latin amerikan haber yorum

Archive for Ekim 2010

Küba’da duvar yazıları – Daisy Valera

Posted by lahy 31/10/2010

Daisy Valera /Havana Times.org

Adamızda duvar yazıları (grafiti) ile ilgilenenler Küba sokak sanatının 10 yıl önce başladğı konusunda hem fikirdirler.

Bu seneki Biennial Sanat Festivali’ne yeteneklerini sergileyen  çok sayıda yabancı grafiticilerin katılması bu gerçekliğin bir göstergesidir.

Grafiti hareketi Havana’da ki en güçlü ve etkili dönemini bırakmış olmakla birlikte, geçtiğimiz günlerde bütün ülke çapında yayılmaya başladı; hatta basının bile dikkatini çekti.

Bunun bir örneği geçen yaz yayınlanan  kısa bir TV haber programında verildi;  burada doğu Küba’da ki  Holquin şehrinde ki bazıları tarafından doğru olmadığı yargısına varılan ve kültürel  örgütler tarafından onaylı grafitinin varlığı teyit edildi.

Sonunda varılan sonuç:  Bir devlet kuruluşunun onayı alındıktan sonra yaratılan grafiti sergilenebilir  ve sanat olarak kabul edilir, diğerleri ise kültürel bir değere sahip değildir ve yalnızca binalara zarar vermektedir.

Bana gelince daha fazla aynı fikirde olmadığımı söylemeden duramam Kübalı vandal grafiti daha fazla bir öneme sahiptir.

Örnek olarak en azından “El Sexto” (altıncı) ve “Bulldog,” imzalarını ve kalıp ve çıkartma kullanarak biraz daha kompleks ürünler yaratan  diğerlerinden sözedebiliriz.

Kalıplar kullanarak yapılan grafiti içinde asker miğferi ve el bombaları ile diğerlerinden ayrılan  “BCD,”  “Bajo condiciones dificiles” (Güç koşullar altında) imzası vardır. Herkesi bunun adamızdaki yaşam koşullarına  gönderme yaptığını düşünmektedir.

Bu türden olan diğer örnekleri “LOVE” veya “PRI51ON” (ispanyolca hapishane demek ancak, ”S ”ve ”I” harfleri yerine 5 ve 1  rakamları kullanılıyor.) Burada bazıları 1959 devriminden bu yana geçen 51 yıla gönderme yapıldığına inanıyor.

Daha az görülen bir duvar resmi ise bir masa, eşittir işareti ve bundan sonra ki de, bir araba resmidir. Bunun yakınında elinde orak çekiç resmi olan bir işçi, bunu izleyen bir eşittir işareti ve CUC harfleri ( Küba’nin değiştirilebilir para birimi peso, ) vardır.   Bu resmin ayrıcalıklara sahip bürokratik sınıf ve yaşamasını sağlayacak bir maaşı elde etmeyi imkansız bulan işçi sınıfına gönderme yaptığı düşünülüyor.

Bunları gördükten sonra  Kübalı grafiti vandallarının bu çalışmaları adrenalin ihtiyacını gidermek ve ya  bir çok defasında pahalı çalışma araçlarına el koyan polisten kaçmak için bu çalışmaları yaratmadığını anlıyoruz.

Grafitinin varlığı bir bütün olarak gençliğin kendini ifade ihtiyacını gösteriyor ve kesinlikle ”grafiti” kelimesinin kökenleri ile ilgilidir:  mevcut  sosyo- politik düzen ile bir karşılaşma biçimi.

Küba’da cinsel taciz

Küba: Irkçılık üzerine sorular (I)

Küba: Irkçılık üzerine sorular II

Küba’da öğretildiği şekliyle Leon Troçki Daisy Valera

Kübalı transseksüellerin sorunları

Posted in Genel Haberler | Etiketler: , | 1 Comment »

Haiti: Seçimler ertelenebilir

Posted by lahy 31/10/2010

Yaklaşan genel seçimler öncesinde Haiti’de tansiyon yüksek.

28 Kasım’da yapılacak devlet başkanlığı ve parlamento seçimlerinde güvenliği sağlamakla görevli Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Nepal birlikleri dün kalabalık bir grup tarafından protesto edildi.

Protestoların sebebi ise, başkent Port-au-Prince yakınlarında ortaya çıkan ve iki haftadır ülkeyi esir alan Kolera salgınının Nepalli askerler tarafından bulaştırıldığı iddiası.

Göstericiler onlardan ülkeyi terk etmesini istedi: “Kolera salgınının nereden geldiği, nasıl yayıldığı açıkça anlatılmalı. Biz de buna göre Nepal askerlerinin başka bir yere gönderilmesinin gerekli olup olmadığını anlarız.”

BM yetkilileri, Nepalli askerlerde hastalığa rastlanmadığını açıkladı.

Bu arada, sene başında yüzbinlerce vatandaşını depreme kurban veren ülkede bir de Kolera salgını başgösterince seçimlerin ertelenmesi gündeme geldi. Ancak Yüksek Seçim Kurulu, planlanan tarihte bir değişiklik olmadığını duyurdu.

20 Ekim’den bu yana Kolera nedeniyle Haiti’de 300’den fazla kişi yaşamını yitirdi; 4 binin üzerinde Haitili ise, salgın yüzünden hastanalere başvurdu. (euronews)

Haiti’de kolera salgını başkente sıçradı

Haiti’de kolera salgını: 140 kişi öldü

Haiti: Muhalefet seçimleri boykot ediyor

Haiti:BM güçlerine karşı protestolar

Haiti: Kadınlar ve sosyal mücadele

Emperyalizm ve Haiti

Posted in Genel Haberler, Haiti | Leave a Comment »

FİDEL CASTRO: İmparatorluk ve İnsanların Yaşama Hakkı

Posted by lahy 30/10/2010

Ünlü gazeteci Seymour Hersh’in, “Democracy Now!”da yayımlanmış ve Birleşik Devletler’in en çok sansürlediği 25 haberden birisi olarak toplatılan açıklamalarını okuduğumda “Muhteşem!” diye bağırdım.

Bu belge “ABD’li General Stanley McChrystal’in Savaş Suçları” adını taşıyordu. Kaliforniya’daki bir üniversite tarafından bir araya getirilen ve bu tür ifşalardan önemli paragraflar içeren Sansürlü Proje’nin içerisinde yer alıyordu.

Afganistan’da 2009’un Mayıs ayında Obama başkanlığında sürdürülen savaşın, sorumlu komutanı Korgeneral Stanley McChrystal, önceden de Ortak Özel Operasyonlar Komutanlığı’nın (JSOC) başında bulunuyor ve Dick Cheney’e [Bush’un başkan yardımcısı] raporlar sunuyordu. General McChrystal’ın 33 yıllık askeri kariyerinin çoğu, 2003 ve 2008 yılları arasında JSOC’un kumandanlığı da dahil olmak üzere gizli tutulmuştur. Bu arada JSOC, Pentagon’un yıllarca varlığını kabul etmeyi reddettiği çok gizli ve seçkin bir birliktir. JSOC, donanmanın özel bir birliği olan Navy Seals’in (Deniz Özel Kuvvetleri) ve Delta Force’un [özel operasyonlar için gizli ordu askerleri, resmi adıyla Özel Kuvvetler Harekat Birliği-Delta ‘ (SFOD-D), Pentagon’un kullandığı adıyla Muharebe Uygulamaları Grubu] kirli operasyonlarını yürütmektedir.

“Pulitzer ödüllü Seymour Hersh, Bush yönetiminin doğrudan Başkan Yardımcı Dick Cheney’e ve (bu daireyi araştırmak gibi bir kaygısı hiçbir zaman olmayan) Kongre’ye rapor veren “hükümete bağlı bir suikast dairesi” yürüttüğünü söyledi. JSOC timi, CIA İstasyon Şefiyle veya büyük elçilikle temas bile kurmadan farklı ülkelere ziyaretlerde bulunurdu. Ellerinde bir liste olur, onları öldürüp geri dönerlerdi. Başkan Yardımcı Cheney’in ofisi tarafından hazırlanan, hedef olarak işaretlenmiş insanların güncel bir listesi vardı […] Ortadoğu’da ve Latin Amerika’da onlarca ülkede suikastlar oldu. Hersh’in ifadesiyle, ‘1970’lerde, hükümetin, Jerry Ford yani Başkan Ford tarafından imzalanmış, bu tür eylemleri yasaklayan bir emir vardı. Yalnızca yasadışı olduğundan değil, aynı zamanda ahlaka aykırı ve verimsiz bir yol olduğundan.’

Gizli ‘hayalet’ tutukevlerinde mahkumlara işkence yapan JSOC’un adı savaş suçlarına da karışmıştır. McChrystal zamanında JSOC tarafından kullanılan Irak’taki Nama Kampı, Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nden (CICR) gizlenen bu ‘hayalet’ etkinliklerden birisiydi. İşkencenin en vahşileri bu kampta uygulanmıştır.”

Resmen Kuzey Carolina’da Fort Braga’da Tümgeneral olarak görevlendirilmesine rağmen, Nama Kamp’ının ve Irak ve Afganistan’da kendisine bağlı özel kuvvetlerin müdavimlerinden birisiydi.

Birleşik Devletler’in imzalamış olduğu uluslaraarsı beyannamelerin ve ilkelerin alçakça ihlaline doğrudan doğruya biz de maruz kalıyoruz. Kübalı okuyucular, Uluslararası Kızıl Haç ile ilişkilerimize dair yazmış olduğum yazıdaki iki parçayı hatırlayacaklardır: Sierra Maestra savunmamız esnasında ve sonraki stratejik saldırıya karşı-saldırımızda, düşman ordusundan esir düşen mahkumların büyük bir çoğunu iade etmiştik. Mahkumlardan hiçbiri kötü muameleye maruz kalmadı; yaralıların tedavileri yapıldı. İsviçre merkezli Uluslararası Kızılhaç Komitesi bu olayları doğrulayabilir.

“Başka bir yayımcının bu hikaye ile neden ilgilenmediğinin bir açıklaması olarak, Hersh şunu söylüyor: ‘Basın-yayın şirketlerindeki meslektaşlarım, ilgilenmediklerinden değil ama kimi arayacaklarını bilmediklerinden bu haberlerin peşine düşmezler. Eğer JSOC hakkında bir şey yazacaksam, gizli bir birlik olduğundan onları nasıl bulacağım? Hükümet, yazdıklarımın tamamının yanlış olduğunu söyleyecek ya da bir yorum yapmayacak. Bunun yerine, bu tür hikayeleri görmezden gelmek çok daha kolay. JSOC ile ilişkilerin Obama başkanlığında da değiştiğini düşünmüyorum. Şimdi sadece daha kontrollü yapılıyor.'”

… Obama Yönetiminin General McChrystal’i Afganistan’daki savaşa yeni kumandan olarak atama kararı ve ABD’nin terörizmle savaşındaki Guantanamo Hapishanesinde tutulan esirlerinin askeri mahkemelerde yargılanmasının sürdürülmesi, maalesef Obama Yönetiminin Bush’un adımlarını nasıl takip ettiğinin göstergeleridir.


Kaliforniya Sonoma Devlet Üniversitesi’nin belirlediği, büyük medya tarafından en çok sansürlenen 25 haberden birisi, 2009-2010 yılı için, ” General Stanley McChrystal’in Savaş Suçları” ve diğer ikisi de bizim adamızla ilgili: “Medya Haiti Depremine Küba’nın Tıbbi Yardımını Görmezden Geliyor” ve “Guantanamo’daki Mahkumlara Hala Gaddarca Davranılıyor.” Bir dördüncüsü de: “Obama Sosyal Harcamaları Azaltırken Askeri Harcamaları Artırıyor.”

Dışişleri Bakanımız Bruno Rodriguez, vaktiyle İngiliz sömürgeciliğinin parçaladığı, bugün de bu görevi Yankilerin devraldığı Pakistan’ın, kuzey doğu bölgesinde gerçekleşen yıkıcı depremin yaralarını sarmak üzere bölgeye gönderilen Küba Sağlık Ekibinin bizzat siyasi sorumlusudur.

BM genel merkezinde 26 Ekimdeki dünkü konuşmasında, bizim karmaşık dünyamızın uluslararası durumu hakkında ne kadar iyi bilgi sahibi olduğunu gösterdi. Konuşması, üzerine düşünülmeyi son derece hak ediyor.

Fidel Castro Ruz
27 Ekim 2010

hr/iff/mv Modificado el ( jueves, 28 de octubre de 2010 )
PLT-SK-29102010

Posted in Küba, Makaleler | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

Brezilya seçimlerinde karar günü

Posted by lahy 30/10/2010

Brezilya’da Pazar günü yapılacak olan devlet başkanlığı ikinci tur seçimleri için propaganda dönemi bugün yapılacak olan ve iki aday Dilma Rousseff ile Jose Serra’nın yer alacağı televizyon tartışması ile sona erdi.

Başkan adaylarının katılımcılardan gelen sorulara cevap verdiği dün geceki tartışma da her iki taraf da salonda çoğunluğu oluşturan kararsızlar olarak nitelenen seçmenleri etkilemeyi hedefledi. Serra ile Roussef arasındaki tartışma yumuşak bir havada geçti.

Dilma Rousseff , Başkan Lula döneminde 28 milyon Brezilya’lının yoksulluk çemberi dışına çıktığını, geri kalan 20 milyon yoksulunda kendi başkanlık döneminde gelirlerinin artacağını söyleyerek ekoomik alanda elde edilen başarıları vurguladı.

Jose Serra ise Brezilya’nın hızlı büyümesinin önünde para birimi Real’in fazla değer kazanması, yüksek vergiler ve alt yapı yetersizlikleri gibi problemler bulunduğunu söyleyerek Roussef’in tecrübesizliğini eleştiri konusu yaptı.

Jose Serra Brezilya’da son yirmi yılda yolsuzluk olaylarına karışanların hiçbir zaman cezalandırılmadıklarını söyledi.

Ilk kez 10 Ekim günü televizyon kameralarının önünde yapılan tartışmalarda  Serra başarılı olamadı. Yoğun tartışmalar kamu kurumlarının özelleştirilmesi, din ve kürtaj konularında yaşandı.

135 milyon Brezilyalının oylarıyla seçilecek yeni devlet başkanı, 1 Ocak 2011 tarihinden geçerli olmak üzere Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva’dan görevi devralacak.

Seçimlerle ilgili yapılan dört ayrı ankette de Rousseff  önde görünüyor.   Geçersiz oylar hesap dışına çıkarıldığında Rousseff yüzde 12 önde güzüküyor.

Her iki başkan adayı da Lula döneminde uygulanan ekonomik politikayı eleştirmekten kaçınırken yapılan tartışmalarda din ve kürtaj konusunun öne çıkması üzerinde düşünülmesi gereken bir konu olarak duruyor.

Posted in Brezilya, Seçimler | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

Arjantin: Ferreyra davasında 3.üncü tutuklama

Posted by lahy 29/10/2010

BUENOS AIRES – Mariano Ferreyra’nın öldürülmesinin ardından tutuklananların sayısı üçe çıktı.

Pazaretesi gecesi gözaltına alınan demiryolu işçisi Juan Carlos Perez, Mariano Ferreyra’yı öldüren silahı sağlamakla suçlanıyor.

Çarşamba günü 200 işçinin işten çıkarılmasına karşı eylem düzenleyen Troçkist Partido Obero eylemcileri üzerine demiryolu sendikası ile ilişkili kabadayı olarak tanınan unsurlar saldırıda bulunmuşlardı.

Şilahı ateşlemekle suçlanan tanınmış serserilerden, futbol hooliganı Cristian Favale şuçlamayı red ediyor ve kameraların kendisinin ateş etmediğini göstereceğini iddia ediyor.

Union Ferrovia’nın parçası olduğu işçi sendikları federasyonu CGT Başkan Cristina Fernandez’e yakınlığıyla tanınıyor.

Arjantin: Ferreyra’nın katilleri mahkemede

Arjantin: Hasta la victoria, siempre, Compañero Mariano!

Arjantin: Partido Obrero üyesi sendika bürokrasi tarafından öldürüldü;

Posted in Genel Haberler | Leave a Comment »

Costa Rica: Altın madenine karşı açlık grevi

Posted by lahy 28/10/2010

22 Ekim’de üç çevreci eylemci San Carlos’da açılması planlanan Las Crucitas altın madenine karşı iki haftalık açlık grevine başladı. Kuzey Güney Madenciliğe Karşı ve Maden Koordinasyoın Komitesinden 14 eylemci 8 Ekim’de başladıkları açlık grevini sağlık problemleri nedenleriyle durdurdu; ancak; yeni başlayan açlık grevine destek veriyorlar.

Eylemciler  eski başkan Oscar Arias (1986-1990 and 2006-2010) tarafından yürülüğe konan ve madenleri ” ulusal öneme” sahip olarak niteleyen kararname’nin iptalini talep ediyorlar. Bu kararname ile maden açılımı için verilen izinler kolaylaştırlırken çevre ile ilgili araştırmalar göz ardı edildi.  Ekolojikal Eylem Ağı  (Renace)  açlık grevindeki eylemcileri destekliyor.

Eylemciler madenin 200 hektar ormanı yok edeceğini ve madende cyanide kullanımının San Juan nehrini kirleteceğini söylüyor. Kosta Rica halkının yüzde 90’ı madenin açılmasına karşı.

Costa Rica’s başkanı Laura Chinchilla Miranda, ülkesinin madencilikten uzaklaşmasını istediğini ancak verilmiş izinleri iptal ederlerse uluslararası mahkemelerde tazminat ödemek zorunda kalacaklarını söylüyor. Hükümet madenin açılması ile ilgili karar verecek olan mahkemenin kararına uyacağını açıkladı.

Maden bir Kanada firması olany Infinito Gold Ltd, eski ismi Vanessa Ventures, tarafından işletilecek. Çevreyi koruyan yeşil metodların uygulandığını iddia eden şirket on yılda19.8 ton altın çıkarmayı planlıyor.

Kaynak: (Adital (Brazil) 10/20/10, 10/21/10, 10/22/10; EFE 10/22/10 via Terra.com (Spain)

Temaca Bildirisi: Özgür Halklar İçin, Özgür Nehirler!

Perulu Yerli halk ve köylü lideri Hugo Blanco ile görüşme:

Lula, Amazon’da devasa bir baraj yapımı anlaşmasını imzaladı

Latin Amerika Sol’unda Çelişkiler Immanuel Wallerstein

Posted in Costa Rica | Etiketler: , | 1 Comment »

Meksika: Başkan Calderon ABD’yi suçladı

Posted by lahy 28/10/2010

Meksika devlet başkanı Felipe Calderón , salı günü Kolombiya’da yaptığı konuşmada ABD’yi dünyada ki en büyük uyuşturucu tüketicisi olmak ve Latin Amerika’da faaliyet gösteren çetelere silah ve para sağlamakla suçladı.

Kolombiya’nın Kartegena şahrinde yapılan XII Tuxtla Zirvesi ve Diyalog Mekanizmalari toplantısında,  ‘”ABD’de ki uyuşturucu tüketimi Kolombiya ve Meksika gibi ülkelerin sahip olduğu problemin kökeninde yatıyor” dedi.

Calderon,  ABD’nin Kaliforniya eyaletinde  marihuana’nın yasallaştırlması için yapılan çalışmaları da eleştirdi.

Meksika, Kolombiya ve Guatemala yasallaştırma girişimlerine birlikte karşı çıktılar.

Calderón ayrıca, ”ABD’nin  kriminallere para ve silah sağlayan ana kaynak olduğunu” vurguladı.

Göçmenlerin ABD’ye geçişini durdurmak için sert tedbirler alan ABD’nin aynı çabayı yasadışı silah ticaretini durdurmak için göstermediğini söyledi.

Calderón, Başkanlığa başladığı 2006 yılından bu yana 90.000 silah ele geçirdiklerini, bu silahların 50.000’inin saldırı tüfekleri, 8.000’in el bombası ve  diğer cephanelik olduğunu söyledi. Ele geçen silahların seri numaraları silahların ABD’den Meksiya’ya sokulduğunu gösteriyor dedi.

XII Tuxtla zirvesine  Kolombiya Başkan, Juan Manuel Santos;  Costa Rica başkanı Laura Chinchilla,  ve Honduras hükümetinin darbe ile başa gelen Başkanı Porfirio Lobo katılıyor.

Toplantıya katılanlar arasında Dominik Cumhuriyeti başkan yardımcısı, Rafael Alburquerque;  Nikaraqua başkan yardımcısı Jaime Morales; ve Panama’dan aynı göreve sahip  Juan Carlos Varela; ve  El Salvador Dışişleri bakanı Hugo Roger Martínez katılıyor.

Kaynak: teleSUR-Efe-Abc.es/jl-MFD

Posted in Genel Haberler | Etiketler: , , , , , , , | Leave a Comment »

Arjantin: Eski başkan Nestor Kirchner vefat etti

Posted by lahy 27/10/2010

Arjantin eski devlet başkanı Nestor Kirchner (2003-2007) geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Arjantin’in günümüzde ki devlet başkanı olan Cristina Fernández’in eşi olan Nestor Kirchner 60 yaşında idi.

Nestor Kirchner’in 2011’de yapılacak seçimlerde adaylığını koyması bekleniyordu.

Çarşamba günü Arjantin eski Devlet Başkanı Nestor Kirchner’in ani bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetmesi Latin Amerika hükümetleri ve halkları tarafından şaşkınlıkla karşılandı.

UNASUR Genel Sekreterliğini yürütmekte olan Kirchner’in ölümü üzerine Brezilya, Venezuela, Şili, Kolombiya, Paraguay, Peru ve Ekvador devlet başkanları üzüntülerini dile getirirken, bazı ülkelerde 3 gün yas ilan edildi.

Latin Amerika liderleri Kirchner’in vefatının bölge için büyük kayıp olduğunu bildirirken halihazırda Arjantin Devlet Başkanı olan eşi Critina Fernandez’e başsağlığı dileklerinde bulundular.

UNASUR ve OAS gibi bölgesel örgütler haber üzerine olağaüstü olarak biraraya geldi.

Brezilya Devlet Başkanı adayı Dilma Rousseff üzüntüsünü dile getirirken tüm Latin Amerika ve dünyanın yasta olduğunu açıkladı.

Kolombiya’da Devlet Başkanı Juan Manuel Santos meclis oturumu öncesinde bir dakikalık saygı duruşu yapılmasını talep ederken, benzer bir uygulama Şili parlamentosunun açılışında da yapıldı.

İnternet ortamında ise Twitter ve Facebook gibi sosyal ağlarda da siyasetçinin destekçilerinin ve muhaliflerinin onun anısına yazılar kaleme aldığı görüldü. Arjantin’de yaşanan üzücü olayın ilk kez bu kadar geniş çaplı bir etki yarattığı belirtiliyor.

Bölgede yayın yapan basın kuruluşları olağan yayınlarını keserek geçtikleri haberde Kirchner’in vefatını bildirirken, günlük gazeteler de olayı manşetten verdiler. (Prensa Latina)

Posted in Arjantin, Genel Haberler | Etiketler: | Leave a Comment »

Küba vergiyle tanışıyor

Posted by lahy 27/10/2010

Halkın yüzde 85’inin kamuda çalıştığı ve vergi ödemediği Küba’da, serbest meslek sahiplerine yüzde 25 ile 50 arasında değişen vergiler getiriliyor.

Kübalılar yeni vergileri yayınlayan resmi gazeteyi almak için kuyruk oldu

Ekonomide köklü bir dönüşüm hedefleyen Küba hükümeti, serbest meslek sahipleri ve küçük-orta ölçekli işletmelere yönelik yeni kural ve vergileri açıkladı.

Buna göre yıllık geliri 225 dolardan fazla olanlara yüzde 25, 2300 dolardan fazla olanlara ise yüzde 50 vergi getirilecek.

Bir çok işletmeye işçi çıkarma hakkı tanınacak.

Ayrıca taksicilik, marangozluk, elektrikçilik ve berberliğin de aralarında bulunduğu 178 meslek dalı için ilk kez lisans verilecek.

Değişiklikler hükümetin Mart ayına kadar kamuda yarım milyon kişiyi işten çıkarma planlarının bir parçası.

Aslında vergi Kübalılar için bir hayli yeni bir kavram.

Halkın büyük bölümü kamuda çalışıyor ve ortalama 20 dolarlık maaşlarında herhangi bir kesintiye gidilmiyor.

Değişiklikler çerçevesinde, Küba ekonomisinin millileştirildiği 1968’den bu yana ilk kez, 83 meslek dalında çalışanlara akrabaları dışında işçi çalıştırma hakkı tanınacak ve bu çalışanlar vergiye tabi olacak.

1960’lardan bu yana ABD ambargosu altındaki Küba ekonomisi son iki yıldır krizde ve bu nedenle ithalatı durdurmak zorunda kaldı.

Ülkenin turizm gelirleri gerilediği gibi, temel ihraç ürünü olan nikelin fiyatındaki düşüş de ekonomiyi olumsuz etkiledi. (BBC)

Posted in Genel Haberler, Küba | Leave a Comment »

Chavez mali sistemin sınırlarını zorluyor

Posted by lahy 27/10/2010

Karakas, 26 Ekim (Prensa Latina) Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez hükümetin ücretsiz petrol dağıtacağı söylentilerine karşı yeni mali sistem ile ilgili açıklamalar yaptı. Chavez, Latin Amerikayla beraber Asya ve Ortadoğu’da yapılan işbirliği çalışmalarını gündeme taşıdı.

Chavez, Salı günü katıldığı özel bir televizyon programında daha önce Arjantin’le ortak çıkarlar ve işbirliğiyle ilgili yapılmış bir anlaşmaya gönderme yaparak, değiş-tokuş yöntemiyle ülkesinin gıda maddesi, süttozu, tarım araçları elde etmesine ve bir traktör fabrikası inşa edilmesine olanak sağladığını söyledi.

Avrupa, Asya ve Afrika’daki yedi ülkeyi kapsayan uluslararası gezisinde Chavez, düşüncelerinin benzer bir mekanizma yaratmak olduğunu belirtti ve Portekiz örneğini vererek bazı ülkelerin dünya petrol piyasasındaki fiyatları karşılayamadığını ve bu nedenle kendilerinin bu ülkeleri anlama çabası içinde olduklarını söyledi.

Canaima projesi çerçevesinde, yapılan takasla oluşturulan fon sayesinde bir feribot hattı yapılacak ve Portekiz’den bilgisayar alımına devam edilecek.

Yapılanların yasal sınırlar içinde gerçekleştirildiğini, her şeyin net olduğunu ve herkesin yararına olan bu çalışmaların Venezuela halkına çok iyi anlatılması gerektiğini söyleyen Chavez aksi takdirde muhalefetin yalanlarla saldırıya geçeceğini söyledi.

Posted in Genel Haberler, Venezuela | Leave a Comment »

El Salvador’da Mücadele Sürüyor – James Dryburgh

Posted by lahy 27/10/2010

El Salvador öyle bir ülke ki, buradaki market fiyatlarını gelişmiş ülkelerdeki market fiyatlarıyla kıyaslayabilirsiniz, oysa bir seker kamışı kesicisi günlük sadece 5 dolar kazanıyor.

Bu küçük, ağırlıklı olarak tarıma dayalı fakat yoğun nüfuslu ülkenin tarihi, şiddetli kolonyal bir zulüme ve yerli halka yönelik soykırım denemelerine tanıklık etti. Son olarak 1980-82 iç savaşı yaşandı.

“La Lucha” El Salvador’da sıklıkla duyduğunuz bir sözcük. “Mücadele” anlamına geliyor.

İç savaş 80.000 insanın ölmüyle sonuçlandı. Ölüm mangalarının cinayetleriyle genelleşen yaygın bir terör ve altüst oluş süreci yaşandı. Birleşmiş Milletler’in rakamlarına göre, 1982′de işgücünün üçte biri ülkeyi terk etmişti.

Savaşın sonuna kadar bir milyon mülteci ve yerinden edilmiş insan ortaya çıktı.

FMNL’deki -Farabundo Marti Ulusal Özgürlük Cephesi- isyancı sol güçlerin sergilediği cesur tutum, önceki yıl FMNL-destekli hükümetin seçilmesine yol açan halk hareketinin güç ve direşkenliğini yaratmakta şüphesiz ki etkili oldu.

Erkekler, kadınlar ve gençler, askeri diktatörlüğe ve ABD’nin eğitimle, silahla ve milyonlarca dolarla desteklediği kötü şöhretli Milli Muhafız Teşkilatı’na karşı on yılı aşkın süre mücadele etti.

ABD bu desteğini komünizme karşı verilen Soğuk Savaş mücadelesinin bir ögesi olarak dillendirdi. Fakat gerçekte zalim ve kendine hizmet eden bir oligarşiyle, ucuz emek ve tekelci denetim talep eden -çoğu yabancı- şirket sahiplerine destek veriyordu.

Savaş 1992′de Chapultepec Barış Anlaşması’nın imzalanması ve BM tarafından bir hakikat komisyonunun kurulmasıyla sonuçlandı. Fakat anlaşma iç savaşın ana nedenini, yani aşırı eştisizlik sorununu çözemedi.

Yine de bu anlaşma daha demokratik bir seçim sistemi ve politik temsil imkânları yarattı.

Bununla birlikte insanlar açken rüşvet vermek kolaydır. Savaştan bu yana aşırı sağcı parti Milliyetçi Cumhuriyetçi İttifak’ın (Arena) oy satın aldığı köylüler tarafından yaygın biçimde bildirilmekte. Bir oy’un cari ücreti iki poundluk fasulyeydi.

1993′de, hakikat komisyonu raporunun yayınlanmasından beş gün sonra Arena hükümeti, çatışma dönemi boyunca işlenen tüm şiddet eylemlerinin üstünü örten bir genel af yasası çıkarttı.

Köylülerin katliam fermanlarını imzalayan ya da bu katliamları bizzat yürüten veya 12 yaşındaki çoçukları hükümet askeri olmaya zorlayanlar hâlâ iktidar mevkiilerindeler.

FMLN gerilla cephesi kendini bir politik partiye dönüştürdü. Saldırgan iktidar yapılarına rağmen, bu demokratik sosyalist parti, etkisi ve tabanı itibarıyla adım adım gelişti.

Ocak 2009′da FMLN Ulusal Meclis’te en çok sandalye kazanan partiydi. Mart 2009 başkanlık seçiminde FMLN destekli aday Mauricio Funes, yapılan türlü fesata ve seçim hilesine rağmen yine de seçimi kazandı.

Görgü tanığı bildirimlerinde, binlerce Guetemalı ve Honduraslı’nın sahte kimlik kartlarıyla oy vermek için sınırı otobüsle geçtiği belirtiliyordu.

El Salvador’da sağ kanat ilk defa iktidarı kaybetti.

FMLN üyeleri, ülkelerinin ilk defa meşru ve sadece küçük bir elit için değil, bütün bir halk adına yöneten bir hükümete sahip olduğunu belirtiyor.

Funes hükümeti, rüşvetçi ve işlevini yitirmiş kurumlarıyla zayıf ve ve mahvolmuş bir ülke devraldı.

Savaş sonrası süreçte Arena hükümeti yıkık bir ülkeyi “yeniden inşa” etmeye yönelik bir neo-liberal şablonu benimsemişti: gümrük tarifelerinin düşürülmesi, kamu endüstrilerinde özelleştirmeler ve ihraç malı üreten bölgelerin yaratılması.

Gümrük tarifelerinin düşürülmesi, yerel kültürü ve küçük ölçekli ticareti yıkıma sürükleyecek biçimde, başta ABD’den olmak üzere ithalatta ciddi patlamaya yol açtı.

İhraç malı üreten bölgeler, çalışanların az maaş aldığı ve kötü çalışma koşullarının hüküm sürdüğü sömürü yoğun işyerlerinin çoğalmasına neden oldu.

Parlementode en büyük grup olduğu halde, FMLN çoğunluğa sahip değil, bu ise hızlı ve radikal bir değişimi güçleştirmekte.

Hükümet sağlık hizmetleri alanında bazı kazanımlar üretti. Kamu sağlık kliniklerinde uzun süredir devam etmekte olan ve yoksul bölgelerde muayene ücretlerini önemli ölçüde arttıran “gönüllü” vizite ücreti kaldırıldı.

Diğer bir öncelik tarımsal üretimin canlandırılmasıydı. Ayrıca yeni hükümet, polis ve adli sistem içindeki rüşvetçiliği temizlemek gibi esaslı bir işe de ön ayak oldu.

Barış anlaşmasında olduğu gibi, yeni hükümet El Salvador’un kökleşmiş sorunlarını hızla çözüme kavuşturmakta yetersiz kalıyor. Fakat o köklü değişim doğrultusunda atılan bir ilk adım olabilir.

Geçenlerde Jacinto adında, iç savaş döneminde tutuklanmış ve işkence görmüş yaşlı bir adamla görüştüm. Uzun süre savaştan ve ülkesindeki politik gerçeklikten konuştuk.

En sonunda normalde yattığı hamağı gösterdi ve hayıflanmalı bir ses tonuyla şöyle dedi: “mücadele politikacılar değil, halk içindir.”

greenleft.org‘daki İngilizce‘sinden çevrilmiştir. çev. Kutlu Tunca,( solkure.wordpress.com)

Posted in El Salvador, Genel Haberler, Makaleler | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

Arjantin: Ferreyra’nın katilleri mahkemede

Posted by lahy 26/10/2010

Peronist sendika  Unión Ferroviaria’nın  üst düzey yöneticilerinden Pablo Diaz evine giden polis  ekipleri tarafından Mariano Ferreyra’nın ölümü ile ilgili olarak , cinayeti işleyen Cristian Favale ile birlikte mahkemeye çıkarılarak tutuklandı..

Pablo Diaz olay anında  Avellaneda’da tren istasyonunda idi ve saldırgan grubu yönlendiriyordu; genç eylemciyi öldürenler ile yanyana idi. Pablo Díaz, sendikanın Buenos Aires örgütünde ki ” güçlü adam” olarak tanınıyor. Dias, sendika seçimleri sırasında Partido Obrero ve  Sosyalist İşçiler Partisi (PTS)’ye karşı sendika yönetiminin listesini organize eden isim idi.

Perfil gazetesi olay anında çekilen fotografları yayınladı. Fotograflar ve şahitlerin ifadeleri gangster sendika yöneticilerinin planlı bir şekilde hareket ederek Partido Obrero militanları ve taşaron işçilere saldırdıklarını gösteriyor.

Díaz sıradan bir yönetici değil:Buenos Aires merkez bölgesinde demiryolu sendikasının üç numaralı yöneticisidir.

Díaz, Çarşamba günü olaylar sırasında TV kameralarına konuşarak,  işçiler ve PO militanlarına, ” Biz buradan olduğumuz sürece bir yere geçemezsiniz, Hakimler ve Polisler birşey yapmayabilirler, ama biz kendimiz gerekeni yapacağız” demişti.

Diaz, Geçen Temmuz ayı sonlarında aynı işçiler tren hattını 9 saat boyunca işgal ettiğinde  daha iyi maaş verileceğini ve işten atılanların görevlerine geri döneceklerini duyurmuştu.

Diaz’in gözaltına alınmasının ardından Pazar günü, Ferreyra’yı öldüren Cristian Favale polise teslim oldu. Favale, olay anında olay mahalinde olduğunu doğruladı ancak kimseyi vurmadığını iddia etti.

Dün Mahkemeye çıkarılan Favala Ferreyra’yı öldüren kişiyi tanıdığını ancak ismini bilmediğini iddia ederek suçsuz olduğunu söyedi. Mahkeme, Favle’nin sinir krizi geçirerek kendisi kaybetmesi üzerine duruşmaya ara verdi. Duruşma da hazır bulunan iki şahit silahı ateşleyen kişinin C.Favala olduğunu teyit etti.

Diaz, mahkemede  bir barda çalışan Favale’nin olay günü demiryolunda işe girmek için CV’sini vermek üzere kendisini görmeye geldiğini söyledi.

Suçluların kısa sürede yakalanarak mahkemeye çıkarılmasına rağmen sendikaların ve sol örgütlerin, peronist demiryolu sendikası Union Ferrovia ile hükümet ve polis arasındaki ilişkiden dolayı suçluların gerektiği şekilde cezalandırılacağına dair  kuşkuları var.   Polise ve hükümet yetkilileri ile yakın kişisel ilişkilere sahip olan Favale’nin sayfasında Maliye Bakanı Amado Bodou ve Eğitim Bakanı Alberto Sileoni gibi devletin ileri gelenleriyle fotoğrafları yer alıyor.

Çalışma Bakanlığı işten atılan işçilerin daimi kadrodan işe alınması için çalışmalar yaptıklarını bildirdi. Taşaron işçilerin sözcüsü Diego Cardía, Aralık ayına kadar sorunları çözülerek herkes daimi kadrodan işe alınmazsa yeniden mücadeleye başlayıp, tren yollarını işgal edeceklerini duyurdu.

Öte yandan mahkemeye müdahil olarak başvuran Partido Obrero, Union Ferrovia’nın üst düzey yöneticilerinin ve olaylara müdahale etmeyen polislerin yargılanmasını istedi.

Kaynak: Diario Perfil | es señalado como el coordinador del operativo ,

  • Se declaró inocente el acusado por el crimen de Ferreyra
  • Foto: üste Pablo Diaz ve altta Cristian Favale

    İligili Haberler:

    Arjantin: Hasta la victoria, siempre, Compañero Mariano!

    Arjantin: Partido Obrero üyesi sendika bürokrasi tarafından öldürüldü;

    Posted in Arjantin, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , , | Leave a Comment »

    Oaxaca: Otonomi için mücadele sürerken cinayetler tırmanıyor

    Posted by lahy 26/10/2010

    Oaxaca: Birleşik Triqui Mücadele Hareketi  ( MULT) lideri Heriberto Pasos Ortiz, Cumartesi günü Oaxaca şehrinin güneyinde vurularak öldürüldü.

    Bu cinayetten 24 saat önce Sivil Hakların Savunusu Komitesi liderlerinden Catarino Torres Pereda ofisinde vurularak öldürüldü; Pereda 2006 Oxaca ayaklanması sırasında tutuklanarak hapis yatmıştı.

    Pasos Ortiz evinden ayrıldıktan 500 mt. sonra motosikletle araçına yaklaşan iki kişi ateş açtı. Ortiz ölürken araçta bulunan diğer üç kişi yara almadan kurtuldu. Araçta bulunan korumaların olay sırasında hiçbir şey yapmadıkları bildrildi.

    Cinayetin faillerinin kim olduğu belli değil ancalk MULT’un Oxaca’dan 300km uzaklıktaki San Juan Copala belediyesinin kontrolü için mücadele ettiği Triqui Bölgesinin Refahı İçin Birlik (UBİSORT) paramilitari grubunun cinayetten sorumlu olabileceği iddia edildi. Ubisort Oxaca Valisi Ruiz Ortiz’in tarafından destekleniyor ve daha önce karıştığı adam kaçırma ve cinayet olayları ile tanınıyor.

    Yerli Triqui halkının liderleri ve eylemcileri uzun yıllardır cinayetlere kurban gidiyorlar. Geçen Nisan ayında, paramilitarilerin kuşatması altındaki San Juan Cobala’ya yiyecek ve giyecek getiren uluslararası bir dayanışma konvoyuna karşı düzenlenen  baskında Meksikalı bir politik eylemci ve Finlandiyalı bir insan hakları savunucusu  öldürüldü. Pasos Ortiz de  daha önce girişilen silahlı bir saldırıdan yaralı olarak kurtulmuş ancak, belden aşağı sakat kalmıştı.

    Üçünçü yerli hareketi Bağımszı Birleşik Trıqui Mücadelesi (MULTİ) 2006 yılında Oaxaca’da ki halk meclisi (APPO)’nun bir parçası olarak kuruldu, 20 Trıqui yerleşim biriminden 5’inde otonomus bir yönetimi gerçekleştiriyorlar. MULTI, 2003 yılında kurulan  yerli hareketi MULT’un bağımıszlığını kaybederek iktidar partisi PRI’in kontrolü altına girmesinin ardından kopan militanlar tarafından kuruldu.

    MULTI liderlerinden Timoteo Alejandro Ramírez’in geçen Mayıs ayında katl edilmesinin ardından bir açıklama yapan MULTİ cinayetten devleti sorumlu tutmuştu.

    15 yerleşim birimi ise MULT’un kontrolündedir. Öldürülen MULT lideri Pasos’un bu bölgelere yollanan mali kaynakları kendi çıkarları için kullandığı iddia ediliyor.

    Otonomi İçin Mücadele

    2006 Oxaca ayaklanmasının ardından sayıları 10.000’i geçen yerli Triqui halkı otonomi için mücadelelerini örgütlü olarak sürdürdü.  20  Triqui toplumu 2007 Ocak ayında otonomilerini ilan etti; bu karar yerel toprak ağaları ve geleneksel PRI partisine karşı mücadele anlamına geliyordu.  800 ailenin yaşadığı  San Juan Copala’yı MULTI otonomus hareketinin kontrolünde kaldı.  Politik partileri bir kenara iterek bölgeyi yerli halkın geleneklerine uygun bir şekilde yönetmeye başladılar. Bu kararı kabul etmeyen hükümet güçleri paramilitari güçler aracılıgıyla çok sayıda insan hakları ihlallerine karıştı; polis çok sayıdaki cinayetin faillerini yakalamak için bir teşebbüste bulunmadı.

    Zapatista eğilimli yerli halkın mevcut politik partileri dışlayarak örgütlenmesi UBISORT ve MULT gibi örgütleri sık sık yerli halkla karşı karşıya getirdi. Meksika devleti ile iç içe geçen bu hareketler otonomi için mücadele eden MULTI ve San Juan Copala halkına karşı sistematik saldırılarda bulundular. Bu hareketlerin yarattığı ortam sonucu bazı medya kuruluşları San Juan Copala’yı Meksika’nın Gaza’sı olarak tanımlıyor.

    Mayıs 2010’da bir rapor yayınlayan Uluslarası Af Örgütü (1) UBİSORT’un San Juan Copala halkının suyunu keserek, elektrik kablolarının tamirini, kasabaya yiyecek girişini, öğretmen ve doktorların kasabaya girerek çalışmalarını engellediğini yazdı.

    Meksika otoriteleri kasabayı kuşatan Ubisort paramilitari örgütüne karşı hiç bir tedbir almadığı gibi cinayetleri engellemek ya da soruşturmak içinde hiç bir şey yapmadı.

    San Juan Copala halkının yardım çağrısı üzerine gelen uluslararası konvoya saldıran paramilitariler iki konvoy katılanını 27 Nisan’da öldürdü. Cinayetler bu olaydan sonra da devam etti.

    MULT lideri Pasos’un ölümünün ardından bir bildiri (2) yayınlayan SAN Juan Copala otonom idaresi, (Zapatista hareketi Öteki Kampanya ve diğer Triqui gruplarından oluşuyor)  otonomi için verdikleri mücadelede son on ayda 20 üyelerinin öldürüldüğünü çok sayıda üyelerinin ise yaralandığını bildirerek, devlet yetikililerinin gruplar arasında silahlı çatışma açıklamalarını red ederek, kendilerinin silaha başvurmadığını, barışçıl yollardan mücadele ettiklerini vurguladı ve ONURLU BİR ADALET çağrısında bulundu.

    Öteki Kampanya üyeleri gerek paramilitari UBİSORT gerekse de MULT’in tehdit ve saldırılarına maruz kalıyorlar.

    1) (http://www.amnesty.org/en/library/asset/AMR41/035/2010/en/cad554ba-7274-412d-aa06-f961e60d88b4/amr410352010en.pdf )

    2)(Comunicado: Ante los recientes hechos)

    kaynak: Narconews, la Jornada, kaosenlared, Scoop.

    Posted in Meksika, Yerli Hareketleri | Etiketler: , , , | 1 Comment »

    Jose Serra’dan Petrobras’ın özelleştirilmesine karşı manevra

    Posted by lahy 26/10/2010

    İlk turda yüzde 32’lik oy oranı ile rakibi karşısında daha düşük bir performans sergileyen Sosyal Demokrat Partili Jose Serra ve İşçi Partisi (PT) Başkan adayı Dilma Rousseff hafta sonunda Rio de Janeiro’da düzenlenen mitinglere katıldılar.

    Şu ana kadar devamlı özelleştirmeden yana tavır koyan Serra, Dilma Rousseff ile katıldığı bir TV tartışma programında ilk defa ülkenin en büyük petrol firması Petrobras‘ın devlet yönetiminde kalması gerektiğini ve Petrobras’da devletin rolünü artıracağını söyledi:

    ‘‘Ben Petrobras‘ın devlet tarafından işletilmesinden yanayım. Bu şirket Brezilya halkına hizmet vermeli…..”

    Anayasa gereği aralıksız üçüncü kez devlet başkanı olamayan Lula da Silva ve halefi olarak gösterdiği 62 yaşındaki Dilma Rousseff’ ise Jose Serra’nın Petrobras’ın özelleştirilmesinden yana olduğunu, Serra’nın iktidara gelmesi halinde petrol sanayinde özelleştirmelere devam edeceğini  söylüyor.

    Serra, Lula’nın Petrobras’ın üst düzey yöneticiliklerine ”sendikacılar ve politik arkadaşlarını” adadığını ve bunun da özelleştirmenin bir biçimi olduğunu iddia ediyor.

    Petrol sanayinin özelleştirilmesinin seçimlerde bir tartışma konusu teşkil etmesinin nedeni Brezilya açıklarında büyük petrol rezervlerinin bulunmuş olmasıdır.  Dünyanın en büyük ikinci petrol firması olan  Petrobras yarı özelleştilmiş bir statüye sahip, Brezilya borsası, BOVESPA’da kayıtlı anonim bir şirkettir. Brezilya hükümeti şirketin hisselerinin yüzde 48’ine sahip ancak şirketin kontrolünü elinde tutuyor.

    Datafolha Seçim Enstitüsünün anketine göre Rousseff, 31 Ekimde düzenlenecek ikinci turda yüzde 50, rakibi Jose Serra ise yüzde 40 oy alıyor.

    Brezilya Sol’undan ikinci turda seçimleri ‘boykot’ çağrısı

    Brezilya:Dilma Rousseff’in inanılmaz başkalaşımı

    Brezilya Devlet Başkanı seçimi ikinci tura kaldı

    Brezilya: Yeşillerin adayı Marina Silva 3.üncü sırada

    Brezilya: Kızgın bir şeçmenin düşünceleri-Frei Betto

    Lula’nın Mirası: İki Brezilya – James Petras

    Lula, Amazon’da devasa bir baraj yapımı anlaşmasını imzaladı

    Brezilya Seçimlerinde Sosyalist Alternatif

    Posted in Brezilya, Seçimler | Leave a Comment »

    Ekvador: Başkan Correa, 30 Eylül Ayaklanması’nın elebaşını açıkladı

    Posted by lahy 25/10/2010

    Quito-  Ekvador Devlet Başkanı Rafael Correa, güvenlik kuvvetlerinin eski bir görevlisini 30 Eylül’de bazı polis birlikleri tarafından gerçekleştirilen ayaklanmanın ” elebaşısı” olmakla suçladı.

    Cumartesi günü TV yayınlanan programında Correa adını vermediği bu görevlinin polisleri kendisini öldürmeye teşvik ettiğini söyledi.

    Başkanlık Sekteterliği bu kişinin daha önce insan hakları ihlalleri işlediği için yasaklanan bir polis seksiyonun üyelerinden,  hali hazırda  bir insan hakları ihlali davasından dolayı aranan Teğmen Luis Martínez Vilañez olduğunu açıkladı.

    Correa, Martínez Vilañez’in eski başkan ve muhalefet lideri Lucio Gutiérrez, ile ilişkisi bulunduğpuna dair deliller bulunduğunu açıklayarak, halktan zanlının ele geçirilmesi için yardım istedi. Correa, zanlı’nın (Martinez’in) tehlikeli olduğu ve yakanlanması sırasında dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

    Correa, Luis Martínez Vilañez’in üyesi bulunduğu polis grubu (GAO)’nun geçmişte oldukça baskıcı ve insan haklarını ihlal eden operasyonlar düzenlediği için yasaklandığını ve soruşturma altında bulunduğunu söyledi.

    Correa aynı zamanda zanlının “Los Choneros” adlı bir suç örgütü ile bağları olduğuna inandıklarını bildirdi.

    Ayaklanmacıları, “Ne affediyorum ne de unutacağım” diyen  Correa, – muhalefetin talep ettiği – bir affın sözkonusu olmayacağını vurguladı.

    Prensa Latina’nın bildirdiğine göre,  30 Eylül ayaklanması sonrası, meydana gelen polis ayaklanmasının bir darbenin parçası olup olmadığı tartışması halen sürüyor; yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre halkın yüzde 76,6’sı 30 Eylül ayaklanmasını Correa’yı devirmek amaçlı bir girişim olarak değerlendiriyor.

    Aynı araştırma Correa’ya desteğin %75,5’e, güvenilirliğinin ise %61.7’ye çıktığını gösteriyor.

    Yine görüşülenlerin %64.3’ü darbe girişiminin ardında eski başkan Lucio Gutierrez’in olduğunu düşünüyor.

    2000 yılında başkan Jamil Mahuad’ı askeri bir darbeyle deviren Gutierrez, yeni 30 Eylül’ler yaşanabileceği uyarısında bulundu. Yabancı basına konuşan Gutierrez, Correa bir ulusal uzlaşma süreci başlatmazsa, benzer vakaların yaşanabileceğini söyledi.

    Kaynak: EFE/Prensa Latina

    Evrensel ve Ekvador’da ki halkçı polis ayaklanması!

    Ekvador:”Darbe teşebbüsü yeni süresiz savaş doktrininin bir sonucudur.”

    Ekvator’daki darbe girişiminin içyüzü-Mesut Akın

    Ekvador Hava ve Deniz Kuvvetleri Başkan Correa’yı isteksizce destekledi

    Bir darbe girişiminin arka planı -Korkut Boratav

    Yerli halk örgütü CONAIE’nin darbe teşebbüsü hakkındaki bildirisi

    Ekvador Yerli Hareketi’nden Correa Hükümeti’ne Eleştiriler

    Posted in Ekvador, Genel Haberler | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

    Haiti’de kolera salgını başkente sıçradı

    Posted by lahy 25/10/2010

    Haiti'de salgın

    Haiti‘de en az 250 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan kolera hastalığı başkent Port-au-Prince‘de de görüldü.

    BM sözcüsü İmogen Wall, vakaların saptanır saptanmaz tecrit edildiklerini söyledi.

    BM yetkilisi, beş hastanın hastalığın salgına dönüştüğü Artibonite bölgesinden başkente seyahat ettiklerinin belirlendiğini kaydetti.

    Wall, bu nedenle başkent Port-au-Prince’in hastalığın bulaştığı yeni bir yer olarak tanımlanamayacağını savunurken, koleranın ocak ayındaki deprem yıkımından bu yana insanların çadırlarda yaşadığı başkente yayılmasının korkunç olacağını vurguladı.

    Çadırkentlerde yaşayanlar temiz olmayan su ve gıda yoluyla bulaşan bağırsak enfeksiyonlarına karşı savunmasız durumda. Kolera salgınının çadırkentlere sıçraması ölü sayısında büyük artışa neden olabilir

    Kolera, ishal ve kusmaya bağlı aşırı su kaybı yaratan bir hastalık ve antibiyotikler, serum sıvı takviyesiyle tedavi edilemezse hızla ölüme neden olabilir.

    Haiti’de şu ana kadar 2,674 vaka tespit edildi. Yetkililer özellikle Artibonite ve Central Plateau bölgelerindeki salgını kontrol altına almaya çalışıyorlar.

    Haiti son yüzyıl içinde ilk kez kolera salgınıyla karşı karşıya kaldı.

    Ülkede şu ana kadar 250’den fazla kişinin hayatını kaybettiği salgının Ocak ayındaki depremde mağdur olanların kaldığı kamplara yayılması halinde ölü sayısının çok yükselebileceği tahmin ediliyor.

    Salgının merkezi, başkent Port-au-Prince’in 100 kilometre kadar kuzeyinde.

    Kolera, temiz olmayan su ve yiyeceklerden geçen bakterinin yol açtığı bir bağırsak enfeksiyonu.

    Tedavi edilmemesi halinde öldürücü olan hastalık, serum ve antibiyotikle kolayca tedavi edilebiliyor.

    Hastanelerde yer kalmadı

    Haiti Cumhurbaşkanı Rene Preval Reuters ajansına yaptığı açıklamada kolera salgını yaşandığını doğruladı.

    Salgın nedeniyle, ülkede zaten kısıtlı olan sağlık hizmetleri kilitlenirken, hastanelerde yer kalmadığı için hastaların koridorlarda tedavi edildiğini açıkladı.

    Haiti’de 12 Ocak’ta meydana gelen depremde yaklaşık 250 bin kişi ölmüş, bir-buçuk milyon kişi de evsiz kalmıştı. (BBC)

    Haiti’de kolera salgını: 140 kişi öldü

    Posted in Genel Haberler, Haiti | Etiketler: , | Leave a Comment »

     
    %d blogcu bunu beğendi: