latin amerikan haber yorum

Bolivya’da bir garip barikat kurma öyküsü = METİN YEĞİN

Posted by lahy 11/12/2011

Bolivya’da yolları kesen grup, Brezilya’dan kaçak gelen otomobil ruhsatlarının ‘millileştirilmesi’ için istenen bedeli protesto ediyor.

Bolivya'da bir garip barikat kurma öyküsü
Normal bir gece yolculuğuydu. Otobüs karanlığın içinde ilerliyor. Bir yerde durunca, pencerelerinin önü tavuk, pilav, cola, su ve meyve kompostosu satıcılarıyla doluyor, biraz uzun durursa herkes inip sağa sola işiyordu. Kocaman açılan camların yanında çardakta uyur gibi yıldızlara sarılıp gidiyorduk. Bir ara çok uzun durdu. Böyle bir durumda, hemen diğer yolcuları kontrol etmek gerekiyordu çünkü bir kere Arjantin’de bizi otobüste unutmuşlardı. Bütün yolcular uyuyordu. Sorun yoktu. Muhtemel, bir barikatla yol kesme olmalıydı. Otobüs böyle durumlarda biraz geri gidiyor, bir dağ yoluna ya da sadece dağa sapıp gidiyordu. Açık kapalı camlardan, üst ve alt kapaklarından ve her yerden içeri toprak yağıyordu. Gözümüzü toprağa doyuruyordu.

Barikatı çocuklar açar 

Otobüslerde genellikle ‘Transporter’ filmi serileri oynuyordu. Muhtemelen, şoför kendisiyle özdeşleştiriyordu. Haklıydı. Daha tehlikeli sahneler yaşadığımızdan emindim. Ayrıca insan, kendisi içinde olunca daha da gerçekçi oluyordu. Allah’tan sadece üç ‘Transporter’ filmi olduğundan seyrettiğimiz toplamda yirmiyi geçmemişti. O bitince de ‘Driver-Sürücü’ filmi konuyordu. O sadece iki kere çekilmişti henüz ve ne güzel ki. Bu filmlerin başına mutlaka eski “Gözünüz yolda, kulağınız bende olsun sevgili şoför kardeşlerim” rahmetli Zeki Müren anonsu konmalıydı. Zaten başındaki “Sakın kopyalamayın, suç işlersiniz” yazıları Bolivya’da iyice komikti. Onun yerine gülümseyen rahmetli Zeki Müren fotoğrafının üstüne bu güzel slogan işlenebilirdi. Kültür Bakanımıza söylenmeliydi. Çok severdi.

Şoför geldi. Barikatları aşacak bir yer yoktu buralarda. Dağ ve orman bizim transporter’a bile aman vermiyordu. “Hep birlikte gelin, mutlaka çocukları da alın, konuşalım, yolu açsınlar” dedi. Yolcular buna alışıktı. Önde kadınlar ve çocuklar, barikatlara doğru yüründü. Kundaktaki çocuklar daha makbuldü. Barikat komitesine gidildi. “Siz kesinlikle haklısınız” denildi. “Mutlaka kabul edilmeli. Sizi tamamen destekliyoruz.” Bunu söyleyince bütün otobüs cemaati, televizyondaki naklen mevlit yayınlarında olduğu gibi bir ağızdan onay verdik.

48 saatte iki barikat 

Otobüs sözcüsü tecrübeli barikat açıcı kadın, onaydan aldığı güçle devam etmeden önce, kundaktaki bebeği bir sağa sola salladı -Galiba bu bebeği ödünç almıştı. Otobüste kucağında yoktu-. “Fakat bizim de sizin gibi çocuklarımız var. Onlar nasıl dayanacaklar?..” Burada bir an, cevap almak için kesince 17 numaralı koltuktaki kadın devreye girdi. “Benim çocuğum bütün yolculuk boyu ateşler içinde kıvrandı” dedi. Çocuğunu biliyordum. Elinde tavuk buduyla, bütün gece otobüs içinde koşup durmuştu. Demek ki ateş sanrısıydı bu ya da dansı. Oradan bir televizyon kamerası belirdi. Bolivya hızlı haber ajanslarından biri değildi. Sadece sıkışan otobüslerden birindeki muhabirlerdi. Olay yerinde bu kadar çabuk olmaları da pek önemli değildi çünkü hiçbir yere gidemeyeceklerdi. Öncü kadın kameraya da konuştu. “Destekliyoruz ama bizim de çocuklarımız var” dedi. Bu sefer, toplanmış beş otobüs yolcusu, hep beraber onay verdik. Süleymaniye Camii gibi oldu.

Komitedekiler aldırmıyorlardı. Yanlarında getirdikleri plastik sandalyelerde oturuyorlardı. Aslında hiç görmediğim tipte bir barikatçı grubuydu. Öncelikle lastik filan yakmıyorlardı. Birkaç ağaç atarak yolu kesmişler, gişelerin önüne de kendi arabalarını dayamışlardı. İki çok büyük TIR’ı da anayolu tamamen kapatmak için kullanmışlardı. “Kaçıncı barikat” diye sordum. “İkinci” dediler. Bu, 48 saat anlamına geliyordu. Birinci barikat 24 saatte yapılıyordu. Yollar açılıyordu. Bir şey değişmezse ikincisi 48 saat oluyor ve yollar açılıyordu. Böyle ilerliyordu. Bolivya kuralsız bir ülke değildi. Öncü kadını görüp nedenini sordum. “Tam bilmiyorum” dedi. Kundaktaki çocuğu annesine geri veriyordu. Sanırım başarısızlık onu üzmüştü.

Ruhsat için yol kesme 
Otomobil ruhsatları içindi. Bolivya’da binlerce, Brezilya’dan gelen çalıntı otomobil vardı. Kamyonlar, otobüsler, minibüsler… Tanesi üç bin dolara satın alınabiliyordu. Uygun bir rüşvet ödemesiyle de yıllardır kullanılıyordu. Hükümet bunu bir afla yasallaştırıyordu. Kendi deyimleriyle millileştiriyordu. Fakat araba başı üç bin dolar civarında ruhsat parası istiyordu. Bu çok fazla diye yollar kesilmeye başlanmıştı. Barikat önünde marşlar ya da sloganlar yoktu. Dört çeker cipler kenara çekilip dört kapısı açık bırakılarak dört bir yandan pop şarkıları çalınıyordu. Maden işçilerinden, koka köylülerinden, yoksullardan öğrenmişlerdi. Haklarını istiyorlardı. Sadece zenginler de yoktu. Bir motoru olup da moto-taksi yapanlar, 1970 model arabası olanlar, onlar da en az 1200 dolar ödemek zorundaydılar. Büyük paraydı.

Garip bir dünya. Grev hakkı gibi bir barikat hakkı gelişiyor. İzinsiz gösteri düzenleme hakkı gibi, bu origamik demokrasinin bir kenarına sığışıyor. Sevinmeli belki. Fener alayları düzenlemeli ama mutlaka yollar kesilmeli. Gerçek ya da temsili hak arama milisleri, çalışma planları, iş, ekmek ya da dört çeker araba ruhsatları. Artık hepimiz, bütün dünya, Köroğlu çocukları..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: