latin amerikan haber yorum

Kolombiya’da Santos Uribe’nin Mirasını sürdüyor-Aziz Küçük

Posted by lahy 11/11/2011

Aziz Küçük

Kolombiya’da 2010 yılında yapılan seçimlerle Uribe’nin yerine onun kabinesinde Savunma Bakanlığı yapmış olan Santos iktidara gelmişti. O da tıpkı Uribe gibi “etkin terörle mücadele” sloganıyla elitlerden ve orta sınıftan oy istemişti. Ayrıca kıta açısından daha açık bir dış politika rotası izleyeceği vaadinde bulunmuştu. Bu vaatlerle girdiği seçimi kazandı.

URİBE’NİN SANTOS’A BIRAKTIĞI MİRAS

Uribe’nin 8 yıllık iktidarı döneminde, ABD destekli bir savaş yürütüldü Kolombiya topraklarında. Bu savaş doğası gereği toplumsal muhalefetin bütün renklerini hedef tahtasına yerleştirmişti. Bu dönemde FARC büyük darbeler yedi. Sendikacıların öldürülmesinde ise dünya rekorları kırıldı. Dünyada en fazla sendikacı Kolombiya’da öldürülüyor. Komşu ülkeler ile en büyük gerilim sırasıyla Ekvator, daha sonra Venezüella ile yaşanmıştı. FARC’ın “güneş yüzlü” komutanı Raul Reyes’in sınır ihlali yapılarak Ekvator’da öldürülmesi iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. En son adım ise bütün kıta ülkelerinin tepkisini toplayan askeri üs anlaşmasıydı. Bu anlaşmaya göre ülkede 7 ABD askeri üssü kurulacaktı. Tüm bu gelişmelerin yaşandığı esnada Savunma Bakanlığı görevini Santos icra ediyordu.

SANTOS’UN ADIMLARI

Kolombiya, ABD ile ilişkilerinden kaynaklı tecrit edilmiş durumdaydı. Özellikle kıtadaki sol dalga göz önünde bulundurulursa tablo daha iyi anlaşılır. Bu tecridi kıracak adımlar atıldı. Öncelik olarak Chavez’in Venezüella’sı ve Ekvator ile ilişkilerin sıklaştırılması adımları atıldı. Asıl dikkat çeken adım Venezüella ile ilişkilerin restore edilmesi oldu. Başkanlık koltuğuna oturmasından hemen sonra Chavez’i ziyaret etti. Akabinde karşılıklı elçiler atandı, ticari ilişkiler gözden geçirildi ve bir dizi başlıkta anlaşmalar imzalandı. Atılan adımların bir amacının da Santos’un kendi imajını düzeltmesi olduğunu vurgulanması gereken bir başka özellik. Uribe’nin kabinesinde görev yapması, dönemin politikalarında imzası olması, Santos için Uribe’nin “Fino köpeği” yakıştırılması yapılmasına sebep olmuştu.

KOLOMBİYA-VENEZÜELLA İLİŞKİLERİ, “TERÖRLE MÜCADELE” VE FARC

Güney Amerika halklarının göz nuru olan FARC’ın son yıllarda ciddi darbeler aldığını ifade etmemiz gerekir. Tarihsel önder Manuel Marulanda’nın hayatını kaybetmesi, genç gerilla komutanı İvan Rios’un hain havarisi tarafından öldürülmesi, “güneş yüzlü” Raul Reyes’in Kolombiya-ABD patentli operasyon sonucu katledilmesi, durumun ciddiyetini gösteriyor. Kolombiya devleti tarafından hayata geçirilen tasfiye konseptinin yerel ölçekteki oligarkları aşan bir plan. Son olarak Avrupa’da İspanyol polisi tarafından yapılan ve ülkemizde de ilgilere mazhar olan “büyük FARC operasyonu” bunun göstergesidir. Santos’un yönetimindeki Kolombiya, Uribe döneminin tersine geniş bir ittifak politikası çerçevesinde davranmaya çalışıyor. Bu kapsama alanında Bolivarcı Venezüella da var.

TARTIŞILAN VENEZÜELLA

Bolivarcı hükümet, belki de bugüne değin en fazla tartışılan kararlarından birine imza attı. Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri’nin(FARC) önde gelen isimlerinden olduğu söylenen Pérez Becerra, Caracas havalimanında tutuklandı. Sonrasında bilindiği gibi Kolombiya’ya iade edildi. Santos’a göre Avrupa’da Kolombiya devletinin aleyhine yapılan kampanyaların sorumlusu Becerra idi. Uzun süredir İsveç’te siyasi sığınmacı statüsünde yaşamasına rağmen Kolombiya ve Venezüella hükümeti Becerra’nın Interpol tarafından arandığını ve bunun için teslim edildiğini açıkladılar. Esasında bu ilk olay değil. Geçtiğimiz Kasım ayında Bolivarcı hükümet, biri FARC, diğerleri ise Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN) üyesi üç kişiyi Kolombiya’ya iade etmişti.

Yakın tarihte ise FARC-EP (Halk Ordusu) liderlerinden Guillermo Enrique Torres, Venezüella’da gözaltına alınmıştı. Chavez’in attığı bu adımlar, bugüne kadar ülkenin solundan gelen en ciddi tepkileri de beraberinde getirdi. Fakat iktidarda olan Venezüella Birleşik Sosyalist Partisi’nin (PSUV) çok parçalı yapısı, sorunların giderilmesi anlamında yavaş ilerlemeye neden olabiliyor kimi zaman.

FARC’IN ALDIĞI EN BÜYÜK DARBE

Kolombiya devleti FARC için “Sri Lanka modeli”ni hayata geçiremese bile, emperyalist devletlerden aldığı destek ile gerilla gücüne ağır darbeler vuruyor. FARC kurucusu Marulanda’nın hayatını kaybetmesinden sonra liderliğe getirtilen Alfonso Cano, Kolombiya devleti tarafından katledildi. 6.000 elit askerin katıldığı operasyonda bütün uluslararası hukuk çiğnendi. Alfonso Cano’nun bulunduğu bölge ayrım gözetilmeksizin bombalandı. ABD devleti Cano’nun başına 5 milyon dolar ödül koymuştu. FARC 2002 yılından beri yoğun saldırılar altında mücadele etmeye çalışıyor. Özellikle merkezi olarak aldığı darbeler sonucunda birçok liderini kaybetti. Fakat Alfonso Cano’nun öldürülmesinin bir başka boyutu daha vardı. O ayrıca örgütün teorisyeni konumundaydı. Barış müzakereleri sürecinde silahlı mücadeleyi bırakmayı savunan Kolombiya Komünist Partisi (PCC) ile yollarını ayıran ve FARC-EP tarafından 2000’li yıllarda kurulan Gizli Kolombiya Komünist Partisi’nin de (PCCC) lideri idi.

Son olarak Santos hükümeti, ülkenin iç bölgelerinde operasyonlar gerçekleşirken “barış ve müzakere” çağrısı yapıyordu. İsimler farklı olsa da, suikast planları, “Sri Lanka modeli”, uluslararası destek, müzakere çağrıları ama hemen arkasından gerçekleşen kimyasal operasyonlar… Ne kadar tanıdık değil mi?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: