latin amerikan haber yorum

Archive for Eylül 2010

Acil: Ekvador’da Darbe Girişimi

Posted by lahy 30/09/2010

Ekvador başkanı Rafael Correa’ya karşı darbe girişimi Perşembe günü bir grup polisin, başkent Quito’da stratejik önemi olan yerleri ele geçirmesi ile başladı. Başkan Correa darbecilerin işgali ettiği askeri bölgeye giderek darbecilerle sorunu tartışmak istedi. Darbeci polislerin başkan Correa ve eşine gaz bombası atması sonucu kısa bir süre başkan ve eşi baygınlık geçirdiler. Correa yaptığı konuşmada ‘Ben buradayım yaptığım değişikliklerden bir adım bile atmayacağım. Cesaretiniz varsa gelin öldürün beni. Başkan olacak bir çok Correa var yerime’ diyerek kararlılığını belirti.

Polis ve diğer güvenlik görevlileri yeni geçen yasa ile alım güçlerinin düştüğünü iddia ederek darbe girişiminde bulundular. Başkan Correa ise son 4 yıl içerisinde polis maaşlarının iki katına çıktığını, yeni yasanın maaşları düzenlemek için çıktığını belirterek gerçek amacın, sağcı muhallefet ve halk harekatı ile yıkılan eski başkan Lucio Guitierrez’ın darbenin arkasındaki asıl aktörler olduğunu iddia etti.

Halka seslenen Correa ‘Bu darbe girişiminin arkasında Lucio Guitierrez var’ dedi. Göz yaşartıcı bomba nedeniyle hastaneye kaldırılan Correa’nın hastane odasına polislerin zorla girerek Correa’ya karşı süikast girişiminde bulunmasından korkuluyor.

Dışişleri bakanı Ricardo Patino Ekvador halkına seslenerek Correa’ya sahip çıkılmasını ve hastaneye giderek Correa’nın olası suikastına karşı barikatlar kurulması çağrısında bulundu. Ordu birlikleri havaalanını işgal ederek bütün uçak seferleri kontrol altına almış bulunmaktalar. Ayrıca ordu ve polis hastane çevresindeki sokakları kapatarak halkın hastaneye ve yakınına girişini engelliyorlar. Parlemonto halen asker işgali altında. Parlementerler halen parlemontoya giremiyorlar. 10 binlerce kişi başkanlık sarayın önünde toplanarak darbe girişimini protesto ediyorlar.

http://www.bbc.co.uk/news/world-latin-america-11448866

http://www.telesurtv.net/solotexto/senal_vivo.php

Saat 14:00 olağan üstü hal ilan edildi. Komşu ülkeler Correa’ya olan desteklerini kamuoyuna duyurarark darbey karşı olduklarını söylediler. Bölge kuruluşları olan Amerika Devletleri Örgütü (OAS), ALBA, ve UNASUR acil toplantı çağrısında bulundular.

Geçen yıl Honduras başkanı Zeleya yine aynı bir şekilde darbe ile görevden zorla alınmıştı. Honduras’da ve 2002’de Venezuella’da yapılan darbeler ABD tarafından desteklenmişlerdi.

Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz.

Reklamlar

Posted in Ekvador, Genel Haberler | Etiketler: , , | 2 Comments »

Ekvador: Halk Correa’nın rehin tutulduğu hastahaneyi kuşattı

Posted by lahy 30/09/2010

Diğer Fotograflar için link:

Posted in Ekvador, Genel Haberler | 2 Comments »

İsyancı Polisler Correa’yı kurtarmak isteyen halka saldırdı

Posted by lahy 30/09/2010

Başkan Rafael Correa’yı rehin tutulduğu Quito’da ki polis hastahanesinden kurtamak için hastahanenin etrafında toplanan yüzlerce kişi isyancı polislerin gaz bombaları ve silahlar  kullanarak yaptığı saldırıdan sonra geri çekildi.

Quito’da bulunan TeleSur muhabiri Cristian Salas, ” Polisin doğrudan halka ateş açtığını” bildirdi.

Hastahanenin etrafındaki yollar ve caddeler polisler tarafından barikatlarla kapatılmış durumdadır.

Bir grup polis’de Ulusal Meclis’i işgal altında tutuyor.

Posted in Ekvador, Genel Haberler | Etiketler: , , | 2 Comments »

Chávez, Başkan Correa’nın kaçırılmasını kınadı.

Posted by lahy 30/09/2010

TeleSur’un bildirdiğine göre Venezüella devlet Başkanı Hugo Chávez Frias, Ekvador başkanı Rafael Correa’nın Quito’da ki Polis Hastahane’sine   kaçırılmasını kınadı.

Chávez olaylar başlayalı beri Correa ile telefonda 4 veya 5 kere konuştuğunu, son konuşmasında, Correa’nın kendisine, ” burada ölmeye hazırım, teslim olmayacağım”  dediğini söyledi.

TeleSur ayrıca halkın hastahane’nin etrafında toplandığını duyurdu.

Kolombiya, Arjantin ve Şİli hükümetleri  Başkan Correa’yı desteklediklerini duyurdu.

Ekvador Genelkurmay Başkanı General Luis Ernesto Gonzalez Villarreal bir resmi açıklama yaparak “Yasalarla yönetilen bir hukuk devletinde yaşıyoruz ve bizler en üst otorite olan bu cumhuriyetin başkanının emrindeyiz, ona sadığız. Hükümetin bize vereceği bütün emirleri uygulayacağız” dedi.

Chávez denuncia que presidente de Ecuador está secuestrado

Posted in Ekvador, Genel Haberler, Venezuela | Etiketler: , , | 2 Comments »

Ekvador’da darbe girişimi: Başkan Rafael Correa yaralandı

Posted by lahy 30/09/2010

Bugün, Perşembe günü girişilen darbe girişimine karşı çıkan kitleler Ekvador Başkanı  Rafael Correa ve hükümetini savunmak için Başkanlık Sarayının önünde toplandı.

Bugün, maaşlarının artırılmasını ve kendilerine özel haklar tanınmasını isteyen polisler başkent Quito’da bazı devlet dairelerini işgal ederek şiddete başvurdular. Ülkenin diğer iki büyük şehri olan Guayaquil ve Cuenca’da devlet daireleri polisler tarafından işgal edildi.

Aynı anda Hava Kuvvetlerine bağlı bazı birlikler Quito’da uluslararası havalanını trafiğe kapattılar.

Başkan Correa,  Radio Publica ile telefonla yaptığı mülakatta ” Bir komplo girişimi ile karşı karşıyayız…Muhalefet bu darbe girişiminin arkasındadır” dedi.

Correa Mariscal Sucre polis üssüne giderek olay çıkartan polislerle konuşmayı denediğini ancak saldırıya uğradığını ve ”kaçırıldığını” söyledi.

Correa,  saldırı anında, “ Buradayım, Beni öldürmek istiyorsaniz, öldürün” dedi.

Bakan Ricardo Patiño halkı Correa’nın tedavi görmek için götürüldüğü La Policia  hastahanesine yürümeye çağırdı. Correa hastahane de bulunduğu sırada bazı darbeciler hastahaneye girmeyi denediler.

Venezüella Haber Ajansı, AVN Başkan Correa’nın yüzüne gaz bombası atıldığını ve bir bacağının kırıldığını duyurdu.

Guayaquil şehrinde meydana gelen olaylarda bankalar, süpermarketler ve mağazalar yağmalandı.

Ekvador polis ve askerleri dün gece parlamento’dan geçen bir yasa ile maaş artışlarının yavaşlatılması ve otomatik olarak terfi süreçlerinin ertelenmesini gerekçe gösteriyorlar. Correa, iktidara geldiği 2007’den bu yana bu kesimin maaşlarının iki katına çıkarıldığını söyledi.

Ekvador’da havalanları ve uluslararası telefon hatları kapalı. Genelkurmay başkanı Gen. Luis Ernesto Gonzalez, ”iç ve dış güvenliği sağlamak için” askerlerin sokaklarda devriye gezeceğini söyledi. Ülkede olağanüstü hal ilan edildi.

İçişleri bakanı Miguel Carvajal “Ekvador’da ulusal hükümet ve demokrasinin istikrarsızlık sürecine sokulduğunu ” söyledi.

Sokaklara akan halk kitleleri ve sosyal hareketler, ” Birleşen halk hiç bir zaman yenilmez” sloganı ile Başkan Correa ve hükümetini darbe girişimine karşı savunuyor.

Chávez, Başkan Correa’nın kaçırılmasını kınadı.


Posted in Ekvador, Genel Haberler | Etiketler: , , | 2 Comments »

Küba: Irkçılık üzerine sorular

Posted by lahy 29/09/2010

Daisy Valera

Küba

Jaime bir tanıdığımdır. Zaman zaman buluşup, kahve içip sohbet ediyoruz.

Jaime bir  mulato, (melez) neredeyse siyah ve orta yapıya sahiptir. Bir bilgisayar uzmanı ve tesisatcılık da hoşuna gidiyor.

Bir kaç gün önce buluşup yeni demlenmiş matelerimizi (Latin Amerika’ya özgü bir çay) içtik, ve konuşacağpımız  çok fazla bir şeyde olmadığı için aklıma ona bir soru sormak geldi.  Küba’nın ırkçı olup olmadığı konusunda ne düşündüğünü sordum.

Jaime sorduğum soruyu biraz tuhaf buldu, kendime itiraf ettiğim gibi böyle bir soru, ancak benim gibi genç beyaz bir kadının aklına gelebilirdi.

Ancak, sorduğum soru nedeniyle bana sahip olduğu ırk yüzünden karşılaştığı durumların bir listesini verdi.

İlk olarak polisin ona nasıl muamele ettiğini anlattı.  Güvenlik görevlilerinin yurttaşları sokakta durdurup kimlik sorduğu hoş olmayan durumu hatırladı, bu beyazlardan daha fazla siyahların karşılaştığı bir durumdur. Ve bu durum eğer  siyah kişi bir yabancı ile birlikte yürüyorsa ciddi bir hale dönüşebiliyor.

Jaime üniversite’den bir yıl önce mezun oldu. Okulda iken e-mail yolu ile yabancılarla arkadaşlık kurdu ve onlar daha sonra Küba’ya geldiklerinden onu ziyaret ettiler.

Ancak çeşitli kereler polis onu yolda durdurdu ve başka bir ülkeden gelen yabancılarla ne yaptığını sordu. Polisin kendisini fuhuşla suçladığını ya da başka bir ülkeden arkadaşlar edinmesinin onun için yasak olduğunu hissetti.

Bir süre önce görünüşünü değiştirmeyi düşündüğünü söyledi ancak buna halen karar vermiş değildir. Saçlarını uzatıp, takılar takarsa, kendisi yabancı ”avına çıkmış” bir siyah olarak görebilirler.

“Küba’da genç bir siyah için  kız arkadaş bulmak bile zordur” dedi.

Caddede, bir  çok beyaz kadın bir siyah erkek geçtiğinde başka yöne bakıyorlar ve arkadaşlar herzaman bir siyah ya da mulato kadını tanıştırıyorlar–  sanki hiç bir zaman bir beyaz kadın beni çekici bulmayacakmış gibi. Bir çok beyaz değişik ırktan  kişilerin evliliklerine küçümseyerek bakıyor.”  dedi.

Son olarak, beyazlara hangi tür müziği sevdiğini söylerken bile kendini tuhaf hissettiğini söyledi;  sanki siyahların dinlemesi gereken müzik  timba veya salsa, fakat hiçbir zaman rock değildir.

Bu Havana’da yaşayan  ırkçı olarak gördüğü bir toplumun içine yerleşmiş olan ve son soruma cevap vermeye çalışırken şaşıran genç bir mulato erkeğin hayatının bir parçasıdır: Bu durumların ortadan kalkması için ne yapmalıyız?

Küba’da öğretildiği şekliyle Leon Troçki Daisy Valera

Race in Cuba: The Politics of Power and Hypocrisy (theroot.com) (İngilizce)

Posted in Küba, İnsan Hakları | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

Kolombiya:Komutan Mono Jojoy ”ezilerek” öldü

Posted by lahy 29/09/2010

Kolombiya Ordusu Kuvvetler Komutanı Edgar Cely, FARC-EP liderlerinden Mono Jojoy’un ezilerek öldüğünü açıkladı. Jojoy, içinde bulunduğu sığınağa atılan 7 bomba sonucu tavanın çökmesi nedeniyle ezilerek öldü. “Jojoy” ile birlikte en az 7 gerilla öldürüldü.

Cely, Jojoy’un yakalandıktan sonra kafasına kurşun sıkılarak infaz edildiği ya da medyanın bildirdiği giydiği kazağın düğmelerine yerleştirilen GPS cihazları ile saklandığı yerin bulunduğu şeklindeki haberlerin doğru olmadığını söyledi.

Cely’nin bildirdiğine göre, operasyon’un gerçekleştirilldiği gece ”hava bulutlu değildi ve iyi bir ışık vardı.”

Víctor Julio Suárez Rojas, diğer adıyla “Jorge Briceño Suárez” veya “Mono Jojoy”un bulunduğu yerin aylar süren bir çalışma sonucu tespit edildiğini, GPS vericili düğmelerle ilgili haberlerinin bir ”bilim kurgu” ürünü olduğunu belirtti.

FARC saflarına sızarak iki yıldan fazla bir süre görev yapan polis görevlisinin sağladığı bilgilerin operasyonun planlamasında önemli rol oynadığını ve FARC’dan ayrılan 10-20 eski gerillanın verdiği bilgilerinde faydalı olduğunu söyledi.

Ülkenin polis şefi Óscar Naranjo, El Tiempo gazetesine verdiği bir mülakatta, operasyon öncesinde bilgi sağlayan bazı kaynaklara da 2 milyon avro ödediklerini açıklayarak FARC’ın ”içerden çöktüğünü” iddia etti. Naranjo’ya göre ”açılan çatlaklar” FARC içine sızmalarını sağladı.

Cely ve Naranjo bu yıl, 342 FARC savaşcısının öldürüldüğünü, 1.087’sinin örgütten ayrıldığını ve 485’inin de tutuklandığını söylediler. (El Publico)

Mono Jojoy’un naaşını almak isteyen ailesine problemler çıkaran Kolombiya otoriteleri cenazeyi almak isteyen erkek kardeşinin aile bağlarını ispat etmesini istedi.

Kolombiyali yetkililer ve medyanın Mono Jojoy’un ölümü ardından sergilediği sevinç gösterileri Mono Jojoy’un bütün ömrü boyunca savaşarak yaşadığı ve savaşarakta öldüğü gerçeğini bir kenara atıyor. FARC’ın ”binlerce savaşın kahramanı” olarak nitelediği Jojoy’un öldürülmesinin ardından Kolombiyalı yetkililer sık sık yaptıkları gibi kafa karıştıcı ve birbiri ile çelişkili haberleri bir yandan yayarken diğer yandan da yalanlamaya devam ediyorlar.

FARC-EP,  Mono Jojoy’un öldürülmesinin ardından, 51 yaşındaki ”Pastor Alape” olarak tanınan Félix Antonio Muñoz Lascarro’yu onun yerine tayin etti.

Pastor Alape’yi uyuşturucu ticaretini organize etmekle suçlayan ABD makamları yakalanmasını sağlayacak bilgi verecek olanlara 2.5 milyon dolar ikramiye vaat ediyor.

Foto:Pastor Alape

FARC Liderlerinden Jorge Briceño öldürüldü

Kolombiya ”demokrasisi” işbaşında: Senatör ve insan hakları savunucusu cezalandırıldı

FARC-EP: ” barış görüşmelerine hazırız ”

Kolombiya: 22 FARC gerillası öldürüldü

FARC ı savunmak – Miguel U. Rodrigues

Posted in Genel Haberler, Kolombiya | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

Dokunulmazlığa Karşı Uluslararası Komisyon Honduras darbecilerine karşı fiilen işlemeyecek” – Honduras Tutuklu ve Kaybedilen Aileleri Komitesi

Posted by lahy 29/09/2010

Honduras Tutuklu ve Kaybedilen Aileleri Komitesi (COFADEH), kurulması önerilen “Dokunulmazlığa Karşı Uluslararası Komisyon” hususunda şunları düşünmektedir;

1. Bundan önce Honduras’ı ziyaret eden hiçbir uluslar arası komisyon en ufak bir umut vaat etmemektedir: Amerika Devletleri Örgütü (OAS) tarafından San José-Guaymuras Uzlaşma Komisyonu için Şili eski devlet başkanı Ricardo Lagos ve ABD Çalışma Bakanı Hilda Solís’in başını çektiği pek çok politikacı görevlendirilmiş ve bugün itibariyle OAS tarafından dile getirilen iddialar kağıt üzerinde kalmıştır. Benzer şekilde, Pepe Lobo rejimi, Guatemalalı politikacı Eduardo Stein’ın başkanlık ettiği bir “Gerçek ve Uzlaşma Komisyonu” oluşturmuş ve bu komisyonun bir rapor sunmasına ilişkin bir zaman sınırı bile belirlenmemiştir ve Honduras halkı bu komisyonun araştırmalarına 10 yıl boyunca erişemeyecektir.

2. Darbecilerin bizzat kendilerinin bu “Gerçek ve Uzlaşma Komisyonu” üyesi olmaları kabul edilemez bir durumdur ve adaletsiz yönetimin her gün sürdüğü ülkemizde kitlesel bir güvensizlik ve hayal kırıklığı yaratmaktadır.

Adı geçen komisyonda darbenin destekçilerinden, kendisinin yasal takibata uğraması için mücadele eden işçilere dönük sürekli biçimde insan hakları ihlalleri gerçekleştirilmesini sağlamaktan sendikacıların ve öğrencilerin faaliyetlerini bastırmak üzere kolluk kuvvetlerine çağrı yapacak denli aşırı girişimlerde bulunan Honduras Ulusal Özerk Üniversitesi’nin mevcut rektörü Julieta Castellanos da bulunmaktadır. Aynı şekilde, Honduras’ta iktidarı ele geçiren grupların içindeki kilit isimlerden biri olan eski üniversite rektörü ve Ulusal Parti üyesi politikacı Omar Casco da bu komisyonun üyesidir. Casvo’nun Honduras Anayasa Mahkemesi üyelerinin belirlenmesini sağlayan elitler komitesindeki rolü ise oligarşinin devlet iktidarını ele geçirmesi açısından kritik önemdedir. Yine darbeci Kardinal Oscar Andrés Rodríguez kol kola yürüyen ve darbecilerin çıkarlarını çeşitli zeminlerde korumakla meşgul olan ekonomist Sergio Membreño da bu komitenin üyesidir.

Ortada bir savunmasızlık durumu mevcuttur. Honduras ulusu, aynen yöneticileri darbenin işbirlikçilerinden Ramón Custodio ve Luís Alberto Rubí olan Ulusal İnsan Hakları Komisyonu ve Kamusal Savcılık Ofisi gibi devlet eliyle yaratılmış olan kurumlardan bir karşılık bulamamaktadır.

3. komisyonların, komitelerin ve bakanlıkların oluşturulması, Honduras’taki insan haklarını sözde garanti altına almak ancak aslında ihlallere en küçük kamu kurumundan başkanlığa kadar yasal kılıflar uydurmaktır; uluslar arası finansal kaynakları ülkeden kaçırmamak ve siyasal klientalizmi teşvik etmektir. Bu kurumlar aynı zamanda uluslar arası toplum nezdinde Honduras’ta bir şeffaflığın bulunduğuna ve mevcut hükümetin bir meşruiyeti olduğuna ilişkin bir algı yaratmayı hedeflemektedirler.

4. Kriminal devlet politikalarının bir parçası olan ve uluslarını yeniden var etmek adına mücadele veren Honduras halkına karşı işlenen siyasi cinayetler ve katliamlar, artık gündelik olaylar haline gelmiştir. Ortada hızlıca ve kolayca soruşturulabilecek, kamusal toplantılara sönük kitlesel saldırılar gibi muazzam insan hakları ihlalleri mevcuttur ancak Kamusal Savcılık Ofisi bunlardan birini dahi henüz soruşturmuş değildir.

5. Bize göre “Dokunulmazlığa Karşı Uluslararası Komisyon”, Honduras’ta ancak şu şekilde çalışabilir: Kamusal Güvenlik Bakanlığı’nın, Anayasa Mahkemesi’nin ve Kamusal savcılık Ofisi’nin işlevlerine son vererek, işe bunların siyasal soruşturmaların bir aracı olarak soruşturma yapmaya ve yalan hükümler yayınlamaya ilişkin yasal otoritelerini ellerinden almakla başlamalıdır. İktidardaki grupların yerlerinden edilmesini sağlamak üzere bütün Honduras halkının katılım sağlayacağı bir biçimde bu kurumların radikal bir dönüşümü acilen gerekmektedir. Eğer bu gerçekleşmezse, kendimizi paradoksal biçimde ülkedeki dokunulmazlığın sürdürülmesi amacına yönelik olarak uluslar arası kaynakların kullanılmasını teşvik ederken bulmamız olasıdır.

YAPILANLARI VE SORUMLULARI ASLA NE UNUTACAĞIZ NE DE AFFEDECEĞİZ!
Honduras Tutuklu ve Kaybedilen Aileleri Komitesi (COFADEH)

[UpsideDown World’deki İngilizce orijinalinden Soner Torlak tarafından Latinbilgi için çevrilmiştir]

Honduras: IMF boykota son verdi

Honduras: Öğretmenlerin Zaferi, direniş yükseliyor

1 milyon Honduraslı Kurucu Meclis talep ediyor

Honduras’da Toplu Mezarlık Bulundu

Posted in Honduras, İnsan Hakları | Etiketler: | Leave a Comment »

Abascal:‘Küba kapitalizm yoluna girmeyecek’

Posted by lahy 29/09/2010


Küba’daki gelişmeler üzerine Küba Komünist Partisi Merkez Komite üyesi, eski Türkiye Büyükelçisi Ernesto Gomez Abascal’la konuştuk.

Uygulanacağı açıklanan reform programının arka planı hakkında bize bilgi verebilir misiniz?
Devrim gerçekleştiğinden beri Küba  dünyanın en tehlikeli ve büyük gücüyle uğraşmak zorunda kaldı. ABD’ye karşı verilen mücadele ve ABD’nin uyguladığı abluka Küba’nın devrim sonrasındaki gelişiminde hayli belirleyici oldu. Kuşkusuz uzun bir süre Sovyetler Birliği’yle kurulan dostluk ilişkileri bu mücadelede ayakta kalmamızı sağladı. Bu süreçte bütün ekonomi devletleştirildi, yabancı şirketler lağvedildi. En küçük işletmeler de dahil her şey kamulaştırıldı. Tek kişinin çalıştığı kahvehaneler dahi bu kapsamda…

Küba’da özellikle hizmet sektöründe böyle çok sayıda küçük işletme bulunuyor. Son yıllarda devam eden tartışmaların sonucunda, toplumun bir fikir birliğine varmasıyla bu tür küçük işletmeleri özelleştirmeye verdik. Kastettiğim sokak köşesinde kahve satan, boyacılık yapan, genel olarak bir-iki kişinin çalıştığı dükkanlar gibi işletmeler. Daha önce bu insanlar devletten maaş alıyordu. Devlet bunun gibi bir-iki kişinin çalıştığı yüzlerce işletmeyi yönetmek durumunda kalıyordu. Sorunun bir kısmı bu…

Şimdi bu küçük dükkan sahiplerinin bu dükkanların sahibi olmasına izin vermeye karar verildi. Böylece bu kişilerin yaptıkları işe olan ilgilerini biraz daha artırabileceğimizi düşünüyoruz. Yaklaşık yüz elli kadar iş sahasında kendi hesabına çalışacak kişilere lisans vereceğiz.

İki temel sorunu çözmemiz gerekiyor: Birincisi verimlilik sorunu. Verilen hizmetlerin daha iyi olmasını sağlamamız gerekiyor. İkincisi de kendi hesabına çalışanların devletten maaş almalarını sonlandırmak, böylece yaptıkları işe daha fazla ilgi duymalarını sağlamak. Yaklaşık yüz bin kadar insanın bu kapsamda, buna özel sektör diyebilirsiniz, çalışmasını öngörüyoruz. Reform sürecinin bir kısmı bu…Batı  medyasının “Küba kapitalizme doğru yol alıyor” dedikleri bu. Oysa fabrikaları, önemli hizmetleri, bankacılık sistemini, madenciliği, haberleşme ve ulaştırma gibi sektörleri özelleştirecek değiliz. Bu tür büyük işletmeler ve hizmetler devlet mülkiyetinde olmaya devam edecek.

Reform paketinin bir diğer boyutu ise, bir süredir uygulanan, tarım sektörüne geri dönmek isteyenlere toprak verilmesi konusu… Küçük bir arazinin kişisel tarım faaliyeti için kullanılmasına izin veriyoruz. Çünkü büyük miktarda gıda ithal etmek zorunda kalıyoruz. Halbuki Küba’da pek çok şeyi üretmek için yeterli toprak var. Her şeyi yetiştiremeyiz, ama ithal ettiğimiz pek çok gıdayı üretebilme kapasitesine sahibiz. Örneğin pirinç; ihtiyacımızın yüzde 50’sini üretiyoruz. Ama yüzde 100’ünü üretebilecek toprağa sahibiz. Şu anda milyonlarca doları pirinç ithalatına veriyoruz. Bu nedenle üretkenliği artırmamız, daha fazla toprağın ekime açılmasını temin etmemiz gerekiyor. Devlet çiftlikleri bu sorunu çözecek kadar üretken değil. Bu nedenle toprağın bir kısmını kendi hesabına tarım yapanlara verip, daha fazla toprağın ekime açılmasını sağlamaya çalışıyoruz. Bu politika son iki yıldır uygulanıyor.

Reformun üçüncü kısmı kamu sektöründe verimliliği artırmak… Bürokraside çalışan çok sayıda insan var ve bu sayıyı azaltmamız gerekiyor. Bunun için insanların daha verimli çalışabilecekleri alanlara kaydırılması gerekiyor. Örneğin Küba Komünist Partisi’nde Merkez Komitesi’ne bağlı çalışan dört merkez var. Bunlar Latin Amerika, Asya, Orta Doğu ve Kuzey Amerika Çalışmaları merkezleri… Bu merkezlerden her birinde 20-30 kişi çalışıyor. Bu merkezlerin hepsinin kendi idaresi var, her bir idarede 2-3 kişi var. Şimdi partinin bütün bu merkezlerini birleştirip, tek bir idareciye bağlayacağız, bu merkezlerde çalışan 150 kişiyi de 75’e indireceğiz. Diğer kişileri ise başka işlere aktaracağız.

Kamuda çalışanlar isterlerse devlette başka işlerde, isterlerse küçük özel işlerde çalışabilecek. Böylece ekonominin farklı sektörleri arasında bir işgücü hareketi gerçekleşecek. Bunun kamudaki istihdamı daha verimli kılacağını düşünüyoruz.

Bu adımları yavaş yavaş atıyoruz, aceleye getirmiyoruz. Bütün bu adımlar insanların işsiz kalacağı anlamına kesinlikle gelmiyor. Batı medyası 100 bin kişinin işsiz kalacağını bu kesinlikle doğru değil. Sistemimiz işsizliğe izin vermiyor, vermeyecek de… Küba’daki sistem halkın düzeni; insanlara asla sırtını dönmeyen bir sisteme sahibiz.

Küba’da ekonomik sıkıntılar uzun zamandır var. Özellikle de Sovyetler Birliği’nin çözülmesiyle bu sıkıntılar arttı kuşkusuz. Peki, bu adımların şimdi atılmasının özel bir nedeni var mı? Buna bir de şunu ekleyelim: Fidel Castro uzunca bir süredir bir savaş olasılığı, hatta nükleer savaş olasılığı üzerinde duruyor. Böyle kritik bir dönemden geçtiğimiz tespit ediliyorsa, toplumda bazı huzursuzluklara da neden olabilecek adımlar atmak için doğru bir zaman mı?

Bu durumun nükleer savaşla hiç alakası yok, bu farklı bir tartışma… Küba’nın iktisadi sorunları uzun yıllardır devam ediyor ve biz yıllardır bu sorunları nasıl çözebileceğimizi tartışıyoruz. Parti içindeki tartışma uzun zamandır sürüyor ve şimdi bir fikir birliğine ulaşılmış durumda.

Sovyetler Birliği çözüldükten sonra Küba’daki ekonomik sorunlar derinleşti. Örneğin ülkenin temin etmesinde büyük zorluklar ortaya çıktı. Elektrik üretimi, ulaştırma, başka pek çok alan çöktü. 1991-1993 arasında Küba’da ve Küba Komünist Partisi’nde bu sorunları nasıl aşacağımız üzerine uzun tartışmalar yaptık. Yabancı sermaye çekerek, ama yabancı sermayeyi kontrol altında tutarak bu sorunları nasıl aşabiliriz diye düşündük. Turizmi teşvik ettik, petrol arama işlerini özelleştirdik, dolar dolaşımını yasallaştırdık. Hepsi büyük tartışmaların sonucunda gerçekleşti. Şimdiki durum da aynı… Bu kez ekonominin verimliliğini artırmak üzere uzun tartışmalar yaptık; bu yaklaşık beş yıldır devam ediyordu. Şimdi bir fikir birliği var ve adım atıyoruz.

Örneğin Çin’i, Vietnam’ı inceledik. Bu ülkeler piyasalarını bütünüyle açma yoluna gittiler. Küba böyle bir adım atamaz. Böyle bir adım atmayacağız, bir açık piyasa ekonomisine dönüşmeyeceğiz. Bu adımlarla ulusal ekonomimizin belki yüzde 5’ini piyasaya açmış olacağız, ama daha fazlasını değil. Reformdan sonra özel sektörün toplam hasıla içindeki payı yüzde 8-10 civarında olacak. Ekonominin büyük bölümü ve en kritik sektörler ise kamu mülkiyetinde kalacak: Sanayi, başlıca hizmetler, ulaştırma, madencilik, bankacılık, ithalat ve ihracat; bunların hepsi devletin tekelinde olmaya devam edecek.

Tarımda toprak dağıtımı politikasının bir süredir devam ettiğini belirttiniz. Elde edilen sonuçlara dair neler söyleyebilirsiniz? Bu politikanın etkisi ne oldu?

Henüz bir değerlendirme yapmak için yeterli süre geçmedi. Ancak gıda üretimi yavaş yavaş artıyor. Gıda kalitesi de arttı. Bunu daha iyi organize etmemiz gerekiyor. Örneğin ürünlerin kentlere nakliyesinin daha iyi örgütlenmesi gerekiyor. Ama tarımsal üretim artıyor ve çiftçiler daha iyi durumda…

Özel kişiler tarafından verilecek hizmetler üzerinde devlet fiyat ve kalite denetimleri yapacak mı?

Ben olacağını düşünüyorum. Ama bir yandan da böylesine küçük işletmeler üzerinde denetimi nasıl sağlayabilirsiniz ki? Bu esas olarak bu hizmetleri satın alanlar tarafından uygulanacaktır. Küçük dükkan sahipleri, boyacılar vs. arasında bir rekabet olacaktır ve bu da fiyatı etkiler.

Küba halkının reformlara tepkileri nasıl?
Bir fikir birliği var. Bu genel bir durum. Uzun yıllardır insanlar bir-iki kişinin çalıştığı küçük dükkanların devlet tarafından işletilmesini anlamlı bulmuyordu zaten. Sokak köşesinde kahve satan, baba-oğul veya karı-koca işletilen dükkanlardan söz ediyoruz. Bunun gibi dükkanları devlet nasıl kontrol edecek, nasıl verimli kılacak? Bununla ilgili sorunlar vardı. Şimdi bu insanlar devlete vergi verecekler, dükkanların verimli çalışıp çalışmadığı ise kendi sorunları olacak. Bu tür küçük işletmelerin devlet tarafından işletilmemesi konusunda toplumda genel bir kanaat zaten vardı.

Reformlarla özel sektörün üretiminin toplam hasıla içinde yüzde 8-10 civarında olacağını söylediniz…
Tam rakamdan emin değilim, ama aşağı yukarı o kadar…

Fakat basında reformların önemli sayıda insanı etkileyeceği belirtiliyor. Yaklaşık 1 milyon kişinin özel işletmelerde çalışacağı yolunda iddialar var…

Bunlar spekülasyon… Hiç kimse kaç kişinin özel sektörde çalışacağını bilmiyor şu anda. Bunlar tahminler ve spekülasyonlar… Kaç kişinin kamu sektöründen özel sektörüne geçeceğini henüz bilmiyoruz. Şu anda kamuda çalışan insanların bir kısmı özel sektöre değil, kamuda bir başka işe geçecek. Dolayısıyla ne kadar insanın özel sektöre geçeceğini şimdiden söylemek mümkün değil.

Yabancı yatırımlar konusunda adım atılacak mı? Yabancı yatırımların kapsamının genişlemesi gibi bir durum söz konusu mu?
Hayır, genel olarak bir değişiklik olmayacak. Sanıyorum 1994’te kabul ettiğimiz bir yasa var bu konuda, bu yürürlükte olmaya devam edecek. Genel olarak yabancı yatırımlara yalnızca sermaye açığımızın olduğu alanlarda veya kendi kaynaklarımızla geliştiremediğimiz teknolojilerin transferine ihtiyaç duyduğumuz sektörlerde izin veriyoruz.

Turizmde yabancı yatırımlara izin veriliyor, çünkü yurtdışında ortaklar bulunmasını gerektiriyor. Hava yolu şirketleri, büyük oteller gibi… Yabancı sermayeyle ortaklık kurduğumuzda, yabancı şirketler mutlaka Küba devletiyle bir ortaklık kurmak zorunda oluyor. Yine madencilikte yabancı sermaye ile ortaklığımız var. Nikel üretimi konusunda Kanadalılarla ortağız. Anlaşmaya göre onlar Küba’daki nikelin yüzde ellisi üzerinde, biz de Kanada’daki nikelin yüzde ellisi üzerinde hak sahibiyiz.

Bunun dışında petrol çıkarımı konusunda daha fazla yabancı sermayeye gereksinimimiz var. Özellikle denizden petrol çıkarmak konusunda makinelere ve teknolojiye gereksinimimiz var. Bu işe sanıyorum 12 kadar yabancı şirket ortak. Bunlar dışında yabancı yatırıma izin söz konusu değil.

Küba’nın kapitalist restorasyon yoluna girdiğine ilişkin söylentiler konusunda neler söyleyebilirsiniz?
Bu söyleşiye “Küba kapitalizm yoluna girmeyecek” diye başlık atabilirsiniz. Sosyalist kazanımlarımız bizim için çok şey ifade ediyor. Sosyalizm, Küba’nın ulusal bağımsızlığı anlamına geliyor. Ulusal bağımsızlığımızdan vazgeçmeyeceğimizden emin olabilirsiniz. Kapitalist restorasyon gerçekleşirse ilkin ulusal bağımsızlığımızdan olacağımızı biliyoruz, çünkü bu durumda ABD bir kez daha Küba’nın elinde ne var ne yoksa derhal alır.

İkincisi , sosyalizm bütün halkın eğitim alması anlamına geliyor. Yüksek eğitim düzeyi, herkesin okur-yazar olması; sosyalizmle bunları sağladık. Üçüncüsü, etkili bir sağlık sistemi… Herkesin kendi evine sahip olması, hiç kimsenin sokakta kalmaması… Herkesin sosyal güvenlik sistemi tarafından kapsanması, 65 yaşını geçen bütün Kübalıların emeklilik hakkının olması… Bütün bunlar sosyalizmle oldu.

Küba’da suç yok, uyuşturucu ticareti yok, mafya yok. Meksika’da neler olduğuna bir bakın; iç savaş var. Küba’da bir kapitalist restorasyon olursa neler olacağının bir örneğidir bu: Meksika’dan beter bir mafya hakimiyeti ortaya çıkar. Devrimden önce Küba mafyanın, uyuşturucu ticaretinin cennetiydi! Şimdi ise istediğiniz saatte Küba sokaklarında rahatlıkla dolaşabilirsiniz. Latin Amerika’nın neresinde bu söz konusu? İnsanların güvenliğinin, huzurunun sağlanması; bunları da sosyalizme borçluyuz.

Açlığın olmaması, her ailenin ihtiyacını karşılayacak kadar gıdaya erişebilmesi… Oysa Latin Amerika nüfusunun büyük bir kısmı açlıkla boğuşuyor. Köylülerin ekecek toprağı yok. Biz sosyalizmle bunları sağladık. Sosyalist Küba’yla kapitalist Latin Amerika’yı her gün karşılaştırmalıyız. Sosyalizm her açıdan çok daha üstün bir düzendir, çok daha iyi durumdayız. Meksika’da toplumun yüzde 10-15’inin parası olduğunu, çocuklarını özel okullara yollayabildiklerini, arabalarının ve evlerinin olduğunu görebilirsiniz. Peki, nüfusun geri kalan yüzde 85-90’ı hangi koşullarda? Latin Amerika’da kadınların durumu nedir, yerlilerin durumu nedir, zenci halkın durumu nedir? Oysa biz bu sorunların hepsini çözdük. Yerli halkın, zencilerin, kadınların eşitliğini sağladık ve sağlamaya da devam edeceğiz. Bizim sistemiz daha üstün.

Röportaj için teşekkür ederiz.

Ben çok teşekkür ederim

Kaynak: Bizim Amerika

Küba: Kapitalizme giden yolları kapamak ve yeni sosyalizme açılmak -Narciso Isa Conde*

Havana’dan Mektuplar: Fidel Castro’nun söylediklerinin anlamı

Küba: 500.000 kişi işten çıkarılırken Sendika’nın rölü

Küba’da kapitalizmin yeniden inşası

Fidel Castro: ”söylediklerim yanlış yorumlandı”

Goldberg yorumunda ısrarlı

Posted in Küba, Söyleşi ve Görüşmeler | Etiketler: , | Leave a Comment »

Meksika’nın güneyinde büyük heyelan felaketi

Posted by lahy 29/09/2010

Oaxaca eyaletinde selOaxaca dahil Meksika’nın bazı bölgelerinde bu yıl rekor yağışlar oldu

Meksika’nın güneyindeki Oaxaca eyaletinde meydana gelen heyelanda en az 100 ev toprak altında kaldı. 600 kadar insanın toprak altında kalmış olmasından korkuluyor.

Santa Maria Tlahuitoltepec kentinde şiddetli yağış sonucu dağlık alanda sabaha karşı meydana gelen 200 metre genişliğindeki heyelandan kaç kişinin etkilendiği henüz bilinmiyor.

Ancak eyalet vadisi 600 dolayında insanın toprak altında kalmış olabileceğini bildirdi.

Kötü hava koşulları yüzünden kurtarma çalışmaları gecikmeli olarak yürütülüyor. Yöredeki pekçok yol geçit vermiyor.

Oaxaca Valisi Ulises Ruiz, bölgeye çok fazla yağış düştüğünü, ırmakların taştığını, yolların heyelan altında kalmış olması yüzünden bölgeye ulaşılamadığını, telefon bağlantısının da kesik olduğunu açıkladı.

Ruiz, belediye yetkililerinin kendisine uydu telefonu aracılığıyla, 100 ile 300 arasında evin toprak altında kaldığını bildirdiklerini; o saatte 500-600 kişinin evlerinde uyuyor olabileceğini söyledi.

10 bin nüfuslu kentte tam bir karmaşa yaşandığı belirtiliyor.

Santa Maria Tlahuitoltepec sakinlerinin, hayatta kalmış kişileri aramaya başladıkları kaydediliyor.

Oaxaca dahil, Meksika’nın kimi bölgeleri kayda geçmiş en yağışlı mevsimlerden birini geçirmekte.

En az dört eyalette sağlık ekipleri, polis, asker ve donanma görevlileri seferber edildi; birçok yardım görevlisi, kurtarma çalışmalarında yararlanılan köpekler ve ağır iş makinalarıyla felaket bölgesine sevkedildi.

Meksika Cumhurbaşkanı Felipe Calderon’un bugün heyelan bölgesini ziyaret etmesi bekleniyor.

Santa Maria Tlahuitoltepec, Sierra Juarez sıradağları arasında yer alan, sömürge döneminden kalma yapıları ve arkeolojik alanlarıyla tanınan bir kent.(BBC)

Posted in Genel Haberler, Meksika | Etiketler: | Leave a Comment »

Venezüella: Ulusal Meclis’e yalnızca 24 kadın vekil seçildi

Posted by lahy 29/09/2010

Venezüella’da 26 Eylül’de yapılan seçimlerde Ulusal meclis’e yalnızca 24 kadın vekil seçildi. 98 milletvekilliği elde eden PSUV 18 kadın vekile sahipken, 65 vekillik elde eden muhalefet cephesi (MUD) 6 kadın vekile sahiptir.

Venezüella’da sosyal mücadele ve örgütler içerisinde ön saflarda yer alan, Komün konseylerinden halk meclislerine kadar bir dizi kitle örgütünde sözcüler (yöneticiler) oarak yer alan  kadınlar Ulusal Meclis’de gerektiği gibi temsil edilmiyorlar. Kadınlar yeni ve aşağıdan yukarıya örgütlenen kitle örgütlenmelerinde ön saflarda yer alır, bir çok örnekte üye ve yöneticilerin çoğunluğunu temsil ederken geleneksel bir kuruluş olan Ulusal Meclis bu gelişme ile taban tabana zıt olan bir tablo ile karşılaşıyoruz.

Ulusal Meclis’in en genç üyesi  23, en yaşlı üyesi ise 77 yaşındadır; her iki üyede PSUV’u temsil ediyorlar. PSUV vekillerinin yaş ortalaması 48’dir. Muhalefetin yaş ortalaması ise 50’dir.

PSUV Meclis grubunda erkeklerin oranı yüzde 81.63 iken, muhalefet grubunda bu rakam yüzde 89.23’e çıkıyor.

Venezüella’dan İzlenimler: Goçalar, kadınların mücadelesi

Posted in Kadın Hakları ve Hareketleri, Venezuela | Leave a Comment »

İranlı blok yazarı Hüseyin Derakhshan’a 19 yıl hapis cezası verildi

Posted by lahy 29/09/2010

İranlı blok yazarı  Hüseyin Derakhshan’a devlete karşı faaliyetlerde bulunduğu gerekçesi ile 19 yıl hapis cezası verildi.

Iran‘da ”blokların babası” olarak tanınan 35 yaşındaki Derakhsan 2008 yılında yurtdışından döndükten sonra tutuklanmıştı.

Düşman devletlerle işbirliği yapmak, sisteme karşı propoganda, karşı devrimci grupları övme, İslami düşünce ve dini otoritelere hakaret ve ahlaksız websiteleri yönetmekten suçlu bulunmuşdu. Yakın zaman önce yayınlanan haberler Tahran Devrim mahkemesinde ki savcıların ölüm cezası istediği bildirmişti.

Hossein Derakhshan Derakhshan rejim karşıtı eylemcilere özellikle bloklar ve podcasting’in Farsi dilinde nasıl kullanılacağı öğreterek yardımcı olmuş idi.

Mashreqnews.ir haber ajansı cezayı duyururken Derakhsan’ı ‘karşı devrimci” blokçu olarak nitelemdirdi.

Hüseyin Derakhsan’ a hapis cezası dışında 40.000 dolara yakın para cezası verildi.

İranli otoriteler dün reform yanlısı iki gazeteyi- Andisheh-e No günlük ve Bahar Zanjan — görevlilelere hakaret eden yazılar yayınladıkları gerekçesi ile kapattı.

kaynak:  The Guardian, Iran hands ‘blogfather’ jail term

İranlı blok yazarı Hüseyin Derakhshan ölüm cezası ile karşı karşıya

Posted in İnsan Hakları | Etiketler: , | Leave a Comment »

Kolombiya ”demokrasisi” işbaşında: Senatör ve insan hakları savunucusu cezalandırıldı

Posted by lahy 29/09/2010

Erin Rosa

Başsavcı, muhalefet lideri Piedad Cordoba‘yı Senato’dan atmak için şüpheli delilleri gerekçe gösterdi.

Kolombiya’nın Başsavcısı Alejandro Ordóñez Maldonado, senatör Piedad Cordoba’yı Senato’dan attığını ve  kamu hizmetine girmekten onsekiz yıl boyunca yasakladığını açıkladı.

Liberal Parti’nin bir üyesi olan ve hükümetin uyuşturucu savaşlarını sert bir şekilde eleştiren Sen. Piedad Cordoba, Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri(FARC) üyelerine yardım ettiği gerekçesi ile cezalandırıldı.

Piedad Cordoba herhangi bir suçtan dolayı mahkemeye verilmedi, ve ona karşı kullanılan ve şaibeli olan tek delil hükümetin, 2008’de, bir gerilla kampına yaptığı bir baskından sonra bulduğu bir bilgisayarda bulunan dijital belgelerden geliyor. O zaman Kolombiya hükümeti FARC liderlerinden Raul Reyes’in dizüstü bilgisayarını ele geçirdiğini duyurmuştu.

Hükümetin bilgisayarı sözde ele geçirmesinden sonra, baskın hakkındaki açıklamaları da durmaksızın değişti. Bulunan bilgiyar disklerinin sayısı hakkında değişik rakamlar verildi. Kolombiya güvenlik kuvvetleri disklerin araştırma için INTERPOL’a vermeden önce incelediğini açıkladı. Bilgisayarın nereden geldiğine, kime ait olduğuna ve dokümanları bilgisayara kimin koyduğuna dair tek bir gerçek delil yoktur.

Piedad Cordoba  uzun yıllardır ABD’nin desteklediği anti-uyuşturucu oprerasyonlarını eleştirerek, bu operasyonların sayısız  cinayet ve  ülkenin polis ve paramilitari güçleri tarafından gerçekleştirilen     insan hakları ihlallerine yol açtığını söyledi. Narco News ile 2004 yılında yaptığı görüşmesinde, Piedad Cordoba  “ Hergün kriz daha da derinleşiyor. Tartışılmaz bir şekilde uyuşturucu ve bununla birlikte sefalet ve yoksullukla da bağlantılı olan bir   probleme askeri bir çözüm aramaya karar vermiş olan kişiler vardır.” demişti.

Ek bilgi:

Piedad Cordoba’nın görevinden alınması Kolombiya hükümeti’nin ülkedeki 40 yıldan fazla süren savaşa barışcıl bir çözüm aramak niyetinde olmadığını gösteriyor. ABD’den aldığı mali, teknik ve askeri destek nedeniyle FARC EP güçlerine karşı başarılı operasyonlar gerçekleştiren Kolombiya hükümeti Senator Cordoba’yı keyfi bir şekilde görevinden alarak savaş yanlısı bir tutum izlediğini bir kez daha belgeledi.

İnsan hakları savunucusu olarak tanınan 55 yaşındaki Cordoba, FARC-EP ile gerçekleştirilen esir değişimine ilişkin müzakerelerde arabuluculuk yapmış ve geçtiğimiz yıl Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmişti.

Bir basın açıklaması yayınlayan Piedad Cordoba, ” bu eylem, son oniki yılda bana karşı yapılan politik baskı ve zülmün bir örneğidir” dedi.

Piedad Cordoba’ya dayanışma mesajları için::

piedadcordobaruiz@gmail.com

senadora@piedadcordoba.net


Comunicado de la senadora destituida por la Procuraduría “Es una muestra más de la persecución política que vengo sufriendo”

Posted in Kolombiya, İnsan Hakları | Etiketler: , | Leave a Comment »

Chávez: ”Önemli bir zafer kazandık”

Posted by lahy 28/09/2010

Pazar günü yapılan seçimler sonrasında bir basın toplantısı düzenleyen Başkan Hugo Chávez, ” önemli bir zafer”  elde ettiklerini vurguladı.

Chávez,  Venezüella Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV)un 5,42 milyon oy almasına karşılık, Birleşik Demokratik Muhalefet’in  5.32 milyon oy aldığı belirterek, muhalefetin oyların yüzde 52’sini kazandıkları şeklindeki iddialarını red etti. Muhalefet,( Birleşik Demokratik Birlik (MUD))  65 vekillik kazanırken PSUV 98 vekillik kazandı.

Chávez, ” Gerçekler ortadadır: PSUV  5.422.060 oy alırken, onlar (MUD) 5.320.175 oy aldılar.”  Chavez, muhalefetin kendi seçim bloklarında yer almayan  Halkın Seçim Hareketi (MEP), Tupamaros ve  Herkes İçin Vatan (PPT)’ gibi küçük partilerinin aldığı 520.514 oyu kendi hanelerine yazdıklarını vurguladı.

Chávez muhalefetin seçim sonuçlarını bir zafer gibi göstermesinin ” yalan ve manipülasyon” olarak niteleyerek muhalefet ve yorumcularının yalan söylemeye alışık olduğunu söyledi.

Başkan Chávez sosyal, ekonomik, politik, teknolojik programlar ve  toplumsal entegrasyonun hızlandırlması gerektiğini belirtti.Bu nedenle konut sorununu en önemli sorun olarak ele alacaklarını söyledi. Halkın iyi standartlara sahip evlerde yaşaması için gerekli kaynakların sağlanmasını bakanlardan istedi.

Chavez seçimlerden dolayı Venezüella halkı ve görevli kurum ve kişileri kutlayarak, muhalefet’in  “ Daha ne zaman burada, Venezüella’da bir diktatörlüğe doğru yürüdüğümüzü tekrar edip duracağını”  sordu.

Başkan, 2005 seçimlerini boykot eden muhalefet’in 26 Eylül seçim sonuçlarını kabul etmesini, ” devrimin bir zaferi” olarak niteledi. ”Bu nedenden dolayı PSUV militanları seçimleri kaybettiğimiz bölgelerde moral bozukluğuna uğramamalı ülkemizde sosyalizmin inşası için çalışmalarını derinleştirmelidir” dedi.

Muhalefet’in parlamentoya geri dönüşlerini  Chávez’in sonunun geldiği şeklinde yorumladığını hatırlatan Chavez, ” karşı devrimci Birleşik Muhalefet Cephesi’nin seçimlere gidip karşılaşmamız için 2012 yılını beklemesine gerek yok, onları beni görevden alacak bir referendumu gerçekleştirmek için imza toplamaya davet ediyorum” dedi.

Uluslararası destek

Chavez’in seçim sonuçları hakkındaki tespitleri uluslararası yorumcular tarafından da desteklendi:  The Guardian, bazı uzmanların muhalefetin oy oranını yüzde 49.6 olarak saptadığını yazdı.

”’Doğu Üniversite’sinden politik analizci Steve Ellner, ”  Yüzde 50-50 olarak bölünmüş bir ulus gibi gözüküyor ve bu muhalefeti güçlendirecektir.  Eğer Chávez oyların yüzde 53 veya 54’ünü kazansa idi, meclis’i kontrol etmesi konusunda kimse bir şey diyemeyecek idi….Ancak Başkan’ın sahip olduğu çoğunluk sosyalist  programını yürürlükte tutacak. Bu sonuç bir yavaşlamaya yol açabilir ancak onu iş yapamaz hale getirmeyecektir” dedi. (Chávez weakened by elections, The Guardian)

Posted in Seçimler, Venezuela | 1 Comment »

Şili: Mapuche temsilcileri hükümetle görüşmeleri erteledi

Posted by lahy 28/09/2010

34 Mapuche tutuklusunun sözcüleri pazar günü, Şili Hükümeti’nin yaptığı öneriyi red ederek devlet ve Katolik kilisesi temsilcilerinin arabulucu olarak katılacağı üçüncü toplantıyı ertelediler.

Hükümet, cumartesi günü yapılan toplantıda  açlık grevlerine son verilmesini istedi, sözcüler ise bu talebi red ettiler.

Güney Şili’den gelen Mapuche temsilcileri aynı bölgedeki Victoria kasabasında buluşarak hükümetin son önerisini ve çözüm yollarını  tartıştılar.


Başkan Sebastián Piñera’nın hükümeti  antiterrorist yasanın uygulanmayacağını, yalnızca ceza kanunun uygulanacağını bildirdi. Ancak, halen yürürlükte bulunan ve Mapuche yerlilerinin hem askeri hemde sivil otoriteler tarafından yargılanmasını sağlayan antiterörist yasada bir değişiklik yapılarak, düzeltilmesini red etti.

Sözcülerden Natividad Llanquileo, hükümetin teklifini red ettiklerini ancak, görüşmelere devam edeceklerini duyurdu.Pazar günü, aralarında Noam Chomsky,  Norman Finkelstein ve Elena Poniatowska gibi akademisyen ve yazarların bulunduğu bir grup bir duyuru yayınlayarak Şili’li otoritelerin Mapucheli mahkümların açlık grevi karşısında gösterdiği ” tehlikeli kayıtsızlığı” protesto ettiler.

Mapuche halkına Venezüella’dan destek

Bolivya’da İkili Muhalefet Olasılığı

Mapuche: ”Açlık grevi en son sonuçlarına ulaşıncaya kadar sürecektir” 20.09.2010

Şili’de muhalif milletvekilleri Mapuche tutuklularının açlık grevine katıldı

Pachamama Ve Gelişme: Latin Amerika’nın Geleceğine İlişkin Karşıt Görüşler – Benjamin Dangl

Şili: Tutuklu Mapuche çocukları açlık grevinde

Posted in Yerli Hareketleri, Şili, İnsan Hakları | Leave a Comment »

Venezüella’da Fabrika Konseyi ve İşçi Kontrolu:Grafitos de Orinoco

Posted by lahy 28/09/2010

Bolivarcı devrim ilk günlerinden itibaren işverenlerin ekonomik sabotajı ile karşılaştı, Hugo Chavez’in çağrısının ardından işçiler fabrikaların bazılarını işgal ederek işçi kontrolü altında fabrikaları işletmeye başladı.  Aşağıda işçi kontrolü deneyimlerinden birinin kısa bir özeti yer alıyor:

Grafitos del OrinocoSekiz ay önce kimse Venezüella’nın güneyinde ki Grafito de Orinoco isimli küçük fabrika’nın Guyana ve Venezüallalı işçiler için işçi kontrolunun bir örneği haline geleceğini tahmin edemezdi.  İşviçrelilerin sahip olduğu bu fabrika Latin Amerika’da ki en büyük çelik fabrikası olan SIDOR için  anthracite ve sıvı graphite, graphite delme parçaları üretiyordu. Ekim 2009’da fabrika sahipleri ile işçiler arasında, işverenin iflas ettiğini ilan edip, ücret ve diğer yardımları ödememesi üzerine ihtilaf başladı.

Henry Escalona, William Ravelo ve Cesar Barreto, ve diğerleri tarAfından yönlendirlen sendika Sintra Grafitos del Orinoco fabrikayı işgal ederek 8 ay sürecek bir mücadele başlattı. Sonuçta hükümet ve Başkan Chavez fabrikayı ulusallaştırarak, devlet ve işçi kontrolü altında  yeniden üretime başladı. Daha ilk baştan itibaren işçilerin fabrikayı yönetmesi temelinde üretimin yeniden yapılandırılması ve bütün kararların fabrika konseyi tarafından alınması kararlaştırıldı. Fabrikanın üretim aşamasındaki ve ofislerindeki işçilerin yaptığı seçimlerle, Rus devrimi sırasında kurulan konseylere benzeyen bir fabrika konseyi kuruldu

Grafitos del Orinoco işçilerin fabrikaları nasıl yöneteceğinin bir örneği haline geldi. Ulusallaştırılmasından bu yana üretici kapasitesinin yüzde 80’i kullanılmaya başlandı; üretim SIDOR, Orinoco demir ve Venelum ile ilişkilendirildi.  İşçilerin almadıkları sekiz aylık maaşları ve yemek kuponları ödendi; çocukları için okul malzemeleri dağıtıldı. Bütün bu başarıların sahibi işçilerin yönetimidir; devlet yada özel bankalardan bir borç almadan  başarıya ulaştılar.  Ayrıca, şirketin hesapları açılarak kapitalist şirket sahiplerinin işçileri sömürerek ve aşağılayarak nasıl aşırı ölçüde kazanç sağladığı sergilendi.

Grafitos del Orinoco’nun geleceği işçiler tarafından belirlenecektir. Sosyalizmin inşasının bir gerekliliği işçilerin üretim araçlarının mülkiyetine sahip olmasıdır; Komutan başkan Hugo Chavez’in önderliğinde bolivarcı devrimin başarıya ulaşması ve sömürülen dünya için bir umut haline gelmesi için bu görevin yerine getirilmesi gerekiyor.
(26 Eylül seçimleri öncesinde Grafitos del Orinoco işçileri tarafından yazılan bu bildiri Hands off Venezuella kampanyası tarafından yayınlandı.)

Posted in Venezuela, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: