latin amerikan haber yorum

Archive for 15 Ara 2010

Küba’dan Vikipedi’ye alternatif site

Posted by lahy 15/12/2010

Sömürgecilik karşıtı’ bilgi kaynağı

Küba hükümeti, Vikipedi’ye benzer biçimde kendi internet ansiklopedisini başlatıyor. Amaç, tarihi ve dünyayı Küba’nın bakış açısından anlatmak.

Ecured.cu adlı sitede ABD şöyle tanıtılıyor: ”Şirketlere peşkeş çekmek için diğer ulusların doğal zenginliklerine ve topraklarına zorla el koyan çağın imparatorluğudur. ABD, gezegenimizde üretilen enerjinin dörtte birini harcar. Varlıklı bir ülke olmasına karşın, vatandaşlarının üçte birden fazlası tıbbi bakım güvencesinden yoksundur.”

İspanyolca sitenin kar amacı gütmeden bilgi yaymak için başlatıldığını söyleyen Küba hükümeti, tarihi sömürgeciliğe karşıt bir bakış açısıdan aktaracaklarını belirtti.Ecured, yöneticilerinin onaylaması kaydıyla, kullanıcıların güncellemelerine açık bir site olarak işleyecek.

İnternet ansiklopedisi fikri, Türkçede Vikipedi olarak bilinen ve ilk kez 2001 yılında ABD’de Wikipedia adıyla başlatılan site ile popülerlik kazandı.

Bedava giriş yapılan Vikipedi, ziyaretçilerin yeni bilgiler eklemesini bilhassa özendirmeye çalışıyor. Fakat İngilizce Wikipedia sitesinde yaklaşık 2 bin tartışmalı makalede değişiklik yapabilmek belirli kısıtlamalara tabi.

İngilizce yaklaşık 3 buçuk milyon konu başlığına sahip olan Wikipedia’nın İspanyolca sitesinde ise 680 bini aşkın başlık var.

BBC’nin Küba’daki muhabiri Michael Voss’a göre, ABD ve Küba arasında Obama döneminde ilişkilerde bir dereceye kadar ilerleme kaydedilmiş olsa da, ABD’nin on yıllara dayanan ticaret ambargosu halen yerli yerinde, ve Ecured sitesinde Küba’nın Amerika hakkındaki şüpheleri sert ifadelerle dile getiriliyor.

Ecured, ABD’nin her zaman Küba’ya sahip olma hayali kurduğunu ileri sürüyor. Sitenin ifadesiyle, ”Amerikalı liderler Küba’ya, bir dalda sallanan lezzetli bir meyveye bakar gibi, ne zaman ellerine düşeceğini bekleyerek baktılar.”

Salı günü resmen açılan Ecured, şu an için yaklaşık 20 bin konu başlığına sahip.(BBC)

Posted in Genel Haberler, Küba | Etiketler: | 1 Comment »

Brezilya Seçimlerinin Ardından-Aziz Küçük

Posted by lahy 15/12/2010

Aziz Küçük

Brezilya’da beklenen oldu. Lula’nın halefi Dilma ikinci turda oyların %56’sını alarak Brezilya’nın yenidevlet başkanı oldu. 8 yıl önce bir sendikacı ve işçi olan Lula’yı seçen Brezilya halkı bu sefer de bir ilke imza atarak eski bir gerillayı başkan yaptılar. Ayrıca Roussef ülkenin tarihinde seçilen ilk kadın başkan oldu. Dilma 11 Ocak’ta yeni görevine başlayacak. Bunların ötesinde Brezilya’da gerçekleştirilen seçimlerin kıta açısında da önemi büyüktü. Yükselen küresel güç olmasından kaynaklı olarak, İran üzerinden bölgemizi de ilgilendiren bir seçim süreci oldu.

Seçimlere Dair

2005 yılı Lula ve partisi için kritik bir yıl oldu. Basında yolsuzluk, adam kayırma, rüşvet gibi iddialargündeme geldi. Lula’ya en yakın isimler bu süreçte birer birer tasfiye oldular, birçok senatör ve parti üyesi görevinden alındı veya istifa etti. Durum böyle olunca Dilma’nın başkan olmasına giden yol da açılmış oldu. 2006 yılında tekrar seçilen Lula, planlı ve istikrarlı bir şekilde Roussef’e kritik görevler verdi.

Seçim sürecinde PT’nin tutumundan ziyade muhalefetin pozisyonuna kısaca değinmek gerekiyor.Özellikle tartışmaların dış politikaya kilitlendiğini belirtmemiz gerekir. Güney Amerika açısından Küba ve Venezüella başta olmak üzere Honduras’ta yapılan Amerika destekli askeri darbe en çok tartışılan konuların başında geliyordu. Yükselen bir küresel güç olmasından kaynaklı olarak Brezilya’nın Ortadoğu’da dahil olduğu İran-Türkiye-Brezilya arasındaki “uranyum takası” anlaşması da seçimlerde gündeme gelen konuydu.

Seçimlerde Dilma’nın rakibi Jose Serra’ydı. Her seçim döneminde olduğu gibi Brezilya’daki seçimlerde de zaman zaman üslup sorunları yaşandı. Dilma Rousseff’in eski bir gerilla olması polemiklerin daha da seviyesiz olmasına neden oldu. Öyle ki Serra’nın eşi Rousseff’e “bebek katili” dedi.

Jose Serra, Venezüella’yı Kolombiyalı devrimci örgüt FARC’a sığınak sağlamakla,Bolivya’yı “uyuşturucu kaçakçılığı” yapmakla suçladı. Lula ve yönetiminin Honduras’taki darbe sürecindeki tavrını şiddetle eleştirdi. Bilindiği gibi Brezilya, devrik lider Manuel Zelaya’nın kendi ülkesine girmesine yardımcı olmuş, Honduras topraklarındaki elçilik binasını bu lidere açmıştı. Bugün hala halk nezdinde meşruluğu olmayan cuntacı hükümeti Brezilya devleti tanımıyor. Serra’nın hedefi ülkedeki elitist ve muhafazakârların desteğini almaktı. Zaten bir sosyal demokrattan da fazlası beklenemezdi.

İşçi Partisi’nin Seçimlerdeki Başarısı

İşçi Partisi (PT) seçimlerde 18 eyalette zafer kazandı. Özellikle ülkenin kuzey ve kuzeydoğusundan büyük oylar topladı. Ki bu bölgeler Brezilya’nın en yoksul kesimlerini oluşturuyor. Burada hemen bir noktayı açmamız gerekiyor. Bugün İşçi Partisi derken geniş bir koalisyondan bahsediyoruz.Seçim sürecinde Dilma Rousseff’i destekleyen 13 parti ve sosyal mücadele veren örgüt var. Mesela Topraksız İşçi Hareketi (MST) PT ittifakı içersinde 10 parlamenter seçtiriyor. Bunun dışında işgal fabrikalarından tutalım da Brezilya Komünist Partisi’ne (ülkede iki komünist parti var, biri destekliyor) geniş bir yelpaze destekliyor. Örneğin ülkenin spor bakanı Komünist Parti’den.

Çelişkiler Ülkesi

Lula dönemi ile kıyaslandığı zaman PT’nin elinin daha güçlü olacağı söyleniyor. Venezüella seçiminin tersine çoğunluğu elde eden Dilma ve ekibi, anayasa değişikliği dâhil birçok yasal düzenlemeye imza atabilir. Lula döneminde durum böyle değildi. Elinin daha güçlü olacağını söylerken İşçi Partisi içindeçözülmeyi bekleyen birikmiş sorunlar olduğu da not edilmeli. Partiyi destekleyen kitlelerin durumuile uygulanan politikalar arasındaki tutarsızlıklar bir takım gerilimlere neden oluyor. Yoksulluğun derinleşmesi, artan suç oranları, yerli halkların durumu, topraksız köylülerin aleyhine geliştirilen politikalar ilk akla gelenler. Dilma Rousseff ve İşçi Partisi artık bu gerçeklerle yüzleşmek zorunda. Lula döneminde çokça kullandıkları “evet, başkanlık bizde ama parlamentoda çoğunluk değiliz, elimizden bu geliyor” limanına sığınamayacaklar.

Lula’ya Yapılan Eleştiriler

Bugün Brezilyalılar tarafından “Brezilya çok zengin bir ülkedir. Biz yoksulluk açısından da çok zenginiz, 85 milyon insan açlık sınırı altında yaşıyor,” değerlendirmesi yapılıyor. Lula 2002 yılında iktidara geldiğinde, Brezilya gelir dağılımındaki eşitsizliğin korkunç boyutlara vardığı, kentlerin çevresini kuşatan gecekondu mahallerinde yoksulluğun daha da derinleştiği ve topraksız köylülerin kölelik koşullarında çalışmaya zorlandığı bir ülke idi. Bu durumun Lula döneminde de devam ettiğini vurgulamak gerekir. Bugün iktidara gelmeden önce vaat ettiği kapsamlı toprak reformu hala gerçekleşmiş değil. Hatırlanacağı gibi MST geçtiğimiz yıllarda Lula’yı protesto eden bir “uzun yürüyüş” düzenlemişti.

PT’nin en büyük başarısı solun sendikal mücadele ile siyasi mücadele veren örgütlerini birleştirmesiydi. Bu temelde, partinin seçmen kitlesini sanayi işçileri, topraksızlar ve kentli orta sınıflar oluşturuyordu. Ancak uygulanan politikaların sonuçları üzerinden düşünüldüğü zaman en fazla yıkıma uğrayan da bu kesimler oldu. Brezilya’daki sınıf mücadelesi açısından bugün en dinamik gücü topraksızlar oluşturuyor. (Bugün Brezilya’da bir karayolu şirketinin Belçika büyüklüğünde toprağı vardır, gerisini varın siz düşünün.) Öngörülen radikal bir toprak reformu yerine birtakım küçük reform ve programlarlar uygulandı. Ayrıca büyük ulus-ötesi şirketlerle yapılan anlaşmalar üzerinden Amazon ormanları pazarlandı. Bugün ülkemizde de AKP aracılığı ile uygulanmaya çalışan HES projeleri,Amazon ormanlarında doğanın ve yerlilerin öldürülmesi ile gerçekleştirilmeye çalışılıyor.

Yükselen Güç: Brezilya

ABD emperyalizmi önce Afganistan, sonra da Irak’ta bataklığa saplandı. Şimdi yeni ortaya çıkan çeşitli güç merkezleri bu süreci de fırsat bilerek dünya siyaset sahnesinde söz sahibi olmaya çalışıyorlar. Brezilya da bunlardan biri. Petrol ve uranyum açısından çok büyük rezervlere sahip. Kıtada Brezilya sermayesinin ciddi bir zemini var. Özellikle Uruguay, Paraguay ve Ekvador gibi ülkelerle geliştirdiği ticari ilişkiler son yıllarda Brezilya sermayesinin büyümesine yardımcı oldu. Bunun yanı sıra Brezilya devleti, artan iktisadi gücü güvenceye alabilmek için ciddi bir silahlanma içinde. Fransa ile toplam 12 milyar doları bulan silah alım anlaşması imzaladı. Kıtanın belirsiz siyasi ikliminde, komşu ülkelere yapılan büyük yatırımları koruyabilmek için bunun şart olduğu söyleniyor.

Popülizm ve Yolun Sonu

Tüm bunlara rağmen, PT’nin yanı sıra tıpkı Lula gibi Dilma da “kötünün iyisi olarak” değerlendiriliyor. Dış politikada Küba ve Venezüella ile geliştirilen ilişkiler yanılsamalara neden oluyor. Popülizm ve pragmatizmin birlikteliği diplomasi masalarında şov yapıyor. “Castro öncelikle, Brezilya’nın ve Lula’nın baş düşman Birleşik Devletler emperyalizmini zayıflatıyor gördüğü jeopolitik gücüne bakıyor.”*

Brezilya zenginleri açısından PT iktidarı bir tehlike arz etmiyor. Finans sektörü zenginliğine zenginlik katıyor. Finans kapital Türkiye’de olduğu gibi devlete borç para verip yüksek faizle geri alıyor.

Yoksullukla mücadele için atılan adımlar ise yetersiz kalıyor. Resmi rakamlara göre 11 milyon yoksul aileye yardım edildi. Çeşitli sosyal programlarla (elektrik, su götürmek vb.) 30 milyon insana ulaşıldığı söyleniyor. Bunların hepsi yetersiz kalıyor. Önümüzdeki süreçte Türkiye ve dünya solu Brezilya’ya ilişkin başka tonda konuşmak zorunda kalabilir. 2002 yılından beri beklenti içinde olan Brezilya emekçileri yeni birliklere ve arayışlara girebilir. Nedeni Lula’nın yaratığı hayal kırıklığıdır.

* Immanuel Wallerstein, “Solun ezeli açmazı: Brezilya vakası”, 15.3.2010

Posted in Brezilya, Makaleler | Etiketler: , | Leave a Comment »

Uzmanlar: Haiti’de Kolera’nın nedeni BM güçleri!

Posted by lahy 15/12/2010

Önde gelen Fransız Kolera uzmanı Dr. Renaud Piarroux yayınladığı bir raporda Ekim ayında başlayan ve bugüne kadar 2.300 kişinin ölümüne yol açan hastalığın kaynağının BM askeri güçleri (MINUSTAH)’a bağlı bir askeri üsten kaynaklandığını teyit etti.  . Dr. Renaud Piarroux, “Başka bir açıklama mümkün değil,” diye yazdı. Piarroux ve çalışma arkadaşları başka hastalık kaynakları üzerinde durdu ancak başka bir açıklama bulamadı.

13.000 kişilik bir güçe sahip olan MINUSTAH Haziran 2004’den bu yana Haiti’yi işgal ediyor; kolera salgınından önce de çok sayıda protesto gösterilerinin hedefi idi.

Dr. Renaud Piarroux’a göre, salgın ilk olarak Nepalli BM askerlerinin üstlendiği  Mirebalais, yakınındaki Meille köyünde başladı. Kolera hastalığını adaya getiren Nepalli askerilerin bulunduğu üs’den geçen Artibonite nehri’nin bir kolu hastalığın yayılmasında rol oynadı.

Kolera insan dışkısı yoluyla bulaşan bir hastalık. Meillé halkı üs’den nehre doğru  koku yayan siyah bir sıvının salgın öncesinde sızdığını rapor ettiler.  Kasım ayı başlarında yapılan bir denetlemede üs’de kolera olduğuna dair bir ize rastlanmadı. Ancak, Dr. Renaud Piarroux, mevcut dellilerin ortadan kaldırılmasının mümkün olduğunu söyledi.

Fransız ve Haiti otoriteleri Dr. Piarroux’dan hastalığın kaynağını araştırmasını istedi ancak Aralık ayının 10’una kadar rapor yayınlanmadı. BM sözcüsü Martin Nesirky raporun kesin sonuçlara varmadığını iddia etti. Fransız gazetesi Le Mondenin bildirdiğine göre, BM raporu yayınlamayarak birliklerini korumak isterken, Haiti otoriteleri de seçimler öncesinde MINUSTAH askerlerini hastalığın kaynağı olarak gösteren bu raporu yayınlamak istemedi. (Le Monde (Fransa) 12/11/10, 12/12/10)

7 Aralık’da yazdığı bir yazıda Fidel Castro Kübalı doktorların bulgularının Dr.Piarroux’ın vardığı sonuçları desteklediğini söyledi. Kübalı doktorlar Haiti’de kolera salgının tedavisinde önemli bir rol oynuyor. Fidel Castro, Nepalli askerlei suçlamanın yanlış olacağını yazarak, bu ülkenin Britanya’nın eski bir sömürgesi olduğunu hatırlattı. ”Sömürge savaşlarında kullanılan Nepalliler şimdi asker olarak iş buluyor” dedi.(La Jornada (Meksika 12/8/10)

Posted in Genel Haberler, Haiti | Etiketler: , , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: