş tarafından birbiri ile ilişki halindedir.

Quiñones  IPS’e ”O gün siyah ve beyaz 13 genç öldürüldü, bundan dolayı, (beş Abakualı için yapılan plaket’in yanı sıra) üniversite öğrencilerin anısına dikilen anıtı da zaman ayırarak ziyaret edip, bütün kurbanları anıyoruz” dedi.

“Anma, mütevazi bir tören,  her iki anma anıtı halen ayrı yerlerde olduğu için tarihsel gerçeklikleri düzeltme meselesidir” dedi.

Quiñones’e göre, nadir olarak  Abakuá’nın  arkasından saklandığı gizlilik perdesi kaldırılıyor.  Resmi gazete Granma, 2009’da yayınlanan bir makalede ve  Ernesto “Che” Guevara’nın (1928-1967) bir anma töreninde, ” o gün kanlarını akıtanlar yalnızca vurulan öğrenciler değildi” dedi.

Guevara, “ Kayıtlar, günümüze üstün körü bir şekilde beş siyahın cesetlerinin bulunduğundan söz ediyor ve de onlardan süngülenmiş ve vurulmuşlardı” dedi ve ayrıca, çıkan olaylarda yaralanan İspanyol şahitlerin ifadelerine değindi.

Quiñones ve diğer uzmanlara göre tıp öğrencileri ve beş afrikalı genç adamı anmak için tek bir tören düzenlendiği zaman bu tarihsel bir gelişme olacaktır. Anthropolog María Ileana Faguada IPS’e, “Bundan dolayı öğrencileri anma anıtını ziyaret etmek bizim için önemlidir,”

Plaket bu yıl, 27 Kasım’da, şiir şarkı, danslar ve davullar eşliğinde yerleştirildi. 1871de kurşuna dizilen  öğrencileri anmak için yakında bulunan anıta yürümeden önce çok sayıda Havanalı açılışa katıldı.

İçlerinde, aydınlar, yerel halk ve Havana’nın çeşitli bölgelerinden gelen  Abakuá üyelerininde bulunduğu 250 kişi törene katıldı.   Törene, Abakua müziği “coro de clave” eşliğinde dans eden  iki “iremes” — atalarının ruhunu temsil eden iki küçük şeytan — öncülük etti.

Faguada, “Bu beş Abakuálı boyun eğmeyen Kübalı karakterinin bir örneğidir.  Başarısız olacaklarını bilmelerine rağmen öğrencileri kurtarmayı denerken kendi hayatlarını feda ettiler. Bu yıllarda bile uğrunda ölümü göze alacak kadar güçlü bir kimliğe ve insanlığa sahip siyah Kübalıların olduğunu gösteriyor,” dedi.

Irk ilişkileri uzmanı Esteban Morales, beş Abakuá’lının hemen hemen unutıulmasının nedeninin, Küba’nın bağımsızlık mücadelesinde yer almalarına rağmen  Afrikalı dinler ve onların uygulayacılarına karşı duyulan önyargı olabileceğini düşünüyor.

Abakuá cemiyeti Küba’ya Batı Afrika’nın şimdi, Kameron olarak bilinen bölge ve Nijer nehri arasında bulunan Calabar bölgesinden getirlen köleler tarafından taşındı. Yalnızca erkekler üyeliğe kabul ediliyordu. Cemiyetin inanışları üzerindeki gizlilik perdesi halen kalkmadı.

Quiñones’e göre Abakuá cemiyeti ilk olarak etnik-anthropolog Fernendo Ortiz tarafından 1906’da yayınlanan “Los Negros Brujos” (Siyah Cadılar) kitabında bahs edildi, yazar Küba kültürünün Afrikalı kökenlerini ilk kesif edenlerden biri idi.

Beş Abakulalının tarihsel olaydaki rollerinin tanınmasını savunan doktor Orlando Gutierrez, IPS’e  diğer şeylerin yanısıra cemiyet bir karşılıklı yardımlaşma grubudur. Üyeleri katı bir değerler kotuna sahipler, dedi.

1863’de bir Abakuá’lı din adamının beyaz bir adamın gruba katılmasına izin verdiğini ve böylece, cemiyetin Küba’da ilk ”enterrasyoncu” örgüt olduğunu söyledi.

Gutierrez “Siyah ve beyazlar arasında kardeşlik vardı. Söylendiğine göre, kurşuna dizilen sekiz beyaz öğrenciden biri Abakua üyesi idi” dedi.

27 Kasım 1871 tarihi siyah örgütler tarafından önem verilen bir miras olarak oral tarih anlatımı yoluyla günümüze ulaştı. Quiñones ”Bu anmanın bir özgürlük,  tanıma ve tarihsel adalet eylemi olmasını istiyoruz” dedi.

Posted in Küba | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Venezüella: Muhalif öğrencilerin protesto eyleminde çatışmalar.

Posted by lahy 26/12/2010

23 Aralık’ta yeni çıkan Üniversiteler yasasını protesto etmek isteyen Karakas’taki Venezuela Merkez Üniversitesi öğrencileri ve bazı muhaliflerin izinsiz olarak Parlemento’ya yürümek istemeleri üzerine güvenlik güçleri ile öğrenciler arasında çatışma çıktı.

Venezüella özel güvenlik birimleri öğrencilerin yürüyüşünü basınçlı suyla engelledi

 

Protestocular, parlamentodan, bu ay, hızla geçirilen yüksek öğretim yasasının iptalini istiyor.

Muhalefet yanlısı güçlerin faaliyetlerin yoğun olduğu merkezi üniversite öğrencileri yeni yasanın, Cumhurbaşkanı Hugo Chavez’in sosyalist ideolojisini üniversitelerde yaymak için kullanılacağını savunuyor. Yasanın karşılaştığı diğer eleştiri ise demokratik bir yapıya sahip olmaması, öğrenciler ve öğretmenlerin muğlak maddeler kullanılarak disiplin cezasına uğraması ihtimalidir.

Ancak hükümet, yasanın, öğretim görevlileri ve öğrencilerin yanı sıra, üniversite çalışanlarına kurumun yönetilmesi konusunda söz hakkı tanıyarak, üniversitelerin daha demokratik olmasını hedeflediğini belirtiyor.

Dün sabah söz konusu yasanın parlamentodan onay alması ardından kınama yürüyüşüne geçmek üzere yüzlerce öğrenci üniversitede toplandı.

Ancak özel güvenlik birimleri, gösteri için izin alınmadığı gerekçesiyle, öğrencilerin üniversite alanından ayrılarak parlamentoya doğru yürüyüşe geçmesini engelledi.

Çıkan çatışmalarda en az 3 kişi yaralandı. Bu kişiler arasında muhalefetten bir siyasetçi ile bir haber ajansının foto muhabiri de bulunuyor.

Öğrenci liderleri üniversite eğitimine ilişkin yasanın, Venezuela devlet üniversitelerinin özerkliğine darbe vurduğunu savunuyorlar.

Muhalefet, Hugo Chavez’i, yönetimini pekiştirmek ve parlamentoda gerektiği şekilde denetlenmekten kendisini kurtarmak için, hızla bazı yasaları geçirmekle suçluyor.

Geçen ay Venezüella Parlamentosu, sel felaketi ardından, Cumhurbaşkanı Chavez’e 18 ay süreyle yasa gücünde kararname çıkararak ülkeyi yönetme yetkisi vermişti.


 

Posted in Venezuela | Etiketler: | 3 Comments »

Chavez:”Hapishane benim için bir okul idi.”

Posted by lahy 26/12/2010

El presidente Hugo Chávez en reunión de ministros desde el palacio de Miraflores

Venezüella devlet başkanı Hugo Chávez Frías, Miraflores başkanlık sarayında bakanlarla yaptığı toplantıdan sonra Noel dolayısıyla 25 tutukluyu af ettiğini duyurdu.

Chavez, af kararını adaletli bir şekilde aldığını, bu türden kararları, daha sık almak istediğini yalnızca Noel zamanı almak istemediğini söyledi.

“Hapishane benim için bir okul idi. Tanrının verdiği bir nimetti. Hapiste nasıl da olgunlaştım. Çok okudum ve öğrendim. İki yıldan biraz fazla bir süre Yare’ de idim, parmaklıkların arakasında ne olduğunu biliyorum,” dedi.

Venezüella’ gerek adalet gerekse de hapishane sistemini eleştiren Chavez,  hapishanelerin fakirlerle dolu olduğunu söyledi.

“Mahkumların büyük çoğunluğu siyah ve fakirdir, hapishanelerde çok az sayıda beyaz vardır. Irkçılık mayını her yerde,” ve ayrıca, dünya’da bütün kötülüklerin temelinde sosyal adaletsizlik vardır. Kapitalizmin yarattığı sosyal adaletsizlik gençlerimizin önemli bir kesimini suç işlemeye yönlendiriyor. Yalnızca İsa’nın da yolu olan sosyalizm ile özgürleşeceğiz,” dedi.

Chavez, af ettiği 25 kişinin, yeniden suç işlemeyerek sosyal davalar için mücadele eden kişiler haline gelmesini ümit ettiğini söyledi.

Küçük suçlar işleyen kişilerin uzun zaman hapiste yatmasının bir sosyal adaletesizlik örneği olduğunu söyleyen Chavez, Adalet Bakan’ından bu türlü davaların gözden geçirilmesini istedi.

Posted in Venezuela, İnsan Hakları | Etiketler: , | Leave a Comment »

Victor Jara’nın katillerine 37 yıl sonra mahkeme yolu

Posted by lahy 25/12/2010

Santiago, Şili, (Prensa Latina) Şili İçişleri Bakanlığı İnsan Hakları Programı, dünyaca ünlü komünist müzisyen Victor Jara’nın 1973 yılında kaçırılması ve öldürülmesinde rol oynayan dört askerin tutuklanmasını emretti.

Avukat Cristian Cruz, 1973-1990 arasında hüküm süren Augusto Pinochet diktatörlüğü sırasında orduda subay olan Edwin Dimter, Hugo Sanchez ve Raul Jofre ile emekli savcı Rolando Melo hakkında tutuklama isteminde bulundu.

Çarşamba günü açıklama yapan Cruz, olay sırasında er olarak görev yapan Jose Paredes dışında cinayetle ilgili kimsenin yargılanmamış olduğunu belirterek, cinayetin gerçek sorumlularının bulunması gerektiğine dikkat çekti.

Jara, Salvador Allende’ye karşı darbenin yapıldığı 11 Eylül 1973 günü Devlet Teknik Üniversitesi’nde gözaltına alınmıştı.

Şu anda Victor Jara Stadyumu olarak anılan Şili Stadyumu’na götürülen sanatçı, 72 saat işkence gördükten sonra kurşunlanarak öldürülmüştü.

Jara ile beraber gözaltına alınan Osiel Nunez’in ve eski er Victor Pontigo’nun verdikleri bilgilere göre, aynı zamanda Komünist Parti üyesi olan Şilili müzisyeni üniformalı kişilerce öldüresiye dövülmüştü.

Posted in Kültür - Sanat, Şili, İnsan Hakları | Etiketler: , | 1 Comment »

John Lennon’u Havana’da hatırlarken-Daisy Valera

Posted by lahy 25/12/2010

Daisy Valera/Havana

Ölümünün 30.uncu yılında Küba’nın başkentinde yapılan etkinliklerle John Lennon‘un yaşam ve eserleri kutlandı. 

Geçtiğimiz Aralık ayının 8’i, 20.inci yüzyılın en popüler müzisyenlerinden birinin ölüm yıldönümü idi. Havana en iyi bilinen şarkılarının dile getirildiği kapsamlı bir konserle onu hatırladı.

Havana Film Festivali’inin aynı anda gerçekleşiyor olmasına rağmen, bir çok kişi sinema salonlarını terk ederek bu özel konsere katıldı.

Akşam gerçekleştirilen etkinlik bir çok kişi tarafından Lennon Parkı olarak vaftiz edilen Vedado bölgesinde ki bir park’da yapıldı. Onyıl önce sanatıçıyı parkta ki banklardan birinde otururken temsil eden pirinçten yapılmış bir heykel buraya yerleştirlmişdi.

O gece yüzlerce kişi gelerek simgeselleşen ”Yesterday,” “Working Class Hero,” ve “Imagine,” şarkılarını söyledi, Son sarkıyı ellerinde ki çakmakları yakarak herkes birlikte söyledi.

Dinleyiciler arasında yaşları 16 ve 30 arasında değişen çok kişi vardı, ancak, katılanların çoğunun 40 yaşının üzerinde olduğunu görmemekte mümkün değildi ve konserden en fazla zevk alan, şarkılar söyleyen ve hatta dans eden onlardı.

Onların gösterdiği sınırsız çoşku kırk yaşın üzerindekilerin Lennon’un popüleritesinin zirvesine çıktığı yetmişli yıllarda gençlik dönemlerinde olmaları gerçekliği ile ilişkilendirilebilir.

Ancak, bu gerçekliklerin ötesine geçmemek doğru olmaz, çünkü Küba Beatles ve John Lennon ile müzik ile sınırlı kalmayan bir tarihe sahiptir.

Bu ingiliz gençlerinin müziği, diğer başkalarının ki gibi, ”ideolojik sabotaj” ya da düşmanın müziği olarak tanımlandı, John’un barış yanlısı duruşuna Ada’nın liderliği somurtarak baktı.

Bazı orta yaşlı kişiler o yıllarda bir  işe alma merkezinde iki sorunun sorulduğunu hatırlıyorlar: dine inanıyorlar mı – ve bundan daha az önemli olmamak üzere- Beatles’ı dinliyorlarmıydı.

Birçokları her iki soruya da ”hayır” diyecek kadar dikkatli idi.

Başkaları da gençleri bu müziği dinlemekten  alıkoymak isteyen polislerin arabalarını nasıl devirdikleri hakkında konuşabilir.

Eğer bütün bu anladılanların doğru olduğunu kabul edersek   8 Aralık’da yapılan  John Lennon’ı anma etkinliğinin onun ölüm yıldönümünde anılmasından daha fazlasını temsil ettiğini düşünebiliriz.

Gerçekte bu müzisyen’in unutulmasına veya Kübalı yurttaşların kültürel dünyasından silinmesine karşı çıkan kuşağın  zaferinin kutlaması idi.

Bu gerçekliğin burada hatırlanması aynı fikirde olmadıkları, onlara empoze edilen şeylere karşı mücadele edenlerin bir zaferidir.

O günün gençleri sayesinde Lennon bugün  Havana’da bir park da oturuyor.

Bu bize, bugünün gençleri olarak karar vermeye, katılıma ve eleştirel olmaya sırtımızı dönmememiz gerektiğini hatırlatıyor.

Ümit ediyorum ki bunun bir komünistin tavrı olması gerektiğine hiç kimse itiraz etmez.

kaynak: havanatimes.org

Foto:John Lennon Parkı/ Havana.

Küba: :Çelişkili uygulamalar – Daisy Valera

Küba’da cinsel taciz D.Valera

Küba: Irkçılık üzerine sorular (I) D.Valera

Küba: Irkçılık üzerine sorular II D.Valera

Küba’da öğretildiği şekliyle Leon Troçki Daisy Valera

Kübalı transseksüellerin sorunları

 

Posted in Küba | Etiketler: , , , , , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: