latin amerikan haber yorum

Posts Tagged ‘Luiz Inácio Lula da Silva’

Lula’ya kamu fonları soruşturması

Posted by lahy 27/02/2011

Brezilya’da savcılar eski Cumhurbaşkanı Luiz İnacio Lula da Silva’ya kamu fonlarının kötüyle kullanılması suçlamasıyla dava açtı.

Eski cumhurbaşkanının mektup göndermek için 3.5 milyon dolar harcadığı iddia edildi
Savcılar, eski Cumhurbaşkanı’nın 2004 yılında 10 milyon emekliye düşük faizli kredileri öven mektuplar gönderdiğini söylüyor.

Mektupların kamu yararına olmadığı ve başka bir yolsuzluk skandalında adı geçen BMG isimli bankaya yarar sağladığı da savcıların iddiaları arasında.
Soruşturmaya Lula da Silva’nın bakanlar kurulu üyelerinden eski Sosyal Güvenlik Bakanı Amier Lando’da dahil edildi.

10.6 milyon dolarlık mektup

İddialara göre Lula da Silva ve Lando, 2004 yılında 10.6 milyon emekliye mektup gönderdi.
Mektupların gönderilmesi için kamu fonlarından 3.5 milyon dolar harcandı.
Mektuplarda, emekliler düşük faizle kredi almalarına olanak sağlayacak bir program hakkında bilgilendiriliyordu.
Mektupların gönderildiği dönemde ise bu programı sunan tek Brezilya bankası BMG idi.
Savcılara göre, mektupların sosyal, bilgilendirici ya da eğitici bir amacı yoktu.
Savcılar, Lula da Silva ve Lando’dan mektupların gönderilmesinde harcanan 3.5 milyon doları geri ödemelerini istedi.
Lula da Silva henüz iddialar hakkında açıklama yapmadı.
Lando ise, yaptığı açıklamada mektupların yalnızca bilgilendirme amaçlı olduğunu ve herhangi bir bankanın ismini kullanmadığını söyledi.

Reklamlar

Posted in Brezilya | Etiketler: , | Leave a Comment »

Rio De Janeiro: Favela İşgalleri Hızlanıyor

Posted by lahy 14/12/2010

Rio de Janeiro’nun en eski favelalarından (gecekondu bölgesi) biri olan 100.000 kişinin yaşadığı  Rocinha ve 10.000 kişinin yaşadığı komşu Vidigal, 15 gecekondu bölgesinin işgal edildiği 28 Kasım’dan bu yana gergin bir bekleyiş içindedir.

Rio de ki yetkililer bir kaç gün önce Vidigal ve Rocinha favelalarının işgaline hazırlandıklarını duyurdu. 28 Kasım’da ki operasyonun başarısı otoritelere uzun zamandır hayata geçirmek için bekledikleri planlarını uygulamak için fırsat verdi.

Wikileaks’de yayınlanan belgelere göre Rio Eyalet hükümeti  uzun zamandır  favelaları işgal etmeyi planlıyordu.

Rio Eyaleti Valisi Sergio Cabral ( Luiz Inácio Lula da Silva hükümetinin ana koalisyon ortagı olan PMDB’den) işgal edilen favelaların en az altı ay boyunca ordunun kontrolü altında kalacağını açıkladı.

İşgal edilen Complexo Alemao’da gerek basın gerekse de eyalet yetkilileri işgali bir zafer havasıyla kutlayarak, Rio’de suç örgütlerinin sonu geldiği gibi bir hava yaratıyor.

İşgal sırasında 45 kişi öldürüldü.

Brezilya ordusu ilk defa favelaları işgal etmiyor. 1994 yılında da buna benzer bir operasyon gerçekleştirlmişdi.  2010 yılında girişilen işgal Rio’da orta sınıfların desteğine sahip ve favela halkını kuşkulara boğmuş durumdadır. Gecekondu halkı paramilitari çeteler ve polis kuvvetlerinin gerçekleştireceği baskının gölgesi altında yaşıyor

İşgal edilen gecekondu bölgelerinde polis karakollarının inşası ve muhafaza edilmesi için büyük para fonlarına ihtiyaç vardır. Folha de São Paulo’nun bildirdiğine göre işgal edilen 13 favelanın kontrol altında tutulması için 2.000 görevliye ihtiyaç vardır. Eyalet hükümeti özel bağıslar yoluyla 2 milyon real topladı ancak, Rio’da 1.000 favela olduğu göz önüne alınırsa Rio eyaleti’nin uyguladığı işgal yönteminin geçerli olmadığı gözükmektedir.

Paramilitari Çeteler

Complexo do Alemão’nun işgalinden sonra bir açıklama yapan Başkan Lula, ” yurttaşların güvenliğini sağlamak için yapılan yatırımları” övdü.  Brezilya devlet yetkilileri Rio de Janeiro şehri’nin güneyinde ki orta sınıf  bölgeleri operasyonlarının merkezi haline getirerek, bu bölgelere yakın  bulunan favelaları işgal etti. Planlanan  bu bölgelere paramiliteri güçleri yerleştirmektedir.

2014 Dünya Futbol Kupası ve 2016 Olimpiyatlarının yapılacağı alanlarda şehrin güney bölgesinde yer almaktadır.

Gerçekleştirilen işgal eylemleri sonrası, Río de Janeiro’da otoritelerin ilan ettiği gibi organize suç sona ermiyor gerçekte, daha etkili ve zamanın gerekliliklerine uygun bir şekilde  yeniden şekillendiriliyor.  Eskinin silahlı, çeşitli bölgelere dağılmış ve kaotik çetelerinin yerini, ağırlıkla eski polis ve güvenlik görevlilerinden oluşan, polis kuvvetleri ile de ilişki halinde olan yeni çeteler alıyor.

Paramilitari gruplar hali hazırda 200’den fazla favelayı kontrol ediyorlar. Bu gruplar bir yandan bulundukları bölgelerde uyuşturucu ticaretini kontrol ederken diğer yandan da halktan koruma parası ya da gaz ve kablo TV servisleri sağlamak için haraç topluyorlar.

Brezilya polisinin yolsuzluk hikayeleri, şehirlerde ki çetelere silah sağlamaları dünyaca bilinen gerçekliklerdir. Paramilitari güçlerin  favelaları ele geçirmesi ile birlikte bir çok polis memuru paramilitari çetelerin üyeleri ve işbirlikçileri haline geldiler. Böylece, suç örgütlerine karşı savaştığını iddia eden güvenlik kuvvetlerinin bizzat kendileri suç örgütleri haline  dönüşüyorlar.

Rio de Janeiro’da gecekondu bölgelerinde kirli savaş sürüyor

Rio de Janeiro: gecekondulara polis baskınlarında en az 23 ölü

Brezilya: Lulacı sınıf işbirliği ve gelişen işçi hareketi-Osvaldo Coggiola

Posted in Brezilya, İnsan Hakları | Etiketler: , , , , , , | 1 Comment »

Latin Amerika’da “Sol” İktidarlar: Brezilya Örneği-K.Boratav

Posted by lahy 29/11/2010

Latin Amerika’da “sol iktidarlar” çeşit çeşittir. Geçen hafta bu köşede bunlardan biri olan Nestor Kirchner’in Arjantini’nden söz etmiştim ve Kirchner solculuğunun “alâmet-i farikası”nın uluslararası sermayeye ve hegemonik güçlere karşı izlenen çizgi olduğunu ileri sürmüştüm.

Bugün de Lula’nın Brezilyası’nın sekiz yıllık “sol iktidarı” üzerinde duracağım. Ekim’deki Başkanlık seçimlerini kazanan Dilma Rousseff’in de Lula’nın çizgisini sürdüreceğini hatırlatalım. Demek ki “Brezilya-türü bir sol iktidar modeli” oluşmaktadır.

İyi ama nasıl bir solculuk? Başkanlık seçimlerinden sonra Rousseff “Lula hükümetlerinin enflasyon hedeflemesine, dalgalı döviz kurlarına ve malî sorumluluğa dayanan başarılı ekonomik politikalarının sürdüreceğini” açıkça ilan etti. Bazı yorumcuların “kutsal üçlü” diye nitelendirdikleri bu saçayak (biraz açılırsa), kamu maliyesinde faiz dışı fazla hedeflemesi anlamına gelmekte ve çok yüksek reel faiz oranları ile sonuçlanmakta idi.

Türkiye’deki iktisat politikası tartışmalarını (ve bu köşeyi) izleyenler farkedeceklerdir: Brezilya’nın “kutsal üçlü”sü, AKP’li yıllarda Türkiye’de IMF ile imzalanan stand-by programlarından türeyen makro-ekonomik politikaları da belirleyen saçayağını oluşturmaktaydı. Ve bu model, büyüme sürecini büyük ölçüde dış kaynak hareketlerine bağladığı; ekonominin 2008-2009 kriziyle kırılgan konumda karşılanmasına yol açtığı için şiddetle eleştirilmekteydi.

Bu durumda en azından bu göstergeye baktığımızda Brezilya’nın “solculuğu”nu sorgulamaya başlayabiliriz.

***

Makroekonomik politikaların benzerliği, bazı önemli farklılıkları gözardı etmemelidir. Bir kere, Lula, borçları erken ödeyerek standby anlaşmalarına son vermiş ve neoliberal makroekonomik reçeteyi, IMF’den bağımsız olarak uygulamıştır. Bu uygulama belli bir hareket serbestliği de sağlamıştır. “Esnek kurlara” bağlılık, zaman zaman “esnetilmiş”; rezerv biriktirmeye öncelik verilerek döviz fiyatlarının aşırı ucuzlaması frenlenmiştir. Uluslararası krizin çevre ekonomilerini etkilemeye başladığı tarihte (Ağustos 2008’de) Bank of International Settlements (BIS) tarafından hesaplanan dövizin efektif reel fiyatına bakalım. Tam on yıl öncesiyle karşılaştırılırsa, Brezilya’da reel döviz fiyatı aşağı yukarı değişmemiş; Türkiye’de ise üçte bir oranında ucuzlamıştır.

Bir diğer farklılaşma iki ülkenin dış ticaret rejimlerinde gözlenmiştir: AB ile Gümrük Birliği, Türkiye’nin gümrük tarifeleri üzerindeki özerkliğini büyük ölçüde tasfiye etmiştir. Brezilya ise ABD ile ne ikili ne de çok taraflı bir serbest ticaret veya gümrük birliği anlaşması yapmamıştır.

Döviz kurları ve dış ticaret rejimleri arasındaki ayrışma, iki ülkeninn dış dengelerindeki gelişmeleri de farklılaştırmıştır. Dünya ekonomisinin kriz-öncesi canlanma konjonktürünü kapsayan 2003-2007 döneminde Lula yönetimindeki Brezilya her yıl dış fazla vermiş; AKP yönetimindeki Türkiye ise cari açıklarını dört nala artırmış; bunların toplamı sözü geçen beş yıl içinde 117 milyar dolara ulaşmıştır.

Türkiye uluslararası krizden bu nedenlerle daha ağır etkilenmiştir. İki kriz yılında (2008-2009’da) Brezilya büyümüş; Türkiye küçülmüştür.

***

Bölüşüm ilişkilerine bakıldığında, Lula Brezilya’nın temel toplumsal gerilimlerini oluşturan emek-sermaye ve topraksızlar-kapitalist çiftçiler çelişkilerinin üzerine gitmemiş; bunların yerine kamu kaynaklarının önemli bir bölümünü 15 milyon yoksul aileye (Bolsa Familia programı içinde) yapılan nakit ödemelerine ayırmış; sekiz yılda reel asgari ücreti yüzde 54 oranında artırmış; diğer sosyal harcamaları da yukarı çekmiş; yoksulluk oranını düşürmeyi başarmıştır.

Bir yandan “malî disiplin; faiz-dışı bütçe fazlası hedefleri”; bir yandan da hızla yükseltilen sosyal harcamalar… Buna, özel sektöre dönük kamu teşvikleri de ekleyelim ve soralım, “bu ne perhiz; bu ne lâhana turşusu?”

Öyle anlaşılıyor ki gereken kaynaklar, kamu yatırımları kısılarak ve yüksek oranlı vergilemeyle sağlanmıştır. Brezilya’nın büyüme karnesi ise parlak değildir: Son yirmi yıl boyunca (hem Cardoso, hem de Lula yönetimleri altında) Brezilya’nın inişli-çıkışlı büyüme hızı ortalama yüzde 3’ü aşamamıştır. Yatırım eğilimleri bir hayli zayıf olan sermaye çevreleri, bu nedenle Rousseff yönetiminin, sosyal harcamaları aşağı; kamu yatırımlarını yukarı çekmesini bekliyorlar.

***

Immanuel Wallerstein bir yazısında Lula’nın solculuğunu, “Solun Eski Açmazı” başlığı altında tartışıyor. Önce, Lula’yı soldan eleştiren ilerici aydınların, sınıf-tabanlı bir stratejinin zaman içinde aşınarak popülizme dönüşmesinden duydukları tedirginliği aktarıyor.

Wallerstein, daha sonra, Castro’nun Lula’yla buluştuktan sonra yaptığı bir değerlendirmeyi aktarıyor. Castro için önemli olan, Lula’nın Amerikan hegemonyasına (örneğin Bush’un “Amerikalar Serbest Ticaret Bölgesi” oluşturma girişimine) karşı gösterdiği kararlı tavır; Latin Amerika ülkeleri arasında siyaset ve ekonomi alanlarında ABD’yi dışlayan bütünleşmelerdeki öncülüğü ve bölgedeki ilerici rejimlerle dayanışmasıdır. Ve bu nedenlerle, “kendisini seçkin ve itibarlı bir devlet adamına dönüştüren metalürji işçisi” olarak Lula’yı alkışlıyor.

Wallerstein soruyor: “Nasıl oluyor da Brezilyalı sol aydınlarla Castro, Lula için bu kadar farklı değerlendirmeler yapabiliyorlar? Tamamen farklı iki şeye baktıkları için… Brezilyalı solcular, ülkenin iç siyasetine bakıyorlar ve Lula’nın orta-sol pragmatizminden hoşlanmıyorlar. Castro ise Lula’nın jeopolitik çizgisine, ABD emperyalizmini zayflattığı için önem veriyor.

Brezilya’yı aşan bu ikilemin çözümü, yanıtı nedir? Wallerstein’e göre açmazın çözümü, ülkelerin tarihlerinde, jeopolitik konumlarında aranmalıdır.


    Posted in Brezilya, Makaleler | Etiketler: , , , , , , | Leave a Comment »

    Dilma ABD’yi de mutlu etti

    Posted by lahy 10/11/2010

    Dilma ABD'yi de mutlu etti

    Brezilyalı seçmenler Dilma Rousseff’i devlet başkanı seçti; bu karar, ABD’nin memnuniyetle karşılayıp teşvik etmesi gereken tarihsel değişimlerin zirvesini oluşturuyordu. Rousseff ve hem selefi hem akıl hocası olan Lula da Silva, serbest piyasa ekonomisi, yoksulları gözeten politikalar ve demokrasiye gerçek bir saygı arasında sağlıklı bir bileşim sağlayarak ilerliyor. Bu bileşim refahı artan bir Brezilya ortaya çıkarıyor. Ekonomik sicil, Venezüella’nın anayasa değiştiren Devlet Başkanı Hugo Chavez’in yüzünü kızartacak nitelikte.

    Koltuğu bırakma sözünü tutan ve olağanüstü popülerliğe sahip olan Lula, yoksulların durumunu iyileştirmeye çalışan solcu bir işçi lideri olarak işe başladı. Fakat reformculuğun yanında popülist bir yaklaşımı olduğu da görüldü ve bu yaklaşım Brezilya’nın en hızlı büyüyen ekonomilerden biri haline gelmesini sağladı. Vaktiyle askeri diktatörlüğün işkence tezgâhından geçen Rousseff, Lula’nın politikalarını sürdürme vaadiyle devlet başkanlığını kazandı.

    ABD karşıtı değil
    Brezilya karasularında petrol keşfedilmesi refahın daha da artmasını sağlayabilir. Fakat Rousseff yoksulluk, yağmur ormanlarındaki kesimlerin yarattığı ekolojik tehdit, yüksek suç oranı ve enflasyon gibi ciddi sorunlar da miras aldı. Fakat Chavez’den ve Castro biraderlerden farklı olarak Lula ve Rousseff meşruiyet inşa etmek için ABD karşıtı sloganlara başvurmuyor.

    ABD, Brezilya’yla sadece pamuk sübvasyonları gibi ticari meselelerde değil, İran, Küba, Venezüella ve Kolombiya’yla hassas üçlü ilişkilerde de daha da yakın istişarede bulunmalı. Brezilya yükselen bir küresel güç ve Rousseff selefinin tutarlı, dengeli liderliğini sergilersa ABD’nin elde edeceği daha çok kazanım var. (Başyazı, 7 Kasım 2010, çeviri:radikal)

    Brezilya: Lulacı sınıf işbirliği ve gelişen işçi hareketi-Osvaldo Coggiola

    Arruda Sampaio: ”Lula’nın oynadığı rol Brezilya’da solu bitirmek oldu”

    Posted in Brezilya, Makaleler | Etiketler: , , | Leave a Comment »

    Brezilya: Lulacı sınıf işbirliği ve gelişen işçi hareketi-Osvaldo Coggiola

    Posted by lahy 07/11/2010

    Brezilya’da bulutların ardındaki kriz

    Osvaldo Coggiola

    Ocak 2003’de ki başlangıçından beri, başkanlığını Lula’nın yaptığı büyük sermayenin ”merkez sol” hükümeti, gerek sendika yöneticilerinin ve halk hareketlerinin işbirliğinin sağlanması/yolsuzluklarına göz yumulması, gerekse de nüfusun en fakir kesimlerine büyük bir sosyal yardım fonu çerçevesi içinde kamu fonlarının aktarılması tarafından desteklenen geniş bir sınıf işbirliği planını uyguladı.

    Çapı nedeniyle, bu olgu her türden uluslararası gözlemcinin ilgisni çekti, 2006 yılı başkanlık seçimlerinin ikinci turunda Lula’nın sağladığı ezici üstünlük ile, bölgesel olarak, sosyal yardım programlarının uygulanması arasında ki bağı görmemezlikten gelemediler.

    Piramitin tabanında bir ”sosyal programlar” grubuna rastlıyoruz (Aile Yardımı, Okul yardım ve Gıda yardımı) , gerçekte bu yardımlar daha önce mevcut olan sosyal programlarının birleştirilmesi sonucu yaratıldı. En yaygın olanı, Aile yardımı, 2006’da 11 milyon aileye ulaştı, 8,3 bin milyon real (4.200 milyon dolar), ya da Brezilya GSYMH’sının yüzde 0,4’ü. Bu programların idaresi STD’lere bırakıldı; bunların büyük bir çoğunluğu yolsuzluk örnekleri ve sözde ”eylemcilere verilen rüşvetler” idi, Lula hükümetinden gelir sağlayan spekülatörlere dönüştüler. 2002 yılında sayıları 22 bin olan STD’lerin sayısı 2006’da 260.000’e ulaştı ve gerçekte 300.000’i geçti. . 2006’da doğrudan 3 bin milyon real ( 1600 milyon dolar) aldılar; Planlama Bakanlığının tahminlerine göre bu paranın yarısından fazlası başka yerlere aktarıldı (veya çalındı)

    Bu rakamlar geniş çapta bir destek sağlanmasına izin verdi, ancak büyük finans kapital’e sağlanan ödemelerle karşılaştırlıdığında bu rakamlar küçüktür; yalnızca Nisan 2007’de , bir ay da, devleti soyan mali hırsızlar, rahatlıkla 1 milyar reali (600 bin milyon dolardan daha fazla) ödemesi geçiken kamu borçlarının faiz ödemesi olarak cepe indirdiler;23.500 milyon real kazanç elde ettiler.

    Resmi olarak Brezilyalı sendika sayısı, 8460’dür. Yarıdan fazlası hiçbir zaman değişmeyen ”yöneticilerine” gelir sağlayan tabeladan ibaret sendikalardır. Tam bu sıralarda sendika ve hükümet arasında geçici bir tedbirin (bir kararname) pazarlığını yaptılar, böylece, merkezi sendikalar (4 tanedirler..,: CUT, Fuerza Sindical, NCST ve UGT) maaşlardan zorunlu olarak kesilen paraların yüzde 10’unu alma hakkına kavuştular (işçi bir sendikaya üye olsun ya da olmasın maaşlardan düşürülen miktar), bu uygulama 1930’lı yıllardan beri sürüyor. Yıllık ödeme 3 bin milyon realdir..bu anlaşma, ayrıca, maaş artışlarının görüşülmesi sırasında merkezi sendikaların tabanda ki örgütlenmeler ve bölgesel veya ulusal sendikalar ile karsısında güçlenmesi anlamına geliyor.

    Dörtlü merkez maliyeti 2 milyon dolar olan bir kongre’de, İşçilerin Genel Sendikası (UGT) adıyla kuruldu…Dört merkezi sendika resmi olarak tanınan sendikalardır ve mali kaynakları devlet tarafından garanti edilmiştir.

    Bunlara milyoner UNE (Ulusal Öğrenciler Sendikası)’nın finansmanını da katmak gerekir, bu sendika BKP’sinin eski-maocu bürokrasisinden gelen yöneticilerin elindedir.(Bu parti hükümetin koalisyon ortaklarından biridir), ayrıca aralarında Topraksızlar hareketi(MST)’nin de bulunduğu değişik köylü hareketlerinin bağımlı bulunduğu tarımsal kredi yapılarını katmak gerekir. MST. MST 24 eyaletten gelen 24.500 tarım işçisi ile, 23 yıllık tarihinde en geniş katılımın sağlandığı V kongresini Brasilia’da gerçekleştirdi. Uzun kararnamelerinde tarımsal problemleri, gıda, ekoloji programlarını dile getirirken, Lula hükümet’inin eleştirisi bir kenara bırakıldı;devekuşlarının izlediği politikaya bir örnek olarak mevcut başarılardan söz ettiler. 2007 yılında öldürülen tarım işçilerinin sayısısnda yüzde 77’lik bir artış olmasına rağmen , büyük toprak sahiplerine ait toprakların işgali, bu politikaların bir sonucu olarak sınırlandı, ve bunun anlamı 2006’da zor kullanma yoluyla 20.000 işgalin sona ermesi oldu.

    3489 sendikanın (resmi olarak yalnızca 1.806) kendisine bağlı olduğunu belirten ana merkezi sendika Merkezi İşçiler Sendikası (CUT), UNE ve MST ile birlikte hükümet yanlısı Sosyal hareketler Koordinasyonunu teşkil ediyor, ulusal hükümete (ve bazı eyaletlerde) yönetime değişik kademelerde katılıyor ve her türden sınıf işbirliğinin bir örneği olan sendika-patron komiteleri, özellikle de sendikal ve çalışma reformu olarak lanse edilen şehir ve tarım işçilerinin elde ettiği başarıların ve haklarının tahribi ve esnek çalışma politikalarının ve gerekse de eğitimin özelleştirilmesinin komitelerine katılımları hakkında bir söz etmiyorlar.

    Sendikal, halkçı, köylü, gençlik ve brezilyalı akımların uzun geri çekilişlerinin kökeninde bu devasa sınıf işbirliği cephesi vardır. İhracat bonanzası hakkındaki gürültü metropol bölgelerdeki işsizliğin 2005 Aralık ayında yüzde 8.7 iken Mayıs 2010’da yüzde 10.1’e yükseldiğini gizleyememektedir. 96 milyon çalışan işçi içinde yalnızca 33 milyon yasalara uygun olarak kayıtlıdır. Ve işçilerin yüzde 80’i iki asgari ücretten daha az kazanmaktadır ( başka bir deyişle ayda 350 dolardan az).

    Yegane ulusal grevler (örneğin sosyal yardımların özelleştirilmesine karşı) kamu görevlileri tarafından gerçekleştirldi ( ve genelde yenilgiye uğradı), işçi grevleri arada sırada görüldü ve tecrit edilmiş idiler. Lula’nın cevabı kamu çalışanlarının grev yapmasını tümden yasadışı ilan eden ve grevde geçen günler için maaşlardan kesinti yapan bir yasal düzenleme önerisi oldu.

    2007’nin ikinci yarısından itibaren panorama değişmeye başladı. Yıllarca bir maaş artışı almadan çalışan 100,000’den fazla kamu işçisi greve gitti. İşçi sınıfı ve ücretlilerin mücadelesi genelde merkezi sendikaların ”sosyal barışı” ve petrol işçileri grevinin yenilgisi ardından 1994 yılında başlayan sendikal geri çekiliş dönemini kırmaya başladı. Grevin bir sonucu olarak özelleştirilen CSN (Ulusal Çelik Firması) işçileri önemli bir maaş artışı sağladı, aynı şekilde Sao Paulo metrosu işçileri de başarı sağladı. 25 Nisan’da 20.000’den fazla ilk ve ortaokul öğretmeni Sao Paulo’da ki yasama yetkisine sahip Meclis’in önünde mücadeleci eylemler gerçekleştirdiler.

    İlk olarak Conlutas ( solun bir parçası olan ve mücadeleci sendikaların oluşturduğu bir yapı) tarafından planlanan, CUT’nunda katıldığı 23 Mayıs da ki ” Mücadele günü,” bir çok şehirde iş bırakmalar ve büyük eylemler gerçekleşti, Sao Paulo, Avenida Paulista’da 10.000 kişi yürüdü, bir başarı elde edildi.

    Haziran ayında binlerce federal kamu işçisi Brazilia’da yürüdü. Bütün ülkede üniversitelerde rektörlük binalarının işgali iki katına çıktı. Sao Paulo Üniversitesi(USP)’nin 50 günden fazla işgali, Brezilya’da büyük öneme sahiptir, bu bir sembol ve bütün ülkede öğrenci mücadelesinin öncüsü oldu. Eyaletin üç büyük üniversitesi olan Unicamp,Unesp ve USP’nin öğretim üyleri ve diğer çalışanları da greve giderek mücadeleye katıldılar. Ceará, Espíritu Santo, ve Río de Janeiro üniversiteleirnde olduğu gibi. Sao Paulo eyaletinin iç kısımlarındaki beş rektörlük binası daha işgal edildi.

    Petrol İşçileri Federasyonu’nun Haziran ortaarındaki kongresinde ”grev kararı” alındı. 16 rafineri ve 103 platformda çalışan 50 bin petrol işçisi ve bunların yanısıra 120.000 taşaron işçi. Bu gelişme, Temmuz başlarında ki federal üniversitelerde öğretim üyelerinin başlattığı ulusal grevin öncüsü oldu.

    Hükümet’in baskıcı yanıtı kamu işçileri ve öğrencilerle sınırlı kalmadı. Havaalanlarındaki krizin başlangıçından itibaren hava tarfik kontrollörleri doğrudan Ordu’nun baskısı altında idiler, askeri yetkililerin komuta ve tehditleri altında çalışıyorlardı. Teğmenler Wellington Rodrigues ve Carlos Trifilio, sendika yöneticileri – askeri disiplini kırmak ve greve teşvik suçlamasıyla tutuklandılar

    Congonhas (Sao Paulo) havaalanındaki 200’den fazla kişinin öldüğü felaket hükümet’in havaalanlarını özelleştirme politikasının (genelde kamu servisleri) yol açtığı faciayı gözler önüne serdi ve sonunda, nesnel olarak, ”günah keçisi” politikası ile son buldu ( işçiler bir askeri kölelik rejimi altında çalışmak zorunda bırakıldılar)

    Bitmek tükenmek bilmeyen rüşvet skandalları yalnızca koalisyon hükümetinin krizi değil aynı zamanda devletin tüm kurumlarının krizidir, görüldüğü gibi hiç kimse soygunlar ve milyonların aktarımından muaf değildir.

    Latin Amerika’nın devi Brezilya proleteryası, ”aşağıdan yukarıya” doğru bir harekete başladı. Tabanda yeni sendikalar kuruluyor ve büyüyor. Öğrenci hareketi gerçektende bürokratik liderliğe karşı isyan halindedir. ”Yukarıdakilerin” büyük krizi ile birleştiği zaman, bu hareketin büyümesi ve derinleşmesi ülkeyi devrim öncesi bir duruma sürükleyebilir. (Ekim 2010)

    Arruda Sampaio: ”Lula’nın oynadığı rol Brezilya’da solu bitirmek oldu”

    Posted in Brezilya, Makaleler, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , , , , | 2 Comments »

    Başkan Dilma’ya işkençe yapan emekli subaylara dava açıldı

    Posted by lahy 07/11/2010

    SAO PAULO – Sao Paulo Eyalet savcıları Perşembe günü 1964-1985 askeri diktatörlük yılları sırasında 6 kişiyi öldürmek ve 20 kişiye işkençe yapmaktan dolayı emekli dört subaya karşı sivil dava açtı.
    İşkençe kurbanları arasında 31 Ekim’de başkan seçilen Dilma Rousseff‘de var.

    Suçlu bulunmaları halinde emekli subaylar, Homero Cesar Machado, Innocencio Fabricio de Mattos Beltrão, Mauricio Lopes Lima ve João Thomaz emekli maaşlarını kaybadecek ve diktörlük dönemi kurbanlarına tazminat ödemek zorunda kalacaklar.

    Savcılar 1969-1970 yılları arasında uygulanan Operasyon Bandeirante askeri kampanyasını araştırıyorlar. Bu operasyon ile değişik askeri ünitler bir ünit içinde birleştirildi; burada görevli personel muhaliflerin baskıya uğramasi, tutuklanması ve ortadan kaldırlması konusunda uzmandılar.

    Savcılar suçlanan subayların 6 kişinin ölümünden sorumlu olduğuna inanıyor; kurbanlar arasında 1969 Eylül ayında ABD elçisi Charles Burke Elbrick‘i kaçıran grubun liderlerinden Virgilio Gomes da Silva’da var.

    İşkençe kurbanları arasında iki yıldan fazla tutuklu kalan devlet başkanı Dilma Rousseff’in de adı geçiyor.

    Kaynak:EFE

    Brezilya:Dilma Rousseff’in inanılmaz başkalaşımı

    Posted in Brezilya, İnsan Hakları | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

    Arruda Sampaio: ”Lula’nın oynadığı rol Brezilya’da solu bitirmek oldu”

    Posted by lahy 05/11/2010

    Plínio de Arruda

    Uzun yıllar politik mücadele içinde bulunan 80 yaşındaki  Plínio de Arruda Sampaio 2010 başkanlık seçimlerinde Sosyalizm ve Özgürlük Partisi (PSOL)’nin başkan adayı idi.  Bir milyondan daha az oy aldı, ancak,  Brezilya İşçi Partisi (PT)’in  sözde solculuğuna karşı sol bir altenatifi savunmayı başardı. Israrlı bir şekilde gerek Dilma gerekse de Serra’nın ”sermaye tarafından desteklenen adaylar” olduğunu vurguladı.

    Dilma’nın zaferi hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Brezilya halkının yanılsamalarının bir sonucu olarak  Dilma’dan çok Lula’nın bir zaferi olduğu fikrindeyim. Brezilyalılar tanımadıkları ve savunabilecek hiç bir perspestifi olmayan bir bir kişiyi seçtiler.  Hükümeti halkın beklentilerini karşılayamaz ve son derece heterojen bir koalisyon kuracaklardır, bunun anlamı brezilya politikasındaki çatlakların derinleşmesidir.

    Dilma ve Lula hükümetleri arasıında nasıl bir fark olabilir?

    Lula ile çok uluslu tekeller ve bankalar daha çok gelir elde ettiler.

    Dilma’ya gelince, bir bilinmez, kimse onu tanımıyor, bilmiyorum.

    Dilma ile Serra arasında gerçek bir farklılık olmadığı konusunda eminmisiniz? Sol bir perspektiften kötü ile kötünün kötüsü arasında bir tercih mi söz konusu idi?

    Sosyalist perspektifimizden bakınca, kitlelerin bilinçlenmesi can alıcıdır , bu  organize olmak için kimlerin sömürücüler olduğunu bilmek ve sonra da devrimi gerçekleştirmek demektir.  bu anlamda, evet bazı kesin farklılıklar vardır: Serra’nın politikası sosyal hareketlere karşı daha baskıcı olacak idi. Ancak PT’nin yaptığı da, Topraksızlar Hareketi (MST) örneğinde görüldüğü gibi,  bu hareketleri bölmek ve yozlaştırmaktır. Böylece gerçekte, Lula seçeneği daha kötüdür, bunun nedeni halkın bilinçlenmesinin önünde bir engel olmasıdır. Bundan dolayı  boş oy kullanmak en doğrusu idi, bu hoşnutsuzluğu dışa vurmanın tek yolu bu idi.

    Lula hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Gelişmekte olan ülkelerin tanrıdan isteyecekleri bir başkan. Açık olan şudur: daha fazla para kazanan bankaların ve çok uluslu tekellerin çıkarlarını herşeyin üzerinde tuttu. Lula’nın oynadığı rol, Brezilya’da solu bitirmek oldu, bu anlamda, başka Latin Amerika ülkelerinde olduğu gibi kapitalizmin çıkarlarına boyun eğmeyen bir solun yükselişi imkansız hale geldi.

    Lula döneminde kimler en kazançlı çıktılar’?

    Tarim işletmeleri, işlenmemiş ürünler, madencilik..  Yeni sömürgeciliği yeniden formüle eden bir politikadır, 1930 öncelerine bir geri gidiş söz konusu oldu:  etanol için şeker kamışı üretimi, soya vb. Her seferinde dışardan daha fazla ithal gerekiyor. Lula’ya yapılan ana eleştirilerden biri budur.

    Ancak olumlu söz söylebileceğiniz alanlar yok mu? örneğin dış politika?

    Lula gayet iyi iki danışmana sahipti: Celso Amorim ve Samuel Pinheiro Guimarães [ dışişleri bakanı ve Startejik Planlama bakanı]. Burada,  Latin Amerika’da sonuç olumlu idi; daha fazlasını yapabilirlerdi, olumlu işleri komşularımıza yaklaşmamız oldu. Sorgulanması gereken İran anlaşmazlığında oynadığımzı rol oldu. Neden oraya gittik? Brezilya kendisini zor duruma düşürdü.

    Brezilya’nın kalkınmayı çevre’nin korunmasının önüne çıkarmasını da eleştiriyormusunuz.

    Amazon’un zenginliğini savunmamak saçma olur,  örneğin buradaki  göz kamaştırıcı çeşitlilik ilaç sanayine akıl almaz faydalar sağlayabilir. Mamafih,  bu hazine yüksek bir büyüme hızı yakalamak için kereste ve tarım tekellerine feda ediliyor.  Ancak, GYSMH yüzde 10 artarsa halk daha iyi yaşayacak gibi bir şey söylemek istemem: bu yanlış bir düşünce. Nasıl dağıtıldığına, yuttaşların hayatlarında bir düzeltme sağlayıp sağlamadığına bağlıdır.

    Sosyal kriz kendisini şehirlerdeki durmayan şiddet olaylarında gösteriyor.

    Şiddetin kökeninde büyük sosyal eşitsizlik vardır: bu ortadan kalkmadığı sürece suç da ortadan kalkmayacaktır. Ancak bu uzun bir zaman alacak ve şiddet olayları şimdi buradadır: hali hazırda buna karşı mücadele etmek gerekiyor. Ancak silahlarla değil, çünkü şiddet yalnızca daha fazla şiddete yol açıyor.Askeri diktatörlük döneminde eğitim gören, fakirliği suç ile özdeşleştiren güvenlik güçleri, polisi yeniden eğitmek ve bu yapıları yerel komitelerin kontrolü altına koymak gerekiyor.(02.11.2011)

    Kaynak: Nazareth Castro/ elpublico.es, Çeviri: Erol Yeşilyurt (Lahy)

    Brezilya Seçimlerinde Sosyalist Alternatif

    Brezilya Sol’undan ikinci turda seçimleri ‘boykot’ çağrısı

    Brezilya:Dilma Rousseff’in inanılmaz başkalaşımı

    Brezilya: Kızgın bir şeçmenin düşünceleri-Frei Betto

    Lula’nın Mirası: İki Brezilya – James Petras

    Posted in Brezilya | Etiketler: , , , , , | Leave a Comment »

    Brezilya ‘yerli Palin’e kanmadı, doğru adayı seçti-Mark Weisbrot

    Posted by lahy 04/11/2010

    MARK WEISBROT/ The Guardian

    Comedy Central’dan Jon Stewart ve Stephen Colbert’in öncülüğünü yaptığı ve yüz binlerce insanı Washington caddelerine döken gösteri gibi, Brezilya da seçimlerde ‘Sağduyuyu Tesis Etmek’le ‘Korkuyu Canlı Tutmak’ arasında bir yarışa sahne oldu. Fakat ikincisinde milyonlarca Brezilyalının kaderi ciddi bir riskle karşı karşıyaydı. İktidardaki İşçi Partisi’nden Dilma Rousseff, muhalefetin adayı Jose Serra’yı açık farkla geride bırakıp zafer kazandı. Her iki tarafta yolsuzluk suçlamalarının damgasını vurduğu ve Serra’nın eşinin Dilma’ya ‘bebek katili’ demesiyle zirveye çıkan nahoş ve çirkin bir kampanya yürütüldü.

    Dini gruplar ve liderler Serra için seferber oldu ve Dilma’yı kürtajı yasallaştırmak, dini simgeleri yasaklamak, ‘anti-Hıristiyan’ ve askeri diktatörlüğe direnişinden dolayı ‘terörist’ olmakla suçladı. Kampanya, ABD’deki Cumhuriyetçilerin stratejlerini andırıyordu.

    ‘Serra Palin’

    Serra, bir muhalifinin kendisine, ABD’deki Cumhuriyetçi lider Sarah Palin’e atıfla ‘Serra Palin’ lakabını takmasına vesile olan sağcı bir dış politika stratejisine sahipti. Kampanyası boyunca söyledikleri Brezilya’yı komşularından uzaklaştırma tehlikesine işaret ediyordu; Bolivya’yı uyuşturucu kaçakçılığının ‘suç ortağı’ olmakla ve Venezüella’yı Kolombiya’daki başlıca gerilla grubu olan FARC’a ‘sığınak sağlamakla’ suçladı.

    Görevi bırakacak olan Başkan Lula da Silva’ya, Honduras hükümetini tanımadığı için saldırdı. Honduras hükümeti geçen yıl askeri darbenin ardından ‘seçilmişti’; sansür ve insan hakları ihlalleri koşullarında yapılan seçimi sadece ABD ve büyük çoğunluğu sağcı olan bir avuç müttefiki ‘özgür ve adil’ olarak tanıdı.

    Fakat sağduyu korkuya galip geldi, zira seçmen Lula döneminde hayat koşullarındaki hatırı sayılır iyileşmeleri Serra’nın önerdiği her şeyden daha ikna edici buldu.

    İktisatçı Serra’nın, çoğu Brezilyalının hayatını etkileyen en önemli ekonomik meselelerden kaçınmanın bir yolunu araması şaşırtıcı değildi. Ekonomi Lula döneminde, Serra’nın Sosyal Demokrat partisinin (PSDB) sekiz yıllık iktidarından çok daha güçlü bir performans gösterdi; kişi başı ulusal gelir 2002-2010 arasında yüzde 23 oranında arttı, 1994-2002 arasında bu oran sadece yüzde 3.5’ti. İşsizlik yüzde 6.2 gibi düşük bir oranda seyrediyor, ki bu ülke tarihinde bir rekor.

    Belki daha da önemlisi, çoğu Brezilyalı ciddi kazanımlar elde etti: Enflasyona göre ayarlanan asgari ücret Lula’nın döneminde yüzde 65 oranında arttı. Yani Serra’nın partisinden Fernando Henrique Cardoso’nun başkan olduğu önceki sekiz yıla kıyasla üç kat artış var. Bu sadece asgari ücretle çalışanları değil, maaşları asgari ücret üzerinden ayarlanan on milyonlarca çalışanı da etkiliyor.

    Hükümet yoksul ailelere çocuklarını okula ve aşılama programlarına gönderme karşılığında mali katkı sağlayan Bolsa Familia programını genişletti. Program okur yazarlığı artırdı ve 13 milyon aileye ulaşıyor. 2003’ten beri 19 milyon insan yoksulluk sınırının üzerine çıktı. Ve ev sahipliği için yeni bir destek planından şimdiden yüz binlerce aile faydalanıyor.

    Seçkinler bastırıyor

    Serra’nın ödünç aldığı Cumhuriyetçi stratejisi ABD’de son 40 yılın çoğunda etkili olduysa da, bir ihraç ürünü olarak o kadar işe yaramadı. Brezilyalı seçmen atılan çamurdan çabuk bıktı ve kararsız seçmenler Serra’nın kendileri için neyi İşçi Partisi’nden daha iyi yapacağını öğrenmek istediler. Serra cevap veremeyince onların oylarını kaybetti.

    Öte yandan olumsuz kampanya tarzı, seçim sürecinin genelinde Brezilya’nın geleceğine dair bazı hayati meselelerin ele alınmasını engelledi. Merkez bankasına hâkim olan seçkinler, ekonomi politikaları üzerinde en az Wall Street kadar etkili. Brezilya’nın Lula iktidarında bile yıllardır dünyadaki en yüksek faiz oranlarına sahip olmasının nedeni bu. Brezilya’nın büyüme performansı hâlâ diğer ‘yükselen ekonomiler’ düzeyinde değil ve ülke bu potansiyele ulaşmak için önceki hükümetlerin neoliberal politikalarının bazılarından uzaklaşmak zorunda kalacak.

    Lula dönemindeki sermaye oluşumu Cardoso döneminden çok farklı değildi ve birçok gelişmekte olan ülkeye kıyasla düşüktü. Kamu yatırımları daha da düşük düzeydeydi. Ülkenin bir kalkınma stratejisine ihtiyacı olacak; bu strateji, Brezilyalıların çoğunluğunun çıkarlarını ileriye taşıyacak yeni yatırım ve tüketim tarzları oluşturmalı.

    Nükleer takas unutulmadı

    Seçimin batı yarıküre için de çok önemli sonuçları var; Obama’nın Dışişleri Bakanlığı, Bush yönetiminin Güney Amerika’daki sol hükümetlerin son 10 yılda elde ettiği beklenmedik bağımsızlığı ‘geriletme’ stratejisine tereddütsüz devam ediyor. İşçi Partisi’nin yenilgisi, Washington’daki gericiler için büyük bir zafer olacaktı.

    Dünyanın kalanı için de sonuçları olacak. Mayısta Brezilya ve Türkiye, İran’la nükleer ihtilafı sözme çabası çerçevesinde bir nükleer takas anlaşması bağlayarak uluslararası diplomaside kendilerine çok mühim bir yer açtı. ABD muhtemelen bundan dolayı düş kırıklığına uğradı. Serra’nın İran’la yapılan anlaşmaya saldırması boşuna değildi.

    Velhasıl Rousseff’in Lula’nın başarılarını pekiştiren seçim zaferi Washington dışında iyi haber olarak karşılanacaktır. (1 Kasım 2010)

    Brezilya ilk kadın devlet başkanını seçti

    Brezilya Sol’undan ikinci turda seçimleri ‘boykot’ çağrısı

    Brezilya:Dilma Rousseff’in inanılmaz başkalaşımı

    Brezilya Devlet Başkanı seçimi ikinci tura kaldı

    Brezilya: Yeşillerin adayı Marina Silva 3.üncü sırada

    Brezilya: Kızgın bir şeçmenin düşünceleri-Frei Betto

    Lula’nın Mirası: İki Brezilya – James Petras

    Lula, Amazon’da devasa bir baraj yapımı anlaşmasını imzaladı

    Posted in Brezilya, Makaleler, Seçimler | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

    Brezilya ilk kadın devlet başkanını seçti

    Posted by lahy 01/11/2010

    Brezilya’da Pazar günü yapılan başkanlık seçimlerinde oyların yüzde 56’ya yakınını alan Dilma Rousseff Brezilya’da başkan seçilen ilk kadın oldu.

    ”Çok mutluyum ve bu an için Brezilyalılara teşekkür ediyorum” dedi.

    José Serra ise oyların yüzde 44’ünü aldı.

    Seçmenlerin yüzde 21’i oy kullanmazken yüzde 7’ye yakını geçersiz oy kullandı.

    Brezilya Sol’undan ikinci turda seçimleri ‘boykot’ çağrısı

    Brezilya:Dilma Rousseff’in inanılmaz başkalaşımı

    Brezilya Devlet Başkanı seçimi ikinci tura kaldı

    Brezilya: Yeşillerin adayı Marina Silva 3.üncü sırada

    Brezilya: Kızgın bir şeçmenin düşünceleri-Frei Betto

    Lula’nın Mirası: İki Brezilya – James Petras

    Lula, Amazon’da devasa bir baraj yapımı anlaşmasını imzaladı

    Posted in Brezilya, Seçimler | Etiketler: , , | Leave a Comment »

    Brezilya seçimlerinde karar günü

    Posted by lahy 30/10/2010

    Brezilya’da Pazar günü yapılacak olan devlet başkanlığı ikinci tur seçimleri için propaganda dönemi bugün yapılacak olan ve iki aday Dilma Rousseff ile Jose Serra’nın yer alacağı televizyon tartışması ile sona erdi.

    Başkan adaylarının katılımcılardan gelen sorulara cevap verdiği dün geceki tartışma da her iki taraf da salonda çoğunluğu oluşturan kararsızlar olarak nitelenen seçmenleri etkilemeyi hedefledi. Serra ile Roussef arasındaki tartışma yumuşak bir havada geçti.

    Dilma Rousseff , Başkan Lula döneminde 28 milyon Brezilya’lının yoksulluk çemberi dışına çıktığını, geri kalan 20 milyon yoksulunda kendi başkanlık döneminde gelirlerinin artacağını söyleyerek ekoomik alanda elde edilen başarıları vurguladı.

    Jose Serra ise Brezilya’nın hızlı büyümesinin önünde para birimi Real’in fazla değer kazanması, yüksek vergiler ve alt yapı yetersizlikleri gibi problemler bulunduğunu söyleyerek Roussef’in tecrübesizliğini eleştiri konusu yaptı.

    Jose Serra Brezilya’da son yirmi yılda yolsuzluk olaylarına karışanların hiçbir zaman cezalandırılmadıklarını söyledi.

    Ilk kez 10 Ekim günü televizyon kameralarının önünde yapılan tartışmalarda  Serra başarılı olamadı. Yoğun tartışmalar kamu kurumlarının özelleştirilmesi, din ve kürtaj konularında yaşandı.

    135 milyon Brezilyalının oylarıyla seçilecek yeni devlet başkanı, 1 Ocak 2011 tarihinden geçerli olmak üzere Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva’dan görevi devralacak.

    Seçimlerle ilgili yapılan dört ayrı ankette de Rousseff  önde görünüyor.   Geçersiz oylar hesap dışına çıkarıldığında Rousseff yüzde 12 önde güzüküyor.

    Her iki başkan adayı da Lula döneminde uygulanan ekonomik politikayı eleştirmekten kaçınırken yapılan tartışmalarda din ve kürtaj konusunun öne çıkması üzerinde düşünülmesi gereken bir konu olarak duruyor.

    Posted in Brezilya, Seçimler | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

    Brezilya Sol’undan ikinci turda seçimleri ‘boykot’ çağrısı

    Posted by lahy 19/10/2010

    Birleşik Sosyalist İşçi Partisi (PSTU) ve  Sosyalizm ve Özgürlük Partisi (PSOL)  Başkanlık adayı Plínio de Arruda Sampaio geçersiz oy kullanma çağrısı yaparken PSOL ve  Brezilya Komünist partisi (PCB)  ” Serra’ya Oy Yok”  çağrısı yaptılar.

    Brezilya da 31 Ekim’de gerçekleştirilecek olan Başkanlık seçimlerinin ikinci turunda sosyalist parti PSTU ve PSOL başkanlık adayı Plínio de Arruda Sampaio boş oy verme çağrısında bulundular. (Oy kullanmanın zorunlu olduğu Brezilya’da geçersiz oy boykot taktiği gibi seçmenlerin mevcut adayları red ettiklerini belirtmek için kullanılıyor)

    Seçimlerde 1 milyona yakın oy alan PSOL başkan adayı Plinio Arruda Sampaio ”Ulusa bir Çağrı” yayınlayarak, boş oy kullanılmasını önerdi.

    José Serra burjuvazinin daha modern, organik olarak uluslararası sermayeye daha açık, sosyal hareketlere karşı baskıyı daha fazla esas alan kanatının adayıdır.” diyen Plinio, Serra’nın neo-liberalizmini vurgıulayarak, seçilmesi halinde Chávez, Correa ve Morales hükümetlerini zor durumda bırakacağını vurguladı.

    Dilma Rousseff’i bir ‘bilinmez’ olarak niteleyen Pilinio, Roussef’in Lula’nın politikalarına devam edip etmeyeceğinin veya sosyal hareketlere karşı daha az baskı, daha çok içine çekme (entegrasyon) politikası izleyip izlemeyeceğinin,, Küba, Venezüella, Ekvador  ve Bolivya ile ilişkilerde ne yapacağının açık olmadığını bildirdi.

    Dilma’nın Serra karşısında daha avantajlı olduğunu ancak sosyal hareketleri entegre etme politikalarının kapitalizme karşı mücadeleyi olumsuz bir şekilde etkilediğini vurgulayarak, ” Halkın mücadelesi için yapılması gereken tercih nedir? Açıkca düşman bir hükümetle karşı karşıya gelmek mi yoksa aynı şekilde düşmanca fakat daha kabiliyetli  halkın politik liderlerini yollarından çıkarmak konusunda daha etkili olan bir hükümeti desteklemek mi?’‘ diye sordu.

    Plínio de Arruda Sampaio, verdiği yanıtta alınması gereken tek pozisyonun boş oy kullanmak olduğunu vurguladı.

    Seçimlerde yüzbine yakın oy alan ancak, işçi sınıfı ve sendikalar içinde örgütlü bulunan  Birleşik Sosyalist İşçi Partisi (PSTU’da bir açıklama yaparak, boş oy kullanma çağrısnda bulundu. PSTU, ”gerek Serra gerekse de Dilma’nın işçilerin haklarına saldıracağı” gerekçesiyle bu kararı aldığını açıkladı.

    PSOL’un başkan adayı Plinio, boş oy kullanma çağrısı yaparken, partisi PSOL ise, ”Serra’ya Oy Yok ” çağrısı yaptı ve Dilma Roussef‘e eleştirel oy verilmesi çağrısında bulundu.

    Diğer bir gelişmede, aralarında köylü ve topraksızlar hareketi Via Campesina ve MST’ninde bulunduğu sosyal hareketlerin bir araya gelerek Dilma Roussef’i destekleme çağrısı yapmasıdır:

    Dilma Roussef’i seçimlerin ikinci turunda destekleme kararı alan sosyal hareketler :Via Campesina Brasil, Movimento dos Atingidos por Barragens- MAB, Movimento das Mulheres Camponesas-  MMC,Movimento dos Pequenos Agricultores – MPA,Movimento dos Trabalhadores Rurais Sem Terra- MST,Federação dos Estudantes de Agronomia do Brasil- FEAB,Assembléia Popular- PE,Centro de Estudos Barão de Itararé Fórum Brasileiro de Economia Solidária,Marcha Mundial das Mulheres- MMM,Movimento Camponês Popular- MCP,Rede Brasileira de Integração dos Povos- REBRIP,Rede de Educação Cidadã Sudeste- RECID, Sindicato dos Engenheiros do Paraná- Senge-PR,Uniao de Estudantes Afrodescendentes-UNEAFRO

    Lula ve  Dilma Roussef’e karşı eleştirilerde bulunmalarına karşın Dilma’yı desteklemelerine gerekçe olarak  ” Serra’nın ülkede ki sağcı ve faşist güçleri temsil ettiği” tespitini esas alıyorlar.  Sosyal hareketler Dilma Rousseff’in başkanlığı altında toprak reformunun tamamlanması ve haftalık çalışma saatlerinin 44’den 40’a düşürülmesini hedefliyor, ancak, Dilma Roussef seçim kampanyası sırasında yaptığı açıklamalarda her iki talebi de desteklemekten kaçındı.

    Seçimler sırasında sağ bir platformdan çevre sorunlarını esas alarak üçüncü sırada gelen Marina Silva‘nın aday olduğu Yeşil Parti PV’nin önde gelen isimlerinden Fabio Feldman ve Fernando Gabeira,  neo-liberal  Jose Serra’yı destekleme çağrısında bulundular. Geçtiğimiz Pazar günü yapılan bir toplantıda  Yeşil Parti (PV), hangi partiye oy verecekleri konusunda kararı üyelerinin kişisel tercihine bırakmışdı.

    Feldman ve Gabeira’nın yanısıra kendisini destekleyeceklerini açıklayan diğer Yeşil Parti milletvekilleri, belediye başkanları ve politikacılarına teşekkür eden Jose Serra ,  adı geçen PV’li politikacıların kendisiyle ” birlik” olmalarının doğal olduğunu söyledi.

    Kaynak:  Brasil/PSOL opta por “ningún voto a Serra”; Plinio defiende el voto nulo Brasil de Fato – declaraciones en portugués]

    Brezilya:Dilma Rousseff’in inanılmaz başkalaşımı

    Brezilya Devlet Başkanı seçimi ikinci tura kaldı

    Brezilya: Yeşillerin adayı Marina Silva 3.üncü sırada

    Brezilya: Kızgın bir şeçmenin düşünceleri-Frei Betto

    Lula’nın Mirası: İki Brezilya – James Petras

    Lula, Amazon’da devasa bir baraj yapımı anlaşmasını imzaladı

    Brezilya Seçimlerinde Sosyalist Alternatif

    Posted in Brezilya, Seçimler | Etiketler: , , , , , , | Leave a Comment »

    Brezilya:Dilma Rousseff’in inanılmaz başkalaşımı

    Posted by lahy 05/10/2010

    3 Ekim Pazar günü, Brezilya’da yapılan seçimlerde, Brezilyalı seçmenler başkan seçimi, eyalet valilerin seçimi ve ulusal meclis, senatör seçimleri içinde oy kullandılar. Seçilen vekiller arasında iki eski futbolcu ve hiçbir programa sahip olmayan, ancak, ”parlamento’da ne yapacağımı bilmiyorum, seçilirsem orada olup bitenleri anlatacağım” diyen bir palyaço da vardı.  Frei Betto‘nun Brezilya: Kızgın bir şeçmenin düşünceleri yazısında belirttiği gibi bu gelişmeler, temsili parlamenter sistemin sorgulanmasını da birlikte getirmektedir.

    Parlamenter sistemin emekçi kitleler için nasıl bir yanılsama anlamına geldiğini anlamak için pazar günü yüzde 47 oy alan ve Lula’nın halefi olarak görülen  İşçi Partisi (PT) adayı Dilma Rousseff‘in geçirdiği değişimden de söz etmek gerekiyor.

    Foto de la ficha policial de Dilma Rousseff en 1970.ap

    Zeki, açık görüşlere sahip ve kararlı bir kadın olarak tanınan Dilma Rousseff başkanlık kampanyası sırasında sahip olduğu imajı yeniden yaratma yoluna gitti: kendisini çalışmaktan yorulmayan, dinç ve  sabırlı bir kadın olarak tanıtıyor. Çok sayıda toplantılar ve basın konferansları katılıp, Brezilya’yı bir baştan diğerine geçerken yakın bir zaman önce tedavi gördüğü kanser hastalığını yendiği mesajını da verdi.

    Ancak, Dilma Rousseff’in  imaj değişimi karakterinde daha önce arka planda kalan özelliklerinin öne çıkarılması ya da yaratılması ile sınırlı kalmadı.

    Politik market danışmanlarının önerileri doğrultusunda saç ve giyim şeklini değiştiren Dilma, yüz kemikleri ve burnuna plastik operasyonla yeni bir biçim verdi; yüzündeki kırışıklıkları yok etti. Büyük gözlüklerini bir yana attı.

    Kendisne ‘demir kadın’ imajı veren Dilma Rousseff  Lula ve Marina Silva gibi fakir bir aileden gelmiyor.

    1947’de Belo Horizonte’de doğan Dilma’nın babası Bulgaristan’dan da gelmişti; varlıklı idi; Dİlma basının istediği gibi ayrcalıklı bir şekilde büyüdü: piyano ve fransızca dersleri aldı.

    Askeri diktatörlük döneminde (1964-1985) diktatörlüğe karşı mücadeleye katıldı; ‘Palmares Silahlı Devrimci Öncüleri’nin üyesi oldu.

    Politik faaliyetleri sonucu tutuklanan Dilma 22 gün işkence gördükten sonra 3 sene tutuklu kaldı.  1979 yılında çıkarılan bir af sonrasında başkanlık seçimlerine kadar uzanan politik serüveni başladı. Sağcı basının kendisini ‘terörist’ olarak nitelemesine rağmen katıldığı gerilla grubu içinde ne röl aldığı, silah taşıyıp taşımadığı bilinmiyor.

    Marina Silva’nin koyu bir evangelist olması ve katolik kilisesi’nin de desteğini alması karşısında, danışmanlarının ögütlerine uyarak dinci grupların liderleriyle biraraya gelip kürtaja kerşı olduğu mesajını vermeye çalıştı. Brezilya’da gerçekleştilen yasadışı kürtajlarda heryıl binlerce genç kadın ölürken Dilma, Jose ve Marina’nın kürtaja karşı tavırları herhangi bir değişimi temsil etmediklerini göstermektedir.

    Dilma Rousseff’ ın başkan yardımcısı adayı, Michel Temer sağcı bir parti olan Brezilya Demokratik Hareket Partisi, (PMDB)’nin lideri, eski bir savcı ve ulusal kongre’nin başkanıdır. PMDB, darbe yıllarında  rejimi destekleyen partilerden biriydi.  Bu nedenle Dilma’nın  ilk gençlik yıllarında ki politik mücadelesinden bahsetmemesine, PT’nin programında olmasına rağmen varlık vergisine karşı çıkmasına şaşırmamak gerekiyor.

    Başkanlık seçimindeki adayların fiziki görünüşlerinin, konuşma biçimlerinin, nasıl oturup kalktıklarının seçimlerinde önemli faktörler olarak öne çıkmasının çeşitli nedenleri vadır.  Bu nedenlerin en önemlilerinden biri Dilma Rousseff, Marina Silva ve Jose Serra‘nın politik programlarında derin ayrılıklar olmamasıdır; üç adayında programları kapitalizm yanlısıdır. Sosyalist PSOL adayı,  Plínio de Arruda’nın, GLOBO gazetesi ile görüşmesinde vurguladığı gibi aynı neo-liberal modelin üç ayrı biçimi söz konusudur.

    Seçimlerde  Dilma’nın kazanması halinde iş, emeklilik ve sosyal harcamaları düzenleyen yasalarda yeni düzenlemeler yapılarak Brezilya’yı kapitalistler için daha cazip bir ülke haline getirmesi bekleniyor. Aynı ekonomik politikaları savunan Jose Serra ise Lula’nın Fidel Castro ve Hugo Chavez’in dostu olduğunu ilan ederek oy toplamaya çalışıyor.

    Vurgulanması gereken önemli bir nokta daha vardır: Topraksızlar Hareketi (MST) gibi hareketlerin aktif çalışmalarına ve sosyal hareketlerin eylem alanlarının genişlemesine rağmen Brezilya toplumunun bir tüketiciler toplumu haline dönüştürülmesi süreci hızlanırken, bu gelişmeye paralel olarak emekçi kitleler depolitize edilmektedir. Politikacıların imaj değişimleri ya da burjuva parlamenter sistemin hergün daha fazla göze çarpan demokratik olmayan karakteri depolitizasyon sürecinin yaratıcı faktörlerinden biridir.

    Burjuva parlamenter sistemin yarattığı yanılsamalar Brezilya’da ki sosyal eşitsizlik sorunu seçimlerde hak ettiği önemi kazanmasına izin vermedi; küçük sosyalist partilerin çabaları yetersiz kaldı. Ancak bu sorun ortada duruyor:  Brezilya sosyal eşitsizlik bakımından dünya da en eşitsiz 4.üncü ülkedir.  Forbes, dergisnin bildirdiğine göre ülkede 18 milyarder vardır – bir sene içinde milyarder sayısı yüzde 50 arttı-  Nüfusun yüzde 95’i ayda 550 dolardan daha az kazanırken, yüzde 10’u ülkenin zenginliğinin yüzde 75’ine sahiptir.

    Erol Yeşilyurt (LAHY)

    Foto: Dilma Rousseff’in polis kayıtlarındaki resmi.

    Brezilya Devlet Başkanı seçimi ikinci tura kaldı
    Brezilya: Yeşillerin adayı Marina Silva 3.üncü sırada

    Brezilya: Kızgın bir şeçmenin düşünceleri-Frei Betto

    Lula’nın Mirası: İki Brezilya – James Petras

    Lula, Amazon’da devasa bir baraj yapımı anlaşmasını imzaladı

    Brezilya Seçimlerinde Sosyalist Alternatif

    Posted in Brezilya, Makaleler | Etiketler: , , , , | 1 Comment »

    Brezilya Devlet Başkanı seçimi ikinci tura kaldı

    Posted by lahy 04/10/2010

    Dilma Rousseff:  %46.90 ——–    Jose Serra: %32.61      ——-       Marina Silva: %19.33

    Pazar günü yapılan seçimlerde seçime katılan adaylardan hiçbiri yüzde 50’den fazla oy alamadığı için Brezilya Devlet Başkanlığı seçimleri 31 Ekimde yapılacak olan 2.inci tura kaldı.

    İkinci turda, Pazar günü yapılan seçimlerde  en fazla oyu alan İşçi Partisi (PT) adayı Dilma Rousseff ile Brezilya Sosyal Demokratik Partisi ( PSDB ) adayı José Serra karşılaşaçaklar.

    Başkanlık seçimlerinde yüzde 20’ye yakın oy alan Yeşil Parti (PV) adayı Marina Silva önemli bir başarı elde ederken 1 milyonun üzerinde oy alan sosyalist partilerin oy oranları yüzde ikinin altında kaldı.

    Aday Parti—– Oy %
    Kullanilan oy: 111.171.616 Toplam oy oranı : 99,97%
    DILMA PT 47.637.945 46,90% 46,90
    JOSÉ SERRA PSDB 33.126.827 32,61% 32,61
    MARINA SILVA PV 19.635.430 19,33% 19,33
    PLÍNIO PSOL 886.771 0,87% 0,87
    EYMAEL PSDC 89.342 0,09% 0,09
    ZÉ MARIA PSTU 84.593 0,08% 0,08
    LEVY FIDELIX PRTB 57.952 0,06% 0,06
    IVAN PINHEIRO PCB 39.126 0,04% 0,04
    RUI COSTA PIMENTA PCO 12.206 0,01% 0,0


    Posted in Brezilya, Seçimler | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

    Brezilya: Yeşillerin adayı Marina Silva 3.üncü sırada

    Posted by lahy 03/10/2010

    Bugün, 136 milyon Brezilyalı başkanlık seçimlerde oy kullanmak için sandık başına gidiyor.  Yeşil Parti’nin adayı Marina Silva, yüzde 13 ile kamuoyu yoklamalarında 3.üncü sırada gözüküyor.

    Luiz Inácio Lula da Silva hükümetinde 2003 ve 2008 yılları arasında Çevre Bakanlığı yapan Silva, Lula’nın benimsediği kalkınma modelini red ettiği için İşçi Partisi (PT)’den ayrıldığını söylüyor. Amazon’da yapılması planlanan otoyolları ve barajlara karşı çıkıp; önerilen kalkınma modeline katılmadığı için bakanlıktan istifa eden Marina Silva bir çevre ve insan hakları hakları savunucusu olarak tanınıyor.

    Amazon’un Acre eyaletinde doğan Marina Silva 52 yaşındadır; tarihçi,senatör ve 4 çocuk annesidir. 16 yaşına kadar okuma yazma bilmeyen Silva eğitim ve fırsat eşitliğinin önemine inanıyor. 11 çocuklu fakir bir aileden gelen ve yaşam hikayesi yeni kuşaklara da ilham veren Marina Silva,  Brezilya politikasında önemli ve popülar bir isimdir.

    Yeşil Parti’nin web sitesinde.‘de ki yaşam hikayesinde, Bakanlıktan istifa ettiği sırada PT’nin başkan adayı Dilma Rousseff ile derin görüş ayrılıkları içinde olduğunu yazıyor.

    Özgürlük teolojisinden etkilenerek politikaya giren, Marina Silva, günümüzde bir evangelist.

    Marina Silva, ” Amazon’un koruyucusu” olarak biliniyor.  Acre’de kurulan ilk işçi sendikalarının kurucularından biri olan Silva, Amazon’un tahribatı ve yerli topluluklarının yerlerinden atılmalarına karşı çok sayıda kampanyaya öncülük etti. Toprak sahipleri tarafından 1988’de katl edilen sendikacı Chico Mendes‘in de mücadele arkadaşı olan Silva, gerek kişisel yaşam hikayesi gerekse de politik mücadelesi nedeniyle bir ”özgürlük savaşçısı” olarak tanınıyor.

    Sosyalizm ve Özgürlük Partisi (PSOL) başkanlık adayı Plinio de Arruda Sampaio, Marina Silva’nın Amazon’u koruyacak adımlar atamayacağını söyleyerek, Sillva’yı ”eko-kapitalist” olarak adlandırıyor.

    PSOL’un eleştirilerine haklılık payı kazandıran birden fazla neden vardır: bunlardan biri Silva’nın Başkan yardımcısı adayı olarak seçimlerde ona eşlik eden tanınmış işadamı Guilherme Leal; ülkenin en büyük kozmetik firmasının sahibi olan Leal bir yıldan beri Yeşil Parti üyesidir. Marina Silva’nın 19 Ağustos 2009’da Yeşil Parti'(PV) ye katılmasının ardından partiye Brezilya’nın büyük şirketleri ve STD’lerinin de çalışan bazı yönetim kurulu üyeleri de katıldı. Marina Silva’nın anti-kapitalist bir yeşil stratejiyi sahiplenmemesi doğal olarak tutucuların ve kapitalist  çevrelerin takdirini kazandı.

    Brezilya Devlet Başkanı seçimi ikinci tura kaldı

    Brezilya: Devletin başına kadın gerilla

    Lula’nın Mirası: İki Brezilya – James Petras

    Lula, Amazon’da devasa bir baraj yapımı anlaşmasını imzaladı

    Brezilya Seçimlerinde Sosyalist Alternatif

    Brezilya Seçimlerinde Dilma Rousseff önde..,

    Brezilya’da İşçi Aday

    Posted in Brezilya, Seçimler | Etiketler: , , , , , , | Leave a Comment »

    Brezilya: Devletin başına kadın gerilla

    Posted by lahy 27/09/2010

    Yükselen güç Brezilya’da 3 Ekim’deki seçimle ilk kadın devlet başkanı seçilmesi beklenen Dilma Roussef, eski bir gerilla lideri. Askeri diktatörlüğe direnişin başını çeken kadın olarak tanınan Roussef’in Merkel ve Clinton’ı sollayıp dünyanın en güçlü kadın lideri olacağına dikkat çekiliyor

    SAO PAULO – Latin Amerika’nın en büyük ülkesi Brezilya’yı adeta toplumsal-ekonomik bir mucizeye imza atarak dünyanın en prestijli ülkelerinden biri haline getiren Devlet Başkanı Lula da Silva, halefi olması için gösterdiği adayla da bir ilke imza atıyor. Lula’nın İşçi Partisi’nin adayı Dilma Rousseff, anketlerin gösterdiği gibi 3 Ekim’deki başkanlık seçiminde yüzde 50 oranında oy alıp rakibine 20 puan fark atarsa, devlet başkanlığı koltuğuna oturacak ilk eski kadın gerilla lideri olacak. Üstelik bu eski gerilla, dünyanın en güçlü kadın lideri haline gelecek.

    Bugün 63 yaşındaki Bulgaristan göçmeni kökenli, tıknaz, dediği dedik Rousseff, 1964-85 arasında hüküm sürmüş Batı destekli askeri diktatörlüğe karşı direnişin liderlerinden biriydi, yakalanıp hapse atılmış ve işkence görmüştü. 16 yaşında geniş kitlelere sosyalizmi tanıtmak isteyen POLOP (İşçi Politikası) örgütüne üye olan, askeri diktatörlüğün terör rejimini kurması karşısında silahlı mücadele yürüten çeşitli radikal örgütlere girip çıkarak Colina (Ulusal Kurtuluş Komutası) ve onunla bağlantılı VAR-Palmares (Palmares Silahlı Devrimci Öncü Kuvvetleri) saflarına katılan Rousseff, silah kullanmayı, polisle çatışmayı ve gerilla taktiklerini biliyordu, ama en çok sendikacılara Marxizmi öğretmeyi seviyordu.

    ‘Kimseye tetik çekmedim’

    Brezilya’da 1960 ve 70’lerde bu tip örgütler fidye için yabancı diplomatları kaçırıyordu, (hatta Amerikalı bir diplomat onlarca, Alman bir diplomat 40, İsviçreli bir diplomat 70 mahkumla değiş tokuş edilmişti), generallerin ölüm timlerini eğitmeye gelen yabancı işkence uzmanlarını vuruyorlardı. Kimseye karşı tetiği çekmediğinde ısrarcı olan Rousseff, 1970’te yakalandığında hakkında eylemlere liderlik etme, ‘yıkımın Jeanne D’Arc’ı, dişi papası’ olma suçlamaları vardı. 25 ay hapse mahkûm edilen, işkence edilen ve üç yıl sonra bırakılan Rousseff, Urugay Devlet Başkanlığına seçilmiş eski gerilla lideri Jose Mujica gibi mazisinden utanmıyor ve o zamanlar dünyayı değiştirmek istediğini gururla söylüyor.

    Lenf kanserini atlattı

    Küçükken balerin ve trapezci olmanın hayalini kurmuş, kapılarına gelen bir dilenciyle elindeki parayı hiçbir değerinin kalmayacağından bihaber şekilde ikiye bölerek paylaşmış, babasından Zola ve Dostoyevski’yi öğrenmiş Rousseff, diktatörlüğün yıkılmasıyla 1986’da Rio Grande do Sul eyaletinin başkenti Porto Alegre’de maliye bakanı oldu, 1993’te enerji bakanı olarak eyaleti elektrik kesintisi dalgasından kurtardı, 2000’de sendikacı Lula’nın partisine katıldı, 2003’te Lula’nın enerji bakanı, 2005’te genel sekreteri oldu. Bu dönemde 24 milyon Brezilyalı yoksulluktan kurtuldu. Silahlı mücadele yıllarında iki kez evlenip boşanmış, büyükanne Rousseff geçen yıl yakalandığı lenf kanserini Lula’nın da desteğiyle atlatmış gözüküyor.

    Yeni yılda başkanlık sarayına yerleşeceğine kesin gözüyle bakılan kadın liderin yemin töreninde, Latin Amerikan solcu lider kuşağının tam takım yer alması ve kıtadaki Batı destekli askeri diktatörlüklerin tabutuna en kesin çivi olarak kutlanması bekleniyor. 200 milyon nüfuslu, dünyanın en büyük sekizinci ekonomisi, büyüme oranı Çin ile yarışan Brezilya’nın devlet başkanı olarak Dilma Rousseff, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’dan çok daha güçlü bir lider olacak. (Independent,Radikal)

    Lula’nın Mirası: İki Brezilya – James Petras

    Lula, Amazon’da devasa bir baraj yapımı anlaşmasını imzaladı

    Brezilya Seçimlerinde Sosyalist Alternatif

    Brezilya Seçimlerinde Dilma Rousseff önde..,

    Brezilya’da İşçi Aday

    Posted in Brezilya, Seçimler | Etiketler: | Leave a Comment »

     
    %d blogcu bunu beğendi: