latin amerikan haber yorum

Archive for the ‘İşçi Hareketleri-Sendikalar’ Category

Arjantin: Bu hastane emekçilere aittir! = Delil Delali

Posted by lahy 27/12/2011

Delil Delali -ANF

Buenos Aires

Kriz baş gösterdiğinde yılların getirdiği sorunlarla birlikte ülke çökme noktasına geldi. Büyük buhranda hemen hemen bütün sektörlerde yaşanan çöküntü, onbinlerce insanın işsiz kalmasına yol açmıştı. Kriz ortamında iflasın eşiğine gelen dev sermayeli birçok fabrikaya çalışanları el koyarak üretime devam edip kendi yaşamlarını idame etmeyi başardılar. Ama fabrikaların dışında farklı bir sektörden çalışanları tarafından yönetimine el konulup çalışmasını sağlayarak dikkat çeken bir kurumlardan biri de İsrail Hastanesi’ydi.

Çeşitli nedenlerden ötürü, iflas etmiş bir fabrikanın yada işyerinin kendi çalışanları tarafından yönetimine el konularak, yeniden işlevsel hale getirilmesi ve ekonomik çarkın patron gücü ile değil, bizzat emekçilerin el birliği ile yarattığı değerlere sahip çıkmasıyla başladı. İlk kez, 1920’de İtalya’da başlayan hareket, Mayıs 68 Fransa’sın da adından sıkça söz ettirmiştir. Daha sonraki tarihlerde, Federal Almanya, İsviçre, İspanya, Meksika, ABD, Çekoslovakya, Uruguay ve Arjantin gibi dünyanın bir çok ülkesinde gündeme gelen hareket, emek bakış açısının söz sahibi olduğunda zorlukları nasıl aşabildiğini, sermayecilerin bile hayretle tanık olduklarını göstermiştir.

Adidas, Benetton, Gucci gibi dünyanın birçok ünlü fabrikalarının yönetimine emekçiler tarafından el konulması bir noktadan sonra anlaşılabiliyor olsa da, devlet tarafından desteklenen uluslararası bir hastanenin, emekçilerin yönetimine geçmesi pek alışıldık bir durum değil günümüz koşullarında. Arjantin’in en eski kurumlarından biri olan İsrail Hastanesi’nin 44 yıllık emekçisi ve Konsey Üyesi Dr. Clemente Quintana Saucedo, ANF’ye, hastanenin yeniden hayata dönme sürecini anlattı.

* Öncelikle buranın İsrail Hastanesi olmasının hikayesi nedir?

İsrail Hastanesi, 1900 yılında Arjantin’e göç etmiş Yahudi topluluğu tarafından Dr. Alejandro Zabotinsky önderliğinde kuruldu. Hastanenin kuruluş amacı Arjantin’e göç etmiş, dil sorunu yaşayan Yahudi topluluğuna hizmetti. Daha sonraki süreçte bünyesinde barındırdığı dünyanın en iyi doktorların (ki bunlardan biri dünyaca ünlü Dermatolog Dr. Aron Caminsky) etkisiyle Arjantin’in en önemli hastanesi konumuna gelmiştir. Başkan Yrigoyen, General Peron vb. gibi önemli birçok devlet adamını konuk etmiştir. Kariyerinde eğitim hastanesi olma özelliğini taşıyan İsrail Hastanesi, çok uzun yıllar Yahudi toplumu için ciddi bir kazanç kapısı da olmuştur. 400 yatak kapasiteli hastane, ben işe başladığım 1968 yılında toplamda 1350 çalışanı ile yılda 100 bin hastaya hizmet vermekteydi.

1976 askeri darbesi döneminde dahi, hiçbir aksama olmadan hasta kabulüne devam ettik. Ancak 83 yılında yeniden demokrasiye döndüğümüzde, sendikacılık ülke içinde tekrar kurumlaşmaya başlamıştı ve hastanemizde de bu süreç kısa zaman içinde hayata geçirildi. Bu ilk başlarda emekçiler için sosyal bir güvence olmasından kaynaklı başarı olarak görülse de, kötü sendikacılığın en iyi örneğini bizzat yaşayarak öğrendik. Tamamen patron yanlısı bir politika izlediler. Çünkü bunda ciddi bireysel çıkarlar söz konusu idi. Hastaneyi taşeronlaştırmaya başladılar. Bazı iş adamları hastaneyi almak istiyorlardı. Niyetleri tam olarak hastaneyi satın alıp iflasını verdikten sonra devletten bunun bedelini almak ve hastaneyi vakıf adından çıkararak yeniden şahıs olarak sahip olmaktı.

* Peki bu vakfın bir amacı yok muydu? Neden hastaneyi özelleştirmek istediler ve bu durum, Yahudi toplumu tarafından nasıl karşılandı?

Kesinlikle biz de aynı soruyu sorduk. Bu hastanenin kuruluş amacı hizmetti ve en önemlisi, Yahudi toplumuna destek olmaktı. 1980 sonrası tamamen bu amacından saptı. Bana göre bir kaç nedeni vardı; bunlardan biri de artık ekonomik özgürlüğüne tamamen kavuşmuş olan cemaat, hastanenin sorumluluğundan kaçmaya çalışıyordu, kendi halkına hizmeti angarya olarak görmeye başlamışlardı ve vakıf kontrolünde olan hastaneyi sömürmek hiç de kolay değildi. Demek istediğim kolay yem bulamadıkları için işin içinden çıkmaya çalışıyorlardı. Bu bireyci tutum, bir süre sonra hastaneyi araştırma ve eğitim statüsünden uzaklaştırdı. Arjantin’in en önemli hastanesi, kendi içinde ciddi bir krizle karşı karşıya kalmıştı. Yahudi cemaati de artık hastaneyi gözden çıkarmıştı hatta hiç Yahudi hasta gelmemeye başlamıştı. Bizi krize götüren süreç asıl o zaman başlamıştı. Yani 1983-90 yılları arasında bir kriz içindeydik zaten.

SENDİKA İŞÇİLERİ SÜREÇ DIŞINA İTMEKLE MEŞGULDÜ

* Bahsettiğiniz kriz ekonomik krizden ziyade bir yönetim krizi. Sendikanın buradaki rolü neydi ve rolünü nasıl oynadı?

Az önce belirttiğim gibi işçilerin tarafında olması gereken sağlık sendikası tamamen patronlar arasında dönen dolapları örtbas etmek ve çalışanları bu sürecin dışına itmekle meşguldü. Oysa hastane içinde dönen her oyunu bizlerle paylaşması ve buna karşı tedbir alması gerekirdi. En nihayetinde biz bu hastanenin çalışanlarıyız ve işimizi her an kaybedebilirdik. Sendikanın oynadığı tek rol, bizleri kandırmaca üzerineydi ve biz bunu çok geç fark ettik.

* Ekonomik krize gelecek olursak nasıl karşıladınız 2001 krizini?

Bakınız dünyanın hiçbir yerinde kriz pat diye gelmez. Bunun gelişim süreci vardı ve toplum bunu seneler öncesinden hissetmeye başlamıştı. Ülkede özelleştirilmedik kurum bırakmadı dönemin hükümeti. Havaalanından tutun, belediyeciliğe ve aklınıza gelebilecek ne varsa sattılar. Ülkeyi soyup soğana çevirdiler. Patronların yönetmeye başladığı bir ülkede kriz olmaması mucize olmaz mıydı? Ülkeyi de tıpkı hastanemizde dönen oyunlarla krize sürüklediler. Çünkü bir krizden en karlı ancak patronlar çıkar. Ucuz iş gücü, uzun çalışma saatleri ile tekellerini daha da kurumsallaştırırlar. Bunu başarmalarının yolu da krizde olan bir ekonomiyi kullanmaktır.

2001 krizinde hastane olarak hizmet vermeye devam ettik. Sonuç itibariyle biz ‘ticari bir kurum’ değiliz, işimiz sağlık. Sağlık, iş alanları içinde hassas bir özelliğe sahiptir. Ancak çalışanlar olarak sancılı bir süreç yaşadık. Paralarımızı toplu olarak alamıyorduk. Bir şekilde idare ederek süreci atlatacağız umudunu taşıyorduk. Aksi halde işimizi kaybetmek hele böyle bir süreçte büyük bir riskti ve biz bu riski göze alamazdık. Tam üç yıl boyunca böyle sancılarla devam ettik çalışmaya.

ISYAN ETMEKTEN BAŞKA ÇAREMIZ YOKTU

* Peki işgal süreci nasıl başladı ve neydi sizi bu sürece zorlayan?

2004 yılı Temmuz ayındaydık. Son 6 ayda hiç kimse para alamıyordu ve isyan etmekten başka hiç bir çaremiz yoktu. 15 Temmuz günü hepimiz bir araya gelip yönetimin kapısına dayanmıştık. Aslına bakarsan o gün isteyeceğimiz şey; bize bir miktar para ayırmalarıydı! Çünkü evimizde yiyecek ekmeğimiz yoktu. Ancak yönetim bizi kapıdan kovdu. ‘İşinize gelmiyorsa’ diyerek kapıyı göstererek bize yol vermişti. Bu işi kolay bırakmayacağımızı bilmekle beraber işin içinden nasıl çıkacağımızı bilemez haldeydik. Aramızda bir arkadaşımız gidip doktor Caro ile görüşmemiz gerektiğini söyledi. Doktor Caro, 2001 krizinden sonra Arjantin’de işgal edilen fabrikaların hareketinin lideriydi. Bir şekilde kendisine ulaşıp durumu izah ettik. Doktor Caro, bize işimizin zor olduğunu söyledi, zira söz konusu olan bir fabrika değil bir hastaneydi!

Ama yine de savcıdan randevu alıp olayı bir de olduğu gibi savcıya anlatmamızı istemişti. O gün içinde birkaç tane iş arkadaşımızla birlikte iş elbiselerimizle savcı ile görüşmeye gittik ve durumu izah ettik. İşin aslı yasal olarak hiç bir dayanağımız yoktu. Çünkü Arjantin anayasasında buna izin veren herhangi bir yasa yoktu. İyi olan taraf ise bunu yasaklayan bir yasa da yoktu! Eyalet meclis kararı ile mümkün olabiliyordu. Bu süreçte bir çok eyalet milletvekili ile görüştük, onlardan destek istedik. Sonuç itibari ile Temmuz 2004 sonunda işgal sürecini resmen ilan ettik ve olaya savcılık tarafından el konuldu.

Olaydan yaklaşık 4 ay sonra yani Kasım ayında meclisin çıkardığı hastaneye özel ek bir yasa ile İsrail hastanesi resmen işçilere devredildi. Biz de kooperatifleşme sürecimizi hızla işleme koyup hastane meclisi ve yönetim konseyini seçtik. Kasım ayında yeniden hizmet vermeye başladık. Tabii bu sefer çok farklıydı.

ÖZ YÖNETIM VE DAHA ÇOK ÖZVERİ!

* Neydi farklı olan?

Bakın size hastanenin sahibi olduğumuz ilk iş gününü anlatayım. Sabahın erken saatlerinde işe başlamadan herkes bahçede bir araya geldi ve hepimiz birbirimize söz verdik. Bu bizim işimizdi. Bunu söylerken ‘benim işyerim, istediğim gibi çalışırım’ mantığından uzak olmalıydı. Daha çok çalışmak daha özverili olmak ve en iyi hizmeti sunmaya çalışmak. Farklı olan ise şuydu; Özgürlük…

* 4 ay gibi bir süre kapalıydı hastane. Bu, bir hastane için uzun süre sayılır. Yeniden başladığınızda bu kadar büyük giderleri nasıl karşıladınız? Size herhangi bir destek verildi mi devlet tarafından?

Hayır. Dışarıdan hiç kimse destek vermedi. Biz kendi içimizde para toplayarak kimi arkadaşımız evini satarak ilk zamanlarda bunu gidermeye çalıştık. Zaten kısa bir zaman sonra beklentilerimizin de üstünde hasta kabulü gerçekleştirmeye başladık ve geri dönüşümü büyük bir özveri ile yeniden sağladık.

* Hastanenin gelir ve giderleri, çalışanların maaşları vs. bütün bu aşamaları nasıl aşıyorsunuz?

Biz küçük sosyalist bir devlet gibiyiz. Eğer adilseniz, her şey o kadar basit ki! Aşılamayacak hiç bir şey yoktur. Yaptığımız tek şey giderleri gelirden çıkarıp bir miktar fon ayırıyoruz -hastaneye yeni makineler, araç ve gereçler için- geri kalanı burada çalışan herkese eşit bir şekilde dağıtılıyor. Çok az ile yetinmesini de biliyoruz ama çok şükür hayat standardımız öncekine oranla yüz kat daha iyi.
Çocuklarımızı okutabiliyoruz, evimize aş götürebiliyoruz. Bizim daha büyük şeylerde gözümüz yok! Hiç bir zaman da olmadı. Şimdi istediğimiz her şey kontrolümüzde.

* Bildiğim kadarıyla o dönem işgal hareketine katılan 3 doktordan biriydiniz. Bir doktor olarak kolayca başka bir iş bulabilir ve tüm bu sancılı süreci yaşamayabilirdiniz. Neden bunu tercih ettiniz?

Bakınız ben Guarani halkının bir neferiyim. Babamı erken yaşta kaybettim. Dedem büyüttü beni ve her zaman şunu söylerdi bana; zalimlerin en büyük düşmanı cesurlardır. Eğer bir yerde zulüm varsa orada cesur insanlar vardır ve asla onları sırt üstü bırakma! Evet söylediklerinizde haklısınız benim için iş bulmak kolaydı ama kolay seçmek dedemin deyimiyle korkakların işiydi! Sanırım bunu kendime yediremezdim.

Biz şu an burada 600 cesur insan olarak kendimize bir yol seçtik. Bunun için mücadele verdik. Ekmeğimizden etmek istedikler, buna izin vermedik. Ve şimdi onu kendimiz üretiyoruz, paylaşıyoruz ve paylaştıkça da çoğalıyoruz.

Posted in Arjantin, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: | Leave a Comment »

Bolivya: Yerli halkın ve işçilerin Amazon’u savunusu

Posted by lahy 30/09/2011

Geçtiğimiz Pazar günü Bolivya polisi koruma altındaki Amazon yağmur ormanlarını ortadan bölecek yasadışı mega-otobana karşı yürüyüş yapan yerli kadın, erkek ve çocukları bastırmak için gaz ve copla saldırdı. Saldırı sırası ve sonrasında aralarında çocuklarında bulunduğu çok sayıda protestocu gözaltına alındı.

Polis saldırısını protesto eden ana işçi sendikası COB Çarşamba günü ülke çapında grev ilan ederek bir dizi yol kapatmaları da içeren protestolar organize etti. Hükümet Başkan Morales’in otoban inşasını askıya alması nedeniyle grevin gereksiz olduğunu ileri sürerken COB, Amazon bölgesinde yerli halkın yönetimindeki topraklarından geçecek bölümün tümden iptalini talep ediyor. Yerli halk sözcüleri Morales’in erteleme açıklamasının ardından Hükümet’in erteleme kararına inanmadıklarını ve mücadelelerine devam edeceklerini söyledi.

72 saat sonra ülke bir kriz içindeydi – Savunma Bakanı utanç içinde istifa etti, Bolivyalılar ülke çapında protesto için sokaklara döküldü; Başkan Evo Morales ise otoban inşaatını geçici olarak durdurmak zorunda kaldı. Ancak güçlü çokuluslu şirketler bu önemli doğal rezervi bölüşmeye başladı bile. Şimdi, ancak dünya bu cesur yerli halkın yanında olursa otobanın rotasını değiştirebilir ve ormanın korunmasını sağlayabiliriz.

Avaaz kısa süre önce 115,000 Bolivyalı ve Latin Amerikalının imzaladığı bir acil dilekçeyi iki üst düzey Bakan’a iletti – kitlesel bir kamusal baskı olabileceğinden endişeliler ve tedirginler. Bu vahşi şiddetin ardından şimdi baskıyı arttıralım ve baskının sona ermesi ve otobanın durdurulması için küresel bir çağrı yapalım. Acil dilekçeyi imzalamak için tıklayın — 500,000 imzaya ulaştığımızda dilekçeyi etkileyici bir yöntemle Başkan Evo Morales’e ileteceğiz:

http://www.avaaz.org/tr/bolivia_stop_the_crackdown/?tta

Altı hafta önce Amazon’dan yola çıkan binlerce yerli halk başkente doğru yürüyordu. Nihayet geçen hafta Avaaz’la görüşen Bolivya Dışişleri Bakanı liderlerle açık bir diyalog içinde olacağına söz verdi. Cumartesi günü yürüyüşçülerle görüşmeye gitti ama temel talepleri reddedilen yürüyüşçüler bakanı polis barikatını geçinceye kadar bir saat kendileriyle yürümeye zorladılar. Ertesi gün birlikler protestocuların kamp kurduğu alana baskın yaparak yüzlerce kişiyi vahşice dövdü ve gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar zorla otobüslere bindirilerek bölgeden uzaklaştırıldı.

Önerilen 300 kilometrelik otoban Bolivya Amazonlarının en kıymetli mücevheri olan ve devasa ağaçları, mükemmel yaban hayatı ve tatlısularıyla meşhur Isiboro Sécure’nin (İspanyolca’da TIPNIS) ortasından geçecek. TIPNIS inanılmaz doğal ve kültürel önemi nedeniyle Doğal Park ve yerli halk rezervi olarak çifte koruma altındaki alan statüsüne sahip. Brezilya tarafından finanse edilen otoban Brezilya’yı Pasifik limanlarına bağlayacak. Ama bunun yanı sıra bu yerli toplulukları ve ormanı tahrip edecek zehirli bir arter olarak, bu el değmemiş araziyi kerestecilik, petrol ve maden aramaya ve büyük ölçekli endüstriyel ve tarımsal işletmelere açacak. Son dönemde yapılan bir çalışmaya göre otobanın yapılması halinde parkın %64’ü 2030’a kadar ormansızlaştırılmış olacak.

Bolivya yasaları ve uluslararası hukuka göre hükümet, topraklarını almaya niyetlendiğinde yerli liderlerle görüşmelidir. Yerli topluluklar ekonomik büyüme ve bölgesel entegrasyonu geliştiren daha güvenli alternatifler istiyor. Ama hükümet onların itirazlarını duymazdan geldi ve TIPNIS dışında alternatif tek bir yol için bile çalışma yapmadı. Aksine Morales yasaları hiçe sayarak bölge için referandum yapılmasını istiyor. Bu ise birçok kişi tarafından meşru olmayan bir rıza oluşturma çabası olarak görülüyor.

Bolivya’nın ilk yerli lideri olan Morales dünya çapında çevre ve yerli halkların haklarını savunmasıyla tanınıyor. Bu içten içe kaynayan sorun patlama noktasına ulaştığı bu anda Morales’i bu ilkelere bağlı kalması ve Amazon’un korunması ve yerli topluluklara saygı için ön saflarda mücadele edenlerle yan yana durması için cesaretlendirelim – baskıyı ve yasadışı otobanı durdurmak için bu acil eylemi imzalayın:

http://www.avaaz.org/tr/bolivia_stop_the_crackdown/?tta

Bir kez daha tekrar edelim: Hepimizin bağımlı olduğu toprakların ve yerli halkların haklarının korunması hükümetlerimiz tarafından kalkınma ve ekonomik büyümeye kurban ediliyor. Liderlerimiz genellikle madencilik ve ormansızlaştırmayı – yabancı şirketlerden doğrudan kar ederek — bizim hayatta kalma araçlarımıza tercih ediyor. Hepimiz gelecekte çevre ve masum insanların hayatlarının kârdan önce gelmesini istiyoruz. Başkan Evo Morales’in halkına destek olmak, Amazon’u kurtarmak ve Latin Amerika’da gerçek kalkınmanın ne olması gerektiğini tekrar değerlendirmek için hala bir şansı var.

Umut ile,

Luis, Laura, Alice, Ricken, David, Diego, Shibayan, Alex ve tüm Avaz ekibi

Kaynaklar

Morales geri adım attı (ETHA):
>http://www.etha.com.tr/Haber/2011/09/27/dunya/morales-geri-adim-atti/

Yerli protestosu sonuç verdis (Yeni Özgür Politika):
http://yeniozgurpolitika.org/index.php?rupel=nuce&id=2287

Bolivya’da istifa (Bugün):
http://www.bugun.com.tr/haber-detay/170631-iki-bakan-da-istifa-etti-haberi.aspx

Ormansızlaştırma öngörülerine dair çalışma hakkında makale (İspanyolca):
http://www.lostiempos.com/diario/actualidad/vida-y-futuro/20110703/analisis-historico-y-proyeccion_132222_268061.html

Amazon isyanı Bolivya’yı sallıyor (Hürriyet):
http://www.hurriyet.com.tr/planet/18835577.asp

http://www.upsidedownworld.org/main/bolivia-archives-31/3241-bolivia-general-strike-protests-crackdown-on-native-march

Avaaz.org dünya halklarının görüş ve değerlerinin dünyanın tüm karar vericilerince duyulmasını sağlamak için çalışan, 9 milyon kişilik küresel bir kampanya ağıdır. (Avaaz birçok dilde “ses” veya “şarkı” anlamına gelir.) Avaaz üyeleri dünyanın dört bir yanına yayılmıştır: ekibimiz 4 kıtada, 13 ülkede, 14 dilde çalışmaktadır. Avaaz’ın bazı önemli kampanyaları hakkında bilgi almak için buraya tıklayın; veya bizi Facebook ya da Twitter’dan takip edin.

Grev Hakkında Günçelleştirme: LAHY

Posted in Bolivya, Ekolojik Hareketler, Genel Haberler, Sosyal Hareketler, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Şili’de 48 saatlik genel grev başladı

Posted by lahy 24/08/2011

Şilili çalışanlar Augusto Pinochet diktatörlüğünden beri ilk kez 48 saat sürecek bir genel greve Çarşamba günü başladı. Grevin ilk gününde polisin Santiago’da yürüyüşçülere saldırması üzerine çatışmalar çıktı.

Tüm sendikaların bağlı olduğu alan Şili Merkez İşçi Sendikaları Konfederasyonu, tüm çalışanların isteklerinin göz önünde bulundurulması ve Üniversite ve lise öğrencilerinin taleplerinin desteklenmesi için iki günlük greve gittiklerini belirtti.

Çalışanların istekleri arasında yeni anayasa, yeni bir vergi sistemi ve ücret eşitliği var.

Ancak sendikalar bunun yanında haftalardır sokaklarda parasız eğitim için gösteri yapan öğrencilere de destek veriyor. Gerek Öğrenciler gerekse de sendikalar Başkan Pinera’nın yaptığı burs verilmesi ve oğrencilere verilen borçların faizlerinin düşürülmesi teklifini red ettiler.

Şili’de haftalardır devam eden öğrenci eylemlerinde 500’e yakın kişi gözaltına alınırken, işçi eylemlerinin ilk gününde de 35 kişi gözaltına alındı.

Başkent Santiago’nun sokaklarına bariyerler kuran eylemciler, lastik yakarak polislerin hareketini zorlaştırıyor.

17 aydır görevde bulunan Sebastian Pinera hükümeti ise protesto ve grevlerin bir günlük zararının 138 milyon Euro’yu bulduğunu söyledi. Pinera’nın kamuoyu yoklamalarındaki destek oranı yüzde 28’e geriledi.

 

Posted in Şili, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: | Leave a Comment »

Küba: Kitle halinde işten çıkarmalar başladı

Posted by lahy 06/01/2011

Küba hükümeti, Başkan Raul Castro’nın 2010 yılında açıkladığı işten çıkarma ya da ” işgüçünün yeniden düzenlenmesi” kararını uygulamaya başladı.

Küba devriminin tarihinde ilk defa olarak yüzbinlerce işçi işten çıkarılıyor. İşten çıkarmalar Şeker Endüstirisi,Tarım, İnşaat, Kamu Sağlığı ve Turizm sektörlerinde 4 Ocak Salı gününden itibaren  uygulanmaya başlandı.

Önümüzdeki altı ay için 500.000, üç sene içerisinde ise 1.300.000 işçi ve memur işlerinden çıkarılacak.

İşten çıkarılanlara çalıştıkları her 10 yıl için bir maaş ve bazı ek tazminat veriliyor.Ortalama maaşın 14 dolara tekabül eden 410 peso olduğu Küba’da bir çok çalışan ay sonunu getirmekte büyük zorluklarla karşılaşıyor. Kitle halinde işten çıkarmalar sonucu halkın yaşam standartlarında düşme olması kaçınılmaz gözüküyor.

Yetkililer tarım ve inşaat sektörlerinde işten çıkarılanlara yeni bir iş teklifi yapılacağını, bu teklifin red edilmesi halinde yeni bir teklif yapılmayacağını bildirdi.

Resmi makamların verdiği bilgiye göre 2011’de 146.000 kişi kesinlikle işlerini kaybederken 351.000 kişinin de ”kendi adlarına bağımsız olarak” çalışacağı tahmin ediliyor. 2016 yılında Kübalıların yarısının özel sektörde çalışması hedefleniyor. Ekonominin yüzde 90’ının kamu kontrolünde olduğu Küba’da bu türden yapısal bir geçişin nasıl sağlanacağı muğlaklığını koruyor.

İşten çıkarmalar nedeni ile işçi sınıfı ve memurlar arasında huzursuzluğun artığı bildiriliyor. Ülkenin tek sendikası İşçi Sendikaları Merkez (CTC)genel sektereteri Salvador Mesa, işten çıkarmaları hazırlayan ve itirazları inceleyen komisyonlarda ” adam kayırmacılık, torpil ve himayeciliğin, gerekli analizlerin yapılamamasının önüne geçmek için işçilerin gerçek temsilcilerin yer alması” gerektiğini söyledi.

Sol ve Küba’da kapitalizmin yeniden inşası tartışmaları

Che: Yüzyılın Bir Evladının Trajedisi – Daniel Bensaid

Che Guevara ve kapitalist ekonomik yöntemlerin uygulanması

Küba’da kapitalizmin yeniden inşası

Kübada tek seçenek devrimden vazgeçmek olmamalı – Guillermo Almeyra*

Aleida Guevara’ya cevaben: Küba da neler oluyor? – Özlem Barın, David Dessers

José Bell Lara: Neo-Liberalizm Küba’ya Giremeyecek

Küba: Sosyalizm Adı Altında 500 Bin Kamu Emekçisi İşten Çıkarılıyor

Küba: Kapitalizme giden yolları kapamak ve yeni sosyalizme açılmak -Narciso Isa Conde*


Posted in Küba, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

Bolivya: İşçi sendikaları benzin zammına karşı seferberlikte

Posted by lahy 29/12/2010

La Paz:-  Bolivya Merkezi İşçi Sendikaları (COB) Salı günü üyesi olan sendikalara Evo Morales hükümetinin benzin fiyatlarını yüzde 57 ila 82 oranında artırmasını red için ”süresiz seferberlik” çağrısı yaptı.

COB, genel sekreteri Pedro Montes, önümüzdeki saatlerde sendikaların yapacağı yürüyüşün yer ve tarihine karar vereceklerini açıkladı.

Montes sendikaların Morales’den alınan zam kararını geri çekmesini istediklerini ancak, yapılacak zam için görüşmelere hazır olduklarını bildirdi.

Montes, “Sosyal Hareketler bütün mücadele yöntemlerini kullanacaklardır.”, dedi.

Montes daha önceki dönemlerde Morales’in politikalarını destekledi ancak benzin fiyatlarındaki artış nedeniyle Morales’e karşı tavır aldı.

Şöförler Sendikası başkanı Franklin Duran, Perşembe günü eylemler yapacak olan mahalle örgütleri ile dayanışma için grevde olacaklarını açıkladı.

Sendikanın Pazartesi günü başlattığı grev taşımacılık fiyatlarını yüzde 50 ile yüzde 100 arasında artıran taşımacıların çalışmaya başlaması nedeni ile Salı günü sona erdirildi.  Taşımacılık otoriteleri yapılacak zamların yüzde 30 ile sınırlı kalmasını istemiş idi.

Sendika başkanı Duran yüzde 30 artışı masraflarını karşılamayacağı için red ettiklerini duyurdu.

Çarşamba günü El Alto’da ki yerel örgütler toplanarak zam kararını tartışmaya başladı.

Zammın amaçı uluslararası tekellerin kazançlarını artırmak mı?

İşçi sendikalarının Evo Morales hükümetine karşı harekete geçmesi Bolivya’da giderek artan hoşnutsuzluğun bir ifadesidir.

Morales hükümetinin neoliberal bir model izlediği ve Morales yoıllarında Bolivya’nın dünya ekonomisinin bir parçaşı haline gelerek herzamankinden daha fazla yabancı yatırımcılara açık bir ülke haline geldiğini vurgulayan sol muhalifler, yapılan zammın asıl amaçının petrol fiyatlarındaki düşüklük sebebiyle meydana gelen kaçakçılığı (yıllık 120 milyon dolar civarında) önlemek değilde uluslararası tekellerin kazançlarını artırmak olduğunu vurguluyor.

Bolivya hükümeti petrol fiyatlarını artırarak petrol üretimini uluslararası şirketler için çekici hale getirmeye çalışıyor. Beşyıldır Bolivya’da varili 27 dolar civarında dondurulan petrolün dünya  piyasasında fiyatı 91 dolardır. Morales ve bakanları daha önce yaptıkları konuşmlarda benzin fiyatları artırılmadıkça petrol sektörüne yatırım yapılmayacağına inandıklarını söylemişlerdi.

IMF’nin bir açıklama yaparak izlediği tutarlı makroekonomik politikalardan dolayı Bolivya hükümeti’ni kutlaması ve Başkan Yardımcısı Alvaro Garcia Linera’nın, Bolivya ekonomisinin ”neoliberal zamanlardan daha  açık ve daha fazla bağlantılı” hale geldiğini söylemesi  sık sık hükümetin neoliberalizminin delili olarak sunuluyor.

Kaynaklar: EFE ve ”Gasolinazo para aumentar las ganancias de las petroleras e “incentivar” la extracción de crudo” bolpress.

Potosi’de ayaklanma: Eşitsiz gelişme, neo-liberal süreklilik ve Bolivya’daki yoksulluğa karşı bir isyan -Jeffery R. Webber

Bolivya’da Toprak Reformu

Bolivya:Benzin fiyatlarındaki artışa karşı grev başladı

Pachamama Ve Gelişme: Latin Amerika’nın Geleceğine İlişkin Karşıt Görüşler – Benjamin Dangl

Bolivya: Sosyal gerilimler patlama noktasında F.Fuentes

Bolivya’da reformizmin sınırları  Jason Farbman

Posted in Bolivya, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , , , | 2 Comments »

Arjantin:İşçiler tarafından yönetilen firmalar başarılı

Posted by lahy 11/12/2010

İşçiler tarafından yönetilen firmalar sessizce yaşıyorlar

Marcela Valente

BUENOS AIRES, (IPS) – 2001 sonlarında Arjantin’de yaşanan  mali ve politik krizin  ardından borç denizinde yüzen binlerce şirket sahipleri tarafından terk edildi. Ancak, bunların bazıları işçileri tarafından el konularak yeniden çalışmaya başladı.  Bugün, ekonomi büyürken,  işçiler tarafından yönetilen bu firmalar halen güçlenmeye devam ediyorlar.

Ekim ayında yayınlanan bir araştırmaya göre, günümüzde, toplam 9362 işçiye sahip olan 205 ”kurtarılmış” firma vardır. – 2004’de ise 6900 işçiye sahip 161 firma vardı.-

Bu çalışmanın ana yazarlarından Andrés Ruggeri, ” 2001 ekonomik krizi sırasında bir çeşit can simiti olarak ortaya çıkan bu olgu, ekonomik  büyüme döneminde yok olup gitmek yerine nasıl büyüdü?” diye soruyor.

Ruggeri, IPS’e, ” İşçiler, bir firmanın çalışmaya devam edebilmesi için kendileri tarafından yönetilmesinin geçerli bir alternatif olduğunu” gördüler, ”Bu daha önce düşünülmez bir şey idi” dedi.

“Arjantin’de Kurtarılmış Firmalar-2010”  başlıklı araştırma, Buenos Aires Universitesi Açık öğretim Fakültesinde okuyan bir grup öğrencinin gönüllü çalışmaları ile gerçekleştirildi.

Firmaların detaylı bir incelenmesinin sonucu hazırlanan çalışmanın amaçı bilgi toplayarak işçiler tarafından yönetilen firmaların yönetimini güçlendirecek politikaların formüle edilmesi idi.  Arjantin’in iflas etmiş firmalar tarihinde arasında daha önce de işçileri tarafından yeniden açılan firmalar vardı; ancak, bunlar istisna teşkil eden örneklerdi.

Ancak, 2002-2003 ekonomik krizinin bir sonucu olarak yiyecek, giyim, çelik, ayakkabı ve plastik sektörlerinde, et paketleme fabrikalarında, seramik, cam ve rubber üreticilerinde, grafik tasarım, ulaşım, lokantalar, sağlık firmaları ve hatta beş yıldızlı hotellerde işçiler tarafından yönetilen firmalar hızla çoğaldılar.

Patronlar, arkalarında işsiz işçiler, borçlar ve taşınabilecek ne varsa sökülüp götürülmüş fabrikalar bırakarak – sık sık ödenmemiş vergiler ve dolandırcılık da vardı-  aniden ortadan kaybolduktan sonra,  işçiler firmalara el koydular.

Aylarca ve bazen de yıllarca maaşlarını almamış işçiler tarafından el konulan  firmaların birçoğu üretime devam ediyor ve hatta ihracat bile yapıyorlar.

İşçilerin çoğunluğu kooperatifler kurdular ve kararlar,  işçiler  tarafından yönetilen diğer firmalar ve hükümet kuruluşlarından tavsiye ve destek alınarak meclislerde alınıyor.

Aynı olguya diğer Latin Amerika ülkelerinde de rastlıyoruz.  Açık Fakülete’nin raporuna göre, Brezilya’da 69, Uruguay’da 30, Paraguay’da 20 ve Venezüella’da sayıları giderek artan ”kurtarılmış” firmalar vardır. Ruggeri’ye göre, İspanya’da bu türden örneklere rastlanmaya başlandı.

Bir çokları ekonomi büyüdüğü zaman- 2003-2008 arasında yılda ortalama  yüzde 8.5 hızla büyüdü- bu firmaların sayısın azalacağını ve sadece bazılarının bir dönemin tanıkları olarak yaşayacağını düşündüler. Ruggeri, ancak, ”gelişmeler hiçte böyle olmadı” diyor

Bazen işverenin, başka bir yerde yeniden başlamak için bilerek izlediği stratejinin bir parçası olarak, ekonominin büyüdüğü dönemde bile birçok firma iflas etti. Ruggeri, aralarında yeniden iş bulacak yaşın üstünde olan işçilerinde bulunduğu çalışanların ellerinde hiç birşey olmaksızın kaderlerine terk edildiklerini vurguluyor.

Araştırma, “Kurtarılmış firmalar, emek, ekonomik ve sosyal dünyanın kök salmış gerçeklikleridir; varolmaya ve büyümeye devam edeceklerdir” sonucuna varıyor. Karşılaştıkları zorluklara rağmen, büyük bir kapasiteye sahipler, diyor.

Verilen örneklerden biri 2002-2003 krizi ile ilişkili olan -latex ürünleri ve ağırlıkla balonlar üreten – 2004 yılında iflas etmiş olan Global firmasıdır

Bir Pazartesi günü işe gelen işçiler kapıda, ” yeni bir duyuruya kadar kapalı”  tabelesını buldular.  Komşular onlara kamyonların gelerek hafta sonunda herşeyi taşıdığını söyledi- işverenler bütün makineleri alıp götürmüşlerdi..

Firmanın onlarca işçisi işsiz kaldı. Ancak zorlukları aşmayı başararak işyerini bütün zorluklara rağmen yeniden açmayı başardılar, ve 2005 yılında Global,  32 üyeye sahip “La Nueva Esperanza” (Yeni Ümit) kooperatifine dönüştü.

Arjantin başkentinin varoşlarında bulunan balon fabrikasında 50 yıllık yaşamının 26 yılını çalışarak geçiren Domingo Palomeque bu işçilerden biridir. Ancak şimdi kooperatif de eşit haklara sahip üyelerden biri olarak çalışmaya devam ediyor.

Palomeque, IPS’e ” İlk önce kooperatifi kurduk ve sonra da onların çaldığı makineleri geri aldık” dedi..

Bir grup üniversite araştırmacılarının yaptığı incelemede sık sık sözü edilen problem ham madde   ve makine almak veya uzman işçileri işe almak için kredi bulma zorluklarıdır. Ayrıca, pazar içinde paylarını artırma problemleri de vardır.

La Nueva Esperanza’da problemlerden muaf değildir. Firmanın en fazla neye ihtiyaç duyduğu sorulduğu zaman Palomeque, tereddüt etmeden , ”kredi” diyor; ”işçilerin yerine geçmesi için değil de, daha fazla rekabet avantajına sahip olmak için otomatik makineler almamız gerekiyor’,’ diye ekliyor.

Kooperatifin ürünleri, günümüzde,  yerel pazarda Malezya ve Sİngapur’dan gelen ucuz ithal ürünleri karşısında pahalı kalıyor. “Ürünlerimiz eskiden ucuz idi, ancak artık bu doğru değil” diyor.

Zorluklara rağmen yerel pazarda ürünlerini satmaya devam ediyorlar, ve hatta ihracat bile yapıyorlar. Rapora göre kurtarılmış firmaların yüzde 15’i ürünlerini ihrac ediyor; yüzde 60’sı ise ihrac kapasitesine sahiptirler.

La Nueva Esperanza kooperatifi bazı zorlukları kendine özgü yönetemlerle çözdü: Palomoque, ” Bu kendimizin bulduğu bir çözüm oldu – Brazil, Paraguay, Şili ve Uruguay’a satış yapıyoruz, ancak ürünleri kendimiz ihraç etmiyoruz, müşterilerimiz onların sınır bölgelerindeki Arjantin eyaletlerinde kayıtlarını yaptırıyorlar.” dedi.

”Artık geriye dönüş yok,” diyor, tersine, kooperatif için planları bile var: ” Amaçımız yeni makineler almak, işçiler almak ve büyümeye devam etmektir.”

Kurtarılmış firmaların büyüklükleri farklıdır. Yüzde 75’i, 50’den az işçi çalıştırıyor, sadece bazıları yüzden fazla işçiye sahip ve yalnızca yüzde 2.3’ü, 200’den fazla işçi çalıştırıyor.

Araştırma uyumlu bir kamu politikası ile firmaların desteklenmesini talep ediyor. Ruggeri,  “Devlet daha faal bir rol oynamalıdır, ancak, bu firmaların gelip geçici bir olgu olduğu gibi hatalı bir görüşe sahip oldukları için dengesiz bir şekilde davranıyorlar” diyor.

Son bir kaç yıl içinde hükümet bazı adımlar atarak bu firmalara destek sağladı. Çalışma bakanlığı araclığıyla bir milyondan dolardan fazla bir miktar sübvansiyon olarak dağıtıldı. Ancak bu bir kereliğine yapılan bir uygulama idi. Araştırma, ” kurtarılmış firmalar, düzenli bir şekilde kredi kaynakları bulamazlarsa    varoluşun sınırlarında mücadeleye etmeye mahkumdurlar” sonucuna varıyor. (IPS-Kasım 2010)

Posted in Arjantin, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Şili’de kamu çalışanları grevde

Posted by lahy 09/12/2010

Santiago de Chile,(Prensa Latina) Şili’de kamu çalışanları hükümetin uygulamaya koymayı planladığı ücret düzenlemelerini ve işten çıkarmaları protesto amacıyla süresiz greve başladılar.

Merkez İşçi Sendikası Başkanı Arturo Martinez ve Ulusal Kamu İşçileri Birliği Başkanı Raul de la Puente yaptıkları açıklamayla yetkililerin meclis tarafından reddedilen yüzde 4.2’lik ücret düzenlemesi planlarında ısrar etmelerini eleştirdiler.

Martinez, işgüvenliği ve çalışma koşullarının yanısıra talep ettikleri yüzde altılık zammın bile daha önce öngörülen yüzde 8.9’luk oranın da altında olduğunu belirtti.

Santiago kentinde bakanlık, gümrük ve vergi çalışanlarıyla, profesörler Plaza de los Heroes’ da bir toplantı planlarken kamu çalışanları ulusal çapta gösteriler düzenleyecekler.

Posted in Şili, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Şili’de kadın işçiler açlık grevine son verdi

Posted by lahy 25/11/2010

Santiago, Şili,(Prensa Latina)Şili’de çalışma ve iş koşullarına tepki olarak kendilerini bir maden ocağına kilitleyen 33 kadın işçi kendilerine iş sözü verilmesinden sonra açlık grevi eylemlerine son verdiler.

El Chiflon del Diablo maden ocağında bir hafta geçiren 33 kadının bulunduğu Şili’nin güney bölgelerinden Bio Bio yetkililerinden Francisco Ibieta yeni istihdamların yaratılacağı sözünü verdi.

Pazartesi gece yarısı grevcilerle anlaşma sağlayan vali Jacqueline Van Rysselberghe, 2000 kişilik yeni bir istihdam yaratılacağını ve işçilerin yeni çalışma alanlarıyla ve iş ile ilgili eğitim alacağını da açıkladı.

33 kadın, 2010’un başlarında orta ve güney Şili’yi vuran 8.8’lik depremden zara görenler için yaratılan binlerce iş olanakları çerçevesindeki kamu çalışanlarını kapsayan çalışma programının gözden geçirilmesini ve işgüvencesi talep ediyordu.

Posted in Şili, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Leave a Comment »

Şilili eylemciler tehdit altında

Posted by lahy 24/11/2010

Santiago, (Prensa Latina) Şili’de işlerine geri alınmak için eylem yaparak kendilerini madene zincirleyen 30 kadın işçiyle dayanışma içinde bulunan gruplardan yapılan açıklamada kadın işçilerin bulundukları yerden zorla uzaklaştırılmalarından endişe edildiği belirtildi.

Grup sözcüsü Monica Torres, madenin çevresinde artan polis sayısının ve olay yerine gelen ambulansların müdahale ihtimalini artırdığını belirtti.

Sözcü ayrıca Pazartesi günü madenin girişine gelerek eylemcilere destek veren 300 kişinin polis tarafından zorla dağıtılmasını kınadığını belirtirken eylemcilere de benzer bir müdahale olabileceği uyarısını yaptı.

Torres, And Şili Radyosuna yaptığı açıklamada “Evet, bence kadın işçileri madenden zorla çıkartacaklar” dedi.

Eylemcilerin çok kararlı olduklarını belirten Torres, tek amaçlarının iş güvencesi olduğunu belirtti.

Eylemciler başkentin 500 km güneyinde bulunan Bio Bio bölgesindeki El Chiflon del Diablo madeninde bulunuyorlar.


Posted in Şili, İnsan Hakları, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Leave a Comment »

Şilili madenciler eylemde

Posted by lahy 20/11/2010

Santiago, Şili, (Prensa Latina) Iquique kentinde bulunan Collahuasi madeninde çalışan 2 bin işçi, daha iyi çalışma koşullarının sağlanması için kitlesel bir gösteri düzenledi. Gösteriye çok sayıda örgüt ve kuruluş destek verdi.

Collahuasi madeninde yetkili sendika başkanı Manuel Muñoz, dünyadaki en büyük maden olan Collahuasi madeninde patronların işçilerin ihtiyaçlarını gözardı ettiklerini açıkladı.

Şili Üniversitesi Radyosunun haberine göre çok kalabalık geçen gösteri Iquique kentinde 35 yıldır yapılan en büyük eylem oldu.

İşçiler, maaşlarına zam yapılmasının yanısıra emeklilik maaşlarının artırılması ve sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesini talep ediyor.

Şilili işçiler patronlarla yapılan toplu görüşme sürecinin başarısız olması üzerine eyleme geçtiler. And Dağlarının eteğinde 1500 metre yükseklikte yer alan maden, başkent Santiago’nun yaklaşık 700 km kuzeyinde bulunuyor.

Madeni işleten Doña Ines de Collahuasi şirketinin yönetimi İsviçreli Xstrata Bakır adlı firmanın elinde. Bu firma ise aslında İngiltere, ABD ve Japonya konsorsiyumu olarak tanınıyor.

Dünyanın bakır ihtiyacının üçte birini sağlayan Şili ise dünyanın en büyük bakır üreticisi konumunda.

Posted in Genel Haberler, Şili, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

Şilili 33 kadın protesto için kendilerini madene kapattı

Posted by lahy 19/11/2010

Şilili kadın protestocular

Şili’de 33 kadın, hükümetin geçen şubat ayında meydana gelen depremden etkilenen ailelere yardım amacıyla başlattığı iş bulma programını sona erdirmesini kendilerini bir madene kapatarak protesto ediyor.

Yerin altında mahsur kalan 33 madenciye gösterilen ilgi ve desteğe nazire yapan kadınlar, protestoları için başkent Santiago’nun 500 km güneyinde eski bir kömür madenini seçti.

Kadınların sözcüsü, ”Bizimle ilgilenilmesi için çok uğraştık ama hükümet çağrılarımızı hep duymazdan geldi” dedi.Şubay ayındaki yıkıcı depremin ardından Şili hükümetinin afet bölgesinde başlattığı iş bulma programı bir ara 12 bin kişiye istihdam sağlamıştı.

8,8 büyüklüğündeki deprem ardından bölgede enkaz temizliği ve yeniden inşaaat çalışmaları için yöre halkına iş olanakları yaratılmıştı.

Fakat depremden en çok etkilenen yerleşim birimleri arasında yer alan Maule ve Bio Bio’da istihdam projesinin 4 Kasım tarihinde sona erdirilmesi ardından yaklaşık 8 bin kişi işsiz kaldı.

Protestocular, projenin sürdürülmesini ve halihazırda Kongre’de görüşmeleri devam eden 2011 bütçesinde kendilerine fon ayrılmasını talep ediyor.

Eski kömür madeninin 500 metre derinliğine inen 33 kadına yaklaşık 100 kişi de madenin ağzında kalarak destek veriyor.

Protesto için seçilen Chiflon del Diablo madeni, günümüzde yörenin turist çeken tarihi mekanlarından biri durumunda.

Bir turizm yetkilisi, eski madene bir zarar gelmeden protestonun barışçıl biçimde son bulmasını arzuladıklarını söyledi.

Hikayeleri bütün dünyadan gazetecilerin ilgisini çeken 33 madenci, iki ayı aşkın süre yerin altında mahsur kaldıktan sonra televizyonlarda naklen yayınlanan bir kurtarma operasyonunda gün ışığına çıkartılmıştı.

Protestocu kadınlar, 9 ay önceki depremden etkilenen afetzedelerin yaşam mücadelesinin de aynı ilgiyi hak ettiğini söylüyor.(BBC)

Posted in Sosyal Hareketler, Şili, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: | 2 Comments »

Venezüella: işçiler bürokrasiye karşı devrimci bir çalışma yasası için yürüdü

Posted by lahy 12/11/2010

Salı günü, Venezüella’nın şehirlerinde binlerce işçi yürüyüşler yaparak, Ulusal Meclis’in görev süresi sona ermeden önce yeni Çalışma Yasası’nı yürürlüğe sokmasını talep etti. Unión Nacional de Trabajadores y Trabajadoras (UNETE) sendikalar Federasyonu’nun çağrısı üzerine yapılan protesto yürüyüşlerinde, Çalışma yasasının çıkması için yeni meclis’in göreve başlamasının beklenmemesi, işverenler örgütü Fedecamaras ye sağ muhalefet ile bu konuda görüşmeler yapılmaması talep edildi.

Çalışma yasasının çıkması,  maaşların artması,İşçi kontrolü ve işçileirn öz yönetimi, işverenler ile uzlaşmazlıkların krimanialize edilmemesi taleplerinin yanı sıra işçilerin ana  sloganlarından biri:

2012’de zafere ulaşmak için Ne Bürokrasi Ne de Sermaye: Sosyalizm ve daha fazla Devrim!

Ulusal Meclis’in 2005 yılından bu yana devrimci bir çalışma yasası çıkaramamış olması gerek işçi haklarını savunan kesimler gerekse de PSUV içindeki ve dışındaki sol grupların tepkilerine neden oluyor.

UNETE tarafından organize edilen yürüyüş Ulusal meclis’in önüne vardığında ALCASA alimumyum fabrikası işçilerinin yürüyüşü ile karşılaştı.  ALCASA işçileri tam kapasite çalışamayan fabrikanın kapatılmaması ve işçi kontrolü için mücadele ediyorlar. Alcasa işçileri, işçilerin kararlarını dikkate almayan fabrika yöneticisi Elio Sayago’nun görevden alınmasını talep ediyor.

Salı günü Sayago’nun makamını işgal eden işçiler, sendika genel sekreteri Jose Gil’i başkan ilan ederek Sayago’nun  fabrikaya girişine izin vermeyeceklerini ilan ettiler.

Sendika başkanı Henry Arias ise genel sekreter Jose Gil ve işçilerin yönetime el koymasına karşı çıktı. Sağ muhalefet de işçilerin eylemlerini eleştirdi.

Venezüella’de Alimumyum sektöründe geçiken toplu sözleşme anlaşması işçilerin tepki ve protestolarına neden oluyor. Toplu sözleşmelerin gerçekleştirilmesini isteyen alimumyum işçileri, Salı günü Matanzas sanayi bölgesinde yürüyüş yaptılar.

Venezüella: Mitsubishi işçileri işten çıkarmalar ve hükümeti protesto ettiler

Venezüella: İşçilerin öz yönetimi ve işçi kontrolü için mücadele

Venezüella:”Partiyi yenilemek ve bürokrasiyi ortadan kaldırmak gerekiyor”

Venezüella: İşçi zirvesi devrimin başarı ve sorunlarını tartıştı

Alan Woods – Venezüella seçimleri: Devrime ciddi bir uyarı

Venezüella:”Partiyi yenilemek ve bürokrasiyi ortadan kaldırmak gerekiyor”

Posted in Venezuela, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , , , , , | 1 Comment »

Venezüella: Mitsubishi işçileri işten çıkarmalar ve hükümeti protesto ettiler

Posted by lahy 09/11/2010

Geçtiğimiz Salı günü  Mitsubishi fabrikasında çalışan işçiler şirketin 307 işçinin daha işten çıkarılması istemini protesto etti. Bu olayın öncesinde uzun  grevler, işgal ve iki sendika üyesinin geçen yıl öldürülmesi  bulunuyor.Mistsubishi işçileri Mahkeme de 

Singetram sendikası üyesi olan 400 eylemci işçi bir bildiri yayınladı;  Anzoátegui eyaleti Adalet Sarayı da dahil olmak üzere önemli kuruluşlara yürüyerek, Çalışma Bakanlığı’nın 9 sendika lideri ve iki iş güvenliği temsilcisini işten çıkarmasının iptalini talep ettiler.

İşçiler ayrıca Ulusal Seçim Konseyi (CNE)’ne giderek fabrika da yapılan sendika seçimlerinin tanınmasını istedi,  CNE, Cuma gününe kadar yanıt vereceklerini bildirdi.

Son olarak Çalışma Müfettişliğine giden işçiler işten çıkarılan 137 işçinin durumları hakkında bir cevap talep ettiler. İşçiler 6 ila 8 aydır yeniden işe alınmak için bekliyorlar.

Singetram geçen zamanın yayınlanan bir başkanlık kararnamesni ihlal anlamına geldiğini söyledi.  Çalışma Bakanlığı’na bağlı olan Müfettişlik işçilerin taleplerini ağır bir şekilde ele alırken, Mitsubishi firmasının yeni bir sendika yaratılması ve kolayca, daha fazla sayıda işçi çıkarılması talebini kabul etti.

Singetram Sendikası, Çalışma Bakanı Maria Iglesias’ın fabrika da işçilerin haklarının ihlaline  “devrimci bir şekilde” yaklaşmadığını vurguladı.

İşçiler Çalışma Müfetişliğinde iken 307 işçinin daha işten çıkarılacağını öğrendi. Bunun bir sonucu olarak ofis önünde sürekli olarak beklemeye başladılar.

Singetram yayınladığı bildiri de üyelerinin çoğunluğunun PSUV üyesi olduğunu ve son seçimlerde hükümette bulunan partiyi desteklediklerini belirtti.

İşçiler ayrıca, şirketin yapılan sözleşmeleri ihlal ettiğini işyeri güvenliğini sağlamak için gerekli kurallara uyulmadığını ve  200’den fazla işçinin kötü iş koşulları nedeniyle hastalandığını duyurdular.

İşçiler şirketin taşaron işçiler çalıştırmak istediğini ve Çalışma Bakanlığı’nın desteği ile patronları destekleyen bir sarı sendika yaratmayı planladığını söyledi. Ayrıca, Polis baskısı ile karşılaştıklarını, işlerini bırakmaya zorlandıklarını ve medya’nın mücadelelerini görmezden geldiğini  bildirdiler.

Singetram  29 Ocak 2009 ‘da grev sırasında iki işçiyi öldüren Javier Marcano’nun davasının halen sonuçlanmadığını, cinayete azmettirenlerin belirlenmediğini belirterek, Anzoátegui eyalet hükümeti’nin gerekli kararlılığı göstermediğini vurguladı.

İşçiler, Mitsubishi fabrikasını  12 Ocak 2009’da işgal etti. 29 Ocak 2009’da işçileri dağıtmak isteyen polis ile çıkan çatışmada iki işçi öldürüldü. İşgal ve grev Şubat ve Mart ayı boyunca sürdü.

Agustos 2009’da işçiler daha iyi çalışma koşulları için yeniden greve gitiler ve Mitsubishi işçi direnişleri ve düşük üretim nedeniyle geçici olarak fabrikayı kapattığını  duyurdu. Bunun ardından şirket 150 işçiyi işten çıkarmak için başvuruda bulundu. Mitsubishi fabrikasında 1.800 işçi çalışıyor.

Foto: İşçiler Adalet Sarayı önünde

Kaynak Venezuelanalysis.com

Venezüella: İşçilerin öz yönetimi ve işçi kontrolü için mücadele

Venezüella:”Partiyi yenilemek ve bürokrasiyi ortadan kaldırmak gerekiyor”

Venezüella: İşçi zirvesi devrimin başarı ve sorunlarını tartıştı

Alan Woods – Venezüella seçimleri: Devrime ciddi bir uyarı

Venezüella:”Partiyi yenilemek ve bürokrasiyi ortadan kaldırmak gerekiyor”

Posted in Venezuela, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , , , , | 1 Comment »

Brezilya: Lulacı sınıf işbirliği ve gelişen işçi hareketi-Osvaldo Coggiola

Posted by lahy 07/11/2010

Brezilya’da bulutların ardındaki kriz

Osvaldo Coggiola

Ocak 2003’de ki başlangıçından beri, başkanlığını Lula’nın yaptığı büyük sermayenin ”merkez sol” hükümeti, gerek sendika yöneticilerinin ve halk hareketlerinin işbirliğinin sağlanması/yolsuzluklarına göz yumulması, gerekse de nüfusun en fakir kesimlerine büyük bir sosyal yardım fonu çerçevesi içinde kamu fonlarının aktarılması tarafından desteklenen geniş bir sınıf işbirliği planını uyguladı.

Çapı nedeniyle, bu olgu her türden uluslararası gözlemcinin ilgisni çekti, 2006 yılı başkanlık seçimlerinin ikinci turunda Lula’nın sağladığı ezici üstünlük ile, bölgesel olarak, sosyal yardım programlarının uygulanması arasında ki bağı görmemezlikten gelemediler.

Piramitin tabanında bir ”sosyal programlar” grubuna rastlıyoruz (Aile Yardımı, Okul yardım ve Gıda yardımı) , gerçekte bu yardımlar daha önce mevcut olan sosyal programlarının birleştirilmesi sonucu yaratıldı. En yaygın olanı, Aile yardımı, 2006’da 11 milyon aileye ulaştı, 8,3 bin milyon real (4.200 milyon dolar), ya da Brezilya GSYMH’sının yüzde 0,4’ü. Bu programların idaresi STD’lere bırakıldı; bunların büyük bir çoğunluğu yolsuzluk örnekleri ve sözde ”eylemcilere verilen rüşvetler” idi, Lula hükümetinden gelir sağlayan spekülatörlere dönüştüler. 2002 yılında sayıları 22 bin olan STD’lerin sayısı 2006’da 260.000’e ulaştı ve gerçekte 300.000’i geçti. . 2006’da doğrudan 3 bin milyon real ( 1600 milyon dolar) aldılar; Planlama Bakanlığının tahminlerine göre bu paranın yarısından fazlası başka yerlere aktarıldı (veya çalındı)

Bu rakamlar geniş çapta bir destek sağlanmasına izin verdi, ancak büyük finans kapital’e sağlanan ödemelerle karşılaştırlıdığında bu rakamlar küçüktür; yalnızca Nisan 2007’de , bir ay da, devleti soyan mali hırsızlar, rahatlıkla 1 milyar reali (600 bin milyon dolardan daha fazla) ödemesi geçiken kamu borçlarının faiz ödemesi olarak cepe indirdiler;23.500 milyon real kazanç elde ettiler.

Resmi olarak Brezilyalı sendika sayısı, 8460’dür. Yarıdan fazlası hiçbir zaman değişmeyen ”yöneticilerine” gelir sağlayan tabeladan ibaret sendikalardır. Tam bu sıralarda sendika ve hükümet arasında geçici bir tedbirin (bir kararname) pazarlığını yaptılar, böylece, merkezi sendikalar (4 tanedirler..,: CUT, Fuerza Sindical, NCST ve UGT) maaşlardan zorunlu olarak kesilen paraların yüzde 10’unu alma hakkına kavuştular (işçi bir sendikaya üye olsun ya da olmasın maaşlardan düşürülen miktar), bu uygulama 1930’lı yıllardan beri sürüyor. Yıllık ödeme 3 bin milyon realdir..bu anlaşma, ayrıca, maaş artışlarının görüşülmesi sırasında merkezi sendikaların tabanda ki örgütlenmeler ve bölgesel veya ulusal sendikalar ile karsısında güçlenmesi anlamına geliyor.

Dörtlü merkez maliyeti 2 milyon dolar olan bir kongre’de, İşçilerin Genel Sendikası (UGT) adıyla kuruldu…Dört merkezi sendika resmi olarak tanınan sendikalardır ve mali kaynakları devlet tarafından garanti edilmiştir.

Bunlara milyoner UNE (Ulusal Öğrenciler Sendikası)’nın finansmanını da katmak gerekir, bu sendika BKP’sinin eski-maocu bürokrasisinden gelen yöneticilerin elindedir.(Bu parti hükümetin koalisyon ortaklarından biridir), ayrıca aralarında Topraksızlar hareketi(MST)’nin de bulunduğu değişik köylü hareketlerinin bağımlı bulunduğu tarımsal kredi yapılarını katmak gerekir. MST. MST 24 eyaletten gelen 24.500 tarım işçisi ile, 23 yıllık tarihinde en geniş katılımın sağlandığı V kongresini Brasilia’da gerçekleştirdi. Uzun kararnamelerinde tarımsal problemleri, gıda, ekoloji programlarını dile getirirken, Lula hükümet’inin eleştirisi bir kenara bırakıldı;devekuşlarının izlediği politikaya bir örnek olarak mevcut başarılardan söz ettiler. 2007 yılında öldürülen tarım işçilerinin sayısısnda yüzde 77’lik bir artış olmasına rağmen , büyük toprak sahiplerine ait toprakların işgali, bu politikaların bir sonucu olarak sınırlandı, ve bunun anlamı 2006’da zor kullanma yoluyla 20.000 işgalin sona ermesi oldu.

3489 sendikanın (resmi olarak yalnızca 1.806) kendisine bağlı olduğunu belirten ana merkezi sendika Merkezi İşçiler Sendikası (CUT), UNE ve MST ile birlikte hükümet yanlısı Sosyal hareketler Koordinasyonunu teşkil ediyor, ulusal hükümete (ve bazı eyaletlerde) yönetime değişik kademelerde katılıyor ve her türden sınıf işbirliğinin bir örneği olan sendika-patron komiteleri, özellikle de sendikal ve çalışma reformu olarak lanse edilen şehir ve tarım işçilerinin elde ettiği başarıların ve haklarının tahribi ve esnek çalışma politikalarının ve gerekse de eğitimin özelleştirilmesinin komitelerine katılımları hakkında bir söz etmiyorlar.

Sendikal, halkçı, köylü, gençlik ve brezilyalı akımların uzun geri çekilişlerinin kökeninde bu devasa sınıf işbirliği cephesi vardır. İhracat bonanzası hakkındaki gürültü metropol bölgelerdeki işsizliğin 2005 Aralık ayında yüzde 8.7 iken Mayıs 2010’da yüzde 10.1’e yükseldiğini gizleyememektedir. 96 milyon çalışan işçi içinde yalnızca 33 milyon yasalara uygun olarak kayıtlıdır. Ve işçilerin yüzde 80’i iki asgari ücretten daha az kazanmaktadır ( başka bir deyişle ayda 350 dolardan az).

Yegane ulusal grevler (örneğin sosyal yardımların özelleştirilmesine karşı) kamu görevlileri tarafından gerçekleştirldi ( ve genelde yenilgiye uğradı), işçi grevleri arada sırada görüldü ve tecrit edilmiş idiler. Lula’nın cevabı kamu çalışanlarının grev yapmasını tümden yasadışı ilan eden ve grevde geçen günler için maaşlardan kesinti yapan bir yasal düzenleme önerisi oldu.

2007’nin ikinci yarısından itibaren panorama değişmeye başladı. Yıllarca bir maaş artışı almadan çalışan 100,000’den fazla kamu işçisi greve gitti. İşçi sınıfı ve ücretlilerin mücadelesi genelde merkezi sendikaların ”sosyal barışı” ve petrol işçileri grevinin yenilgisi ardından 1994 yılında başlayan sendikal geri çekiliş dönemini kırmaya başladı. Grevin bir sonucu olarak özelleştirilen CSN (Ulusal Çelik Firması) işçileri önemli bir maaş artışı sağladı, aynı şekilde Sao Paulo metrosu işçileri de başarı sağladı. 25 Nisan’da 20.000’den fazla ilk ve ortaokul öğretmeni Sao Paulo’da ki yasama yetkisine sahip Meclis’in önünde mücadeleci eylemler gerçekleştirdiler.

İlk olarak Conlutas ( solun bir parçası olan ve mücadeleci sendikaların oluşturduğu bir yapı) tarafından planlanan, CUT’nunda katıldığı 23 Mayıs da ki ” Mücadele günü,” bir çok şehirde iş bırakmalar ve büyük eylemler gerçekleşti, Sao Paulo, Avenida Paulista’da 10.000 kişi yürüdü, bir başarı elde edildi.

Haziran ayında binlerce federal kamu işçisi Brazilia’da yürüdü. Bütün ülkede üniversitelerde rektörlük binalarının işgali iki katına çıktı. Sao Paulo Üniversitesi(USP)’nin 50 günden fazla işgali, Brezilya’da büyük öneme sahiptir, bu bir sembol ve bütün ülkede öğrenci mücadelesinin öncüsü oldu. Eyaletin üç büyük üniversitesi olan Unicamp,Unesp ve USP’nin öğretim üyleri ve diğer çalışanları da greve giderek mücadeleye katıldılar. Ceará, Espíritu Santo, ve Río de Janeiro üniversiteleirnde olduğu gibi. Sao Paulo eyaletinin iç kısımlarındaki beş rektörlük binası daha işgal edildi.

Petrol İşçileri Federasyonu’nun Haziran ortaarındaki kongresinde ”grev kararı” alındı. 16 rafineri ve 103 platformda çalışan 50 bin petrol işçisi ve bunların yanısıra 120.000 taşaron işçi. Bu gelişme, Temmuz başlarında ki federal üniversitelerde öğretim üyelerinin başlattığı ulusal grevin öncüsü oldu.

Hükümet’in baskıcı yanıtı kamu işçileri ve öğrencilerle sınırlı kalmadı. Havaalanlarındaki krizin başlangıçından itibaren hava tarfik kontrollörleri doğrudan Ordu’nun baskısı altında idiler, askeri yetkililerin komuta ve tehditleri altında çalışıyorlardı. Teğmenler Wellington Rodrigues ve Carlos Trifilio, sendika yöneticileri – askeri disiplini kırmak ve greve teşvik suçlamasıyla tutuklandılar

Congonhas (Sao Paulo) havaalanındaki 200’den fazla kişinin öldüğü felaket hükümet’in havaalanlarını özelleştirme politikasının (genelde kamu servisleri) yol açtığı faciayı gözler önüne serdi ve sonunda, nesnel olarak, ”günah keçisi” politikası ile son buldu ( işçiler bir askeri kölelik rejimi altında çalışmak zorunda bırakıldılar)

Bitmek tükenmek bilmeyen rüşvet skandalları yalnızca koalisyon hükümetinin krizi değil aynı zamanda devletin tüm kurumlarının krizidir, görüldüğü gibi hiç kimse soygunlar ve milyonların aktarımından muaf değildir.

Latin Amerika’nın devi Brezilya proleteryası, ”aşağıdan yukarıya” doğru bir harekete başladı. Tabanda yeni sendikalar kuruluyor ve büyüyor. Öğrenci hareketi gerçektende bürokratik liderliğe karşı isyan halindedir. ”Yukarıdakilerin” büyük krizi ile birleştiği zaman, bu hareketin büyümesi ve derinleşmesi ülkeyi devrim öncesi bir duruma sürükleyebilir. (Ekim 2010)

Arruda Sampaio: ”Lula’nın oynadığı rol Brezilya’da solu bitirmek oldu”

Posted in Brezilya, Makaleler, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , , , , | 2 Comments »

Honduras’da işçi mücadelesi yükseliyor

Posted by lahy 07/11/2010

30 Ekim’de toplanan Honduraslı sendika ve kitle örgütlerinin temsilcileri Kasım ayının ilk iki haftasında dört konu etrafında protesto eylemleri gerçekleştirmeye karar verdi. Bu konular, ulusal asgari ücret, öğretmenlerin maaş artışlarını durduran yasa, diğer kamu görevlilerinin maaş artışlarının yasaklanması ve geçici işçiliğin kabulü için yapılan yasa önerisi idi.

Yapılan toplantılara ana işçi sendikalarının temsilcileri, öğretmen örgütleri ve Haziran 2009 darbesi sonrası kurulan Ulusal Halkçı Direniş Cephesi(FNRP) temsilcileri katıldı.

Toplantının ardından Kasım ayının ilk haftasında düzenlenen protesto gösterileri başarılı oldu.3 Kasım da asgari ücretin açıklanması ve geçiçi işçilik yasasına karşı yapılan yürüyüşlere binlerce işçi katıldı.

11 Kasım da ulusal düzeyde bir genel grev planlanıyor.

Darbeci başkan Porfirio (“Pepe”) Lobo Sosa Nisan ayında açıklanması gereken yeni asgari ücreti bugüne kadar açıklamadı.

Ekim ayında düzenlenen bir yasa ile öğretmen ve kamu çalışanlarının maaşları donduruldu.

Maliye bakanı William Chong Wong 28 Ekim’de bir açıklama yaparak hükümetin kaynakları olmadığı için bu tedbirleri aldıklarını iddia etti. FNRP ve öğretmenler ve kamu işçileri çıkarılan yasayı Tegucigalpa‘da bir yürüyüş gerçekleştirerek ve Ulusal Kongre’nin önünde oturma eylemi yaparak protesto etti. (La Tribuna (Tegucigalpa) 10/31/10; Prensa Latina 10/28/10; EFE 10/28/10 via Terra.com (Spain); FNRP communiqué #76 10/28/10)

Yeni çıkarılacak bir yasa ile de geçici işçilik statüsü kabul ediliyor, şirketler işçi kadrolarının yüzde 40’ına kadar geçiçi işçi işe alabilecekler, Halen yürürlülkte olan yasa ise yalnızca daimi işçi alımına izin veriyor.

Son yayınlanan rakamlara göre Honduras’da işsizlik yüzde 43’e ulaştı.

Honduras’da ölüm timleri iş başında

Honduras’da Ölüm Mangaları – David Pérez ve Daniel Trujillo

Honduras: IMF boykota son verdi

Honduras: Öğretmenlerin Zaferi, direniş yükseliyor

1 milyon Honduraslı Kurucu Meclis talep ediyor

Honduras’da Toplu Mezarlık Bulundu

Posted in Genel Haberler, Honduras, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , , , | 2 Comments »

Resimlerle sendika ağalarının kurbanı Mariano Ferreyra için protestolar

Posted by lahy 04/11/2010


Marie Trigona
Arjantin’de bir işçi sınıfı eylemcisi demiryolları boyunca meydana gelen bir uzlaşmazlık sonucu  20 Eylül’de vurularak öldürüldü. Öfkeli halk toplulukları ülke çapında protesto eylemlerinde bulundular. 

Maktul 23 yaşındaki , İşçi Partisi militanı Mariano Ferreyra idi. Tren hattını bloke etmek istedikleri için işlerinden atılan taşaron işçilere destek vermek için onlarla birlikte yürüyordu.

Şahitlerden biri Mariano vurulduktan sonra bir kişinin ” bir solcu eksildi” dediğini duymuş…. Mariano Ferreyra politik yaşamına 14 yaşında Troçkist partinin yerel bir komitesinde başladı.  Mariano’nun ölümünden sorumlu olan sarı sendika  Başkan Cristina Fernandez de Kirchner‘in Peronist hükümeti ile bağlantılıdır.

“Sendika bürokrasisi”  Arjantin’in sendikalalarının yapısını tanımlamak için herkesin kullandığı bir tanımlamadır. Yolsuzluklara karışan sendika liderleri işçilerin muhalefet listelerine oy vermesini engellemek için şiddete başvurmaktan kaçınmıyorlar.

Uluslararası Çalışma Hakları Forumu Arjantin’de ki Kraft Korporasyonu örgütlenme hakkını çigneyen en kötü firmalardan biri olarak niteledi. Gıda işçileri sendikası işçilerin taleplerini desteklemedi. Geçen yıl Kraft Subway İşçileri ve gazino işçileri bağımsız bir sendika kurmak için  resmi sendikalardan şiddetli saldırılara karşı kendilerini savunmak zorunda kaldı.

Neoliberalism ile özdeşleşen taşaron işçilik gerek kamu gerekse de özel sektörde yaygın bir şekilde uygulanıyor. Tren hatlarında görev yapan işçiler işçi sağlayan taşaron firmalar tarafından geçici olarak kiralanıyor.  Şirket işçilere daha az para ödüyor, haklarını kısıtlıyor ve işçiler sürekli olarak değişiyor. Tren işçileri sendikası bilet satışlarından pay aldığı için bu sistemden faydalanıyor ve firmanın çıkarlarını korumak sendikanında çıkarınadır.

Maktulun bir arkadaşı olan Marcelo Adrian, sarı sendikaların yapısı işverenlerin çıkarlarını koruyor. ” sorumlu olan devlettir. Bürokratik sendikalar …ve Polis suç ortaklarıdır. Tren taşımacılık sendikası , yeşil listesinden 40 serseri bize saldırdı. Bu planlanmış bir saldırı idi ve daha önce de taşaron işçilere karşı saldırılar olmuştu. ”

İşçi Partisi’nin gazetesi: İşçilere karşı bir suç.

Olayın diğer kurbanı kafasından vurulan 61 yaşındaki Elsa Rodríguez’in durumu ciddidir. Rodríguez 7 yıldan fazla bir süredir İşçi Partisi saflarındadır. Yürüyüş sırasında ağlayan kızları sorumluların cezalandırlmasını talep ettiler.

Diğer kurban, kaba et ve bacağından vurulan  Nelson Aguirre   Mariano Ferreyra’nın katilerinin cezalandırlmasını talep eden bir pankart taşıdı.

Şehir merkeiznden banliyölere giden trenleri işleten ve hükümetten sübvansiyon alan özel şirket en az 600 işçiyi işten çıkardı. 40 işçinin kovulması 20 Ekim’de ki protestoların nedeni idi. Tren sendikarında ki muhalif   “mor”  liste grubu işçilerin daimi kadroya alınması ve taşaron işçi kiralanmasına son verilmesi için kampanya yapıyordu.

60.000’den protestocu bir araya gelerek  Ferreyra’nın katlini kınadı, antidemokratik sendika uygulamalarına son verilmesi ve eylemcinin katillerinin cezalandırlmasını talep ettiler. Öğrencilerin giydiği tshirt’ün üzerinde ki yazı: Ben Mariano’yum.

Mariano Ferreyra’nın tarihi ve kaderi iki eylemci olan Maximiliano Kosteki ve  Dario Santillan ile bağlantılıdır; her ikiside Avellenşda banliyö hattındaki bir istasyonu bloke etme eylemi sırasında vuruldular. . Genç Ferreyra 2002′ de ki eyleme de katılmış idi ve  sekiz yıl sonra Avelleneda  istasyonunda bir kaç sokak ileride tren hatları üzerinde vuruldu.

Demokratik sendika temsili için savaşan delegelerin çeşitliliği giderek büyüyen tabandan gelme işçi sınıfı eylemciliğini yansıtıyor.  Tabandan gelen bu hareket, resmi sendika liderlerinin  şiddete  ve yolsuzluklara dayalı eylemlerine rağmen güçlenerek büyüyor.

“İşçileri öldürme gelenegi son bulacak! Mariano Ferreyra burada!”

Arjantin: Ferreyra davasında 3.üncü tutuklama

Arjantin: Ferreyra’nın katilleri mahkemede

Arjantin: Hasta la victoria, siempre, Compañero Mariano!

Arjantin: Partido Obrero üyesi sendika bürokrasi tarafından öldürüldü;

Posted in Arjantin, İnsan Hakları, İşçi Hareketleri-Sendikalar | Etiketler: , , , , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: