latin amerikan haber yorum

Micah Uetricht – Benjamin Dangl Söyleşisi

Posted by lahy 04/12/2010

[Benjamin Dangl, Guardian unlimitedThe NationThe Nacla Report on the Americas gibi yayınlar için Latin Amerika genelinde gazeteci olarak çalıştı. Daha önce yayınlanmış The Price of Fire: Resources Wars and Social Movements in Bolivia adlı bir kitabı var ve ayrıca TowardFreedom.com‘un editörü. Dancing With Dynamite -Social Movements And States In Latin America [Dinamitle Dans Etmek – Latin Amerika’da Toplumsal Hareketler Ve Devlet, Ekim 2010 AK Press] Benjamin Dang’ın son yayınlanan kitabı. Aşağıda, Micah Uetricht’in Benjamin Dangl ile yeni yayınlanan kitabı bağlamında yaptığı söyleşinin-10 Kasım 2010- bir bölümünü yayınlıyoruz]

Micah Uetricht: Kitabınızda sosyal hareketlerin mantığının devletin mantığıyla rekabet ettiğini yazıyorsunuz. Bu ne anlama geliyor?

Benjamin Dangl: Latin Amerika’da sol-eğilimli başkanlar son on yıllık süreç dahilinde iktidara geldiğinde, kendilerini orduyla, Washington’la, küresel kapitalizmle ve faaliyetlerini kısıtlayan baskılarla mücadele halinde buldular. Bu başkanlar seçim kampanyaları döneminde söz verdikleri reformları gerçekleştirmeye daha baştan ya isteksizdi, ya da bu reformları gerçekleştiremedi. Toplumsal hareketler, seçimleri izleyen dönemlerde, çok geçmeden bir müttefiki kaybettiklerini fark etti.
Latin Amerika’da birçok hareket benzeri bir gelişim süreci izledi. Brezilya’da topraksız köylüler hareketi Başkan Lula’yı destekledi, Arjantin’de birçok aktivist ekonomik kriz sonrasında Nestor Krichner’in arkasındaydı, Bolivya’da Sosyalizme Doğru Hareket, büyük bir toplumsal destek sayesinde başkan Evo Morales ile iktidara geldi. Toplumsal hareketler bu başkanları destekleyerek yanlış yapmış değil. Ancak bu başkanlar işbaşına geçtiğinde ortaya çıkan dinamiğe baktığımızda, çok söz veren ama sözlerini yerine getiremeyen, seçmen tabanlarını genişletmek için sağa kayan, ve/ya da yatırımlar için yabancı şirketlere ayrıcalıklar tanıyan başkanlar görürüz.
Bu, söz konusu başkanların tümüyle başarısız olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle Venezüella’da Chavez ve Bolivya’da Morales, yönetim ve karar-alma mekanizmalarında, örneğin anayasaların yazım süreçlerinde halkın katılımına önemli ölçüde yer açtı. Toplumsal hareketlerin bir kazanımı olarak solcu bir başkan seçimle iktidar geldiğinde, bu tür önemli gelişmeler ortaya çıkabilir.

Bölge genelinde gelişen bu sol dalgaya dayalı birçok ilerleme var: eğitime ve sağlık hizmetlerine daha fazla erişim olanağı, genişletilmiş sosyal programlar vb. Ancak toplumsal hareketlerle devletler arasındaki ilişkilerde ortaya çıkan önemli sorunlar da mevcut. Bu ilişkinin Latin Amerika’da ne ölçüde zayıfladığına gelince, bu, her ülkede farklılık gösteren ve neredeyse sürekli değişen bir şey.

Son birkaç yıldır Latin Amerika konusunda solda hakim olan, “bölgede seçimle işbaşına gelen ilerici başkanların birbirini izlediği ve her şeyin iyi gittiği” şeklinde bir anlatı var-keşke Washington’un ve yabancı şirketlerin müdahalesi de olmasa. Fakat gerçek şu ki, bölgede sol-eğlimli başkanların yönetimde olduğu ülkelerde hoşnutsuz toplumsal hareketler var. Bu başkanların çoğu, onları işbaşına getiren toplumsal hareketlere sırtını döndü. Bu kitap, son on yıl kapsamında bu ilişkilerin bir tarihini yazıyor, ve bu, Latin Amerika tartışmalarında çoğu kez unutulan bir boyuttur.

MU: Bu toplumsal hareketlerin herhangi biri devletle ve siyasal partilerle etkileşime –dinamitle dans- girdi mi?

BD: Olağanüstü bir seçim oyunu oynama ve referandumları ya da adayları destekleme kapasitesinin olduğu Brezilya ve Bolivya’da bazı dinamik toplumsal hareketler var, ancak bu destek onların politik çizgilerine ya da özerkliklerine engel olduğunda geri çekiliyorlar.

MU: Bu, anlaşılması zor bir model.

BD: Kesinlikle öyle. Fakat birçok toplumsal hareket bunda etkili oldu. Bolivya’da toplumsal hareketler Morales’i eleştirel olarak desteklemekle, sağı bozguna uğratmak arasındaki kritik bölgede hareket etti. Ekvador’da CONAIE (yerli hareketi) çevreyi savunma konusunda hep şaşmaz bir tutum sergiledi, fakat Başkan Correa’dan desteğini çekti, çünkü onun izlediği politikalar hareketlerine ve Amazon’a karşıydı. 30 Eylül’deki darbe girişiminde bile CONAIE, politikaları nedeniyle Correa’yı eleştirmeye devam etti. Sağ’a karşı suvunmaya ihtiyaç duyduğunda bir hükümete destek olmak, ama aynı anda onu eleştirmek yeteneği Latin Amerika’daki çeşitli toplumsal hareketler için yararlı oldu.

MU: Kitap boyunca yeni sol hükümetlerden kaynaklanan karmaşık sonuçları değerlendiriyorsunuz. Venezüella bölümünde, görüşme yaptığınız bir Ev Kadınları Sendikası üyesi şöyle diyor: “Sendika, yeni anayasanın yarattığı, ve şimdi devletle ortak-yaşar bir ilişki içinde işleyen hem gerçek, hem de psikolojik bir alanda gelişti.” Öyleyse kadınlar sendikası üyeleri Chavez’in getirdiği değişikliklerden önemli ölçüde yararlandı demektir. Ayrıca siz de şöyle yazıyorsunuz: “Devlet böyle sendikaların ortaya çıkmasını sağlayan temel meşrulaştırıcı güç olarak görülüyor, ama iktidarın içinde işlediği temel ekonomik ve sosyal yapı dönüşmüyor.

BD: Chavez’in girişimleriyle Venezüella’da birçok mükemel sosyal program ve politik proje başladı. Bu alanlar açıldığında iki önemli soru ortaya çıkıyor: “Chavez oy için, iktidarı kendi menfaati doğrultusunda toplamak için bu alanları ne ölçüde kullanır” sorusuyla,” başında olduğu yönetimin bu yeni alanları tabandan başlayarak halkın kullanmasına ne ölçüde imkân tanıdığı” sorusu. Kitapta gözden geçirdiğim topluluk konseyleri ve diğer programlar durumunda, Chavez’in ve yerel yöneticilerin söylediklerini aşan biçimde halkın mahalli düzeyde yürüttüğü açık bir çaba var; bürokratik kırtasiyecilik olmaksızın, iktidarın taban örgütlenmelerini kuşatmasına izin vermeksizin halkın kendi hayatını ve mahallelerini dönüştürme doğrultusunda Bolivarcı sürecin araçlarını kullanma çabası. Devletin başlattığı programlara katılan birçok Venezüellalı, Bolivarcı süreç tarafından kullanılmaktan ziyade onu kullanmak için başarıyla mücadele ediyor.

MD: Kitapta tanımladığınız hareketlerin uzun dönemde nasıl gelişeceğini düşünüyorsunuz?

BD: Her ülke farklıdır, fakat soldan iktidarı geri almak için sağın geliştireceği çok örgütlü ve çok iyi finanse edilmiş hamleler görmeye devam edeceğimizi düşünüyorum, ve belli sosyal hareketler kendini bu şiddetli rekabetin ortasında bir yerde bulabilir. Bu sol iktidarların başarısı, ülkelerindeki toplumsal hareketlerin taleplerine nasıl karşılık vereceklerine bağlı, çünkü hükümet reformu isteyen bu hareketlerin çoğu, iktidarın uyguladığı politikalardan daha tutarlı, daha sürdürülebilir ve demokratik politikalar öneriyorlar. Örneğin kendi kültürünü, toprağı ve çevreyi koruma mücadelesi veren Ekvador’daki yerli hareketi, ve iktidarın oluşum sürecinde daha fazla söz sahibi olma mücadelesi veren Bolivya’daki çeşitli yerli hareketleri. Başkanların orduya, sağa ya da yabancı şirketlere değil, bu seslere kulak vermesi gerekiyor.

MU: Ekvador’daki darbe girişiminden ve orada sosyal hareketlerin bu girişimi nasıl tepki verdiğinden söz eder misiniz?

BD: CONAIE ve ülkedeki diğer yerli gruplar, bu darbe girişimini gerçekleştiren sağcı polis güçlerini reddettiklerini açıkca ifade eden bir bildiri yayınladı. Fakat bildirinin büyük bölümünü, Correa’yı suçlamaya ve onun muhalif sesleri etkisizleştiren yönetim tarzının böylesi bir istikrarsızlığa davetiye çıkardığını açıklamaya ayırdılar. Correa’yı, maden işletmelerine, bölgelerindeki suyun özelleştirilmesine ve yerli halkın onayı olmaksızın petrol endüstrisinin genişletilmesine karşı direnen yerli aktivistlere uyguladığı baskı nedeniyle eleştirdiler. Aslında bildiri, onun bunu hak etmiş olduğunu açıklıyordu.

2002’de Venezüella’da da Chavez’e karşı bir darbe girişimi vardı. Fakat o iktidara geri döndü, çünkü hem ordunun hem de daha önemlisi sokağa dökülen halkın desteğine sahipti. İnsanlar harekete geçti, çünkü Chavez Karakas’da geniş halk yığınlarına çağrıda bulundu. 2008’de Bolivya sağı Başkan Morales’e karşı ülkeyi istikrarsızlaştırma denemesine giriştiğinde, yine sokağa dökülen halkın muazzam bir desteği vardı. Oysa Ekvador’da bir darbe girişimi gerçekleştiriliyor, ve Correa ülkedeki en önemli ve dinamik sosyal hareketi, yani CONAIE’yi yok sayıyor, çünkü onları bastırmış ve kenara itmişti. İlerici bir başkan ve yeni Latin Amerika solunun bir üyesi olarak görülse de, Correa yerli hareketinin desteğine sahip değildir. Sağa karşı verdikleri mücadelede bu başkanların geleceği, büyük ölçüde sosyal hareketlerin nerede durduğuna bağlıdır.

Kaynak: Alternet

Çeviri:kutlu tunca, solkure.wordpress.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: