latin amerikan haber yorum

Posts Tagged ‘venezüella’

Chavez: Şimdi Bolivarcı Sosyalizm zamanı

Posted by lahy 15/11/2011

OZAN ÖZLEM

Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi ve Venezuela Devlet Başkanı Chavez, pazar günü onbinlerce kişinin katılımıyla seçim startını verirken, ilk merkezi mitingini de gerçekleştirdi. Devrimci güçlerin bir araya gelmesinin aracı olarak gördüğü Büyük Yurtsever Cephe’nin önemine değinerek konuşmasına başlayan sosyalist lider, çoğunluğu farklı sosyal yapılanmalardan oluşan ve 32 080 değişik organizasyonu bir araya getiren cephenin oluşturulacak ilişki ağlarıyla ülke sınırlarını aşan bir organizasyona dönüştürülmesi çağrısında bulundu.

Birliğin, 2012 seçimlerinde ancak ve ancak tüm bileşenleri propaganda faaliyetlerine katıldıkları takdirde başarı sağlama ve sosyalizm sürecini çabuklaştırma imkanı bulabileceğini kaydeden Chavez, cepheyi uluslararası bir mücadelenin parçası olarak düşündüğünü belirtti.

‘VENEZUELA HER GÜN HEDEF ALINIYOR’
Neredeyse her gün ABD ve müttefiklerinden Venezuela karşıtı açıklamaların geldiğini hatırlatan Chavez, yaşanmakta olan global krizin, ABD tarafından sürekli olarak saldırılara maruz kalan dünya halkları için büyük bir tehdit haline geldiğini söyledi. Sosyalist lider, Libya’da Kaddafi’yi öldürüp ülkeyi kana bulayan emperyalizmin şimdi aynı planı Suriye ve İran için de uygulamaya koyduğunu ifade etti.

Büyük Yurtsever Cephe’nin böylesi uluslararası koşullarda kurulduğuna dikkat çeken Chavez, önümüzdeki sene yapılacak seçimlerde ABD emperyalizminin uşağı olan yerel muhalefete karşı başarı sağlamanın öneminin altını çizdi. Yaklaşık beş saat süren ve gelecek ekimde yapılacak seçimlere yönelik olarak Büyük Yurtsever Cephe’nin düzenlediği ilk merkezi miting Chavez’in “Şimdi Bolivarcı Sosyalizm zamanı, şimdi Bolivar, şimdi adalet, aşk, neşe ve güzel bir ülke zamanı!” sözleriyle sona erdi.

1998’de iktidara geldikten sonra, neoliberal reçetelere karşı sosyalist politikalar uygulayan Chavez, son araştırmalara göre yüzde 62 oranında bir toplumsal desteğe sahip. Chavez, ABD yanlısı, neoliberal muhalefet karşısında seçim yarışına oldukça avantajlı başlamış (Birgun)

Reklamlar

Posted in Seçimler, Venezuela | Etiketler: , | Leave a Comment »

Kolombiya’da Santos Uribe’nin Mirasını sürdüyor-Aziz Küçük

Posted by lahy 11/11/2011

Aziz Küçük

Kolombiya’da 2010 yılında yapılan seçimlerle Uribe’nin yerine onun kabinesinde Savunma Bakanlığı yapmış olan Santos iktidara gelmişti. O da tıpkı Uribe gibi “etkin terörle mücadele” sloganıyla elitlerden ve orta sınıftan oy istemişti. Ayrıca kıta açısından daha açık bir dış politika rotası izleyeceği vaadinde bulunmuştu. Bu vaatlerle girdiği seçimi kazandı.

URİBE’NİN SANTOS’A BIRAKTIĞI MİRAS

Uribe’nin 8 yıllık iktidarı döneminde, ABD destekli bir savaş yürütüldü Kolombiya topraklarında. Bu savaş doğası gereği toplumsal muhalefetin bütün renklerini hedef tahtasına yerleştirmişti. Bu dönemde FARC büyük darbeler yedi. Sendikacıların öldürülmesinde ise dünya rekorları kırıldı. Dünyada en fazla sendikacı Kolombiya’da öldürülüyor. Komşu ülkeler ile en büyük gerilim sırasıyla Ekvator, daha sonra Venezüella ile yaşanmıştı. FARC’ın “güneş yüzlü” komutanı Raul Reyes’in sınır ihlali yapılarak Ekvator’da öldürülmesi iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. En son adım ise bütün kıta ülkelerinin tepkisini toplayan askeri üs anlaşmasıydı. Bu anlaşmaya göre ülkede 7 ABD askeri üssü kurulacaktı. Tüm bu gelişmelerin yaşandığı esnada Savunma Bakanlığı görevini Santos icra ediyordu.

SANTOS’UN ADIMLARI

Kolombiya, ABD ile ilişkilerinden kaynaklı tecrit edilmiş durumdaydı. Özellikle kıtadaki sol dalga göz önünde bulundurulursa tablo daha iyi anlaşılır. Bu tecridi kıracak adımlar atıldı. Öncelik olarak Chavez’in Venezüella’sı ve Ekvator ile ilişkilerin sıklaştırılması adımları atıldı. Asıl dikkat çeken adım Venezüella ile ilişkilerin restore edilmesi oldu. Başkanlık koltuğuna oturmasından hemen sonra Chavez’i ziyaret etti. Akabinde karşılıklı elçiler atandı, ticari ilişkiler gözden geçirildi ve bir dizi başlıkta anlaşmalar imzalandı. Atılan adımların bir amacının da Santos’un kendi imajını düzeltmesi olduğunu vurgulanması gereken bir başka özellik. Uribe’nin kabinesinde görev yapması, dönemin politikalarında imzası olması, Santos için Uribe’nin “Fino köpeği” yakıştırılması yapılmasına sebep olmuştu.

KOLOMBİYA-VENEZÜELLA İLİŞKİLERİ, “TERÖRLE MÜCADELE” VE FARC

Güney Amerika halklarının göz nuru olan FARC’ın son yıllarda ciddi darbeler aldığını ifade etmemiz gerekir. Tarihsel önder Manuel Marulanda’nın hayatını kaybetmesi, genç gerilla komutanı İvan Rios’un hain havarisi tarafından öldürülmesi, “güneş yüzlü” Raul Reyes’in Kolombiya-ABD patentli operasyon sonucu katledilmesi, durumun ciddiyetini gösteriyor. Kolombiya devleti tarafından hayata geçirilen tasfiye konseptinin yerel ölçekteki oligarkları aşan bir plan. Son olarak Avrupa’da İspanyol polisi tarafından yapılan ve ülkemizde de ilgilere mazhar olan “büyük FARC operasyonu” bunun göstergesidir. Santos’un yönetimindeki Kolombiya, Uribe döneminin tersine geniş bir ittifak politikası çerçevesinde davranmaya çalışıyor. Bu kapsama alanında Bolivarcı Venezüella da var.

TARTIŞILAN VENEZÜELLA

Bolivarcı hükümet, belki de bugüne değin en fazla tartışılan kararlarından birine imza attı. Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri’nin(FARC) önde gelen isimlerinden olduğu söylenen Pérez Becerra, Caracas havalimanında tutuklandı. Sonrasında bilindiği gibi Kolombiya’ya iade edildi. Santos’a göre Avrupa’da Kolombiya devletinin aleyhine yapılan kampanyaların sorumlusu Becerra idi. Uzun süredir İsveç’te siyasi sığınmacı statüsünde yaşamasına rağmen Kolombiya ve Venezüella hükümeti Becerra’nın Interpol tarafından arandığını ve bunun için teslim edildiğini açıkladılar. Esasında bu ilk olay değil. Geçtiğimiz Kasım ayında Bolivarcı hükümet, biri FARC, diğerleri ise Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN) üyesi üç kişiyi Kolombiya’ya iade etmişti.

Yakın tarihte ise FARC-EP (Halk Ordusu) liderlerinden Guillermo Enrique Torres, Venezüella’da gözaltına alınmıştı. Chavez’in attığı bu adımlar, bugüne kadar ülkenin solundan gelen en ciddi tepkileri de beraberinde getirdi. Fakat iktidarda olan Venezüella Birleşik Sosyalist Partisi’nin (PSUV) çok parçalı yapısı, sorunların giderilmesi anlamında yavaş ilerlemeye neden olabiliyor kimi zaman.

FARC’IN ALDIĞI EN BÜYÜK DARBE

Kolombiya devleti FARC için “Sri Lanka modeli”ni hayata geçiremese bile, emperyalist devletlerden aldığı destek ile gerilla gücüne ağır darbeler vuruyor. FARC kurucusu Marulanda’nın hayatını kaybetmesinden sonra liderliğe getirtilen Alfonso Cano, Kolombiya devleti tarafından katledildi. 6.000 elit askerin katıldığı operasyonda bütün uluslararası hukuk çiğnendi. Alfonso Cano’nun bulunduğu bölge ayrım gözetilmeksizin bombalandı. ABD devleti Cano’nun başına 5 milyon dolar ödül koymuştu. FARC 2002 yılından beri yoğun saldırılar altında mücadele etmeye çalışıyor. Özellikle merkezi olarak aldığı darbeler sonucunda birçok liderini kaybetti. Fakat Alfonso Cano’nun öldürülmesinin bir başka boyutu daha vardı. O ayrıca örgütün teorisyeni konumundaydı. Barış müzakereleri sürecinde silahlı mücadeleyi bırakmayı savunan Kolombiya Komünist Partisi (PCC) ile yollarını ayıran ve FARC-EP tarafından 2000’li yıllarda kurulan Gizli Kolombiya Komünist Partisi’nin de (PCCC) lideri idi.

Son olarak Santos hükümeti, ülkenin iç bölgelerinde operasyonlar gerçekleşirken “barış ve müzakere” çağrısı yapıyordu. İsimler farklı olsa da, suikast planları, “Sri Lanka modeli”, uluslararası destek, müzakere çağrıları ama hemen arkasından gerçekleşen kimyasal operasyonlar… Ne kadar tanıdık değil mi?

Posted in Genel Haberler, Kolombiya | Etiketler: , , , , , , , | Leave a Comment »

2012 seçimleri yaklaşırken Chavez-Obama karşılaştırması= James Petras

Posted by lahy 29/09/2011

Venezüella ve ABD’de 2012 yılında yapılacak devlet başkanlığı seçmlerine yaklaşık 1 yıllık bir zaman kalmışken, James Petras, Chavez ve Obama’nın ekonomik ve sosyal politikalarını karşılaştırdı. Petras, istihdamı ve kitlelerin refahını arttırıcı politikalar izleyen Chavez’i seçimlerde büyük bir zaferin beklediğini öngörürken, Obama’nın da bunun aksi yönündeki politikalarla kendi sonunu hazırladığına işaret ediyor.

Görevdeki iki devlet başkanı, Venezüella’da Hugo Chavez ve ABD’de Barack Obama 2012’de yeniden seçilmek için adaylıklarını koyuyorlar. Bu iki seçim yarışını dikkate değer kılan, söz konusu iki kişinin küresel ekonomik krize tepkilerinin zıtlık göstermesi.

Chavez, geniş kapsamlı uzun vadeli kamu yatırımlarını desteklemeyi sürdüren ve istihdama, kamu refahına ekonomik büyümeye yönelik harcamalar yapan demokratik sosyalist programını izliyor: Obama, kurumsal finans kapitalizme ideolojik bağlılığıyla güdülenmiş, Wall Street spekülatörlerini onlara milyarlar akıtarak kurtarıyor, kamu sektörü açığını azaltmaya odaklanıyor, vergileri düşürüyor ve bankaların borç vereceği, özel sektörün yatırım yapacağı ümidiyle iş çevrelerine hükümet yardımında bulunmayı teklif ediyor. Obama, şirket kesiminin işsizleri istihdam etmeye başlayacağını ümit ediyor. Chavez’in ekonomik stratejisi, toplumsal geliri arttırarak toplumsal desteği arttırmaya yönelmiş durumda. Obama’nın stratejisi ise “damlama teorisi” etkisi umuduyla seçkinlerin zenginliğine zenginlik katmaya yönelmiş. Chavez’in ekonomik canlanma programı, kamu sektörü temelli; devlet, krizlere neden olan kapitalist pazarın ve özel sektörün yatırım yapmaktaki başarısızlığının ışığında önderliği ele alıyor. Obama’nın ekonomik canlanma ve istihdam programıysa büsbütün özel sektöre bel bağlıyor, istihdam yaratan yerli yatırımları özendirmek için vergi aflarından faydalanıyor.

Uzmanlara ve politikacılara göre, her iki başkanın sosyo-ekonomik performansları 2012’deki seçimlerde tekrar başkan seçilip seçilmeyeceklerinde belirleyici olacak.

Başkan Chavez ve Obama’nın ekonomik kriz karşısındaki performanslarını ölçmek

Son üç yıl boyunca, her iki başkan da işsizliğin artmasıyla, ekonomik durgunlukla ve kitlelerin, ekonomik canlanma programını açık ve kesin bir dille ifade eden politik önderlik talepleriyle sonuçlanan derin sosyo-ekonomik krizle karşı karşıya kaldılar.

Başkan Chavez krize, sosyal programlara yönelik kamu harcamalarını içeren geniş çaplı bir programla yanıt verdi. Milyarlar, önümüzdeki birkaç sene içinde bir milyon konut yaratmak için planlanan devasa barınma programına tahsis edildi. Chavez, Kolombiya’daki sağcı Santos yönetimiyle siyasi anlaşmayı müzakere ederek askeri gerginlikleri düşürdü ve sınır anlaşmazlıklarını azalttı.

Asgari ücreti, sosyal güvenlik ve emekli maaşlarını arttıran Chavez, dar gelirli grupların tüketimini arttırıyor, talebi canlandırıyor ve küçük ve orta boy işletmelerin gelirlerini yükseltiyor. Büyük çaplı altyapı projelerine, özellikle de otoyol ve taşımacılık projelerine girişen devlet, emek-yoğun faaliyetlerle istihdam yaratıyor. Chavez hükümeti, gıda ve diğer temel ürünlerde fiyat kontrolü başlatarak insanların hayat standartlarını koruyor; bu da süper market sahiplerinin vurgunculuğu pahasına hükümete olan yoğun rağbeti devam ettiriyor. Hükümet, talebe dayalı ekonomik canlanma programını finanse edilmesi esnasında kârlı altın madenlerini kamulaştırdı ve deniz aşırı rezervleri geri döndürdü, zenginlere vergi imtiyazı sağlamaktan, batık bankaları ve özel işletmeleri kurtarmaktan sakınıyor.

Obama, istihdam yaratacak bütün geniş kapsamlı uzun vadeli kamu yatırımlarını reddetti: teklif ettiği “ABD’nin işleri” tasarısı, en iyi ihtimalle işsizliği geçici olarak yüzde 0.2 oranında düşürecek. Wall Street’in tahvil sahiplerinin menfaatlerine olan politikaları takiben Obama, kamu harcamalarında, özellikle de sosyal harcamalarda daha geniş çaplı kesintiler anlamına gelen “bütçe açığı azaltılması” ile daha derinlemesine ilgilenmeye başladı. Obama, kitleler tarafından desteklenen Medicare (ABD’deki yaşlılar için devlet sağlık sigortası; ç.n.), Medicaid (ABD’de yoksullara yönelik sağlık yardımı; ç.n.) ve sosyal güvenlik programları için yapılan vergi ödemelerinin azaltılmasını öngören gerici teklifi aşırı sağ ile mutabakat içinde kararlaştırdı. Obama’nın “ABD’nin işleri”ni finanse etmek için hazırladığı teklifler, , ödemelerde bir düşüşü veya eksikliği kesinleştiren ya da daha kötüsü özelleştirmeye, sosyal güvenliği, trilyon dolarlık bir ikramiyeyi Wall Street’e devretmeye olanak sağlayacak biçimde sosyal güvenlik vergilerinde kesintilere bağlı.

Obama, on milyondan fazla ailenin evlerinin ipotek (mortgage) dolayısıyla haczedilmesini görmezden geliyor –bu, bankaları ve ev ipoteği dolandırıcılarını kurtarmak adına evsizliği ve ikametteki düşüşü arttırıyor.

Obama, denizaşırı muharip birliklerin, gizli kapaklı terör operasyonlarının ve içerideki istihbarat aygıtının sayısını katlayarak askeri harcamaları arttırdı, eğitim gibi ürettici yatırımlardan, teknolojik becerileri geliştirmek ve ihracatı özendirici faaliyetlerden vazgeçmek pahasına bütçe açığını arttırıyor.

Afrika kökenli ve yerli Venezüellalılara yönelik olumlu iş ve eğitim politikalarının altını çizmeye özen gösteren Chavez’in aksine, Obama, beyaz Wall Street bankacılarının lehine hizmet vererek büyük şehirlerde genç (18-25 yaş) Afro-Amerikalılar ve Latin kökenliler arasındaki yüzde 50’lik işsizlik oranını görmezden geliyor.

Emekli maaşlarını ve ücretleri enflasyona sabitleyen ve fiyat kontrolünü zorunlu kılan Chavez’in tersine, Obama, reel gelirde son üç yılda yüzde 7’lik bir düşüşle sonuçlanacak biçimde, devlet tarafından ödenen maaşları ve sosyal güvenlik harcamalarını dondurdu.

Amerikan Nüfus Dairesi’nin son verilerine göre (Eylül 2011), 46.2 milyondan fazla Amerikalı yoksulluk sınırının altında yaşıyor ve bu tüm zamanların en yüksek rakamı (Söz konusu rakamlar 2010 yılına dair rapordan ve 2009 yılında bu rakam 43.6 milyon idi, ç.n.). Orta sınıf hane halkının geliri 2009-2010 arasında yüzde 2.3 düştü. Yoksulluk sınırının altındaki Amerikalıların oranı 2008 yılındaki yüzde 13.2’lik rakamdan 2010 yılında yüzde 15.1’e yükseldi. 2010 yılında 2.6 milyon ABD vatandaşı daha yoksullaşırken, neredeyse dört çocuktan biri yoksulluk sınırının altında yaşadı. Bunun aksine ve Obama’nın “damlama ekonomisi” politikalarına uyumlu olarak, zengin -100 bin dolardan fazla kazanan- ABD’lilerin oranı çok az zarar gördü ya da hiç etkilenmedi: Tiffenys gibi lüks özel ürün mağazaları, satışlarında yüzde 15 artış açıkladı.

En yüksek gelirli yüzde 10’luk kesimin gelirinde 2009-2010 yılları arasında yüzde 1.5 oranında azalma olurken, halkın en alttaki yüzde 10’luk kesimi, gelirindeki yüzde 12.1 oranındaki azalma ile en çok zarar görenler oldu. 34 OECD ülkesi arasında ABD; Meksika, Şili ve İsrail ile birlikte sınıf eşitsizliği konusunda en kötü durumda olanı. Obama’nın yukarıdan aşağı teşvik edici politikaları, işçi sınıfını ve orta sınıfı kurban ederek bankacıları kurtardı.

Yukarıdan aşağı ve aşağıdan yukarı ekonomilerin politik ve ekonomik sonuçları

Obama’nın “yukarıdan aşağı” ve Chavez’in “aşağıdan yukarı” sosyo-ekonomik politikalarının politik ve ekonomik sonuçları her bakımdan dikkat çekici. 2011 yılının ilk yarısında, ABD durgunluk yaşayarak yüzde 2’den az büyürken, Venezüella yüzde 3.6 büyüdü. Daha kötüsü, yılın ikinci yarısı boyunca, Obama ve danışmanları ABD’nin “çift dipli” durgunluğa, eksi büyümeye doğru yol aldığına dair korkularını dile getirdiler. Bunu tersine, Venezüella Merkez Bankası Başkanı, 2012 yılı için büyümeni ivme kazanacağı tahmininde bulundu.

ABD’de işsizlik oranı yüzde 9’un üzerindeyken ve bu eksik istihdam oranının yüzde 19’un üstüne çıkmasıyla birleşmişken, Venezüella’nın geniş sosyal konut ve altyapı yatırımları yeni işler yaratıyor, işsizlerin ve eksik istihdam edilmişlerin sayısını resmi ve gayrı resmi emek piyasasında düşürüyor. Obama’nın, Wall Street bankacılarının ve bütçe daraltma şahinlerinin her istediğini vermesi, denizaşırı savaş ve iç güvenlik aygıtı harcamalarındaki muazzam artış, hazineyi iflas ettirdi. Chavez, bunun tersine kârlı özel sektör madenlerini, bankaları ve enerji yatırımlarını kamulaştırdı ve azaltılan askeri gerginlik, gıda desteği gibi sosyal programlar için ayrılan kaynakları arttırdı. Obama’nın bütçe daraltması, eğitim ve sosyal hizmetler alanında büyük çapta işten çıkarmalara neden oldu.

Chavez’in sosyal harcamaları kamu üniversitelerinin, orta öğretim ve ilköğretim okullarının, kliniklerin sayısını arttırdı. Obama, ipotekçi bankalarsın zorla tahliyelerini görmezden gelirken milyonlarca insan evsizleşirken, Chavez bir milyon ev inşa ederek konut açığını çözme konusunda bir başlangıç yaptı.

Obama, iş imkânı yaratacak üretici yatırımlara borç vermeyen, bunun yerine daha yüksek faizli denizaşırı (Brezilya) bonolara denizaşırı spekülasyon yapmayı tercih eden özel bankalara neredeyse hiç faizsiz borç verdi. Chavez, doğrudan emek-yoğun altyapı programlarına, tarımsal kendine yeterlilik projelerine yatırım yapıyor ve ilave işleme fabrikaları ve dökümhaneler açıyor.

Uyguladığı gerici yukarıdan aşağı ekonomi politikalarının ve Medicare, Medicaid ve sosyal güvenlik gibi temel sosyal programlarda kesintiye gidileceğine dair aleni tehditlerinin bir sonucu olarak, Obama’nın popülaritesi son üç yılda yüzde 80’den yüzde 20’a düştü ve aşağı doğru gidiyor. Dahası, Wall Street destekçisi mali ve militarist politikaları, ABD’ni politik iklimini daha sağa doğru yöneltti. 2011 yılının geçtiğimiz çeyreği itibari ile Obama seçim yenilgisi konusunda savunmasız görünüyor.

Sosyal büyüme ve kamu yatırımları konusundaki pozitif programlara dayanan ekonomik canlanma dalgasıyla sürüklenen Chavez’in popülaritesinin, Obama’nın aksine Mart 2010’daki yüzde 40’lık düzeyden, 7 Eylül 2011’deki yüzde 59.3’lük düzeye yükseldiği görülmekte. ABD destekli muhalefet parçalara ayrılmış, zayıf durumda ve işçi sınıfının, inşaat firmalarının ve müteahhitlerin çıkarına olan barınma ve altyapı projelerinin yarattığı ezici bir çoğunlukla destek gören pozitif algıyla başa çıkacak güce sahip değil.

Chavez’in, kişisel güvenlik, yönetsel yozlaşma ve verimsizlik konularında yaralanması mümkün. Ancak bu problemli alanlarda önemli adımlar atacak gibi görünüyor. Yeni bir polis akademisinin mezunları, pilot projelerde şiddet suçu oranını yüzde 60 civarında düşüren dürüst, etkili toplum bağlantısına sahip polislik faaliyetleri sağladı. Bürokratik yozlaşma ve verimsizliğe son verme çabaları ise hâlâ beklemede.

Sonuç

Chavez ve Obama’nın başkanlıklarının karşılaştırılması, başarılı bir aşağıdan yukarıya sosyalist bilgiye dayalı ekonomik canlanma programı ile başarısız olmuş bir yukarıdan aşağı kapitalist teşvik programı arasındaki keskin zıtlığı gözler önüne seriyor. Amerikan kamuoyu, özel bankacılığın hazine talanına, sosyal güvenlik ağının son kalıntılarını yönelik hükümet tehditlerine ve Obama’nın kalıcı yüksek işsizlik ve eksik istihdam oranlarını düşürmedeki başarısızlığına yönelik düşmanlığını ifade ederken, Chavez’in popülaritesi seçmenlerin beşte üçünün “olumlu hisleri” ile birlikte artıyor. Chavez hükümeti devam eder ve “aşağıdan yukarı” ekonomik teşvik programını derinleştirirse, ekonomi büyümeye devam eder ve kendisi de kanseri atlatırsa, 2012’de büyük bir olasılıkla ezici bir zaferle yeniden seçilecek.

Bunun tersine, eğer Obama şirketlere ve finansal seçkinlere boyun eğmeye, sosyal programları kısmaya ve yakmaya devam ederse, tamamen hak edilmiş yenilgisine ve unutulmasına doğru kaymayı sürdürecek.

Venezüella’nın gelişmiş düzeydeki sosyal programlar vasıtasıyla ekonomik canlanması Amerikan halkına güçlü bir mesajdır: “yukarıdan aşağı” geriletici ekonomi politikalarına bir alternatif var: buna demokratik sosyalizm deniyor ve bunun savunucusu, halkına hitap eden ve zenginler için çalışan hilekâr Obama’nın aksine, halkına hitap eden ve halkı için çalışan Başkan Chavez.

http://petras.lahaine.org/?p=1873 adresinde yayımlanan makaleden çevrilmiştir

Posted in Makaleler, Venezuela | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

Chavez kanser tedavisi için Küba’da

Posted by lahy 17/07/2011

Venezuela Cumhurbaşkanı Hugo Chavez, kanser tedavisine devam etmek için Küba’ya gitti.

Venezüela lideri doktorların aldırdığı tümörden sonra yeni habis hücreler tespit etmediklerini söyledi. Kemoterapinin bugün başlayacağını söyleyen Chavez bir kaç gün Küba’da kalacağını belirtiyor.

Küba televizyonu Cumhurbaşkanı Raul Castro’yu Chavez’i havana havaalanında karşılarken gösterdi.
Chavez seyahati öncesine bazı yetkilerini bakanlarına devretti ancak tüm yetkilerin devrini reddetti.

Daha önceki yokluğu sırasında muhalefet Chavez’in ülke dışındayken cumhurbaşkanlık görevini yerine getirip getiremeyeceğini sorgulamış ve görevi bir başkasına teslim etmesini istemişti.
Küba’da ameliyat olup, bir tümör aldırtan Chavez iki hafta kadar önce ülkesine geri dönmüştü.

Chavez bu kez Küba’da ne kadar süreyle kalmayı planladığını açıklamadı.

Doktorların önerisi uyarınca iş yükünü azaltacağını belirten Chavez, sabahları saat 5’te kalktığını ve Alman düşünür Nietzsche’yi okuduğunu söylüyor.

Geçtiğimiz günlerde Chavez tedavisinin henüz tamamlanmadığını, radyoterapi veya kemoterapi görmesi gerekebileceğini söylemişti.

Chavez, devlet televizyonundaki konuşmasında, kanserli hücrelerin yayılma riskinin bertaraf edilmediğini belirtti.

Venezuela liderinin Küba’ya gidiş nedeninin kanser olduğu hemen duyurulmamış, günlerce kamu önüne çıkmayışı söylentilere neden olmuştu.

56 yaşındaki Sosyalist lider, Karakas’a geri döndükten sonra hastalığı hakkında çok az ayrıntı verdi.

Chavez, Küba’dan ülkesine geri dönüşünde tezahürat yapan binlerce yandaşı tarafından karşılanmış ve cumhurbaşkanlık sarayının balkonundan Venezuela bayrağını sallayarak sağlık savaşını kazanacağını söylemişti.

Önümüzdeki yıl Venezuela’da genel seçimler var ve Chavez’in dördüncü dönem cumhurbaşkanlığı için tekrar aday olması bekleniyor (BBC)

Posted in Genel Haberler, Venezuela | Etiketler: , | Leave a Comment »

Başkan Chavez kanser tedavisini Küba’da sürdürecek

Posted by lahy 16/07/2011

Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez’in kanser tedavisini Küba’da sürdürmek için Ulusal Meclis’e bir mektup yollayarak izin istedi. Bazı yayın organları ise Başkan Chavez’in tedavi için Brezilya’ya gideceğini bildirmişti.

Küba’da başarılı bir ameliyat geçiren Chavez, ülkesine döndükten sonra iyi olduğu ve kanseri yenmek için kararlı olduğu yönünde mesajlar vermişti.

Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff bir çağrı yaparak Başkan Chavez’in Küba’da geçirdiği ameliyat sonrası uygulanması gereken kemoterapi ve radyasyon tedavileri için Sao Paulo’da bulunan Suriye=Lübnan Hastahanesini önermişti.

Başkan Chavez!in tedavi için 1 ay Küba’da kalacağı bildirildi

Dinlenmesi yönündeki tavsiyeleri bir kenara iten Başkan Chavez, dün, yeni seçilen Peru devlet Başkanı Ollanda Humala’yı Başkanlık sarayı Miraflores’de kabul etti. Her iki lider yayınladıkları ortak bildiride iki ulus arasındaki kardeşlik ve dayanışmayı vurguladı.

Posted in Genel Haberler, Peru, Venezuela | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

Chomsky’den Guardian’a “Sözlerimi çarpıttılar” suçlaması

Posted by lahy 09/07/2011

Noam Chomsky, Guardian’da çıkan ve Chavez’le ilgili ağır ithamların bulunduğu röportajının yer aldığı haberi “çarpıtmaca” olarak niteleyerek, Guardian’a ateş püskürdü: Bu aşırı onursuzluktur.

Ünlü dilbilimci ve düşünür Noam Chomsky, İngiliz The Guardian gazetesine verdiği Venezuela konulu röportajda sözlerinin çarpıtıldığını belirterek, Observer’ın “aşırı bir onursuzlukla” suçladı. Observer ise röportajın tam metnini yayınlayarak, bir çarpıtma olmadığını söyledi.

Söz konusu röportajla ilgili haberin başlığı “Noam Chomsky eski dostu Hugo Chavez’i demokrasiye ‘saldırı’ konusunda eleştiriyor” idi. Chomsky, bu başlığın “tamamen aldatmaca” olduğunu söyledi. Haberi yapan muhabir konusunda ise yıllardır Guardian’a eleştiri ve itirazlar yöneltiliyordu.

Haberde ne denildi?
Guardian’ın haberinde Noam Chomsky’nin, Venezuela lideri Chavez’i “elinde çok fazla güç toplamakla” eleştirdiği yazıldı. Haberde Chavez’in Chomsky’yle yakınlığına dair örnekler verilerek, alaycı bir ifadeyle “Başkan konuyu bir kez daha düşünmek üzere olabilir, çünkü favori aydını şimdi silahlarını Chavez’e doğrultmuş durumda” denildi.

Telefon üzerinden yapılan görüşmede Chomsky, yaklaşık bir senedir tutuklu bulunan yargıç Maria Lourdes Afiuni’nin serbest bırakılması yönünde görüş bildirdi. 2009 yılında Afiuni, Chavez’in de kişisel olarak yakından ilgilendiği bir davada, yolsuzluk iddiasıyla hapse atılan bir bankacıyı tahliye etmiş, tahliye olan bankacı da hemen ülkeden kaçmıştı. Bu olay üzerine Chavez, yargıç Afiuni’ye kızgınlığını televizyon ekranlarından dile getirmişti.

Kanser hastası olan ve hapishanede başka mahkûmların saldırısına uğradığı belirtilen Afiuni’nin yeterince acı çektiğini düşünen Chomsky, yargıçın serbest kalması için Chavez’e bir mektup kaleme aldı. Guardian muhabiri, bu konuyu sordu.

Haberde Chomsky’nin, Venezuela nesnelliğine de atıfla, ancak genel teorik bir saptamada bulunduğu anlaşılan şu sözleri alıntılandı: “Yürütme gücünün konsantrasyonu, eğer, örneğin İkinci Dünya Savaşı gibi, çok kısa ve özel koşullar altında değilse, demokrasiye bir saldırıdır. Venezuela’nın koşullarının bunu gerektirip gerektirmediğini tartışabilirsiniz: iç koşullar ve bir dış saldırı tehdidi, bu meşru bir tartışma. Fakat benim bu tartışmadaki görüşüm, bunun gerekmediği yönünde.”

Chomsky: Aşırı onursuzluk
Noam Chomsky, konuyla ilgili kendisine elektronik posta yoluyla ulaşan Alek Boyd’a verdiği yanıtta, Guardian’daki haber için şunları söyledi:

“Başlıktan başlayalım. Tam bir aldatmaca. Yazının bütünü boyunca bu sürüyor. Bunu sadece gerçek alıntılarla, onların yorumlarını karşılaştırarak bile söyleyebilirsiniz. Bahsettiğim, ve beklediğim gibi, The New York Times’ın benzer bir röportajla ilgili haberi çok daha dürüsttü, ve Guardian’ın aşırı onursuzluğunu gözler önüne seriyordu.

Eğer İsrail’i çeşitli suçlarla suçlayan İranlı bir muhalif, Iran’ın daha beter istismarları ışığında İran ve destekçilerinden gelecek suçlamaların ciddiye alınamayacağını söylese, eminim bunu anlarsınız. Bunu anlamıyorsanız, ki bundan kuşkuluyum, hakikaten üzerinde düşünmeniz gereken sorunlarınız vardır. Eğer bunu sahiden anlıyorsanız, varsaydığım gibi, yine aynısı geçerli. Bu nedenle Manning [Wikileaks’e belge verdiği için hapse atılıp işkence gören Amerikan askeri – soL] meselesini gündeme getirmek konuyla çok ilgili.”

Guardian tam metni yayınladı
Guardian gazetesi, Chomsky’nin bu suçlamaları karşısında Chomsky ile muhabir Rory Carroll arasında geçen telefon görüşmesinin dökümünü yayınladı. Dökümde Chomsky’nin Afiuni davası nedeniyle birtakım eleştiriler sıraladığı, fakat Venezuela liderinin “demokrasiye saldırdığını söylediği” şeklindeki Guardian yorumunun, Chomsky çok daha genel ve “meşru” olarak nitelediği bir tartışmanın iki tarafını dile getirdiği için biraz zorlama olduğu görülüyor.

Muhabir eleştiri oklarının hedefi
Guardian’da söz konusu haberin altında imzası olan Rory Carroll, gazetenin Latin Amerika muhabiri. Daha önce özellikle İngiltere kaynaklı pek çok alternatif haber sitesi, Carroll’ı Latin Amerika konusunda çok taraflı ve açıkça sol düşmanı haberler yapmakla suçladı. Venezuela’yla ilgili haberlerinde haber seçimi ve sunuşunda özellikle muhaliflerin cephesinden baktığı görülen Carroll, “bağımsız görüş” olarak da sık sık iş çevrelerinden isimlere danışmasıyla biliniyor. (soL – Dış Haberler)

Posted in Venezuela | Etiketler: , | Leave a Comment »

Chavez: Kanserli tümör için ameliyat oldum

Posted by lahy 01/07/2011

Venezuela Cumhurbaşkanı Hugo Chavez, kanser olduğunu ve vücudundaki tümörü aldırmak üzere Küba’da ameliyat olduğunu açıkladı.

Üç hafta önce leğen kemiği apsesi nedeniyle ameliyat olmaya Küba’ya gittiği açıklanan Chavez’in günlerce kamuoyu önüne çıkmaması ve sağlığıyla ilgili net bir haber alınamaması, çeşitli spekülasyonlara yol açmıştı.

Sağlık mücadelesini kazanmaya kararlı olduğunu söyleyen Venezuela lideri, “tümüyle iyileşme” yolunda olduğunu vurguladı.

Venezuelalı yetkililer Chavez’in sağlığı nedeniyle 5 Temmuz’da yapılması planlanan bir bölgesel zirveyi askıya almak zorunda kalmışlardı.

‘Yeni mücadele’
BBC’nin Karakas’taki muhabiri Sarah Grainger, Chavez’in halka seslendiği son konuşmasına kıyasla çok daha zayıflamış göründüğünü ve açıklamasında ciddi bir sağlık sorunu olduğu şüphesini doğruladığının altını çiziyor.

Chavez, konuşmasında “çok temel bir hata yaparak” kendisine bakmayı ihmal ettiğini de söyledi.

Kendisini ilk kez Havana’ya yaptığı bir resmi gezide, Küba devriminin öncüsü Fidel Castro’nun iyi görünmediğini söyleyerek uyardığını belirten Chavez, ameliyatın başarılı geçtiğini ve tümörün alındığını da ifade etti.

Venezuela lideri, hastalığını, “yaşamın karşımıza çıkardığı yeni bir muharebe” olarak niteledi ve kendisi için dayanışma yürüşü yapan Venezuelalılara ve diğer kardeş halklara da teşekkür etti.

Chavez konuşmasını, Castro’nun da geçmişte sık kullandığı, “Zafere kadar daima ileri! Biz kazanacağız!” sloganlarıyla bitirdi (BBC)

Posted in Genel Haberler, Venezuela | Etiketler: , | Leave a Comment »

Sosyalist ve Bolivarcı devrimde yasanın rolü

Posted by lahy 13/06/2011

FERNANDO VEGA*

1999’dan beri Venezuela’da önemli yasal değişiklikler yapıldı. O yıl Ulusal Anayasa Meclisi’nde hazırlanan anayasa halk oylamasına sunuldu ve bunun kabul edilmesiyle ülkenin adı, Simon Bolivar’ı onurlandırmak için Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti olarak değiştirildi.

Anayasanın odağındaki haklar, yaşama ve ifade hakları, özel mülkiyet, seyahat özgürlüğü, savunma hakkı gibi geleneksel hakların ötesindeydi; insanların onurlu bireysel haklarını gerçek evrenselliğiyle yaşayabilmeleri için sağlık hakkı, ücretsiz eğitim ve barınma hakkı güvence altına alınmıştı. Bunlar ikinci nesil haklar veya toplumsal haklar olarak adlandırılmaktadır. Ancak bu anayasa bunların da ötesine geçerek üçüncü nesil hakları (örneğin çevresel ve kültürel haklar) da içermektedir.

Bolivarcı anayasamızdaki değişimler, halkın çoğunun faydasına olacak toplumsal girişimlere vurgu yapmakta ve onlara bireysel girişimlerden daha fazla öncelik vermektedir.

Bu iddianın dogmatik kanıtı anayasanın 1. ve 2. maddelerinde açıkça gözükmektedir. Birinci madde Simon Bolivar’ın doktrinine yeniden can verirken ikinci madde, ülkeyi yönetenleri ve yurttaşları sınırlandırmamak için ‘Hukuk Devleti’ değil, ‘Demokratik ve Toplumsal Hukuk ve Adalet Devleti’ terimini kullanmaktadır. Bu büyük bir değişim demektir, böylece Venezuela liberal-demokrat devleti geride bırakıp demokratik ve sosyal bir devlet olmuştur.

Şimdi, anayasanın dayanışmayı, toplumsal ve kolektif meseleleri nasıl bireyciliğin, bencilliğin ve aç gözlülüğün üzerinde tuttuğunu anlatmak için bazı anayasa maddelerine bakalım, bu algının nasıl yansıtıldığını görelim.

ÖZEL TEŞEBBÜS, ADİL PAYLAŞIM
112. madde özel girişimciliğe olanak veriyor, ancak bunu hemen devletin adil gelir paylaşımı garantisi vermesi ve planlama, teşkilatlandırma ve ekonomik düzenlemeler yapması yükümlülüğü ile sınırlandırıyor.

114. madde yasadığı ekonomi, spekülasyon, istifçilik, tefecilik, kartel oluşturma ve benzeri faaliyetleri yasaklıyor ve ciddi yaptırımlar öngörüyor.

118. madde “devlet, birikim fonları, mikro-şirketler, toplumsal birlikler ve benzeri örgütlülük yapıları da dahil olmak üzere hangi türden olursa olsun dayanışma örgütleri, kurumları ve kooperatiflerini, halkçı ekonomiyi iyileştirmek amacıyla destekleyecektir” diyor.

FARKLI BİR ÂDEMİ MERKEZİYETÇİLİK
158. madde, âdemi merkeziyetçiliği ve özerk yönetimi ‘nüfus ve güç arasında bir yaklaşımı destekleyen ve demokrasiyi derinleştiren ulusal bir politika’ olarak tanımlıyor ve devlet garantileri vererek demokrasinin işlemesi için uygun ortamı yaratıyor. Böylesine bir konsept, liberal demokrasi ile burjuva özerk yönetimi ve ademi merkeziyetçilikten çok farklıdır. Liberal demokrasiye göre âdemi merkeziyetçilik ve özerk yönetim, sadece merkezi yönetimin bazı yetkilerini yerel yönetimlere bırakmasıdır.

173. ve 184. maddeler doğrudan, eyaletlerde finansal kaynakları mahallelere ve ortak ihtiyaçlara göre dağıtacak, belediye hizmetlerini topluluklara ve mahallelere yönlendirecek yapıların kurulmasından bahsediyor. Bu kendilerini otomatik olarak yöneten yeni bir yapılanma getiriyor. Halkın topluluk konseylerinde ve komünlerde güçlü bir söz sahibi olmasının temeli de budur.

300. madde, yatırım yapılan kaynakların ekonomik ve toplumsal üretkenliği arttırmak için sosyal ve girişimci aktiviteleri yürüten bir organizmalar devleti yaratmaktadır.

GERÇEK TOPRAK REFORMU
307. madde çok büyük toprak sahipliğinin toplumsal faydaya karşı olduğunu ilan eder ve tarıma uygun olup da kullanılmayan bütün toprakların tarıma açılmasını emreder. Dahası, toprağın o bölgede yaşayan halka aktarılmasını öngörür. Kısaca, derin bir toprak reformu sağlar.

308. madde “devlet, temeli toplumsal girişimcilik olan ülke ekonomisini güçlendirmek için, çalışma, tasarruf ve tüketim amacıyla, küçük ve orta büyüklükteki imalatçıları, kooperatifleri, birikim fonlarını, aile şirketlerini, mikro-şirketleri ve diğer tüm toplumsal kurumları korumak ve desteklemek zorundadır” demektedir.

Dahası, Venezuela Devleti dengeyi sağlamak için 2 değerli enstrümana güvenmektedir. 318. maddeye göre Merkez Bankası devletin genel ekonomi politikasıyla uyumlu bir şekilde hareket etmelidir. Ayrıca, devlet kamu faydası ya da toplum çıkarları amacıyla kamulaştırma yapabilir.

KAPİTALİZMİN KALBİNE SALDIRAN ANAYASA
Bu temel norm,1961’de hazırlanan liberal demokrat anayasa gibi bir anayasaya değil, üretim araçlarını toplumsallaştırdığı ve toplumsal, endüstriyel, ticari ve zirai olarak ortak mülkiyeti sağladığı için kapitalist üretim sisteminin tam kalbine saldıran bir anayasaya sahip olduğumuzu gösterir. Dahası, özel mülkiyet yerine toplumsal mülkiyet altında olduğunda daha fazla kâr ve toplumsal fayda sağlayacak olan toprakların ve fabrikaların kurtarılmasını sağlamaktadır.

Eğer kapitalist üretim sistemi, doğru koşullar ve doğru zamanda sadece sosyalist üretim sistemi ile değiştirilebilecekse ve Venezuela’da gıda, inşaat, petrol, madencilik, temel endüstriler, tarım üretimi ve hayvancılık sektörlerinde, anayasa ve diğer yasalardan güç alarak kapitalist üretim sistemine meydan okuyan bir değişim süreci varsa, o zaman Venezuela’da sosyalizmin kapitalizmin yerini almakta olduğunu söyleyebiliriz.

Bu siyasal bir söylem değil gerçeklik. Gerekli nesnel ve öznel koşulların, kaynağını toplumdan alan ve toplumun benimsediği değişimlerin başlamasına olanak verdiği tarihi bir zamandayız. Bu yüzden toplum, davranışlarını buna uyarlamak, yeni adetler geliştirmek, eski gelenekleri kaldırmak ve hatta her gün neredeyse her şeye sahip olan insanlarla hiçbir şeye sahip olmayan insanlar arasında bir savaşın yaşandığı, bencillik ve bireysellik tarafından baltalanan bir toplumda sürekli bir varoluş savaşıyla temsil edilen zor çalışma koşulları nedeniyle unuttuğumuz toplumsal alışkanlıkları yeniden hatırlamak zorundadır.

SOSYALİZMİ DESTEKLEYEN YARGI
Bütün bunlara göre eğer Venezuela Devleti planlı ve kararlı bir şekilde toplumu Bolivarcı ve demokratik sosyalizme yönlendirmek istiyorsa, bu artık bir devlet politikamız olduğu ve anayasanın erkler arasındaki işbirliğini düzenleyen 138. maddeye göre yargı erkinin de yasalar çerçevesinde bu sürece katkıya bulunması gerektiği anlamına gelmektedir.

Anayasa ve yasalara uygun bir sosyalist politikanın geliştirilmesi için yargı erkinin işbirliği yapması, hâkimlerin, savcıların, polislerin ve bütün personelin profesyonel davranışları sayesinde gerçekleşecektir.

Liberal anayasaların kontrolü altındayken, ülkedeki bütün mahkemeler liberal-demokratik yapıları korumak için kendi halkıyla savaşmaya adanmıştı. Şimdi ise, cumhuriyetin bütün mahkemeleri, Bolivarcı ve sosyalist demokrasinin kurulmasına engel olan bütün davranışları ağır şekilde cezalandırmalıdır.

Hâkimler, yasaların sonsuz bir adalet konsepti içeren varlıklar olmadığını her zaman hatırlamalıdır. Yasaları, doğal hukuk kuramına göre algıladığımız açıktır. Soyut bir kavram olmaktan öte, adalet (aşk gibi) bir duyguymuş gibi gözüküyor. Açıkça, adalet olup olmadığını fark etmemizi sağlayan içkin duygular vardır, özellikle de ortada bir adaletsizlik varsa. Çünkü adalet hissi, insanın ilk minnet duyduğu şeylerdendir. Ernesto Guevara de La Serna, yani ‘Che’, aynı soyadı taşıdığı için akraba olup olmadıklarını soran birine verdiği cevapta bunu gayet açık bir şekilde anlatmıştır: “Aynı aileden olup olmadığımızı bilmiyorum, ancak dünyada bir adaletsizlik işlendiği zaman bu adaletsizlikten dolayı öfkeden titriyorsan yoldaşız demektir”.

Dün adil olan yasa bugün adil olmayabilir, çünkü içinde yaşadığımız koşullar ve içinde yaşadığımız toplum sürekli olarak değişiyor. Yasama ve yargı tarafından yürütülen yasalarımız canlıdır ve ilerlemektedir.

Öte yandan, yasaların hukuki pozitivizmin iddia ettiği gibi üretildikten sonra mükemmel bir yaratılışla adalet bahşeden yapılar olmadığını da söylemeliyiz. Her durumun karakteristiği kendine özgü olduğu için, bir olayı değerlendirirken yazılı kurallar temelde olsa bile hâkimler olayın tamamını değerlendirmeye almak ve davayı aydınlatmak için olayın gerçekleştiği ortamı da dikkate almalıdır. Hukuk ile gerçeklik arasındaki bağ böylece daha kuvvetli olacaktır.

HUKUK VE TOPLUMSAL GERÇEKLER
Bu yüzden hâkimler yasalar ve içtihatları bildikleri kadar toplumsal gerçeklikleri de bilmek zorundadır. Uyuşturucu trafiği, terörizm, yolsuzluk veya yıkıcılık gibi konulardaki davalarda, toplumsal gerçeklikleri göz önüne almadan karar vermek affedilemez.

Önceki anayasa ile karşılaştırdığımızda çok ilerledik. O dönemlerde yargı erki, hukuk mafyaları ve aşiretlerin sızdığı, bozulmuş bir yapıydı. Bu, dürüst ve kendini işine adamış hâkimler olmadığı anlamına gelmiyor, ancak onlar sayıca çok azdı. Ülkedeki bazı uluslararası avukatlık ve hukuki danışmanlık firmaları, her seviyeden hâkimleri ve savcıları kontrolü altına almıştı.

Yani hiç şüphe olmasın ki çok ilerledik. Yine de yargı erkinin önünde, hem yazılı yasalara göre, hem de demokratik ve güvenilir fikirlere ve muğlâk olmayan ahlak anlayışına göre adalet dağıtma görevini verimli bir şekilde yerine getirebileceği iç gelişime ulaşmak için yapması gereken çok sayıda yapılmamış görev vardır. Kendimizi bu göre hevesle ve fedakârlıkla adamalıyız. Hukuk bilgimizi sürekli olarak arttıran Hukuki Yenilenme Kursları için gerekli olan her imkânı temin ederek hâkimlerin evrensel, demokratik, açık ve şeffaf bir hukuk yönetimine doğru ilerlemesini sağlayacak bilgi işleme tekniklerini benimsemeliyiz. Hukuki personel için, sürekli olarak Bolivarcı ve sosyalist etik atölyeleri sağlamanın vazgeçilemez olduğunu düşünmekteyiz. Bunlar hâkimlik gibi onurlu bir mesleğe sahip olan bizlerin, hukuk sistemi içerisindeki konumumuzdan bağımsız olarak, üzerinde düşünmemiz gereken konulardan bazılarıdır.

*Bu yazı, Yargıtay Hâkimi Fernando Vega’nın, 2011 Adli Yılı Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmanın metnidir.

ZNET’TEN ÇEVİREN: ONUR EREM=Birgun

Posted in Venezuela | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

Chavez:”Suriye’de ABD parmağı var”

Posted by lahy 30/03/2011

Suriye’de gösteriler sürerken, Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez ABD ve diğer müttefiklerinin Libya’ya benzer bir plan uygulayarak ülkeyi işgal etmeye hazırlandıklarını iddia etti.

Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez, Suriye’nin akıbetinin de Libya’ya benzeyebileceğini iddia etti. “İddialara göre barışçıl gösteriler başlıyor. Hemen ardından bazı ölüm haberleri geliyor ve Suriye lideri kendi halkını katletmekle suçlanıyor. Sonra Yankiler geliyor ve halkı kurtarmak için onların üzerine bomba yağdırmak istiyor. Bunu bir düşünün” diyen Chavez, bu senaryonun bir ülkeyi işgal etmek için uygulanan yeni strateji olduğunu belirtti.

Venezuela’nın bu stratejiyi 11-12 Nisan 2002’deki ABD destekli darbe girişiminden hatırladığını vurgulayan Chavez, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın “bir diktatör olmadığını” söyledi. …………………(soL – Dış Haberler)

Posted in Venezuela | Etiketler: , | Leave a Comment »

Venezüella: Dünya Kadın Konferansı sonuçlandı

Posted by lahy 09/03/2011

CARACAS (09.03.2011)- Dünya Kadın Konferansı, dün yapılan 8 Mart yürüyüşü ile tamamlandı. 3 gün boyunca Bolivar Üniversitesi’ndeki seminer ve atölyelerde tartışmalar yürüten kadınlar, 2. Dünya Kadın Konferansı’nın 5 yıl sonra yapılmasına, bu zamana kadar yerel, bölgesel ve kıtasal konferanslar toplanmasına karar verdi.

Venezuela’nın başkenti Caracas’ta 37 ülkeden kadınların katılımıyla toplanan Dünya Kadın Konferansı, dün tamamlandı. 4 Mart’ta başlayan konferansa, 37 ülkeden 102 delege ve 7 kurum temsilcisi katıldı. İki gün boyunca yürütülen tartışmalar sonucunda bazı kararlar alındı.

Buna göre,

Dünya Kadın Konferansı 5 yıl sonra yapılacak, bu süreye kadar yerel bölgesel ve kıta konferansları toplanacak.

Var olan koordinasyon görevine devam edecek, konferans sonuçlarını hazırlayıp yayınlayacak. Bir yıl sonra örgütlenecek geniş katılımlı toplantıda ise her kıtadan iki temsilciden oluşan yeni bir koordinasyon seçilecek.

İkinci Dünya Kadın Konferansı daha geniş katılımlı örgütlenecek.

25 Kasım, 8 Mart ve 1 Mayıs, kampanyalar şeklinde örgütlenecek.

1 Mayıs’ta neo liberal politikalara ve kapitalizme karşı eşit işe eşit ücret talebi öne çıkarılacak.

Sosyalizmin zaferini garantilemek için kadınların özgürlük mücadelesini esas almak ve yoksul kadınları sosyalizm mücadelesine dahil etmek.

Enternasyonal bir web sitesi kurulacak ve iletişim ağı oluşturulacak.

Emperyalizme, kapitalizme, faşizme ve sömürgeci savaşlara karşı enternasyonal kadın mücadelesi ve dayanışması örgütlenecek.

Konferansın son günü ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle bir yürüyüş düzenlendi.(ETHA)

Venezüella:Dünya Kadın Konferansı

Posted in Kadın Hakları ve Hareketleri, Venezuela | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Venezüella:Dünya Kadın Konferansı

Posted by lahy 08/03/2011

Foto: Kadınlar aynı sorunları yaşıyor
CARACAS – Venezuela’da yapılan Dünya Kadın Konferansı’nda 6 Mart günü yapılan 1. Meclis oturumunda dünyada kadınların durumu ile ilgili sunumlar yapıldı.

Farklı birçok ülkeden gelen delegasyonlar, ülke raporlarını sundu. 23 ülke delegesi ilk oturumda söz alarak konuştu. Yapılan sunumlarda çarpıcı bilgiler verildi ve öneriler sunuldu.

1. oturumda söz alan Mısır delegesi konuşmasına, “Sizleri Arap halkının isyanıyla selamlıyoruz” şeklinde başladı, isyanda yaşamını yitiren direnişçiler için saygı duruşuna çağırdı.

Mısır direnişinde kadınların etkin rol oynadığına ve kadınların en önde yer aldığına dikkat çeken Mısır delegesi, “Gece gündüz yemeden içmeden direnişte yer alıyor. Mısırlı kadınlar kendi özgürlük tarihini yazıyor ve devrimin sloganlarını kadınlar belirliyor” dedi. Ekvator delegesi, ekonomik krizin Ekvator’da yoksulluğu daha da artırdığını belirtti. İşsizlik oranının çok yüksek olduğu ülkede, hükümetin eğitim için hiç para ayırmadığı, sosyal hakların gaspedildiğini kaydetti. Ekvator delegesi, sağlık, eğitim ve iş mücadelesinde kadınların en ön safta olduğunu söyledi. Mücadele edenlere karşı Ekvator devletinin azgın bir saldırganlık içinde olduğunu söyleyen delege, “Halk ve kitle temsilcileri gözaltında kaybediliyor ya da tutuklanıyor. Mesela son olarak gençlik önderi Marselio Alivero tutuklandı ve halen tutuklu” şeklinde konuştu. Endonezya’da halen faşist bir rejimin hüküm sürdüğünü söyleyen Endonezya delegesi, “Suarto darbesinde en çok devrimciler, komünistler ve Maocular katledildi. Anayasada çeşitli şekilsel değişiklikler yapılsa da özü değişmedi. Darbeden bugüne kadın hareketimiz çok zarar gördü. Şimdi ise hükümetin desteklediği kadın hareketleri var. Bu örgütler aracılığıyla emekçi kadınlar kandırılıyor” dedi.

Farklı ülkelerden kadın delegelerin konuşmalarında, dünyanın neresinde olursa olsun emekçi kadınların benzer sorunlar yaşadıkları dile getirildi. Oturumun sonunda, sunulan önergeler oylandı, şu kararlar alındı:

“Kürdistanlı delegelerin konferansa tekrar katılması için konferans komitesinin çaba harcaması ve görüşmede bulunulması. Kolombiya hükümeti tarafından konferansa katılmaları engellenen kadınların gelişlerine izin verilmesi için çağrı yapılması. Tüm dünya ülkelerinden göç eden, illegal insanların serbest bırakılmasının talep edilmesi.”

Atölye çalışmaları sürüyor

Bu arada Venezuela’da yapılan Dünya Kadın Konferansı kapsamındaki atölye çalışmaları sürüyor. Sosyalizm deneyimleri üzerine yapılan atölye çalışmasında, sosyalizmde kadının evine kapanmaktan nasıl kurtulacağı, çözüm önerileri ve örgüt modelleri tartışıldı. Ayrıca bugün kadınların birlikteliğinin nasıl sağlanacağı model önerileri belirginleşti.

Enternasyonal ve bölgesel kadın kongrelerinin düzenlenmesi önerileri geldi. Atölye çalışmasında kadının kurtuluşunun sosyalizmde olduğu yönünde karar çıkarılması önerildi. SKM bu öneriye, kadın devriminin de eklenmesi gerektiğini belirtti. Tartışmalar bu öneri üzerine devam etti. SKM örgüt modelini ve mücadele deneyimlerini anlattı. Atölyede Kürt kadın hareketi hakkında da bilgilendirme yapıldı.(atılım)

Posted in Kadın Hakları ve Hareketleri, Venezuela | Etiketler: , | Leave a Comment »

Chavez:”Yaşasın Libya ve onun bağımsızlığı! Kaddafi iç savaş ile karşı karşıya!”

Posted by lahy 25/02/2011

Karakas, 25 Şubat – Libya’nın karşılaştığı iç savaş tehlikesi karşısında Başkan Hugo Chávez Frías,  bu ülkeye ve bağımsızlığına destek sundu.

Chavez, Twitter hesabında, “Yaşasın Libya ve onun bağımsızlığı! Kaddafi bir iç savaş ile karşı karşıya!”, diye yazarak Dişişleri Bakanı Nicolás Maduro’nun Ulusal Meclis’de yaptığı konuşmaya destek verdi.

Maduro konuşmasında, “ Libya’da ayrılık ve bölünmenin ilk adımları atıldı.. Sivil savaş süreçine giden yol OPEC üyesi olan bu ülkenin petrolüne el koymak için açıldı” dedi.

Libya’da ki olaylardan dolayı soruşturma açılmasını talep edenleri çifte stantardlar uygulamakla suçlayan Maduro, ”7 milyon Iraklının ölümünden ve Filistini bombalayanlar neden soruşturulup, cezalandırılmıyor” diye sordu.

Maduro ayrıca, emperyal merkezlerdeki haber ajanslarını güvenilmeyeceğini vurgulayarak, Venezüella ve Libya’nın 1960’lı yıllardan beri yakın ilişkilere sahip olduğunu söyledi.

Posted in Venezuela | Etiketler: , | Leave a Comment »

Başkan Chavez:”Coca Cola’ya ihtiyacımız yok “

Posted by lahy 08/02/2011

Tamara Pearson – Venezuelanalysis.com

Mérida,  (Venezuelanalysis.com) –  Başkan Hugo Chavez, 1992’de kendisi tarafından gerçekleştirilen başarısız darbe teşebbüsünün 19.uncu yıldönümünde  Cuma günü TV’den yayınlanan konuşmasında Venezüella’da Coca Cola firması ile işçiler arasındaki uzlaşmazlıkta işçilerin yanında olduğunu bildirdi.

Chavez, “Eğer Coca Cola anayasa ve yasalara uymak niyetinde değilse bizde Coca-Cola’sız yaşarız.” dedi.

“Coca-Cola vazgeçilmez değidir…..Yaşamak için Coca Cola’nın gerekli olduğunu kim söylüyor” diye soran Chavez guava meyve suyu gibi bazı venezüella içeceklerinin daha iyi olduğunu söyledi.

Chavez konuşmasını, Valencia şehrinde 1,230 işçinin grevde olduğu Coca Cola Femsa fabrikasından yaptı. İşçiler grevlerine 15 Ocak’da başlayan işçiler adil bir toplu sözleşme, maaş artışı, gece çalışma ödemesi ve yiyecek kuponları ve bir yemek salonu talep ediyorlar.  Günde 78 bolivar kazanan işçiler maaşlarının 45 bolviar artırılmasını talep ediyorlar.

Ulusal İşçi Sendikaları  (Unete) grevi destekliyor ve Çalışma Bakanlığı işveren ve işçilerle görüşmeleri sürdürüyor.

Venezüella’da yayınlanan özel yayın organlarinın bildirdiğine göre grev dolayısıyla bu ürünü bulmak zorlaşıyor. Ancak, suyu bir gereklilik olarak gören işçiler su şişeleme faaliyetlerini sürdürüyorlar.

İşyerindeki sendika temsilcileri bakanlığın da katıldığı toplantılarda işverenle görüşmeler yaptıklarını ancak, firmanın, cenaze dolayısıyla yapılan ödemenin artırılması dışında  işçileirn taleplerini karşılamayı red ettiğini bildirdi.

Bir kaçgün önce firma enflasyon oranının biraz üzerinde olan yüzde 30 maaş artışı önerdi, ancak bu teklif sendika tarafından red edildi.

Venezüella: Coca Cola işçileri grevde

İngiltere: ‘Coca Cola’nın Vitaminli Su’yu Besleyici Değil’

Coca Cola’nın Meksika, Guatemala ve El Salvador’da ki suçları

Bir Bardak Kola’nın Zararları

Coca Cola’nın Vitaminli Suyu Sağlığa Zararlıdır! 15 Agustos 2010

Kola Öldürür

Katil Coca Cola’nın Kurbanları

Coca Cola’nın Guatemala’da ki Geçmişi ve Bugün

Posted in Venezuela | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

Başkan Chavez, Bolivarcı devrimin 12.inci yılını kutladı

Posted by lahy 07/02/2011

Venezüella devlet başkanı Hugo Chávez, iktidara gelişinin 12.inci yıldönümünde halkın ve militanların sosyalist devrimi ileri götürmek için ”ümit ” ve ”mücadele kapasitelerini” artırmalarını istedi. Chavez, halk kendisinin iktidardan ayrılmasını isteyinceye kadar görevine devam edeceğini söyledi.

Chavez, 12.inci yılı kutlamak için sosyal misyonları ve fakir halkın yaşadığı bölgeleri ziyaret etti. Karakas’da bir okulu ziyaret eden Chavez, işledikleri hatalar ve eksikliklerden dolayı özür diledi.

Chavez, “..bugün hergün biraz daha iyi, daha güzel ve mükemmel bir ülke için mücadelemizi ileri götürüyoruz. Sosyalizmin inşası için güçümüz, moralimiz ve ileri gitmek için mücadele kapasitemizi yeniliyoruz” dedi..

“Bolivarcı hükümetin iktidara gelişinin 12.inci yılını, kutsal bir yer gibi olan bu okulu ziyaret ederek kutlamak istedim.” diyerek, eğitimin devrimin başarılarından biri olduğunu söyledi.

Televizyonda yayınlanan mesajında Chavez, Venezüella halkına gösterdikleri ”inanç, güven, sabaatkarlık, güç ve bilinç ” için teşekkür etti.

Posted in Venezuela | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Chavez, PSUV başkanlığından ayrılacak

Posted by lahy 22/01/2011

Başkan Hugo Chavez başkanı ve kurucusu olduğu Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV)’un başkanlığından ayrılacağını açıkladı.

Chavez, PSUV militanlarına hitaben, ”Yerel ve ulusal düzeyde sahip olduğumuz iktidar nedeniyle partiyi yönetemeyiz. Bu sorumluluk için bir yoldaşı aramamız gerekiyor.”

Venezüella’da sağ muhalefet Başkan Chavez’i elinde fazla sorumluluk taşimakla suçluyordu.

Chavez ayrıca, ” hala yaşıyorsam ve sağlığım yerindeyse 2012 başkanlık seçimlerine adayım ve bunun mücadelesi şimdi başladı,” dedi.

Muhalefet ile diyaloğ çağrısı yaptı

Geçtiğimiz Cumartesi günü Meclis’de yaptığı başka bir konuşmada uzlaşma yanlısı bir dil kullanan Chavez, PSUV ve muhalefet’i diyaloğ içinde birlikte çalışarak daha açık ve olumlu bir ortam yaratmaya çağırmış ve yeni Meclis göreve başlamadan önce kendisine verilen 18 ay boyunca kararname ile yönetme yetkisini bir kenara bırakmaya hazır olduğunu bildirmişti. Chavez, bunu sağlamak için hızlı ve etkili bir şekilde çalıştığını söyledi.

Chavez’in, Ocak ayı başında Üniversiteler Yasasını veto etmesi ve ardından uzlaşma yolunda çağrı yaparak gereksiz kutuplaşmalara karşı uyarıda bulunması muhalefete uzanmış bir zeytin dalı olarak görülüyor.

Posted in Venezuela | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Venezüella: Coca Cola işçileri grevde

Posted by lahy 18/01/2011

Valencia (Foto Orlando Nader).- Geçtiğimiz Cuma günü 1200 Coca Cola Femsa işçisi yeni toplu sözleşme görüşmelerinde talepleri kabul edilene kadar grevlerini sürdürmeye karar verdi. İşçilerin bildirdiğine göre fabrika Coca Cola üretiminin yüzde 62’sini gerçekleştiriyor.

Fabrika ve diğer tesislerde çalışan işçiler ve sendika temsilcileri fabrika da üretimin artırıldığını buna karşılık firmanın işçilere önerdiği zammın yüzde 5’i geçmediğini, bu rakamın daha sonra iki katına çıkarılmasına rağmen önerilen miktarın düşük olduğunu belirtti.

Coca Cola’nın Meksika, Guatemala ve El Salvador’da ki suçları

Bir Bardak Kola’nın Zararları

Coca Cola’nın Vitaminli Suyu Sağlığa Zararlıdır! 15 Agustos 2010

Kola Öldürür

Katil Coca Cola’nın Kurbanları

Coca Cola’nın Guatemala’da ki Geçmişi ve Bugün


Posted in Coca Cola Boykotu, Venezuela | Etiketler: , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: