latin amerikan haber yorum

Archive for 12 Ara 2010

Görüşme:Meksika’da İktidar, Tahakküm ve Uzlaşmazlıklar- Dr. William I. Robinson

Posted by lahy 12/12/2010

Dawn Paley- Dr. William I. Robinson Görüşmesi

Meksika’da Eşitsizlik ve Savaş Üzerine

“ Meksika da ki gelişmeler değişik düzeylerde analiz edilebilir.’

“ Bir düzeyde, pek tabii ki,  global kapitalizm çağındayız, ve (burada) kontrolsuz eşitsizlikler ve zengin ve fakir arasında büyük bir kutuplaşma, varlıklılar ve yoksullar vardır. Sosyal doku parçalanıyor ve devlet artık değişik çıkar grupları arasında gidip gelemiyor, bunu yapmaya teşebbüs bile edemiyor.’

“Böylece sosyal düzen yıkılıyor, ve  dünya çapında genel olarak sosyal düzenin yıkılmasını gözlemliyoruz., bütün bölgeler ve bütün ülkelerde  sosyal düzen ve politik otoritelerin büyük eşitsizlikler ve global kapitalizm tarafından yaratılan çelişkileri düzenleme yeteneği yıkılıyor. Meksika’da ki gelişmelerin bir parçası budur, merkezi devlet sistemi bir arada tutamıyor.”

“Hikayenın diğer bir tarafı da uyuşturucu ticareti oldukça kazançlı, ancak Meksika’da meydana gelen diğer bir gelişmede daha var: nüfusun bir bölümü giderek artan bir şekilde uyuşturucu ticaretine bağımlı hale geldi.”

“ Meksika’da muazzam bir işşizlik var, bir işe ya da eğitime sahip olmayan, hiç bir şeye sahip olmayanlar var. Böylece gençliğin bir kuşağı eğitim görmüyor, çünkü ekonomi  bütünüyle bir kriz içinde ve muazzam bir eşitsizlik vardır, ve  aşırı bir işsizlik ve eksik istidham olduğu için iş bulamıyorlar.”

”Uyuşturucu ticareti, küçük gelirler dahil bir gelir kaynağı haline geldi. Eskiden en tepede kendilerine karışılmadığı zaman sessiz duran ancak birbirleri ile şavaşan uyuşturucu baronları vardı….Şimdi her mahallede işsizler ve genç işsizler uyuşturucu ticareti  içine çekildiler ve birbirleri ile savaşıyorlar. bazı şehirlerde cadde cadde, mahalle mahalle uyuşturucu ticaretinden en düşük düzeyde  kazanç sağlamak için savaşyorlar.”

Meksikalı Sosyal Hareketler ve Militarizasyon Üzerine…

“ Meksika’da halen gelişen, – ve bunu diğer ülkelere de genellemek mümkün, – bir durum vardır, ancak özellikle Meksika, sosyal bir patlamanın eşiğindedir. Meksika, her köşesinde sosyal hareketler, yerel hareketler, direniş ve isyanla dolu, problem nerede?… Acapulco’ya giderek  veya narkotrafik hakkında başlıkları okuyarak ne olduğunu öğrenmeye imkan yoktur. Söylemek istediğim  gelişmeler, bu şekilde geniş içerikleri ile birlikte kavranamaz, ancak Meksika çok büyük direnişlerin , büyük sosyal hareketlerin olduğu bir ülkedir; kadınları, toprakları için savaşan köylüleri, işçileri, öğrencileri, göçmenleri  biliyorsunuz. her düzeyde bunu görmek mümkün.”

“Meksika’da ki büyük problem, onların birleşmemiş olmasıdır, bütün bu sosyal hareketler birleşmiş değil.  Ancak, eşitsizlik ve yoksullaşma Meksika’da öyle bir noktaya ulaştı ki, yakından izleyen herkes, radikal,eleştirel düşünen çevreler,  sosyal bir patlamanın an meselesi olduğunu görüyor. Halk Meksika devriminin üzerinden 100 yıl geçtiğini ve yeni bir devrimin zamanı geldiğini  bile konuşuyor.”

“Ancak, Meksikalı egemenler, ve ABD eliti, gerçekte uluslararası elit kesim,  her an sosyal bir patlama  olacağının bilinçindedir ve kontrol edemeyeceklerini biliyorlar. Ve bu, bir bölge ile de sınırlı kalmayacaktır, Bir eyalette Chiapas’da Zapatistalar örneğinde olduğu gibi bir bölge ile sınırlı kalmayacaktır. Bir yerde başlayacak ve diğer bölgelere yayılacaktır, yine koordine edilmeyen, kendiliğinden büyük bir ayaklanma söz konusu.”

“Ve o noktada, Meksika devleti ve Meksikalı egemenler ne yapacaklar?”

“Ayaklanmayı bastırmak için askeri güçe ihtiyaçları vardır.…Uyuşturucu ticareti gerçek ve bunu küçümsemek istemiyorum. Bahsettiğim başka bir faktörü daha küçümsemek istemiyorum: (uyuşturucu ticareti)  yerel düzeyde sosyal ve ekonomik krizin dışa vurumu ile iç içe geçti.”

“Ancak, Meksika Ordu’sunun yarısı hali hazırda ülke topraklarının tümünde faal durumdadır ve Meksika devlet Başkanı Calderon  ordunun diğer yarısınında kullanılacağını yada kullanılma sürecinde olduğunu söyledi.  Böylece, Meksika Ordusu ülkenin her köşesine yerleştirilmiş olacaktır, ve  yalnızca ben değil, birçoklarımızın düşündüğüne göre, bu gelişmenin nedeni Meksika ordusu’nun büyük bir ayaklanma olduğunda ayaklanmayı bastırması, bunun için bütün araçların hazır bulunmasıdır ve bunu, istikrar ve düzenin sağlamak adına ve uyuşturucu tarafiği bahanesiyle  meşrulaştıracaklar.”

“Terörizm ile de aynı şey söz konusu,sosyal hareketleri bastırılması ve tahakküm altına alma. Sosyal kontrolün yeni biçimlerini  meşru kılan iki şey vardır:  Birincisi terorizm,  günümüzde herkes bu tanıma giriyor, diğeri de, bunun uyuşturucu trafiği ve adi suçlar ve örgütlü suç olduğunu söylemektir, bu da resmin diğer tarafıdır.”

”Uluslararası Kriminal Ekonomi ve Calderon’un gayrimeşruluğu…”

“Ancak, bir başka konuya daha değinmek istiyorum. Meksika da ve  daha genelde, uluslararası bir kriminal ekonomi var,  yasal uluslararası  ekonomi ile çakışıyor, ve bunun anlamı, ABD’nin uyuşturucu trafiği ve narkotrafiği kontrol etmek bahanesiyle Meksika güvenlik güçlerine ve Ordu’suna milyonlarca, şimdi milyarlarca doları aktarmasıdır. Ve bu Meksika toplumunun bütün karakterini değiştiriyor. Meksika toplumu militarize ediliyor.”

“ Ve bir kez daha uyuşturucu trafiğine karşı savaşmak adı altında bunu yapıyorlar ancak, gerçekte vurgulanması gereken, bu global kapitalizmin  özelliklerinden biridir, sosyal kontrolu sağlamak için toplumlar giderek artan bir şekilde militarize ediliyor, eşitsizlik ve yoksullaşma o kadar yoğun hale geldi ki, sosyal kontrolü sağlamaya devam etmek için askeri ve baskıcı yöntemler kullanmak dışında başka bir çözüm kalmıyor.”

“Meksika’da yaşanan diğer bir gelişme de, eskiden değişik uyuşturucu tekelleri vardı, ve devlet, birbirleriyle savaştıklarında  bu kartellerden birini tutup diğerine karşı tavır almazdı.. Calderón, iktidara 2006 yılında hile yoluyla yasadışı olaral geldi ve hiçbir saygınlığı yoktu ve iktidara gelmesinden sonra,  bir keresinde iki milyon kişi Meksika şehri’nin merkezinde ki Zocalo meydanını işgal etti. Bu uyuşturucuya karşı savaşı başlatıp değişik köşelere yayarak meşrutiyeti olmadığını unutturmak istedi.”

“ Mekska Devlet’inin şimdi yaptığı ancak önceden yapmadığı, tarafsız olarak rüşvet almak veya kartellerin mevcuyetlerini sürdürmelerine göz yummak yerine bir kartelin yanında diğerine karşı yer almaktır. Bu nedenden dolayı karteller şimdi Meksika Devleti’nin görevlileri ve valilerini de hedef alıyorlar.”

Sistem de ki Çatlaklar ve 21.inci yüzyıl Faşismi…

“Aşırı bir kötümserlik ve siniklik içine düşmek istemiyorum. İyimserliğimi kayıp etmedim, ancak gerçekçi olmak istiyorum. ve gördüğüm, yapısal ve sistemik bir krize yakın olan bu global kriz karşısında gelişmekte olan değişik tepkiler vardır ve hızlı bir kutuplaşma meydana geliyor, bir yanda, aşağıdan, fakirlerden, yoksul halk hareketlerinden gelen tepki ve solun yeniden canlanması ve Güney Amerika’da 21.inci yüzyıl sosyalimini yaratma girişimleri, ve büyük kitle protestoları ve Fransa ve Yunanistan’da ki genel grevleri biliyorsunuz. Bütün dünya da ilerici direnişin, radikal direnişin, sol direnişin  yükseldiğini ve kitlelerin yeniden harekete geçtiğini görüyoruz.“Ancak, kutuplaşma krize verilen cevap etrafından şekilleniyor, diğer  taraftan, 21.inci yüzyıl faşizmi olarak niteleyeceğim güçler vardır, değişiktir bu, 20.inci yüzyıl faşismine benzemiyor, çünkü herşey değişti, şu anda en güçlü yükselen sağ ABD’dedir.Faşist sağın yükselişi.”

“Çay Partisi’nde ve Cumhuriyetçi Parti’nin sağ kanatı, Dakika Adamı, Beyaz İktidar hareketleri ve diğerlerinde organize oluyorlar.Ve böylece ABD’de faşist hareketin yükselişini izliyoruz.Ancak faşist sag bütün dünyada yükseliyor. Avrupa da, bütün Avrupa ülkelerinde  bunu görüyoruz. Latin Amerika ülkelerinde de bunu görüyoruz, bir toplantı yapıldı:  Uno América, bu toplantıda eskiden bir darbe olduğunda ya da otoriteryen rejimlerle mutlu olan  faşist Latin Amerikan sağı bir araya geldi.”

“Kolombiya gerçektende 21.inci yüzyıl faşizminin bir örneğidir: demokratik bir dış görünüş, a polyarchik polititik sistem ve bunun altında tümden bir sosyal kontrol,  bir elitlerin ve sermayenin tümden tahakkümü vardır. Ve eğer direnirsen katl edilirsin, ve dört milyon kişi kırsal bölgeleri terk etmek zorunda kaldı.”

”Evet, büyük çatlaklar var ve bu hem faşist sağ hem de yeniden canlanan sol için bir alan sağlıyor.  ve bunun nasıl sonuçlanacağını bilmiyorum.. Çok tehlikeli bir belirsizlik dönemi içine giriyoruz.”

Dr. William I. Robinson, Universite of California – Santa Barbara’da öğretim görevlisidir.

kaynak: Upsidedown.org


 

Interview: Dr. William I. Robinson on Power, Domination and Conflicts in Mexico

Posted in Meksika, Söyleşi ve Görüşmeler | Etiketler: , , | 1 Comment »

Arjantin:Göçmenlere saldırılar, 3 ölü!

Posted by lahy 12/12/2010

BUENOS AIRES –Geçtiğimiz salı günü başkentte bulunan İndo-Amerilkan parkını işgal eden evsiz Latin Amerikalı göçmenlere yapılan ve yerel halk tarafından desteklenen polis saldırısı sonucu iki göçmen öldürüldü. Daha sonra çıkan olaylarda bir bolivyalı güçmen daha öldürüldü.

Mahkeme’den alınan parkı boşaltma kararı sonrasında düzenlenen polis saldırısi sonucu bir bolivyalı ve bir paraguaylı öldürüldü.

Perşembe günü  Villa Soldati bölgesi sakinleri ile işgalcıler arasında çıkan çatışmada bir bolivyalı göçmen daha öldürüldü.

Çıkan çatışmalar sonrası yerel bir mahkeme, Cuma günü olağanüstü hal ilan edip, hükümetin olaylara müdahale etmesi kararını aldı. Mahkeme parkın etrafına ”tel örgü” çekilmesini ve giriş çikişlarin kontrol edilmesini talep etti.

Hükümet yetkilileri bu kararı kabul etmediklerini ve bir üst mahkemeye itiraz edeceklerini duyurdu. Başkan  Cristina Fernandez çıkan olaylara Buenos Aires’in sağcı belediye başkanı Mauricio Macri‘nin yol açtığını ve sorunlara bir çözüm aradıklarını söyledi.

Hükümet sözcüsü Macri’yi sert bir şekilde kınayarak, Macri^nin  ”yabancı düşmanı ve ayrımcı” retoriğinin çıkan çatışmaları körüklediğini ve dar gelirlere ayrılan konut fonlarını kullanmadığı için çıkan çatışmalardan sorumlu olduğunu söyledi.

Macri, Perşembe günü bir açıklama yaparak çatışmaların nedeni olarak, Arjantin’e ”kontrolsuz göçmen” akışını göstermişti. Macri, şehre hergün 100-200 yeni göçmenin geldiğini ve gelenlerin uyuşturucu ticareti ve suç şebekelerine katıldığını iddia etti. Macri’nin açıklamaları protesto edildi.

Buenos Aires’de bulunan Bolivya elçiliği bir açıklama yaparak Macri’yi protesto etti ve Arjantin’de yaşayan bolivyalılardan özür dilemesini talep etti.

Arjantin Dışişleri Bakanı  Hector Timerman, Cuma günü, ”Göçü kriminalize etmek faşizmdir…Arjantinlilerin büyük çoğunluğu göçmenlerin torunlarıdır” dedi. Twitter’da yayınlanan mesajında ise ‘ Eğer Macri İspanyol olsa idi, tek bir Arjantin’linin İspanya’ya girmesini istemeyecek  idi. Ayrımcılık, insan haklarının ihlalidir” dedi.

Arjantin’in sanayici ailelerinden birinden gelen ve  popüler Boca Juniors klübünün başkanı olan  Macri’nin gelecek seçimlerde başkanlığa adaylığını koyması bekleniyor.. EFE

Posted in Arjantin, İnsan Hakları | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

Wikileaks:Başkan Dilma Rousseff ABD takibinde

Posted by lahy 12/12/2010

WikiLeaks tarafından yayınlanan belgelerde ABD’nin 2005 yılından beri Dilma Rousseff’ın geçmişi ve özel hayatı ile bilgi toplamakta olduğunu ortaya koyuyor. Bilindiği gibi Brezilya Devlet Başkanı seçilen Rousseff aynı zamanda eski bir gerilla komutanı.

Brezilya’daki ABD Elçiliği tarafında kaleme alınan dokuz gizli yazışma WikiLeaks tarafından kamuoyuna ilan edildikten sonra Cuma günü Folha de S.Paulo gazetesinde yer aldı. Buna göre Rousseff 1964-1985 yılları arasında Brezilya’da hüküm süren askeri diktatörlük döneminde üç adet banka saldırısı örgütlemiş.

Habere göre, yazışmaları yapan dönemin ABD Elçisi John Danilovich bu bilgilerin kaynağını belirtmemiş. Diktatörlük döneminde direniş mücadelesinde yeralan Rousseff tutuklanmış ve üç yıl hapis yatmıştı.

Belgelerde İşçi Partisi üyesi olan Rousseff’in sağlığı, seçilme olasılığı ve kişiliği gibi konularda spekülasyon yapılmış.

Bir yazışmada, ” Sinema ve klasik müsiği seviyor. başkan Lula’nın izlediği dieti izleyerek geçenlerde kilo kayıp etti” deniyor.

Yine ortaya çıkan gizli yazışmalara göre 2009 yılında bu konudaki bilgilerden ötürü ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton elçilik mensuplarına teşekkürlerini iletmiş, 2010 Brezilya seçimlerini takip ettiğini belirterek Brezilya siyasetini tarihi Bizans dönemi siyasetine benzetmiştir.

Öte yandan, Wikileaks hakkında bir açıklama yapan Başkan Lula Wikileaks kurucusu Julian Assagne’yi desteklediğini bildirerek, ifade özgürlüğünün  çiğnenmesini protesto ettiğini söyledi.

Kaynak:Prensa Latina, TeleSUR

Posted in Brezilya, Genel Haberler | Leave a Comment »

Cancun’dan anlaşma çıktı, ama somut hedef yok!

Posted by lahy 12/12/2010

Alidost Numan

Cancun’da yapılan 16. İkilim Konferansı sona ererken bir mutabakata varıldığı haberleri geliyor. Ne var ki üzerine varılan mutabakat aktivistleri ve iklim değişikliğiden en çok zarar gören ülkeleri tatmin edecek bir yenilik ya da spesifik hedef içermiyor. Bu durumda somut bir anlaşma için umutlar gelecek sene Güney Afrika’nın Durban kentinde yapılacak 17. zirveye kalmış oluyor.

Öte yandan herkesin üzerinde anlaştığı iyi haber, varılan bu mutabakatka Birleşmiş Milletler iklim müzakerelerine geçen sene Kopenhag’da BM dışı müdahalelerle kaybedilen inancın tekrar kazanılmış olabileceği.

Varılan mutabakat, sera gazları salınımlarının önümüzdeki on sene içinde 1990 seviyelerinin %25 ile %40′ı altına çekilmesini içeriyor. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğine adaptasyonu ve salımlarını düşürmek üzere dönüşümleri için yaratılacak fonun çerçevesi üzerinde de anlaşmaya varıldı.

Bağlayıcılıktan uzak ve yeterince kuvvetli tedbirler içermeyen anlaşmaya en kuvvetli itirazlar, halkların ve tabiat ananın haklarını tavizsiz bir şekilde savunan Bolivya delagasyonundan geldi. Kendi tabirleriyle, muhalefetleri “4C derece artışa razı olan bir anlaşma bir anlaşma değildir” noktasından yola çıktı. Bolivya’nın itirazları, geçen senenin aksine, son toplantılarda yalnız bir ses olarak kaldı.

ABD temsilcisi Todd Stern’ün teklifiyle, tam mutabakatten neredeyse tam mutabakat usulüne geçilerek anlaşmaya varıldı. Böylece, oturumların başkanı Meksika Dışişleri bakanı Patricia Espenosa bu destekle anlaşma metnini geçirmek üzere bastırdı. Müzakerelerin başarılı geçtiğine inanan AB tarafı ise, bu mutabakata varılmasında kendi yürüttüğü sessiz diplomasiye büyük bir rol biçiyor.  Malum olan tek şey ise, büyük fosil ekonomilerin müdahaleleriyle, gezegen ve insanlık için gerekenin çok daha altında tedbirler üzerinde mutabakata varılabildiği.

STK camiasının genel kanısı, bunun ancak bir başlangıç noltası olabileceği. Ayrıca, iklim krizinin toplumsal cinsiyet yansımaları, REDD orman koruma düzenlemeleri ve karbon piyasaları gibi problematik konularda bir gelişme kaydedilmediği hissi hakim.

Anlaşma için her ne kadar prensipte 10 yıl içinde %25-40 sera gazı indirimi hedefinde mutabakata varılmış ise de, bu anlaşma bağlayıcı tedbirler içiermiyor. Şimdilik varılan tek nokta, Kopenhag’da ulusal hükümetler tarafından BM çerçevesi dışında Kopenhag Anlaşması’yla verilen %16 civarındaki vaadlerin BM çerçevesine alınmasından ibaret. Bu maalesef gelecek sene Durban’a çok ciddi bir mesuliyet atıyor.

İklim Fonu yaratılması konusunda da somut bir adım atan anlaşma, İklim Fonu’nun yönetim kurulunda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin eşit temsil edilmesini öngörüyor. Ayrıca, fon ilk üç yıl için Dünya Bankası’nın denetiminde çalışacak. Fon başlangıçta yılda 30 milyar dolar iken, zamanla 100 milyar dolara kadar yükseltilebilecek.

Çok fazla detay belli olmamakla birlikte, Cancun Anlaşması ayni zamanda orman kıyımını engellemek için mali tedbirler, düşük karbon teknolojilerinin fakir ülkelere transferi için maddeler, Çin, ABD gibi önde gelen sera gazı salınımı kaynağı ülkelerin ekonomilerinin denetlenmesi, ve beş yıl sonra ilerlemenin bilimsel gözden geçirilmesini içeriyor.

(GuardianAl-Jazeera – Yeşil Gazete)

URL: http://yesilgazete.org/?p=16499

Posted in Ekolojik Hareketler | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: