latin amerikan haber yorum

Archive for the ‘Haiti’ Category

Haíti Yeni Yıla Protestolarla Başladı

Posted by lahy 12/01/2012

Haiti’yi yerle bir eden şiddetli depremin ikinci yılında, ülkenin yeniden inşası konusunda ilerleme sağlanamaması halkı sokaklara döktü.

Başkent Port au Prince’de toplanan binlerce kişi hükümetin yapılanma için bir şey yapmamasını protesto etti.

Bir eylemci, “İki yıl içinde fakir bölgeler için hiçbir şey yapılmadı. Fakir mahallelerde yaşayan bir vatandaş olarak herhangi bir konut politikası görmedim. Bu yüzden bu kadar çok insan öldü. “ dedi.

Ülkede aralık ortasından bu yana 520 bin kolera vakasına rastlanırken, yaklaşık 7 bin kişinin öldüğü bildirildi. Halkın çoğunluğu ise halen çadırlarda yaşamaya devam ediyor.

Kızıl Haç sözcüsü Becky Wett, “Depremin üstünden iki yıl geçmesine rağmen yarım milyondan fazla kişi burada Mais Gate’de olduğu gibi hala kamplarda yaşıyor.Kızıl Haç ailelerin kamplardan ayrılmaları ve daha uygun, daha sürdürülebilir yerlere gönderilmeleri için dağıtım kampları üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.” şeklinde konuştu.

2010 yılında 300 bin kişinin hayatını kaybettiği 7 büyüklüğündeki depremle sarsılan ülkeye, uluslararası toplumdan toplanan 3,6 milyar doların üzerinde yardımın ise akibeti belirsizliğini koruyor.(euro news)

Posted in Genel Haberler, Haiti | Etiketler: | Leave a Comment »

Haiti: İşgal Altında bir Ülke = Eduardo Galeano

Posted by lahy 05/10/2011

 

Uruguaylı tarihçi ve yazar Eduardo Galeano’nun 28 Eylül 2011’de Uruguay’ın başkenti Montevideo’da gerçekleştirilen Haiti konulu forumda yaptığı konuşmayı yayınlıyoruz.*

İstediğiniz ansiklopediye bakın. Amerika kıtasında bağımsızlığını kazanan ilk ülke hangisiydi diye sorun. Hep aynı yanıtı bulacaksınız: Amerika Birleşik Devletleri. Halbuki Amerika Birleşik Devletleri bağımsızlığını ilan ettiği sırada topraklarında bir yüz yıl daha köle kalmaya devam edecek 650 bin köle yaşıyordu ve ilk anayasada siyah bir bireyin, beyaz bir bireyin ancak beşte üçüne denk olduğu hükme bağlanmıştı.

Ve eğer herhangi bir ansiklopediye bakıp köleliği kaldıran ilk ülkenin hangisi olduğunu sorarsanız daima aynı cevabı bulursunuz: İngiltere. Oysa ki köleliği kaldıran ilk ülke İngiltere değil, bu onurun ceremesini hala çekmekte olan Haiti’dir.

Haiti’nin siyah köleleri Napolyon Bonapart’ın şanlı ordularını yenilgiye uğrattı ve Avrupa yaşadığı bu büyük utanç nedeniyle onları asla affetmedi. Haiti, bağımsızlığı nedeniyle suçlu yerine konularak Fransa’ya yüz elli yıl boyunca devasa bir tazminat ödemek zorunda kaldı ama bu bile yeterli olmadı. O büyük küstahlık bugün bile dünyanın beyaz efendilerinin ağrına gitmeye devam ediyor.

* * *

Bütün bunlar hakkında ya pek az şey biliyor ya da hiçbir şey bilmiyoruz.

Haiti görünmez bir ülke.

Ülke ancak 200 binin üzerinde Haitili’nin ölümüne yol açan depremden sonra ünlendi. Ülke, haber medyasının ön sayfalarında ancak yaşanan trajedi sonrasında kısaca yer kaplar oldu.

Haiti, ne atık malzemeleri büyücü misali güzelliğe çevirmeyi başaran yetenekli sanatçılarıyla, ne de köleciliğe ve kolonyal boyunduruğa karşı verdiği savaşımdaki tarihi kahramanlıklarıyla meşhurdur.

Sağır kulaklar duyabilsin diye bir kez daha yinelemekte fayda var: Amerika’nın bağımsızlığının temelini atan ve dünyada köleciliği bozguna uğratan ilk ülkedir Haiti.

İçine düştüğü güçlükler nedeniyle dile düşmekten çok daha fazlasını hak ediyor.

* * *

Şu an benim ülkeminki dahil olmak üzere muhtelif ülke ordularının işgali altında Haiti. Peki bu askeri işgal nasıl gerekçelendirildi? Haiti’nin uluslararası güvenliği tehdit ettiği iddiasıyla…

Bunda yeni bir şey yok.

Haiti örneği 19. yüzyıl boyunca, hala kölelik düzenini sürdüren ülkelerin güvenliği için tehdit oluşturdu. Thomas Jefferson’ın da dediği gibi, isyan musibetinin kaynağı Haiti’ydi. Örneğin Kuzey Carolina’daki yasalar, gemisi limana yanaşan herhangi siyah denizcinin kölecilik karşıtı salgını yayabileceği tehdidiyle hapse konmasına cevaz veriyordu. Ve Brezilya’da söz konusu salgın Haiticilik diye adlandırılıyordu.

Haiti, 20. yüzyılda da güvenli olmadığı gerekçesiyle yabancı alacaklılarının deniz kuvvetlerince işgal edildi. İşgalciler gümrüklerin yönetimine el koydular ve Ulusal Banka’yı New York’taki City Bank’a devrettiler. Ve bir kez adaya adım attılar mı orada tam 19 yıl kaldılar.

* * *

Dominik Cumhuriyeti ile Haiti arasında bulunan geçit El Mal Paso [Belalı Geçit] adıyla bilinir.

Belki de bu isim bir uyarı işaretidir: siyah dünyaya, kara büyüye, cadılığa doğru yol alıyorsunuz…

Köleler tarafından Afrika’dan taşınan ve Haiti’de ulusallaşan Vudu dini, bir din olarak adlandırılmayı bir türlü hak etmemektedir. Uygar dünyanın bakış açısına göre Vudu karadır, cehallettir, geriliktir, saf batıl inançtır. Katolik Kilisesi’nin inananları arasında kutsal azizlerin tırnaklarını ve Cebrail’in kanatlarını satmak gayet yaygın bir teamülken aynı kilise, hakkında kimsenin fikir sahibi olmadığı bu batıl inancı 1845, 1860, 1896, 1915 ve 1942 yıllarında yasaklamıştır.

son yıllarda Haiti’deki batıl itikada karşı savaş açma misyonunu evanjelik protestan tarikatler devralmıştır. Bu tarikatler binalarında 13. kata, uçaklarında 13. koltuk sırasına yer vermeyen ve tanrının dünyayı bir haftada yarattığına inanan uygar hıristiyanların yaşadığı Amerika Birleşik Devletleri’nden gelmektedir.

Aynı ülkede yaşayan evanjelik vaiz Pat Robertson, 2010 yılında gerçekleşen deprem hakkında bir televizyon açıklaması yaptı. Söz konusu ruh çobanı, siyah Haitili’lerin Fransa’dan bağımsızlıklarını, Haiti cangıllarının derinliklerindeki şeytandan yardım almalarını sağlayan bir Vudu töreni sayesinde kazandıklarını vahiy etti. Onlara özgürlüklerini kazandıran şeytan şimdi bu depremle faturasını yolluyordu.

* * *

Yabancı askerler Haiti’de daha ne kadar kalacak? Oraya istikrar kazandırmaya ve yardım etmeye gittiler; ama zaten yedi senedir oradalardı ve onları istemeyen bu ülkeyi yardımsız bırakmak ve istikrarsızlaştırmaktan başka bir şey yapmamışlardı.

Haiti’nin askeri işgali Birleşmiş Milletler’e yılda 800 milyon dolara mal oluyor.

Birleşmiş Milletler o fonları teknik işbirliği ve sosyal dayanışma için kullanmış olsaydı, Haiti yaratıcı enerjisini geliştirmek için kuvvetli bir destek almış olacaktı. Ve bu sayede kendini, tecavüz etmeye, cinayet işlemeye ve ölümcül hastalıklar saçmaya pek yatkın silahlı kurtarıcılarından kurtarabilirdi.

Haiti’nin artık topraklarına gelinip felaketlerinin kat kat artırılmasına ihtiyacı yok. Kimsenin hayırseverliğine de ihtiyacı bulunmuyor. Eski bir Afrika atasözünde büyük isabetle belirtildiği gibi veren el, alan elden daima üstündür.

Ancak Haiti’nin, Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası ve diğer hayırsever kurumlar tarafından yerle bir edilen gıda egemenliğini yeniden tesis edebilmek için dayanışmaya, doktora, okula, hastaneye, gerçek işbirliğine ihtiyacı büyük.

Biz Latin Amerikalı’lar için dayanışma bir şükran borcudur: 1804 yılında gerçekleştirdiği o bulaşıcı eylemle bizlere özgürlüğün kapılarını açtığı için bu ufacık muazzam ulusa teşekkür etmenin en iyi yolu dayanışma olacaktır.

* Çevirinin yapıldığı kaynak: lo-de-alla.org

 

Haiti’nin seçim felaketi -Alexander Main

 

 

Posted in Haiti, Makaleler | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Haiti başkanlık seçimini şarkıcı Michel Martelly kazandı

Posted by lahy 05/04/2011

Haiti - FLASH Elections :  It's official, Michel Martelly won the second round

Haiti’de gerçekleştirilen başkanlık seçimlerinin ikinci turunu şarkıcı Michel Martelly kazandı.

Kayıtlı Seçmen Sayısı: 4,694,961

Michel Martelly “Repons peyizan”

Oy Oranı: 67.57%
Aldığı Oy: 716,986

Mirlande Manigat “Rassemblement des Démocrates Nationaux Progressistes (RDNP)”

Oran: 31.74%
Oy Sayısı: 336,747

50 yaşındaki Michel Martelly, başkanlık seçimleri öncesi zamanının büyük bir kısmını Florida’da geçiren bir karnaval şarkıcısı idi. Başkanlık seçimlerine adaylığını koyarak öne çıktı.  ‘Tatlı Micky’ olarak tanınan Martelly başkanlık seçimlerine aday olduğu sırada ABD’de sahip olduğu bazı mülklere ipoteklerin ödenmemesi nedeniyle el konulmuş idi.

Martelly’nin geçmişte politik partilerle bağı olmaması başkan seçilmesine neden olarak gösteriliriliyor, ancak seçmenlerin yüzde 70’inin oy kullanmamış olması bu açıklamayı yetersiz kılıyor. Eski başkan Aristide’nin partisi Fanmi Lavalas’ın seçimlerden dışlanması ve Haiti halkının işgalçi güçler tarafından düzenlenen seçimleri boykot etmesi ile açıklanabilir.

Mart ayında sürgünde bulunduğu Güney Afrika’dan Haiti’ye geri dönen eski başkan Aristide yaptığı açıklamalarda partisinin seçimlerden dışlanmasını protesto ederek başkanlık seçimlerinin meşruluğunu sorguladı.


Posted in Haiti, Seçimler | Etiketler: , | Leave a Comment »

Haiti eski devlet başkanı Jean=Bertrand Aristide geri döndü

Posted by lahy 19/03/2011

7 yıl önce ABD ve AB güçleri tarafından zorla görevinden alınarak sürgüne yollanan Haiti eski devlet başkanı Jean-Bertrand Aristide geri döndüğü Haiti’de sevinç gösterileri ile karşılandı.

Haiti’nin eski devlet başkanı Jean-Bertrand Aristide, ve eşi Mildred, Güney Afrika’da sürgünde yedi yıl harcadıktan sonra Port-au-Prince şehrine geri döndü.

Jean-Bertrand Aristide’nin dönüşü yapılacak başkanlık seçimlerinin ikinci turundan 48 saat önce gerçekleşti.

Görevinden iki kez alınan tek Haiti devlet başkanı olan Aristide kendisini karşılayanlara teşekkür ederek şiirler içeren bir konuşma yaptı.

Aristide, 2004 Şubat ayında görevinden alındıktan sonra Haiti’de politik durum giderek artan bir şekilde kontrol edilemez hale geldi. Gecen yıl gerçekleşen 300,000 kişinin öldüğü deprem sonrasında ada, ABD tarafından desteklenen ve finanse edilen yönetici kesim ve oligarşi tarafından yönetilemez hale geldi.

Aristide, “Depremden bu yana çadırlarda yaşayanların aşağılanması bütün Haiti halkının aşağılanmasıdır” dedi.

Haitililer için Aristide ABD’ye kafa tutan ve yoksulların sözcülüğünü yapan halkçı bir lider olarak kalıyor. ABD, Aristide’nin seçimlerden önce geri dönmesine karşı idi.

Geri dönen Aristide’ye ABD’li siyah aktör ve insan hakları savunucusu Danny Glover eşlik etti.

Güney Afrika hükümeti ve geri dönüşünü sağlamak için çalışanlara teşekkür eden Aristide, partisi Lavalas’ın seçim sürecinden dışlanmasını eleştirdi ve ”ülke sosyal dışlamanın olmadığı onurlu bir eğitime ihtiyaç duyuyor” dedi.

Haiti’nin seçim felaketi -Alexander Main


Posted in Haiti | 1 Comment »

Haiti: Aristide ülkesine dönebilecek mi?

Posted by lahy 01/03/2011

ABD Haiti’nin kapılarını halkçı Aristide’e kapatmaya çalışıyor.

Haiti hükümetinin eski devlet başkanı Jean-Bertrand Aristide’e diplomatik pasaport vermesinin üzerinden üç hafta geçti. Ancak planlanan dönüşün önüne çıkarılan engeller halkçı Aristide’in sürgünde olduğu Güney Afirka’dan Haiti’ye uçmasını geciktiriyor.

Uzun zamandır Aristide’in avukatlığını yapmakta olan Ira Kurzban, müvekkilinin yurduna dönememesiyle ilgili ABD’yi ve Fransa’yı suçladı. Aristide’in dönüşü için yenilenen evinin çalışanlarından biri “Başkanımızın şimdiye burada olacağından emindik. Ben şahsen asla geri döneceğine olan inancımı kaybetmeyeceğim, ama ne zaman döneceğini artık kestiremiyorum” şeklinde konuştu.

Aristide’in Güney Afrika’daki sürgünden ne zaman dönebilceği, hatta bu dönüşün mümkün olup olmadığı belirsizliğini koruyor.

ABD’li yetkililer, Aristide’in ülkedeki varlığının istikrarsızlık yaratacağı iddiasına dayanarak Mart’ta yapılacak olan seçimlerden önce dönmesine karşı çıkıyorlar. Destekçileri ise, Aristide’i Haiti’nin vicdanı, gerçek bir demokratik lider ve hükümete ile uluslararası yardım kuruluşlarına yoksullara yardım için baskı yapabilecek kişi olduğunu söylüyor ve varlığının “istikrarsızlığa” yol açacağı iddiasını yalanlıyorlar.

Dönüş aşamasında yapılan müdahaleler ve karşılaşılan engeller konusunda konuşan Kurzban “Güney Afrika’dan yapılan tüm ticari uçuşlar ABD’yle müttefik olan ülkelerden geçiyor. Aristide’in kolayca bir uçağa atlayıp Haiti’ye geri dönebileceği fikri, onun herhangi bir vatandaş olmayışını görmezden geliyor. Onu ülkeye sokmamaya niyetli güvenlik kuruluşları ve son derece güçlü ülkeler var” dedi. Böylesine çarpık bir demokraside özel bir uçağın Güney Afrika’dan havalanması, ardından da Haiti’ye inmesine izin verilip verilmeyeceği de ayrı bir muamma. Zira Kurzban’ın Dışişleri Bakanlığı’na yazdığı ve Aristide’in dönüşünü garanti altına almak için Haiti’den Güney Afrika ile birlikte çalışmasını talep eden mektuba hala yanıt gelmedi. Haitili yetkililer de konuşmalarında bu meseleyi geçiştirmeye büyük özen gösteriyorlar. Yetkililier, “Bu ülke yeniden kurulmak zorunda ve en birincil meselemiz de bunu yapmak olmalıdır” şeklinde açıklamalar yapmakla yetindiler.

Aristide’in kimi destekçileri dahi bir süre daha beklemesinin iyi olacağını düşünmeye başladı. Ancak geniş bir kitle hala döneceğini umut ediyor.

Bu noktaya nasıl gelindi?
Haiti’de 1991’de halk tarafından seçilen ilk başkan olarak görevine başlayan Jean-Bertrand Aristide aynı sene askeri bir darbe ile devrilmişti. 2000 yılında boykotlara rağmen tekrar başkan olarak seçilen Aristide dört sene sonra tekrar devrildi.

Aristide’in Haiti’iye dönme isteği konusunda ABD başından beri oldukça ihtiyatlı davranmıştı. Yardım misyonu adı altında Haiti’ye yerleşen, ülkeyi kontrol eden ABD’nin, zamanında Aristide’in Haiti’den sürgün edilmesinde rolü olduğu düşünülüyor. Aristide ülkesinde hala çok sevilen bir lider ve geri dönüşünün yeni seçimlerde dengeleri değiştireceği düşünülüyor.

Bir sene önceki depremle alt yapısı tamamen çökmüş, daha sonra da salgın hastalıklarla boğuşan Haiti’de Kasım’da genel seçimler yapıldı. Aristide’in partisi Fanmi Lavalas seçime katılması ABD tarafından yasaklanan partiler arasındaydı. Kasım ayındaki seçimlerde hile ve kontrolsüzlük hakimdi.

Aristide’in dönme isteğinden bir hafta kadar önce, Haiti’nin eski diktatörü Jean-Claude Duvalier ülkesine aniden döndü. 1971’den 1986’ya değin diktatörlüğü sırasında estirdiği terörden dolayı üzgün olduğunu belirten Duvalier, dönme nedeninin yıkılmış ülkesindeki birliği sağlamak olduğunu iddia etti.

Duvalier’in habersiz bir şekilde aniden dönüşü şüphe ve tartışma uyandırdı. Duvalier’in dönme isteğinin İsviçre bankalarındaki hesaplarının güvenliği ile ilgili olduğu düşünülüyor. İsviçre’de bu ay yürürlüğpe girecek bir yasanın ona 6 milyon dolar kaybettireceği, bu nedenle ülkesine aniden döndüğü belirtiliyor.

(soL-Dış Haberler)

Posted in Haiti | Etiketler: | Leave a Comment »

Haíti:Eski Başkan Jean-Bertrand Aristide geri dönmeye kararlı

Posted by lahy 06/02/2011

Eski başkan Guardian’da yayınlanan makalesinde 7 yıllık sürgünün sonuna geldiğini vurguladı.

Haiti eski başkanı Jean-Bertrand Aristide ülkesine geri döneceğine dair kararlı bir açıklama yaptı. Geri dönüşün politik kriz ortamını etkilemesi bekleniyor.

The Guardian’da ki yazısında, Aristide en son olarak Güney Afrika’da sürdürdüğü 7 yıllık sürgünlüğün sonuna geldiğini belirtti. ” Haiti’ye geri döneceğim ” diye yazdı.

Aristide’nin açıklaması Haiti hükümeti kendisine pasaport verilerek seyahat etmesinin sağlanacağını belirtmesinden bir kaç gün sonra geldi. Geçtiğimiz haftalarda gerek Haiti gerekse de uluslararası çevrelerde eski başkanın geri dönmesine izin verilmesi için çağrılar yapılıyordu.

Aristide’nin Haiti’ye geri dönüşü potansiyel olarak mevcut krizi derinleştirebilecek bir gelişme olarak görülüyor. Ülke kasım ayında yapılan hileli ve usulsüz seçimlerden bu yana paralize olmuş durumdadır.

Bu hafta hükümetin desteklediği aday Jude Celestin seçime girmekten alıkondu. Gelecek ay yapılacak seçimlerin son turunda M. Manigat ve müzisyen Michel Martelly önde gelen adaylar arasındadır.

Bu hafta Haiti’ye giden Hillary Clinton ABD’nin taleplerini yerel yöneticilere açıkladı ve destek aradı.

Eski başkan Aristide’nin partisi, Famni Lavalas, teknik nedenlerden dolayı seçimlere girmekten alıkondu. Famni Lavalas özellikle fakir seçmenler arasında büyük bir güçe sahip bulunuyor.

1991 yılında ilk defa olarak iktidara gelen eski katolik rahip Aristide 1994=96 ve 2001-2004 yılları arasında başkanlık yaptı ve her iki seferde de askeri darbeler sonucu görevinden alındı.

Guardian’da ki makalesinde eski başkan Aristide,tedbirli davranak. ülkesine dönerek bir eğitimci olarak hızmet etmek istediğini yazdı.

 

Posted in Genel Haberler, Haiti, İnsan Hakları | Etiketler: , | Leave a Comment »

Eski diktatörün Haiti’ye dönüşüne büyük tepki

Posted by lahy 20/01/2011

Port-au-Prince, (Prensa Latina) UNESCO’nun Haiti özel temsilcisi Michaelle Jean, ”Bebek doktor” lakaplı eski diktatör Jean Claude Duvalier’ün ülkeye dönüşünü eleştirdi.

Haiti’de halkın büyük bir kısmı eski diktatörün ülkedeki krizi fırsat bilip bundan nemalanmaya çalışmasından rahatsız.

Bazı insan hakları örgütleri de gelişmelere yönelik tepkilerini ve çekincelerini dile getirdiler.

Hükümetin üzerine düşen görevleri yerine getirmesi gerektiğini söyleyen insan hakları örgütleri, eski diktatörün yolsuzluklardan ve insan hakları ihlali suçlarından yargılanmasını beklediklerini belirttiler.

Duvalier’in dönüşünün, 28 Kasım’da gerçekleştirilen tartışmalı devlet başkanlığı seçimi sonrasında artan siyasi tansiyonla çakışması çekinceleri artırıyor.

16 Ocak’ta yapılması planlanan ikinci tur başkanlık seçimleri, geçici Seçim Kurulu ve başkan Rene Preval’ın aldığı karardan sonra belirsiz bir tarihe ertelenmek zorunda kalınmıştı.

Posted in Haiti | Etiketler: | Leave a Comment »

Haiti’ye geri dönen eski diktatör Duvalier sorgulanıyor

Posted by lahy 19/01/2011

Haiti’nin eski Devlet Başkanı Jean-Claude Duvalier, 25 yıl aradan sonra döndüğü ülkesinde gözaltına alındı. Duvalier’nin ülkeden 300-900 milyon Dolar arasında para kaçırdığı iddia ediliyor.

Babasının öldüğü 1971 yılından 1986’ya kadar Haiti’yi yöneten Duvalier pazar günü 24 yıl aradan sonra ülkeye dönüşünde, taraftarları tarafından havaalanında tezahüratlarla karşılanmıştı.

Dünya’nın en genç liderlerinden biri olarak 19 yaşında iktidara gelen eski diktatör 1986 yılında artan yolsuzluk söylentileri ve protestolar sonucunda ülkeyi terk ederek Fransa’ya yerleşmişti. Babasının doktor lakabına nisbet edilerek “Baby Doc” (küçük doktor) lakabı verilen Duvalier, ülkeye dönme sebebi olarak “depremden sonra Haiti’nin yeniden yapılandırılmasında görev almak” istediğini söylemişti.

Yolsuzluk suçlamalarının yanısıra insan hakları örgütleri tarafından Duvalier hakkında yönetimi sırasında kan döktüğü ve insanlığa karşı suç işlediği suçlaması da yapılıyor ve yargılanması isteniyor.

Haiti’de 28 Kasım’da yapılan ilk tur oylamanın ardından 16 Ocak’ta yapılması planlanan Devlet Başkanlığı seçimi ikinci tur oylaması, ilk tur sonuçlarındaki anlaşmazlık olduğu gerekçesiyle belirsiz bir tarihe ertelenmişti. Duvalier’nin ülkeye dönüş için seçtiği tarih bu sebeple de dikkat çekiyor. (euronews)

Eski diktatör Duvalier Haiti’ye geri döndü


Posted in Haiti | Etiketler: | Leave a Comment »

Eski diktatör Duvalier Haiti’ye geri döndü

Posted by lahy 18/01/2011

Eski diktatör François Duvalier, Baba Doctor,,(1957 ve 1971) ve oğlu Jean Claude Duvalier, Küçük Doktor, (1971-1986) Haitii’de 60.000 kişinin öldürülmesinden sorumlu tutuluyor. Babasının 1971’de ölümünden sonra iktidara geçen Papa Doc’un oğlu Duvalier 1986’da bir ayaklanması sonucu ülkeyi terk edene kadar ülkeyi baskı ve zülüm metodları kullanarak yönetti.

25 yıldır Paris’de sürgünde yaşayan. 59 yaşındaki eski diktatör Baby Doc dün ülkeye geri döndü.

Toussaint Louverture havalanınında bin kişi tarafından karşılanan eski diktatör ”Yardım etmeye geldim” dedi.

Başkan René Préval 1997 yılında Duvalier ülkeye dönerse hapse konacağını duyurmuştu Ancak, Baby Doc, dün havalanından kalacağı 4 yıldızlı hotele polis koruması eşliğinde gitti. Haiti’nin yeniden dönüş sürecine katılmak üzerine geldiğini söyleyen diktatör Duvalier’in ne gibi planlar yaptığı bilinmiyor.

Duvalier’in geri dönüşü konusunda devlet başkanı Rene Preval bir açıklama yapmazken, dönüş haberi Haiti halkına daha önceden duyurulmadı. Haiti’nin gerek sosyal ve gerekse de politik bir krizin ortasında olduğu bir dönemde Duvalier’in Haiti’ye geri dönmesinin tepkilere yol açması bekleniyor.

Seçimle başa gelen eski başkan Aristide’nin Güney Afrika’da sürgünde bulunur ve partisi baskılar ile karşılaşırken eli kanlı bir diktatör olan Duvalier’in ülkeye dönmesi Batılı devletlerin ikiyüzlülüğünü gösteriyor.

Haiti’de 15 yıllık kanlı bir diktatörlüğe imza atan Jean-Claude Duvalier 1986’da ülkeyi terk ettiğinde kimse Duvalier’in geri döneceğine ihtimal vermiyordu.

‘‘Küçük doktor’‘ lakablı Jean-Claude Duvalier, Haiti’nin başına geçtiğinde sadece 19 yaşındaydı. Tecrübesiz lider, 1957’den beri ülkeyi diktatörlükle yöneten babasının aniden ölümüyle Latin Amerika’nın ilk siyahi cumhuriyetinin lideri oldu.

‘‘Baba Doktor’‘ lakablı babası, o daha 7 yaşındayken göreve geldi. Çocukluğu 11 darbe girişimine, siyasi dalaverelere ve şiddete şahit olmakla geçti. 11 yaşında bombalı bir saldırıdan kıl payı kurtuldu.

Diktatör baba, gizli servisi sayesinde muhaliflere göz açtırmıyor, halkın sefaletini asla dikkate almıyordu:

“Her ülke güçlü bir yöneticiye sahip olmalıdır. Bu kişi, Fransızlar’ın ya da İngilizler’in bildiği gibi bir diktatör değil, güçlü biri olmalıdır.’‘

15 yıl boyunca ülkeyi tek başına yöneten Jean Claude da babasının izini takip edecekti. Başlatmaya niyetlendiği özgürleştirme çabalarıysa eski rejimin ve burjuvazinin sembollerinden Michelle Benett ile evlenmesiyle hızla son buldu.

1986’da başlayan halk ayaklanması ve Amerika Birleşik Devletleri’nin baskıları ‘‘Küçük Doktor’‘un istifa etmesine neden oldu. Görevde olduğu süre boyunca sıkı yönetim yüzünden yaklaşık 100 bin Haitili ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.

Diktatör ve karısı ülkeyi terk ederek Fransa’ya sığındı. Ülkenin en gözde turistik beldelerinden Cote d’Azur’da yaşadılar.

Posted in Genel Haberler, Haiti | Etiketler: | Leave a Comment »

Küba’dan Haiti dersi- Nina Lakhani

Posted by lahy 16/01/2011

Onlar, Haiti deprem felaketinin, Barack Obama’nın muazzam ABD insani yardımıyla yaralarını saracağı sözü verdiği insani yıkımın, asıl kahramanları. ABD’nin baş düşmanı Küba’nın bu kahramanları, ABD’nin girişimlerinin ne denli rezil düzeyde olduğunu gözler önüne serdiler. Bin 200 Kübalı tıp tugayı, Fidel Castro’nun uluslararası tıbbi misyonunun bir parçası olarak depremin ve ardından koleranın yıktığı Haiti’de faaliyet yürütüyor. Ancak bu faaliyet sosyalist devlete birçok dost kazandırırken, uluslararası düzlemde çok az biliniyor.

Haiti depreminin gözlemcileri, 250 bin insanı yok eden, 1.5 milyonunu evsiz bırakan yıkımla baş etmede yardım kuruluşlarının tek başına olduklarını düşündükleri için affedilebilirler. Aslında, Haiti’de Küba’nın sağlık çalışanları 1998’den beri bulunuyordu, deprem vurduğu sırada da 350 kişilik güçlü bir ekip daha gönderildi. ABD ve İngiltere’den gelen yardım tantanası ve reklamının ortasında yüzlerce Kübalı doktor, hemşire ve terapist haklarında bir söz dahi edilmeden oraya vardılar. Çoğu ülke 2 ay içerisinde ülkeden giderken, Kübalıları ve Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütünü yoksul Karayipler adasının temel sağlık hizmetleri sağlayıcısı olarak yalnız bıraktılar.

Geçtiğimiz hafta yayınlanan veriler, Haiti genelinde 40 merkezde çalışan Kübalı sağlık personelinin Ekim’den bu yana 30 bin kolera hastasını tedavi ettiğini gösteriyor. Onlar, kolera hastalarının yüzde 40’ını tedavi eden en büyük uluslararası ekip. Haiti’nin çoktan yüzlerce vatandaşını öldüren salgınla baş etmede zorlandığının netleşmesinin ardından bir diğer Kübalı ekip, felaket ve acil yardım uzmanı ekibi, Küba Henry Reeve Tugayları geçtiğimiz günlerde ülkeye ulaştı.

1998’den beri Küba, 550 Kübalı doktoru Küba’daki Latin Amerika Tıp Okulu’nda ücretsiz olarak eğitti. Şu anda diğer 400 Haitili doktor da ücretsiz eğitim, ücretsiz kitap ve ekonomik yardımın olduğu okullarda eğitilmekte.

Küba’nın uluslararası tıbbi ekiplerini inceleyen, Kanada’daki Dalhousie Üniversitesi Latin Amerika çalışmaları Profesörü Jonh Kirk, şunları söylüyor: “Küba’nın Haiti’ye yardımı dünyanın en büyük sırrı gibi. Yükün çoğunu sırtlayan onlar olsa da, Küba’dan çok az bahsediliyor.”

Yardım geleneği Küba’nın 1960’ta büyük bir deprem yaşayan Şili’ye nitelikli doktorlar göndermesiyle başladı. Bunu 1963’te Cezayir’e 50 doktor gönderilmesi takip etti. Bunlar, devrimden 4 yıl sonra oluyordu.

Dünya etrafında nam ve dostlar kazanan gezgin doktorlar, ülkenin dış politikası ve ekonomi politikaları için son derece faydalı bir silah işlevi görüyor. En çok bilinenlerden birisi Venezuela’nın yoksul köylerinde, göz doktorlarının petrol karşılığında katarakt hastalarını tedavi ettiği Miracle Operasyonu. Bu insiyatif, 1967’de Che Guavera’yı öldüren Bolivyalı çavuş Mario Teran da dahil dünya genelinde 1.8 milyon insanın görme bozukluğunu tedavi etti.

Amerika’yı vuran Katrina Kasırgasından sonra ABD tarafından geri çevrilen Henry Reeve Tugayları, 2005 Pakistan depreminde ülkeye ilk varan ve 6 ay sonra en son ayrılanlardı.

75 bin Kübalı doktorun üçte biri ve 10 bin sağlık personeli şu anda El Salvador, Mali ve Doğu Timur gibi 77 fakir ülkede çalışmalar yürütüyor. Buna rağmen İngiltere’de bile her 370 kişiye bir doktor düşerken, ülkede her 220 kişiye bir doktor düşüyor.

Her gittikleri yerde, Kübalılar aileleri evlerinde ziyaret ederek, aktif bir şekilde anne ve çocuk sağlığını kontrol ederek önleme odaklı bütünsel modellerini uyguluyorlar. Bu uygulama El Salvador, Honduras ve Guatemala gibi ülkelerde anne ve çocuk ölümlerini, bulaşıcı hastalık oranlarını düşürüp arkasında daha eğitimli sağlık personelleri bırakarak çarpıcı sonuçlar üretiyor.

Küba’da tıp eğitimi en az 6 yıl sürüyor. Mezun öğrenciler 3 yıl aile hekimi olarak çalışıyor. Yanında bir hemşireyle birlikte, her doktor yaşadığı bölgede 150-200 aileye bakıyor.

Bu model, (OECD verilerine göre) kişi başı harcama İngiltere’deki 3 bin dolar, ABD’deki 7 bin 500 dolarken, kişi başı harcamanın sadece 400 dolar olduğu Küba’nın dünyadaki en gelişmiş sağlık düzenlemelerini gerçekleştirmesini sağladı.

*Nina Lakhani’nin 26 Aralık 2010’da The İndependent’da yayınlanan yazısını ETHA İngilizce orjinalinden çevirdi.

Posted in Haiti, Küba | Etiketler: , | Leave a Comment »

Haiti’nin seçim felaketi -Alexander Main

Posted by lahy 13/01/2011

Deprem sistem dışında herşeyi sarstı

Seçmenler kayıt edilmemişti, veya kayıtlı olmaları gereken yerlerde ve kolera korkusu içindeydiler. Organizatörler tarafsızlık dışında herşeydiler. Ve Haitililer kızgın.

Alexander Main

Haitililer 28 Kasım seçimleri, özellikle de seçimin zamanı ve organizasyonu hakkında alarma geçerken, en fazla etkiye sahip olan uluslararası atmenler güvenlerini kaybetmediler.  BM’in Haiti’de ki özel temsilcisi Bill Clinton, “ Hakkında endişe duymamamız gereken bazı konulardan biri” dedi.(1). BM’in, Haiti’de ki  İstikrarı Sağlama Gücü (MINUSTAH)’ın Guatemelalı başkanı Edmond Mulet:  “Seçimler mükemmel olmayan ancak Haiti’nin demokratikleşmesi sürecinde atılması gereken bir adımdır,”dedi.(2).

Seçimler sonrasında Haitililerin öfkesi dinmek bilmedi. Polisi taş yağmuruna tutarak sokaklara döküldüler; adaylar birbirlerine hilekarlık suçlaması yaptılar; ulusal seçim gözlemcilerinden altı grup feci seçimi onaylamadı. Geçen Ocak ayının depreminden sonra daha fazla ”istikrar” sağlanması için vazgeçilmez olduğu söylenen seçimler bir fiyasko olmaktan öteye geçemedi. Seçmen katılım oranının yüzde 25’den az olduğu, sandıkların doldurulduğu ve binlerce kişinin oy kullanamadığı bu durumdan daha berbat bir süreci bulmak zordur.

Ülkede büyük bir kolera olmasına rağmen, seçimleri gerçekleştirmek konusunda sorgulandığı zaman, ABD’nin Haiti büyükelçisi Kenneth Merten, “ Haiti hükümeti … seçimlerin gerçekleşmemesi için bir kamu sağlığı sorunu olduğunu düşünmüyor. Bunlar, Haiti seçimleridir.”(3) demişti.

Haiti seçimleri? Yabancı bağışcılar fonların büyük kısmını sağladı, ABD en azından $14 milyon, Avrupa Birliği $7m ve Kanada $5.7m bağışladı. ABD’nin Uluslararası Kalkınma için Kurumu (USAID) doğrudan teknik ve maddi yardım sağladı ve ” özgür ve adil seçimlerin olabilirliği üzerine ” kapsamlı bir raporun hazırlanmasını sağladı(4). Minustah  hayati öneme sahip, seçim sandıklarının transferi ve oyların sayılmasının gözlemmesi dahil “teknikl, lojistik, ve idari yardım” sağladı.

Haitili bir devlet kurumu olan Geçici Seçim Konseyi (CEP), resmi olarak bu süreci organize etmekle görevliydi. Ancak CEP hiçte bağımsız değildi: anayasa ihlal edilerek üyeleri Haiti Devlet başkanı René Préval tarafından seçildi.  CEP, aralarında sürgündeki  eski başkan Jean-Bertrand Aristide’nin lideri olduğu Fanmi Lavalas tartışmalı bir şekilde seçimlere girmekten men edilince itibarını kayıp etti.

Yüzbinlerce Haitili deprem sırasında kimlik kartlarını kayıp etmişti; birçokları mahallelerini terk etti; genelde çadır kamplara gitti, ve yeni seçim bölgelerinde kayıt olmaları gerekiyordu.  CEP ve  Ulusal Kimlik İdaresi bu konularla uğraşma sözü verdi ancak başarısızdı. Evsizler için kurulan büyük kampların ancak bazılarında seçim merkezleri vardı ve mevcut olanlarda da çok az sayıda kamp sakini oy kullanmak için kayıt edilmişti.

Kolera’dan ciddi bir şekilde etkilenen Artibonite Vadisi ve Merkez  Central Plato’da halk kamuya açık alanlardan kaçınıyordu ve seçim günü evlerinden dışarı çıkmamaları muhtemel idi. Port-au-Prince’de ki BM çalışanları bunun gerçekleştiğini teyit etti. Aralık’da, seçimlerden iki hafta sonra insanların toplanması ve hareket halinde olmaları nedeniyle kolera vakalarında artış olacağı tahmin edilmişti. Tarım uzmanı ve Cantave  yöneticisi Jean-Baptiste, “ Seçimler kırsal bölgelerde  ve hatta şehirlerde   koleraya karşı savaşa destek verme çabalarını derinden etkiledi. Bu seçimlerden dolayı daha fazla insan ölecek,” dedi.

Seçimler yabancı hükümetler tarafından vaat edildiği gibi istikrar ve güçlü kurumlar getirme yerine daha istikrarsız bir durumun yaratılması ile sonuçlandı: Haiti –  halen korkunç bir humaniter krizin içindedir – şimdi, ayrıca süresi bilnmeyen bir politik krize de yakalandı.

İkiyüzyıldan beri herzaman olduğu gibi, Fransa, ABD ve diğer yabancı güçler Haiti için neyin iyi olduğunu en iyi kendilerinin bildiğine inanıyorlar.   Papa ve Baby Doc (Duvalier père and fils) diktatörlüklerini desteklemek, 1980’lerde ve 1990’larda  yıkıcı neo-liberal reformları uygulamak;  Jean-Bertrand Aristide’yi, 2004 yılında zorla iktidardan uzaklaştırmaktran sorumludurlar. Politik ve ekonomik liderlikleri istikrarsızlık yaratmaya devam ediyor ve Haiti devletinin etkili bir şekilde yönetme kapasitesini zayıflatıyorlar.

Alexander Main Centre for Economic and Political Research (CEPR), Washington’da politik analizdir.

(1) “Haiti able to hold election poll by year-end: Bill Clinton”, Reuters, 15 Nisan 2010.

(2) “Haiti heads for elections, police keep marches apart”, Reuters, 25 Kasım 2010.

(3) Status of Haiti’s upcoming elections, Kenneth H Merten, US State Department, 23 Kasım 2010.

(4) USAID.

kaynak: lemonde diplomatique

Çeviri: Erol Yeşilyurt

Haiti:Depremin 1.yıl dönümünde durum ciddi

Haiti: Kadınlar ve sosyal mücadele 02.09.2010

Haiti’de tecavüz vakaları hızla artıyor

Emperyalizm ve Haiti


Posted in Genel Haberler, Haiti, Seçimler | Etiketler: , | 1 Comment »

Haiti:Depremin 1.yıl dönümünde durum ciddi

Posted by lahy 13/01/2011

BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, Haiti’de geçen yıl meydana gelen depremin 1. yıl dönümü olan 12 Ocak’da, uluslararası toplumun Haiti halkını desteklemeye devam etmesi gerektiğini söyledi.

Haiti’de binlerce kişi kathedralin önünde toplanarak yapılan anma ayinine katıldı.

12 Ocak 2010’da Haiti’yi vuran deprem 230 binden fazla kişinin ölmesine, 300 binden fazla insanın yaralanmasına ve nüfusun dörtte birine karşılık gelen 2,3 milyon insanın yerlerinden olmasına neden olmuştu.

Depremin ardından Haiti’ye tarihin en büyük yardım operasyonlarından birinin düzenlenmesine karşın sorunlar bitmiş değil. Vaat edilen 9 milyar dolar Haiti’ye tümüyle transfer edilmediği gibi, 60 ABD’li vakıf, Haiti’ye yardım amaçı ile kendilerine verilen ve bağışlanan 1.5 milyar doların ancak yüzde 40’ını harcadı. ( Juliana Keeping, 12.01.11)

Haiti Devlet Başkanı Rene Preval,  ”Şu an bile sokaklarda yatmak zorunda kalan 1,5 milyon dolayında vatandaşımız var.Durum oldukça zor. Yeniden yapılanma vakit alacak gibi görünüyor. Öte yandan elimizdeki herşeyi, eskiden yaptığımız gibi, başkent Port au Prince’e yatırmamamız lazım. Haiti’yi topyekün kalkındırmamız gerekiyor. Uzun zamandır ihmal edilen yerleri de yerleşime açmalıyız,” diyor.

Haiti’de nüfusun büyük çoğunluğu günde bir öğün yemek yiyor.

Uluslararası Af Örgütü’nün raporuna göre, çadırlarda kalan kadın ve kız çocukları cinsel saldırı ve tecavüze uğradı.

Haiti, kolera salgınıyla da mücadelesine devam ediyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ekimden bu yana 3 bin 651 kişinin öldüğünü, 171 bin 304 kişinin de hastalandığını açıkladı. Önümüzdeki haftalarda vaka sayısının artması bekleniyor.

Posted in Haiti | Etiketler: , | Leave a Comment »

Haiti’de tecavüz vakaları hızla artıyor

Posted by lahy 07/01/2011

Haitili kadınların çilesi bitmek bilmiyor. Haiti’yi yerle bir eden depremin ardından salgın hastalıklarla boğuşan ülkede tecavüz vakalarında hızlı bir artış yaşanıyor.

Uluslararası Af Örgütü’nün yayınladığı son rapor kamplarda yaşanan tecavüz olaylarını tüm yalınlığıyla gözler önüne serdi:

“Rapora göre tecavüz vakaları her geçen gün artıyor. Barınaklarda kadın ve kızlara saldırılıyor. Çeteler onları çadırlarından çıkarıp sürükleyerek başka çadırlara götürüyor ve orada ırzlarına geçiyor.’‘

Rapor bir yandan kadınların kamplarda ne kadar korunmasız olduğuna dikkat çekerken diğer yandan da tecavüz olaylarının çocukları da hedef aldığını gözler önüne serdi.

Bu anne 10 yaşındaki kızının ırzına geçilmesini engelleyememiş:

“Çadırıma yeni girmiştim ki beni gören komşum kızımı bir adamın kaçırdığını söyledi. Olay yerine gittiğimde saldırganla konuşmaya çalıştım. Fakat bana vurarak sesimi kesmemi, yoksa benim de ırzıma geçeceğini söyledi. Daha sonra bize vurmaya ve cep telefonlarımızla kişisel eşyalarımızı zorla almaya başladılar.’‘

Af örgütüne göre kampların güvenliği sağlanamadıkça bu tür saldırılar artarak devam edecek:

‘‘Kampların haddinden fazla dolu olması ve güvenlik sorunu cinsel saldırıların artmasına neden oluyor. Ayrıca Haiti polisinin saldırıları önlemede yetersiz kalmasından dolayı yaşanan insanlık suçunun ceremesini kadınlar ve kız çocukları çekmek zorunda kalıyor.’‘

Depremden yaklaşık bir yıl sonra ülkede bine yakın kadına tecavüz edildiği tahmin ediliyor. Af örgütü hükümeti acilen tedbir almaya çağırıyor. Fakat kadın haklarında sınıfta kalan Haiti’de saldırıların önüne geçilmesinin nerdeyse imkansız olduğu belirtiliyor. (euronews)

Tecavüze uğrayan Şili’li kadınlar susmaya son verdi

“Sahip Olmak Ya da Olmak”: Venezüella’da Sosyalist-Feminist Bir Ekonominin Kuruluşu – Lidice Navas İle Söyleşi

Kübalı transseksüllerin sorunları

Haiti: Kadınlar ve sosyal mücadele 02.09.2010

Posted in Haiti, Kadın Hakları ve Hareketleri | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Haiti: Kolera kurbanlarının sayısı 3.333’e ulaştı

Posted by lahy 03/01/2011

Haiti’de Kolera  kurbanlarının sayısı artıyor: resmi rakamlara göre, Ekim ayı ortasından bu yana 3,333 kişi kolera nedeniyle hayatını kayıp etti.

100 yıldan beri ilk defa Haiti’de meydana gelen salgın hastalık 250.000 kişinin öldüğü Ocak 2010 depreminin etkilerinden kurtulmaya çalışan ülkeyi kötü bir şekilde etkiledi.

Kolera hastalığından etkilenlerin sayısı 150,000’e ulaştı; 26 Aralık’da açıklanan resmi rakamlara göre bir ayda 432 yeni ölüm olayı kayıt edildi.

Perşembe günü bir açıklama yapan komşu Dominik Cumhuriyeti makamları adada 139 kolera vakasına rastlandığı ancak bir ölüm olayının yaşanmadığını bildirdi.

Pan-Amerikan Sağlık Örgütü Aralık ayında Haiti’de kolera vakalarının gelecek 12 ay içinde 400.000’e çıkacağını bildirdi.

Haiti: Seçim sonuçlarının açıklanması sonrası ayaklanma

Haiti: Adayların tümü halka karşı!

Eski Başkan Aristide: ”Haiti’de yeni sömürgeci işgal sürüyor”

Haiti’de halk ayaklanıyor, egemen sınıflar kontrolü kayıp etti

Haiti’de kolera salgını ‘başkentte de yayılıyor’

Haiti’de kolera salgını: 140 kişi öldü

Haiti: Muhalefet seçimleri boykot ediyor

Haiti:BM güçlerine karşı protestolar

Haiti: Kadınlar ve sosyal mücadele

Emperyalizm ve Haiti


Posted in Haiti | Etiketler: , | Leave a Comment »

Haiti: Kolera ve Seçim Hileleri Arasında

Posted by lahy 03/01/2011

LIT-CI (Uluslararası İşçi Birliği -4E)

Birçok insan birbirini takip eden trajediler yüzünden Haiti’de neler olup bittiğini merak ediyor.  Depremin ardından ülkeyi kasırga vurdu ve şimdide kolera salgınında ölenlerin sayısı iki bini aştı. Ülkede yaşananlara yanıt doğa değildir. Sonucun böyle olmasındaki neden ülkenin sosyal örgütlenmesinde daha net ifade edilirse Haiti halkına dayatılan acımasız emperyalist sömürüdür.

Amerika’nın en yoksul ülkesi büyük sermaye için bir tür büyük laboratuardır. Vahşi sömürü deneyi kölelik koşullarına benzer şartlarda uygulanıyor, insanlar çokuluslu tekstil fabrikaları için çalışıyor. Çin’den 20 kez daha ABD’ye yakın olan ülke ABD pazarına üretim yapıyor. Ve gezegendeki en düşük üçüncü ücretler bu ülkede. Başka ülkelerde 19 ve 20 yy kazanılan proletaryanın hiçbir yaşam standardını (beslenme, barınma, sağlık ve eğitim) ne devlet ne de burjuvazi garanti etmiyor. İşte bu nedenle Haiti depreme kasırgaya ve birçok ülkede uzunca bir süre önce silinmiş kolera gibi salgın hastalıklara önlem alamıyor. Bu bir önünü görememe eksikliği meselesi ya da ülkedeki Protestan Kilisesinin söylediği gibi Haiti halkının voodoo inançlarından dolayı başlarına gelen bir ilahi lanet değildir.

Haiti’yi barbarlığa sürüklemek, büyük sermayenin kendi bilinçli tercihidir. Eğer sistem çalışırsa, dünyanın geri kalanında tekrar uygulanacaktır. Aynı zamanda işçileri sadece ücretlerde değil aynı zamanda yaşam standartları açısından da kıtanın en düşük seviyesine mahkûm bırakıyor. Levi’s, GAP, Wrangler ve diğerleri gibi uluslararası şirketler gümrüksüz serbest bölgeler oluşturuyor. Sanayi üretiminin yapıldığı bölgelerin hemen yanında Cite Soleil ( en büyük) benzeri büyük favelalar (barakadan evler) var. Ve bu bölgeler tanrı tarafından unutulmuştur. Burada yaşayanlar bol, ucuz, umutsuz emek deposudur ve en temel ihtiyaçlarını karşılamak için aylık 70 dolar civarındaki ücretleri kabul etmeleri temel koşuldur.

Tekstil fabrikaları işçilerinden gelişmiş teknik beceri(vasıf) talep etmiyor bu yüzden eğitim ve teknoloji geliştirmeye daha az yatırım yapıyor. Şirketler emeğin tekrar üretilebilmesi için gereken ücretleri ödemiyor: Haitililer de kölelikte olduğu gibi genç ölebilir ve yerlerini doldurmak kolay, bol ve ucuzdur. İkramiye ya da on üçüncü maaş, emeklilik fonu ya da proletarya tarafından geçen yüzyılda kazanılan kazanımlara benzer şeyler yoktur. İşçiler fabrikaların bitişiğinde yaşıyor ve böylece işe yürüyerek gidebiliyorlar. Bu yerleşim yerleri ne kanalizasyona nede içme suyuna sahiptir yalnız elektrik mevcut.

Tüm bunlar  “yoksul Haitililere yardım” gerekçesi altında insani yardım başlığı altında yaşanıyor. Büyük lider daha önceki Amerika başkanı Bill Clinton’dur. Clinton Haiti’nin imarı için geçici komisyona (CIRH) başkanlık ediyor. Clinton’un elinde bulunan yetkiler ülke başkanından ya da ülkede bulunan BM misyonu MINUSTAH’dan daha fazladır. Haiti için ürettiği slogan ise “istihdam yaratmaktır”. Bunu şimdi uygulanmakta olan 40 serbest bölgeyle gerekçelendiriyor.

Yüzlerce yabancı STK bu deney planın bir parçasıdır. Zaman zaman bir başka trajedi ülkeyi sıkıntıya soktuğunda medya sanki doğal felaketlerin sonucuymuş gibi kapitalist sömürünün sonucu olan yoksulluğu ekranlara taşıyor.Yeni sömürgeci ideoloji tüm bu olanları doğruluyor. Medyanın yayınlarından ve hükümetten verilen mesaj yardımların planlanması amacı için askeri işgalin gerekli olduğudur. Aksi takdirde kendi kendini yönetmeyi başaramayan hükümetin kargaşa içinde ülkeyi yöneteceğini söylüyorlar. Bu sadece bariz bir yalandır. Köleci ve sömürgeci ideolojinin yeniden üretilmesidir. Köleliğin mevcut olduğu günlerde zenciler hiç bir şey yapmaya uygun olmadığı lafı edilerek kölelik gerekçelendiriliyordu fakat köleler kendilerini beyazlara teslim edebiliyor onların işlerini yapabiliyorlardı.

Şimdi 17 yy. sonlarında ve 18 yy. başlarında yaşanan tarihsel hafızayı silmeyi umuyorlar: Haiti halkı tüm zamanların en çarpıcı devrimi için savaştı, tarihteki ilk köle devriminin zaferi ve Amerika kıtasındaki ilk anti sömürgeci devrim için. O günlerde Haiti halkı tüm hakim orduları yendi, İspanyol, İngiliz ve Napolyon tarafından yönetilen Fransız ordularını.

Toussaint LÓuverture ve Dessalines (devrimin liderleri) adları ülkenin her meydanında ve anıtında görülebilir. Haiti’nin sömürülen ve ezilen siyah halkı bugün bile gurur duydukları bir tarihe sahip. Askeri işgalin varlığı bu tarihsel hafızanın tekrar yaşanacağı; emperyalizmin bundan duyduğu korkusunun kanıtıdır.

Depremin Yaraları

Depremde 250 bin kişi öldü ve 1,6 milyon kişi evsiz kaldı. 10 milyon nüfusu düşünüldüğünde bu rakam Haiti için devasa rakamdır. Rakamlar ağır oldu çünkü depreme karşı herhangi bir önlem program yoktu ve inşaatlar çok düşük kaliteli malzemeden yapılmıştı. İlaveten, kurtarma operasyonu tam bir başarısızlıktı. Haiti halkının söyledikleri askerlerin enkaz altında kalanları kurtarmakla değil askeri üslerin, otellerin ve kentin önemli noktalarının kontrolü ile meşgul olduğudur. Büyük medya dünya genelinde Haiti için uluslararası yardım kampanyasında etkili olması için çok az yapılan kurtarma operasyonlarının görüntülerini kullandı. Sadece 150 insan enkaz altından canlı olarak kurtarıldı: büyük bir başarısızlık.

Aslında yardım operasyonu askeri işgalin üzerinin örtülmesine yardımcı oldu. Bu sefer ABD askerleri yardım bahanesiyle ülkeye geldi. 2004 yılında ülke Brezilya silahlı kuvvetlerinin komutasında BM askerlerince işgal edilmişti. Depremin ardından ABD hükümeti hala ülkede Birleşmiş Milletler gücü görev başındayken ülkedeki askeri hegemonyasını başlattı.

Askeri operasyonda öncelik Haiti halkına yardım etmek değil, ülkenin ekonomik sömürüsünün sürdürülmesi ve askeri işgali kalıcılaştırmak olmuştur. Depremden bir sonraki hafta üretime başlayan ilk kurumlar duvarları depremden kötü zarar görmüş ve çökme tehlikesi yaşayan tekstil fabrikaları oldu. İş iştir.

Deprem ülkede derin izler bıraktı. En önemlisi şehrin tüm meydanlarını kaplayan artık kalıcı olan favelası Port-au-Prince kampıdır. Burada yer alan barakalarda ne su, ne kanalizasyon mevcut ve bu kampta ülke başkentinin nüfusunun çoğunluğu yaşıyor.

Kolera MINUSTAH tarafından taşındı

Koleranın ülkeye MINUSTAH tarafından getirildiği kanıtlandı. Hatta Haiti Sağlık Bakanlığı salgının kökeninin araştırılması için Fransız uzman Renaud Piarroux’e teklif sundu.  Hazırlanan raporda Birleşmiş Milletlerin Mirabelais üssünde görev yapan Nepal askerlerince kolera bakterisinin ülkeye taşındığı teyit edildi. Bu tutum işgalci askerlerin tipik tutumudur, işgal edilen ülkenin halkının yaşamının bir değeri olmadığıdır. Hasta askerler ülkenin kuzeyini baştanbaşa geçen Artibonite nehrine atıklarını boşalttı. Hiçbir şu şebekesi olmayan ulus için nehir hayatın tek kaynağıdır. Yani içilen, banyo yapılan, balık yakalanan,  çamaşır yıkanılan yer. Artibonite nehrinin kirletilmesi suçtur ve Haitililer bunu unutmayacaktır.

Kolera tipik yoksulluk hastalığıdır. Hastalık hasta insanın tek bir mikrobunu suya ya da besinlere bulaştırması ile hızla yayılır. Hastalık 20 yy. ilk yıllarında Avrupa kıtasından silindi. Salgın sadece düzgün işleyen kanalizasyon sisteminin bulunmadığı ülkelerde ve bölgeler için söz konusudur. Haiti, özellikle depremden sonra bu hastalık için tam bir cennettir. Milyonlarca insan su ve kanalizasyon olmadan kamplarda yığınlar halinde yaşıyor. Sonuç açık, şimdiye kadar hastalıktan dolayı 2 binin üzerinde ölü ve yüz bin hasta. Ve bir kez daha ne Haiti hükümetinden ne de işgalci askerlerden bir yanıt (tepki) yok. Sınır tanımayan doktorlar örgütünün koordinatörü Stefano Zanini “biz vakaların yüzde 60’ına diğer yüzde 30’a ise Kübalı doktorlar bakıyor, şimdi soruyorum sadece iki kurum yüzde doksan vakaları takip ediyor ve bu salgının nasıl meydana geldiğini soruyorum” yorumunda bulundu. Bu sorunun yanıtı da tıpkı depremin yanıtı ile aynı. Kolera ile savaşmak için ciddi bir plan yok çünkü on binlerce insanın ölümü de Clinton planının üzerinde biraz değişiklik yapılmasına neden olmuyor. Daima ölenin yerini dolduracak ayda 70 dolar kazanmak için çalışmaya istekli on binlerce insan var. Haiti işgücünün hayatının kurtarılması gereksiz, çok masraf yapmadan çalışan bulmak kolay, bu kölelik dönemlerinde de böyleydi.

Salgın hastalıklar, doğal etkenlere göre hızlı veya yavaş yayılır. Ulaşılan raporlara göre salgın şimdi yavaşlamış haldedir. Hastalığın yavaşlamasında Haiti hükümetinin ya da işgalci güçlerin yardımının bir ilgisi yoktur. Buda zaten hiç olmadı

Bir Kıvılcım ya da isyan

MINUSTAH ne depremden sonra ne de kolera salgını sırasında hayat kurtaran bir rol oynadı. İnsani yardım için bulunduğu ileri sürülen işgalci güçler tarafından inşa edilmiş ne okul ne hastane mevcut. Bu inkâr edilemez gerçek şöyle izah edilebilir: askeri birliklerin oynayacağı rol insanlara yardım etmek değil, MINUSTAH’ın gerçek rolü çokuluslu şirketlerin ekonomik planlarını sağlama almaktır. Bu nedenle Mart 2008 yılında yapılan açlık grevini, aynı yıl yapılan tekstil işçilerinin grevini ve öğrenci gösterilerini bastırdılar. Yine bu nedenle depremden sonra yiyecek bulmak için süpermarketlere giren aç insanları tutukladılar.

Haiti’ye koleranın getirenlerin Nepalli askerlerin olduğu anlaşılınca isyan kıvılcımı bütün ülkeye yayıldı. Haitinin ikinci büyük kenti Le Cap’da gerçekleştirilen güçlü gösteriler askerlerce bastırıldı; iki kişi öldürüldü. İki gün sonra 18 Kasımda koleraya karşı gösteri Port-au-Prince de bastırıldı. Göstericiler polisle çatıştı ve polisleri geri püskürtüler. MINUSTAH askerleri geldi, kalabalığı dağıttı ve eylemcileri kovaladı. Üniversiteye sığınan eylemcileri yakalamak için askerler üniversiteyi işgal etti. Ardından başkanlık sarayının karşısından yer alan kampa sığınan göstericileri takip eden askerler kampı kuşattı. Ardından çatışma başladı. Haitililer ellerine geçenlerle kampı korudu ve askerleri kamptan çıkardı.

Tüm bu yaşananlarda sembolik bir yan vardı. Sopalarla silahlanmış Haitililer silahlı askerleri püskürtüler. 1804 devriminin kıvılcımı port-au-prince sokaklarında dirildi. Askerler günün sonuna kadar sokaklarda görünmedi. Ayaklanmaların bir sürekliliği yoktu fakat MINUSTAH ve hükümete karşı geliştirilen büyük öfkenin kanıtı oldu. Haiti her an patlayabilir.

MINUSTAH tarafından garanti altına alınmış seçim

Askeri işgal seçimleri tam bir saçmalığa çevirdi. Gerçek iktidar devlet başkanlığında değil yabancı elçilerde ve merkez ofislerindedir. Daha net ifade edersek ABD ve Brezilya elçiliklerinde. Şimdiki başkan, Rene Preval kukladan başka bir şey değil. Seçimlerin yapılmasındaki amaç ise halkın büyük memnuniyetsizliği için yeni bir kanal açarak yıpranmış Preval hükümetini bir başkası ile değiştirmektir. 19 aday vardı ve hiçbiri ülkedeki askerin varlığına karşı değildi.  Adaylık başvurusu diktatörlüklerde olduğu gibi aynı mantık çerçevesinde gerçekleşti. Şu an iktidarda olanların çizdiği sınırlar içinde hareket etmeyi kabul edenler aday olabilir. Hatta işgali kabul etmesine rağmen ülkenin en ünlü artisti ve hip-hop şarkıcısı Wycleff Jean’ın adaylığı reddedildi. Preval belki de seçimlerin kazanmasından korktu. Hükümet seçimleri kendi adayının kazanması doğrultusunda başarıyla yönetti. Jude Celestin. Ülkenin yeniden inşasından sorumlu yönetici olan Celestin seçimleri kazanmalıydı. Celestin rüşvete bulaşmış ve Fransa’dan gelen 60 milyon doları iç etmekle suçlanıyor. İlk tur seçimler 28 Kasımda büyük bir hileyle gerçekleştirildi. İlk olarak seçmenlerin yüzde 23’ü oy kullandı. Bu oran seçimlerin halk nazarında ne kadar adil olduğunu gösterdi. Resmi sonuçlara göre eski devrik başkanın eşi  Mirlande Mangat ve Jude Celestin ikinci tur için öne çıktı. Bir başka hip- hop şarkıcısı Michel Marthley’in hükümet adaylarından daha çok oy aldığı söylentisi çıktı. Göstericiler hemen barikatları oluşturdular. MINUSTAH askerleri hemen Marthley taraftarlarını ve barikatları dağıttı ve seçimlerdeki hileyi gösterdi.

İkinci tur 16 Ocakta gerçekleştirilecek. Bir kez daha hükümet adayının seçilmesine yönelik hilelin yapılacağını mantık söylüyor. Ülkede yeni bir patlama bir kez daha yaşanabilir. Eğer muhalefetin adayı Manigat seçilirse de Haiti’de değişen bir şey olmayacak. Hepsi hepsi yeni bir kukla seçmek, gerçek iktidar bazı başka yerlerde ve ülke her zaman ki gibi yoluna devam edecek.

Preval’in seçimleri kazandığında kendisininde dolandırıcılık kurbanı olduğunu hatırlamak yeterlidir. ABD tarafından iktidardan devrilen önceki başkan Aristides’in desteklediği adayı olduğunda ABD Elçiliği ve MINUSTAH bir şekilde seçimleri ikinci tura taşımış ve Preval’i bu turda yenmeyi denemişti. Büyük kitle seferberlikleri buna mani olmuştu.

Askeri işgalin tüm sınırlamalarına rağmen Preval’in seçilmiş olmasının yetersiz olduğu kanıtlandı. Bir kez seçildi, ABD elçiliği ile görüşmelere başladı ve  işgalin diğer bir sembolü oldu. Eğer hükümet hileler yoluyla Celestin’in seçilmesini başaramazsa Manigat içinde  tarihin tekrar etmesi  olacak.

Gerçek açığa çıkıyor

İnsani yardım adı altında dünya işçilerine ve gençlerini ikna etmek için Haiti işgalini meşrulaştırmak için medyada yer alacak devasa kampanyalar gerekli. Fakat, Haiti halkının askerlere karşı geliştirdiği seferberlikler televizyon ekranlarında görününce her şey dağılmaya başladı. Şu andan itibaren dağılmaya başlayanlar MINUSTAH’ın varlığıdır.

MINUSTAH hakkındaki gerçekler şimdiye kadar gizlenmişti. Ne depremden önce ne esnasında nede sonrasında Mınustah hiç bir insani rol oynamamıştır. Kolera salgınında oynadıkları rol en kötüsüydü. Roller olağanüstüydü… Kolerayı Haiti’ye taşıdılar. Şimdi dehşet geçiş törenini tamamladı. İnsani yardım için bulunan askerler seçimlerde hile yapıyor ve bunu protesto eden Haiti halkını bastırıyor. Ülkeden MINUSTAH askerlerinin derhal çekilmesi için büyük bir dayanışma kampanyasının başlatılmasının tam zamanıdır. Haiti’nin yabancı askere ihtiyacı yoktur. Haiti’nin doktora hemşireye, ilaca ve yardımcı sağlık malzemelerine ihtiyacı vardır.

Kaynak: Haití: Entre el cólera y el fraude electoral – LIT-CI

Çeviri:İşçilerinbirliği.org


Posted in Haiti, Makaleler | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Uzmanlar: Haiti’de Kolera’nın nedeni BM güçleri!

Posted by lahy 15/12/2010

Önde gelen Fransız Kolera uzmanı Dr. Renaud Piarroux yayınladığı bir raporda Ekim ayında başlayan ve bugüne kadar 2.300 kişinin ölümüne yol açan hastalığın kaynağının BM askeri güçleri (MINUSTAH)’a bağlı bir askeri üsten kaynaklandığını teyit etti.  . Dr. Renaud Piarroux, “Başka bir açıklama mümkün değil,” diye yazdı. Piarroux ve çalışma arkadaşları başka hastalık kaynakları üzerinde durdu ancak başka bir açıklama bulamadı.

13.000 kişilik bir güçe sahip olan MINUSTAH Haziran 2004’den bu yana Haiti’yi işgal ediyor; kolera salgınından önce de çok sayıda protesto gösterilerinin hedefi idi.

Dr. Renaud Piarroux’a göre, salgın ilk olarak Nepalli BM askerlerinin üstlendiği  Mirebalais, yakınındaki Meille köyünde başladı. Kolera hastalığını adaya getiren Nepalli askerilerin bulunduğu üs’den geçen Artibonite nehri’nin bir kolu hastalığın yayılmasında rol oynadı.

Kolera insan dışkısı yoluyla bulaşan bir hastalık. Meillé halkı üs’den nehre doğru  koku yayan siyah bir sıvının salgın öncesinde sızdığını rapor ettiler.  Kasım ayı başlarında yapılan bir denetlemede üs’de kolera olduğuna dair bir ize rastlanmadı. Ancak, Dr. Renaud Piarroux, mevcut dellilerin ortadan kaldırılmasının mümkün olduğunu söyledi.

Fransız ve Haiti otoriteleri Dr. Piarroux’dan hastalığın kaynağını araştırmasını istedi ancak Aralık ayının 10’una kadar rapor yayınlanmadı. BM sözcüsü Martin Nesirky raporun kesin sonuçlara varmadığını iddia etti. Fransız gazetesi Le Mondenin bildirdiğine göre, BM raporu yayınlamayarak birliklerini korumak isterken, Haiti otoriteleri de seçimler öncesinde MINUSTAH askerlerini hastalığın kaynağı olarak gösteren bu raporu yayınlamak istemedi. (Le Monde (Fransa) 12/11/10, 12/12/10)

7 Aralık’da yazdığı bir yazıda Fidel Castro Kübalı doktorların bulgularının Dr.Piarroux’ın vardığı sonuçları desteklediğini söyledi. Kübalı doktorlar Haiti’de kolera salgının tedavisinde önemli bir rol oynuyor. Fidel Castro, Nepalli askerlei suçlamanın yanlış olacağını yazarak, bu ülkenin Britanya’nın eski bir sömürgesi olduğunu hatırlattı. ”Sömürge savaşlarında kullanılan Nepalliler şimdi asker olarak iş buluyor” dedi.(La Jornada (Meksika 12/8/10)

Posted in Genel Haberler, Haiti | Etiketler: , , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: