latin amerikan haber yorum

Archive for 29 Ara 2010

Bolivya: İşçi sendikaları benzin zammına karşı seferberlikte

Posted by lahy 29/12/2010

La Paz:-  Bolivya Merkezi İşçi Sendikaları (COB) Salı günü üyesi olan sendikalara Evo Morales hükümetinin benzin fiyatlarını yüzde 57 ila 82 oranında artırmasını red için ”süresiz seferberlik” çağrısı yaptı.

COB, genel sekreteri Pedro Montes, önümüzdeki saatlerde sendikaların yapacağı yürüyüşün yer ve tarihine karar vereceklerini açıkladı.

Montes sendikaların Morales’den alınan zam kararını geri çekmesini istediklerini ancak, yapılacak zam için görüşmelere hazır olduklarını bildirdi.

Montes, “Sosyal Hareketler bütün mücadele yöntemlerini kullanacaklardır.”, dedi.

Montes daha önceki dönemlerde Morales’in politikalarını destekledi ancak benzin fiyatlarındaki artış nedeniyle Morales’e karşı tavır aldı.

Şöförler Sendikası başkanı Franklin Duran, Perşembe günü eylemler yapacak olan mahalle örgütleri ile dayanışma için grevde olacaklarını açıkladı.

Sendikanın Pazartesi günü başlattığı grev taşımacılık fiyatlarını yüzde 50 ile yüzde 100 arasında artıran taşımacıların çalışmaya başlaması nedeni ile Salı günü sona erdirildi.  Taşımacılık otoriteleri yapılacak zamların yüzde 30 ile sınırlı kalmasını istemiş idi.

Sendika başkanı Duran yüzde 30 artışı masraflarını karşılamayacağı için red ettiklerini duyurdu.

Çarşamba günü El Alto’da ki yerel örgütler toplanarak zam kararını tartışmaya başladı.

Zammın amaçı uluslararası tekellerin kazançlarını artırmak mı?

İşçi sendikalarının Evo Morales hükümetine karşı harekete geçmesi Bolivya’da giderek artan hoşnutsuzluğun bir ifadesidir.

Morales hükümetinin neoliberal bir model izlediği ve Morales yoıllarında Bolivya’nın dünya ekonomisinin bir parçaşı haline gelerek herzamankinden daha fazla yabancı yatırımcılara açık bir ülke haline geldiğini vurgulayan sol muhalifler, yapılan zammın asıl amaçının petrol fiyatlarındaki düşüklük sebebiyle meydana gelen kaçakçılığı (yıllık 120 milyon dolar civarında) önlemek değilde uluslararası tekellerin kazançlarını artırmak olduğunu vurguluyor.

Bolivya hükümeti petrol fiyatlarını artırarak petrol üretimini uluslararası şirketler için çekici hale getirmeye çalışıyor. Beşyıldır Bolivya’da varili 27 dolar civarında dondurulan petrolün dünya  piyasasında fiyatı 91 dolardır. Morales ve bakanları daha önce yaptıkları konuşmlarda benzin fiyatları artırılmadıkça petrol sektörüne yatırım yapılmayacağına inandıklarını söylemişlerdi.

IMF’nin bir açıklama yaparak izlediği tutarlı makroekonomik politikalardan dolayı Bolivya hükümeti’ni kutlaması ve Başkan Yardımcısı Alvaro Garcia Linera’nın, Bolivya ekonomisinin ”neoliberal zamanlardan daha  açık ve daha fazla bağlantılı” hale geldiğini söylemesi  sık sık hükümetin neoliberalizminin delili olarak sunuluyor.

Kaynaklar: EFE ve ”Gasolinazo para aumentar las ganancias de las petroleras e “incentivar” la extracción de crudo” bolpress.

Potosi’de ayaklanma: Eşitsiz gelişme, neo-liberal süreklilik ve Bolivya’daki yoksulluğa karşı bir isyan -Jeffery R. Webber

Bolivya’da Toprak Reformu

Bolivya:Benzin fiyatlarındaki artışa karşı grev başladı

Pachamama Ve Gelişme: Latin Amerika’nın Geleceğine İlişkin Karşıt Görüşler – Benjamin Dangl

Bolivya: Sosyal gerilimler patlama noktasında F.Fuentes

Bolivya’da reformizmin sınırları  Jason Farbman

Posted in Bolivya, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , , , | 2 Comments »

Mahkeme Komutan Mono Jojoy’un naaşının Bogota’da defnine karar verdi

Posted by lahy 29/12/2010

Bogota’da görev yapan 34.nolu mahkeme, 23 Eylül 2010’da  Kolombiya Ordusu tarafından öldürülen FARC-EP komutanlarından  Mono Jojoy’un naaşının başkent Bogota’da defin edilmesi koşuluyla, Kızıl Haç eliyle ailesine verilmesine karar verdi.

Mono Jojoy’u doğduğu Cabrera kasabasında toprağa vermek isteyen ailesi karara bir üst mahkemede itiraz etti. Ailenin  avukatı Rodolfo Rios, Cabrera’nın Bogota’ya yüz km’den yakın olduğunu belirtti. Ayrıca, Mono Jojoy’un ailesi tamamıyla insani ve dini nedenlerden dolayı Mono Jojoy’un doğduğu topraklarda gömülmesinde ısrar ettiğini söyledi.

Mahkeme, Cabrera’nın ” tehlikeli bir yer olduğu ve FARC üyelerinin”  mevcutiyeti sonucu Mono Jojoy’un Cabrera’da gömülmesinin kasaba halkı için sürekli bir tehlike yaratacağına karar verdi.

Kolombiyalı otoriteler Komutan Mono Jojoy’un naaşını ailesine teslim etmemek için aylardır bir dizi zorluk çıkarıyor.

Geçtiğimiz günlerde FARC-EP’yi yalnızca terörist değil aynı zamanda kriminal bir örgüt olarak tanıtma girişimlerini hızlandıran Kolombiya Hükümeti Mono Jojoy’a ait olduğünu ileri sürdükleri 16 diz üstü bilgisayar, 95 USB çubuğu ve 14 harici diskin incelenmesi sonucu FARC-EP hakkında önemli bilgiler elde ettiklerini belirtiyor;  FARC’ın Meksika ve Venezüella gibi ülkelerde banker ve işadamlarını kaçırmayı planladığını ve bu amaçla kıta çapında örgütlenmeyi amaçladıklarını iddia ediyorlar.

Kolombiya otoriteleri bir yandan FARC-EP’yi kriminalize ederken diğer yandan da örgütün sosyal protestoları organize edip desteklediği ve Latin Amerika çapında Bolivarcı bir gerilla hareketi kurmaya çalıştığını ileri sürerek Kolombiya halkına karşı sürdükleri baskı ve zülmü haklı çıkarmaya çalışıyorlar.

FARC-EP: Komutan Mono Jojoy‘un ölümünden ABD sorumludur

Kızıl Haç, Mono Jojoy’un köyünde gömülmesi için ümitli

Mono Jojoy’un ailesi naaşını almak için mücadele ediyor

Kolombiya:Komutan Mono Jojoy ”ezilerek” öldü

FARC Liderlerinden Jorge Briceño öldürüldü

FARC-EP: ” barış görüşmelerine hazırız ”

FARC ı savunmak – Miguel U. Rodrigues

Posted in Genel Haberler, Kolombiya | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

Pedro Mairal’ın ‘Kayıp Parça’ romanı üzerine

Posted by lahy 29/12/2010

O günlerde köye yerleşen anarşist

‘Kayıp Parça’ romanının yazarı Arjantinli Pedro Mairal kuşkusuz adı anılacak yazarlardan biri olacak. Bilinen Latin yazarlardan çok farklı, sade bir dilde yazıyor

ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE

Latin Amerika edebiyatı 1960’larda beklenmedik bir çıkış yakaladı. Julio Cortázar, Gabriel Garcia Márquez, Carlos Fuentes, Mario Vargas Llosa gibi o yılların genç yazarları, sonraki yıllarda Latino Boom diye adlandırılacak çıkışlarıyla tüm dünya edebiyatını etkileyen Büyülü Gerçekçilik gibi akımlara neden oldular. Cortázar dışında hayatta olanlar bugün çoktan yetmiş yaşını geçtiler ama hâlâ Latin Amerika edebiyatı önemini koruyor. Bu yazarların eserleri ülkeleriyle aynı anda tüm dünya dillerine çevriliyor ve yayımlanıyor. Son yıllarda Latino Boom’un takipçilerinin kimler olacağı merak ediliyordu. Bu hafta yayımlanan ‘Kayıp Parça’ romanının yazarı Arjantinli Pedro Mairal kuşkusuz adı anılacak yazarlardan biri olacak. 1970 doğumlu yazar, şimdiden çok sayıda ödül kazanmış, aslında adını andığımız Latin yazarlardan çok farklı, sade bir dilde yazıyor fakat yeni kuşak yazarlarda gördüğümüz yalın anlatı tekniğiyle dikkat çekiyor.

‘Kayıp Parça’ karmaşık olmayan, sade bir öykü çevresinde kurgulanıyor. Annelerinin ölümü ardından Buenos Aires’teki işlerini birkaç günlüğüne bırakıp doğup büyüdükleri kasabaya gelen ellili yaşlardaki iki kardeş, geride kalan malları ve evi düzenlemek niyetindeler; ama tüm bunlardan daha önemlisi, ulusal kültürel hazine ilan edilen babaları ressam Salvatierra’nın eserlerini ortaya çıkarmaktır. Roman, Salvatierra’nın oğlu Miguel’in ağzından anlatılıyor, babasının resimlerini düzenlerken bir yandan babasını yeniden tanıyor, diğer yandan yıllardır gizli kalmış aile sırlarını öğreniyor. Babasından asla ‘baba’ diye söz etmeyen, sadece Salvatierra diyen Miguel, böylece mesafeli baba-oğul ilişkisini anlamamızı sağlıyor. Salvatierra tam anlamıyla sıra dışı bir ressam. Küçük bir çocukken geçirdiği ağır kaza sonunda konuşma yetisini yitirdiği için, kendini ifade etme biçimi olarak resim yapmaya başlıyor. O günlerde köye yerleşen anarşist Alman ressam sayesinde resim teknikleri öğreniyor fakat Salvatierra o denli hızla öğreniyor ki, ustası resmi ve tüm malzemelerini ona bırakıp gidiyor. Salvatierra, Alman ressamın bıraktığı tuval bezini kesmeden sonuna kadar tüm ruloyu kullanarak ilk eserini yapmaya yirmi yaşında başlıyor. Bundan sonra da tuval bezlerini kesmeden boyamaya devam ediyor. Sonunda altmış yıl hiç durmadan yaptığı resimler, koca rulolarla birbirlerinden bağımsız olmayan süreklilik içinde, kilometrelerce uzun bir yapıt çıkıyor ortaya. Aslında Salvatierra tüm hayatını resme döküyor. Ülkesinin savaşları, doğası, aile yaşamları, çocukları, yolculukları, her şey bu rulolar içinde resmedilmiş şekilde duruyor.

Gerçekten kurguya
‘Kayıp Parça’nın kahramanı Salvatierra’nın çocukluğu, bugünlerde bazı eserleri Pera Müzesi’nde sergilenen Diego Rivera’nın hayat öyküsü ile benzerlik taşıyor. Diego Rivera, iki yaşındayken ikiz kardeşinin ölümü ile tüm aile sarsılır, küçük Diego da konuşmamaya başlar. Konuşmak yerine odasının duvarlarına ikiz kardeşinin resimlerini çizmeye koyulur. Akıllı ve duyarlı bir kadın olduğunu anladığımız annesi, küçük Diego’ya kızacağına, ona renkli kalemler ve boyalar alır, duvarları dilediğince boyaması için teşvik eder. Diego zamanla sadece kardeşini değil, her şeyi duvarlarda resmetmeye başlar. Sonunda duvarlar kendini ifade edeceği araçlar olmuştur. Diego Rivera dünya çapında ün kazandığında, en çok duvar resimleriyle tanınan bir sanatçı olmuştur.

Pedro Mairal’ın tamamen kurgusal kahramanı Salvatierra, bu yönüyle Diego Rivera’yı anımsatıyor. Konuşmak yerine tüm hayatı yansıtan resimlerle yeni bir ifade biçimi buluyor kendine. “Eğer babamın o tabloyu yapmaya altmış yıl harcadığını söylersem, sanki devasa bir eseri tamamlamaya ant içmiş gibi bir anlam çıkar; altmış yıl boyunca tablonun babamı oluşturduğunu söylemek daha uygun olur” diye açıklıyor kahramanın resim yapma güdüsünü. Salvatierra ressam olarak da kendini bir akımın içinde görmüyor: “Kendisini her zaman diğer kuyunun kurbağası olarak hissetmişti: figürcülerin arasında figür karşıtı, Buenos Aires’lilerin arasında taşralı, kuramcıların arasında icracı. Üstelik o dönem enstalasyon (yerleştirme) ve happenings (doğaçlama) zamanlarıydı; bunlar Salvatierra’ya uzak estetik anlayışlardı.”

Bu romanda dikkat çeken özelliklerin başında, yazarın resimleri anlatırken kullandığı dil geliyor. Genelde görsel sanatlar başka formda ifade edildiklerinde, güçlerini yitirirler, Mairal’ın anlatısında adeta okurun gözleri önünde canlanan yapıya dönüşüyorlar. Özellikle aile trajedilerinin (örneğin çocuk ölümü ya da büyüyen çocuğun evden ayrılışı) resme yansıyış biçimleri, Salvatierra’nın ne denli güçlü duygular aktardığını anlamamızı sağlıyor. Aile hayatından günlük sahneler bazen metrelerce uzun ifadelerle yaşanmışlık hissi veriyor. Renklerin, figürlerin böylesine canlı kılınması, romanı son derece görselleştiriyor ve sanki resme bakar gibi okunan bir roman çıkıyor ortaya.

Resimlere bakan anlatıcı ise, “bazen babamı ilk kez tanıyormuşum gibi bir hisse kapılıyorum” diye aktarıyor duygularını. Ardından sormadan edemiyor “(b)ütün bunlara, aynı anda kendi kendime birçok şeyi sorarak bakıyordum. Bu yaşamlar, insanlar, hayvanlar, gündüzler, geceler, felaketler yumağı neydi? Ne anlama geliyordu? Babamın hayatı nasıl geçmişti? Neden böylesi korkunç bir uğraşa girişme ihtiyacı duymuştu? (…) Her şeyi babam gibi devasa biçimde yapmam ya da hiçbir şey yapmamam gerektiğine inanıyordum. İtiraf ediyorum ki birçok sefer hiçbir şey yapmamayı yeğledim ve bu da beni bir hiç olduğumu hissetmeye götürdü.” Anlatıcı Miguel, sadece Salvatierra’yı değil, kendisini da ilk kez tanıyor gibi. İlk kez hayatında kendine varlık soruları yöneltiyor.

Roman, varlık arayışlarına değiniyor ama aslında çok heyecanlı bir kovalamaca da başlıyor. Babasının dev yapıtının bir bölümünün eksik olduğunu fark edince, Miguel onu aramaya başlıyor. Romanın büyük bir kısmı bu kayıp parçanın peşinde gelişiyor. Bu bölümlerde yazar gerilimi çok yerinde kullanarak, adeta bir polisiye tadı katıyor romana. Ayrıca kayıp parçayı ararken, bir sürü aile sırları ortaya dökülüyor. Romanı sürükleyici ve beklenmedik sürprizlerle dolu hale getiriyor. Romanda sadece, hangarı ucuza almaya çalışan, açgözlü, mal düşkünü, Baldoni karakteri biraz klişe geldi. İntikam duygusunun nedeni anlaşılmadığı gibi, bu denli büyük bir kayba yol açması da mantısız geliyor. Bunun dışında kurgu çok sağlam, çevirisi de son derece başarılı. Özellikle güzel sanatlara ilgi duyan okurların çok seveceği bir roman.

KAYIP PARÇA,Pedro Mairal,Çeviren:Süleyman Doğru,Sel Yayınları, 2010,128 sayfa, 10 TL.

kaynak:radikal kitap

Posted in Arjantin, Kültür - Sanat | Etiketler: | 2 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: