latin amerikan haber yorum

Archive for the ‘Ekvador’ Category

Kalkınma ve Sosyal İçerme, Açlığa Karşı Mücadeleye Bağlanmalı-D.Estrada

Posted by lahy 18/12/2010

Daniela Estrada

 

 

SANTIAGO, (IPS) –  Devlet’in açlığın aşılmasında anahtar bir rol oynadığı kavramı yeni değil. Ancak, Latin Amerika’dan gelen son rakamlar daha fazla kamu harcaması ve sosyal programlar tek başlarına etkili çözümler değiller.

Latin Amerika ve Karayipler de geçen yıl, yaklaşık 600,000 kişi açlıktan kurtuldu, ancak, 2009 yılında 53.9 milyonun yetersiz beslendiği ve 52.5 milyonun 2010 sonunda halen açlıkla karşılaştığı bölgede bu rakam okyanusta bir su damlasını temsil ediyor.

Yiyecek ve Tarım Örgütü (FAO)  örgütü temsilcisi ve yardımcı direktörü José Graziano da Silva, ” Programları uygulamayı deneyen ülkeler var, ancak, ya gerekli kurumlara ya da etkili uygulamayı sağlayacak fonlara sahip değiller,” dedi.

İstatistikler, 13 Ekim’de FAO tarafından yayınlanan “Panorama de la Seguridad Alimentaria y Nutricional en América Latina y el Caribe” 2010 (Latin Amerika ve Karayipler’de Yiyecek ve Beslenme Güvenliği) raporundan geliyor.

Rapor, ekonomik büyüme ve sosyal içerme arasında güçlü bir bağ olmalıdır diyor.

Silva, ” En az etkilenen ülkeler, üretici faaliyetleri destekleyen programlarla birlikte fakirler için sosyal korumaya sahip olan ülkelerdir,”  dedi.

Bölgede ki bazı ülkeler yiyecek üretimini desteklemek, yiyecek ve tarım için pazarlar ve ticareti organize etmek ve sosyal koruma ve yiyecek yardımı sağlayan politikaları uygulamaya soktu.

Günümüzde 19 ülke,  Brezilya’da  Bolsa Familia (aile yardımı) Kolombiya’da Familias en Acción (aileler eylemde) ve Meksika’da   Oportunidades (fırsatlar) gibi koşullu gelir transferi programlarını uyguluyor.

Silva’ya göre,  bu programların hepsinden beklenen sonuçlar elde edilmedi, bunun nedeni ya  ilk uygulama aşamasına da olmaları veya diğer sosyal ve üretici programlarla entegre edilmiş olmamalarıdır.

Kırsal hareketin liderlerinden, Şili’li bir STD olan Ulusal Yerli ve Köylü Kadın Derneği(ANAMURI) ve Latin America Kırsal Örgütler Koordinasyon Komitesi(CLOC) üyesi  Florencia Aróstica, IPS’e: ” Güçlü bir devletten daha ziyade daha fazla egemenliğe sahip  bir devlete ihtiyaç var”’ dedi.

Kuzey Şili’de ki küçük çifliğinde sebze üreten Aróstica, ” Günümüzde ki neo-liberal model sanayiyi esas alıyor ve dünya da açlığı  önlemek konusunda hiç bir faydası yok. Küçük çaplı tarımı desteklemek için hiç bir politika yok, sadece bazı yetersiz programlar var” dedi.

FAO, Eylül ayında yayınlanan 2010’da Dünya’da Gıda Güvenliği başlıklı raporunda, 2009’dan beri  98 milyon kişinin açlıktan kurtulduğunu açıkladı. Ancak, bugün dünya da  925 milyon yetersiz beslenen kişi vardır.

Aróstica, yoğun tek ürünlü tarıma verilen desteği, toprakların az sayıda korporasyonun elinde toplanmasını ve su kaynakları üzerindeki tekeli  eleştiriyor.

Ayrıca, “Küçük çiftciler topraklarından atıldıkça iş arayan topraksız kırsal işçilerin sayısı artıyor.  Özellikle kadınlar için işsizlik yoğun ve çalışma koşulları kötü.” dedi.

Uluslararası köylü hareketi Via Campesina‘ya bağlı olan CLOC, 5.inci kongresini 8-16 Ekim’de Quito’da gerçekleştiriyor:  Kullandıkları slogan ”Kapital ve İmparatorluk tarafından Mülksüzleştirmeye karşı: Toprak ve Halkın Egemenliği İçin.”

Açlığın  düşüş oranı en düşük seviyede olmakla birlikte 2006-2009 dönemi ile karşılaştırıldığında önemli bir gelişmeye tekabül ediyor; bu dönemde, global ekonomik kriz ve yükselen gıda fiyatları nedeniyle Latin Amerika ve Karayiplerde 6 milyon kişi açlar ordusuna katıldı ve bölge, 1990’lı yıllarada hakim olan olan duruma geri döndü.

Bölgede ekonomik kalkınma devam etmekle birlikte uluslararası pazarlarda ki hareketlenmeler gelecek yıllarda büyüme hızının gerilemesi ve işsizliğin artmasının mümkün olduğuna işaret ediyor.

Silva, ” Latin Amerika’da büyük çoğunluğun geliri yoksulluk sınırı etrafındadır: bir işe sahip oldukları sürece bu hattın üstündedirler, ancak aile de bir kişi işini kayıp ederse, bu sınırın altına düşüyorlar. Oldukça istikrarsız bir durum” dedi.

FAO, siyasetler grubu koordinatörü Fernando Soto,  Santiago’da ki bölge ofisinde, ” kriz ile başarılı bir şekilde başa çıkan ülkeler dönemsel iniş çıkışlara müdahale edebilecek kamu kuruluşlarına sahip olan ülkeler” oldu, dedi.

Bu ülkelerde, devlet ekonominin staratejik bölgelerinde güçlü bir rol oynuyor ve iç pazar için gıda üretimini artırarak, çiftçilere kredi sağlayarak ve kamusal gıda alımları,depolama ve dağıtım yoluyla ve sosyal koruma programlarıyla bir değişikliğe yol açıyor.

Soto, ”En başarılı olan ülkeler giderek artan bir şekilde ekonomik büyüme ile sosyal içermeyi almayı birbirine bağlıyanlardır. Bunlar iki ayrı konudur,” dedi.

” Bir yandan ekonomik büyüme sağlarken diğer yandan bu büyümeden dışlanan insanlar için sosyal programlar yaratamayız. Bunun bir bir sınırı vardır. Buna kamu borçu deniyor” dedi.

Guatemala, El Salvador, Honduras ve Nikaragua gibi gıda güvenliği konusunda oldukça hassas bir dengeye sahip olan ülkeler  2009 yılında kamusal borçlarını o kadar yükseltiler ki, şimdi IMF ile alınacak teddbirleri tartışıyor ve sosyal harcamaları 2011 yılında azaltmayı planlıyorlar.

FAO’nun önerileri gıda sağlanmasında aileye  dayanan tarıma daha fazla yer verilmesi ve tarım ve iş pazarlarının denetlenmesi ve regüle edilmesidir, bölgesel bir rapora göre, bu konular kırsal yoksulluğu etkileyen ana faktörlerdir.

Geçen yıl Brezilya’da başarılı projeleri ziyareti sırasında Tarımsal Kalkınma İçin Fon (IFAD), temsilcisi Kanayo Nwanze, IPS’e, aile tarımına yapılan yatırımlar diğer yatırımlarla karşılaştırıldığında yoksulluğu azaltmak konusunda iki ila dört kat daha etkilidir, demişti.

Şili başkentinde bulunan Latin Amerikan Kırsal Gelişme Merkezi (RIMISP) araştırmacılarından Alexander Schejtman, IPS’e, ancak, “yoksulluğun yükseltiği dönemlerde, en büyük yoksullaşma oranı köylü aileleri arasında görüldü,”dedi.

Ekonomist,  kırsal bir çerceve içinde, bir çok ülkede, aile tarım sektörü yoksulluğa en büyük kayışı ve oradan en düşük oranlı çıkışı temsil etme eğilimindedir, dedi.(Ekim-2010, IPS)

Çeviri:Erol Yeşilyurt

Reklamlar

Posted in Bolivya, Brezilya, Ekvador, El Salvador, Guatemala, Honduras, Kolombiya, Makaleler, Meksika, Nikaragua, Paraguay, Peru | Etiketler: , | Leave a Comment »

Micah Uetricht – Benjamin Dangl Söyleşisi

Posted by lahy 04/12/2010

[Benjamin Dangl, Guardian unlimitedThe NationThe Nacla Report on the Americas gibi yayınlar için Latin Amerika genelinde gazeteci olarak çalıştı. Daha önce yayınlanmış The Price of Fire: Resources Wars and Social Movements in Bolivia adlı bir kitabı var ve ayrıca TowardFreedom.com‘un editörü. Dancing With Dynamite -Social Movements And States In Latin America [Dinamitle Dans Etmek – Latin Amerika’da Toplumsal Hareketler Ve Devlet, Ekim 2010 AK Press] Benjamin Dang’ın son yayınlanan kitabı. Aşağıda, Micah Uetricht’in Benjamin Dangl ile yeni yayınlanan kitabı bağlamında yaptığı söyleşinin-10 Kasım 2010- bir bölümünü yayınlıyoruz]

Micah Uetricht: Kitabınızda sosyal hareketlerin mantığının devletin mantığıyla rekabet ettiğini yazıyorsunuz. Bu ne anlama geliyor?

Benjamin Dangl: Latin Amerika’da sol-eğilimli başkanlar son on yıllık süreç dahilinde iktidara geldiğinde, kendilerini orduyla, Washington’la, küresel kapitalizmle ve faaliyetlerini kısıtlayan baskılarla mücadele halinde buldular. Bu başkanlar seçim kampanyaları döneminde söz verdikleri reformları gerçekleştirmeye daha baştan ya isteksizdi, ya da bu reformları gerçekleştiremedi. Toplumsal hareketler, seçimleri izleyen dönemlerde, çok geçmeden bir müttefiki kaybettiklerini fark etti.
Latin Amerika’da birçok hareket benzeri bir gelişim süreci izledi. Brezilya’da topraksız köylüler hareketi Başkan Lula’yı destekledi, Arjantin’de birçok aktivist ekonomik kriz sonrasında Nestor Krichner’in arkasındaydı, Bolivya’da Sosyalizme Doğru Hareket, büyük bir toplumsal destek sayesinde başkan Evo Morales ile iktidara geldi. Toplumsal hareketler bu başkanları destekleyerek yanlış yapmış değil. Ancak bu başkanlar işbaşına geçtiğinde ortaya çıkan dinamiğe baktığımızda, çok söz veren ama sözlerini yerine getiremeyen, seçmen tabanlarını genişletmek için sağa kayan, ve/ya da yatırımlar için yabancı şirketlere ayrıcalıklar tanıyan başkanlar görürüz.
Bu, söz konusu başkanların tümüyle başarısız olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle Venezüella’da Chavez ve Bolivya’da Morales, yönetim ve karar-alma mekanizmalarında, örneğin anayasaların yazım süreçlerinde halkın katılımına önemli ölçüde yer açtı. Toplumsal hareketlerin bir kazanımı olarak solcu bir başkan seçimle iktidar geldiğinde, bu tür önemli gelişmeler ortaya çıkabilir.

Bölge genelinde gelişen bu sol dalgaya dayalı birçok ilerleme var: eğitime ve sağlık hizmetlerine daha fazla erişim olanağı, genişletilmiş sosyal programlar vb. Ancak toplumsal hareketlerle devletler arasındaki ilişkilerde ortaya çıkan önemli sorunlar da mevcut. Bu ilişkinin Latin Amerika’da ne ölçüde zayıfladığına gelince, bu, her ülkede farklılık gösteren ve neredeyse sürekli değişen bir şey.

Son birkaç yıldır Latin Amerika konusunda solda hakim olan, “bölgede seçimle işbaşına gelen ilerici başkanların birbirini izlediği ve her şeyin iyi gittiği” şeklinde bir anlatı var-keşke Washington’un ve yabancı şirketlerin müdahalesi de olmasa. Fakat gerçek şu ki, bölgede sol-eğlimli başkanların yönetimde olduğu ülkelerde hoşnutsuz toplumsal hareketler var. Bu başkanların çoğu, onları işbaşına getiren toplumsal hareketlere sırtını döndü. Bu kitap, son on yıl kapsamında bu ilişkilerin bir tarihini yazıyor, ve bu, Latin Amerika tartışmalarında çoğu kez unutulan bir boyuttur.

MU: Bu toplumsal hareketlerin herhangi biri devletle ve siyasal partilerle etkileşime –dinamitle dans- girdi mi?

BD: Olağanüstü bir seçim oyunu oynama ve referandumları ya da adayları destekleme kapasitesinin olduğu Brezilya ve Bolivya’da bazı dinamik toplumsal hareketler var, ancak bu destek onların politik çizgilerine ya da özerkliklerine engel olduğunda geri çekiliyorlar.

MU: Bu, anlaşılması zor bir model.

BD: Kesinlikle öyle. Fakat birçok toplumsal hareket bunda etkili oldu. Bolivya’da toplumsal hareketler Morales’i eleştirel olarak desteklemekle, sağı bozguna uğratmak arasındaki kritik bölgede hareket etti. Ekvador’da CONAIE (yerli hareketi) çevreyi savunma konusunda hep şaşmaz bir tutum sergiledi, fakat Başkan Correa’dan desteğini çekti, çünkü onun izlediği politikalar hareketlerine ve Amazon’a karşıydı. 30 Eylül’deki darbe girişiminde bile CONAIE, politikaları nedeniyle Correa’yı eleştirmeye devam etti. Sağ’a karşı suvunmaya ihtiyaç duyduğunda bir hükümete destek olmak, ama aynı anda onu eleştirmek yeteneği Latin Amerika’daki çeşitli toplumsal hareketler için yararlı oldu.

MU: Kitap boyunca yeni sol hükümetlerden kaynaklanan karmaşık sonuçları değerlendiriyorsunuz. Venezüella bölümünde, görüşme yaptığınız bir Ev Kadınları Sendikası üyesi şöyle diyor: “Sendika, yeni anayasanın yarattığı, ve şimdi devletle ortak-yaşar bir ilişki içinde işleyen hem gerçek, hem de psikolojik bir alanda gelişti.” Öyleyse kadınlar sendikası üyeleri Chavez’in getirdiği değişikliklerden önemli ölçüde yararlandı demektir. Ayrıca siz de şöyle yazıyorsunuz: “Devlet böyle sendikaların ortaya çıkmasını sağlayan temel meşrulaştırıcı güç olarak görülüyor, ama iktidarın içinde işlediği temel ekonomik ve sosyal yapı dönüşmüyor.

BD: Chavez’in girişimleriyle Venezüella’da birçok mükemel sosyal program ve politik proje başladı. Bu alanlar açıldığında iki önemli soru ortaya çıkıyor: “Chavez oy için, iktidarı kendi menfaati doğrultusunda toplamak için bu alanları ne ölçüde kullanır” sorusuyla,” başında olduğu yönetimin bu yeni alanları tabandan başlayarak halkın kullanmasına ne ölçüde imkân tanıdığı” sorusu. Kitapta gözden geçirdiğim topluluk konseyleri ve diğer programlar durumunda, Chavez’in ve yerel yöneticilerin söylediklerini aşan biçimde halkın mahalli düzeyde yürüttüğü açık bir çaba var; bürokratik kırtasiyecilik olmaksızın, iktidarın taban örgütlenmelerini kuşatmasına izin vermeksizin halkın kendi hayatını ve mahallelerini dönüştürme doğrultusunda Bolivarcı sürecin araçlarını kullanma çabası. Devletin başlattığı programlara katılan birçok Venezüellalı, Bolivarcı süreç tarafından kullanılmaktan ziyade onu kullanmak için başarıyla mücadele ediyor.

MD: Kitapta tanımladığınız hareketlerin uzun dönemde nasıl gelişeceğini düşünüyorsunuz?

BD: Her ülke farklıdır, fakat soldan iktidarı geri almak için sağın geliştireceği çok örgütlü ve çok iyi finanse edilmiş hamleler görmeye devam edeceğimizi düşünüyorum, ve belli sosyal hareketler kendini bu şiddetli rekabetin ortasında bir yerde bulabilir. Bu sol iktidarların başarısı, ülkelerindeki toplumsal hareketlerin taleplerine nasıl karşılık vereceklerine bağlı, çünkü hükümet reformu isteyen bu hareketlerin çoğu, iktidarın uyguladığı politikalardan daha tutarlı, daha sürdürülebilir ve demokratik politikalar öneriyorlar. Örneğin kendi kültürünü, toprağı ve çevreyi koruma mücadelesi veren Ekvador’daki yerli hareketi, ve iktidarın oluşum sürecinde daha fazla söz sahibi olma mücadelesi veren Bolivya’daki çeşitli yerli hareketleri. Başkanların orduya, sağa ya da yabancı şirketlere değil, bu seslere kulak vermesi gerekiyor.

MU: Ekvador’daki darbe girişiminden ve orada sosyal hareketlerin bu girişimi nasıl tepki verdiğinden söz eder misiniz?

BD: CONAIE ve ülkedeki diğer yerli gruplar, bu darbe girişimini gerçekleştiren sağcı polis güçlerini reddettiklerini açıkca ifade eden bir bildiri yayınladı. Fakat bildirinin büyük bölümünü, Correa’yı suçlamaya ve onun muhalif sesleri etkisizleştiren yönetim tarzının böylesi bir istikrarsızlığa davetiye çıkardığını açıklamaya ayırdılar. Correa’yı, maden işletmelerine, bölgelerindeki suyun özelleştirilmesine ve yerli halkın onayı olmaksızın petrol endüstrisinin genişletilmesine karşı direnen yerli aktivistlere uyguladığı baskı nedeniyle eleştirdiler. Aslında bildiri, onun bunu hak etmiş olduğunu açıklıyordu.

2002’de Venezüella’da da Chavez’e karşı bir darbe girişimi vardı. Fakat o iktidara geri döndü, çünkü hem ordunun hem de daha önemlisi sokağa dökülen halkın desteğine sahipti. İnsanlar harekete geçti, çünkü Chavez Karakas’da geniş halk yığınlarına çağrıda bulundu. 2008’de Bolivya sağı Başkan Morales’e karşı ülkeyi istikrarsızlaştırma denemesine giriştiğinde, yine sokağa dökülen halkın muazzam bir desteği vardı. Oysa Ekvador’da bir darbe girişimi gerçekleştiriliyor, ve Correa ülkedeki en önemli ve dinamik sosyal hareketi, yani CONAIE’yi yok sayıyor, çünkü onları bastırmış ve kenara itmişti. İlerici bir başkan ve yeni Latin Amerika solunun bir üyesi olarak görülse de, Correa yerli hareketinin desteğine sahip değildir. Sağa karşı verdikleri mücadelede bu başkanların geleceği, büyük ölçüde sosyal hareketlerin nerede durduğuna bağlıdır.

Kaynak: Alternet

Çeviri:kutlu tunca, solkure.wordpress.com

Posted in Bolivya, Ekvador, Söyleşi ve Görüşmeler, Venezuela | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

Ekvador: Darbe soruşturmasını yürüten savcıya karşı saldırı

Posted by lahy 08/11/2010

Ekvador otoriteleri Cumartesi günü 30 Eylül olaylarını/darbe girişimini araştırmakla görevli savcı Juan Pablo Hernández’in evine yapılan saldırıyı kınadı.

Ekvador Adalet Bakanlığı, yaptığı açıklamada, ” Bu bir soygun teşebbsü değildi; kritik davaları araşturan savcıları tehdit etmek için gerçekleştirilen bir eylemdi” dedi.

Kimliği tespit edilemeyen saldırganlar savcının Kuzey Quito’da bulunan evine girerek, bir araçi çaldıktan, duvara vurarak ateşe verdiler.

Olayın gerçekleştiği saatlerde kimse evde değildi.

Savcı Hernández  Polis Hastahanesi eski müdürü César Carrión ve Yurtsever Toplum Partisi yöneticisi Fidel Araujo’ya karşı açılan davalarda görevlidir.>

Kaynak:TeleSUR

Evrensel ve Ekvador’da ki halkçı polis ayaklanması!

Ekvador:”Darbe teşebbüsü yeni süresiz savaş doktrininin bir sonucudur.”

Ekvator’daki darbe girişiminin içyüzü-Mesut Akın

Ekvador Hava ve Deniz Kuvvetleri Başkan Correa’yı isteksizce destekledi

Ekvador’da Yaşananlar Üzerine: UİB-DE Açıklaması

Bir darbe girişiminin arka planı -Korkut Boratav

Yerli halk örgütü CONAIE’nin darbe teşebbüsü hakkındaki bildirisi

Ekvador Yerli Hareketi’nden Correa Hükümeti’ne Eleştiriler

Posted in Ekvador, Genel Haberler | Etiketler: , | Leave a Comment »

Ekvador: Başkan Correa, 30 Eylül Ayaklanması’nın elebaşını açıkladı

Posted by lahy 25/10/2010

Quito-  Ekvador Devlet Başkanı Rafael Correa, güvenlik kuvvetlerinin eski bir görevlisini 30 Eylül’de bazı polis birlikleri tarafından gerçekleştirilen ayaklanmanın ” elebaşısı” olmakla suçladı.

Cumartesi günü TV yayınlanan programında Correa adını vermediği bu görevlinin polisleri kendisini öldürmeye teşvik ettiğini söyledi.

Başkanlık Sekteterliği bu kişinin daha önce insan hakları ihlalleri işlediği için yasaklanan bir polis seksiyonun üyelerinden,  hali hazırda  bir insan hakları ihlali davasından dolayı aranan Teğmen Luis Martínez Vilañez olduğunu açıkladı.

Correa, Martínez Vilañez’in eski başkan ve muhalefet lideri Lucio Gutiérrez, ile ilişkisi bulunduğpuna dair deliller bulunduğunu açıklayarak, halktan zanlının ele geçirilmesi için yardım istedi. Correa, zanlı’nın (Martinez’in) tehlikeli olduğu ve yakanlanması sırasında dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

Correa, Luis Martínez Vilañez’in üyesi bulunduğu polis grubu (GAO)’nun geçmişte oldukça baskıcı ve insan haklarını ihlal eden operasyonlar düzenlediği için yasaklandığını ve soruşturma altında bulunduğunu söyledi.

Correa aynı zamanda zanlının “Los Choneros” adlı bir suç örgütü ile bağları olduğuna inandıklarını bildirdi.

Ayaklanmacıları, “Ne affediyorum ne de unutacağım” diyen  Correa, – muhalefetin talep ettiği – bir affın sözkonusu olmayacağını vurguladı.

Prensa Latina’nın bildirdiğine göre,  30 Eylül ayaklanması sonrası, meydana gelen polis ayaklanmasının bir darbenin parçası olup olmadığı tartışması halen sürüyor; yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre halkın yüzde 76,6’sı 30 Eylül ayaklanmasını Correa’yı devirmek amaçlı bir girişim olarak değerlendiriyor.

Aynı araştırma Correa’ya desteğin %75,5’e, güvenilirliğinin ise %61.7’ye çıktığını gösteriyor.

Yine görüşülenlerin %64.3’ü darbe girişiminin ardında eski başkan Lucio Gutierrez’in olduğunu düşünüyor.

2000 yılında başkan Jamil Mahuad’ı askeri bir darbeyle deviren Gutierrez, yeni 30 Eylül’ler yaşanabileceği uyarısında bulundu. Yabancı basına konuşan Gutierrez, Correa bir ulusal uzlaşma süreci başlatmazsa, benzer vakaların yaşanabileceğini söyledi.

Kaynak: EFE/Prensa Latina

Evrensel ve Ekvador’da ki halkçı polis ayaklanması!

Ekvador:”Darbe teşebbüsü yeni süresiz savaş doktrininin bir sonucudur.”

Ekvator’daki darbe girişiminin içyüzü-Mesut Akın

Ekvador Hava ve Deniz Kuvvetleri Başkan Correa’yı isteksizce destekledi

Bir darbe girişiminin arka planı -Korkut Boratav

Yerli halk örgütü CONAIE’nin darbe teşebbüsü hakkındaki bildirisi

Ekvador Yerli Hareketi’nden Correa Hükümeti’ne Eleştiriler

Posted in Ekvador, Genel Haberler | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

Ekvador: Tutuklu öğrenci açlık grevinde

Posted by lahy 22/10/2010

EKVADOR Üniversite Öğrencileri Federasyonu Başkanı, Marcelo Rivera, 10 aydan fazla Garcia Moreno hapishanesinde tutuklu.

EKVADOR Üniversite Öğrencileri Federasyonu Başkanı, Marcelo Rivera, 10 aydan fazla Garcia Moreno hapishanesinde tutuklu. Rivera, Ekvador hükümetinin baskılarına dikkat çekmek ve özgürlük talebiyle açlık grevine başladığını duyurdu.

Rafael Correa yönetiminin siyasi bir tutuklusuyum” diyen Rivera, davasının Ekvador’daki otoriter rejimin de bir kanıtı olduğunu söyledi. Mücadelesinin işçilerin, yerli halkın, öğrencilerin, öğretmenlerin ve anayasanın demokratik ilkelerini savunan herkesin mücadelesinin bir parçası olduğunu belirten Rivera, Correa’nın yolsuzluğa bulaşanlar için af yolları ararken sürekli yolsuzlukla mücadele edenleriyse hemen tutuklattığına dikkat çekti.

8 Aralık 2009’da Rivera Üniversite Konseyinin aldığı bazı kararlara karşı çıkmak için üniversiteyi protesto eden öğrencilere katıldı. Üniversitenin aldığı kararların protesto edildiği gün üniversite rektörü, protestocu bir grubun arasında kalmış ve başından aldığı bir sopa darbesiyle yaralanmıştı.

Olayın olduğu sırada Rivera üniversitedeydi ve o günün kamera kayıtlarına göre de rektöre yönelik herhangi bir saldırıda bulunmamıştı. Ancak 200 polisin okulu işgal etmesiyle o gün yasa dışı gözlatılar da yapıldı. Ertesi gün çıkarıldığı mahkeme tarafından Rivera, Rektöre saldırmakla suçlandı ve tutuklandı. Savunma avukatları, bir çok etmenin davayı yönlendirdiğini belirtse de mahkeme sürece başladığı gibi devam etti. Yedinci duruşmada mahkeme Rivera’yı, ceza yasasının 164’üncü maddesinin tipik bir örneği olarak kamu personeline terörist saldırıyla suçladı. 10 ayı aşkın bir süredir aynı suçlamayla tutuklu bulunan Rivera, ülkedeki otoriter rejime ve kendi durumuna dikkat çekmek için önceki gün açlık grevine başladığını duyurdu. (DIŞ HABERLER=Evrensel)

Posted in Ekvador, Genel Haberler | Leave a Comment »

Ekvator’daki darbe girişiminin içyüzü-Mesut Akın

Posted by lahy 18/10/2010

Açık Gazete’den Mesut Akın, Venezüella’da ki günlük Correo de Orinoco gazetesi İngilizce editörü Eva Golinger ile Ekvator’da ki darbeyi Venezüella’nın başkenti Caracas’ta görüştü.

Eva Golinger Venezueladaki günlük Correo deOrinoco gazetesi İngilizce editörü, özellikle ABD destekli dış yardımlar ( USAID , NED ve NDI ) ve bunların yarattığı karışıklıkları ortaya çıkarmasıyla tanınıyor. Bu alanda 3 tane kitabı yayınlandı ve ikisi İngilizceye de çevrilerek basıldı. Mesut Akın, Eva Golinger ile Ekvador’daki 30 Eylül darbesinden 5 gün sonra Caracas’ta görüştü. Darbeyle ilgili iki yazı kaleme alan Golinger Akın’ın sorularını şöyle yanıtladı:

– İsterseniz en son gelişmelerle başlayalım sohbete . Ekvador’da neler oluyor açıklar mısınız ?
– 30 Eylül de bir grup polis cumhurbaşkanının maaş düzenlemeleriyle ilgili kararını protesto gerekçesiyle gösteriye başladı . Cumhurbaşkanı Rafael Correa durumu yatıştırmak amacıyla başkent Quito’daki 1. nolu polis karakoluna gitti. Aslında Correa zamanında maaşları iki kat artan polisler terfilerin 4 yıldan 7 yıla çıkması ve her terfide kendilerine verilen ikramiyelerin kesilmesini gerekçe göstererek işi Cumhurbaşkanına saldırmaya kadar vardırdılar. Tekme, yumrukla birlikte ve göz yaşartıcı bomba saldırısına maruz kalan Başkan Correa’nın güvenlik görevlileri onu yakınlarda bulunan askeri hastaneye kaldırdılar. Correa zaten o anda daha önce bacağından küçük bir ameliyat geçirdiği için bastonla yürüyebiliyordu. Hızını alamayan polisler Correa’nın sığındığı hastaneyi kuşattılar. Onun uzun bir süre hastaneden çıkmasını engellediler . Bu arada polislerin gösterisinin kendiliğinden başlamadığı daha önceden hazırlık yapıldığı anlaşılıyordu. Polislerin Correa’ya saldırdığı sırada Hava kuvvetlerinden bir grup askerin başkent Quito’daki havalanına giriş çıkışları da denetim altına alması, aynı anda muhalefetten 20-30 kişilik bir grubun devlete ait resmi TV binasını basıp, zorlayarak içeriye girmeleri, başkan Correa’ya karşı daha önceden planlanmış bir girişim olduğu izlenimi veriyordu. Correa bu arada ulaşabildiği herkese ‘beni öldürebilirler ama teslim alamazlar’ mesajını veriyordu cep telefonundan. Aynı sözleri polislerle konuşurken de tekrarlamıştı . Bu arada telefonda konuştuğu kişilerden biri de Venezuela başkanı Hugo Chavez’di. Correa’nın Ekvador’da meşru hükümeti savunmak için halkı gösteriye davet etmesi ve Dışişleri Bakan’ının Cumhurbaşkanlığı sarayından yaptığı halka açık konuşmasında da bu çağrının tekrarlanması darbenin seyrini değiştiren önemli bir etmen oldu. O zamana kadar hala hangi gücün nerede ve ne yaptığı belirsizdi. Bir grup Latin Amerika ülkesi acil bir UNASUR toplantısı için hemen Arjantinin başkenti Buenos Aires de bir araya geldi. Burada yapılan ortak destek çağrısı, Venezüella başkanı Chavez’in destek mesajı ve İspanya’nın da Correa’dan yana çıkması gidişatın rengini değiştiren bir başka etmen oldu. ABD’nin ilk açıklaması, ‘olayları yakından takip ediyoruz’ ifadesi meşru devlet başkanına destek olmak değil örtülü bir darbe desteği olarak görüldü. Aslında buna örtülü demek de doğru değil. Seçilmiş halkın üçte ikisinin desteğini alan bir başkanın bir avuç polis ve askerce görevinden uazaklaştırma va hatta onu öldürme girişimini ‘yakından izliyoruz’ demek doğrudan darbecilere, ‘arkanızdayız’ anlamında bir mesaj diye okunmalı. ABD bu tutumunu Correa’nın özel kuvvetler tarafından kurtarılıp ordunun büyük çoğunluğunun Correa’ya arka çıkmasının netleşmesinden sonra değiştirdi. Dışişleri Bakanı Clinton Correa’ya destekten söz etmeye başladığında darbe tehlikesi kalmamıştı.

– Peki halkın tepkisi nasıl oldu ?
Halk Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanının çağrısına uyarak sokağa döküldü. Ne var ki Pachakutik gibi solcu örgütler darbe olurken Correa’yı istifaya davet ederek darbecilere destek verdiler. Aynı sırada halkın tepkisiyle yönetimden uzaklaştırılan eski başkan Amerikancı Lucio Gutierrez de, Brezilya’dan Correa’yı istifaya çağırarak darbecilerin arkasında olduğunu ortaya koydu. Ekvador’daki en büyük yerli hareketinin bağlı bulunduğu CONAEI adlı konfederasyon da Pachakutikciler kadar olmasa da hayırhah bir çizgi benimsediler. Correa’nın halka karşı demokratik davranmadığını, suların ve madenlerin satışında yerlilere söz hakkı vermediğini ifade ederek bir yandan Correa’yı kınıyor bir yandan da darbecilere katılmadıklarını belirtiyorlardı. Ülke nüfusunun büyük çoğunluğunu yerlilerin oluşturduğu bir ülke için bu başından Correa’ya destek olabilecek bir ciddi tabanın darbecilere karşı çıkmak yerine beklemeyi seçmesi ve Correa’nın taban desteğinin zayıf olması anlamına geliyordu. Ancak tüm bu olumsuzlıklara rağmen kara kuvvetlerine bağlı özel birliklerin ve bir grup özel polis gücünün müdahelesi Correa’ya yönelik darbenin seyrinde önemli bir rol oynadı. 11 saat süren süreçte 10 kişi yaşamını yitirirken 200’ü aşkın kişi de yaralandı .

Neden darbe şu anda gerçekleştirilmeye çalışıldı sizce?

Aslında Correa’ya karşı böyle bir çalışmanın epey önce başladığı anlaşılıyor. Başkanın polisin ayağına kadar gitmesi darbeyi tezgahlayanlar için bir fırsat anlamına geldi ve o anda düğmeye basıldı . Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Ertesi gün  Amerikalar Okulunda ( Escuela de Los Americas- ABD ‘nin Latin Amerikadaki karşıdevrimci asker kadrosunun yetiştirildiği okul) yetiştirilmiş bir subayın tutuklanması bu işin boyutları ve izinin bulunmasını kolaylaştırdı. Ayrıca Correa kısa bir süre önce ABD’nin Latin Amerika’da ki en büyük askeri üssü olan La Manta’yı yeniden kullanmasını sağlayacak anlaşmayı reddetmesi de önemli bir tutumdu . Burada 500 Amerikalı asker görev başındaydı . Moldovya’da kadife devrim yapılırken ABD elçisi olan kişiyle darbe olurken Quito’da ki büyükelçinin de aynı kişi olması da şaşırtıcı olmamalı. Darbeye katılan polislerin başını çekenler narkotik ve diğer operasyonlarda Amerika istihbaratıyla yakın dirsek temasında bulunanlardan oluşması da darbenin tahlili açısından ele alınması gereken bir başka olgu. Rafael Correa 11 saatte darbeyi önledi ama bundan sonra Ekvador’da neler olabileceği ayrı bir değerlendirme konusu .

Peki Venezuela’daki seçimler hakkında ne düşünüyorsunuz ?
Sonuç itibariyle Çavez seçimi bir kez daha kazandı ama seçim öncesi sıkıntılar Çavez’in daha başarılı olmasını engelledi. Çok büyük bir kuraklık döneminin yaşanması, bunun sonucu olarak seçimden önceki 6 aylık dönemde büyük elektrik kesintilerinin olması, onbinlerce ton miktarında gıda maddesinin depolarda çürütülmüş halde bulunması, hükümet içi bürokratik uygulamalar, tek tek önemli konumlarda bulunan görevlilerin hataları da eklenince Çavez alması gereken oyların bir kısmını açık desteğe dönüştüremedi .

Peki eski Bolivarcı hareketin ortaklarından Bu vatan herkes için PPT partisinin ayrı bir liste halinde girmesinin Çavez’e ne gibi zararı oldu?

Bunun zararı açık olarak görülmedi. Hatta Çavez onların pek umutlu oldu Lara ilinde oylarını artırdı. PPT herhangi bir varlık gösteremedi . Bence PPT’nin bu tutumu yanlıştı. Çavez ile birlikte olması lazımdı.

Komünist Partisinin sizce nasıl bir rolü oldu ?
PCV 67 yıllık parti. Seçime katılan partilerin en eskisi. Oturmuş bir liderlikleri var . Ayrıca Çavez ile birliktelikleri onların gücünü de artırıyor .
________________
Eva Golinger’a göre USAID, NED ve NDI adlı Amerikan kurumlarından yardım alan Ekvador örgütleri şunlar :
-Pachakutik,
-Yerli Halklar Konfederasyonu ( CONAIE) En güçlü yerli grubu ve Correaya karşı özellikle yerli haklarını yeterince savunmadığı için ciddi eleştirilerde bulunuyorlar,
Vatandaş katılımı ve Adalet yanlıları ( Participacion Ciudadana ve Pro-justicia,
CODENPE, Ekvator Yerli Yatırımcılar Birliği ve Qelkaj Birliği üyeleri ve içlerindeki bazı gruplar.

Kaynak. Eva Golinger’a ait blog ve çeşitli yazıları .
Not : Eva Golinger’ın CONAIE ve Pachakutik örgütlerinin ABD’den mali destek aldığı iddiası kaynak gösterilmeksizin bu tür iddialarda bulunmanın sol içinde olumsuzluklara yol açabileceği üzerine eleştiriler yapıldığını da belirtelim. Rafael Correa giderek artan bir halkçılık çizgisi ortaya koymakla birlikte pratik uygulamalarında neoliberalizmin etkileri görülen bir çizgi izliyor. Son seçimlerde %55 oyla kazanmasına rağmen halkla bağları yeni yeni güçleniyor ve uluslararası tekellere karşı da daha radikal bir çizgi izlemesi bekleniyor. Aslında buradaki tereddüt ABD’nin ALBA ülkeleri içinde Honduras’tan sonra niye Ekvador da böyle bir girişime girdiğinin de yansıması olarak değerlendirilebilir.Aynı taktik devam ediyor. Yardım kururluşlarıyla palazlanmış’ demokrasi hareketleri’, narkotrafik suçlamaları, diktatöryal uygulamalar eleştirisi ve düşükyoğunluklu darbeler’. İşte ABD’nin Latin Amerikadaki çizdiği tablo.

LAHY notu: Eva Golinger’in Pachakutik ve CONAEI gibi yerli örgütlerinin ABD devletine bağlı USAID gibi kuruluşlardan yardım aldığını iddia etmesinin ardından bir açıklama yapan yerli örgütleri bir basın toplantısı yaparak bu iddiaları yalanladılar. Eva Golinger  ise bloğunda Blogger bir açıklama yaparak bu örgütlerin tümünü yardım almakla suçlamadığını ancak bu örgütlere bağlı olan bazı grupların yardım aldığını yazdı.  Golinger iddialarına kaynak olarak İfade bildirimi yasası altında ABD yönetimi tarafından kamuya açılan bazı belgeleri gösteriyor. Eva Golinger’in değindiği belgeler 2005-2007 yıllarına ait olduğu için konu tümüyle aydınlığa kavuşmuş değildir. Ancak, ABD’nin Latin Amerika’nın hemen hemen her ülkesinde yerli ve sosyal hareketleri ”yardım ağı” içine alma ya da bu yolla, bu örgütlerin politik gündemlerini sekteye uğratma girişimleri gayet iyi bilinen gerçekler ve  bazı yerli örgüt ya da gruplarının yardımlar almış olması ya da bu yardım kuruluşları ile ilişkiler içinde bulunması mümkündür. Ancak, buradan yola çıkarak, genelde yerli örgütlerini suçlamak hatalıdır. Eva Golinger’de bu türden genellemeler yapmadığını söylüyor. Herşeyden önce, yerli hareketlerinin açıklamalarını aksini ispat eden bir belge yayınlanmadığı sürece bir tarafa atmak yanlış olur.  Ayrıca, ABD ile hiç bir şekilde ilişkisi olmayan Sosyalizme Doğru Hareket (MAS) gibi sol politik gruplarda yerli Pachakutik ile aynı tezleri paylaşıyorlar.  Açıktır ki, darbe olup olmadığına dair tartışmayı ‘işbirlikçilik’ zemini dışında yürütmek gerekiyor.

Evrensel ve Ekvador’da ki halkçı polis ayaklanması!

Ekvador:”Darbe teşebbüsü yeni süresiz savaş doktrininin bir sonucudur.”

Ekvador Hava ve Deniz Kuvvetleri Başkan Correa’yı isteksizce destekledi

Bir darbe girişiminin arka planı -Korkut Boratav

Yerli halk örgütü CONAIE’nin darbe teşebbüsü hakkındaki bildirisi

Ekvador Yerli Hareketi’nden Correa Hükümeti’ne Eleştiriler

Posted in Ekvador, Söyleşi ve Görüşmeler, Venezuela | Etiketler: , , , , , , , | Leave a Comment »

Ekvador’da Yaşananlar Üzerine: UİB-DE Açıklaması

Posted by lahy 18/10/2010

30 Eylül günü yüzlerce polis başkent Quito’nun ana meydanını işgal ederek ikramiyeleri ve özlük haklarında kesintiye yol açacak LOSEP (kamu hizmetleri yasasını) protesto etti. Bu eylem diğer illere de yayıldı. Silahlı kuvvetlerinin azınlık kısmı kısa süreliğine eyleme(isyan) katıldı ve bazı hava kuvvetleri görevlileri Quito havaalanını kontrol altına alarak, birkaç saatliğine ulaşıma kapalı tuttular.

Bu protestolar ile karşı karşıya kalan devlet başkanı Correa, Quito Polis Merkezine doğrudan giderek, polisi komplo ve ihanetle suçlayarak polise meydan okudu. Gösterici polislerin attığı göz yaşartıcı gaz bombası ile yaralanan Correa, polis merkezinde bulunan hastanede birkaç saat süren tedaviye alındı.

Devlet Başkanı bir darbenin hedefi olduğunu öne sürdü. Hastanede kalışı başkanın kaçırıldığı yönünde haberlerle duyuruldu. Hastanedeyken polisle görüşmelerde bulundu ve bir uzlaşıya varıldı. Tüm bunlar yaşanırken ordu ve özel kuvvetlerce bir müdahale operasyonu gerçekleştirildi ve Correa hastaneden çıkarıldı ve bu durum polisle tekrar çatışmaya neden oldu. Solcu devlet başkanı darbe yapmakla suçladığı polisleri uyardı ve sertlikle bastırdı. Sessizlik, Ekvator’a geri döndü.

Darbe Değil, Polis İsyanı

Emperyalizmin, bölgede on yıllardır kendi çıkarlarını sağlama almak için darbe yöntemlerine başvurduğu Latin Amerikalı işçilerinin bilincinde hala tazedir. Binlerce işçi, eylemci ve militan kana susamış diktatörlerin dayattığı darbeler sonucunda hayatlarını kaybettiler. Eğer bu bir hükümet darbesi olsaydı,  biz sokakları doldurma çağrısında bulunanlar arasında ilk sırada olurduk. Ama 30 Eylülde Ekvador’da gerçekleşen olayların bir darbe olduğunu düşünmüyoruz. İki olay nedeniyle, biz bunun bir darbe olmadığını düşünüyoruz.

İlk olarak ne polis ne de askeri komuta merkezleri isyancılara destek oldular. Hükümete sadık kaldılar. Polislerin protestoları 30 Eylülde ülkeyi yangına çevirdi ve protestolara katılanlar komutanlarının emirlerinin aksine düşük ve orta rütbeli görevlilerdi.

İkinci neden olarak, başkanın görevden alınmasını hatta isyancı polislerin arasında bile talep eden bir liderliğin olmayışıdır. Polis, terfilerinde aldıkları ikramiye ve nişanları ortadan kaldıracak yürürlüğü girecek olan,  kamu hizmetleri yasasına karşı ayaklandılar. Devlet başkanının zorla iktidardan uzaklaştırılması için değil. Öte yandan burjuva devletinin ve burjuvazinin temsilcileri sözde darbeye karşı ve demokrasinin savunusunun yanında olduklarını söylediler. Burjuvazinin askeri kurumlarının yanında politik kurumları da Correa’ya verdikleri desteği gösterdiler. Bu desteğe en iyi örnek olacak; başkana ek yetkiler veren kararname ve daha fazla askeri güçle müdahale etme olanağı tanıyan olağan üstü halin ilan edilmesidir. Ve hükümet tarafından dayatılan olağan üstü hal daha en başından hükümetle birlikte olan silahlı kuvvetlerce desteklendi. Ayrıca, hastaneden çıkarılması da dâhil gerçekleşen tüm operasyonlar esnasında Correa hükümet sorumlusu olarak bırakıldı ve dış dünyayla teması sürekli sağlandı. Üstelik tedavi gördüğü hastaneden çıkarılmasını sağlayanlar silahlı kuvvetlerdir. Sözde kaçırıldığı iddia edilen cumhurbaşkanını kurtaranlar polisin özel kuvvetleriydi ve hastaneden çıkarılması üzerinde anlaşılmışken yapılan müdahale gereksiz bir şovdu.

Nihayet en başından beri vurgulanması gereken, Correa’nın sürekli temas halinde olduğu Chavez ve Evo Morales gibi hükümetlerinin desteğinin yanında,  Şili, Kolombiya, Peru gibi sağ hükümetlerin iktidarda olduğu ülkelerinde desteğini almasıdır. Komşu ülkeler sınırlarını kapattı.  Son olarak Amerika Devletler Örgütü(OAS) ve BM’nin yanında UNASUR, Correa’nın ve demokratik meşruluğunun arkasında durdular. İspanya gibi emperyalist ülkeler, ABD Büyükelçisi aynı yönde destekte bulundular. Eğer Correa’ya karşı iddia edilen “sözde” darbe gerçek olsaydı herkes için eşine az rastlanacak bir durum olacaktı. Ana emperyalist ülke kendi aleyhine olacak bir darbeyi desteklemiş olacaktı.

Correa Hükümetinin Memurlara Karşı Geliştirdiği Saldırılara Karşı Bir Protesto

Polislerin protestosu münferit bir olay olarak görülmesi halinde anlaşılamaz. Aksi doğrudur. İşçilerin haklarında yaşanan kesintilerin yanında polisin haklarında yaşanan kesintilerin açığa çıkardığı halkçı hoşnutsuzluğun bir ifadesidir.

Olayları tetikleyen kamu çalışanlarının haklarında kesintiye giden kamu hizmetleri (LOSEP) yasasıdır. Polisin durumunda terfilerinde aldıkları ek ödemelerin ve ikramiyelerin doğrudan azaltılmasıdır ve polisin talebi, yasanın geri çekilmesidir.

Bu protesto, Correa hükümetinin öğrencilere yönelik LOES yasası, maden yasası ile köylü ve yerli halkların ve kamu hizmetleri yasası ile kamu çalışanlarına yönelik geliştirdiği neo-liberal politikalar sonucunda gelişen daha genel bir erozyon durumunda meydana geliyor. Başka türlüde gerçekleşemezdi. Lucio Gutierrez liderliğindeki bir muhalefet hareketinin polisin bu ayaklanmasının arkasında Correa’ya karşı bir konum elde etmek amacıyla olduğu söylenebilir.

Kamu Hizmet Kanundan(LOSEP) kaynaklanan huzursuzluk oylama sürecinde meclise de yansıdı. Örneğin, Başkan Correa, kendisinin liderliğini yaptığı Ülke İttifakı hareketinin gündemine yasayı getirmeden, kendisi sundu ve işçilerin 70 yaşında emekli edilmesi önerisi kabul edilmedi.

Correa, Darbe Tehdidini Emekçilere Karşı Kullandı.

Bütün bu unsurlar rejimde yaşanan derin bir erozyonu ve yeni yürürlüğe giren yüksek öğrenim yasası (LOES) ve hidrokarbon bedelleri ile düşünüldüğünde rejimde yaşanan giderek artan erozyonu oluşturmaktadır. Diğer yasalar gibi iletişim bedelleri, su bedelleri gibi. Bu yasalar yerli halkların direnciyle karşılaştı. Tüm bu görünüm işçi sınıfının, köylülerin, öğrencilerin öfkesinin sonucudur ve tepkiler toplumda artan kıpırdanmalara yol açmıştır. Ayrıca hükümet yanlısı blok üyelerinden bazıları yürürlüğe sokulan yasaları sorgulamaya başladı. En önemli devlet kurumu olan (meclisten sonra) yargı halk arasında desteğini kaybetmiş durumda ve rejimin içinde bulunduğu durumu gözler önüne taşımıştır. Burada hatırlamak gerekir ki mali dolandırıcılıkla suçlanan ve açığa çıkan skandalın sorumluları savcılıkça serbest bırakılmıştı.

30 Eylül olayları öncesinde bile, bu durum karşısında, hükümet anayasal yetkilerini kullanarak meclisi feshetme ve yeni seçimler yapma çağrısındaydı. Bir başka deyişle, otoriter önlemler alarak işçi karşıtı politikaları yaşama geçirmek ve böylece ülkede emperyalist yatırımlar için daha iyi koşulları garanti etmek.

Böylece isyancı polislerin darbe teşebbüsü Coreea yönetiminin amaçları için elverişli ortam hazırladı; emekçilere daha fazla saldırı. Darbe üzerine yaptığı konuşma ve tezleri, kendisi lehine yapılan hem sağdan hem soldan gösterilerle ile daha da güçlenmiş olarak çıkmasına süreç izin verdi. Yine bu şekilde uygulamaya soktuğu politikalar üzerindeki tartışmalara son verdi ve politikaları ile kimi sektörleri disiplini altına aldı. Kendi hareketinden kendisine karşı yöneltilen eleştirileri nötralize etti ve bu kesimleri parti disiplinine uygun hareket etmeye çağırdı. Özellikle rüşvet ve insan hakları ihlalleri nedeniyle halkın geniş kesimleri nazarında iyi bir etkiye sahip olmayan polisi yeniden yapılandırmasına olanak sağlayacak. Kısaca, hükümet içinde bulunduğu krizi geri çevirmek ve öncelikle kabulü tartışmalı yasaların yürürlüğe sokulması için yüksek politik risk taşıyan devletin hukuku yeniden yapılandırma projesinin koşullarını oluşturuyor.

Sol, Correaya Teslim Oldu

Ekvador’da ki temel yerli örgütü olan CONAIE ve diğer sol hareketler MPD gibi Correa yönetiminin manipülasyon yaptığı yönünde açıklamalarda bulundular. Ve hala yaşananların darbe olmadığına yönelik bol miktarda veri olmasına rağmen, Correa sözde darbeye karşı uluslararası soldan destek aldı. Bu şekilde solun birçok örgütü doğrudan bölgedeki emperyalist yatırımların çıkarı için emekçilere saldıran burjuva Correa hükümetini desteklediler. Darbeye karşı yapılan gösteriler sadece dikkatlerin başka alanlara çekilmesi, oyalama manevralarıdır.  Ekvador’da ve diğer Latin Amerika ülkelerinde olan, ülkelerin sözde ilerici hükümetlerce yönetilmesi masalıdır.

Emperyalizmin hizmetinde yasaların uygulanmasını sağlamak için, Correa yerli halkların, madenlere karşı savaşan köylülerin ve doğal kaynakların çokuluslu şirketlerce sömürülmesine karşı çıkan emekçilerin mücadelesini baskı altına alıyor. Sözde darbeye karşı yapılan destek çağrılarına soldan destek verme politikası antidemokratik önlemlere karşı işçi sınıfının mücadelesini silahsız bırakıyor ve Correa hükümetine politikalarını uygulaması için olanak tanıyor. Bu nedenle biz ayaklanan polislerin cezalandırılmasının hiçbir şey olmadığını ve karşısındayız. Cezalandırmalar vesilesi ile amaçlanacak olan hükümetin özgürlükleri kısıtlaması ve protestoları engellemesidir.

Bu hükümetlere verilen tavizler ile emekçilerin, emperyalizmin gerçek politikaları ile savaşmaları, doğal kaynakların sömürüsü ve Latin Amerika halklarının artan sömürüsüne karşı mücadele etme de silahsız bırakacaktır.  Bu politikaları uygulayanlar Correa, Evo Morales, Lula vb.dir. Chavez ve Evo Morales, ABD’ni sözde darbe yapmakla suçlarken, Correa’nın emperyalizm ile uyumunu gizliyorlar. Kendi rejimleri de, Correa’nın ki de emperyalizmin yatırımlarının bekçisidir.

Bugün, Correa Yönetimi Ekvadorlu Emekçiler İçin En Büyük Tehlikedir

Biz askeri darbelere karşıyızdır çünkü emekçilerin kapitalizmi devirmek için savaşmaları için en geniş demokratik özgürlükleri savunuruz. Bugün, işçilerin demokratik özgürlükleri önündeki en büyük tehlike Correa’nın uygulaya geldiği baskıcı ve otoriter önlemlerdir. İsteklerini kabul ettiremediği meclisin feshidir. Otoriter önlemler,  emperyalizme uyum ve emekçi kitlelere karşı saldırı politikaları için şarttır.

Biz, Correa için herhangi bir desteğin karşısında ve sözde darbe tehdidine karşı hükümeti destekleyecek herhangi bir cepheye katılmayı reddediyoruz. Biz işçi örgütlerinin hükümetlerden tamamen bağımsızlığını savunuyoruz. Sadece sınıfın bağımsızlığının bu tür anti- proleter ve otoriter yasaları yenmek için en büyük seferberlik olduğunu savunuyoruz.

Uluslararası Sekreterlik

Uluslararası İşçi Birliği- Dördüncü Enternasyonal

Sao Paulo, 4 Ekim 2010

Açıklamalar

1.MPD (Movimento popular Democratio) Demokratik Halkçı Hareket

Ekvador Halkçı Demokratik Hareket (MPD) bildirisinden bir bölüm:
… Ekvador, aylardan beri çeşitli toplumsal kesimlerin hakları için mücadelelerine sahne oluyor. İşçiler, yerli halklar, köylüler, gençlik, öğretmenler, kamu çalışanları, küçük esnaf, emekliler; toplumun tüm emekçi tabakaları, Correa hükümetinin ülkeye ve halka zarar veren neoliberal, özelleştirmeci, politikalarına karşı mücadele ediyorlar.

İşçiler, hükümet tarafından gasp edilmek istenen haklarına sahip çıktılar, yerli halk hayati bir kaynak olan suya sahip çıktı, köylüler madenlerinin peşkeş çekilmesine karşı, öğretmenler eğitime daha fazla bütçe için, öğrenciler üniversite özerkliğini ortadan kaldıran yüksek öğrenim yasasına karşı, kamu emekçileri kazanılmış haklarını korumak için, emekliler maaşları ve daha iyi bir sağlık sistemi için sokağa çıktı, eylem yaptı.

… Bir darbe girişimi olduğuna dair yaratılmak istenen hava iç ve dış kamuoyunda belirli ölçüde başarılı olmuştur. Halk nezdinde ise durum son derece açık ve nettir. Bu olaylar, sosyal mücadelenin yeni bir parçasıdır.

Başkan’a tanınan sınırsız yetkilerin iptal edilmesini, ulus ve halk düşmanı unsurlar içeren enerji yasası, iç yönetim yasası, yüksek öğrenim yasası ve kamu maliyesiyle ilgili düzenlemelerin iptal edilmesini talep ediyoruz. Hükümetin kendisinin bizzat itiraf ettiği gibi, herhangi bir iç karışıklık olmadığına göre, ilan edilen olağanüstü halin derhal kaldırılmasını talep ediyoruz.

( http://www.evrensel.net/arsiv.php)

2. CONAIE Ekvador Yerli Ulusları Konfederasyonu

Konu ile ilgili açıklaması için bknz.         http://www.yenidenatilim.com/?&Bid=467628

3. Uluslararası İşçi Birliği- 4.üncü Enternasyonal  ve onun Ekvador seksiyonu Sosyalizme Doğru Hareket (MAS) partisinin açıklamasından bir bölüm:

Vurguladığımız, bir darbe girişimi olduğu sonucuna varmamız için gerekli ne iç ne de dış koşulların mevcut olmadığıdır, tam tersine, (darbe) durumdan faydalanarak kendisini meşru kılmak isteyen hükümet tarafından üretilen bir söylemdir ” dedi.

Çeviri: İşçilerin Birliği.org

Evrensel ve Ekvador’da ki halkçı polis ayaklanması!

Ekvador:”Darbe teşebbüsü yeni süresiz savaş doktrininin bir sonucudur.”

Ekvador Hava ve Deniz Kuvvetleri Başkan Correa’yı isteksizce destekledi

Bir darbe girişiminin arka planı -Korkut Boratav

Yerli halk örgütü CONAIE’nin darbe teşebbüsü hakkındaki bildirisi

Ekvador Yerli Hareketi’nden Correa Hükümeti’ne Eleştiriler

Posted in Ekvador, Makaleler | Leave a Comment »

Ekvador:”Darbe teşebbüsü yeni süresiz savaş doktrininin bir sonucudur.”

Posted by lahy 15/10/2010

Atilio Boron

Mario Casasús

Polítik ve Sosyal Teori Fakültesi -(Universidad de Buenos Aires) öğretim üyesi profesör Atilio Borón (1943) ile Montevideo’dan  Defensores en línea ile telefonla yaptığı görüşmede başarısızlıkla sonuçlanan Ekvador darbe teşebbüsü ve ve  Honduras’da ki darbe hakkında  konuştu.

Plan Cóndor diktatörlüğü’nün uygulanması sonucu sürgüne giden ve  Santiago -Şili’ye geri dönmenin imkansız olduğunu gören Atilio Boron doktorasını Harvard (1976)’da yaptıktan sonra Meksika’ya giderek 1976-1984 yılları arasında orada çalıştı. Atilio Borón  Página 12 gazetesinde (Arjantin) ve Rebelión.org (İspanya)’da köşe yazarıdır.

Defensoresenlinea.com’a   “ ABD’nin Latin Amerika’ya karşı darbe girişimleri yeni süresiz savaş doktrini ve aralarında petrolünde bulunduğu doğal kaynakların elde edilmesi gerekliliğinden kaynaklanıyor, ” dedi.

Mario Casasús Ekvador’da ki hükümet darbesinin Vanezüealla’da ki seçimlerden bir kaç gün sonra ve Brezilya’da ki Başkanlık seçimlerinin arifesinde gerçekleşmesi tuhaf değil mi?

AB.- Hayır, değil.  Emperyalizmin bir şey yapması bekleniyordu.  Başkan Hugo Chávez’i seçim yoluyla alaşağı edemedikleri için herhangi bir fırsatı değerlendirerek onun ittifaklarından birini Brezilya seçimleri öncesinde devirmeleri önemliydi.

MC.- Uluslararası sağ yeniden örgütlenip, yeniden askeri operasyonlara mı başlıyor?

AB.- Kesinlikle. Beş yıl önce neredeyse hiçbir oy alamayan sağ, bugün Venezüella’da 5 milyon oy aldı.  Militaristleşme ABD’den kaynaklanıyor ve burada, paramilitarileri örgütleyerek bunu güçlendiriyor.  Vargas Llosa ve oyun arkadaşlarının aydın dünyası da ”ciddi basının” da yardımıyla oldukça önemli bir rol oynuyorlar.

MC.- Ekvador’da ki darbe tek başına ele alınması gereken bir olay mı yoksa KuzeyAmerika’nın yeni Ulusal Güvenlik doktrini’nin bir bir parçası mı?

AB.- Hayır, ABD’nin Latin Amerika’ya karşı darbe girişimleri yeni süresiz savaş doktrini ve aralarında petrol’ünde bulunduğu doğal kaynakların elde edilmesi gerekliliğinden kaynaklanıyor.

MC. Başkan Rafael Correa‘yı rehin tutan Polis Kuvvetleri’nin arkasında kim vardı?

AB.- Kesin olarak emin değilim ancak,  ABD’nin uşağı olan Lucio Gutiérrez karışmış olmalıdır, bu olaylara kesinlikle karışmıştır.

MC.- Başkan Fernando Lugo‘nun Paraguaylı komutanları görevden alması gerekli mi idi?

AB.- Evet, çünkü aksi durumda yönetemez idi.

MC.- Venezüella ve Ekvador’da bazı askeri liderler hükümete sadık kalırken neden Honduras’da böyle bir gelişme yaşanmadı?

AB.- Bunun bir nedeni Honduras’da ordu’nun ABD elçisi John Negroponte ‘nin görevde olduğu yıllarda yeniden organize edilmiş olmasıdır, başka bir neden de  Honduras’da “caracazo” (1989’da Caracas’da ulaşım ücretlerinin artması üzerine çıkan ayaklanma ordu ve polisin müdahalesi sonucu binlerce kişinin ölümü ile sonuçlanmışdı-LAHY)    gibi silahlı kuvvetlerin halka ateş açtığı travmatik bir olay yaşanmamış olmasıdır.

MC.- Honduras’da yerleşmiş olan askeri darbeyi yenilgiye uğratmak için önerileriniz var mı?

AB.- Honduras’da ki darbeyi yenmek için halkın örgütlenmesi, bilinçlenme, uluslararası destek ve yeterli bir mücadele stratejisi  (…) gereklidir.

MC.- Birleşik Amerika Örgütü OEA yeniden kurmak mı yoksa tümüyle ALBA ve UNASUR‘a güvenmek mi gerekli?

AB.- Amerikan Devletleri Örgütü’nün (OEA) yapabileceği bir şey yoktur.  İki kutuplu dünyanın sona ermesi ile birlikte öldü. UNASUR ve  ALBA seçeneklerdir, Bolivya ve Ekvador da ki krizlere bir kaç gün içinde nasıl müdahale ettiklerini hatırlayalım.

MC.- Son olarak yakın geçmişte hangi akademik  ve politk forumlara katıldınız? Ekvador’a gitmeyi düşünüyormusunuz?

AB.- Son aylarda bir dizi akademik foruma ve politik faaliyete katıldım; Aralık ayında Ekvador’a gitmeyi düşünüyorum.

Atilio Borón, Programa Latinoamericano de Educación a Distancia en Ciencias Sociales Corrientes, Buenos Aires (Arjantin), ve TNI Yeni Politik Eylemler projesi katılımcısıdır. Aynı zamanda    LatinAmerika Sosyal Bilimler Konseyi (CLACSO)’nun eski genel sekreteridir.

Bir darbe girişiminin arka planı -Korkut Boratav

Evrensel ve Ekvador’da ki halkçı polis ayaklanması!

Yerli halk örgütü CONAIE’nin darbe teşebbüsü hakkındaki bildirisi

Ekvador Yerli Hareketi’nden Correa Hükümeti’ne Eleştiriler

Başkan Rafael Correa Kurtarıldı

Posted in Ekvador, Honduras, Söyleşi ve Görüşmeler, Venezuela | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

Bir darbe girişiminin arka planı -Korkut Boratav

Posted by lahy 12/10/2010

30 Eylül’de Ekvador’da meydana gelen bir “polis ayaklanması”, güçlükle geçiştirildi. Türkiye basınında da yer alan olayların arka planından bazı öğelerin ilgi çekici olacağını düşünüyorum.

Ayrıntıya girmeye gerek yok; kısaca hatırlatalım: Polisler, yan ödemelerindeki kısıntıları protesto etmek vesilesiyle Başkanlık sarayını basmışlar; güçlükle bir hastaneye sığınan solcu Başkan Correa 14 saat sonra askeri birlikler tarafından kurtarılmıştı. (Birgün)

Wall Street Journal, bu olayların “cesaretli, kararlı bir Başkan imajı yaratmak amacıyla” Correa tarafından kışkırtılan, biraz da düzmece bir senaryo oluşturduğunu ima etti ve polislerin biraz aşırıya kaçmasının bir darbe girişimi olamayacağını ileri sürdü. Buna karşılık, polis ayaklanmasının eşgüdümlü olarak ülkenin her yerinde birden patlak vermesi ve başkent Quito havaalanının da işgal edilip kapatılması bir darbe girişimi öğelerini içermektedir.

Ek bir kanıt, 2009 başkanlık seçimlerinde Correa’nın rakibi olan Albay Lucio Gutierrez’in derhal TV sahnelerine çıkarak Başkan’ı suçlaması ve istifasını talep etmesi oldu. Bu “albay eskisi”nin karmakarışık bir sicili var: 2000’de Başkan Mahuad’ın görevden alınmasına yol açan çalkantılar sırasında, parlamento binasını işgaline yeşil ışık yakan komutan olarak ün yapmış; “darbeci” suçlamasıyla altı ay hapiste yatmış; böylece kazandığı prestij sayesinde 2002 sonundaki seçimlerde sol bir platformla Başkanlığa seçilmiş; iki yıl içinde solcu müttefikleriyle tüm bağlantılarını kopararak ABD ile içli-dışlı olmuş; yolsuzluk, anayasayı ihlâl suçlamalarıyla (yoğun kitle gösterilerinin baskısı altında toplanan) parlamento tarafından görevden alınmış; Amerika’ya sığınmış; daha sonra ülkesine dönerek suçlamalardan aklanmış; 2009’da Başkanlık seçimlerine adaylığını koymuş; oyların yüzde 27’sini alarak Correa’ya yenik düşmüş. O zamandan beri de Correa yönetimine şiddetle muhalefet etmekte ve “komplo kuramcıları” tarafından, Amerika’nın adamı” olarak darbe girişimiyle ilişkilendirilmektedir.

***

İster polis ayaklanması, ister darbe girişimi olsun, sormak gerekiyor: Petrol zengini Ekvador’un solcu Başkanı, “durup dururken” polislerin aylıklarında kısıntıya giderek olayları niçin tetikledi?

Bu sorunun üç yanıtı var: Birinci olarak, 2000’de şiddetli bir finansal krize ve hiper enflasyona sürüklenen Ekvador’da ulusal para (sucre) Başkan Jamil (Cemil) Mahuad tarafından lâğvedildi ve dolar resmi para olarak kabul edildi. (Latin Amerika’da arada bir siyaset sahnesinde sivrilen Arap kökenlilerden biri olan Başkan Cemil, böylece, ülkenin kalabalık “siyasî mevtalar” mezarlığına katılmış oldu.) Bunun sonunda Ekvador Merkez Bankası para basma imkânını yitirdi ve bütçe açıklarının finansmanının tek yöntemi ülke dışından dolarla borçlanmak olarak kaldı. Hiperenflasyon döneminin anıları, sonraki başkanların doları terk edip ulusal paraya (sucre’ye) dönmelerini engelledi.

İkincisi, uluslararası finansal kriz patlak verdikten hemen sonra, Aralık 2008’de Başkan Correa önceki yönetimlerin usulsüzlüklerinden kaynaklanan dış borçları ödemeyeceğini kararlaştırdı ve böylece 17 milyar dolara ulaşan dış borç için fiilen moratoryum ilan edildi. Bunun sonunda (Venezuela ve Çin gibi istisnai finansman kaynaklarını saymazsak) dışarıdan borçlanma kanalları tıkandı.

Üçüncü yanıt, hazinenin en önemli gelir kaynağını oluşturan petrol üretimiyle ilgili. Halen petrol üretiminin yarıya yakını yabancı şirketlerce gerçekleştiriliyor ve bu şirketler gelirlerinin ortalama yüzde 65’ini vergi olarak ödüyorlar. Correa, bu payın yüzde 85’e çıkarılmasını; kabul etmeyen şirketlerin devletleştirmesini istemektedir. Bu konudaki pazarlıkların katkısıyla, petrol üretimi iki yıl içinde yüzde 7 oranında düştü ve kamu gelirlerinin daralmasına yol açtı.

Bu üç etkeni bir araya getiriniz, kamu harcamalarını daraltma seçeneği hızla gündeme gelecektir. Polislerin de bu “kemer sıkma” furyasından nasibini aldıkları anlaşılıyor. Ekvador, bir anlamda, drahmi’yi terkedip avro’ya geçen Yunanistan’ın açmazına sürüklenmiştir: Doların resmi para olması, para poltikası uygulanmasını, devalüasyonu devre dışı bırakır. Ancak, 2000’de Yunanistan’ın yapamadığı bir yola giderek (dış borç ödemelerini durdurarak) kısmen rahatlamıştır. Petrol gelirlerine güvenerek alınan bu karar, Ekvador’un uluslararası krizi küçülmeden geçiştirmesine katkı yapmıştır: Milli gelir (yüzde oranlar olarak) 2008’de 7.2, 2009’da 0.4 büyümüştür. Ancak, petrol ihracatındaki gerileme, cari işlemlerin bu iki yılda (ılımlı boyutlarda da olsa) açık vermesine katkı yapmıştır. Dış kaynakların daraldığı bir ortamda, dış açıklar, ister istemez kamu harcamalarından başlayan “kemer sıkma” reçetelerini gündeme getirmiştir.

***

Latin Amerika ülkelerinde ilerici rejimlerin yaygınlaşma eğilimini askerî darbelerle durdurma girişimi ilk kez Honduras’ta solcu Başkan Zelaya’ya karşı denendi ve başarılı oldu. Honduras darbesinden sonra Rafael Correa, “istihbarat raporlarımıza göre sıra bende” demişti. Eylül sonundaki polis ayaklanması/darbe girişimi, Ekvadorluların bir bölümünce bu öngörünün gerçekleşmesi olarak yorumlanacaktır.

Ne var ki, birkaç hafta önce yapılan bir anket, Başkan’ın seçmenlerce desteklenme oranını yüzde 67 olarak göstermekteydi. 2006 seçimlerini kazanan Correa, daha sonra bir anayasa değişikliğini geçekleştirerek 2009’da tekrar seçilmiş ve Başkanlık süresinin 2017’ye kadar sürebilmesinin kapısını açmıştır.

Bugünlerde Latin Amerika, önemli siyasi gelişmelerle dikkat çekmektedir. Geleneksel ilerici akımların direnmekte, yer yer ilerlemekte olduğu bu coğrafyada olup bitenleri önümüzdeki haftalarda tekrar gözden geçirmek istiyorum.

Posted in Ekvador, Genel Haberler | 1 Comment »

Ekvador Hava ve Deniz Kuvvetleri Başkan Correa’yı isteksizce destekledi

Posted by lahy 12/10/2010

Gonzalo Ortiz /IPS
Olaylara hakim olan sivil ve askeri kaynaklar IPS’e 30 Eylül Perşembe günü Başkan Rafael Correa’nın rehin tutulduğu 11 saat boyunca ayaklanan yüzlerce polisin yanısıra,  Ekvador Hava ve Deniz Kuvvetlerinin en büyük sorunu teşkil ettiğini söylediler.  

Ayaklanma yerel saatle gece 9.30’da Başkan’ın rehin tutulduğu hastahaneden kurtarılması ile son buldu; hastahane polislerin ayaklandığını duyduktan sonra gıttiği ve saldırıya uğradığı polis istasyonunun yakınında idi.

Medya, 274 kişinin yaralandığını ve 10 kişinin de öldüğünü bildirdi, hükümet ise 5 kişinin öldüğünü bildiriyor. Ayaklanma veya darbe teşebbüsü – bu tartışma tüm şiddettiyle devam ediyor- aynı zamanda hükümetin güvenlik kuvvetleri üzerindeki kontrolü hakkında şüpheler doğmasına yol açtı.

Dünyaya naklen yayınlanan kurtarma operasyonu elit askerler ve hükümete bağlı polislerin silah sesleri arasında gerçekleşti.

İsminin açıklanmasını istemeyen yüksek rütbeli bir hükümet görevlisi IPS’e ” Kara Kuvvetleri daha ilk başından itibaren Correa’ya sadıktı ancak, diğer iki kuvvet ile  ilişkiler karmaşık idi ve görüşmeler yapılması gerekti” dedi.

Ancak, Savunma Bakanı Javier Ponce  bir görüşme sırasında IPSe ” Bütün günü üst rütbeli subaylarla geçirdim, saatler ilerledkçe durumu değerlendirdik ve sonra kurtarma operasyonunu esas aldık ” dedi.

Ponce, IPS kendisine, ”Savunma Bakanı perşembe günü  rehin alınan ikinci kişi imiş” dediğinde şaşırdığını belirtti.

Savunma Bakanı Ponce, ” Bu doğru değildir, Yönetici subaylar benimle birlikte idi ve onları bir anlığına bile yalnız bırakmamaya karar ermiştim” dedi.

Ancak, ” Hava ve Deniz Kuvvetleri ile yanlış bilgilendirmeden dolayı problemler vardı” dedi.

Kongre etrafına barikatlar kurulması ve yolların bloke edilmesi ile başlayan ayaklanmanın açıklanan nedeni  bir gün önce parlamentodan geçen, polis ve askeri personele verilen bazı ikramiyeleri iptal eden ve terfi süresini beş yıldan yedi yıla çıkaran yasa idi.

Ancak ekonomik yayın organı Gestion’un yardımcı müdürü gazeteci Juana Ordóñez, IPS’e, Correa, ” polis maaşlarını ikiye katladıklarını söylediğinde haklıydı; 2006’da ayda 355 dolar kazanan normal polis memurları bugün ayda 750 dolar kazanıyorlar” dedi.

Karşılaştırma yapılırsa asgari ücret ayda 240 dolardır.

5 Ekim Salı günü subayların ve polis müdürlerinin memurlarının maaşlarını yükselten Savunma Bakanı 30 Eylül’de ki polis ayaklanması ile 5 Ekim’de ki maaş artışı arasında bir bağ olmadığını, bu konuda çalışmaların Ağustos ayından beri sürdüğünü söyledi.

Ancak isminin açıklanmasını istemeyen bir Albay, ” Perşembe günkü görüşmelerde ordu yönetiminin taleplerinden biri buydu Otoriteler çeşitli kereler maaş artışı önerisinde bulundu ancak,  bunları uygulamak çok zaman alıyordu ve anlaşmazlık vardı, dedi.

Söz konusu maaşlar ayda 400 ila 570 dolar arası yükseltildi. Daha önce ayda 1,600 dolar kazanan yüzbaşılar şimdi ayda 2,140 dolar kazanacaklar, ve bir Albay’ın maaşı 1,870 den 2,280 dolara yükseldi.  Maaş artışları geçtğimiz Ocak ayından başlayarak ödenecek.

Askeri kaynak IPS’e maaş artışı,  ” subaylar ve astsubay rütbesi altındaki  görevlilerin” problemi idi. “Hava ve Deniz Kuvvetlerinde ki birliklerin problemi terfi ikramiyeleri idi,” dedi.

Çarşamba günü yapılan bir yabancı gazetecilerle yapılan basın toplantısnda Correa, ” Hava Kuvvetleri teknisyenlerinin isyanı polis isyanından tamamıyla değişik idi” dedi.

Bu barışçı, politik gösteri idi  Daha önce verdikleri işaret, ” Biz hükümete karşı değiliz” şeklindeydi dedi.

Ancak, Hava Kuvvetleri personeli uluslararası uçuşların yüzde 75’inin gerçekleştiği  Quito’da ki havalanını trafiğe kapattı ve bütün uçuşlar ertelendi.

Ponce, ” Hava kuvvetleri teknisyenlerinin protestosu  değişik olabilir ancak, bu   olayın araştırılmayacağını anlamına gelmiyor” dedi.

Bakan, “Ordu da terfiler halihazırda gerçekleştirlmişti ve Hava Kuvvetleri terfileri  Ekim ayında gerçekleşecekti ve kamu servisi yasasısının bu terfileri iptal ettiğine dair kaygılar vardı” dedi..

Ancak, ikramiyeler 2010  bütçesinden çıkarılmamıştı. Aynı nedenden dolayı terfilerin Aralık ayında gerçekleşeceği Deniz kuvvetlerinde de sorunlar yaşandı. Bundan dolayı birlikler ve astsubay seviyesi altında ki görevliler değişik fakat benzer taleplerde bulundular” dedi

Ponce, Genelkurmay başkanı Luis Ernesto González’in gecikmeli  bağlılık mesajının öğleden sonra yayınlanmasını ” basın ile koordinasyon eksikliğine” bağlayarak,  ”  O açıklama daha erken saatlerde kayıt edilmişti. Neden, o zaman yayınlanmadığını bilmiyorum” dedi.

Bazı kaynaklar gecikmenin nedeninin Savunma Bakanlığı’nda süren iç görüşmeler olduğunu söyledi.

Silahlı Kuvvetler ile problemlerin bir işareti askeri devriyelerin yokluğu idi —  polis ayaklandığı sırada –Quito’da gece gelene kadar ve ülkenin diğer kesimlerinde de öğleden sonra geç saatlere kadar.

Ponce,” Başkan öğleden sonra 1.50’de olağanüstü hal ilan etti.. O zamana kadar bir şey yapamazdık…. Birliklerin sokağa çıkmasını hemen uygulamaya soktuk, ve örneğin, Guayaquil (güneybatı’da bir şehir), saat 3.30’da şehir kontrol altına alınmıştı” dedi.

Bakan, ” Karar (kurtarma’nın ne zaman gerçekleşeceği) tamamıyla komutanların elinde idi”

“İlk başta zırhlı araçların  gelmesi için bekleme kararı alındı, ancak kara yoluyla 100km uzakta olan şehirlerden  gelmeleri zaman alıyordu”

“Riobamba (Quito’dan 165 km uzakta)’dan gelen tankların varması polisin  Pan-American otoyolunu otobüsler, anti-ayaklanma araçları ve kamyonlarla kapamaları yüzünden gecikiyordu”

” Zırhlı araçları beklemekten vazgeçerek operasyonun saat 21’de başlamasını kararlaştırdık, bu karar tümüyle komutanlar tarafından alındı,” dedi.

Correa, Aralık 2006’da başkan seçilmeden önceki onyıl içinde 8 başkan değiştirdi.  ABD’de eğitimini tamamlamış olan sol eğilimli  ekonomist yeni anayasa düzenlenmesi sonrasında 2009’da yeniden başkan seçildi.

Çeviri: Erol Yeşilyurt (LAHY)

Foto: Hastahane’de yapılan operasyon

Evrensel ve Ekvador’da ki halkçı polis ayaklanması!

Yerli halk örgütü CONAIE’nin darbe teşebbüsü hakkındaki bildirisi

Ekvador Yerli Hareketi’nden Correa Hükümeti’ne Eleştiriler

Başkan Rafael Correa Kurtarıldı

Posted in Ekvador, Genel Haberler | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

Evrensel ve Ekvador’da ki halkçı polis ayaklanması!

Posted by lahy 07/10/2010

30 Eylül’de girişilen darbe girişiminin ardından meydana gelen olayların bir darbe mi? yoksa halkçı bir polis ayaklanması mı? ya da Başkan Rafael  Correa’nın bir gösterisi mi? olduğu şeklinde bir tartışma başladı.

Ekvador’un sağ muhalefeti, Lucio ve Gilmar Gutiérrez kardeşlerin yönettiği  Yurtsever Birlik,  polislerin ayaklanmasının bir darbe girişimi olmadığını iddia ederek, Başkan Correa’yı gösteri yapmakla suçlarken sol kanatta yer alan bazı hareketler de polislerin ayaklanmasını bir halk ayaklanması olarak gösteriyor. Bu yorumda bulunan sol gruplar,  stalinist Partido Marxista-Leninista, ve bu grubun bağlantılı olduğu Ekvadorı Demokratik Halkçı Hareketi  (Movimiento Popular Democrático, MPD) ve Üniversite Öğrencileri Federasyonu (FEUE)’dir.  Morenocu Sosyalizme Doğru Hareket (MAS) partisi ve yerli halkın politik partilerinden Pachakutik Hareketi de bu tezleri paylaşıyorlar.

Correa hükümeti’nin  MPD yöneticilerinin polislerin ayaklanmasına yardım ettikleri açıklamasının ardından başlattığı soruşturma darbe teşebbüsü mü  yoksa ayaklanma mı tartışmasını uzun bir süre gündemde tutacaktır.

30 Eylül’de darbe girişimi yapıldığını red eden grupların dile getirdiği tezler, Evrensel Gazetesi’nin 5.Ekim tarihli sayısında   Ekvador’da aslında ne oldu? başlıklı bir haber-analiz yazısında özetlendi:

Fatih Seyhan tarafından yazılan yazıda, ” Herkes, bir darbe girişiminden ve ona karşı “kahramanca” direnen Devlet Başkanı Rafael Correa’dan söz etti……Gerçekte ise, Ekvador’da herhangi bir darbe girişimi söz konusu değildir. Olan şey, toplumun bir kesiminin (polisler ve bir kısım askerler) kendi yaşam seviyelerini geriye çekecek içerikteki bir yasaya karşı çıkmış olmalarıdır.” denilerek, Ekvador Demokratik Halkçı Hareketi (MPD)’nin aşağıda aktardığımız bildirisine yer verdi:

”… Ekvador, aylardan beri çeşitli toplumsal kesimlerin hakları için mücadelelerine sahne oluyor. İşçiler, yerli halklar, köylüler, gençlik, öğretmenler, kamu çalışanları, küçük esnaf, emekliler; toplumun tüm emekçi tabakaları, Correa hükümetinin ülkeye ve halka zarar veren neoliberal, özelleştirmeci, politikalarına karşı mücadele ediyorlar.

İşçiler, hükümet tarafından gasp edilmek istenen haklarına sahip çıktılar, yerli halk hayati bir kaynak olan suya sahip çıktı, köylüler madenlerinin peşkeş çekilmesine karşı, öğretmenler eğitime daha fazla bütçe için, öğrenciler üniversite özerkliğini ortadan kaldıran yüksek öğrenim yasasına karşı, kamu emekçileri kazanılmış haklarını korumak için, emekliler maaşları ve daha iyi bir sağlık sistemi için sokağa çıktı, eylem yaptı.

… Bir darbe girişimi olduğuna dair yaratılmak istenen hava iç ve dış kamuoyunda belirli ölçüde başarılı olmuştur. Halk nezdinde ise durum son derece açık ve nettir. Bu olaylar, sosyal mücadelenin yeni bir parçasıdır.

Başkan’a tanınan sınırsız yetkilerin iptal edilmesini, ulus ve halk düşmanı unsurlar içeren enerji yasası, iç yönetim yasası, yüksek öğrenim yasası ve kamu maliyesiyle ilgili düzenlemelerin iptal edilmesini talep ediyoruz. Hükümetin kendisinin bizzat itiraf ettiği gibi, herhangi bir iç karışıklık olmadığına göre, ilan edilen olağanüstü halin derhal kaldırılmasını talep ediyoruz.”

Yukarıda ki satırlarda görüldüğü gibi 30 eylül 2010’da gerçekleşen olaylardan dolayı ABD rejimi ve onun Ekvador’da ki işbirlikçileri herhangi bir şekilde suçlanmamaktadır. Gerek Evrensel gerekse de MPD’nin tezleirnden  çıkarılacak diğer sonuç ise Ekvador’da polis kuvvetlerinin önderlik ettiği bir halk ayaklanmasının gerçekleştiği olmalıdır.

Öte yandan gerek Honduras ve Venezüella’da ki geçmiş darbe girişimlerini gerekse de burjuvazinin daha gerici kanatları tarafından düzenlenebilecek olan darbe girişimlerini kınayan Uluslararası İşçi Birliği- 4.üncü Enternasyonel (LIT-CI) ve onun Ekvador seksiyonu Sosyalizme Doğru Hareket (MAS) partisi bir bildiri yayınlayarak, ”  Vurguladığımız, bir darbe girişimi olduğu sonucuna varmamız için gerekli ne iç ne de dış koşulların mevcut olmadığıdır, tam tersine, (darbe) durumdan faydalanarak kendisini meşru kılmak isteyen hükümet tarafından üretilen bir söylemdir ” dedi.

Yukarıda özetlediğimiz tezlere, La Haine.org’de yayınlanan Ekvador Polisi’nin Halk Ayaklanması başlıklı makalesinde Dax Toscano Segovia yanıt verdi. Polis ayaklanmasının bir darbe girişimi değil de  bir halk ayaklanması olduğu şeklinde ki tezleri red eden  Segovia’ya göre,

”Ülkede 30 Eylül 2010’da olanların analizini yapmak  için ele alınması gereken,  ancak, gerek sağ gerekse de soldakilerin pozisyonlarını belirlerken unuttukları konular vardır, bunun bir sonucu olarak, bu olayların arka planındaki gerçek nedenleri anlamamaktadırlar.”

Bu akımlarım dikkate almadığı konular:

1- Rafael Correa hükümeti ne devrimci ne de sosyalisttir ancak, ABD’nin bölgede ki hegemonya teşebbüsleri önünde bir sorun teşkil etmektedir. Correa yönetimi altında Ekvador’un ALBA’ya katılımı Hugo Chavez, Evo Morales ve Küba ile yakınlaşması bir sorun teşkil etmektedir.  Correa’nın Ekvador ve ABD arasındaki  askeri üslerle ilgili anlaşmayı yenilemeyi red ettiğini de belirtmek gerekiyor.  Bölgede yeniden hegemonyasını sağlamlaştırmak isteyen ABD’nin  Honduras’da Başkan Zelaya’nın devrilmesinin ardından Rafael Correa rejimini devirmeyi denemesi süpriz değildir.

2- Latin Amerika’da medya sosyalizm ve komünizmi hemen her seferinde karalayan bir iftira kampanyası yürütmektedir. Ekvador’da da TELEAMAZONAS TV ve diğer burjuva medya organları sosyalist olmamasına rağmen Rafael Correa’yı aynı karşı devrimci söylemleri kullanarak  sürekli bir şekilde  suçlamaktadırlar.

3- Latin Amerika’da emperyalizmin işbirlikçisi oligarşi ve ABD emperyalizmi, CIA ve ona bağlı USAID, NED, IRI, SIP, Freedom House, Fundación Heritage gibi örgütler vasıtasıyla milyonlarca dolar harcarayak hegemonya alanı dışına çıkan rejimleri (Venezüella, Bolivya, Ekvador vb..) destabilize etmeye çalışmaktadır. Eva Golinger, USAID’in, Yurttaşlık Katılımı,CONAIE, Pachakutik, ve muhalefle ilişkili olan Ekvador Yerli Halk Şirketleri Korporasyonu’na milyonlarca dolar yardımda bulunduğunu belirtmektedir.

Eva Golinger’in bildirdiğine göre, USAİD’den destek alan PACHAKUTIK hareketinin başkanı Cléver Jiménez  30 Eylül’de bir bildiri yayınlayarak  polislerin ayaklanmasını desteklediğini bildirdi; Rafael Correa’nın görevden alınmasını talep etti. .” Pachakutik lideri Cléver Jiménez, darbe girişimi sırasında, polis ve ordunun ”durumunu,… hakları çiğnenen kamu hizmetlileri tarafından gerçekleştirilen meşru eylemler” olarak niteledi.

Segovia yazısının son kısmında polis ayaklanması mı yoksa darbe mi sorusunu ele alarak, hem genelde hem Ekvador örneğinde toplumun en baskıcı kurumlarından biri olan ve düzeni sağlamakla yükümlü olan polislerin bazılarının dediği gibi ”üniformalı halk”   olarak hükümete karşı bir halk ayaklanması başlatmasının ne kadar mantıklı olduğunu sorusunu sormaktadır. Sosyal haklarını savunan polislerin ayaklandığı  gibi tezlere sarılmadan önce, CİA ve Ekvador polis kuvvetleri arasında belgelenmiş bağlar olduğunu görmek gerekiyor. Örneğin,  FARC komutanlarından  Raul Reyes‘in Ekvador sınırında 2008’de katledilmesinden sonra yapılan soruşturmada bu ilişkiler meydana çıkmıştı.

Üzerinde durulması gereken diğer bir nokta da, Başkan Correa’nın saldırıya uğradığı 1.nolu Polis Müdürlüğünün komutanı Manuel E. Rivadeneira Tello’nun darbeci subayların yetiştirildiği  Amerikalar Okulunda (SOA) 1980 yılında eğitim görmüş olması ve The School of the Americas Watch (izleme listesi)‘nde bulunmasıdır.

İkinci olarak not edilmesi gereken ayaklanan polis kuvvetlerinin barışcıl bir şekilde kendilerini protesto eden halka gaz bombaları ve silahlarla saldırarak, bir öğrenciyi kafasından vurarak öldürdüğidir. Kameraları kırdılar, cep telefonlarını çaldılar ve yağmalama olaylarının meydana geleceğini bilerek şehirlerde görev yerlerini terk ettiler.  Hükümet’in yaptığı kısıtlamalara karşı ayaklandığı ilan edilen  polisler, gerçekten tepkilerinde samimi olsalar idi, yağmalama olaylarını seyretmezler ve halka karşı saldırı eylemlerine girişmezlerdi. Planlanan, bir kaos ortamı yaratılarak ülkenin yönetilemez hale geldiği mesajını vermek ve hükümetin düşmesini sağlamaktı.

Ayrıca, polis ayaklanmasının iyi bir şekilde organize edildiğini, çeşitli şehirlerdeki polis isyanlarının yanısıra, bir grup asker tarafından Quito’da M.Sucre havalanının trafğe kapatılması ve Ekvador TV istasyonu’nun muhalefete bağlı 50 kişi tarafından işgal edilmesinin belirli bir planın parçaları oldğunu görmek gerekiyor.

Rafael Correa’nın 1.nolu Emniyet Sarayına giderek polislerle sert bir karşılaşma içine girmesi yaralanarak hastahaneye götürülmesi ve rehin alınmasına yol açtı.  Muhtemeldir ki, bu gelişme olayların akışını hızlandırdı..  Correa’nın rehin alındığını açıklamasının ardından halkın sokaklara dökülmesi, Latin Amerika ülkelerinin gecikmeksizin darbeyi kınamaları  ve polislerin meşru taleplerle ayaklandıklarını açıklamalarına rağmen y ve halkın polis isyanını desteklemek yerine karşı çıkması darbe’nin daha ilk aşamasında sonuçlanmasına yol açtı. Ancak, darbe girişiminin başarısızlığa uğramasının asıl nedeninin Correa döneminde maaşları  yüzde seksen artırılan ordu birliklerin genelde polisi desteklememesi olduğunu belirtmek gerekiyor. Correa ve hükümet üyelerinin elit birlikleri kısa bir süre içinde devreye sokabilmesi isyancı polisleri yalnız bıraktı.

Durum böyle iken  sağ gruplar ve ABD’nin  darbe girişimini kınamasını; polis kuvvetlerinin tümünün isyana katılmamasını gerekçe göstererek  veya  Evrensel’in yaptığı gibi,  ” Ve Ekvador gibi sürekli kaynaşma halindeki bir ülkede, ücret ve sosyal hak için mücadele, sokağa çıkma ve hatta biraz daha ileri gitme, pek garip ve yadırganacak bir durum değildir.”  sonucuna varmak yanlıştır. Darbe’nin ilk saatlerinde başarısızlığa uğrayacağını anlayan ABD’nin darbeyi destekleyerek kendisini zor duruma düşürmesi elbette beklenemezdi.

Ekvador’da bir yandan ABD emperyalizmi ve oligarşiye karşı savaşırken, diğer yandan Rafael Correa rejiminin neo-liberal uygulamalarına karşı çıkarak işçi sınıfı ve emekçilerin merkezinde olduğu bir mücadeleyi örgütlemek zorunludur. Aralarındaki bütün ayrınlara ve uzlaşmazlıklara rağmen çeşitli eğilimlerden sol grupların paylaştıkları ortak görüş budur, ancak, somut  ilişkilerin somut tahlilli yerini yalnızca siyah ve kırmızıdan başka bir renkin olmadığı tahlillere bırakınca  mücadelenin içinde öne çıkmak yerine mücadelenin dışına sürüklenmek kaçınılmaz olmaktadır.

Rafael Correa hükümeti’nin uyguladığı neoliberal ekonomik politikalar Ekvator halkının karşılaştığı problemleri çözmekten uzaktır. Asgari ücret ayda 240 dolar, işsizlik oranı yüzde 7. yetersiz istidham oranı yüzde 51’dir.  Büyük bir hoşnutsuzluk ve direnişlerle karşılaşan Correa hükümeti’nin darbeci polis ve askerleri cezalandırırken kendisine karşı olan ve bir darbe girişimi ile halk ayaklanmasını birbirinden ayıramayan bazı politik hareketleri darbe de isyancı polislerle işbirliği yaptıkları gerekçesi ile kriminalize etmesi tehlikesi vardır.  Sosyal örgütler, sendikalar, yerli örgütleri, komiteler örgütlendiği sürece oligarşinin yeniden iktidarı ele geçirme hevesi kursağında kalacaktır.  Oligarşi’nin imtiyazlarına son verilmesi sosyal reformların gerçekleştirilmesi, yerli halkın talep ettiği çok uluslu bir devletin kurulması yolunda atılacak adımlar, ABD ve darbecilere karşı verilecek en güzel cevap olacaktır. Bu nedenle bir yandan ABD ve oligarşinin gerici eylemlerine karşı mücadele ederken, diğer yandan da  Correa hükümetine karşı sosyalist bir programı, çok uluslu ve sosyal eşitsizlikleri gidermeyi esas alan yeni bir toplumun inşası için devrimci bir programı savunmak zorunludur.

(LAHY)

Yerli halk örgütü CONAIE’nin darbe teşebbüsü hakkındaki bildirisi

Ekvador Yerli Hareketi’nden Correa Hükümeti’ne Eleştiriler

Başkan Rafael Correa Kurtarıldı

Posted in Ekvador, Makaleler | Etiketler: , , , , , | Leave a Comment »

Latin Amerika’da Darbe Mevsimi: Sıra Ekvador’da…

Posted by lahy 07/10/2010

Latin Amerika’da iklim yeniden sertleşiyor. Geçtiğimiz hafta Ekvador’da başta polis teşkilatı olmak üzere sivil kamu görevlilerinin ek ücretlerinin ve primlerinin iptal edilmesini öngören yasanın Kongre’den geçmesinin hemen ardından polis teşkilatının başını çektiği bir isyan yaşandı. Polis ve bazı askeri birliklerden oluşan göstericiler sokaklarda barikatlar kurarak çatıştılar, pek çok karakolu ve kışlayı işgal ettiler.

Başkent Quito’da yaşanan gösteriler polislerin Ekvador’un reformist lideri Rafael Correa‘ya gaz bombası atması kadar ciddi boyutlara erişti. Correa gaz bombalarından etkilenmesi nedeniyle hastaneye kaldırılırken, polisler hastanenin etrafını kuşatarak Ekvador devlet başkanını rehin aldılar. Correa gösterici polislerin elinden ordu birlikleri tarafından kurtarıldı. Kendisini geri almak isteyen kitlenin toplandığı meydana götürülen Correa buradan halka seslendi ve isyan eden polislere teslim olmayacağını söyledi. Gösteriler sırasında isyancılar tarafından harekete geçirilen faşist grupların devlet televizyonunu işgal etmek ve hava kuvvetlerinden bazı birliklerin başkent Quito’daki hava alanını işgal edip, başkanlık uçağına el koymak istemesiyle gerçekleştirilmek istenenin Correa’yı devirmek isteyen bir darbe olduğu şüpheye yer bırakmayacak şekilde gözüktü.

Ekvador’da bu durum yaşanırken, ordu içerisinde de bariz bir farklılık kendisini gösterdi. Ordunun komuta kademesi başlangıçta belirsiz açıklamalar yaparken, Correa’nın gözaltına alınması karşısında gelişen kitle hareketinin, ordunun, belirsizliği üzerinden atarak Correa’dan yana tavır koymasında önemli bir etken olduğu söyleniyor. Ancak, ordu üst kademesi verilecek desteğin arkasına şart olarak polislerin karşı çıktığı yasanın değiştirilmesini koydu.

Ekvador, özellikle 2000’li yılların başlamasıyla birlikte Latin Amerika’da gelişen kitle hareketlerinin önemli bir merkezi oldu. Ocak 2000’de yerlilere ait sol örgütlerin başını çektiği gösterilerde kitleler parlamento binasını basarak IMF ve Dünya Bankası’nın Ekvador işçi ve emekçileri üzerine yıktığı ağır faturayı protesto etmişlerdi. Fakat, bu kitle hareketi devrimci bir önderliğin olmaması nedeniyle sonuçsuz kaldı ve iktidar kitlelere ateş açmadığı için popülarite kazanan Teğmen Lucio Gutierrez’in ellerinde kaldı. Gutierrez aynı dönemde Venezuella’da Chavez’le ve FARC örgütüyle görüşerek kitlelerin gözünde sol bir lider imajı çizmeye çabaladı. Ancak, 2003 yılında başkanlığa seçilen Gutierrez önceki iktidarların kaldığı yerden devam ederek IMF ve Dünya Bankası politikalarını aynen uygulamaya devam etti. İşçi ve emekçilerin haklarında büyük kısıtlamalar yaşandı, ABD ile iyi ilişkiler geliştirildi ve muhalefete karşı baskı yasaları devreye sokuldu. U yguladığı neoliberal program nedeniyle 2005 yılında geldiği trenle geri gönderildi, yeni bir kitle hareketi bu kez onu başkanlık koltuğundan etti. Kasım 2006 yılında Rafael Correa Manta’daki Amerikan askeri üssünün kapatılması, kurucu meclis kurulması gibi pek çok reform vaadinde bulunarak başkanlığa seçildi. Fakat, Correa’nın reform vaadleri özellikle ülkenin ikinci büyük şehri Guayaquil‘de kamp kuran Ekvador’un büyük kapitalistlerinin ve ABD’nin tepkisini çekmekte gecikmedi. Özellikle 2008 yılında 3.2 milyar dolara ulaşan uluslararası borcun ödenmesinin kesilmesi, Manta’daki ABD askeri üssünün kapatılması Correa’ya yönelik büyük bir tepki doğurdu . Hatta, 1 Mart 2008’de Kolombiya ordusu FARC’a yönelik operasyon bahanesiyle Ekvador topraklarının bir kısmına askeri operasyon düzenledi. İki ülke arasındaki gerilim Kolombiya lideri Uribe’nin Obama ile Kolombiya’da askeri üs anlaşması imzalaması sonrası hafifledi. ABD, Kolombiya’dan kopardığı askeri üsler nedeniyle bu konunun üzerine fazla gitmedi, ancak Correa’nın üzerine bir çizik attığını söyleyebiliriz.

Darbe girişiminin arkasında kim var? Her zaman olduğu gibi akla ilk olarak ABD parmağı geliyor. Nitekim, geçmişten günümüze ABD’nin Latin Amerika’yı arka bahçesine çevirmek için neler yaptığını hatırla rsak , Correa’nın devrilmesinin ve yerine kendisine yakın bir ismin getirilmesinin onun işine nasıl yarayacağını rahatlıkla görebiliyoruz. Ancak, darbe girişimi sonrası ABD yönetiminden gelen tepkiler de net olmadı. Washington yönetimi bir yandan tarafların uzlaşı araması gerektiğini ifade ederken, diğer taraftan Correa’ya olan desteğinin tam olduğunu ifade etti. Ancak, biliyoruz ki kullanılan ince diplomatik dile rağmen ABD, eline geçen ilk fırsatta Latin Amerika’da çıkarlarının çatıştığı ülkelerdeki iktidarları, kullanabileceği her türlü yolla ezmek isteyecektir. Correa’nın arkasındaki en önemli güç şimdilik arkasında tam kadro duran Latin Amerika’nın -Chavez’inden Morales’ine kadar- reformist liderleri oldu.

Bugün Correa’nın iktidarının bir darbe girişimi karşısında tehlikede olduğu açıkça görüldü. Ancak, Correa’nın güvenebileceği tek dal olan Ekvador’lu işçiler ve emekçiler içerisinde ona yönelik tepki de yok değil. Özellikle son iki yılda 2.7 milyar doları aşan bütçe açığı Correa’nın ekonomik bir tedbir programı uygulamasını zorunlu kıldı ve bunun faturası işçi ve emekçi sınıflara kesildi. Özellikle kamu sektörü bu kesintilerden en büyük pay alan kısım oldu. Alınan önlemler arasında kamu sektöründen emekli olanlar için maaş kesintileri, işgücünün kitlesel işten çıkarmalar aracılığıyla yeniden düzenlenmesi gibi hak gaspları da yer alıyor. Öte yandan Correa’nın arası onu iktidara taşımaya destek olan Ekvador Yerli Ulusları Konfederasyonu (CONAIE) gibi yerli örgütleriyle de uzun zamandır açık. Özellikle ülkenin çok uluslu yapısına dönük anayasal düzenlemelerin yapılmaması ve yerlilere ulusal haklarının verilmemesi, maden şirketlerinin işletilmesinde yerlilerin haklarının korunmaması ve yerlilerin temel taleplerinin karşılanmaması Correa’ya verilen desteğin aşınmasını sağladı. CONAIE, Correa’yı ülkenin kaynaklarını uluslararası şirketlere peşkeş çekmekle suçlayarak, uyguladığı neoliberal politikalara sert tepki göstermişti.

Correa’nın uyguladığı politikalar sadece yerli örgütlerinin değil, işçilerin ve emekçilerin de sert tepkisini çekti. 2008 yılında yaşananlar Correa’nın ikircikliliğinin göstergesi gibi: 8 Nisan 2008’de kitleler Azuay bölgesinde Kanadalı Lamgold şirketinin altın madeni faaliyetlerini durdurması için sokağa çıkmışlar, ancak polis kitleye saldırarak 17 kişiyi gözaltına almıştı. Correa da madencilik karşıtı gösterilerin cezalandırılacağını radyo aracılığıyla açıklamıştı. Ancak, yoğun protestolar Correa’nın göstermelik bir maden reformunu devreye sokmasına neden olmuştu.

Latin Amerika için geçtiğimiz yıl Honduras’la yeniden açılan darbe mevsimi isyancı geleneği kuvvetli kıta parçasına sert bir iklim yaşatacak gibi görünüyor. Bir yanda Latin Amerika halkları emperyalist-kapitalizmin kıskaçları arasında kalırken, diğer yandan toplumsal devrim taleplerinin önündeki en önemli engel olan reformist iktidarların çizdiği sınırları aşmak zorundalar. Venezuela’da Chavez, Bolivya’da Morales, Brezilya’da Lula, Arjantin’de Kirchner, Ekvador’da Correa toplumun değişim isteğini soğururlarken, kapitalizme de koltuk değneği olma vazifesini üstenmektedirler. Ancak, demoklesin kılıcı her dakika başları üzerinden eksik olmamaktadır. Latin Amerika’nın reformist liderlerinin en önemli şansı şimdilik sahip oldukları yaygın kitle desteği. Nitekim 2002’de Chavez, bugün de Correa örneğinde olduğu gibi kitleler kendi mücadelelerinin kazanımlarını korumayı reformist liderlerin iktidardaki varlığını korumayla özdeşleştirmiş durumdalar. Ancak, Correa gibi neoliberal politikalar uygulayarak kitle desteğini kaybedenler için gelecek hiç de aydınlık değildir, nitekim olası bir tezgahı geri püskürtmek için gereken kitle desteğini bir kez daha kazanamayabilirler. Reformist liderler, bugün Latin Amerika ülkelerinde kapitalist devlet aygıtına en ufak bir müdahalede bulunmayarak adeta tahtlarının altında birer saatli bomba taşımaktadırlar.

Öte yandan, reformizmin elbette mücadelenin sınırlarını ilerletme ve bir toplumsal devrime imza atma gibi bir amacı yoktur. Chavez gibi reformistler şimdilik Rusya, Çin, İran gibi ülkelerle ilişkiler geliştirerek kapitalizme güvence aşılamaktadırlar. Onların politikalarını belirleyen işçi ve emekçi sınıfların talepleri değil, küresel ortaklarının ne beklediğidir. Bugün için kitlelerin reformist liderleri gerici saldırılara karşı koruması kazanılan hakların korunması açısından önemlidir, ancak işçi ve emekçi sınıflar asıl reformizmin sınırlarını aşarak toplumsal bir devrimin önünü açtıkları zaman kazanacaklardır.

Kaynak: http://www.bolsevik.org/1302.htm

Evrensel ve Ekvador’da ki halkçı polis ayaklanması!

Yerli halk örgütü CONAIE’nin darbe teşebbüsü hakkındaki bildirisi

Ekvador Yerli Hareketi’nden Correa Hükümeti’ne Eleştiriler

Başkan Rafael Correa Kurtarıldı

Posted in Ekvador, Makaleler | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Correa: ”Darbeciler cezalandırılacak!”

Posted by lahy 02/10/2010

Perşembe günü gerçekleştirilen başarısız darbe girişiminin ardından konuşan Ekvador Devlet Başkanı Rafael Correa, ”İç savaş çıkarmak istediler” diyerek, darbe girişimçilerinin cezalandırilacağını duyurdu.

Olaylar Çarşamba günü kabul edilen ve kamu görevlilerinin ikramiye ve yan ödemelerinin yeniden düzenlendiği yasanın geçmesiyle başladı. Yasayı protesto etme bahanesiyle başkent Quito ve diğer şehirlerde alanlara çıkan yüzlerce polis memuru ve havalanını işgal eden bir grup asker ülkede hayatın durmasına ve şehirlerde kargaşa ve yağmalanma olaylarının yaşanmasına yol açtı.

İsyanın başladığını haber alınca başkentteki Emniyet Genel Müdürlüğüne giderek isyancı polislerle görüşmek isteyen Correa, gözyaşartıcı bomba saldırısına maruz kaldı. Çıkan kargaşa da yakın dönem önce ameliyat geçirdiği dizini sakatlayan devlet başkanı Correa, Quito’da götürüldüğü polis hastanesinde isyancı polisler tarafından alıkonuldu.

Başkan Correa darbe girişiminden siyasi rakibi eski devlet başkanı Lucio Gutierrez’i sorumlu tuttu.

Dışişleri Bakanı Ricardo Patino darbeci polislerin olaylar sırasında ” Yaşasın Lucio” diye bağırdıklarını söyleyerek darbe girişiminden dolayı muhalefet lideri Lucio Gutierrez’i suçladı. Gutierrez ise bir yandan Rafael Correa’nin görevden alınması ve ya istifası  için çağrılar yaparken diğer yandan da darbe girişiminden dolayı herhangi bir sorumluluğu olmadığını söyledi.

Ana muhalefet partisi konumunda olan muhafazakar görüşlü Yurtsever Toplum Partisinin başkanı olan Gutierrez, Correa’yı FARC’ı desteklemekten ekonomiyi mahvetmeye kadar bir dizi konuda suçluyor.

Correa, ayrıca, ” Sürekli bir komplo ile karşı karşıyayız. (…) polis kuvvetlerinde (…) sızmalar vardır (…) Güvenlik güçlerine vermek istediğimiz olanaklar her aşamasında çarpıtılarak temsil edildi”, dedi.

Correa darbecilerin polis memurlarını maaşlarının düşereceğine inandırdıklarını belirterek, ulusal polis içinde ”derin bir temizlik” yapılacağını duyurarak, ”Hiçbir hükümet bizim iktidarımız kadar polislerin durumunu iyileştirmemiş, maaşlarını artırmamıştır.” dedi.

Quito’da polis isyanının başladığı 1.no’lu polis üssünde görevli üç polis müdürü, Julio Cueva, Edwin Marcelo Echevarría ve José Ribadeneira tutuklanırken, Ulusal Polis’den sorumlu Komutan Freddy Martínez istifa etti.

8 ölü ve çok sayıda yaralı var

Ekvador İçişleri Bakanı Gustavo Jalkh, olaylar sırasında toplan 8 kişinin öldüğünü bildirdi. 2 polis ve 24 yaşında bir öğrenci olan Juan Pablo Bolaños Quito’da vurularak öldürüldü; diğer 5 kişi ise Guayaquil şehrindeki yağmalama olayları sırasında öldü. Yaralı sayısı ise 200’ün üzerindedir.

Mark Weisbrot:  ”Ekvador’un Correa’sı Honduras’ı aklından çıkarmıyor”

Darbe girişimi hakkında yazan Weisbrot, Correa’nın geçen Haziran ayında  Honduras devlet başkanı Manuel Zelaya‘nın görevden  uzaklaştırılmasının ardından ” Zelaya’dan sonra sıranın bende olduğuna dair bilgi aldık’ dediğini yazdı.

”Perşembe günü, bunun doğru olduğu görüldü. Bazı yorumcular halen meydana gelen olayların muhtemel maaş kesintilerinin ardından kontrol dışına çıkan polis protestosu olduğunda ısrar ediyorlar. Ancak,  dün gece TV’lerinde, silahlı kuvvetlerin Başkan Correa’yı rehin tutulduğu hastahaneden kurtarması sırasındaki  uzun süreli silahllı çatışmaları izleyenler için bu bir protesto izlenimi vermiyordu.  Hükümeti devirmek için yapılan bir girişimdi.” (MW)

Weisbrot, Correa’nın halkın yüzde 67’sinin desteğine sahip olmasının darbe girişiminin başarısız olmasına neden olarak gösterdi. Correa hükümeti sosyal harcamaları artırırken, usulsüz olarak alındığı belirlenen 3.2 milyar dolarlık dış borcu ödemeyi red etti.

Ülkedeki medya’yı kontrol eden sağcı güçler, Correa’yı bir diktatör olarak temsil ederken, ülkeyi Küba’ya çevireceği propogandasını yapıyorlar.

ABD yönetimi Ekvador’da ki darbe girişimini kınayarak, Correa’ya ”tam destek” verdiklerini açıkladı. Ancak, Obama yönetimi geçen yıl yapılan Honduras darbesini desteklemek için elinden gelen herşeyi yaptı. Halen, Brezilya ve Arjantin gibi Güney Amerika devletlerini yeni Honduras hükümetini tanımaları için iknaya çalışıyor.

”Güney Amerika hükümetlerinin korktuğu oldu, geçen yıldan beri Washington’un Honduras’da ki darbe hükümetine desteği bölgede demokratik sol hükümetlere karşı  sağcı darbeleri destekliyor ve meydana gelme olasıklarını artırıyor. Ekvador’da ki bu teşebbüs başarısızlığa ugradı, ancak gelecek ay ve yıllarda başka girişimlerin gerçekleştirilmesi beklenmelidir.” ( Mark Weisbrot: Haunted by Honduras,  The Guardian)

LAHY

Posted in Ekvador, Genel Haberler, İnsan Hakları | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

Yerli halk örgütü CONAIE’nin darbe teşebbüsü hakkındaki bildirisi

Posted by lahy 02/10/2010

Ekvador:

CONAIE

Perşembe, 30 Eylül 2010 19:11
Bir değişim süreci,  eğer sosyal ve halk kesimleri ile ittiifaklar kurmazsa ve ileriye doğru derinleşmezse, ne kadar zayıf olursa olsun, eski veya yeni sağ tarafından elegeçirilme veya tersine çevrilme riskine sahiptir

Polisîn itaatsizliği, onların acil taleplerinin dışında, en azından 4 temel maddeyi gözler önüne seriyor:

1.  Hükümet özel olarak yerli hareketi, işçi sendikaları..vb gibi örgütlü kesimlere saldırır ve
onların yasallığını ortadan kaldırırken, sağın iktidarının organlarını, veya devlet içindeki birimlerini, kamusal güçlerden hızlı bir şekilde gelen tepkinin açıkca ortaya koyduğu gibi, asgari düzeyde bile olsa zayıflatmadı.

2. Bugün kendisini yüzeye vuran sosyal krizin yaratıcılarından biri yasaların yapıldığı sürecin diyaloğa açık olmaması ve otoriter karakteridir.  Üzerinde anlaşmaya varılan yasaların Cumhuriyetin Başkanı tarafından, herhangi bir anlaşma ihtimalini ortadan kaldırarak nasıl veto edildiğini gördük.

3. Uluslararası madencilik, petrol ve agro-sanayi şirketlerinine karşı eleştiri ve toplumların harekete geçmesi ile karşılaşan hükümet, diyalog içine girmek yerine Zamora Chinchipe’de olduğu gibi şiddet ve baskı ile cevap veriyor.

4.  Bu gelişmeler tutucu sektörleri güçlendiriyor. Hali hazırda çeşitli kesimler ve eski sağ hükümet’in devrilmesini ve sivil ya da askeri bir diktatörlüğün inşasını savunuyorlar; ancak, yeni sağ, hükümetin içinden ve dışından,  bu gelişmeleri kullanarak en gerici kesimler ve gelişen iş çevreleri ile olan tümden ittifaklarını doğruluyor.

Ekvadorlu Yerli Hareketi, CONAIE, bölgesel konfederasyonları ve kitle örgütleri ile Ekvador toplumu ve uluslararası kamuoyuna hükümetin ekonomik ve sosyal politkalarını red etiğini duyurur, ve aynı enerji ile  üstü kapalı bir şekilde darbe teşebüsünün bir parçası olan sağın eylemlerini de red ediyoruz, ve bunlara karşı olarak, gerçek bir demokrasiye sahip olan Çokuluslu bir devlet’in inşası için mücadeleye devam edeceğiz.

Toplumlarımızn bize verdiği yetki ile uyumlu olarak,  halklara ve uluslara, kolonyalizm, ayrımcılık ve alttakilerin, fakirlerin sömürülmesine karşı verdiğimiz mücadele ve direniş tarihimize sadık kalarak, demokrasiyi ve halkın haklarını savunacağız: sağa vereceğimiz hiç bir taviz yoktur.

İçinde bulunduğumuz kritik zamanda, duruşumuz:

1. Sağ’ın eylemlerine karşı ve gerçek Çokuluslu demokrasiyi savunmak için tabanımızı toplayarak uyanık ve harekete hazır halde bulunacağız.

2. Ekstraktif modele (doğal maddelerin çıkarılıp satılması) ve büyük çaplı madenciliğin empoze edilmesine, suyun toplanması ve özelleştirilmesine, ve petrol bölgesinin sınırlarının genişletilmesine  karşı mücadelemizi derinleştireceğiz.

3. Çeşitli orgütlü sektörler  şle toplanarak ve biraraya gelerek yasama sürecinin keyfiliğinden etkilenen işçilerin haklarını savunacak, onların meşru taleplerde bulunduğunu kabul edeceğiz.

4. Ulusal hükümetim sağlam bir şekilde sağa verilmesi mümkün hertürlü tavizi  alaşağı etmesini talep ediyoruz.  Hükümetin halk sektörlerine karşı otoriterden  eylemlerinden vazgeçmesini talep ediyoruz, sosyal protestolar kriminalize edilmemeli ve liderleri baskı ve zulümle karşılaşmamalıdır: bu türlü politikaların yol açtığı tek şey, Sağ için alanlar yaratılmasıı ve istikrarsızlığın önünün açılmasıdır.

Demokrasiyi savunmanın en iyi yolu çoğunluğun faydasına olarak en acil ve yapısal problemleri çözecek olan  gerçek bir devrime başlamaktır.  Bu yolda, başarılı bir şekilde Çokuluslu devletin inşası ve tarım reformunun hemen başlatılması ve suyun ulusallaştırılması vardır.

Bugünkü koşullarda ve bu tarihsel dönem içinde pozisyonumuz budur.

Marlon Santi Başkan, CONAIE
Delfín Tenesaca Başkan, ECUARUNARI
Tito Puanchir Başkan, CONFENIAE
Olindo Nastacuaz Başkan, CONAICE

Çeviri: Erol Yeşilyurt

Kaynak: CONAIE on the Attempted Coup in Ecuador

Ekvador Yerli Hareketi’nden Correa Hükümeti’ne Eleştiriler

Correa: ”Darbeciler cezalandırılacak!”

Posted in Ekvador, Sosyal Hareketler, Yerli Hareketleri | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Ekvador Yerli Hareketi’nden Correa Hükümeti’ne Eleştiriler

Posted by lahy 02/10/2010

Upside Down World‘da yayınlanan söyleşide Ekvador Yerli Hareketi’nin liderlerinden Luis Macas, Correa hükümetine yönelik çeşitli eleştiriler dile getiriyor. “Mevcut politik senaryoların, son 10 ya da 20 yıldır yürürlükte olan senaryolardan esasen farklı olmadığını” belirten Macas, “Ekvador’da durum değişmedi” diyor. “Halk, farklı toplum kesimlerinin çözüldüğü ve parçalandığı zor bir dönem yaşıyor, çünkü hükümet böylesi bir sürece olanak tanıyan bir politika izledi.”

Şüphesiz yerliler ve işçiler hâlâ buradalar. Fakat hükümet, işçilerle ayrışma ve kollektif sözleşmeleri lağvetme sürecine girdi. Buradaki amaç sendikaları yok etmektir. Bu, Correa’nın ileri sürdüğü gibi bürokratik sendikaların yasaya aykırı ayrıcalıklarını alt etmeye dönük bir girişim değil. Emek hareketindeki bürokratik yapı ve imtiyazları bozmanın, sendikaların işçilerin zararına kendilerine bahşettiği avantaları kaldırmanın gerekli olduğu görüşünü ben de savunuyorum. Ancak Correa’nın genel işçi örgütlerini parçalamaya çalışması son derece şeytani bir politikayı temsil ediyor.

Correa hükümetinin Yerli Hareketi’ni aşağılayıcı söylemine dikkati çeken ve Correa’nın kolonyal zihniyeti aşmadığını belirten Luis Macas, hükümetin Ekvador’daki Yerli hareketi’ni yıkmayı amaçladığını belirtiyor: “Niçin? Çünkü Yerli Hareketi, mevcut ekonomik modele, neo-liberalizme karşı ülkede mücedele eden başlıca politik ve sosyal aktördür. Correa’nın gelişme projesi doğal kaynakların sömürüsüne dayalıdır. Oysa kesinlikle farklı bir doğa ana anlayışına sahip olan yerli hareketinde bizler, buna ‘hayır’ diyoruz.” Macas’a göre, dışardan bakıldığında ilerici bir hükümet olarak görülmesine rağmen Correa hükümeti sol ya da sosyalist bir hükümet değil: “bu, ılımlı reformlar ekseninde neo-liberal modele yalnızca birkaç noktada itiraz eden ve böylelikle bütünlüğü içinde modelin sürmesini amaçlayan popülist bir hükümettir. Ekvador’daki esaslı ve radikal değişiklikler bu hükümetten çıkmayacak. Ayrıca sağ bir hükümet olarak da nitelendirilebilir. Geleneksel oligarşik kesimlerle ortaklık yapmadığı bir gerçek. Bu eski oligarşik kesimler süreç dahilinde yerinden edildi. Ancak öte yandan açık biçimde yeni bir burjuvazi doğuyor. Bu yeni burjuvazi hükümetle işbirliği yapıyor ve neo-liberal modeli zarif biçimde yeni bir gelişimcilikle başkalaştırıyor.

Hükümet bir ‘yurttaş devrimi’nden ve şimdi ‘herkese uygun olan bir ülke’den söz ediyor. Ama yüzyıllardır olduğu gibi, ülke açık biçimde yerli toplulukları kapsamıyor.”

Macas‘a göre Correa hükümetinin sağcı niteliğini tanıtlayan bir özelliği de, toplumsal hareketlere suçlu muamelesi yapması. “Önerilen Su Yasası’nı, özellikle hidroelektrik santraller kurma projelerini alalım. Yerli hareketi buna itiraz ediyor, çünkü bu yasada önceden varolan suya erişim hakkının özelleştirilmesine bir karşı çıkış yok. Nüfusun yüzde biri suyun yüzde 80′inini elinde tutuyor. Ne tür bir devrimci hükümet bu durumu değiştirmeyen bir Su Yasası önerebilir ki? Bir devrim halkla başlamak zorundadır. Dünyanın neresinde olursa olsun, değişimin öncüsü halktır. Oysa bu hükümet halkın mücadelesinden kurtulmaya çalışıyor.”

Upside Down World sitesinde yayınlanan söyleşide, Luis Macas‘ın konuya ilişkin yanıtlarından kısaltılarak derlenmiştir. ( kutlu tunca-Sol küre.wordpress.org)

Foto: Luis Macas

Yerli halk örgütü CONAIE’nin darbe teşebbüsü hakkındaki bildirisi

Correa: ”Darbeciler cezalandırılacak!”

Posted in Ekvador, Söyleşi ve Görüşmeler | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Başkan Rafael Correa Kurtarıldı

Posted by lahy 01/10/2010

Ekvador’da Başkanı Rafael Correra, rehin tutulduğu hastaneden, ordu ve özel polis birliklerinin müdahalesi sonucu kurtarıldı.

Başkan Correra, hükümetin kesintilerini protesto eden polislerin gösterisinde gözyaşartıcı gazdan yaralanmış tedavi için kaldırıldığı hastane de isyancı polislar tarafından rehin alınmıştı.

Correa kurtarıldıktan sonra, Başkanlık sarayından kendisini desteklemek üzere sokağa çıkan göstericilere seslendi ve kendisine karşı darbe yapılmak istendiğini söyledi.

Başkan kendisini desteklemek üzere sokağa çıkanlara, teşekkür ederek, bu sayede “vatandaşların devrimini sandık dışında durdurmaya çalışanlara bir ders verdiğini” de ifade etti.

Radyo ve TV yoluyla da bir konuşma yapan Correa bir darbe girişimi olduğunu söyledi; ”polislerin ekonomik nedenlerden dolayı ayaklanmadığını” vurgulayarak, havaalanının kapatılmasını planlı bir darbe girişimine örnek olarak gösterdi; ”isyancı polisler ülkeyi bir kaosa sürüklemek istedi.” dedi.

Correa ayrıca, kurtarıldığı sırada isyancı polislerin özel birliklerde görevli polis Floilán Jiméne’yi öldürdüğünü, 27 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Kurtarılma operasyonundan sonra askerlerin, emniyet müdürlüğü merkezlerine baskınlar düzenlediği bildiriliyor.

Ordu birliklerinin operasyonu öncesinde Correa muhalefeti ve güvenlik güçlerininin bir kısmını darbe girişiminde bulunmakla suçladı; hükümet ülke de olağanüstü hal ilan etti.

Quito’da ki Mariscal Sucre havalanının isyan sırasında kapatan hava kuvvetlerine bağlı askerler eylemlerini, memurların prim sisteminde değişikliklere gidilmesini protesto eden binlerce polisle dayanışma için de düzenlediklerini iddia etti.

Correa, polis isyanının planlanmış bir darbe girişimi olduğunu ve darbe’nin arkasından eski devlet başkanı Luiso Guiterrez!in olduğunu söyledi.

Correa Ulusal Polis kuvvetlerinde bir temizlik yapılarak sorumluların cezalandırılacağını açıkladı.

Morales: Darbenin arkasında ABD var

Ektadorda yaşananlarla ilgili açıklama yapan Bolivya Başkanı Evo Morales, darbe girişimi olarak nitelediği olayların arkasında Amerika Birleşik Devletleri’nin olduğunu savundu.

Amerika Birleşik Devletleri ise Amerikan Devletleri Örgütü OAS’nin toplantısında, Ekvator’daki gelişmelerden derin kaygı duyduğunu ifade ederek hükümete desteğini açıklamıştı.

Posted in Ekvador | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: