latin amerikan haber yorum

Şili Kışı’nda Yükselen Öğrenci Hareketi – Önder Eren Akgül

Posted by lahy 08/09/2011

Bizimki de dahil olmak üzere dünya medyasında Şili bugünlerde öğrenci lideri Camila Vallejo’nun güzelliği ile konuşuluyor olup oradaki büyük gençlik hareketi magazinleştirilmiş olsa da Şilililer için içinde bulunduğumuz günlerin bambaşka bir anlamı var. 1973’te Allende’nin darbe ile devrilip yerine diktatör Pinochet’nin getirilmesinden sonra Şili dünya kapitalist sisteminin adeta bir laboratuvarıymışçasına neoliberal iktisat poitikalarının vahşi biçimde uygulandığı ve bu politikaların Şili toplumsal kompozisyonunda derin eşitsizlikler ortaya çıkardığı bir yere dönüştü. Neoliberal hegemonya Pinochet döneminde zorun son derece pervasız ve yoğun kullanımıyla kurumsallaşıp 1990 sonrası “demokrasi” döneminde gayet otoriter politikaların rahat bir şekilde uygulanabileceği bir zemin yarattı. Neoliberal politikaların son derece kolay uygulanmasını sağlayan en önemli meselelerden biri ise Şili’de bu politikalara direnecek toplumsal güçlerin de yenilgiye uğratılmış olmasıydı.

Bu tablo içinde 2006 yılında “Penguen Devrimi” diye tabir edilen, sonra 2008 yılında tekrar yükselen öğrenci hareketleri, bu yılın Mayıs ayından itibaren büyük bir ivme kazanmakla beraber bambaşka bir muhteva da kazanmış durumda. Şili için “istikrarı” ya da müesses nizamın stabile etmeye çalıştığı toplumsal ivmeyi bozguna uğratma potansiyelinin öğrenci gençlik kesiminden gelmesi hiç de şaşırtıcı değil. Allende döneminin eşitlikçi sosyal refah politikalarını “Chicago çocuklarının” önerileriyle tasfiye eden ve yeni bir sermaye birikim rejimini inşa eden ve bu rejimi diğer kuşaklara da miras bırakan neoliberal Pinochet diktatörlüğünün eğitim alanına dönük başlattığı saldırılar 90’lı yıllarda hızını kaybetmeden devam etti. Eğitim alanından devlet desteğinin geri çekilip bu alanı tamamen sermayenin nüfuzuna tabi kılan politikalar eğitim alanında ciddi bir sınıfsal eşitsizlik yaratmış durumda. Pinochet döneminden beri hiçbir yeni kamu üniversitesi açılmaması, özel üniversitelerin sayısının hızla artması, mevcut kamu üniversitelerinde de devlet sübvansiyonlarının azalması üniversite eğitimine ulaşımın kendisine sosyal bir içerik kazandırdı. Aşağıdaki sınıfların ve yoksulların üniversite eğitimini alamaması ya da almasına rağmen eğitim sırasında hayatlarını idame ettirmelerinin zorlaşması Şili için sıradan bir hale gelmiş durumda. Keza liselerin de merkezi bir kontrole değil de yerel yönetimlerin nüfuzu dahiline alınması, yereldeki sermaye gücünün lise eğitimi alanına müdahalesine olanak vermiş, bu durum da o yerel bölge içindeki çocukların sosyal sınıfsal pozisyonlarına tekabül eden eğitim kalitesine ulaşmalarına neden olan çarpık, eşitsiz bir eğitim süreci yaratmıştır.

Lise ve üniversite eğitiminin piyasalaşması demin dediğimiz gibi bu eğitime ulaşmanın kendisini sınıfsallaştırmış ayrıca neoliberal politikaların yarattığı yapısal işsizlikle beraber gençlik kesimleri yoğun bir geleceksizlik endişesine sevk edilmiştir. 1990’lı yılların iktisadi politik düzeni yeni orta sınıflar yaratarak, eğitimli beyaz yakalıları var olan sistemin motor gücü haline getirerek kendini ayakta tutabilmişse de 2000’li yıllarda bu düzen tüm dünya ölçeğinde olduğu gibi sarsılmaya başladı. Eğitimli mezunların da işsizlik sorunu ile karşı karşıya kalmaları henüz eğitim yıllarında esnek, güvencesiz, düşük maaşlı, her an işsiz kalma olasılığının olduğu işlerde çalışmaları, buna denk düşen prekarya diye tabir ettiğimiz yeni toplumsal kategori içerisine dahil olmaları henüz eğitim süreci içindeyken huzursuzlanmalarına neden olmuş durumda. Bu nedenle Şili’de Mayıs ayından itibaren ortaya çıkan öğrenci gençlik hareketi eğitimin piyasalaşması ve geleceksizlik temalarının ortaklaştığı bir yerden yükselmekte.

Şili Kışı denilen bu hareketi 2006’daki Penguen Devrimi’nden ve 2008’deki öğrenci hareketlerinden ayırt eden yanı, toplumun diğer kesimleriyle de ilişki kurabilmesi ve bundan da güç alarak hızını kesmemesi ve en azından bugüne kadar bir süreklilik kazanmış olması. Pinera hükümetinin de yükselen bu hareket karşısında belli tavizler vermesi hareketin gücüne dair çıkarsamalardan biri olabilir. Şili Öğrenci Federasyonları Konfederasyonu öncülüğünde Mayıs ayında Santiago şehrinde başlayan sonra diğer kentlere de yayılan üniversitelere devlet desteği, eğitime ulaşmada eşit koşulların sağlanması ve yoksul öğrencilere geri ödemesiz burs, liselerdeki yerel yönetim kontrolünün son bulması gibi acil somut talepler üzerinden ortaya çıkan öğrenci gençlik hareketi, yaratıcı eylemleriyle hızla radikalleşti.

18 Temmuz’da hükümet Eğitim Bakanı Joaquin Lavin’i görevinden alarak yerine Felipe Bulnes’i geçirdi. Hükümetin bu manevrası sembolik düzeyde de olsa öğrenci hareketine karşı verdiği ilk tavizdi. Yine Ağustos ayı içerisinde hükümetin öğrenci kredilerinin faiz oranlarının düşürülmesi, okullarda öğrenci katılımının sağlanması gibi açıklamalarda bulunmasına rağmen öğrenci hareketi hız kesmeden radikalleşmeye devam etti. Hareketi başka bir ivmeye taşıyacak hamle ise 24-25 Ağustos’ta işçilerin genel grev ilan etmesi oldu. Yaklaşık 600.000 kişinin protestolara katıldığı bu iki günde hükümetin karşılığı polis şiddeti oldu. Polis şiddeti hareketin hızını kesmek bir yana onu daha da radikalleştirmiş durumda. Salt öğrenci hareketi olarak kalmayıp özellikle maden ve liman işçilerinin desteğini almış olan hareket özgüvenini de tazelemiş halde.

Hareketin nasıl seyredeceğini ya da Şili ve hatta Latin Amerika düzeyinde ne gibi sonuçlar yaratacağını kestirmek henüz zor görünse de bu harekete bakarken atlanmaması gereken şey onun Mısır ve Tunus’ta başlayan Arap Baharı’nın, İspanya ve Yunanistan’daki hareketlerin içinde bulunduğu aynı zamansallığı paylaştığı. Zamansallık derken yakın zamanlarda ortaya çıkmış olmalarından öte kastettiğimiz, öğrenci gençlik kesimlerinin tüm bu deneyimlerde en ön sıralarda yerini almış olmaları. Elbette yeni dönem gibi iddialı sözler söylemekten her zaman tereddüt etmek gerekse de tüm bu deneyimlerde öğrenci gençlik kesimlerin motor bir güç almış olması, devrimci hareketler içinde bu kesimlerin kendini özne olarak ortaya koyması yeni bir döneme işaret etmekte.

Öğrenci gençlik kesimlerinin kendilerini geleceksiz ve güvencesiz hissetmeleri ve tam da bu noktadan hareketle kendilerini özne olarak tarif etmeleri neoliberalizmin bu kesimler üzerinde yarattığı tahribattan kaynaklanmakta. Eğitimli işsiz kategorisinin oluşumunun hızlanması, ve mezun olduktan sonra neoliberalizmin bir dönem için vaadettiği ayrıcalıklı, konfrormlu beyaz yakalı işlere erişimin skalasının daralması, aksine prekarya dediğimiz kategori içinde var olmaları bu kesimleri huzursuzlandırmakta ve toplumun diğer aşağıdaki kesimleriyle yaklaşmalarını sağlamakta. Tunus ve Mısır’daki devrimci süreçte de Avrupa’nın güneyindeki hareketlerde de ortaya çıkan bu yeni özne, Şili’de de kendini sokaklara ve meydanlara atmış durumda.

Prekaryalaşan, güvencesiz bir geleceğe mahkum bırakılan öğrenci gençlik kesimi, Arap dünyasında diktatörlüklerin devrilmesinde, Avrupa’da siyasal krizlerin oluşmasında etkiliydi. Şimdi ise Şili’de 90’lı yıllardan beri neoliberal politikaları “darbe sonrası demokrasi” yalanı ile uygulayan otoriter hükümeti tavizler vermeye zorlamakta. Tarihin 1990’ların başından itibaren oluştuğu iddia edilen sabit ritmini aksatmakta. Tüm bunların ortaya koyduğu şey, aynı dünya-zamansallığının içerisinde bulunduğumuz ve artık dünyanın herhangi bir yerinde yükselen toplumsal hareket ve direnişlerin egzotik ya da normal dışı bölgelere has istisnalar olmadığıdır.

Türkiye’de öğrenci gençlik hareketinin uzun zamandır bir fetret devrinde bulunması ya da zaman zaman (geçtiğimiz kış AKP’nin polis şiddetine karşı üniversitelerde ya da liselerde şifre skandalına karşı olduğu gibi) artçı biçimde yükselip hemen sönükleşmesi, bizi biraz da dünyada yaşanan diğer deneyimlere dair düşünmeye sevk etmeli ve bu deneyimlerle dayanışmak ötesinde onlarla aynı zamansallığı yaşadığımızı idrak ettirmeli. Özellikle de bu hareketlerde gözlenen güvencesizliğe, geleceksizliğe karşı duran damarı burada da öğrenci hareketinin inşasında temel tartışma konularından biri haline getirmenin gereği önümüzde durmakta
Kaynak:Sosyalist Demokrasi İçin Yeniyol

Reklamlar

Bir Yanıt to “Şili Kışı’nda Yükselen Öğrenci Hareketi – Önder Eren Akgül”

  1. Çok güzel bi paylaşım olmuş teşekürler..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: