latin amerikan haber yorum

Archive for the ‘Yerli Hareketleri’ Category

Bolivya’da yerlilerin yürüyüşü sürüyor

Posted by lahy 31/12/2011

La Paz (Prensa Latina) Bolivyalı yerlilerin Isiboro Ulusal Koruma Parkında (Tipnis) bulunan yerli bölgesi boyunca geçecek bölge halkının sağlık ve eğitim gibi ihtiyaçlarını daha rahat karşılamasını da sağlayacak ve başkent ile bağlanmasını da sağlayacak bir otoyol yapılmasını talep ediyorlar.

Güney Yerli Konseyi’nin (CONISUR) başlattığı yürüyüş Cochabamba eyaletindeki Villa Tunari kasabasını geçmiş durumda. Sosyalizme Yürüyüş Hareketi (MAS) parlementeri Javier Santibanez’in habercilere yaptığı açıklamaya göre yeni yıl akşamını da yürüyerek geçirmeyi hedefliyorlar.

Katılımcılar yerlilerin haklarını ve bölgelerini korumaya yönelik çıkartılmış olan Tipnis Koruma Kanununda yer alan yerli yerleşimleri bulunan park’a otoban yapılmasını yasaklayan kanun maddesinin değiştirilmesini talep ediyorlar.

Santibanez’e göre yapılması istenen yol, bölgedeki okul, sağlık hizmetleri, alt yapı tesisleri ve bölge sakinlerinin yaptığı ticaretide kapsar şekilde bölge insanlarının yaşam koşullarının gelişmesine ön ayak olacak.

Temsilci yapılan yürüyüşün sadece bu doğal bölgede yaşayan insanları kapsar şekilde mütevazi bir protesto gösterisi ve yasa değişimi talebi olduğunun altını çizdi.

Santibanez’in açıklamasına göre bu yasa değişimi talebiyle yapılan yürüyüş boyunca CONISUR üyesi yerlilerin geceleri bazen okullarda, bazen de açık havada geçirecekleri bilgisini verdi.

Posted in Bolivya, Genel Haberler, Yerli Hareketleri | Leave a Comment »

Direniş, Örgütlenme ve Ruhanilik: Zapatista Kadınları Mücadelelerini Yeniden Tasarlıyor – Sylvia Marcos

Posted by lahy 10/03/2011

“Giyinişimizle, konuşmamızla, yönetme ve organize olma biçimimizle, dua etme, kolektif çalışma şeklimizle, dünyaya olan saygımızla, kendimizi onun bir parçası olarak kavradığımız doğa anlayışımızla tanınmak ve saygı görmek istiyoruz”. [i]

Sylvia Marcos

Meksika meclisine o gün seslenen ikinci kadın olan Maria de Jesus Patricio, diğer adıyla “Marichuy”, en büyük yerli siyasi gruplar ağı olan CNI’yi temsil ediyordu. Konuşmasında kadın haklarına saygı gösterilmemesine sadece yerli topluluklarda rastlanmadığını üzerine basarak tekrarladı. Bu sırada salondan alkışlar yükseldi. “(…) geleneksel âdetler toplum içindeki yerli kadınların haklarına zarar veriyorsa, bunun sadece yerli halkları ilgilendiren bir sorun olmadığını düşünüyoruz. Sadece bu bölgelerde yaşanan bir sorun değil, tüm toplumda tezahürünü görebildiğimiz bir problemle karşı karşıyayız.”[ii]Konuşmasının devamında Marichuy , sözlü geleneğin getirdiği hitabet yeteneğini kullanarak, iyi olan, takdir gören “usos y costumbre”leri ( örf ve adetlerini) saymaya başladı: “Umumî işleri kotarmak için kolektif işbirliklerinin kurulması, ritüellere katılan kadınların spiritüel liderlikler üstlenmesi, iktidar ve varlık elde etmekten ziyade topluma hizmet etmek için siyasi temsilcilik görevlerinin üstlenilmesi, yaşlıların bilgeliğine saygı gösterilmesi ve mutabakata dayalı karar alma mekanizmaları.” Bunun ardından yerli kadınların durumunu kötü etkileyen baskıcı yargı sistemini ve bunu çevreleyen din kurumlarının etkilerini dile getirdi.[iii]

2002 yılının aralık ayında şöyle denmişti: “Amerika kıtasının yerli kadınlarının Birinci Zirve’sinde yapılan nihai açıklamayla getirdiğimiz talepler şunlardır: Devletler kendi kamusal politikalarında bizim dünya görüşümüze, özellikle de ritüel törenlerimize ve kutsal yerlerimize saygı göstermeli… Farklı mezhep ve dinlerden talebimiz, yerli halkların inanış ve kültürlerine saygı göstermeleri ve bizi, ruhaniliğimizle çatışan dini vecibelere zorlamamalarıdır.”[iv]

Orta Amerika’da yaşayanlar eski geleneklerini, içine düştükleri toplumsal-siyasi değişikliklere karşın koruyor ve yeniden canlandırıyorlar. Binlerce yıldır bu topraklarda yaşayan yerli halklar, dünyayı algılamak konusunda kendi terimlerini geliştirdikleri bir medeniyet kurup yaşattılar. Onu kıtanın sömütgeleştirilmesi boyunca korudukları gibi günümüzde de korumayı sürdürüyorlar, sembolik ve dini evrenlerini yorumlamak için haklarına sahip çıkıyorlar. Bu yeni ruhaniliği tarihsel bağlamda değerlendirmek için, tarihsel ve etnografik metodolojilerin ötesine geçmek ve bu dini ve toplumsal cinsiyetçi [gender] rollerin dayandığı felsefi düzlemi sürece dahi etmek gerekir. Bu sayede Orta Amerikalı halkların, kendi kozmoslarını nasıl algılayıp kurduklarını ve onu bir dişil‑eril ikiliğe oturttuklarını görmek mümkün olacaktır. Buradaki iddiam, bugünün çağdaş koşullarına adapte oluyor olsalar da, Latin Amerika yerlileri için yerli bilme şekillerinin özelliklerinin verdikleri mücadelenin görünmeyen boyutlarını açığa çıkarıyor olduğudur. Bu açık paradoksun tam manasıyla anlaşılabilmesi için, birbirini dışlayan ikili kategorilere dayanmayan bir epistemik evrenin “ötekiliği” kabul edilmelidir.[v] Yerliler, tezatların tek potada birleşmesini tutarlı bir olgu olarak algılamaktadır. “Yerli ruhaniliği” ve toplumsal cinsiyetçi ikiliğin derin karmaşıklığını çözmek, bu yeni ruhaniliğin içerdiği sömürgecilikten kurtulma çabalarının nasıl işlediğini ve Orta Amerika halklarının yüzyıllar sürmüş tutsaklıklarını nasıl “ruhani” bir dini düzleme taşıyabildiklerini bize gösterir. Bu düzlem, yerli halkların toplumsal adalet için verdikleri siyasi mücadeleyle yakından ilişkili ve bağlantılı olmanın yanı sıra karşılıklı olarak da birbirine bağımlıdır.

Birkaç yıl önce, çığır açan kitabı Meksika ve Orta Amerika Yerli Ruhaniliği’nde Gary Gossen, ruhanilik kavramını şöyle tarif etmişti: “…Anahtar kelime olan ruhanilik, ‑çeviri vasıtasıyla- (yerli) inananların ve uygulayıcıların içsel durumlarını, dünya görüşünü ve kozmolojisini dile getirmeye çalışır.”[vi]

On küsür yılın ardındanbirden fazla yöneticisi olan yerel kadın grupları ağı, Birinci Zirve’de bir araya geldi ve ruhanilik kavramını, artık çeviri gerekmeksizin içselleştirdi. Bu sözcüğü kullanarak hem dinî gelenek ve icralarının resmedilişine (batıl inanç değilse, cahil ve geri kalmış) meydan okuyor, hem de kozmolojileri ve dünya görüşleri yoluyla kendi inançlarına (“ruhanilik”) karşı saygı gösterilmesini talep ediyorlar. Buradan itibaren, bugünün yerli kadınlarının adalet mücadelesi ve kendi eğitim ve ruhanilik haklarını şekillendirdiği biçimiyle Orta Amerika kozmolojisinin bazı temel unsurlarını değerlendirmeye çalışacağım.

Aynılık ya da Eşitlik – İkilik

Kadın ve erkeği birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak gören bir felsefi mirasın varisleri olan yerli kadınlar kozmolojik birikimlerini ifade etmeye uygun ifade olarak la paridad üzerinde mutabakata varmıştır: Aynılık. Başka bir deyişle “aprendiendo a caminar juntos”, yani birlikte yürümeyi öğrenmek!

Eski Meksika’da dişil‑eril ikili birlik, evrenin yaradılışında, türemesinde ve iyileşmesinde ve sürdürülebilmesinde büyük öneme sahipti. Dişil ve eril olanın tek kutuplu bir ilke içerisinde erimesi, Orta Amerika düşünme biçiminde sürekli karşımıza çıkan bir niteliktir. Hem tekillik hem de ikiliği içeren bu ilke, en üst Yaratıcı olan ve adı “Çifte Tanrı” ya da “İkili Tanrılık” anlamına gelen Ometéotl başta olmak üzere tanrı ve tanrıçaların çiftler halinde temsil edilmesiyle tezahür eder. On üçüncü gök kubbenin ardında bulunan Ometéotl dişil-eril bir çift olarak tasavvur edilmiştir. Bu üstün çiftten doğan diğer ikili tanrılar da doğal fenomenleri vücuda getirirdi. Örneğin Thompson, Maya dinideki Itsam Na ve partneri Ix Chebel Yax’tan söz eder.[vii] Las Casas, Izona ve eşinin oluşturduğu çiftten bahseder[viii]; Diego de Landa’ysa da Itzam Na ve Ixchel’e tıbbın tanrı ve tanrıçası diye atıfta bulunur.[ix] Michoacan bölgesi sakinleri için yaratıcı çift Curicuauert ve Cuerauahperi’ydi.

Omecihuatl ve Ometecuhtli, İkili Tanrı Ometéotl’un dişil ve eril yarılarını temsil eder. Kadim Nahua mitoslarına göre bu iki tanrı büyük bir kavgaya tutuşmuş, bu esnada tabak ve çömlekler kırmış ve yere çarpan her çömlek parçasından yeni bir çifte tanrı meydana gelmişti. Bu efsane kimi araştırmacıya göre tanrıların çokluluğunu açıklarken, aynı zamanda ilk ikili tanrının diğer ikiliklere nasıl can verdiğini de gözler önüne seriyor. Bu durumda her daim var olmuş ve tüm evrene yayılmış bir ikilik olan toplumsal cinsiyet, tüm fenomenlerden sorumlu çoklu özgül ikilikleri “doğuran” olarak görülebilir.

Orta Amerika’nın her yerine nüfuz etmiş olan yaşam/ölüm ikiliği, aynı ikili gerçekliğin iki farklı unsurudur. Bunu Tlatilco’da bulunmuş ve başının bir yarısı yüz, diğeriyse kurukafayla temsil edilmiş bir figür örneğinde açıkça görebiliriz. Kozmos düzeyinde güneş ve ay, bir eril‑dişil mütekabiliyeti olarak kabul edilmektedir.[x] Benzer şekilde yeni doğan bebeklerin törensel yıkanmasında, dişil ve eril sulara başvurulur.[xi] Kozmik ikiliği başka yerlerde de görebiliriz; örneğin mısır dönüşümlü olarak hem dişil (Xilonen-Chicomeocoatl) hem de erildi (Cinteotl-Itztlacoliuhqui).

Kozmosun aslî düzenleyici gücü olan ikilik, zaman ölçümüne de yansımıştır. Zaman iki takvim tarafından sürdürülür: Biri, insan gebelik döngüsü ile ilişkilendirilmiş olan 260 günlük (13×20) bir takvimdir[xii], diğeri ise 360 günlük (18×20) bir tarım takvimidir.[xiii] Bu takvimi astronomik takvime adapte etmek için 5 gün eklenmiştir. CNMI üyesi bir kadın olan Candide Jimenez’in de dediği gibi “La dualidad se da.” İkilik içinde yaşıyoruz; ritüellerde, dizilerde, ortak yaşamımızda…[xiv]

Hem Frances Karttunen hem de Gary Gossen, Orta Amerikan ikiliğini dinamik olarak tanımlar.[xv] Diğer yazarlar, zıtların kutupsal düzenlemesine ikiliğe koşulların veya hareketin kesin bir “tersinirlik” veren bir bütünleyicilik ekler. Akıcılık çift kutupluluğun kapsamını, feminen ve maskülene daimî değişken bir doğa vererek derinleştirir. Akıcılıkla birlikte feminenlik her zaman maskülenliğe ve zıddına da nakil hâlindedir.

Akışkan Gerçeklik

Böylesine iyi yapılanmış bir evrende piramit benzeri bir “hiyerarşi” düzenine ve katmanlaşmaya yer olamaz. Sayısız Nahua anlatısında, ilamatlatolli’ye de (yaşlı bilge kadınların söylevleri) baksak,heuhuetlatolli’ye de (yaşlı erkeklerin konuşmaları), ya da tanrı çiftlerinden bahseden kaynakları da incelesek, bir tarafın diğer taraftan “üstün” olduğu şeklinde bir çıkarıma varamayız. Aksine, bu kavramsal evrenin dayanağı olan bir nitelik de ikiliklerin gözler önüne serilmesi gibi görünmektedir. İkiliklerin bu şekilde işlenişi, gökte, yerde ve hatta yerin altında ve evrenin dört bir köşesinde kendini gösterir. Süregelen bu çözülme her zaman hareket halindedir ve asla katı bir şekilde katmanlaşmış veya sabitlenmiş değildir. Böylece ikilik, tüm evrenin içine işler ve her nesnede, durumda, ilahta ve bedende izini bırakır.

EZLN – Ejército Zapatista de Liberación Nacional (Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu) sahneye çıktıktan sonra “kadın hakları” kavramı Chiapas’a geldiğinde, yerli kadınlar eşitlik ifadesini sürekli duyar oldular. Bu sürece destek olmak için oraya gelmiş olan yardımsever kadınlar tarafından talep edilen eşitlik, yerli kadınlar için hiçbir şey ifade etmiyordu. Orta Amerika evren bilincinde eşitlik diye bir kavram yer almaz. Bu bilinçte, tüm evren, birbirini –farklılıkları aracılığıyla- dengeleyen unsurlar sayesinde var olmuştur ve böylece denge yaratılır.[xvi] Bu denge sürekli değişim halindedir.[xvii] “Eşitlik” ise sabitlik, hareket etmeyen bir şey gibi algılanır. Dahası, iki varlık asla aynı olmak yoluyla eşit olamaz. Bu ikilik kavramı günlük yaşamlarında ve ritüellerinde böylesine yer etmişken, eşitlik yerli kadınlar için çaba sarf edilecek bir kavram değildir.[xviii] Yerli hareketinin içinde bulunmuş olanlarımız görmüştür ki “caminar parejo” (beraber yürümek), yerli kadınların erkeklerle olan ilişkilerini yürütürken kullandıkları metafordur. Denge kavramı, eşitlik kavramına bir alternatif teşkil etmeye başlamıştır.

Toprak Anamız/Kutsal Toprak: Bir İnanç

Sık sık yerli halkların yurt, toprak ve arazi talep ettiklerini duyarız. Bu talep dünya üzerindeki her yerli halkın temel hak iddiası gibidir. “Yerli halkların hayatta kalmaları, ayrılmaz bir şekilde toprakla bağlantılıdır.”[xix] Peki ama yurt ve toprak talebi ne demektir? Yerli kadınlar için toprakla olan ilişkilerinin birden fazla anlamı olduğu çıkarılabilir. Toprağın, ana olarak sembolize edilmesi kadınları ona bağlar. Kadınlar dünyanın beden bulma aracı ve üreyicileridir. Comandanta Esther yakın zamanda Kongre’de yaptığı konuşmada bunu şu şekilde ifade etmiştir: “Toprağa olan saygımızın ve yaşam anlayışımızın başkaları tarafından tanınmasını istiyoruz; toprak doğadır ve biz de onun parçasıyız.”[xx] Kendine has İspanyolcasıyla yaptığı bu konuşmada çok karmaşık bir toprak kavramı ortaya çıktı. Bir kere her şeyden önce toprak bir varlıktı. Nurio, Michoacan’daki Ulusal Yerli Halklar Kongresi’nde yerli bir kadın şöyle konuştu: “Tüm nehirlerimiz, tüm ağaçlarımız, toprağımız, oldukları gibidir… hala canlıdırlar.”[xxi] Toprak canlıdır; varlıklara nasıl saygı duyuyorsak ona da saygı duymamız gerekir. Bolivya ve Ekvador gibi bazı Latin Amerika ülkelerinin yenilenmiş çağdaş anayasalarında toprak, hakları olan bir tebaa kabul edilmektedir.

Kuzey ve Güney Amerika’daki yerli halkların yaşam görüşlerinde yer bulan, yeryüzünde yaşayan “insandan öte” varlıklar üzerine yapılan araştırmalar, bu yoruma bir arka plan teşkil eder.[xxii] Orta Amerika mitolojisinin büyük kısmında dünya kutsal bir yerdir.[xxiii] Dişil olan dünya, verimli bir ilahtır. Üzerinde yaşayan insanların başlarına gelen tehlikeleri ve kötülüğü de barındırır. Dünya aynı zamanda kaygan ve korku verici bir yerdir.[xxiv] Klasik iyi-kötü ikiliğiyle algılanır. Doğaüstü bir varlık olarak, yaptığınız işlere göre size zarar da verebilir, fayda da sağlayabilir. EZLN’nin şair subcommandante’si Marcos, bunu şöyle ifade eder: “Bu yerli halklar toprağın ana olduğunu söylerler; derler ki toprak, kültürel dölyatağıdır, onun içinde yaşar tarih, onun içinde yaşar ölüm.”[xxv]

Yerli halkların dünyaya bakış açısı aynı zamanda ahlaki nitelikler de taşır ve ahlaki düstur der ki kişi her koşulda çok dikkatli hareket etmelidir. Yerli halktan Maya Manuel Gutienez E. çağdaş Hıristiyanlar hakkında şöyle söyler: “…kadim…inancın varisleri olarak…kurtarıcı bir umuttan çok tedbirli bir beklentiyle şekillenen, ihtiyatlı bir inanç geliştirdiler…”[xxvi]

Toprağın yerli kadınlardan gördüğü bu hürmet ve inanç, nadiren dikkate alınır. Genellikle toprak sahibi olma ya da miras olarak toprak edinme kavramlarına indirgenir. “Toprak” sanki yalnızca bir malmış gibi dillendirilir. Bugünün dünyasında bir toprak parçasına sahip olabilirsiniz ya da yerli kadınlar toprak sahibi olma ya da miras yoluyla toprak edinmeyi ister. Yerli halkları ortak mülkiyet hakkından mahrum bırakan bir toplumda bu talep anlaşılırdır ve zaruridir.

Ancak yerli kadınlar toprağa, köklerinin salındığı yer, kutsal bir mekan, benliklerine işleyen bir sembol olarak sahip olma hakkı talep etmektedir. Zirve’de yerli kadınlar bildirgesinde şöyle yazıyordu: “Hükümetlerin Toprak Anamızın değerine ve yerli halkların atalarından kalan toprakla olan ruhani ilişkilerine saygı duymalarını talep ediyoruz…”[xxvii]

İtaat Ettiğimiz Önderlik (Mandar obedeciendo)

Bu deyim gerçekte ne anlama geliyor? Hangi kültürel etkilerden kaynaklandı? Lenkersdorf bunun Zapatista’lar tarafından yaratılmadığını söylüyor.[xxviii]Bu deyim Chiapas’daki Tojolabal Maya Yerlilerinin sıradan bir tabiridir ve 1970’lerde derlenen Tojobal-Espanol-Tojobal sözlüğünde yer alır. Açıktır ki, bu deyim sözlükten eskidir. Lenkersdorf’a göre, bu deyim Zapatista’ların atalarından kalma bilgece Maya fikir ve deyimlerini – özellikle Tojobal grubunun eski deyişlerini – ulusal siyasal tartışmaya nasıl dâhil ettiklerinin bir örneğidir.

Ama mandar obedeciendo deyimine dönersek, bu bazı eleştirmenlerin iddia ettiği gibi, gerçekten de birinin diğerine kumanda ettiğini, birinin diğerine tabi kılındığını mı ima eder? Lenkersdorf bu deyimin derin anlamını çözmeyi sürdürür.[xxix] Özgün Maya deyiminin çevirisi şöyledir: “Yetkililerimiz komut alır.” Ortak, topluluksal “biz” komutları verendir. Bu “biz” en üst yetkilidir. Başka bir anlam düzeyi, “bu toplulukta yetkililerimizi kontrol eden biziz.” Tojolabal dilinde, yönetmek “iş” anlamına gelir: yönetenler, “çalışanlardır.” Bazen, bu deyim biraz değişir ve şu anlama gelir: “topluluğun yetkilileri-çalışanları.” Bu topluluksal “biz” içinde herkesin bir işlevi vardır. Bu ufki(yatay) bir topluluktur, ama herkesin işlevi aynı değildir. Kilise başkanları, yerel yönetim temsilcileri vardır. Herkesin, en yüksek yetkili olan topluluksal “biz” denetiminde kendi özgül görevi vardır.

Gördüğümüz gibi, bu topluluklarda mandar (komuta) kavramı tamamen farklı bir kavramdır. Azami yetke olarak bu ortak “biz” bazı kişilerin onlar adına konuşmasına karar verebilir. Lendersdorf der ki, sorun, Mayaların usullerinden tamamen habersiz olan (Meksika) egemen toplumunun bu sözcüleri önder sanmasındadır. Bunlar önder değildir, yalnızca topluluksal “biz” tarafından seçilen sözcülerdir. O zamana kadar bilinen sözcüler konuşmadıysa, bu topluluksal “biz”in sessiz olduğu anlamına gelmez. Örneğin, Zapatismo’nun ulusal sahneye çıktığı yedi yıldan beri, birçok farklı (kadın) sözcü duyduk. Bir süreliğine seçilen Ramona oldu. Ana Maria da bir süreliğine görünür oldu, sonra Comandanta Trini geldi ve sayısız başka kadın belirdi ve kayboldu. Şimdi Comandanta Fidelia, Yolanda’yı duyuyoruz. Denilebilir ki, hepsinin mazhar olduğu kabulle, gözükmeye, önderlik etmeye, yönetmeye devam etmeleri gerekir, ama mevcudiyetlerinin temeli bu değil. Meksika Kongresinde evvelce dikkatimizi çekmemiş olan iki kadın duyduk: Commandanta Esther ve Maria de Jesus Patricio. “Birçok yapıyı topluluksal örgütlenme düzeyinde tanılayabiliriz… bilginin yaratılması ve yeniden yaratılması için örgütlenme – ruhani yaşam da buna dahildir.”(s. 174)[1] Topluluksal “biz” (kadın) sözcülerini seçer. Esther, milletvekilleri karşısındaki sunumunda, bunu şöyle ifade etti: “Biz kumandanlarız (İspanyolca dişil haliyle), topluluksal olarak kumanda edenler, halklarımıza itaat ederek kumanda edenler.”[xxx]

Kalbimizle Düşünüp Örgütlemek

Yerli kadınların taleplerinde merkezi konumda olan bir sözcük varsa, o da corazon’dur, “kalp.” Kalp (Lopez Austin’e göre teyolía[xxxi]) en yüksek entelektüel etkinliklerin mekânıdır. Hafıza ve akıl orada yaşar. Kalp duygulara ve aşka bir gönderme değildir; yaşamın kökenidir. Chiapas’taki Maya yüksek toprakları hakkındaki klasik bir etnografya eseri, Calixta Guiteres-Holmes’un Perils of the Soul’u (Ruhun Tehlikeleri), kalbin bölge insanları için ne ifade ettiği konusunda çok açıktır. Kalp tüm bilgeliğe sahiptir, hafıza ve bilginin mekânıdır, “algılama onun aracılığıyla gerçekleşir.”[xxxii]

1997’de Oaxaca’daki Birinci Ulusal Yerli Kadınlar Kongresinde, yaklaşık beş yüz yerli kadın hep bir ağızdan dedi ki: “Grabar en nuestros corazones” [Kalplerimize nakşedin]. Hafızanın bu mekânında kadın ve yerli halk olarak hakları hakkında tüm öğrendiklerini tutuyorlardı.[xxxiii] 1995’de, Comandanta Ramona CCRI Comandancia General del Ejercito Zapatista de Liberacion Nacional’den bir mesaj gönderdi: Meksika halkına, Meksikalı kadınlara, ülkemizdeki herkese sesleniyorum.” Mesajının sonunda, dedi ki: “Tüm kadınların kalkmasını ve hepimizin hayal ettiği özgür ve adil Meksika’yı inşa edebilmek için örgütlenme gereksinimini kalplerine ekmelerini istiyorum.” Açıktır ki, kalp iş ve örgütlenmenin mekânıdır. Yalnızca duygular ve heyecan örgütlenmeye yetmez.[xxxiv] Lendersdorf der ki, Tojolabal’daki sanatların belirleyici özelliklerinden biri “kalbin düşündüğünü ortaya çıkartmalarıdır.”[xxxv] Düşüncenin mekânı olarak gene kalpten söz ediliyor, kafadan değil.

Şimdi de Comandanta Esther’in 28 Mart 2001’de Camara de Diputados’taki konuşmasına bakalım. Şöyle dedi: “Onlar [milletvekilleri] aklı kendi yanına almış olan bir dünyaya, uzamlarını, kulaklarını ve kalplerini açtılar.” Kalp kendini akla açar. Kadınlar “kalp” kavramını kullandığı zaman, bunun derin içerimlerini kaçırabiliriz. Bu onlar için yaşamın merkezidir, aklın, hafızanın merkezi. Ne kadar sevgiyle çevirsek de, söylemlerindeki kalbe olan göndermeyi, salt heyecan olarak duygusallaştırmayalım, sömürgeleştirmeyelim ya da indirgemeyelim. Bu istemeden etnosantrik yorumlamalara götürebilir. Örgütlenmek için bir araya geldiklerinde, şöyle derler: “Sa siente fuerte muestro corazon” “Kalbimiz kendini güçlenmiş hissediyor” (kişisel iletişim).[xxxvi]

Zirvede sunulan belgelerden biri diyor ki: “atalarımızın seslerini olduğu kadar ruhsal seslerimizi de dinleyen kalp hakkındaki kadim bilgiye göre kimliğimizi yeniden inşa etmeyi kendi kendimize öneriyoruz…”[xxxvii]

Tüm Varlıkların Karşılıklı İlişkililikleri: Dünyada Var Olma Halleri

Orta Amerikalılar için, dünya “dışarıda bir yerlerde,” onların dışında ve ayrı oluşmuş değildi. Onların içindeydi hatta onları kat ediyordu. Eylemler ve sonuçları, “Ben”in çevresinden çözümsel olarak soyutlanabileceği Batı düşüncesinde olduğundan çok daha tertipliydi. Üstelik bedenin geçirgenliği evrenin özündeki geçirgenliği, maddesel ve maddesel-olmayan arasındaki sürekli geçişin karakterize ettiği bir varoluş düzenini tanımlayan tüm “maddi” dünyanın geçirgenliğini yansıtıyor. Bu kavramlaştırmada, evren tam anlamıyla geçirgen bir bedenselliğin tamamlayıcılığı olarak ortaya çıkar. Klor de Alva şöyle yazar: “… Nahua’lar çok boyutlu varlıklarını bedenlerinin ve etraflarındaki fiziksel ve ruhsal dünyanın ayrılmaz bir parçası olarak tahayyül ettiler.[xxxviii]

Nahua’nın “kavramsal varlığının” Conquista (Güney Amerikanın Fethi) sırasında Hıristiyanınkinden çok daha az kısıtlı ve “ötekilerle, bedenle ve ötesindeki dünyayla fiziksel ve kavramsal bütünlük” oluşturmaya daha fazla eğilimli olduğunu ekler. [xxxix]

Comandanta Esther’in deyişiyle yeryüzü hayattır, doğadır ve hepimiz onun bir parçasıyız. Bu basit deyiş, Orta Amerika kozmos kavrayışının tamamlayıcılığı içinde bütün varlıkların birbiriyle bağlantılı olduğunu ifade eder.[xl] Varlıklar birbirinden ayrılamaz. Bu temel ilke bugün yerlilere ait tıp sistemlerinde, ayrıca ilk tarihsel ana kaynaklarda tutarlı bir biçimde karşımıza çıkmaktadır.[xli] Bu ilke, insan kolektifliğinin, herhangi bir bireyselleşmenin çok zor olduğu çok özel bir biçimini oluşturur.[xlii] “Ben” çevresindekilerden soyutlanamaz. İçerisi ile dışarısı arasında daimi bir geçiş vardır.[xliii] Lenkersdorf Tojolabal dilindeki (Chiapas’ta bir Maya dili) bir ifadeyi yorumlar: “Lajan, lajan aytik” “estamos parejos”, yani “hepimiz özneyiz.” Lenkersdorf’a göre bu deyiş, Tojolabal kültürünün temelinde yatan “öznelerarasılığı” ifade eder.[xliv] Bu deyiş bizi yerli kadınların tercih ettikleri, yukarıda bahsettiğimiz terime de götürür. Yerli kadınların eşitlik üzerinde değil de “benzerlik” (parity, caminar parejos, la paridad) üzerinde ısrar etmeleri ortak miraslarından, kendi kozmos kavrayışlarına daha iyi uyan alternatif toplumsal cinsiyet kavramları aldıkları anlamına gelmektedir.

Bugün Orta Amerika’da yerli kadınlar tarafından yeniden üretilen bu yaygın ruhani ve kozmolojik göndermeleri incelediğimizde, hepsinin özünde şunun olduğu görülmektedir: Evrendeki herkesin ve her şeyin birbiriyle bağlantılı olması. Yeryüzüyle, gökyüzüyle, bitkilerle ve gezegenlerle bağlantılı kadınlar ve erkeklerin öznelerarası niteliği. Comandanta Esther’in yasa yapıcılar karşısında “bize hayat veren, bizim doğamız olan” yeryüzünü savunmasını başka nasıl anlayabiliriz? “Mandar obedeciendo”nun birinin diğeri üzerindeki dayatması olmamasını başka türlü nasıl yorumlayabiliriz? “Biz”in aynı zamanda “ben” olmasını? Kolektif özneler olarak cemaatlerin bir birliği yansıttığını?

Son Düşünceler

Yerli kadınların atalarının dini mirasını canlandırma yönündeki girişimleri, sömürgeleşmeyi çözen bir çabadır. Önceki esaretlerin çökertilmesiyle, atalarının ilham verdiği bir direniş ufkunu yeniden yaratmaktadırlar. Atalarının ekonomik, siyasi ve kültürel alanda mustarip olduğu itaat ettirmenin şiddetini reddederek bir kurtarıcı bir etik ileri sürmektedirler. Onların seslerinden tekrar tekrar duyduğum bir deyişle bitireyim: “Adalet istemeye geldik, merhamet değil, sadece adalet!” “Biz Zapatista kadınları yorulmuş ya da yılmış değiliz… Mutluyuz, çünkü mücadelemize devam edeceğiz.”

Not: Bu yazı kolektif bir çeviri çalışması ile tercüme edilmiştir. Kaynak:Yeşilgazete

Çevirmenler:

Ebru Kılıç

Esen Gür

Mehmet Moralı

Turan Cavlan

Ogün Duman

[1] Sayfa numarası 174 değil, 17 olmalı, gönderme de First Indigenous Woman Summit of Americas (Birinci Amerikalar Yerli Kadınlar Zirvesi) op. Cit.

[i] Comandanta Esther, “Queremos Ser Indigenas y Mexicanos,”, Perfil de la Jornada IV içinde, 29 Mart 2001.

[ii] “La mujer frente a los usos y costumbres,” Perfil de la Jornada VII içinde, 29 Mart 2001.

[iii] Age.

[iv] Amerika Kıtası Birinci Yerli Kadınları Zirvesi, Memoria,( belgeler ve son açıklama), Fundacion Rigoberta Menchu, Mexico, 2003, s. 80.

[v] Sylvia Marcos, “Embodied Religious Thought: Gender Categories in Mesoamerica,” Religion, no. 28 içinde, 1998.

[vi] Gary Gossen, Miguel Leon Portilla’nın katkılarıyla, South and Mesoamerican Native Spirituality, Crossroad, New York, 1993, s. 17

[vii] Eric Thompson, Historia y Religion de los Mayas [Maya Tarihi ve Dini], Fondo de Cultura Economica, Mexico, 1975.

[viii] Fray Bartolomé de Las Casas, Apologética historia summaria de las gentes destas Indias [Hindi Bölgesi Sakinleri Tarihinin Apolojetik Özeti], Instituto de Investigaciones Historicas, Universidad Nacional Autonoma de Mexico, Mexico, 1967 [1527].

[ix] Diego De Landa, Relacion de las Cosas de Yucatán [Yucatán Bölgesindeki Şeylerin İlişkisi], Ediciones Porrua, Mexico, 1966, [1574].

[x] Felix Baez-Jorge, Los Oficios de las Diosas, Universidad Veracruzana, Xalapa,1988.

[xi] Fray Bernardino de Sahagun, Historia General de las Cosas de la Nueva Espana [Yeni İspanya Şeylerinin Genel Tarihi]; Bu kitap aslen Codice Florentino [Floransa Kanunu] adıyla tanınır, Consejo Nacional para la Cultura y las Artes, México, 1989 [1577].

[xii] Peter T. Furst, “Human Biology and the Origin of the 260-Day Calendar: The Contribution of Leonhard Schultze Jena (1872-1955), Symbol and Meaning Beyond the Closed Community: Essays in Mesoamericak Ideas, Gary H. Gossen (Der.), Institute for Mesoamerican Studies, State University of New York, Albany, 1986

[xiii] Fray Andres de Olmos, Teogonia e Historia de los Mexicanos, Editorial Porrua, México, 1973 [1533].

[xiv] Candida Jimenez, Amerika Kıtası Birinci Yerli Kadınları Zirvesi, Memoria (hazırlık belgeleri), Fundación Rigoberta Menchu, Mexico, 2003.

[xv] Frances Karttunen, “In Their Own Voices: Mesoamerican indigenous Women Then and Now” (Fince kaleme alınmış bir makalenin İngilizce yazmaları, Noiden Nuoli, The Journal of Finnish Wormen Researchers içinde, 1986; Gary H. Gossen, “Mesoamerican Ideas as a Foundation for Regional Synthesis,” Symbol and Meaning Beyond the Closed Community: Essays in Mesoamerican Ideas, içinde age.

[xvi] Alfredo Lopez Austin, “Cosmovisi ón y Salud entre los Mexicas,”, in Historia General de la Medicina en México, vol. 1, UNAM, Mexico, 1984.

[xvii] Sylvia Marcos, “Embodied Religious Thought: Gender Categories in Mesoamerica,” age.

[xviii] Ibid.; Alfredo Lopez Austin, “Cosmovisi ón y Salud entre los Mexicas,” age.

[xix] Andrea Smith , “Report on the Native Health and Sovereignty Symposium,” in; Political Environments, no 6 ,1998, p. 32,

[xx] Comandanta Esther, “Queremos Ser Indigenas y Mexicanos,” age.

[xxi] Ramón Vera, “Autonomía No Es Independencia, Es Reconciliación,”, in: La Jornada, March 27, 2001, p.4

[xxii] Kenneth M. Morrison, “The Cosmos as Intersubjective: Native American Other-than-Human Persons,” in: Indigenous Religions: a Companion, Graham Harvey, ed., Cassel, London-New York, 2000; Frédérique Appfel Marglin, “Andean Concepts of Nature,” presentation at the Conference on Orality, Gender and Indigenous Religions, Claremont School of Religion, May 2001

[xxiii] Sylvia Marcos, “Sacred Earth: Mesoamerican Perspectives,” in: Concilium, no. 5, October 1995

[xxiv] Louise Burckhart, The Slippery Earth: Nahua Christian Moral Dialogue in Sixteenth Century Mexico, University of Arizona Press, Tucson,1989.

[xxv] Subcomandante Marcos, “La Cuarta Guerra Mundial,” in: Ideas 1, December, 2001, p. 30.

[xxvi] Gary Gossen in collaboration with Miguel Leon Portilla, South and Mesoamerican Native Spirituality, age., p. 277.

[xxvii] Rigoberta Menchu, First Indigenous Women’s Summit of the Americas, Memoria, age., p. 78.

[xxviii] Carlos Lenkersdorf, Los Hombres Verdaderos. Voces y Testimonios Tojolabales , Siglo XX!, Mexico, 1996

[xxix] Ana Esther Cecena, “El Mundo del Nosotros: Entrevista con Carlos Lenkersdorf,” in: CHIAPAS, no 7, 1999, pp. 191—205.

[xxx] Comandanta Esther, “Queremos Ser Indigenas y Mexicanos,” age.

[xxxi] Alfredo Lopez Austin, Human Body and Ideology, University of Utah Press, Salt Lake City, 1988.

[xxxii] Calixta Guiteras-Holmes, Perils of the Soul: The Worldview of a Tzotzil Indian, Free Press of Glencoe, New York, 1961, pp. 246—47.

[xxxiii] Sylvia Marcos, “Mujeres Indígenas: Notas sobre un Feminismo Naciente,” in: Cuadernos Feministas, 1, no. 2, 1997, pp.14—16.

[xxxiv] Comandanta Ramona, “Mensaje de Ramona,” in: Las Alzadas, Sara Lovera and Nellys Palomo, eds., 2nd edition, CIMAC-La Jornada, México, 1999., p303

[xxxv] Carlos Lenkersdorf, Los Hombres Verdaderos. Voces y Testimonios Tojolabales, age, p. 166

[xxxvi] Comandanta Esther, “Queremos Ser Indigenas y Mexicanos,” age.

[xxxvii] First Indigenous Women’s Summit of the Americas, Memoria, op,cit., p 60.

[xxxviii] Jorge Klor de Alva, “Contar Vidas: La Autobiografía Confesional y la Reconstrucción del Ser Nahua,” in: Arbor, no 515—16, November—December, 1988.

[xxxix] Age.

[xl] Alfredo Lopez Austin, Human Body and Ideology, age

[xli] Age.

[xlii] Jorge Klor de Alva, “Contar Vidas: La Autobiografía Confesional y la Reconstrucción del Ser Nahua,” age.

[xliii] Sylvia Marcos, “Embodied Religious Thought: Gender Categories in Mesoamerica,” age.

[xliv] Carlos Lenkersdorf, Los Hombres Verdaderos. Voces y Testimonios Tojolabales, age

Posted in Meksika, Yerli Hareketleri | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

Guatemala: Maya yerlileri 5127’inci yılın gelişini kutladı

Posted by lahy 23/02/2011

GUATEMALA CITY – Guatemala’da Maya yerli halkı Salı günü yıl 5127’nin başlangıcını kutladı; bu yılın ”otorite değişikliği” yılı olduğuna inanılıyor.

Maya din adamları ve toplum liderleri , “Barış için, uyum için, halkların birliği için,” dualar okuyarak ateş etrafında dans ettiler ve 4 ana noktada toplanarak, tanrılardan ” daha iyi zamanların şafağını ” getirmelerini dilediler.

Hükümet üyelerininde katıldığı ana kutlama başkentin batısındaki Kaminal Juyu’da yapılarken Mayalar tarafından kutsal olarak kabul edilen diğer yerlerdede kutlamalar yapıldı.

Kutlamalar Mayaların Wayeb olarak nitelediği 5 günlük bir önceki yılı değerlendirme ve yeni yıl amaç ve eylemlerini karşılaştırma döneminin sonunda yapıldı.

Maya anlayışına göre yıl 5127, 12.nci yol tarafından yönlebndirlecek ve yeni yıl bir ”otorite değişikliği”ni temsil ediyor.

Maya yaşlılarından Juan Axtij EFE’ye “Kutsal kitap Popol Wuj’un bu yıl olacaklarla ilgili varsayımları bir basit öngörü değil, ümit ve yön bulmamız için bir araçtır”.

Yaşlı adam bu sözleri, söylerken, Guatemala’da Eylül ayında yapılacak Başkanlık, Meclis ve belediye seçimlerine gönderme yaptı.

Yerli halklar 14.4 milyon nüfusa sahip olan Guatemala’da nüfusun yüzde 42’sini oluşturuyorlar.

Mayalar, son yirmi yıl içinde, 1960 ve 1996 yılları arasında süren iç savaş sırasından askeri hükümetler tarafından tahrip edilip unuturulmaya çalışılan kültürlerini yeniden canlandırmayı başardılar.

En doğru ve en eski takvimlerden biri olarak kabul edilen Maya takvimi bir yılda 365 güne sahip ancak, bir yılda herbiri yirmi günden oluşan 18 ay ve 5 günlük Wayeb bulunuyor. EFE

Posted in Guatemala, Yerli Hareketleri | Etiketler: , | Leave a Comment »

Oaxaca:Bir sosyal hareket lideri daha öldürüldü.

Posted by lahy 27/12/2010

Köylü örgütü Antorcha Campesina liderlerinden Miguel Cruz, Oaxaca eyaletinde kurşunlanarak öldürüldü.

Köylü örgütü’nün sözcüsü Miguel Ángel Casique, Miguel Cruz’un Oaxaca’dan 55km. uzakta bir karayolunda üç kurşunla öldürülmüş olarak bulunduğunu söyledi.

Cinayet’e kurban giden Miguel Cruz, örgütün ulusal yönetim kurulu üyelerinden biri idi ve San Juan Mixtepec’de ki toprak sahipleri ve köylüler-tarım işçileri arasındaki zorlu çatışmada köylülerin temsilcisi idi.

San Juan Mixtepec ve Santo Domingo Yosoñama bölgeleri arasındaki toprak anlaşmazlığında örgütün temsilcisi olan öldürülen yönetici  bu bölgede süren anlaşmazlığa çözüm sağlanmasından sorumlu idi.

Sözcü, işlenen cinayet hakkında yeterli bir bilgiye sahip olmadıklarını ve katl edilen yöneticinin sürekli olarak ölüm tehditleri aldığını bildirdi.

Bu yıl köylü örgütünün dört üyesi katlı edildi, son dört ayda üç köylü hakları savunucusu cinayetlere kurban gitti.

Sözcü Antorcha Campesina örgütünün 37 yıldır fakir kır ve şehir işçilerinin  haklarını savunmak için mücadele verdiğini söyledi.

Oaxaca: Otonomi için mücadele sürerken cinayetler tırmanıyor

Posted in Genel Haberler, Sosyal Hareketler, Topraksızlar Hareketi, Yerli Hareketleri | Etiketler: , | Leave a Comment »

Şili: Mapuche tutukluları yeniden açlık grevine gidebilir

Posted by lahy 21/12/2010

Bu yılın ortalarında başlattıkları 70 gün süren açlık grevini hükümetin anti-terörist yasayı uygulama konusunda verdiği sözler üzerine sona erdiren mapuche tutukluları, hükümetin verdiği sözü tutmaması üzerine yeniden açlık grevine başlamayı tartışıyor.

Yerli Halkların Hakları savunucularından Rubén Sánchez,  hükümet’in anti-terörist yasayı uygulamaya devam etmesi nedeniyle açlık grevlerinin yeniden başlayabileceğini duyurdu.

Antiterörist yasa mapuche tutuklularını üç şekilde etkiliyor: mahkeme süreci boyunca, tutukluluk, gizli şahitlerin kullanımı ve hem sivil hem de askeri mahkemelerde aynı anda yargılama.

Sánchez, geçen hafta Salı günü Cañete bölgesinde yapılan bir duruşmada gizli şahit kullanımı nedeniyle 12 tutuklu Mapuchenin mahkeme salonu dışına çıkarıldığını söyledi.

Tutukluların sözcüsü, Rodrigo Curipán’da bakanlığın anti-terörist yasayı Mapuche tutuklularına karşı uygulamaya devam ettiğini söyledi.

Diktatör General Augusto Pinochet (1973-1990) döneminde yürürlüğe giren, anti-terörist yasa Mapuche tutuklularına karşı yaygın bir şekilde kullanılıyor.

Hükümet, açlık grevine son verilmesi halinde anti-terörist yasanın uygulanmayacağı konusunda söz vermiş idi. Hükümet ile tutuklular arasında arabulucuk yapan katolik psikopos Ricardo Ezzati, yeniden açlık grevine başvurulmamasını istedi.

Hükümet Mapucheleri yasadışı toprak işgalleri, tarım ve kereste işletmelerinin yakılması gibi eylemlere girişmekle suçlamaya devam ediyor. Mapucheler, atalarına ait olan toprakları yeniden elde etmek için mücadelelerini sürdürüyorlar.

kaynak: teleSUR – Pl – Radio Universidad de Chile / ld-PR

Posted in Yerli Hareketleri, Şili | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

Embera Chami yerli halkı kadın sünneti uygulamasına son verdi

Posted by lahy 07/12/2010

Kolombiya/Bogota – Kolombiya’nın  Embera-Chami yerli halkı çarşamba günü yüzlerce yıldır uyguladıkları kadın sünnetine son verdiklerini açıkladı. Bu karar üçyıl önce küçük bir kız çocuğunun ölümünden sonra başlayan tartışmalar sonucunda alındı.

Yerli halkın liderlerinden Martin Siagama” Yerli halkın yaşlı liderleri, ebeler ve toplum üyeleri ile yapılan yapılan tartışmalar sonucu bu karar alındı,”

“Klitoris’in kesilmesi uygulamasının geleneklerimiz içinde olmadığına ve yerli halk toplumlarına 500 yıl önce Avrupalılar tarafından getirildiği sonucuna vardık.” dedi.

Siagama, ayrıca,  “Ebeler bile bu uygulamnın neden yapıldığını bilmiyordu” dedi.

Küçük bir kız çocuğunun ölümü ardından kişisel olarak bu uygulamanın yasaklanması için mücadele ettiğini ve Birleşmiş Milletler’in Embera-Chami’nin bu kararı almasında yardımcı olduğunu açıkladı.

Siagama alınan karara rağmen alınan kararın uygulanması için halkının zamana ihtiyacı olduğunu söyledi.

“Yüzlerce yıldır  uygulanan bu pratiğe bir günde son vermemiz mümkün değil, bu uygulama hemen şimdi bitecek diyemeyiz,  ancak kararlıyız ve bu kararı toplumun bütün üyeleri arasında tanıtacağız” dedi.

Kadın sünneti Afrika ve Asya’da yaygın bir şekilde uygulanıyor.  BM’in bildirdiğine göre, 2008’e kadar 140 milyon kadının bu uygulamanın kurbanları oldu.  Embera chamí yerli halkı, Latin Amerika’da  kadın sünnetini uygulayan tek halk olarak biliniyor ancak, gizlice kadın sünnetini uygulayan başka toplulukların olabileceğine inanılıyor.

BBC World’un bildirdiğine göre, her yıl Embera Chamí halkından üç ya da dört kız çocuğu  ebeler tarafından yapılan sünnet sonrasında meydana gelen iltihaplanma sonucu ölüyor.

Kaynak: AFP, BBC

Posted in Kolombiya, Yerli Hareketleri | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Zapatista Hareketi: Masanın mazlum tarafı bu kez farklı

Posted by lahy 11/11/2010

Masanın mazlum tarafı bu kez farklı

MURAT UYURKULAK

Sözlerini tut ki barışa kavuşalım

Meksika hükümeti sözlerini tutmadığı ve müzakere eder gibi görünüp asimilasyon politikasını sürdürdüğü için barış süreci tıkandı.

20. asrın başında Meksika’da toprak reformu talebiyle, yoksulluğa karşı isyan eden efsanevi devrimci lider Emiliano Zapata’dan ilham alan EZLN, 12 bin gerillasıyla silahlı mücadeleyi manidar bir tarihte başlattı. Yoksullar için felaket anlamına gelen Kuzey Amerika Serbest Bölge Anlaşması’nın (NAFTA) yürürlüğe girdiği 1 Ocak 1994’te ‘demokrasi, özgürlük ve adalet’ sloganıyla harekete geçen örgüt, birkaç gün içinde Mayaların yoğun olduğu ve zengin doğal kaynaklarına rağmen zifiri yoksulluk içinde yaşadığı Chiapas eyaletinde başkent San Cristobal da dahil, üç kenti ele geçirdi.

Meksika ordusu derhal eyalete sevk edildi. 145 kişinin öldüğü 12 günlük çatışmaların ardından ateşkes ilan edildi. İsyan bir anda uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti. Sonraki yıllarda giderek artan ve John Berger gibi tanınmış Batılı entelektüelleri ‘ilk post-modern devrimciler’ nitelemesine sevk eden bu ilgide, EZLN’nin kendisine ‘Subcomandante’ (Yardımcı Komutan) sıfatını layık bulan kar maskeli ve pipolu karizmatik lideri Marcos’un bir edebiyatçı kuvvetiyle kaleme aldığı bildirilerin de önemli payı vardı. Marcos, Sovyet blokunun çöküşünün ardından liberal kapitalizmin mutlak zaferinin ilan edildiği bir dönemde bütün dünyaya eşitlik, özgürlük ve adalet kavramlarını tekrar hatırlattı. Subcomandante iktidar talep etmiyor, EZLN’nin ‘kendini lağvetmek’ üzere kurulmuş bir ordu olduğunu söylüyor, Zapatistaları ‘yeni bir muhalif siyasi kültür’ oluşturmak yönündeki evrensel çabaların mütevazı neferleri olarak niteliyordu.

Biz bir aynayız
2001’de başkent Mexico City’de on binlerce insana hitaben şunları söylüyordu sözgelimi: “Biz bir aynayız. Görmek ve görülmek için buradayız, bizi görmeniz için, kendinizi görmeniz için, ötekinin bizim imgemizde kendisini görmesi için. Buradayız ve bir aynayız. Gerçek değil, bir yansıma. Işık değil, ışığın yansıması. Yol değil, fakat ancak birkaç adım. Rehber değil, fakat sabaha ulaşan birçok patikadan sadece biri.”

1995’te San Andres Larrainzar Köyü’nde, EZLN ile hükümet arasında barış müzakereleri başladı. Zapatistaların temel talepleri kalıcı bir barış, Chiapas bölgesi için özerklik, bölgede bulunan 7 askeri üssün kapatılması, demokratik seçimler, doğal kaynakların halk tarafından kullanılması, dil özgürlüğü, eğitim kurumlarının yaygınlaştırılması ve sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesiydi.

Bir yıl sonra yerlilerin kültürel hakları, yanı sıra toprak ve özerklikle ilgili taleplerinin önemli bölümünü kapsayan anayasal değişiklikleri öngören bir dizi anlaşma imzalandı. Buna göre yerli halkın farklılığı ve kültürü tanınacak, kendi topraklarındaki doğal kaynakları kullanmaları sağlanacak, kamu harcamalarına ve kalkınma planlarına dair siyasi ve hukuki kararlara katılım sağlanacaktı.

Değişiklikler, kurulan Uzlaşma ve Barış Komisyonu’nun adıyla anılıyordu (COCOPA Yasası). EZLN ile hükümet arasındaki görüşmelere ise Ulusal Arabuluculuk Komisyonu (CONAI) aracılık etti. Komisyonda siyasi partilerden, sivil toplum örgütlerinden, dini kurumlardan vs. temsilciler vardı. Müzakere sürecinde EZLN üyeleri adli kovuşturmalardan muaf tutuldu ve tarafların ‘diyalog alanları’nda silah taşımaları ve askeri faaliyet yürütmeleri yasaklandı.

Hükümet yan çizdi
1996’da Devlet Başkanı Ernesto Zedillo liderliğindeki federal hükümet, bir siyasi jest mahiyetinde yasayı kongreye sundu, fakat sonrasında EZLN ile anlaşmalara uymaması barış sürecini tıkandı. Zedillo suçu EZLN’ye yüklüyor ve Meksika devletinin bildik küstah, ırkçı ve kibirli diline sarılıyordu. Hükümete göre amaç, Chiapas’ta ‘bir avuç yabancı terörist ve profesyonel gerillanın kandırdığı’ yerlileri kurtarmaktı.

Marcos ise hükümetin bu yaklaşımına şu sözlerle tepki gösteriyordu: “Ulusal bir kültür ve bir devlet politikası olarak ırkçılığın sona ermesini talep ediyoruz. Onlar ise bize sizi hizmetçi odasında ağırlayalım diye cevap veriyorlar.”

Barış sürecinin çıkmaza girmesi üzerine hükümet Chiapas’a yönelik askeri operasyonlarını arttırdı. Sözgelimi 1997’de Acteal Köyü’ndeki paramiliter saldırısında 45 kişi öldürüldü.

1998’deki kısa ömürlü bir müzakere teşebbüsünün ardından taraflar köşelerine çekildi. 2000’e gelindiğinde süreç bir kez daha canlanır gibi oldu. Ülke siyasetini tekelinde tutan Kurumsal Devrimci Parti’nin (PRI) 71 yıllık iktidarına son veren Ulusal Hareket Partisi’nin (PAN) eski Coca Cola yöneticisi, kovboy edalı lideri Vicente Fox’un devlet başkanlığı koltuğundaki ilk vaatleri arasında Zapatistalarla ihtilafı ‘15 saniyede’ çözmek de vardı. Kasım 2000’de göreve geldiğinde, San Andres anlaşmalarını hayata geçirmeyi taahhüt etti. Güven arttırıcı bir önlem mahiyetinde Chiapas’taki 7 büyük askeri üssün 4’ünden asker çekti.

Bu sırada Zapatistalar da hükümet üzerinde, anayasal değişikliklerin San Andres anlaşmaları temelinde hayata geçirilmesi için baskı kurmak amacıyla Mart 2001’de ‘Zapatur’ adını verdikleri 3 bin kilometrelik uzun bir yürüyüş başlattı. 15 gün süren ve Zapata’nın devrim yürüyüşünün güzergâhını takip eden yolculuğun sonunda Zapatistaları başkent Mexico City’de 200 bin kişi karşıladı. Marcos kar maskesi (pasamontanas) eşliğinde kalabalığa hitap ederken, EZLN komutanlarından Esther de Meksika kongresinde taleplerini dile getirdi. Fakat kongre ilerleyen günlerde anayasal değişikliklerin yerlilerin özerkliği ve toprak haklarıyla ilgili hükümlerini budayıp kuşa çevirdi.
Marcos ortaya çıkan metni, ‘Toprak Sahiplerinin ve Irkçıların Hakları ve Kültürlerinin Anayasal Tanınması Yasası’ diye niteledi.
Velhasıl Zapatistalar hükümetle diyaloğu askıya alıp Chiapas’taki Lacandon ormanlarına çekildi. Masaya dönmek için bildirdikleri beş koşul şöyleydi:

1- Hükümet San Andres anlaşmalarında yer alan yerli hakları ve kültürleriyle ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeli.
2- Yerliler için demokrasi ve adalet meselelerini ele alan bir öneri ortaya koymalı.
3- Hapsedilen siyasi mahkûmları bırakmalı.
4- Chiapas’ta yürütülen savaş sona erdirilmeli. Eyaletin kuzey kesimlerindeki paramiliter gruplar silahsızlandırılmalı.
5- Zapatistaların görüşmeci heyetini tam olarak tanıyan bir heyet atamalı.

Devlet alışkanlığı
Barış sürecinden ve hükümetten umudunu kesen Zapatistalar 2003’te Chiapas’taki 30’dan fazla yerleşim bölgesinde ‘iyi yönetim toplulukları’ adıyla bir özyönetim deneyimi başlattı. O zamandan beri de süreç çıkmazda ve genellikle paramiliter grupların karıştığı saldırılarda can kayıpları yaşanmaya devam ediyor.
Sürecin tıkanmasının en önemli sebebi, Meksika devletinin sözlerini tutmaması ve bir yandan müzakere eder görünürken, yerlilere karşı asimilasyoncu ve baskıcı politikalarını sürdürmesiydi.

Meseleyi Türkiye’ye bağlayarak bitirmeye çalışalım: Binlerce insanın kurban gittiği iç çatışmaların ardından tarafların masaya oturup konuşması her daim zahmetli ve hassas bir süreç. Çatışmadan nemalanarak tümörleşen ve olası bir barışı çarka sokulmuş çomak gibi gören odaklar boş durmuyor. Hele Türkiye gibi müzakere ve uzlaşma kültüründen nasibini pek almamış, ‘ötekini’ insandan saymakta ziyadesiyle zorlanan devletler, kibirlenmek, kestirip atmak ve ‘şiddet tekelini’ kıskançlıkla korumak hususunda saplantılı bir tutum sergiliyor.

PKK’nın da ‘davasını’ anlatmak hususunda Zapatistalar kadar belagat sahibi olmadığını, meşruiyet zemini inşa etmek konusunda yeterli beceriyi gösteremediğini, Marcos gibi ‘karizmatik ve cazibeli’ liderler çıkaramadığını söyleyenler olacaktır belki. Ama eldeki malzeme bu. Aslında bunun bir nevi ‘imkân’ anlamına geldiği de söylenebilir. Çünkü birbirimize benziyoruz. Ve uzun zamandır savaşan ‘ordular’ gibi aslında birbirimizi artık çok iyi tanıyoruz. Başbakanın masadaki muhatabının Marcos olduğunu bir düşünsenize. Subcomandante’nin edebi kelamlarına yekten okuduğu bir şiirle mukabele ederek, “Şu maskeyi çıkart da yüzünü görelim” diye posta koyarak, “Git şu pipoyu dışarıda iç birader” diye fırça atarak bir çuval barışı oracıkta heba etmesi işten bile olmayabilirdi.

Meksika’nın hikâyesinin Latin Amerika’nın geri kalanından pek farkı yok: 500 sene önce beyaz adam gelir, kıta yerlilerini katleder, topraksızlaştırır, sürer, aşağılar, bütün direnişleri kanla ezer. Bu minvalde bir özet, 21. asrın küresel ve liberal ahalisine, ortada bir müzakere değil, olsa olsa bir özür meselesi olduğunu düşündürebilir. Ama öyle değil. Bu açıdan da hikâye gayet tanıdık, fazlasıyla evrensel: Mazlumla zalim masaya oturur, müzakere etmeye başlar. Zira beş asra yayılan bir zulüm değil, bir ‘ihtilaftır’ söz konusu olan. Güçlüyle zayıf, haklıyla haksız, mazlumla zalim arasındaki ilişkinin değişmez kuralıdır: Mazluma yüklenmek ve ‘küsmek’ kolaydır, zalime ise zor. İşte Meksika’daki ‘ihtilafın’ en azından bu kural açısından farklılık arz ettiği söylenebilir. Zira masanın ‘mazlum’ tarafı, ahlaki meşruiyet zeminini korumak ve bunu dünyaya anlatmak konusunda eşine az rastlanır bir beceri ve belagat sergiliyor. 100 milyonluk ülkenin yüzde 10’unu teşkil eden Maya yerlilerine yönelik ayrımcılığı, neo-liberal politikaları karşısına alan Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu’ndan (EZLN) söz ediyoruz.

Kaynak: Radikal

Honduras: Yerli Halklar Barajlara Karşı Harekete Geçmeye Hazırlanıyor

Oaxaca: Otonomi için mücadele sürerken cinayetler tırmanıyor

Azkintuwe ve Mapuche Mücadelesi: Pedro Cayuqueo İle Bir Söyleşi

Posted in Meksika, Yerli Hareketleri | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

Oaxaca: Otonomi için mücadele sürerken cinayetler tırmanıyor

Posted by lahy 26/10/2010

Oaxaca: Birleşik Triqui Mücadele Hareketi  ( MULT) lideri Heriberto Pasos Ortiz, Cumartesi günü Oaxaca şehrinin güneyinde vurularak öldürüldü.

Bu cinayetten 24 saat önce Sivil Hakların Savunusu Komitesi liderlerinden Catarino Torres Pereda ofisinde vurularak öldürüldü; Pereda 2006 Oxaca ayaklanması sırasında tutuklanarak hapis yatmıştı.

Pasos Ortiz evinden ayrıldıktan 500 mt. sonra motosikletle araçına yaklaşan iki kişi ateş açtı. Ortiz ölürken araçta bulunan diğer üç kişi yara almadan kurtuldu. Araçta bulunan korumaların olay sırasında hiçbir şey yapmadıkları bildrildi.

Cinayetin faillerinin kim olduğu belli değil ancalk MULT’un Oxaca’dan 300km uzaklıktaki San Juan Copala belediyesinin kontrolü için mücadele ettiği Triqui Bölgesinin Refahı İçin Birlik (UBİSORT) paramilitari grubunun cinayetten sorumlu olabileceği iddia edildi. Ubisort Oxaca Valisi Ruiz Ortiz’in tarafından destekleniyor ve daha önce karıştığı adam kaçırma ve cinayet olayları ile tanınıyor.

Yerli Triqui halkının liderleri ve eylemcileri uzun yıllardır cinayetlere kurban gidiyorlar. Geçen Nisan ayında, paramilitarilerin kuşatması altındaki San Juan Cobala’ya yiyecek ve giyecek getiren uluslararası bir dayanışma konvoyuna karşı düzenlenen  baskında Meksikalı bir politik eylemci ve Finlandiyalı bir insan hakları savunucusu  öldürüldü. Pasos Ortiz de  daha önce girişilen silahlı bir saldırıdan yaralı olarak kurtulmuş ancak, belden aşağı sakat kalmıştı.

Üçünçü yerli hareketi Bağımszı Birleşik Trıqui Mücadelesi (MULTİ) 2006 yılında Oaxaca’da ki halk meclisi (APPO)’nun bir parçası olarak kuruldu, 20 Trıqui yerleşim biriminden 5’inde otonomus bir yönetimi gerçekleştiriyorlar. MULTI, 2003 yılında kurulan  yerli hareketi MULT’un bağımıszlığını kaybederek iktidar partisi PRI’in kontrolü altına girmesinin ardından kopan militanlar tarafından kuruldu.

MULTI liderlerinden Timoteo Alejandro Ramírez’in geçen Mayıs ayında katl edilmesinin ardından bir açıklama yapan MULTİ cinayetten devleti sorumlu tutmuştu.

15 yerleşim birimi ise MULT’un kontrolündedir. Öldürülen MULT lideri Pasos’un bu bölgelere yollanan mali kaynakları kendi çıkarları için kullandığı iddia ediliyor.

Otonomi İçin Mücadele

2006 Oxaca ayaklanmasının ardından sayıları 10.000’i geçen yerli Triqui halkı otonomi için mücadelelerini örgütlü olarak sürdürdü.  20  Triqui toplumu 2007 Ocak ayında otonomilerini ilan etti; bu karar yerel toprak ağaları ve geleneksel PRI partisine karşı mücadele anlamına geliyordu.  800 ailenin yaşadığı  San Juan Copala’yı MULTI otonomus hareketinin kontrolünde kaldı.  Politik partileri bir kenara iterek bölgeyi yerli halkın geleneklerine uygun bir şekilde yönetmeye başladılar. Bu kararı kabul etmeyen hükümet güçleri paramilitari güçler aracılıgıyla çok sayıda insan hakları ihlallerine karıştı; polis çok sayıdaki cinayetin faillerini yakalamak için bir teşebbüste bulunmadı.

Zapatista eğilimli yerli halkın mevcut politik partileri dışlayarak örgütlenmesi UBISORT ve MULT gibi örgütleri sık sık yerli halkla karşı karşıya getirdi. Meksika devleti ile iç içe geçen bu hareketler otonomi için mücadele eden MULTI ve San Juan Copala halkına karşı sistematik saldırılarda bulundular. Bu hareketlerin yarattığı ortam sonucu bazı medya kuruluşları San Juan Copala’yı Meksika’nın Gaza’sı olarak tanımlıyor.

Mayıs 2010’da bir rapor yayınlayan Uluslarası Af Örgütü (1) UBİSORT’un San Juan Copala halkının suyunu keserek, elektrik kablolarının tamirini, kasabaya yiyecek girişini, öğretmen ve doktorların kasabaya girerek çalışmalarını engellediğini yazdı.

Meksika otoriteleri kasabayı kuşatan Ubisort paramilitari örgütüne karşı hiç bir tedbir almadığı gibi cinayetleri engellemek ya da soruşturmak içinde hiç bir şey yapmadı.

San Juan Copala halkının yardım çağrısı üzerine gelen uluslararası konvoya saldıran paramilitariler iki konvoy katılanını 27 Nisan’da öldürdü. Cinayetler bu olaydan sonra da devam etti.

MULT lideri Pasos’un ölümünün ardından bir bildiri (2) yayınlayan SAN Juan Copala otonom idaresi, (Zapatista hareketi Öteki Kampanya ve diğer Triqui gruplarından oluşuyor)  otonomi için verdikleri mücadelede son on ayda 20 üyelerinin öldürüldüğünü çok sayıda üyelerinin ise yaralandığını bildirerek, devlet yetikililerinin gruplar arasında silahlı çatışma açıklamalarını red ederek, kendilerinin silaha başvurmadığını, barışçıl yollardan mücadele ettiklerini vurguladı ve ONURLU BİR ADALET çağrısında bulundu.

Öteki Kampanya üyeleri gerek paramilitari UBİSORT gerekse de MULT’in tehdit ve saldırılarına maruz kalıyorlar.

1) (http://www.amnesty.org/en/library/asset/AMR41/035/2010/en/cad554ba-7274-412d-aa06-f961e60d88b4/amr410352010en.pdf )

2)(Comunicado: Ante los recientes hechos)

kaynak: Narconews, la Jornada, kaosenlared, Scoop.

Posted in Meksika, Yerli Hareketleri | Etiketler: , , , | 1 Comment »

Evo Morales, IMF’nin yargılanmasını istedi

Posted by lahy 21/10/2010

Bolivya Devlet Başkanı  Evo Morales, geçtiğimiz Pazartesi günü, Ekim 2003’de gerçekleştirilen katliamda öldürülenlerin aileleri  ile görüşmesi sırasında yaptığı konuşmada IMF’nin , önceki hükümetler döneminde empoze ettiği özelleştirme politikalarının Bolivya ekonomisini yıkıma sürüklemesi nedeniyle yargılanmasını istedi.

Eylül-Ekim 2003’de El Alto ve diğer bölgelerde Bolivya’nın yerli halkı ayaklanarak hidrokarbonların ulusallaştırılmasınıı, tekellerin ülkeden atılmasını, toprak reformu ve kurucu meclis talep ettiler; güvenlik güçlerinin gösterilerde bulunan halk kitlelerine saldırması sonucu  en az 60 kişi ölmüş ve 500’den fazla kişi yaralanmışdı.

Morales, IMF’nin uygulamaya soktuğu özelleştirme politikalarının Bolivya ekonomisne büyük bir zarar verdiğini söyledi:

Gonzalo Sánchez de Lozada (1993-1997/ 2002-2003) yönetimi sırasında özelleştirme ekonomi politikaları uygulamaya sokuldu. (…) Bunlar ülkenin fakirleşmesine yol açan reçetelerdi” dedi.

IMF’nin  empoze ettiği politikaların, yoksulluğun artmasına neden olduğunu belirterek, meydana gelen tahribattan dolayı Bolivya’ya tazminat ödemesi gerektiğini vurguladı.

“IMF ülkenin ekonomisinin büyümesini sekteye uğrattı (…) Özelleştirme politikaları ve doğal kaynakların sömürüsünden dolayı Bolivya ve Latin Amerika’yan bir gün tazminat ödemelidir” dedi.

İktidara geleli beri IMF’nin reçetelerini izlemediklerini belirten Morales,  ”ihracat politikaları ve sosyal ve ekonomik projeleri” esas aldıklarını belirterek, Bolivya ekonomisinde bir iyileşme olduğunu döviz reservlerinin 9 bin milyon dolara yükseldiğini söyledi.

” Bu ülkenin tarihinde ulaşılmış en yüksek rakamdır ” dedi.

Morales, Ekim 2003’de ki katliamdan sorumlu olan  Gonzalo Sánchez de Lozada ve bakanlarının, günümüzde ABD’de yaşadıklarını belirterek, bu sayede,  yargıdan kaçtıklarını vurguladı.

‘2003 Ekim ayının ‘Kanlı Ekim ‘ olarak anıldığını belirten Morales, bu ayın, bir yandan Bolivya’ya keder ve kan getirken, diğer yandan da ‘Bolivya’nın yeniden uyanışının şafağı” olduğunu söyledi.

Evo Morales’in IMF politikalarını izlemediklerini vurgulaması,  hidorkarbonların yüzde 80’inin halen uluslararası tekeller tarafından işletilmesi, uluslararası şirketlere milyonlarca dolara varan tazminatlar ödenerek yeni anlaşmalar yapılması, halen 100 ailenin Bolivya’da ki verimli toprakların yüzde 80’nini kontrol etmesi nedeniyle neoliberalizmin sürdürüldüğü şeklinde ki eleştirileri yanıtlamaya yetmedi. Sol muhalif kesimler Morales’i Ekim 2003 ayaklanmasının ruhuna aykırı davranmakla eleştiriyorlar.  (Bolivia: La actualidad de la Agenda de Octubre )

Kaynak: teleSUR– Abi- Pl- Efe- Afp

Potosi’de ayaklanma: Eşitsiz gelişme, neo-liberal süreklilik ve Bolivya’daki yoksulluğa karşı bir isyan -Jeffery R. Webber

Bolivya’da Toprak Reformu

Pachamama Ve Gelişme: Latin Amerika’nın Geleceğine İlişkin Karşıt Görüşler – Benjamin Dangl

Bolivya: Sosyal gerilimler patlama noktasında F.Fuentes

Bolivya’da reformizmin sınırları  Jason Farbman

Posted in Bolivya, Genel Haberler, Yerli Hareketleri | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

Mapuche tutuklularının açlık grevi sona erdi

Posted by lahy 10/10/2010

Tutukluların Zaferi: Hükümet geri adım attı. Cumartesi sabahı Mapuche tutukluları açlık grevine son verdi.

İçişleri Bakanı Rodrigo Hinzpeter, bir açıklama yaparak, anti-terörüzm yasası altında yapılan suçlamaların geri çekildiğini açıkladı.

Bir hafta önce 38 açlık grevcisinden 28’i, hükümetin tutuklulara karşı suçlamaların gözden geçireceğini ve yalnızca sivil mahkemelerde yargılanacaklarını bildirmesinden sonra açlık grevlerini sona erdirmişti.

Angos cezaevinde ki 10 tutuklu ise açlık grevlerini sürdürme kararı almıştı.

Mapuche  sözcüsü Jorge Huenchullán  Radyo Bío Bío’ya “ hükümetin attığı bazı adımlar kardeşlerimizi açlık grevlerini sona erdirmeye teşvik etti….Varılan anlaşma Mapuche halkı için memnuniyet vericidir” dedi.

Son gelen bilgilere göre reşit olmayan tutuklu Luis Marileo  Angol tutuklularının kararı kendisne ulaşmadığı için Chol Chol hapishanesi de açlık grevine devam ediyor.

Kaynak: La Haine,  http://caravanaporlavida2008.blogspot.com/

Posted in Yerli Hareketleri, Şili, İnsan Hakları | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Meksika: yerli halktan 16 eylemci süresiz açlık grevinde

Posted by lahy 09/10/2010

Dün, Cuma günü, Meksika yerli halkından 16 kişi Chiapas’da ki Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı  Ofisi’nin önünde süresiz açlık grevine başladı.

Yerliler arazi anlaşmazlığı nedeniyle tutuklanan, anayasayı ihlal ve toprak işgali ve dolandırcılıkla suçlanan iki köylü liderinin serbetst bırakılmasını talep ediyorlar.

BM ofisine yakın bir mesafe de olan San Cristóbal de Las Casas kasabasında ki merkez parkta  Emiliano Zapata Proleter Örgütü  (OPEZ) üyesi 600 kişi açlık grevini desteklemek için toplandı.

Grup sözcüsü,  açlık grevinin,  köylü liderleri  Caralampio Gómez Hernández ve Juan Díaz Gómez bırakılan kadar süreceğini, eylemlerinin BM Kalkınma programına karşı olmadığını ancak, bu örgütten arabuluculuk yapmasını istediklerini duyurdu

Kaynak TeleSUR-EFE

Posted in Meksika, Yerli Hareketleri | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Şili: Açlık grevindeki Mapuçelerin durumu ciddi

Posted by lahy 07/10/2010

Santiago de Chile, (Prensa Latina)Şili’nin yerli Mapuçe topluluğundan temsilciler, haklarını arayan yerlilere anti-terör yasasının uygulanmasına karşı çıkarak 87 gündür açlık grevi yürüten Mapuçe tutsakların sağlık durumlarının ağırlaştığını açıkladılar.

Araucania’daki Angol hapisanesinde açlık grevi yapan on tutuklu adına konuşan Rodrigo Curipan, Felipe Huenchullan’ın anjinden mustarip olduğunu ve iki defa ölümün eşiğine geldiğini söyledi.

Yerlilerin temsilcisi aynı zamanda Victor Hugo Queipul, Camilo Tori, Eduardo Osses, Alex Curipan, Carlos Huaiquillan, ve Waikilaf Cadin Calfunao’ın hastaneye kaldırıldığını ekledi.

Öte yandan bir başka temsilci Jorge Huenchullan de hükümetin, Mapuçelere karşı kullanılan anti-terörizm yasası kapsamında kimi suçlamaları geri çekme önerisinin ancak kısmi bir çözüm olduğunu, İçişleri Bakanlığı’nın bu yasayı Mapuçelere karşı kullanmaya devam edeceğini açıkladığını belirtti.

Huenchullan “Mapuçelere karşı zulmü sürdürecekler, kardeşlerimiz bu yüzden açlık grevine devam ediyor” diye konuştu.

Şili’nin güneyinde yaşayan nüfusun yüzde 5’ine yakınını oluşturan Mapuçeler, aynı zamanda ülkenin en yoksul kesimleri arasında.

Topraklarına el koyan şirketlere karşı sabotaj dahil çeşitli eylemler gerçekleştiren Mapuçe gruplara karşı Diktatör Pinochet zamanında anti-terör yasaları uygulanmaya başlanmıştı. Bu uygulama halen devam ediyor

Mapuche açlık grevi sona eriyor

Mapuche: ”Açlık grevi en son sonuçlarına ulaşıncaya kadar sürecektir” 20.09.2010

Şili’de muhalif milletvekilleri Mapuche tutuklularının açlık grevine katıldı

Pachamama Ve Gelişme: Latin Amerika’nın Geleceğine İlişkin Karşıt Görüşler – Benjamin Dangl

Şili: Tutuklu Mapuche çocukları açlık grevinde

Posted in Yerli Hareketleri, Şili, İnsan Hakları | Etiketler: , | Leave a Comment »

Mapuche açlık grevi sona eriyor

Posted by lahy 04/10/2010

SANTIAGO-. Açlık grevinde ki 38 Mapuche tutuklusunun sözcüsü Natividad Llanquileo 82 gündür süren açlık grevine son verme kararı verdiklerini açıkladı.

Arauco ve Concepción şehirlerinde yapılan toplantıdan sonra konuşan başpiskopos Ricardo Ezzati, Şili hükümeti’nin Parlamento’da anti-terörizm yasasında değişiklikleri yapmasının ardından Mapucheli tutuklulara karşı bu yasa altında açılan davaların 5 gün içerisinde geri çekileceğini açıkladı.

Açıklamanın ardından Concepción, Temuco ve Valdivia hapishanelerinde ki tutuklular açlık grevlerine son verdiler.

BBC’nin bildirdiğine, Angol hapishanesinde ki 12 Mapuche tutuklusu açlık grevlerini sürdürme kararı aldılar.

Santiago’da bulunan Birleşmiş Milletler, (BM) Latin Amerika ve Karayip Ekonomik Komisyon(ECLAC) binasını  işgal eden tutuklu aileleri anlaşmanın ardından binayı terk etti.

Bir açıklama yapan ECLAC sözcüsü açlık grevine son verilmesinden dolayı Mapucheli tutuklular ve Şili hükümetini kutladı.

Mapuche: ”Açlık grevi en son sonuçlarına ulaşıncaya kadar sürecektir” 20.09.2010

Şili’de muhalif milletvekilleri Mapuche tutuklularının açlık grevine katıldı

Pachamama Ve Gelişme: Latin Amerika’nın Geleceğine İlişkin Karşıt Görüşler – Benjamin Dangl

Şili: Tutuklu Mapuche çocukları açlık grevinde

Poster: Şili sağının rehinesi Mapuche halkına özgürlük PELİ/ Caracas-Venezüella

Posted in Yerli Hareketleri, İnsan Hakları | Etiketler: | Leave a Comment »

Yerli halk örgütü CONAIE’nin darbe teşebbüsü hakkındaki bildirisi

Posted by lahy 02/10/2010

Ekvador:

CONAIE

Perşembe, 30 Eylül 2010 19:11
Bir değişim süreci,  eğer sosyal ve halk kesimleri ile ittiifaklar kurmazsa ve ileriye doğru derinleşmezse, ne kadar zayıf olursa olsun, eski veya yeni sağ tarafından elegeçirilme veya tersine çevrilme riskine sahiptir

Polisîn itaatsizliği, onların acil taleplerinin dışında, en azından 4 temel maddeyi gözler önüne seriyor:

1.  Hükümet özel olarak yerli hareketi, işçi sendikaları..vb gibi örgütlü kesimlere saldırır ve
onların yasallığını ortadan kaldırırken, sağın iktidarının organlarını, veya devlet içindeki birimlerini, kamusal güçlerden hızlı bir şekilde gelen tepkinin açıkca ortaya koyduğu gibi, asgari düzeyde bile olsa zayıflatmadı.

2. Bugün kendisini yüzeye vuran sosyal krizin yaratıcılarından biri yasaların yapıldığı sürecin diyaloğa açık olmaması ve otoriter karakteridir.  Üzerinde anlaşmaya varılan yasaların Cumhuriyetin Başkanı tarafından, herhangi bir anlaşma ihtimalini ortadan kaldırarak nasıl veto edildiğini gördük.

3. Uluslararası madencilik, petrol ve agro-sanayi şirketlerinine karşı eleştiri ve toplumların harekete geçmesi ile karşılaşan hükümet, diyalog içine girmek yerine Zamora Chinchipe’de olduğu gibi şiddet ve baskı ile cevap veriyor.

4.  Bu gelişmeler tutucu sektörleri güçlendiriyor. Hali hazırda çeşitli kesimler ve eski sağ hükümet’in devrilmesini ve sivil ya da askeri bir diktatörlüğün inşasını savunuyorlar; ancak, yeni sağ, hükümetin içinden ve dışından,  bu gelişmeleri kullanarak en gerici kesimler ve gelişen iş çevreleri ile olan tümden ittifaklarını doğruluyor.

Ekvadorlu Yerli Hareketi, CONAIE, bölgesel konfederasyonları ve kitle örgütleri ile Ekvador toplumu ve uluslararası kamuoyuna hükümetin ekonomik ve sosyal politkalarını red etiğini duyurur, ve aynı enerji ile  üstü kapalı bir şekilde darbe teşebüsünün bir parçası olan sağın eylemlerini de red ediyoruz, ve bunlara karşı olarak, gerçek bir demokrasiye sahip olan Çokuluslu bir devlet’in inşası için mücadeleye devam edeceğiz.

Toplumlarımızn bize verdiği yetki ile uyumlu olarak,  halklara ve uluslara, kolonyalizm, ayrımcılık ve alttakilerin, fakirlerin sömürülmesine karşı verdiğimiz mücadele ve direniş tarihimize sadık kalarak, demokrasiyi ve halkın haklarını savunacağız: sağa vereceğimiz hiç bir taviz yoktur.

İçinde bulunduğumuz kritik zamanda, duruşumuz:

1. Sağ’ın eylemlerine karşı ve gerçek Çokuluslu demokrasiyi savunmak için tabanımızı toplayarak uyanık ve harekete hazır halde bulunacağız.

2. Ekstraktif modele (doğal maddelerin çıkarılıp satılması) ve büyük çaplı madenciliğin empoze edilmesine, suyun toplanması ve özelleştirilmesine, ve petrol bölgesinin sınırlarının genişletilmesine  karşı mücadelemizi derinleştireceğiz.

3. Çeşitli orgütlü sektörler  şle toplanarak ve biraraya gelerek yasama sürecinin keyfiliğinden etkilenen işçilerin haklarını savunacak, onların meşru taleplerde bulunduğunu kabul edeceğiz.

4. Ulusal hükümetim sağlam bir şekilde sağa verilmesi mümkün hertürlü tavizi  alaşağı etmesini talep ediyoruz.  Hükümetin halk sektörlerine karşı otoriterden  eylemlerinden vazgeçmesini talep ediyoruz, sosyal protestolar kriminalize edilmemeli ve liderleri baskı ve zulümle karşılaşmamalıdır: bu türlü politikaların yol açtığı tek şey, Sağ için alanlar yaratılmasıı ve istikrarsızlığın önünün açılmasıdır.

Demokrasiyi savunmanın en iyi yolu çoğunluğun faydasına olarak en acil ve yapısal problemleri çözecek olan  gerçek bir devrime başlamaktır.  Bu yolda, başarılı bir şekilde Çokuluslu devletin inşası ve tarım reformunun hemen başlatılması ve suyun ulusallaştırılması vardır.

Bugünkü koşullarda ve bu tarihsel dönem içinde pozisyonumuz budur.

Marlon Santi Başkan, CONAIE
Delfín Tenesaca Başkan, ECUARUNARI
Tito Puanchir Başkan, CONFENIAE
Olindo Nastacuaz Başkan, CONAICE

Çeviri: Erol Yeşilyurt

Kaynak: CONAIE on the Attempted Coup in Ecuador

Ekvador Yerli Hareketi’nden Correa Hükümeti’ne Eleştiriler

Correa: ”Darbeciler cezalandırılacak!”

Posted in Ekvador, Sosyal Hareketler, Yerli Hareketleri | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Şili: Mapuche temsilcileri hükümetle görüşmeleri erteledi

Posted by lahy 28/09/2010

34 Mapuche tutuklusunun sözcüleri pazar günü, Şili Hükümeti’nin yaptığı öneriyi red ederek devlet ve Katolik kilisesi temsilcilerinin arabulucu olarak katılacağı üçüncü toplantıyı ertelediler.

Hükümet, cumartesi günü yapılan toplantıda  açlık grevlerine son verilmesini istedi, sözcüler ise bu talebi red ettiler.

Güney Şili’den gelen Mapuche temsilcileri aynı bölgedeki Victoria kasabasında buluşarak hükümetin son önerisini ve çözüm yollarını  tartıştılar.


Başkan Sebastián Piñera’nın hükümeti  antiterrorist yasanın uygulanmayacağını, yalnızca ceza kanunun uygulanacağını bildirdi. Ancak, halen yürürlükte bulunan ve Mapuche yerlilerinin hem askeri hemde sivil otoriteler tarafından yargılanmasını sağlayan antiterörist yasada bir değişiklik yapılarak, düzeltilmesini red etti.

Sözcülerden Natividad Llanquileo, hükümetin teklifini red ettiklerini ancak, görüşmelere devam edeceklerini duyurdu.Pazar günü, aralarında Noam Chomsky,  Norman Finkelstein ve Elena Poniatowska gibi akademisyen ve yazarların bulunduğu bir grup bir duyuru yayınlayarak Şili’li otoritelerin Mapucheli mahkümların açlık grevi karşısında gösterdiği ” tehlikeli kayıtsızlığı” protesto ettiler.

Mapuche halkına Venezüella’dan destek

Bolivya’da İkili Muhalefet Olasılığı

Mapuche: ”Açlık grevi en son sonuçlarına ulaşıncaya kadar sürecektir” 20.09.2010

Şili’de muhalif milletvekilleri Mapuche tutuklularının açlık grevine katıldı

Pachamama Ve Gelişme: Latin Amerika’nın Geleceğine İlişkin Karşıt Görüşler – Benjamin Dangl

Şili: Tutuklu Mapuche çocukları açlık grevinde

Posted in Yerli Hareketleri, Şili, İnsan Hakları | Leave a Comment »

Mapuche halkına Venezüella’dan destek

Posted by lahy 22/09/2010

Karakas’ta kurulan Şili-Venezüela komitesi 74 gündür açlık grevinde olan Mapuche tutuklularını desteklemek için bir gösteri düzenledi.

Toplantıda konuşan SoL Mapuche Konseyi temsilcisi Ximena Cumicam, açlık grevinde bulunan 30’dan fazla tutuklunun sağlık problemlerin ağırlaştığını söyledi.

Cumicam ” problem yalnızca açlık grevinden ibaret değildir.  Şili çok uluslu bir devlet haline gelene ve Mapuche halkını ve onların yüzlerce yıldır yağmalanan toprakları üzerindeki haklarını tanıyıncaya kadar mücadelemiz sürecektir” dedi.

Venezüella’lı Milletvekil Víctor Chirinos konuşmasında Salvador Allende ve onun  Şili’yi özgürlüğüne kavuşturmak rüyasını hatırlatarak, ‘ Bolivar ve Chavez’in rüyaları da aynıdır…bu nedenden dolayı Mapuche mücadelesini desteklememiz gerekir.” diyerek  anti-terörist yasanın iptal edilmesini talep etti.

Açlık grevindeki Mapuche tutuklularının aileleri bir açıklama yaparak, Şili başkanı Piñera’nın uzlaşmazlığı çözmek için  görüşmelere başlayacağı açıklamasının ” kamuoyunu yanıltmayı amaçladığını, bundan dolayı görüşmelere başlamayacaklarını; 104 yıldır mahküm olarak kalmaktansa açlıktan ölmeyi tercih ettiklerini” söylediler.

kaynak: Ciudad de Caracas

Mapuche: ”Açlık grevi en son sonuçlarına ulaşıncaya kadar sürecektir” 20.09.2010
Şili’de muhalif milletvekilleri Mapuche tutuklularının açlık grevine katıldı
Pachamama Ve Gelişme: Latin Amerika’nın Geleceğine İlişkin Karşıt Görüşler – Benjamin Dangl
Şili: Tutuklu Mapuche çocukları açlık grevinde

Posted in Venezuela, Yerli Hareketleri, Şili, İnsan Hakları | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: