latin amerikan haber yorum

Afro-Kolombiyalı Çiftçilerle ‘Sürülmek ve Direniş’ Üzerine Bir Söyleşi – Jake Hess

Posted by lahy 11/01/2011

“Katliamlar yapıldı ve saldırılar bölgenin diğer kesimlerinde sürdü. Nehirde yüzen ölü bedenler, kuşların yediği cesetler görecektik. Ordu ve paramiliter güçler, bölgeyi terk etmek zorunda olduğumuz şeklindeki tehditlerini sürdürdü. Yıl, 1997’ydi.”

Juan Sanchez ve Roberto Guzman*, Kolombiya’da ordu-destekli paramiliter güçlerin sözde terhis edilmesinden beş yıl sonra, şiddetin ve insan hakları ihlallerinin kırsal bölgelerde yaygın biçimde sürdüğünü, Afro-Kolombiyalı çiftçilerin ve topluluk liderlerinin yerlerinden edilerek sürüldüğünü söylüyor.

Sanchez’in anlatımıyla, Kolombiya içinde göç etmek zorunda bırakılan nüfus için mücadele eden aktivistler, Kolombiya ordusunun desteklediği paramiliter gruplar ve kırsal alanlarda faaliyet gösteren palmiye yağı firmaları tarafından öldürülüyor ya da ölüm tehditleri alıyor. Sanchez, “Bizim gerilla olduğumuzu ve bizi öldüreceklerini söylüyorlar” diyor.

Sanchez ve Guzman, 1996 ve 1997 yıllarında Kolombiya ordusu ile ona bağlı paramiliter güçler tarafından birlikte gerçekleştirilen bir operasyonla Jiguamiando ve Curvarado’nun nehir havzalarındaki topluluklarından ayrılmak zorunda kalmış, ve o tarihten bu yana topraklarını geri kazanma mücadelesi veren binlerce Afro-Kolombiyalı’yı ve Mestizo’yu temsil eden halk topluluk konseylerinin birer üyesi.

Aşağıdaki söyleşide Sanchez ve Guzman, şirketlerle paramiliter güçler arasındaki bağı, palmiye yağı üretiminin yerel topluluklar üstündeki etkilerini, ve göç etmek zorunda kalan insanların nasıl direndiğini anlatıyor.

Kolombiya ordusu ve onun müttefiki olan paramiliter gruplar, gerillalarla savaşmak adına topluluklarınızı zorla yerlerinden etti. Size ait olan topraklar, şimdi uluslararası sermaye destekli Kolombiya palmiye yağı şirketleri ile diğer firmalar tarafından gasp edilmiş durumda. Bu nasıl oldu?

JS: Askerler bir gün çıkıp geldi, ve “gerillalarla savaş”acaklarını söyleyerek bölgeden ayrılmamızı istediler. Bölgeyi terk etmek istemedik, çünkü bu sorunun bir parçası değildik. Fakat ısrar ettiler, “Eğer bölgeyi terk etmezseniz, arkamızdan kelle avcıları gelecek” dediler; kastetikleri, ordu-destekli paramiliter bir güç olan AUC’ydi.

Katliamlar yapıldı ve saldırılar bölgenin diğer kesimlerinde sürdü. Nehirde yüzen ölü bedenler, kuşların yediği cesetler görecektik.

Ordu ve paramiliter güçler, bölgeyi terk etmek zorunda olduğumuz şeklindeki tehditlerini sürdürdü. Yıl, 1997’ydi.
Bizleri bölgeden bu şekilde çıkarttılar. Fakat 2001-2001 döneminde, bu operasyonla asıl amaçlanan şeyin gerillalardan kurtulmak değil, büyük-ölçekli palmiye yağı monokültürü, büyükbaş hayvan çifçiliği ya da tik ağacı ve kauçuk çiftlikleri gibi farklı monokültür tiplerini uygulamak için bizi bölgeden atmak olduğunu anladık.

Palmiye yağı üretimi, topluluklarınızdaki ekonomik ve ekolojik koşulları nasıl etkiliyor?

JS: Her şeyden önce bölgemizi çevresel olarak mahvettiler; tam bir hasar var. Arazilerimiz üzerinde ne varsa kesip biçtiler, palmiye ağaçlarının suyu tüketmesiyle nehir yolları kurutuldu. Palmiye iğrenç bir şey; palmiye tohumuna aşılanan bir tür mikroorganizma, şimdi hindistan cevizi ağaçlarına ve bizim yetiştirmeye çalıştığımız diğer bitkilere de saldırıyor. Pek çok insan arazisini geri aldığında tam bir şok yaşadı, çünkü geride hiçbir şey kalmamıştı.

RG: Büyük palmiye yağı çiftlikleri, toprağı doğal haliyle ürün vermediği bir noktaya kadar bozdu. Tüm ağaçların kökünü kazıdılar, biz giderken ardımızda bıraktığımız tüm besi maddeleri ve tabiat varlıkları kayboluyor. Ne ağaçlar, ne de doğa; döndüğümüzde kalan hiçbir şey yoktu.

Yerinden edilen topluluklarca oluşturulan ‘insani ve biyo-çeşitlilik alanları’nı ve ne yapmak istediğinizi açıklar mısınız?

JS: Toprağımızı yeniden kazanmak için ‘insani ve biyo-çeşitlilik kuşakları’ denen alanlara yerleşmeye başladık, çünkü yalnızca hayatlarımızı değil, bölgede olarak bölgenin kendisini de savunmak istedik. Amerika Ülkeleri İnsan Hakları Mahkemesi, yalnızca sivil nüfusun yer alabileceği mekânlar yarattı. Bu, sürmekte olan bir silahlı çatışmanın ortasında, topraklarımızda hayatımızı sürdürme ve direnme imkânı sağlayan bir koruma mekanizması oldu.

Buna paralel biçimde biyo-çeşitlilik kuşakları, gündelik ihtiyaçlarımızı karşılamak için ürün yetiştirdiğimiz alanlardır. Buralarda geleneksel tarım tekniklerini kullanarak üretim yapıyoruz. Bu kuşaklar, paramiliter güçlerin ve ordunun faaliyetlerine karşı bir koruma mekanizması olma görevi gördü; bu insani alanlara saygı göstermek zorunda kaldılar.

Batı medyasında genel olarak paramiliter grupların Alvaro Uribe’nin görev süresi döneminde ‘terhis’ edildiği ve Kolombiya’nın bu nedenle artık çok daha huzurlu bir ülke olduğu ileri sürülüyor? Paramiliter gruplar gerçekten dağıldı mı?

JS: 2005’de sözde bir terhis girişimi vardı, ama bizler, o bölgede yaşayan çiftçiler olarak böyle bir terhisin gerçekleşmediğini söylüyoruz. Söz konusu girişim, sadece bu grupları yasallaştırmanın bir yoluydu. Çünkü bu paramiliterler iş görmeye ve daha önce yaptıkları şeyleri aynen yapmaya devam ediyor.

Bu paramiliter grupların içinde yer almış kişiler, şimdi Black Eagles [Kara Kartallar] gibi grupların, ya da Rastrojos veGaitainistas gibi suç çetelerinin birer üyesi. İnsani Canedas kuşağı yakınında askeri bir garnizon var, ve onun hemen sağ yanında küçük bir ırmağın ayırdığı bir paramiliter garnizon bulunuyor. Paramiliterler, ordu ve polis arasında bir yığın danışıklı dövüş var.

Kolombiya ordusu, paramiliterler ve Afro-Kolombiya bölgelerinde faaliyet gösteren uluslararası sermaye destekli Kolombiyalı şirketler arasında işbirliği var mı?

RG:Palmiye yağı sanayicileri, olup bitenleri kamuoyuna duyurmaları nedeniyle toprak tazmini için çalışan aktivistleri öldürecek paramiliter katiller kiraladı. Topluluk lideri Ualberto Hoyos’un öldürülmesi nedeniyle ifadesi alınan emekli albayFelipe Molano, bu cinayet planından suçlu ve sorumlu olan kişiydi. Molano, zorla yerlisinden alınan araziyi kanunsuz biçimde paramiliterlerden satın aldığını kabul etti. Onun CurvaradoCano Manso bölgesinde büyükbaş hayvan çiftçiliğine ve palmiye işine yatırımları vardı. Topraklarını geri kazanmak için mücadele eden yerli topluluk liderlerini tehdit etmeye bugün de devam ediyorlar.

Yerinden edilmiş toplulukların temsilcileri olarak talepleriniz neler?

JS: Yalnızca toprakların maddi olarak iade edilmesini değil, bu topraklarda fiilen çalışabilmemiz için yerdeğiştirmenin tekrarlanmamasını istiyoruz. Ayrıca bölgemizde meydana gelen tüm haksızlıklara karşı da adalet talep ediyoruz.

*Gerçek isimleri değil.

Kaynak:  Upside Down World

sol küre, çev. Kutlu Tunca

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: