latin amerikan haber yorum

Posts Tagged ‘PSUV’

Chavez, PSUV başkanlığından ayrılacak

Posted by lahy 22/01/2011

Başkan Hugo Chavez başkanı ve kurucusu olduğu Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV)’un başkanlığından ayrılacağını açıkladı.

Chavez, PSUV militanlarına hitaben, ”Yerel ve ulusal düzeyde sahip olduğumuz iktidar nedeniyle partiyi yönetemeyiz. Bu sorumluluk için bir yoldaşı aramamız gerekiyor.”

Venezüella’da sağ muhalefet Başkan Chavez’i elinde fazla sorumluluk taşimakla suçluyordu.

Chavez ayrıca, ” hala yaşıyorsam ve sağlığım yerindeyse 2012 başkanlık seçimlerine adayım ve bunun mücadelesi şimdi başladı,” dedi.

Muhalefet ile diyaloğ çağrısı yaptı

Geçtiğimiz Cumartesi günü Meclis’de yaptığı başka bir konuşmada uzlaşma yanlısı bir dil kullanan Chavez, PSUV ve muhalefet’i diyaloğ içinde birlikte çalışarak daha açık ve olumlu bir ortam yaratmaya çağırmış ve yeni Meclis göreve başlamadan önce kendisine verilen 18 ay boyunca kararname ile yönetme yetkisini bir kenara bırakmaya hazır olduğunu bildirmişti. Chavez, bunu sağlamak için hızlı ve etkili bir şekilde çalıştığını söyledi.

Chavez’in, Ocak ayı başında Üniversiteler Yasasını veto etmesi ve ardından uzlaşma yolunda çağrı yaparak gereksiz kutuplaşmalara karşı uyarıda bulunması muhalefete uzanmış bir zeytin dalı olarak görülüyor.

Posted in Venezuela | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Chavez, toprak sahiplerini suçladı

Posted by lahy 14/01/2011

Venezüella Hükümeti, toprak sahiplerini ”köle emeği ” kullanmakla suçladı.

KARAKAS – Tarım ve Toprak Bakanı geçenlerde kamulaştırılan Zulia eyaletinde kí çifliklerde  500’den fazla Kolombiyalının neredeyse kölelik koşullarında çalıştırıldığını söyledi.Bakan Juan Carlos Loyo, gazetecilere“ En süpriz edici gelişme bu idi…Şu ana kadar 1.15o tarım işçisinin sayımını yaptık. İşçilerin yarıdan fazlası Kolombiyalı ve gerçekte köleler” dedi.

Venezüella’nın resmi Tarım Kurumu INTI geçtiğimiz ay, Maracaibo göller bölgesinde  25.000 hektar toprağa sahip 47 büyük çiftliği kamulaştırdı.

Loyo, bu çiftliklerin 27 sinde ” insan hakları ve çalışma yasalarının ihlalini teşkil eden ağır çalışma koşulları” tespit ettiklerini söyledi.

Bakan,ayrıca,  bölgede bulunan köylülerin PSUV üyeleri ile birlikte bir destek yürüyüşü düzenlediklerini bildirerek, geçtiğimiz hafa sonunda Zulia’da bir INDI merkez ofisinin kundaklanmasını kınadı.

Başkan Hugo Chavez yangını  Zulia’lı toprak sahiplerinin çıkardığını söyledi.

Chavez, Pazar günü, “ Elimizde bunun bir kaza olmadığına dair delil var,” diyerek  2004’de başlatılan tarım devrimini sabote etmeye çalışan toprak sahiplerini suçladı.Loyo Aralık ayında kamulaştırılan çifliklerin küçük işletmeler olduğunu ve  bu çiftliklerin zaten kamulaştırmalara hazır olduklarını vurguladı. EFE

Venezüella:İşçiler son kamulaştırmalar hakkında ne düşünüyor?


Posted in Topraksızlar Hareketi, Venezuela | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

PSUV, seçimlerde 11 belediyenin7’sini kazandı

Posted by lahy 07/12/2010

5 Aralık Pazar günü yapılan ve belediye ve iki eyaletin valilik seçimleri olaysız geçti; 1.761.961 seçmenin oy kullandığı seçimlerde PSUV 11 belediyenin 7’sini ve iki valilikten birini kazandı. PSUV kullanılan yların yüzde 53’ünü kazandı.

Resmi seçim sonuçları Ulusal Seçim Konseyi (CNE) tarafından açıklandı.

Venezüella Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV) 11 Belediye’den 7’sini kazanırken Birleşik muhalefet 4 belediye’de seçimleri kazandı.

Guárico eyaletinde seçimleri PSUV’dan Luis Enrique Gallardo, Amazonas eyeletinde ise  Vatan Herkes İçin (PPT) partisinden Liborio Guarulla kazandı.

Luis Zárraga/Odry Farnetano/Ciudad CCS
Fuente CNE


Posted in Seçimler, Venezuela | Etiketler: , , , , , | Leave a Comment »

Venezüella: Binlerce köylü devrimin radikalleşmesi için yürüdü

Posted by lahy 07/12/2010

25 Kasım perşembe günü, köylü hakları için mücadele eden 16 değişik eyaletten köylü örgütlerin temsilcileri Karakas caddelerinde Ulusal Meclis’e kadar yürüyerek radikal adımlar atılmasını talep ettiler. Yürüyüşü düzenleyen örgütler arasında Frente Nacional Campesino Ezequiel Zamora ve La Corriente Revolucionaria Bolívar ve Zamora’da vardı. Kullanılan sloganlar: ” Devrimin demokratik radikalizasyonu için halk Chavez’i destekliyor”, “bürokrasi sosyalizmi sabote ediyor” ve ”bürokrasiye karşı dur ve kapitalizme karşı şavaş”  idi. Bir çoğu kırsal bölgelerden saatle süren bir yolculuk sonucu Karakas’a gelen yürüyüşçüler, toprak reformunun hızlandırılmasını, sosyalist bir ekonominin kurulmasının önündeki engellerin ve yolsuzlukların ortadan kaldırilmasını talep ettiler. ( Lucha de Clases.)

Posted in Genel Haberler, Venezuela | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Venezüella: Onbinlerce öğrenci yeni üniversite yasası için yürüdü

Posted by lahy 25/11/2010

Mérida, –  Onbinlerce üniversite öğrencisi başkent Karakas’da üniversite öğrencileri gününü kutlamak ve  Ulusal Meclis’in üniversite düzeyinde eğitimi düzenleyen yeni yasayı çıkarması için yürüdü.

Öğrenciler Venezüella Bolivarcı Üniversite’den Başkanlık sarayına yürüdü; burada Hugo Chavez, Eğitim Bakanı  Edgardo Ramirez ve diğer hükümet üyeleri yürüyüşe katıldı; Chávez öğrencilerin farklılıkların ötesine bakarak, Bolivarcı devrimin savunusu için birleşik bir öğrenci hareketi kurması çağrısında bulundu.

Yürüyüşe katılanlar,  Chavez hükümeti öncesi ve sonrası kurulan kamu üniversitelerinde öğretim gören öğrencilerdi.

Öğrenci liderlerinden Kevin Ávila, “Venezüellalı öğrenciler dünyada temsil ettikleri yer için gurur duymalıdır…. Bugün, Venezüellalı öğrenciler, üniversiteyi değişime uğratan, ülkenin kalkınması görevini üstlenen üniversitelere ihtiyacımız olduğunu biliyor” dedi.

Resmi rakamlara göre iki milyon Venezüeallalı üniversitelerde öğretim görüyor Latin Amerika’da  üniversitelerde öğretim gören yetişkin sayısının en yüksek olduğu ikinci ülke Venezüella, birinci sırada ise Küba yer alıyor.

Avila, daha önceki hükümetler altında, “ öğrenciler baskı-zulüm, işkence gördü, ortadan kayboldu….Bu olayları artık meydana gelmiyor- şimdi bizimle birlikte yürüyen bir başkanımız var…ve başkan devrimci öğrencilerin ve Venezüellalı öğrencilerin sorunlarını anlıyor.” dedi.

Öğrencilerin talep ettiği yeni yasa altında, ulusal düzeyde üniversitelerde karar alma mekanizması demokratize edilecek, akademik programların karakteri, araştırmalar ve kaynakların dağıtımına öğrenciler, çalışanlar ve yurttaşlar tarafından birlikte karar verilecektir. Ayrıca, üniversiteler bütün gelir ve giderlerini açıklayarak kamu denetimine tabii olacaklardır.

Başkan Chavez, 2011’de yapılacak ulusal öğrenciler Konferansına katılıp katılmayacağı sorulduğu zaman ” bir koşulla..birlik,birlik, birlik’,’ dedi.

Chavez, ayrıca, “ Öğrencilerin birliğinin politik partilerin, PSUV ve PCP’nin çok daha ötesine giden yurtsever bir bloğun kurulmasına yardımcı olmasını istiyorum.…  sosyalist, yurtsever, Bolivarcı ve anti emperyalist bloğa herkes davetlidir…….12 yıldır iktidardayız, 12 yıl daha iktidarda kalmak için planlarımız var, toplam 24 yıl ediyor, 12 daha 36 yıl ve 12 yıl daha 48 yıl….Ne olursa olsun, Venezüella’da burjuvazi hiç bir zaman iktidara geri dönemeyecek.” dedi.

Venezüella Merkez Üniversitesi (UCV)’de ki anti Chavezci öğrencilerde gelecek Pazar günü, öğrencileri,  ” Venezüella’nın savunusu” için yürüyerek hükümet’in yakın zaman içinde yaptığı ulusallaştırmalar ve konut sektöründe ki  müdahalelerini protesto etmeye çağırdı. UCV öğrencilerinden José Luis Betancourt salı günü Globovision‘a, Pazar günü, “ adil bir üniversite bütçesi, öğretim üyeleri ve işçilere yapılmayan ödemelerin yapılması, alt yapıdaki hataların düzeltilmesi, yemek salonları ve ulaşımda ki eksikliklerin giderilmesi için bir protesto günü olacaktır,” dedi.

Her yıl 21 Kasım Venezüealla’da üniversite öğrencileri günü olarak kutlanıyor. 21 Kasım 1957’de UCV’dde düzenlenen bir konferansa müdahale eden öğrenciler diktatör Marcos Pérez Jiménez yönetimini protesto etmişlerdi. Öğrencilerin bu eylemi Jimenez döneminin sonunun başlangıçı olarak görülüyor.  1958’de hükümet bir kararname yayınlayarak 21 Kasım’ı öğrenciler günü olarak ilan etmiş idi.

Kaynak: JUAN REARDON – VENEZUELANALYSIS.COM

Posted in Sosyal Hareketler, Venezuela | Etiketler: , , , , , , | 4 Comments »

E. Saman: ”Kapitalist sömürüye karşı mücadeleyi yükseltmek için PSUV içinde Radikal Sosyalist Akımı inşa ediyoruz”

Posted by lahy 18/11/2010

Eduardo Samán:  ”Kapitalist sömürüye karşı mücadeleyi yükseltmek için PSUV içinde Radikal Sosyalist Akımı inşa ediyoruz”

Foto: Eduardo Saman

26 Eylül seçimlerinden bir kaç gün sonra 1 milyondan fazla oy kaybının nedenleri ve PSUV’un güçlendirilmesi için bir tartışma başladı. Eski Ticaret bakanı Eduardo Samán’ın yaptığı açıklamalar geniş yankı uyandırdı; Enternasyonalist Markist Akımın Venezüella seksiyonu Lucha de Clases’de yayınlanan görüşme birçok yayın oranında yayınlandı. Eduardo Sahan 2010’da son bulan bakanlığı sırasında işçi kontrolü gibi politikaları savunup uygulamaya sokmaya çalıştığı için işçi sınıfı ve sol kesimler içerisinde popüler bir isim idi. Yaptığı görüşmede bakanlıktan alındığı sırada Chavez’in kendisine bir açıklamada bulunmadığını söyledi. Saman bakanlıktan alınmasını Venezüella’da Polar gibi büyük kapitalist işletmelerin bürokrat kesimlere yaptığı baskıya dayandırdı.

Samán’ın PSUV içinde radikal sosyalist  bir fraksiyon kurulması önerisi devrimciler arasında tartışmaları başlattı. Bu tartışmaların bir parçası olarak aşağıda ki görüşme Luchas de Classes (Sınıf Mücadeleleri)’de yayınlandı.


LC: Muhalefetin saflarına geçtiğinizi iddia eden kişiler var. Bu doğru mu?

ES: Hiçte değil. Bu ileri sürdüğüm görüşlerden korkan kişiler tarafından yaratılan bir söylenti. “Samán karşı tarafa geçti” diyorlar. Bu bir yalandır. Pratik olarak, bütün hayatım boyunca devrimci idim ve sosyalizm için mücadeleye yoldaş başkan Hugo Rafael Chávez Frías’ın yanında devam edeceğim.

Gerçekte bu türden iftiralara başvuranlar önerdiğim radikal akımın PSUV içinde güç kazanmasından korkuyorlar. Politik fikirlerimizden korkuyorlar, mesele budur.

LC: Görüşmemizin yayınlamansının üzerinden bir ay geçti.  PSUV içinde ne gibi bir tepkiyle karşılaştınız?

ES: Aldığım olumlu yorumların sayısı etkileyicidir. Birçok kişi bana telefon etti, Twitter, Facebook, Aporrea aracılığıyla mesajlar yolladı. Büyük çoğunluğu görüşme ve akımın inşası için beni kutluyordu.

Partide bir heyecanlanma olduğunu gördüm.  Radikal bir fraksiyonun yaratılması birçok yoldaşın fikrinde idi ancak dışarı vurulmamıştı, bunun için konuştum. Devrimim içinden geçtiği dönemi değerlendirirsek gerçekten de bir gerekliliği yansıtan bu fikre hemen sahip çıktılar.

Öncelikle, işçi grupları, öğrenci grupları kültür alanındaki sanatçı grupları ve PSUV’un tabanındaki militan grupları var.  Bunların tümü devrimcilerdir, bu süreç içindeki mücadelecilerdir, bürokratikleşme konusunda endişeleri vardır ve karşılaştığımız engellerden sorumlu olan  beşinçi kola karşı mücadele etmek istiyorlar,

Ayrıca bir çok foruma ve bu grupların toplantılarına önerimi ve onların bu sürece nasıl destek olacaklarını tartışmak için davet edildim. En büyük toplantı Karakas’da Celarg‘da (Devlet tarafından desteklenen bir vakıf) yapıldı ve Catia,Valencia, diğer yerlerde toplantılar yapıldı.

Gerçekte bir sözcü ve kabul ederseniz  bir taşıyıcı/muhatap olmak dışında bir misyonum yok. Bütün ülkede temaslar kurarak önerim hakkında konuştum.  Lara, Falcón, Táchira, Anzoátegui, Caracas, Miranda, Aragua, ve diğer şehirlerde de desteklerini ileten PSUV içinde gruplar vardır.

Partiyi bölmek bir yana, bu akım önerisi partiyi birleştirecektir, bunun anlamı son derece endişeli olan ya da huzursuz olan ve demoralizasyona kayabilecek ve politikayı bırakabilecek olan kadroları aramızda tutmaktır. Partinin erozyona uğramasını engelleyebiliriz.

LC:  ”Radikal Akım” nedir? İlkeleri ve amaçları nelerdir?

ES: Halen tam bir tartışma sürecindeyiz, ancak benim görüşüm Radikal sosyalist bir akım olacağı şeklindedir.  “Sosyalist” dememiz önemli bir işarettir, böylece, hem sosyalist parti PSUV’un bir parçası olduğumuzu belirtiyor ve hem de Causa R ( 1990’lı yıllarda önemli bir rol oynayan sol parti, günümüzde sağ muhalef bloğu içerisindedir) ile hiç bir ilişkimiz olmadığını gösteriyoruz.

Bizim akımımız “radikal”, bu  “aşırı bir uç” olduğumuz anlamına gelmiyor.  Aşırı bir uç olmanın ya da köktenciliğin ya da bunun gibi söylemlerin peşinde değiliz. Temelde devrimin istikameti konusunda kuşkularımız var ve sağın gelişimini durdurmak istiyoruz.

Bizim ilkelerimiz bir yandan PSUV’un programında yazılı ilkeler ve parti kongrelerinde karar altına alınan kararlar, bir yandan da marksist felsefedir. Yapmamız gereken bu ilkelerin ve Bolivarcı devrimin: kapitalist sömürüye karşı mücadele, gerçek özünü savunmak ve yeniden canlandırmaktır.  Akımın gerçek rolü bu hedeften uzaklaşmaları durdurmak olacaktır.

Pek tabii ki, yolsuzluk ve bürokratikleşmeye karşıyız, ancak bu tüm problemimiz değildir. Problem sosyalizmin tanımlanmamış olmasıdır. Sosyalist tanımlama konusuna geri dönmemiz gerekiyor, bunun anlamı, halkın yaşamın düzeltecek önlemlerin alınması ve bankerler, kapitalistler ve dolandırıcıların egemenliğine karşı tedbirler alınmasıdır.

Yalnızca verimli olmak için mücadele etmiyoruz. Kapitalist modelden tümüyle değişik olan sosyalist bir model için savaşıyoruz. Kiracılara,işçilere ve köylülere boyun eğdiren kapitalist sömürü zincirlerini kırmayı hedefliyoruz.

Bunun altını çizmek önemlidir, çünkü geçmişte yolsuzlukların tek problem olduğunu düşünmemizi istediler.  Dördüncü Cumhuriyet döneminde (Chavez öncesi dönem) eğer yolsuzluklar son bulursa kapitalizmin ideal bir sistem olacağını söylüyorlardı, Ancak bu doğru değildir.

İhtiyacımız olan kapitalizmin ötesine geçen sosyalist kavramları hedeflememizdir. Örneğin, bir şeyi ulusallaştırdığımızda veya inşa ettiğimizde bu sosyalist bir çerceve içinde yapılmalıdır.   Monsanto ve DuPont gibi şirketlerin yararına tohum ekimi yapmayacağız.

Halka hizmet etmesi için  üretim sistemini değiştirmemiz gerekiyor, böylece toplumsal hedeflerimiz ile toplumsal mülkiyet aynı çizgide olacaktır. Sosyalist model bir yada daha fazla kişi tarafından  kazanç sağlamak için iş yapmak değildir, bunun aksine halkın temel ihtiyaçlarını karşılamak için üretmektir.

LC: Ülkede en fazla tartışılan konu, özel mülkiyetin ulusallaştırılmasıdır. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

ES: Evet, devrim için bu can alıcı bir konu ve detaylı olarak tartışılmalıdır. Venezüella sağı hükümetin özel mülkiyete karşı olduğunu, komünizme doğru gittiğimizi  vb. iddia ediyor. Bunu halkı korkutmak, belirsizlik ve korkuyu yaymak için yapıyorlar. Sağ ”Dikkat edin, herşeye el koyacaklar” diye bağırıyor ve küçük iş sahipleri işlerine el konacağını düşünüyorlar. İnsanlar arabalarına, buzdolaplarına, fırınlarına el konacağını düşünüyor.

Ancak, dostumuz Alan Woods’un geçenlerde bir makale de açıkça belirtiği gibi bu, küçük işletmeleri ya da küçük ölçekli mülkü ulusallaştırmak demek değildir. Özel mülk sahibi olmaya karşı değiliz, çok daha değişik bir şey olan büyük ölçekli üretim ve dağıtım araçlarının özel mülkiyet hakkına karşıyız.

Ortadan kaldırmak istediğimiz bazı kişilerin diğer kişilerin emeğini sömürerek zenginleşmesini sağlayan sistem, burada bazıları ürettikleri artık değere hiçbir zaman sahip olmayan işçilerin alınterine rağmen servet sahibi olabiliyorler.

Buna ilave olarak, kapitalizm altında bir paradoksa sahibiz; fabrika işçileri, iş sahibinin artan baskısı altında  8,10 ve hatta 12 saat çalışırken gönülden çalışmaya hazır olan binlerce işsiz vardır, kapitalizm onları işsizliğe mahküm ediyor.

Gerçekliğe bakalım: fazla çalışmak gerekmiyor, modern teknoloji ile çalışma günü önemli miktarda düşürülebilir.  İnsanlar zamanlarını spor, kültür ve ailelerine ayırabilirler. Ancak kapitalistler daha fazla artı-değer elde etmek için işçileri daha fazla çalışmaya zorluyorlar.  Bu son vermek istediğimiz sömürüdür.

LC:  Akım nasıl inşa edilecektir?

ES:  Doğrusu, yeniden tekrar edeyim, benim önerim, akımın inşasında üç aşamadan geçilecektir. İlk olanı ”ajitasyon” veya ” önerinin yarattığı canlılık.”  Bu aşamada bir öneri tartışmalara yol açar, forumlar, toplantılar ve meclislerde ve diğer yerlerde tartışarak öneriye son biçimini verebiliriz.

Tartışma sonucu dökümanlar üretilecektir.  Bu belgeler gruplar, kollektifler veya kişiler tarafından tartışılacak ve bundan sonra da önerileri birleştireceğiz. Bu nokta da ikinci aşamaya geçeceğiz, bunu, ” akımın yolunu biçimlendirmek” olarak adlandırıyorum. Belge PSUV üyelerinin düşünçelerini, olup bitenler hakkındaki değerlendirmelerini yansıtacak ve de Bolivarcı devrimin nereye gittiğinin sinyalini verecektir.

Üçüncü aşama örgütlenme, bunun anlamı her kasabada tabandaki militanlarla toplantılar düzenlecek ve son aşamada da, her eyalette, ulusal düzeyde akımın kuruluşuna karar verilmesidir.

Bütün bunlar PSUV içinde ulusal ve bölgesel düzeyde ki iç seçimler doğrultusnda yapılabilir, parti tüzüğüne göre bu seçimler önümüzdedir. Göründüğü kadarı ile 2011’in ilk üç ayında gerçekleştirilecektir. Radikal Sosyalist Akım bu sürece, parti bürokrasisini ve beşinçi kolu yenmek isteyen PSUV üyelerinin bir çekim merkezi olarak katılmalıdır.

Kaynak: Lucha de Clases – http://www.luchadeclases.org.ve/

Çeviri: Erol Yeşilyurt

Venezüella: işçiler bürokrasiye karşı devrimci bir çalışma yasası için yürüdü

Venezüella: Mitsubishi işçileri işten çıkarmalar ve hükümeti protesto ettiler

Venezüella: İşçilerin öz yönetimi ve işçi kontrolü için mücadele

Venezüella:”Partiyi yenilemek ve bürokrasiyi ortadan kaldırmak gerekiyor”

Venezüella: İşçi zirvesi devrimin başarı ve sorunlarını tartıştı

Alan Woods – Venezüella seçimleri: Devrime ciddi bir uyarı

Venezüella:”Partiyi yenilemek ve bürokrasiyi ortadan kaldırmak gerekiyor”

Posted in Söyleşi ve Görüşmeler, Venezuela | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Venezüella: Mitsubishi işçileri işten çıkarmalar ve hükümeti protesto ettiler

Posted by lahy 09/11/2010

Geçtiğimiz Salı günü  Mitsubishi fabrikasında çalışan işçiler şirketin 307 işçinin daha işten çıkarılması istemini protesto etti. Bu olayın öncesinde uzun  grevler, işgal ve iki sendika üyesinin geçen yıl öldürülmesi  bulunuyor.Mistsubishi işçileri Mahkeme de 

Singetram sendikası üyesi olan 400 eylemci işçi bir bildiri yayınladı;  Anzoátegui eyaleti Adalet Sarayı da dahil olmak üzere önemli kuruluşlara yürüyerek, Çalışma Bakanlığı’nın 9 sendika lideri ve iki iş güvenliği temsilcisini işten çıkarmasının iptalini talep ettiler.

İşçiler ayrıca Ulusal Seçim Konseyi (CNE)’ne giderek fabrika da yapılan sendika seçimlerinin tanınmasını istedi,  CNE, Cuma gününe kadar yanıt vereceklerini bildirdi.

Son olarak Çalışma Müfettişliğine giden işçiler işten çıkarılan 137 işçinin durumları hakkında bir cevap talep ettiler. İşçiler 6 ila 8 aydır yeniden işe alınmak için bekliyorlar.

Singetram geçen zamanın yayınlanan bir başkanlık kararnamesni ihlal anlamına geldiğini söyledi.  Çalışma Bakanlığı’na bağlı olan Müfettişlik işçilerin taleplerini ağır bir şekilde ele alırken, Mitsubishi firmasının yeni bir sendika yaratılması ve kolayca, daha fazla sayıda işçi çıkarılması talebini kabul etti.

Singetram Sendikası, Çalışma Bakanı Maria Iglesias’ın fabrika da işçilerin haklarının ihlaline  “devrimci bir şekilde” yaklaşmadığını vurguladı.

İşçiler Çalışma Müfetişliğinde iken 307 işçinin daha işten çıkarılacağını öğrendi. Bunun bir sonucu olarak ofis önünde sürekli olarak beklemeye başladılar.

Singetram yayınladığı bildiri de üyelerinin çoğunluğunun PSUV üyesi olduğunu ve son seçimlerde hükümette bulunan partiyi desteklediklerini belirtti.

İşçiler ayrıca, şirketin yapılan sözleşmeleri ihlal ettiğini işyeri güvenliğini sağlamak için gerekli kurallara uyulmadığını ve  200’den fazla işçinin kötü iş koşulları nedeniyle hastalandığını duyurdular.

İşçiler şirketin taşaron işçiler çalıştırmak istediğini ve Çalışma Bakanlığı’nın desteği ile patronları destekleyen bir sarı sendika yaratmayı planladığını söyledi. Ayrıca, Polis baskısı ile karşılaştıklarını, işlerini bırakmaya zorlandıklarını ve medya’nın mücadelelerini görmezden geldiğini  bildirdiler.

Singetram  29 Ocak 2009 ‘da grev sırasında iki işçiyi öldüren Javier Marcano’nun davasının halen sonuçlanmadığını, cinayete azmettirenlerin belirlenmediğini belirterek, Anzoátegui eyalet hükümeti’nin gerekli kararlılığı göstermediğini vurguladı.

İşçiler, Mitsubishi fabrikasını  12 Ocak 2009’da işgal etti. 29 Ocak 2009’da işçileri dağıtmak isteyen polis ile çıkan çatışmada iki işçi öldürüldü. İşgal ve grev Şubat ve Mart ayı boyunca sürdü.

Agustos 2009’da işçiler daha iyi çalışma koşulları için yeniden greve gitiler ve Mitsubishi işçi direnişleri ve düşük üretim nedeniyle geçici olarak fabrikayı kapattığını  duyurdu. Bunun ardından şirket 150 işçiyi işten çıkarmak için başvuruda bulundu. Mitsubishi fabrikasında 1.800 işçi çalışıyor.

Foto: İşçiler Adalet Sarayı önünde

Kaynak Venezuelanalysis.com

Venezüella: İşçilerin öz yönetimi ve işçi kontrolü için mücadele

Venezüella:”Partiyi yenilemek ve bürokrasiyi ortadan kaldırmak gerekiyor”

Venezüella: İşçi zirvesi devrimin başarı ve sorunlarını tartıştı

Alan Woods – Venezüella seçimleri: Devrime ciddi bir uyarı

Venezüella:”Partiyi yenilemek ve bürokrasiyi ortadan kaldırmak gerekiyor”

Posted in Venezuela, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , , , , | 1 Comment »

Venezüella: İşçilerin öz yönetimi ve işçi kontrolü için mücadele

Posted by lahy 19/10/2010

Cafe Venezuela’da İşçiler Bürokratlara karşı

Venezüella’da kamulaştırılan ve diğer sosyal işletmelerde, işgal altındaki fabrikalarda işçi öz yönetimi ve kontrolünün sağlanması için PSUV içindeki sosyalist akımlar, özellikle de Marea Soscialist ve Lucha de Clases gibi devrimci marksist gruplar mücadele veriyorlar. 26 Eylül seçimleri sonrasında PSUV içindeki sol grupların parti ve devlet kademelerinde bürokrasiye karşı yürüttükleri mücadele açık bir şekilde yüzeye vurmuş durumdadır. Üst düzey bakanlıklarda ve yerel bürokrasi içinde görevli bürokratlar bir çok örnekte işçilerin öz yönetim ve işçi kontrolünün sağlanması ve işyerlerinde  sendikaların örgütlenmesinin önünde bir engel teşkil etmektedir.

İşçilerin özyönetimi ve kontrolü için mücadele, bir yandan örgütlenme, parti, devrim ve sınıf arasındaki ilişkilerin sorgulanmasını sağlarken diğer yandan da,  Bolivarcı devrim’in  çelişkilerini gözler önüne seriyor. Örneğin Cafe Venezüella’da, işçilerin özyönetimi, sendikal haklar ve işçi kontrolü için, devrimi bir ileri aşamaya taşımak için mücadele eden işçiler ile bürokratlar arasında bir karşılaşmanın yaşandığını  görüyoruz.

Kamulaştırılan bir firma olan Cafe Venezuela kahve üretimi, satışı ve kafeteryalar işleterek faaliyet gösteriyor. Bu yıl işletmeye açılan modern kafeteryaları ‘sosyalist fiyat’ adı altında kahveyi piyasadaki fiyatının yarı fiyatına satarak bir hayli ilgi topladı; kamulaştırılan firmalar içinde başarılı örneklerden biri oldu.

Aşagıda ki kısaltılmış bir çevirísi yer alan bildiri,  Cafe Venezuela´da işçilerin öz yönetimi ve işçi kontrolü için mücadele veren işçiler tarafından PSUV soluna ait olan apporrea.org’da yayınlandı. (15.10.2010)

Devlet bürokrasisinin girişimleri ve fırsatçı burjuvazinin çıkarlarına hizmet eden karşı devrimciler bütün kazanımlarımıza gölge düşürüyor ve  vahşi kapitalizmin pençesinden kurtarılan işletmelerde işçi kontrolü ve gerçekten de sosyalist bir yönetimi engellemeye çalışıyorlar.  Özyönetime sahip işçi sınıfı tarafından verimli üretim  sosyalist bir devletin yaratılmasının temel kıstaslarından biridir.

CAFÉ VENEZUELA’nın işçileri devlet terörizminin yeni bir biçimi tarafından korkutuldu, işten çıkarıldı, baskıya uğradı, işletmelerimizde bir diken gibi yayıldılar ve bize Venezüella yasaları tarafından tanınan serbest örgütlenme hakkını yalanladılar. Çalışma Yasasi altinda tanınmış bir hak olan Bolivarcı bir sendikanın tanınmasını red ediyor, özgürlükleri sınırlandırıyorlar.

Somut işlemlere gelince,satın alma işlemlerimiz sahip olduğumuz plan ile uyum halinde değil, ona karşı,  bu  pazarın en kazançlı köşelerini elinde tutan tekelci arabuluculara çıkar sağlanıyor: bunun bir sonucu olarak Café Venezuela yeşil kahve çekirdeği alımında zor bir durumda bırakılıyor, bu mafyalara yeni fırsatlar veriliyor.

Firmanın anarşik kapitalizminden kurtarılmasında atılan ilk adım Torrefactora Café Venezuela S.A.’ kurulması oldu,  ilkesel ve halkın yanındaki bolivarcı devrimimizin gerçek bir atılımı idi. Firma  Alexis Zerpa tarafından 1985’de,  Trujillo eyaletinin Tabor belediyesinde  kuruldu ve “Café Colonial” markası ile tanınıyordu.  1994’de mali borçlarından dolayı Grupo Latinoamericana Progreso şirkete dahil edildi,… FOGADE la Torrefactora Latinoamericana S.A firması yaratıldı. Bolivarcı devrimin bir sonucu olarak   14-07-2003 ‘de resmi gazete’de yayınlanan 37.731 no’lu başkanlık kararnamesi ile firma kamulaştırılarak Café Venezuela S.A yaratıldı.

07 Aralık 2005’de Gıda bakanlığının girişimi ile Café Venezuela S.A. faaliyetlerine başladı. Burada şirketin makinelerin bozulması, malzeme ve alt yapının çürümesi sonucu 11 yıldır paralize olduğunu belirtmek gerekiyor, işçiler firmanın yeniden üretime başlaması için yapılan planlama ve yatırmlar sırasında, alt yapının kurulmasından.  makinelerin kurtarılmasına kadar bir dizi alanda büyük fedakarlıklar yaptılar ve 2005 yılında Café Venezuela 17 işçi ile faaliyetlerine başladı.


Bu,  Trujillo eyaletinde ki yaygın işsizlikten etkilenen ve mülksüzleştirilen halk için bir umut kaynağı idi. Bugün, firmada 219 işçi çalışıyor;  43 ofis işçisi ve 176 üretim  (61 kadın ve 158 erkek) ve işçilerin 20’si Trujillo eyaletinin Cuicas belediyesinde kurulu la Unidad de Producción Primaria socialista ‘de çalışıyorlar. İşçilerin temsil edildiği işçi konseyi bir ana sözcüye ve bir yedek sözcüye sahiptir. Ayrıca aşağıdaki komitelerde faaliyet gösteriyorlar:  Kültür Komitesi, Spor
Komitesi, kalite Komitesi, Tasarruf Komitesi, Sosyal gelişme Fonu İdare Komitesi ve İşyeri Güvenliği Komitesi ve günümüzde bir konut komitesi yaratma hazırlıkları içindedirler.

Firmanın işçileri için bir yemek salonu ve öz yönetime sahip bir sağlık merkezi vardır. Bu başarılar sosyal ve çalışma koşullarında sağlanan somut refahı gösteriyor ve halkımızın mümkün olan en yüksek mutluluğa ve güzel devrimimizin ilerlemesi için yapılanları yansıtıyor.

Gerçekte işçilerin elindeki sosyal üretim şirketimiz Mayıs 2010 ayına kadar olan bilançosunu, kapasite ve gerçek üretimi (ton/ay)karşılaştırarak  teslim etti; 600 ton kapasiteye sahip ve ayda 500 ton üretim yapılıyor, bu rakam, ulusal pazarda yüzde 9.80’lik bir paya eşittir.  2011’de  7.200.000,00 kiloluk üretim hedefleniyor..bu rakam ürünlerini doğrudan işletmemize satan 10.000’den fazla küçük ve orta çapta kahve üreticisini temsil ediyor.

Bütün bu kazanımlar inşa halindeki sosyal yönetimin bir sonucudur, üreticiyle kapsamlı bir ilişki, zamanında ödeme  ve köylülerimize maliyetine kahve tohumu sağlanması,  topluma verilen önem, Küba-Venezüella önderliğinde gerçekleştirlen sosyal programıyla işletme ve toplum arasındaki statejik işbirliği  sağlanarak gıda güvenliğinin sağlanması …  Café Venezuela ürünlerini devlet petrol kuruluşu CITGO aracılıyla ABD’ye, Belarus Cumhuriyeti’ne ve MPPAT ihracat programı içinde bulunan bütün ülkelere pazarlayarak sağladığımız başarılar arasındadır.

Bütün bunlar için, Bolivarcı devrim için, Komutanımız Hugo Chávez Frías için, zafere ulaşması gereken ülkemiz için: CAFÉ VENEZUELA’da SOSYALİST YÖNETİM VE İŞÇİ KONTROLÜ!


Posted in Genel Haberler, Venezuela, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , , , , , | 1 Comment »

Venezüella: Venoco ve Fertinitro işçileri ulusallaştırma kararını kutluyor

Posted by lahy 12/10/2010

Başkan Hugo Chavez oto yağı üreticisi Industrias Venoco ve gübre üreten Fertinitro firmalarını ulusallaştırma kararnamelerini imzaladı.

Pazar günü yapılan ‘Alo Başkan’ TV programında kararnameleri imzalayan Başkan Chavez Enerji ve Petrol Bakanlığı’nın önerisi üzerine bu kararı aldığını açıkladı.

Başkan Chavez, oto yağı, özel yağlar, fren yağları gibi temel maddelerin ulusal üretiminin ağırlık olarak devlet tarafından gerçekleştirileceğini açıkladı.

Dün biraraya gelen 700 Venoco işçisi ulusallaştırma kararını kutladı. Petrokimya Sanayi Bakan yardımcısı Asdrúbal Chávez bir konuşma yaparak işçilerin bütün haklarının güvençe altında olduğunu ve ulusallaştırma kararı ile gerek Venoco işçileri gerekse de Venezüella halkının faydalar sağlayacağını söyledi. Venoco ürünlerinin fiyatlarının düşmesi gerek kamu sektörü gerekse de taşımacılar ve otomobil sahibi olanlara yarayacaktır.

Venoco ürettiği oto sanayi ürünlerini dünya pazarında ki fiyatların yüzde 50 üzerinde bir fiyatla satıyordu.

Fertinitro’nun ulusallaştırlması gübre, urea ve amonyak üretiminde devletin kontrolü sağlaması anlamına geliyor.

26 Eylül seçimleri sonrasında bir demeç veren Başkan Chavez, ”devrimim hızlandırılacağını” belirterek yeni ulusallaştırmalara gidileceğini açıklamıştı.

Salı günü Carabobo eyaletin de bulunan Fertinitro fabrikasına giden  Enerji ve Petrol bakanı Rafael Ramírez fabrikanın artık devlet kontrolünde çalışacağını duyurdu.   Fertinitro işçileri ve sendikacıların pankartlar açarak karşılatığı Bakan Ramirez bir konuşma yaptı:

Gıda sektöründe egemenliğimizin sağlanması için bu fabrika  çok önemlidr. Uzun bir zamandır ulusal kalkınma planımızın gereklerini yerine getirmesi için uluslararası firmalar (Koch ve Snamprogetti) ile görüşüyorduk ancak, hiç bir sonuç alamadık” dedi.

Öte yandan Venezüella Sanayi ve Ticaret Odaları Federasyonu (Fedecámaras )’ın dün yapılan kongresinde konuşan başkanları Noél Álvarez, Venezüellalı işadamlarının “21.inci yüzyıl sosyalizminin politik mahkümları olmayı” kabul etmeyeceklerini söyledi.

Foto: Venoco işçileri

Kaynak: Aporrea.org, Venezüella basını

Posted in Venezuela, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

Alan Woods – Venezüella seçimleri: Devrime ciddi bir uyarı

Posted by lahy 12/10/2010

Pazar günü yapılan Venezüella’nın Ulusal Meclis seçim sonuçları, uluslararası düzeyde burjuva medyası tarafından şenlikle karşılandı. Seçimin nihai sonuçlarını hakkında kesin bir yorum yapmak için henüz çok erken, ve sağ oyların PSUV’nin (Venezüella Birleşik Sosyalist Partisi / Partido Socialista Unido de Venezuela) oylarını geçtiği doğrulanmış değil. Mamafif, Uluslararası medyada ki sağır edici zafer korosu için de erkendir.

Chavez’in seçimleri kaybettiğini söyleyen uluslararası şiddetli kampanya gerçekleri değil de, Venezüellalı ve uluslararası burjuvazinin bir daha dirilmemek üzere Venezüella devrimini bitirme arzularının bir dışavurumudur. Ama herkesin bildiği gibi arzular ve bunların gerçekleşmesi arasında her zaman büyük bir mesafe vardır. Muhalefet’in karşıdevrimci istemlerinin yerine getirilmesi ya da getirilmemesi bir seçim sonucuna değil aksine Devrim’in gidişatına ve yönetimine bağlıdır.

Seçimler, belirli bir zamanda, kamuoyunun sadece bir anlık durumunun göstergesidir. Bu sonuçlar, Venezüella’daki farklı sınıfların psikolojik durumu hakkında bizlere çok şey söyleyebilir, ve şüphesiz ki toplumdaki bazı eğilimleri açığa çıkarır. Bu sonuçlar, Devrim’in çıkarlarını savunan bütün insanlar tarafından çok ciddiye alınması gereken bir uyarıyı içeriyor. Fakat tek başına ele alındığında hiçbirşeyi karara bağlamamaktadır.

Sağın sevinci
Sağ hemen sarhoş bir horoz gibi ötmeye başladı. Miranda eyaletinden milletvekili seçilen María Corina Machado, “Burada her şey çok açık. Venezüella, Küba tarzı komünizme hayır dedi. Venezüella demokrasiyi kurma yoluna evet dedi, şimdi seçilmiş olmanın meşruiyetine sahibiz, bizler halkın temsilcileriyiz” açıklamasında bulundu.

Pazartesi günü, Demokratik Birlik Bürosu (MUD) temsilcileri, esas olarak, pazar günü verilen toplam oyların çoğunluğunu kazandıkları iddiasıyla seçimlerde zafer kazandıklarını ilan ettiler. Fakat bu bir blöftü. Gerçek durum ise çok daha karışıktır ancak Devrim’in şimdi yeni tehlikelerle karşı karşıya kaldığına dair hiç bir şüphe yoktur.

Ulusal Seçim Konseyi (CNE) tarafından yayınlanan resmi seçim sonuçlarına göre, MUD (sağcı) muhalefet koalisyonu 62 sandalye kazanırken, Chavez’in, Venezüella’nın Sosyalist Partisi PSUV şimdiye kadar 95 sandalye kazandı. PSUV ile ilişkilerini koparan Chavez’in eski müttefiki “Hepimiz İçin Vatan Partisi” (El Partido Patria Para Todos-PPT) iki sandalye elde etti. Üç sandalye de ne MUD ne de PSUV’un müttefiki olmayan yerli halkın temsilcilerine gitti. CNE halen diğer üç sandalyeyi kimin kazandığını açıklamadı.

Seçim sonuçları elbette farklı biçimlerde okunabilir. Milletvekili seçilen Roy Chaderton, pazartesi günü, Chavez’in taraftarlarının mevcut sandalye sayılarına bir miktar çoğaltırken, Başkan Chavez karşıtlarının 2000–2005 yasama dönemi boyunca sahip oldukları sandalyelerden yirmi sandalye daha az kazandığını açıkladı.

Sosyalist adaylar Aragua, Barinas, Bolívar, Carabobo, Cojedes, Delta Amacuro, Distrito Capital, Falcón, Guárico, Mérida, Monagas, Lara, Portuguesa, Trujillo, Yaracuy, Vargas eyaletlerinde kazandı ve Miranda ve Sucre eyaletlerinde ise sandalyeleri paylaştılar. Ancak,Zulia ve Táchira gibi önemli eyaletlerde sağ kazandı.

Chaderton, 2000 seçimleriyle karşılaştırıldığında sağın bu seçimlerde zemin kaybettiğine işaret etti. Chaderton muhalefetin, 2005 yılında boykot ettikleri seçim sonuçlarıyla, pazar günü yapılan seçimlerin sonuçlarını karşılaştırarak “komik bir medyatik” kampanya organize ettiğini ve böylece, Muhalefet’in Ulusal Meclis de ki varlıkları önemli bir şekilde artırdığını gösterdiğini bildirdi..

Bu doğru ve ayrıca, insanların kendi seçim bölgelerinde bir aday için oy kullanırken, aynı zamanda, bir parti listesine de oy verdikleri ve bazı milletvekillerinin en çok oyu alan parti listesinden gelmeleri göz önüne alındığında, toplam oy sayısı verilerinin anlaşılması kolay bir konu değidirl. Mamafih, muhalefete verilen oylar artarken PSUV’a verilen oyların daha büyük ölçüde düştüğü açıktır.

Düşmanın gücünü küçümsemek ve kendi gücünü abartmak savaşta olduğu gibi politikada da çok tehlikeli bir hatadır. Devrim’in tatlı hayallere değil gerçekliğe ihtiyaçı vardır. Son sonuçlara göre, PSUV 5.399.300 oy elde ederken sağ partiler 5.312.283 oy aldı.

Sahte iyimserlik
Resmi olarak, PSUV, Venezüella da 23 eyaletin 16’sında sandalyelerin çoğunluğunu elde etti. Apure, Barinas, Guárico, Cojedes, Lara, Portuguesa, Vargas ve Yaracuy gibi kırsal eyaletlerde silip süpürdüğü zaferler kazanırken, Bolívar ve Carabobo gibi büyük sanayi eyaletlerinde önemli bir zafere imza attı. Ayrıca PSUV, Distrito Capital eyaletinde  MUD’un üç sandalyesine karşılık yedi sandalye elde etti.

Başkentin bulunduğu Miranda eyaletinde,  PSUV ve MUD, her ikisi de üçer sandalye edindiler. MUD bu eyalette, 968.947 toplam oy içinde 741 oy farkı atarak Venezüella Birleşik Sosyalist Partisi’ni zar zor mağlup etti. Sucre eyaletinde ise her ikisi de üçer sandalyeye sahip oldular. Nüfusun daha az olduğu Amazonas eyaletinde PSUV bir, PPT iki sandalye elde ederken MUD hiç sandalye kazanamadı. Anzoátegui ve Nueva Esparta eyaletlerinde olduğu gibi Táchira ve Zulia sınır eyaletlerinde MUD, PSUV’u yıktı geçti.

PSUV yöneticileri sonucu bir zafer gibi sunmaya çalıştılar. Başkan yardımcısı Elias Jaua şunları söyledi: “Devrim, Ulusal Meclis’te rahatlıkla çoğunluğa sahip olabilir… Bizim kıtamızda çok az hükümet, tek partinin rahat bir çoğunluğuna sahip oabilir. […] Muhalefet’in, bugün sahip olduğu üye sayısıyla, tamamlanan yasama sürecini tersine çevirmek ya da başkanı görevinden almak veya kamusal yetkilerini geri almak gibi istikrarsızlık mekanizmalarını harekete geçirmesi herhangi bir şekilde mümkün değildir.”

PSUV seçim kampanyası sorumlusu Aristóbulo Istúriz, hedeflenen 110 sandalyeye ulaşılmaması sebebiyle hayal kırıklığını ifade etti. Ancak, bu, “ülkemizde temel bir siyasi güç olarak bize güvenildiği”ni yeniden teyit eden PSUV tarafından ” gerçektende kesin bir zafer” kazanıldığını göz ardı etmemelidir. ”Devrimci hükümetin politikaları ve Başkan Hugo Chavez’i savunmak için gerekli gücü sağlama anlamında amaçımıza ulaştık ve sosyalizmin inşasının sürdüğü bu dönemde yapısal değişimleri ileriye götürmek için yeterli gücü kazandık” dedi..

Ancak gerçekler bu iyimser yorumu desteklemiyor. Eğer 2009 yılındaki yerel seçimlerde alınan oyları bu sonuçlarla karşılaştırırsak fark hemen ortaya çıkıyor. O zaman PSUV, sağcı partilerin 5.190.839 oyuna karşın 6.310.482 kadar oy elde etmişti. Kırmızı uyarı ışıği yanıyor ve bunu inkâr etmek büyük bir sorumsuzluk olur.

2000–2005 yasama dönemi boyunca, muhalefet toplam 165 sandalyenin 73–82 adedine sahip olurken Chavez yanlıları her zaman 83–92 arası sandalyeyi elde ederlerdi. Ama bu kitlelerin hareketlilik elinde olduğu bir dönem idi. 2002 yılında ki karşıdevrimci darbenin yenilgisi ve bunu takip eden petrol sabotajının ve görevden alma referandumunun yenilgisi devrimci halk tarafından, –yani, işçiler ve köylüler– tarafından gerçekleştirildi.

O zamandan beri devrimci çoşkunluğun azalmakta olduğu açıktır. Kitleler arasında memnuniyetsizlik ve hayal kırıklığı yaşanıyor. Bu dışavurumunu yaygın oy kullanmama oranında gösteriyor.Rakamlar her şeyi anlatıyor. Sağın oyu yüzde 2,28 artarken solun oyu yüzde 14,44 oranında keskin bir düşüş yaşadı. Bu muhalefetin seçimleri kazanmadığı anlamına gelir; Chavezciler bu seçimleri kaybettiler.

Liderliğin önemi
Mevcut durumun en önemli özelliği nedir? En azından seçim sonuçları acısından not edilmesi gereken en önemli şey, , devrimci güçler ile karşı-devrimci güçler arasındaki mesafenin azalmış olmasıdır. Sınıflar arasındaki kutuplaşmada keskin bir artış söz konusudur.

İlk ve belki de en önemli etkisi, mücadele eden her iki taraf üzerinde yarattığı psikolojik etkidir. Napolyon, savaşta moralin çok önemli bir faktör olduğuna işaret eder. Bu durum karşı-devrimcileri, saldırıya geçmek için cesaretlendirecek ve teşvik edecek. Bunun aksine pek çok Bolivarcı eylemci moral bozukluğu ve hoşnutsuzluk hissedecek. Bu önemsiz bir faktör değildir!

Mağlup olan bir ordu liderlerine güvenmelidir, askerler, kendi generallerinin ne yapmakta olduklarını bildiklerini ve yenilgiyi telafi etme kapasitesine sahip olduğunu ve ileriye doğru yol alabileceklerine hissetmelidirler. Bir savaşta, geri çekilme dönemlerinde, iyi generallere sahip olmak bir ilerlemeden yüz kere daha iyidir. İyi generallerle ordu, birliklerini bir arada ve iyi bir durumda tutarak, en az kayıplarla organize bir şekilde geri çekilmeyi gerçekleştirebilir.. Ama kötü generaller, bir yenilgiyi bozguna çevirirler..

Bu durumda reformist bürokrasinin rolü özellikle olumsuzdur. Bunlar tümüyle yanlış sonuçlar çıkaracaklar. “Bak, bu halk desteğine sahip olmadığımızı gösterir. Biz geri çekilmek, anlaşmaya varmak, muhalefete taviz vermek zorundayız.” diyeceklerdir. Bu mümkün olan en kötü tavsiyedir. Muhalefet, devrimin her geri adımı için on fazlasını isteyecektir.

Reformistler, seçim sonuçlarının, bir sınıf uzlaşmacılığı politikasını benimsememiz gerektiği anlamına geldiğini iddia edecekler. Ama bu devrimi epeyce sarsan ve onu proleter tabanından uzaklaştıran bir politikanın taa kendisidir. Anzoátegui eyaletinde karşı-devrimcilerin açık bir farkla zafer kazandığı zafer Vali Tarek William Saab ve Chavezci bürokrasinin sağ kanadının Mitsubishi, Vivex ve Macusa’da fabrika işgallerine karşı patronları desteklemek şeklindeki skandal davranışlarının ve böylece, daha önce Chavezcilere oy veren proleteryanın yabancılaşmasını ve hoişnutsuzluğunu grafiksel olarak gösterdi.

PSUV için tek çıkış yolu gerçek tabanına güvenmektir; devrimci işçiler ve köylüler. Onlar, verdiği sözleri yerine getirmesi için PSUV’ye bakmaktalar. PSUV, Devrim’in içindeki burjuva Beşinci Kolunu temsil eden reformcu bürokrasiden, burjuvaziden ve onun temsilcilerinden kararlı bir şekilde kopmak zorundadır.

Karşıdevrim tehlikesi
Seçim darbesine rağmen Devrim henüz önemli bir destek rezervini elinde tutuyor. Geçen yıl içinde yapılan kamuoyu yoklamaları, tekrar tekrar muhalefet partilerine olan destek çok zayıf iken PSUV’nin hala nüfusun yaklaşık yüzde 35’inin desteğine sahip olduğunu göstermiştir. Ancak nüfusun büyük bir kısmı halen kararsız, bu Devrim’in ilerlemesiyle birlikte büyüyen bir düş kırıklığını ifade ediyor. Devrim, geleceğini güvence altına almak için bu katmanları heyecanlandıracak ve motive edecek bir yol bulmak zorunda. Bu da sadece kararlı bir eylem yoluyla yapılabilir.

Başkan Chavez’in takdir indeksi, yüzde 55–60 çıvarında, yüksek bir düzeyde kalıyor. Bu da Devrim’in hala toplam nüfus içinde büyük bir destek rezervine sahip olduğu gerçeğini yansıtıyor. Sorun, Chavez’in etrafının, devrime toplumu değiştirmek için bir araç olarak bakmayan, onu yalnızca kişisel gelişim ve zenginleşmenin bir aracı olarak gören, bürokrat ve kariyeristlerden oluşan kalın bir tabaka ile çevrelenmiş olmasıdır.

PSUV hala Ulusal Meclis’te çoğunluğa sahip. Sıradan yasaların onaylanmasını, yasama organının diğer fonksiyonlarının çoğunu kontrol edebilecektir. PSUV’nin mecliste üçte iki çoğunluğa sahip olmaması, muhalefetin yapısal yasaları, Başkan’a kararname ile yönetme yetkisini veren yasaları ve bazı atamaları bloke etme gücü vermektedir. Sağ kanat, Parlamento’da azınlıkta olmasına rağmen Başkan Chavez hükümetinin eylemlerini engellemek ve Venezüella devrimci sürecine müdahale etmek için kapasitesini artırdı.

Muhalefet, ilerici yasaların çıkarılmasını sabote etmek ve hükümeti felç etmek için Parlamento’daki pozisyonunu kullanacaktır. Ancak, gerçek amacları Devrim’i yıkmak ve iktidarı ele geçirmektir. Bu nedenle kaos ve düzensizlik ortamı yaratmak ve kızgın küçük burjuva kalabalıkları sokaklara dökmek için Ulusal Meclis’i kullanacaklardır. Bu tehdidin karşısında kararlı bir şekilde durmak gerekiyor.

Aporrea 27 Eylül 2010 tarihinde haklı olarak şöyle yazıyordu: “PSUV, Ulusal Meclis’in basit çoğunluğunu ele geçirdi fakat burjuvazinin yeri sağlamlaşıyor ve tehditler büyüyor.” Makale seçim sonuçlarını değerlendirirken doğruyu söylüyordu: “Halkın çoğunluğu sosyalist yolu ve anti-kapitalist mücadeleyi tercih etti. Fakat dikkat çekici biçimde zayıf olduğu bir yanını sergiledi, çünkü PSUV ve müttefikleri, kesin çoğunluğa sahip olmak için gerekli olan üçte iki çoğunluğa ulaşamadı.” Ve şu sonuca varıyordu: “Her zamankinden daha fazla temizlik ve daha fazla devrim gerekiyor!”

Seçim sonuçları karşıdevrimci güçlerin bir ilerleme kaydettiklerini gösteriyor ama henüz gerçek amaçlarına ulaşmaktan çok uzakdırlar. Başarmak için Devrim ve Başkan’la karşı karşıya kalacaklar. Ana çatışma Başkanlık süresi 2012 yılında sona erdiği zaman gerçekleşecektir. Eğer muhalefet görevden almak için bir referanduma başvurursa bu çatışmanın daha önce de meydana gelebilir. Bunu önlemenin tek yolu devrimci süreci hızlandırmak; toprak, bankalar ve büyük sanayi kuruluşlarının kamulaştırılmasını sonuna kadar götürmektir.

“Ancak bunu yapmak için Ulusal Mecliste yeterli çoğunluğa sahip değiliz!” Reformistlerin bu argümanı baştan sona yanlıştır. Herkes toplumun temel sorunlarının parlamentolar, kanunlar ve anayasalarla çözülmediğini ancak sınıf mücadelesiyle çözülebileceğini bilir.

Seçim sistemi anlamında küçük burjuva kitleler müthiş bir güç gibi görünebilir. Fakat devrimci gençliğin, işçilerin ve köylülerin gücü ile sokaklarda karşı karşıya kaldıklarında, onun görünen gücü, sıcak bir soba üzerinde bir damla su gibi buharlaşıp gider. Eğer Devrim adını hak ediyorsa karşı devrimci parlamenterlerle dans etmeyi reddedecek ve bunun yerine kuvvetlerini gerçektende önemli olan yerlerde harekete geçirecektir: tartışma salonlarında değil, sokaklarda, fabrikalarda ve askeri kışlalarda.

Pazartesi gecesi yapılan basın toplantısında Chavez, hükümetinin gelecek döneminde “yeni tarihsel, siyasal, sosyal, teknolojik proje programlarının hızlandırılacağını” söyledi. Doğru bir yönelim ancak bir an önce eyleme dönüştürülmelidir. Başkan sözünü tamamlıyor: “Devrimi güçlendirmeye devam etmeliyiz.” İşte, tek çıkış yolu budur, reformistlerin korkak reçeteleri değil.

Karşımızda yalnızca iki olasılık vardır: ya zaferlerin en büyüğü ya da yenilgilerin en korkuncu. Zaferi güvence altına almak için büyük Fransız devrimci Danton’un meşhur sloganını esas almalıyız: “De l’audace! De l’audace! Et encore de l’audace! “: “Cesaret! Cesaret! Daha fazla cesaret!” (7 Ekim 2010)

(In Defense of Marxism’de ki İngilizce’sinden Erol Yeşilyurt (LAHY) tarafından çevrildi.)

Venezüella:”Partiyi yenilemek ve bürokrasiyi ortadan kaldırmak gerekiyor”

Venezüella: Sosyalizmin inşasında devrimci aydınların sorumluluğu- Lebowitz

Chávez: ” Devrimi hızlandırıyoruz,… Agroisleña kamulaştırıldı”

Chavez: ”Bolivarcı Devrimi kimse durduramaz”

Eva Golinger: “Venezüella seçimlerinde ABD müdahale zemini kazandı”

Chavez’in buruk zaferi, muhalefetin başarısı*

Venezüella: Ulusal Meclis’e yalnızca 24 kadın vekil seçildi

Posted in Makaleler, Venezuela | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

Venezüella:”Partiyi yenilemek ve bürokrasiyi ortadan kaldırmak gerekiyor”

Posted by lahy 10/10/2010

Marea  Socialista: ”Partiyi yenilemek, bürokrasiyi ortadan kaldırmak ,  kitlesel eylemler ve sokaklarda mücadele ile devrimci süreci yeniden yükseltmemiz gerekiyor.”

2 ve 3 Ekim tarihlerinde Karakas’ şehrinde  ülkenin bütün bölgelerinden gelen yöneticilerinin katılımı ile Marea Sosyalist Koordinasyon Kurulu toplandı.  Toplantı da 26 Eylül seçimlerinin sonuçları,  Unión Nacional de Trabajadores de Venezuela (Venezüella Ulusal İşçi Sendikası) , temel sanayiler, elektrik sektörü ve sosyal mülkiyete sahip işletmelerde işçi  kontrolü hakkında öneriler tartışıldı. Tartışmalara  sosyal örgütlerin temsilcileri, sendikacılar ve gençler de katıldılar.

Ayrıca, 2 gün içinde tartışılan, Arınma, Arınma, daha fazla Devrim önerilerinin  nasıl hayata geçirilebileceği de ele alındı.…  Cumartesi ve Pazar günü tartışılan bazi öneriler Başkan Chávez’in yaptığı açıklamalarla aynı doğrultuda idi. Toplantının sonunda yapılan  basın açıklamasına katılanlar  arasinda UNETE Ulusal Koordinatörü Stalin Pérez Borges,  UNETE Tachira eyaletinden  Vilma Vivas, Aporrea. Org’dan  Gonzalo Gómez,, UNETE Carabobo’dan Ismael Hernández, UNETE  Zulia’dan Nani Borges, UNETE Falcón eyaleti Kordinatörü Franklin Zambrano, UNETE’den Jairo Vargas , Sidor‘dan sendikacı  José Meléndez Matesi işçileri sendikası genel sektreteri, Daniel Rodríguez, Fama’da America işçileri sendikası temsilcisi Gustavo Martínez,  Venezolana de Televisión işçileri sendikası’nın Genel Sekreteri İgor Alcala, Chrysler işçileri sendikasından Christian Pereyra,  Carabobo  inşaat sektöründen  Osman Cañizales ve Jesús Vargas, UNETE ulusal Çalışma Grubundan Juan García,  Carabobo Elektrikçiler sendikasından Marilú Coello ve Richard Coello da vardı. Sosyal hareketlerin temsilcileri  Luisana Melo, MOSCAVIS. Alí Verenzuela, Alí Primera radyosu, El Valle Oto, ANMCLA, öğrenci temsilcileri Alexander Marín, Charles Kloster, Mara García Viloria, Andrea Pacheco, Joseth Chávez, William Serafino, Karol Sánchez ve başka yöneticilerde toplantılara katıldılar. Basın toplantısında aşağıda ki açıklama yapıldı:

Stalin Pérez Borges  seçim sonuçları hakkında konuştu: Milletvekillerinin çoğunu elde etmemize rağmen PSUV‘un tıkanması ve gerilemesi ve Birlik Koalisyonu tarafından temsil edilen sağın oylarında ki artışı görmezden gelerek zafer söylemlerine devam etmek yanlıştır.

Bu geri çekilmenin nedenleri arasında devrimin sembolü haline gelen sağlık sektörü gibi değişik sektörlerde ki bürokratik kötü yönetimine dikkat çekti  Aynı zamanda fiyat artışı ve enflasyon karşısındaki kararsızlığı da vurguladı. Karşılaşılan kitle hareketliliğinde ki düşüş ne bir gayrete sahip olan ne de politik tartışmaya izin veren aynı tipteki bürokratik liderliğin  bir sonuçudur.  Ne partinin tabanının ne de hataların işlendiği hükümet yönetimine dair  kararları kampanyalarında görerek eleştiren militanların önerilerini dikkate almadan yukarıdan aşağı politikaları empoze etmeye kendilerini adamışlardır. Aynı konuyla ilgili olarak : Parti yönetimi ile devletin üst kademesinde ki yöneticleri ayırmak gereklidir.  Bakanlıklar ve hükümet’de yüksek pozisyonlara sahip olanlar, aynı zamanda partinin militanlarının yaratıcılığını boğmasından sorumlu olanlardır. Yaratıcılık hükümet yönetiminin üst düzeyi de dahil olmak üzere global politikaların tartışıldığı bir süreçten beslenir. Organize edilen militanlığı kontrol eden bir seçim araçına değil de gerçekten de devrimci bir partiye ihtiyacımız vardır, açıklamasında bulundu.

Hemen hemen her durumda himayeciliğin ve  valiler, belediye başkanlarının ve diğer yöneticilerin dahil oldğu bürokrasinin  sığınağı olan, yalnızca seçimlere katılan demokratik bir parti değil. Militanların kararların alındiğı süreçe katıldığı ve hükümetin politikalarını tartışabildiği bir partiye ihtiyaç vardır. Bunu başarmak için PSUV’un, ulusal ve bölgesel yönetici organları, organik işleyişi ve politikalarının belirlendiği yapıların baştan aşağı yenilenmesi gerekiyor.  Ancak bu şekilde, son seçimlerde kaybettiğimiz oyları ve son iki yılda ortaya çıkan yeni seçmenleri kazanabiliriz. 2012’de  Chávez’in başarılı olmasını sağlayacak olan yol budur.

Aynı zamanda gelecek Ocak ayında görev süresini tamamlayacak olan Ulusal Meclis’in halen bekleyen işçiler ve onların örgütlerinin katılımıyla hazırlanmış olan  Çalışma Yasası gibi önemli yasaların onaylamasi gerekir.

Venezüella Ulusal İşçiler Sendikası’na (Unión Nacional  de Trabajadores de Venezuela) ulusal düzeyde eylemler organize ederek Başkan Chavez’e imzalaması için dört kararname önermesi çağrısında bulundu:  ücretlerde genel bir artış, enflasyon ve fiyat artışı  tarafından maaşlarda ki artışın ortadan kaldırılmasını önleyecek olan hareketli barem sisteminin uygulanması yapılacak önerilere bir örnektir.

İşçi Kontrolü deneyimlerinin savunulması, bürokratik yönetime ve devlet işletmelerinin kapitalistlerine karşı mücadele,   işçi kontrolünün ekonominin özel sektör tarafından da kontrol edilen işletmelerde de  uygulanması  tartışılan konular arasında idi.

Basın toplantısına katılanların tümü, ulusal düzeyde büyük bir kitle hareketliliğinin sağlanması ve  sürecin eski sihhatini yeniden kazanarak derinleştirilmesi ve itilmesi için sokaklarda mücadele edilmesi gerektiği konularında, kesinlikle, aynı fikirde idiler.  Marea Sosyalist yöneticileri mücadele ve kitle hareketlenmeleri ile Başkan Chávez’in öne sürdüğü üç kararın gerçekleştirilebileceğini açıkladılar.

Daha önce ki ismi Marea Clasista y Socialiste olan Marea Socialista PSUV içinde yer alan devrimci marksist militanların kurduğu bir gruptur.

Venezüella: Sosyalizmin inşasında devrimci aydınların sorumluluğu- Lebowitz

Chávez: ” Devrimi hızlandırıyoruz,… Agroisleña kamulaştırıldı”

Chavez: ”Bolivarcı Devrimi kimse durduramaz”

Eva Golinger: “Venezüella seçimlerinde ABD müdahale zemini kazandı”

Chavez’in buruk zaferi, muhalefetin başarısı*

Venezüella: Ulusal Meclis’e yalnızca 24 kadın vekil seçildi

Posted in Genel Haberler, Venezuela | Etiketler: , , , | 1 Comment »

Venezüella: Sosyalizmin inşasında devrimci aydınların sorumluluğu- Lebowitz

Posted by lahy 08/10/2010

(Yazarın Notu: Aşağıdaki konuşma (‘Sosyalizmin inşasında devrimci aydınların sorumluluğu’) Miranda Uluslararası Merkezi (CIM)’in 2 Haziran 2009’da, Karakas’da  düzenlediği, ‘Aydınlar, Demokrasi ve Sosyalizm’) konferansın da yapıldı. Venezüella’lı tanınmış aydınların katıldığı konferans, yazarın,   Venezüella örneğini değil de geneli dile getirdiğini söylemesine rağmen, konferans’da dile getirilen eleştiriler nedeniyle büyük bir tartışmaya yol açtı. Petrol bakanlığı içindeki Chavez yanlısı bir fraksiyon PSUV’e saldırıldığını iddia etti.)

Michael A. Lebowitz

Devrimci aydınlar hakkında konuştuğumuz zaman, pek tabii ki, aydının pek çok çeşitinin olduğunu kabul etmemiz  gerekiyor. Sorunun ayrıntılarına gireyim. Geleneksel aydınlar ya da akademisyenlerden söz etmiyorum. Kendilerini sosyalizmin inşasına adamış aydınlardan söz ediyorum. Ayrıca, söylediklerim özellikle Venezüella’lı aydınları hedef almıyor – bir ziyaretçi olarak bunu yapmam doğru olmaz. Bu nedenden dolayı söylediklerim Venezüellaya özgü olmaktan ziyade genele aittir.

“21.inci yüzyıl sosyalizmi … üretim araçlarının sosyal sahipliği, işçiler ve toplumlar tarafından tarafından organize edilen sosyal üretim, ve  dayanışmayı esas alan toplumsal ihtiyaçları ve toplumsal hedefleri karşılamayı hedefleyen bir toplumun birlikteliğidir.”

Benim özellikle değinmek istediğim devrimci aydınlardır- 21.inci yüzyılda sosyalizmi kurmayı amaçlayan kişiler.  Ve aklıma son derece belirgin bir konu geliyor- faktörlerin özel bir birleşimi. Böylece, 21.inci yüzyıl sosyalizmi hakkında konuştuğum zaman, sözünü ettiğim üretim araçlarının sosyal sahipliği, işçiler ve toplumlar tarafından organize edilen sosyal üretim,  ve dayanışmayı esas alan toplumsal ihtiyaçları ve toplumsal hedefleri karşılamayı hedefleyen bir toplumun birlikteliğidir.

Kısacası  devrimci aydınlar, devrimci projeye kendilerini adamış bireylerdir- devrimci bir çalışma projesine, ki amaçı (21.inci yüzyıl sosyalizmi) açıktır,ve burada bu amaçı gerçekleştirmek için disiplinli olmak gerekiyor. Başka bir şekilde ifade edersek, devrimci bir aydın devrimci projeyi gerçekleştirmek için disiplinli olmalıdır. Bir adım daha ileri gitmeme izin verin.  Devrimci aydın devrimci partinin, 21.inci yüzyıl sosyalizmini kurmaya kendini adamış bir parti,  disiplinine tabii olmalıdır. Devrimci aydın bu devrimci partinin rehberliğini kabul etmelidir.

Ancak, söylediğim sözler sonucu bana doğru çok sayıda ayakkabı fırlatılmadan önce, bir noktayı iyice açıklamalıyım: Devrimci bir parti ile  mevcut anın partisini açık bir şekilde birbirinden ayırmak gerekir. Burada  ”an” terimini onun diyalektik anlamı içinde kullanıyorum-  ilerlemenin gelişimi içinde aşılması gereken bir adım, bir dönem, anlık bir durma noktasıdır.

Böylece yaptığım ayrım, sosyalist geleceğin partisi olan devrimci parti ile mevcut anın partisi arasındadır. Devrimci aydınların displinini kabul edeceği sözünü ettiğim ilk partidir. Herşeyden önce mevcut anın partisi belki de sosyalizmi kurmak gibi bir amaça sahip değildir.  Anlık parti içindeki egemen kuvvetler belki de, 20.inci yüzyılın talihsiz deneyimlerinde ki gibi  hiyerarşik bir komuta yapısına eğilimlidirler; işçi sınıfının kapasitesinin gelişmesi için vazgeçilmez olan işçi yönetimini kurmaya ne niyetleri ne de küçük bir istekleri vardır, ve  kendi çıkarını esas alarak çalışmak dışında herhangi başka bir şey temelinde çalışmayı hayalcilik olarak görüyorlardır. Devrimci aydınlar böyle bir partinin disiplini kabul etmeli mi? ( Sırası gelmişken uzun yıllar sosyal demokrat bir parti de çalışmış bir kişi olarak konuştuğumu belirteyim)

Başka bir şekilde ifade edersek, sosyalizmi inşa etmeyi amaç alan devrimci parti kavramı ile mevcut anın partisi kavramları arasında bir fark vardır. Ve bu farklılık kaçınılmazdır. Marks’ın (ve gerçekten her diyalektçi düşünürün)  bildiği gibi, yeni biçimler her zaman eskinin içinden doğar. Ayrıca, yeni olan yetersiz bir şekil içinde ortaya çıkıyor.   Hegel ,  canlı gövdesi, yayılan dalları ve yaprakları ile bir meşe ağaçı görmeye gittiğimizde, onun yerine bir meşe palamutu gösterilirse bundan memnun olmayacağımızı söylemişti.

Böylece devrimci aydınlar bu kaçınılmaz farklılığa nasıl yanıt vermelidirler? Mümkün olan tavırlardan biri dışarıda durmak ve meydana çıkan biçimin yetersizliklerini eleştirmektir. Devrimci olan, diğer yanıt ise, mümkün olanı gerçekleştirmek için mücadele etmektir.  Bir keresinde Victor Serge‘e Stalin’in tohumları Lenin’de mevcut değil mi diye sormuşlardı. Serge yanıt verdi:  ” Lenin’in içinde bir çok tohum vardı.” Benim önerim devrimci aydının görevinin devrimci tohumları geliştirmek olmasıdır. Ve bunu mümkün olan her yerde yapmalıdır.  21.inci yüzyıl sosyalizmi vizyonunu kitlelelere açıklamalıdır, çünkü, bildiğiniz gibi, düşünçeler kitlelerin kafalarında yerleştiği zaman maddi bir güç haline dönüşürler. Ve ayrıca,  aynı fikirler ve aynı projelerle  sürece liderlik yapanları kazanmak demektir.

Pek tabii ki, geleceğin devrimci partisinin disiplinine tabii olmaktan söz ediyoruz, mevcut anın partisinin disiplinine tabii olamayız, bu mevcut anın partisinin bir eleştirisi olarak görülebilir ve, 21.inci yüzyılda sosyalizmin kurulması için en az eğilimi olanlar, bu türlü dışavurumları engellemek için en fazla endişe duyanlar olacaklardır.  Ancak, sosyalizm vizyonunu terk etmemizin sonuçları hakkında hepimizin bilinçli olması gerekir. Eğer 21.inci yüzyıl sosyalizmi projesine gerçekten inanıyorlarsa, gerek varacakları sonuçlar gerekse de ihtilaf içine düşebilecekleri iktidarlardan korkmadan kendi bayrakları üzerine Marks’ın eleştirinin önemi hakkındaki sözlerini yazmalıdırlar.

Ve,  bu devrimci aydınların sorumluğu ise, ayrıca, mevcut anın partisi içindeki devrimcilerin de sorumluluğu vardır. Eğer mevcut anın partisi gerçekten de 21.inci yüzyılda sosyalizm inşasını denemek istiyorsa,  devrimci aydınların devrimci partinin disiplinine tabii olmaları için onlara bir alan tanımalıdır.  Bu alanı sağlamamak ve devrimci tohumların gelişmesini desteklememek otların gelişip her tarafa yayılmasına izin vermek demektir.

* * *

Michael A. Lebowitz Simon Fraser Universitesi/Vancouver, Kanada’da ekonomi profesürüdür. Beyond Capital: Marx’s Political Economy of the Working Class (internet’de Scribd), Build It Now: Socialism for the Twenty-First Century ve  The Socialist Alternative: Real Human Development kitaplarının yazarıdır.

Kaynak ( The   B u l l e t )
Socialist Project • E-Bulletin No. 414
September 10, 2010 

Michael A. Lebowitz – Barbarlık Hayaleti Ve Alternatifi: Sekiz Tez

Posted in Makaleler, Venezuela | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Eva Golinger: “Venezüella seçimlerinde ABD müdahale zemini kazandı”

Posted by lahy 06/10/2010

Gazeteci Eva Golinger, Venezüella seçimlerine ilişkin yazdığı değerlendirme yazısında Venezüella seçimlerinin Hugo Chavez’in partisi Venezüella Birleşik Sosyalist Partisi’yle (PSUV) birlikte ikinci bir kazananının olduğunu, bunun da “ABD müdahalesi” olduğunu vurguladı.

Venezüella parlamentosunda Bolivarcı İttifak’ın 98 sandalyeyle temsil edilecek olmasının mutlak bir kazanç olduğunu belirten Golinger, daha önce Chavist koalisyonun kazandığı Anzoategui’nin kaybedilmesinin ve muhalefetin örgütlü olduğu Tachira ile Zulia eyaletlerinde yeniden muhalefetin kazanmasının oldukça kritik kayıplar olduğuna dikkat çekti.

Küresel ekonomik krizin Chavez hükümeti açısından zor günler yaşattığını belirten Golinger, elektrik ve su kesintileri, enflasyon ve karaborsanın yok edilememiş olmasını da Chavez hükümetinin seçimlerde karşılaştığı duruma yol açtığını belirtti.

Chavez hükümetine karşı yürütülen uluslar arası karalama kampanyasına dikkat çeken Golinger, ancak hükümet bürokrasisi içinde yer alan pek çok bürokratın da bu kampanyaların Venezüella halkının en azından bir kısmı tarafından kabul görmesine yol açtığını belirtti.
Chavez hükümetinin devrilebilmesi için ABD merkezli vakıflardan yapılan muazzam para desteklerinin muhalefetin etkili bir karşı-propaganda yürütmesini olanaklı kıldığına değinen Golinger, muhalefetin Chavez karşıtı bir blok oluşturarak seçimlere birlikte girmesinin de ABD merkezli bir proje dâhilinde gerçekleştiğini belirtti. Golinger, muhalefetin meclisi işlemez hale getirmek üzere uzlaşmaz politikalar izleyeceğini iddia etti.

Son olarak “ABD’nin sadık temsilcilerinin hepsi şu an ülke bürokrasisinde bazı kilit noktaları tutuyorlar” diyen Golinger, ABD’nin muhalefetin meclisin üçte birinin elde etmesine şaşırdığını ama minnettar olduğunu söylerken, Venezüella’da muhalefetin Bolivarcı Devrim sürecini yavaşlatabilecek bir konuma geldiğini ve ABD’nin siyasete müdahalesi açısından da önemli bir kanal açılmış olduğunu vurguladı.

[Postcards From Revolution / Latinbilgi – S.T.]

Posted in Genel Haberler, Seçimler, Venezuela | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

Chavez: ”Bolivarcı Devrimi kimse durduramaz”

Posted by lahy 05/10/2010

Karakas,  (Prensa Latina) Açıklamalarda bulunan Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez, on yılı aşkın bir zamandır sürdürülen Bolivarcı Devrimin hiçbir şekilde durdurulamayacağını belirtti.

1999 yılında başlayan sürece dair değerlendirmelerde bulunan Chavez devrimin planlama ve bilimsel yanlarının güçlendirilerek derinleştirilmesi gerektiğini vurguladı:

“Sosyalizmin yayılması için gereken koşulları oluşturmaya devam etmeli ve kapitalizmi bu yeni modelle değiştirmeliyiz.”

Dün Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV) milletvekilleriyle biraraya gelen Chavez 2012 Devlet Başkanlığı seçimlerini hedef alacak şekilde yeni bir çalışmanın başlatılması gerektiğini söyledi.

Ocak 2011’de göreve başlayacak olan Venezuela parlamentosunun yeni bileşimine de atıfta bulunan Chavez, parlamentonun çok sayıda devrimci yasaya imza atacağına inandığını ekledi.Bu döneme kadar ise halihazırdaki parlamentonun görevine devam edeceğini belirtti.

Televizyondan canlı olarak yayınlanan konuşmasında sosyalistlerin parlamentodaki vekilliklerin %60’ını kazandığı 26 Eylül seçimlerinin sonuçlarıyla ilgili de yorumlarda bulundu:

“Sonuç kesin bir zafer, ancak kendimizi geliştirmek ve yanlışlarımızı ortaya çıkarmak için özeleştiri yapmalıyız.”

Chavez 7 milyon üyeli parti içinde yapılacak özeleştiri sayesinde daha iyi bir örgütlenme düzeyinin yakalanacağına işaret etti.

Chavez’in buruk zaferi, muhalefetin başarısı*

Chavez: ”Bolivarcı Devrimi kimse durduramaz”

Posted in Genel Haberler, Venezuela | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

Chavez’in buruk zaferi, muhalefetin başarısı*

Posted by lahy 03/10/2010

Ebru Afat/ Dünya Bülteni

Latin Amerika’nın son on yılına damgasını vuran ve bölgede birbiri ardına sol kadroları iktidara taşıyan dalganın öncülüğünü yapan Venezüella’da 26 Eylül’de düzenlenen genel seçimler, Devlet Başkanı Hugo Chavez açısından hüsranla sonuçlandı. Chavez’in lideri olduğu iktidardaki Sosyalist Parti (PSUV), 165 sandalyeli Venezüella parlamentosunda 98 milletvekili çıkararak yine çoğunluğu elde etti. Ancak Demokratik Birlik (MUD) koalisyonunda toplanan muhalefet 65 milletvekilliği kazanarak Chavez yanlılarının (Chavistas) parlamentodaki mevcut üçte iki çoğunluğuna son verdi. Bu rakam, bir partinin parlamentoda üçte iki çoğunluğu elde etmesi için gerekli olan 55 sınırının üstündeydi. Katılım oranının yüzde 66 olarak gerçekleştiği seçimlerde diğer iki sandalye ise küçük bir partiye gitti.

İlk defa 1998’deki başkanlık seçimlerini kazanarak iktidara gelen Chavez’i ülkeye Küba benzeri otoriter bir sistem getirmeye çalışmakla suçlayan muhafazakâr, ılımlı ve sosyal demokrat partiler 2005 genel seçimlerini boykot etmiş, bu da Chavez’in parlamentoda ezici çoğunluğu sağlamasına yol açmıştı. Chavez’i bertaraf etmek için bu sefer güçlerini birleştirerek oyuna katılmaya karar veren muhalefet partilerinin oluşturduğu Demokratik Birlik koalisyonunun sözcüsü Ramón Guillermo Aveledo, sonuçların onlara büyük bir siyasi güç verdiğini ve çok mutlu olduklarını söyledi. Chavez ise daha önceki seçimlerden alışılageldiği şekilde başkent Caracas’taki başkanlık konutu Miraflores Sarayı balkonundan halka seslenmedi ve Twitter’dan yayınladığı açıklamasında “Bolivarcı ve demokratik sosyalizmi derinleştirmeye devam etmelerine yetecek bir zafer kazandıklarını” ifade etti.

Bu açıklaması ile hedeflerinden vazgeçmediğini vurgulayan Chavez, bir yandan taraftarlarına moral verip kuyruğu dik tuttuğunu göstermeye çalışırken diğer yandan önümüzdeki günlerde Venezüella’yı çok hareketli günlerin beklediğinin sinyallerini gönderdi. Yeni parlamento Ocak 2011’de göreve başlayacağı için Chavez bu zaman zarfında, “sosyalist devrimi zirveye ulaştıracak radikal reformlar” olarak gördüğü değişiklikleri getirecek bazı kanunları eski parlamentodan geçirebilir. Beklentilerin üzerindeki bu başarıyla kendine güveni gelen ve 2012’deki devlet başkanlığı seçimlerinde Chavez’i alt edebilme rüyaları görmeye başlayan muhalefet ise protesto gösterileriyle değişiklikleri engellemeye kalkışabilir. İstediği yasaları 2011’e kadar çıkarabilse ve 2012’de bir kez daha başkan seçilse dahi yeni güç dağılımı her halükarda Chavez’in hareket alanını oldukça kısıtlayacak ve onu muhalefetle uzlaşmaya zorlayacaktır. Zira Chavez’in, yüksek mahkeme üyelikleri gibi bürokrasideki anahtar noktalara dilediği isimleri atayabildiği; eğitim, yerel yönetimler, maliye gibi alanlarda istediği değişiklikleri kolayca yapabildiği günler geride kalmıştır.

Chavez ve Bolivarcı devriminin geleceği

Eylül 2010 genel seçimlerinin, Venezüella açısından bir dönüm noktası teşkil edeceği rahatlıkla söylenebilir. Ülkenin petrol gelirlerini, yeni bir sosyalist model olarak adlandırdığı ve Latin Amerika’nın 19. yüzyılda İspanyol sömürge yönetimine karşı verdiği bağımsızlık savaşının öncü komutanlarından Simon Bolivar’dan esinlendiğini söylediği politikalarını uygulamak için harcayan Chavez’e yönelik halk desteği hâlâ yüksek. Üstelik muhalefetin eleştiri ve suçlamalar ötesine geçip Chavez’e karşı derli toplu alternatif politikalar sunabilmesi de söz konusu değil. Fakat bu durum, 2002’de ABD’nin desteklediği bir darbeyle Chavez’i devirme girişimleri başarısızlıkla sonuçlanan elit kesimlerin etkili olduğu muhalefet partilerinin dile getirdikleri bazı sorunların yakıcılığının üzerini örtmeye yetmiyor. Keza Chavez’in muhalefetin bazı unsurlarının dış güç odaklarıyla bağlantısı üzerine odaklanan ve sürekli anti-Amerikan unsurlar etrafında şekillenen söylemleri de bu sorunların etkilerini gidermiyor.

Ücretsiz eğitim ve sağlık hizmetleri sunulması, devlet tarafından sübvanse edilen ucuz yiyecek satan marketler açılması gibi politikaları sayesinde kırsal kesimde ve büyük şehirlerin varoşlarında yaşayan alt sınıfların desteğini alan Chavez, özellikle devletleştirme politikaları ve bankacılık sektörüne getirdiği denetimler nedeniyle üst sınıfların nefretini kazandı. ABD’nin dış politikalarını çok sert eleştirmesi; Çin, Rusya ve İran ile stratejik ilişkiler kurması ve Latin Amerika ülkeleri arasında bir işbirliği bloğu oluşturmaya çalışması nedeniyle Amerikan medyası tarafından Batı karşıtlığı ve diktatörlükle suçlandı. Venezüella muhalefetinin büyük bir kısmı da 2002’deki darbe girişimi nedeniyle kendilerine şüpheyle bakan Chavez’i anti-demokratik bir lider olarak göstermek için elinden geleni yaptı. Oysa Venezüella’da hükümetin kontrolündeki devlet televizyonu ile Chavez tarafından kurulan ve tüm Latin Amerika coğrafyasına yayın yapan Telesur kanalı dışında medyanın büyük çoğunluğu ABD ile bağlantılı yayın organlarından oluşuyor.

Chavez, retoriğe ve gösterişli jestlere dayalı tarzına, zaman zaman yabancı liderleri de hedef aldığı, dozu epey yüksek sivri açıklamalarına rağmen, dünyanın en fazla halk oylamasına giden lideri konumunda. İlk seçim yenilgisini, bazı sosyalist düzenlemeler ile devlet başkanının yetkilerini genişleten değişikliklerin 2007’deki referandumda reddedilmesi ile alan Chavez, 2009’daki referandumda devlet başkanının görev yapma dönemlerine yönelik kısıtlamaların kaldırılmasını halka kabul ettirmeyi başarmıştı. Yine de 2008’deki yerel seçimlerde zemin bulmaya başlayan muhalefet, aynı yıl başlayan küresel ekonomik krizin Venezüella’daki etkileri karşısında elde ettiği bu zemini genişletmeye başladı. Küresel ekonomik krize karşı ülke içinde etkili önlemler alıp bütçe kısıtlamasına gitmeye yanaşmayan Chavez, bunun bedelini enflasyon rakamlarının %30’lara varmasıyla ödedi. Uzun süreli elektrik kesintilerinin günlük yaşamın bir parçası haline gelmesi ve bireysel silahlanmanın yüksekliği ile fakirlikten kaynaklanan şiddet suçlarındaki büyük artıştan kaynaklanan güvenlik sorunları da Chavez’in popülaritesini düşüren unsurlar arasında.

Latin Amerika’nın en renkli ve sıra dışı lideri olan Hugo Chavez yönetimini zorlu günler bekliyor. Mevcut durumda Chavez’in önünde iki seçenek görünüyor: Kafasındaki demokratik sosyalist devlet modelini tam olarak hayata geçirmek için, ne pahasına olursa olsun, elinde kalan son kozları biran önce oynamak ile muhalefetle uzlaşıp mevcut gerginliği azaltmak. Chavez’in ülkenin acil çözüm bekleyen sorunları ve muhalefetin öfkesi karşısında nasıl bir yöntem izleyeceği, hem kendi siyasi kariyeri hem de Venezüella’nın istikrarının belirlenmesinde hayati bir rol oynayacaktır. 21. yüzyıla girerken artık alternatifi kalmadığı söylenen kapitalizme ve neo-liberal ekonomi politikalarına karşı başka bir dünyanın mümkün olabileceğine inanan ve bunun arayışını verenler için Chavez ve Venezüella deneyimi, hataları ve sevaplarıyla tartışılması gereken bir örnek teşkil etmektedir.

Bu haber asagidaki kaynaktan alinmistir.

http://www.dunyabulteni.net/?aType=haber&ArticleID=130502

Posted in Genel Haberler, Makaleler, Seçimler, Venezuela | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: